THE WORD /ORDET (1955) KELAM/SÖZ

İnancın teslimiyet evrelerindeki psikozları, reformist ve ortadoks düşüncede orta yolu bulmak ile dua mekanizmasının gerçeğindeki istek ile Tanrı katında kabul edilebilirliğin sonuçlarında olabilecek mucizeyi göreceğiniz bir film.

 

Yönetmen:Carl Theodor Dreyer

Senaryo:Kaj Munk, Carl Theodor Dreyer

Ülke:Danimarka

Tür: Dram

Süre: 126 dk

Vizyon Tarihi:10 Ocak 1955      (Danimarka)

Dil: Danimarkaca

Müzik:Poul Schierbeck

Nam-ı Diğer: Ordet | The Word

Oyuncular: Hanne Agesen, Kirsten Andreasen, Sylvia Eckhausen, Birgitte Federspiel, Ejner Federspiel

Özet

Film Batı Jutland’de dini bir komünitenin bir parçası olan bir çiftçi ailesine odaklanmaktadır. Sofu baba Morten’in yanında üç oğlu vardır: dini inancı olmayan en büyükleri Mikkel; dini inançları nedeniyle Terzi Peter’in kızının kendisiyle evlenmesine izin vermediği Anders; ve akıl sağlığını yitirip kendisini İsa zanneden üçüncü ve en gençleri Johannes. Morten kendi dininin “hayat” ile alakalı olduğunu düşünmekte, Peter’in inancını ise “ölüm” ile alakalı olmakla suçlamaktadır. |

Yorumlar

Klasik anlatı sinemasının, başyapıtlarından biri. Görselliği ile büyülerken, aynı zamanda altmetinleriylede bir hayli zihinlerimizi meşgul ediyor.

**

İnanç hakkında gerçekten kaliteli bir film izlemek istiyorsanız Ingmar Bergman üstadın “Winter Light” filmini şiddetle öneririm.

 

FİLMDEN

Not: Filmi seyredemeyenler için altyazı konu bütünlüğü oluşturmamaktadır. Ancak dikkatiniz çekecek diyaloglar farklı şekilde sunulmuştur.

 

Johannes

Vah ikiyüzlülere vah, sana da, sana da ve sana.

İnançsızlığınız için de vah size vah!

Göğe yükselen Hıristiyan’a cennet ve cehennemi yaratan O’nun tarafından size gönderilen bana inanmayanlara acı.

Size söylüyorum gerçekten, hüküm günü geldi.

Tanrı bana yüzünü gösterdi ve vahiyle emretti.

Ona inanmayana acı, Cennetin krallığına sadece  inananlar girebilecek.

Amin.

**

Johannes?

 Ben dünyanın ışığıyım, ama karanlık bunu anlayamadı. Kendi içime ulaştım ama, İçim beni kabul etmedi.

Mumlar ne için?

Işığımın karanlığı aydınlatması için.

**

Onun [Johannes] için üzgünüm. O tamamen delirmiş.

O, Mikkel! Etrafta ben İsa’yım diye dolaşıyor. Hiç düzelebilecek mi?

 Hep o dini dersler onu başını aldı. Evet. Asla bu kadar okumamalıydı. Onu yeteneği olduğu için ben yönlendirdim. Ailede bir rahibin olmasını istiyordun. Hayır, Mikkel, bu doğru değil, yeterince rahip var. İhtiyacımız olan, insanları sarsacak biri. Johannes’in özel yetenekleri bana, Hıristiyanlık ateşini  yeniden alevlendirebileceğini düşündürdü. Onun Mesih olması için o kadar samimi dua ettim ki.

 Reformcu?

 Evet yenileyici. Çok istekli dua ettim bunun için. Ama sonuçta ne olduğunu gördün.

**

Johannes kendine gelecek. Ben de umutluydum ama iyileşemeyecek. Neden buna inanmıyorsun?

 Artık mucizeler gerçekleşmiyor. Hiçbir şey imkansız değildir, bunun için O’na dua edildiğinde. Dua ettim, dua ettim, dua ettim Inger.

O zaman İsa için dua etmeye devam etmelisin, Dua ettiğimiz şeyi bize verecektir. Biliyorum, Inger, biliyorum.

Ama dualarım neye yaradı?

 Dualarının neyi harekete geçirdiğini nerden biliyorsun?

 Dua et ve dua etmeye devam et ne kadar az inancın kalsa da 

**

Baban için çok üzülüyorum. Ben Johannes için üzülüyorum. Ben de öyle ama  Ama ne?

 Johannes belki de Tanrıya hepimizden daha yakındır. ama baban  Doğruculuğuna katlanamıyorum. Haksız olmaya başladığını düşünüyorum. O da bana haksız davrandı. O hiçbir zaman seni azarlamadı. Hayır, sessizliğini bozmadı. Ama ne düşündüğünü hissedebiliyordum. Gözlerindeki bakışı gördüm. Çiftlikteki tüm bu sofuluklardan kurtulabilsem.

Fakat Mikkel, Tanrıya inanıyorsun, değil mi?

 Tüm bunlar hakkında ne hissettiğimi biliyorsun, Inger.

 İnancın olmadığını mı?

 Hatta inanca inancın olmadığı.

Ama daha önemli başka şeylerin var.

Onlar nedir?

 Bir kalp, iyilik. Sana diyorum, inancın olmasına yetmiyor. Eğer kişi aynı zamanda iyi insan değilse. İşte bu sensin. Ama inancım yok.

Gelecek.

Bundan emin misin?

 Evet. Ve ardından içinde ne kadar sıcaklık ve coşku hissettiğini  göreceksin ve mutlu olacaksın. Mutlu olmak güzel, değil mi?

**

Evet.

Ön oturma odasında bir ölü.

Ne hakkında konuşuyorsun sen?

 Johannes, sessiz ol ve kapıyı kapat.

Cennetteki babamın görkemi adına, oturma odasında bir ölü.

Tamam Johannes tamam!

**

Fakat sence olmaz mı?

 Bunun hakkında bir daha konuşmamalıyız diye düşünüyorum. O kadar basmakalıp olduğunu düşünüyorum da  Nasıl?

 Senin köylülük gururun. “Tüyün kuşları” en güzeli bence.

Dede, bence en önemlisi birbirini sevmektir.

Aşk zamanla gelir, Inger.

Küçük dedem, sen dünyadaki her şeyden anlıyorsun. aşk haricinde. Şimdi dur! Söyle bana, hayatında hiç aşık oldun mu?

 Hiç aşık oldum mu?

 En azından on kez. Ben de öyle düşünmüştüm.

Neyi düşünmüştün?

 Hiç gerçekten aşık olmadığını. En azından evlendim, bildiğim kadarıyla.

**

Sana ne oldu dede?

 Borgen’in çiftliği eskisi gibi değil. Tabii ki eskisi gibi. Johannes hiç bir zaman değişmeyecek. Bunu nerden biliyorsun?

 Ve Mikkel hiç bir zaman değişmeyecek Bunları tek nefeste söyleyebilmen!

Ayrıca, Mikkel ile ilgili yanlış olan nedir?

 Yalnızca atalarının inancını reddetmesi.

Mikkel yeterince iyi. Yüreğinde Tanrı var. Ve şimdi Anders  Bazen seni anlayamıyorum. Sanki Tanrı seni yüzüstü bırakmış gibi davranıyorsun. Öyle mi?

 Evet, içimde bir şeyler çatırdadı. Ve sen nedenini biliyorsun. Çünkü Tanrı dualarını duymadı,

 Johannes’in yatağına diz çöktüğünde

Hayır, Inger,

Burada yanlışsın. Bu Tanrının suçu değil, benim suçum. Dua ederken içimde inanç olsaydı, mucize gerçekleşirdi. Fakat ben yalnızca denemeye değer diye dua ettim. Eğer bir baba çocuğu için inanarak dua etmezse, mucizeler gerçekleşmez. Tanrının bunu yapamayacağını mı düşünüyorsun?

 Artık inanmıyorum. Neye inandığımı biliyor musun?

 Birçok küçük mucizenin gizlice gerçekleştiğine inanıyorum. Tanrı insanların dualarını duyar, fakat çok yaygara kopmaması için, gizlice gerçekleştirir. Belki haklısındır

**

PETER PETERSEN- TERZİ  Gitme zamanım geliyor, Kışın sesini duyuyorum  Ben aynı zamanda sadece yolculuk kuşuyum  Gerçek evim başka yerde

**

Bu günahın sana işlemesine izin verme.

Tamam baba.

**

Az önce ne düşündüğümü biliyor musun Kirstine?

 Hayır Peter. Borgen çiftliğine kayınpeder olmak, o kadar da kötü olmayabilir. Anne hiçbir şeyin eksikliğini duymaz. Düşündüğüm dünyevi menfaatler değildi. Değil mi?

 Hayır, daha ilerisine bakıyordum. Ne hakkında düşünüyordun?

 Biz küçük topluluk olarak, Tanrının krallığı için Borgen çiftliğini   kazanıp kazanamayacağımızı merak ediyordum. Bu çok harika bir şey olurdu. Başını mı döndürdü?

 Benimki de. Fakat tekrar dünyaya döndüm. Nasıl Peter?

 Cennet için düşünmektense daha çok  dünyevi menfaatler için düşündüğümü hissettim. Efendimiz seni kutsadı ve gözlerini açtı. Evet. Şükranlarım ve dualarım O’na.

**

Tanrı seninle olsun. Pardon?

 Tanrı seninle olsun. Teşekkür ederim. Sen galiba  Beni tanımıyorsun. Sen çiftçinin oğlu musun?

 Ben bir duvarcıyım. O! Ben evler yaparım, ama hiç kimse içinde yaşamaz. Yaşamazlar mı?

 Kendileri yapmayı severler. Nasıl yapılacağını bilmedikleri halde kendileri yaparlar. Bu yüzden bazıları yarısı bitmiş kulübelerde, kimi yıkıntılarda yaşar, ve çoğu da evsiz dolaşır. Siz eve ihtiyacı olanlardan mısınız?

 Ben yeni başkanım, adım  Nasıralı İsa. İsa.

Bunu nasıl kanıtlarsın?

 İnanç insanı, kendi inancı eksik olan! İnsanlar ölü İsa’ya inanır, yaşayana değil. 2000 yıl önceki mucizelerime inanıyorlar ama, şimdi bana inanmıyorlar. Cennetteki babamıza kanıt olması ve  mucizeler gerçekleştirmek üzere döndüm. Mucizeler artık olmuyor. Dünyadaki kilisem  benim ümitlerimi kıran kilise, beni kendi adıma öldüren kilise. Burada duruyorum ve yine beni kovuyorsun. Beni tekrar çarmıha gererseniz, size yazıklar olsun.

Bu tam anlamıyla dehşet verici.

**

biliyorsun  Anne ve ben, biz birbirimizden hoşlanıyoruz. ve şimdi sana onunla beraber olabilmemiz için rica ediyorum. Benim cevabım da “Hayır” Kesinlikle “Hayır” Neden Anne’i çağırıp sormuyoruz?

 Hayır. Neden?

 Bir şeyi değiştirmez. Ben yeterince iyi değil miyim?

 Hayır, Anders, sen yeterince iyi değilsin. Bende yanlış olan nedir?

 Sende yanlış olan Hıristiyan olmaman. Hıristiyan olmamam mı?

 Bizim anladığımız şekilde Hıristiyan olmaman. Ben sen ve Kirstine kadar inançlı olduğumu düşünüyorum. Olabilir, ama bizim inancımızda değilsin, ve benim önemsediğim bu. En iyisi gitmen.

**

 Johannes’le mi konuştunuz?

 Evet. Umarım size karşı çirkin davranmadı. Hayır hayır. Ama, şey, biraz  Evet onun hakkında pek konuşmayız, ama sizinle 

Hayır. Bazı şeyler oldu.

Şey aşk ilişkisiyle ilgili mi?

 Hayır hayır. Søren Kierkegaard ile ilgili.

Nasıl?

– Johannes ilahiyat okumuş. .

– Öyle mi?

 Her şey başta iyi gidiyordu  fakat şüpheler ve dayanaksız düşüncelerle ilgili zor zamanlar geçirdi. .

– Sonra maneviyata döndü?

**

Anders geldi mi?

 Babamla konuştun mu?

 Evet. Babanın neye karar verdiğini hemen tahmin edebilirsin. Tabii Anders bir eşe sahip olmalı. Fakat bizimle aynı inançlara sahip bir eş olmalı. Babam korkuyor. Korkuyor mu?

 Anne’in inancının Anders’dan daha güçlü olmasından korkuyor. ve Peter’in üzerimizden zafer kazanmasından. Inger, beni anladığını sanıyorum.

Bu çiftliği devraldığımda, bu cemaatte Hıristiyanlığın zerresi yoktu. Onlara karşı tek adam olarak başladım, kilisede bana karşı gök gürültüsü gibi yağdılar, kimse yanımda olmadı. Kavga bu çiftlikten yıllar boyunca devam etti, çiftlik zafer kazanana kadar. Ve sen şimdi bana çiftliğin kapılarını bana karşı savaşan  köyün bozulmuş kalabalığına açmamı söylüyorsun. Hayır ondan önce ben öleyim. Beni anlayabiliyor musun Inger?

 Evet dede, ben Anders’i düşünüyorum. Anders’i tanırım. İyi bir çocuk. Fakat zayıf ve kolayca etkilenebilir, bu yüzden kendi inancına sahip bir eşi olmalı. Sevdiği kızdan vazgeçmeli. Ne dediğine dikkat et, Mikkel. Babanı yanlış anladın Mikkel.

**

Tanrım geliyor. Anders. Sazlıklarda mıydın?

 Hayır baba şey  Evet evet şeyden evet evet  Tebrikler! Ne oldu?

 Bağırıyor musun?

 “Hayır” dedi “Hayır” baba, “Hayır” dedi. Ne diyorsun?

 Beni reddetti.

Kim seni reddetti.

Terzi Peter. Ama Anders! Terzi Peter seni red mi etti?

 Evet çok çabuk. Sonra da beni dışarı attı. Oğlum terzi Peter’in kızını hakketmiyor mu?

 Hayır. Peki sorabilir miyim neden?

 Çünkü çünkü, ben yeterince iyi değilim. Neden yeterince iyi değilsin?

 Çünkü ben onların inancında değilim. Öyle mi! Bu yüzden biz Borgen çiftliğindekiler  terzi Peter için yeterince iyi değiliz. Kör şeytan biz değiliz! Biz çiftliktekiler putperestiz. Terzi Peter’in bunu yüzüme söyleyecek kadar  cesur olup olmadığını bilmek isterdim.

Anders, Anne ile aranızdaki ciddi mi?

 Başka türlü olsaydı beni dışarı atmasına razı olur muydum?

 Bu mantıklı bir cevap. Inger, ceketim. Hazırlan Anders. Mikkel, Hans’ı arabaya koş. Çoktan hazırdı senin için. Tamam, tamam, doğru  Sen benim en iyi babamsın. Tamam tamam, acele et. Tanrı yardımcım olsun yapacağım.

**

ve biliyoruz ki Tanrı bugün mucizelerini burada gösterecek. Jenssigne, günahlardan kurtuluşunun bilincinde, burada oturman büyük bir mucize değil mi?

 Kristen Thatcher, Tanrı’nın senin ona varmak için, inancını değiştirmeni uygun bulduğu da bir mucize değil midir?

 Benim gibi sefil bir günahkarın burada durması ve aranızda   şahadet getirmesi mucize değil mi?

 Bunlar hayret verici değil mi?

 Bu olağanüstü değil mi?

 Bu büyük bir kutsama değil mi?

 Şükran ve övgüler Tanrı’ya

**

Mette Maren şahadet getirmek üzereydi. Evet Maren, burada yeniden toplandık  Size yalnızca hepinizin benimle aynı koşullarda Tanrı karşısına   çıkacağınızı söylemek istedim. Günah içinde yaşarken, O kadar çok sıkıştırıldım ve zorlandım, ama sonrasında ışığı gördüm ve şimdi dünyadaki en mutlu kişiyim, ve Tanrıya şükrettim. Bunu söylemek istedim. Bu güzel bir günah çıkarmaydı. Oturmaz mısın?

 13. ilahiyi okuyalım mı?

  Günahkarlar, artık kulaklarınızı kapatmayın  kuzuların sesi için açın 

Dinle!

Sesleri merhamet doluk  Gel ve göğsüme yat

**

Hepiniz düşünün  Hepiniz gelin

 Tanrının adaleti Herkesin günahlardan kurtuluşu olacak İ

**

Bak Peter, buraya gelirken Olayları senin bakış açınla görmeye çalıştım. Eee neye vardın?

 Çocuklarımızın, bizim ikimizin dini tıpatıp aynı şekilde anlamadığımız için çekmemesi gerektiğini düşündüm. Anne sizlerden birinin inancına sahip olabilir. Bizim ondan Tanrıyı almak gibi bir amacımız yok. Bunu konuşmak zaman kaybı. Beni anlamıyorsun. Ya sen?

 Sen beni anlayabiliyor musun?

 Ben seni anlayabiliyorum. Bir zamanlar ben de senin gibiydim. Ama bu sana yetmedi. Evet haklısın Borgen, bu bana yetmedi. Senin veya diğerlerine karşı bir şey söyleyemem ama  çekilmezsin, seni çekiyorsam lanetleneyim. Bizde çekilmez olan nedir?

 Öncelikle ve en önemlisi sizin değişim saçmalığı. Başka bize karşı neyin var?

 Senin cenaze levazımatçısı yüzünü çekemiyorum. Evet bunu daha önce de duydum. Hayır sen, sizin mutlu ve parlak bir Hıristiyanlığınız var, buna karşın biz, bizler karanlık ruh ve cenazeciyiz. Fakat sen parlak ve mutlu Hıristiyanlardan biri olduğuna göre neden biri seni gördüğünde sefiller gibi davranıyorsun?

 Cennette yerim olduğu için. O kadar özgür ve mutlu hissediyorum ki. Peki diğerlerimiz, tüm geri kalanlar. Biz ebedi azap için dosdoğru cehennemi boylayacağız öyle mi? Evet. Laflar, laflar, onlara hakimsin.

**

Ve ölüm uyandı ve konuşmaya başladı, ve kendini annesine verdi. Resmi görmek ister misin?

 

**

Söyle bana Morten, Tanrı inancın konusunda tamamen memnun musun?

 Evet evet tabii ki. Biliyor musun Morten?

 Peter nereye varmaya çalışıyorsun?

 Sen memnun değilsin Morten. Bizim tarafa katıl. Delirdin mi?

 O zaman ruhun huzurla dolar. Asla! Morten, Morten, böyle söyleme. Sen toza dönüştüğünde çok geç olacak. Gel bize katıl. Yaparsam lanet olsun. Morten, Morten, Tanrımız mucizelerin tanrısı. Onun, seni inançsızlığından ve yanılgılarından kurtarma gücü var. İnançsızlık ve  İnançsızlık ve yanılgı. İnancıma bunu diyorsun. Benim inancımla seninki arasındaki fark ne biliyor musun?

 Sence Hıristiyanlık kasvet ve kendine azap çektirmek. Bence Hıristiyanlık hayat dolu olmak. Benim inancım gün ve hayat boyu mutluluk. Seninki ölüme özlem. Benimki hayatın sıcaklığı, seninki ölümün soğukluğu. Bir gün bizimkinin doğru yol olduğunun farkına varacaksın Peter Gerçekten neyi arıyorsun?

 Biz yalnızca Tanrıyı arıyoruz, başka bir şey değil. Evet, kulağa hoş geliyor fakat, biz sizi değişmiş veya inanan olarak kabul etmiyoruz, bana göre  Sana göre mi?

 Siz hepiniz kaybolmuşsunuz. Terzi Peter’e göre biz hepimiz cehennemi boylayacağız  Anders, Anders. Efendim baba. Eve gidiyoruz. Ama  Anne ile birlikte olamayacak mıyız?

 Hayır. Ben de “Evet” diyorum, onu almalısın, şeytan çarpsın beni, Onu alacaksın, ben kendim, onu bu hapishaneden kaçırmak zorunda kalsam da. Gel bakalım. Baba. Şimdi gidiyoruz. İyi geceler, terzi Peter. Morten. Görmüyor musun Tanrı’nın gazabının üzerinde olduğunu?

 Bu saçmalıklardan bir kelime daha duyamam. Beni duymazsın ama Tanrı’yı duyacaksın. Senin biraz daha imtihandan geçmen gerekiyor. Merhaba! Evet tamam. Ne?

 Hayır henüz değil. Evet şimdi gidiyorlar. Ne?

 Gerçekten mi! Peki iyi geceler. Umarım çabuk iyileşir. Nedir?

 “Umarım çabuk iyileşir” ile ne demek istiyorsun?

 Gerçekten mucizelerle dolu bir çağda yaşıyoruz.

Bu da ne demek?

 Dediğim gibi senin biraz daha imtihandan geçmen gerekiyor.

Oğlun Mikkel çağırıyor. Eee n’olmuş?

 Inger’in tehlikeli bir hastalığa yakalandığını söyledi. Inger?

 Çocuk olmalı. Hayır olağan dışı bir şey, anladığım kadarıyla. Acele etmeliyim. İçtenlikle umuyorum ki Tanrı kalbine şimdi ulaşır, Ne kadar sert çarpsa da. Ne söylüyorsun?

 Tanrı yardımcım olsun, Senin aslında gelinimin ölmesini dilediğine inanıyorum. Evet Tanrı adına umuyorum ki, başka yolu yoksa. Umuyorsun değil mi?

 Yapma Morten yapma. Söyledim sana. Buna cevabım ne olacak biliyor musun?

 .

– Hayır yapma! .

– Tek cevap bu! Baba kendine hakim ol. Şahitler var. Sen güçlü Morten olsan da, başkalarının da hakları var. Cehenneme git. Yolunda durmayacağım  toprak sahibinin domuzu. Bunlar doğum sancısı mı?

 Evet, kesinlikle. Inger. Anestezi almalısın. Tamam doktor. Borgen, lambayı tutabilecek misin?

 Bu neydi?

 Ne oldu?

 Bir şey değil. Birazdan kendine gelecek. Nabzı nasıl?

 Çok iyi değil. Maskeyi kaldır. Bana elini ver. Kalp atışlarını dinle. Biraz hızlı. Çocuk yaşıyor mu?

 Evet şimdilik. Ama üstesinden gelmeliyiz. Atlatacak mı?

 Beni oyalama  Lambayı biraz yaklaştır  şimdi, lambayı koy ve bana bir kova getir. Ne kadar büyüklükte?

 Bunun kadar?

 Nasıl gidiyor?

 Karen, dışarı koş ve küçük kovayı getir. karımın geçen hafta aldığı. Doktorun burada olduğunu gördüm. Gelinin mi?

 İkisi de burada. Çocuk mu?

 Ters dönmüş. Ya Inger?

 Hayatı kurtulursa şükretmeliyiz. Buradasın. Ciddi mi baba?

 Anders zor bir gece bizi bekliyor. Öyle mi?

 Evet dua etmeliyiz. Tamam baba. Hem Anne hem de Inger için. Inger için. Anne meselesi kendiliğinden çözülür. Yatmaya git ve Tanrıya güven. Birlikte dua etmemeli miyiz baba?

 Küçük Anders, gerçekten ciddiyse kendi başıma dua etmem en iyisi. Tanrı halledecek! Ardından Efendimiz tırpan ve cam saatiyle geldi.

Tamam Johannes tamam Neden korkuyorsun?

 O! inanç eksikliği mi?

 Babamın yanına henüz çıkamadım.

Sessiz ol Johannes.

Kendi köyünde büyük işler gerçekleştiremedi, çünkü O’na kimse inanmıyordu.

Odana git. Yatağına git. Peki Mikkel?

 Bebek geldi. Inger’in söz verdiği gibi bir oğlan mı?

 Evet. Oğlandı. Görüyorsun orada

Tanrı hata yapmaz.

Orada yatıyor, kovada, dört parça halinde. O! Mikkel, keşke Tanrıya dua edebilseydin. Bunu sen yaparsın baba. Johannes ne yapıyorsun?

 Onu görmedin mi?

 Kimi?

 Efendimizi. Efendimizi mi?

 Cam saat ve tırpanla. Bebeği götürdü. Bana inanmış olsaydınız, bunlar olmazdı. Şimdi güçsüzüm. Tanrım! Tanrım! Beni dinlemen için ihtiyacın ne kadar büyük olmalı?

 Küçük Johannes, yaşlı babana bir iyilik yapmak istiyorsan, odana git. Bak bak. Neye bakayım?

 O’nu göremiyor musun?

 Orada duruyor. Kim?

 Tırpanlı adam geri döndü. Inger’i alıp götürmeye. Sessiz ol be adam. Bana hala kulak vermiyorsun. Johannes  hayır hayır bu delilik ve henüz  Delilik olan nedir ve sebebi?

 Tanrıya gittikçe yaklaşıyorsun tek kelime etmen yeter. Hayır hayır hayır git burdan. Diken çalılıklarda üzüm arıyorsun. Yanından geçtiğin asmalar  Git burdan, sana dedim, yoksa beni de delirteceksin.

 Büyükbaba. Ne! Daha yatağına gitmedin mi, küçük Maren?

 Gittim. Ama  Çok sesli konuşuyordun büyükbaba. Seni kaldırdım mı?

 Evet, bizim yerimiz değişti. Değişti mi?

 Yataklarımız senin odana kondu. Neden biliyor musun?

 Hayır. Çünkü küçük bir oğlan kardeş bekliyoruz. Bunu size kim söyledi?

 Annem. Hoşunuza gitti mi?

 Keşke küçük kız kardeş olsaydı ama, annem sana küçük oğlan için söz vermiş. Bunu o mu söyledi?

 Evet ama düşün arkasından gidip hasta oluyor. Evet Efendimiz küçük kardeşi, henüz göndermemeye karar vermiş. Öyle mi?

 Evet şimdi içeri girebilirsin.

Tanrıya annenizi iyileştirmesi için dua edin. Tamam ama bunu yapmayacak. Yapmayacak mı?

 Hayır bu gece ölecek. Bu ne?

 Ne dedin?

 Johannes amca öyle diyor. Sonrasında onu hayata geri çağıracak, biliyorsun İncil’deki adam gibi. Bu ne saçmalık?

 Bu amcamın söyledikleri. Peki tamam. Ama şimdi en iyisi gidip yatın, küçük Maren. Tamam büyükbaba.

İyi geceler tatlım. İyi geceler büyükbaba.

Burada durmaya dayanamıyorum. Güçlü ol oğlum. Nasıl gittiğini görebiliyorum. Nasıl gittiğini mi?

 Baba! Evet. Onu kaybetmeye katlanamam. Onu kaybetmeyeceksin Mikkel. Tanrı aşkına. Baba. Evet. Eğer Inger ölürse  Anders ve Anne evlenip çocukların yuvası olana kadar, yaşamaya söz veriyor musun?

 Bu olmamalı. O Tanrım! Inger’i bizden alma. Haydi onun yanına girelim. Seninle geliyorum. Sen güçlüsün baba. Evet  ama Tanrının eline bakıyorum. Gel. Amca, annem yakında ölecek mi?

 İstiyor musun küçük kız?

 Evet çünkü sen onu hayata geri döndüreceksin değil mi?

 Herhalde öyle bir şey olmayacak. Neden?

 Diğerleri bana izin vermeyecek. E peki annem?

 Annen cennete gidecek. Ama ben bunu hiç sevmedim. Küçük kız. Cennette bir annen olmasının nasıl bir şey olduğunu bilmiyorsun. Bu dünyada olmasından daha mı iyi?

 Bunu kendin için görebilirsin.

Ama ne saçmalık!

Başımız derde girerse, bizimle ilgilenecek anne olmayacak. Cennette annesi olan çocuğun başı derde girmez. Eğer birinin annesi öldüyse, her zaman onunladır. Aynı hayattayken ki gibi. Fakat hayattayken birçok başka şeyi düşünmek zorunda.

Evet inek sağmak, yerleri temizlemek ve yıkamak. Ölüler bunları yapmak zorunda değil. Hayır. Amca ben yine de onu uyandırmanı isterim. Öyle mi?

 Evet onu yanımızda tutmayı. Çocuğum. Onu uyandırmayacak mısın?

 Diğerleri izin verirse, yaparım. Diğerleri seni ilgilendiriyor mu?

 Nasıl da mutluyum. Öyle misin?

 Evet. Beni içeri alacak mısın?

 Tamam ve babamın meleklerinden bir tanesinin, yatağının yanında sana bakmasını sağlayacağım. Bizden her zamanki gibi hayır dualarını esirgemeyeceksin değil mi?

 Evet yapacağım. Küçük çocukları alıp bağrına bastı. Elini üzerlerine koyup onları kutsadı. Tanrım bize ölüm gönderme.

Bak şimdi Borgen. Söyleme doktor. Her şey bitti. Ne?

 Hayır. Uyudu ve herhangi bir komplikasyon yaşamayacak. Sonsuz teşekkürler. Evet zor bir görevdi. Kesinlikle öyleydi doktor. Çok teşekkür ederim. Şimdi kahve isterim. Tamam doğru gerçekten ihtiyacımız var. Karen, Karen  Inger’s iyileşiyor, atlatacak. Gerçek kahve çekirdeklerinden kahve istiyoruz. Doktor, girip nasıl olduğuna bakabilir miyim?

 Tamam sessiz olursan. Çok sessiz. İyi akşamlar. İyi akşamlar rahip ve tekrar hoş geldin. Teşekkür ederim sağolun. Biliyor musun?

 Evet hem doktoru hem de arabasını gördüm. İçeri bakmama neden oldu. Ne olduğunu duymak istedim. İyi akşamlar doktor. Çok naziksiniz. Biliyorsunuz, oğlumun karısı, zorundaydı  Evet umuyordu değil mi?

 Bebek öldü ama kendi kurtuldu. Anlıyorum. Üzerinizi çıkarın rahip bey. Biraz sonra kahveniz gelir, arkasından  Teşekkürler ama eve gitmeliyim. Doktorla birlikte gidersiniz. Tamam tabii. Siz oturun şimdi. Ben içeriye gizlice bir bakayım. Tanrının meleklerinden biri gibi uyuyor. Buradasın doktor. Teşekkürler. Mucize gibi bir şey. Borgen’ciğim beni affetmelisin. Senin dini duygularını incitmek istemem, ama her şey yoluna girdiği için, izin ver sana biraz takılayım. Sence bu akşam hangisi daha etkili oldu, duaların mı yoksa benim müdahalem mi?

 Tanrının kutsaması sevgili doktor. Ora et labora, eski keşişlerin söyledikleri gibi. Rahip siz galiba mucizelere inanıyorsunuz. İnanmak?

 Mucizeler doğal olarak mümkün, Tanrı her şeyin ama her şeyin yaratıcısı ve bu yüzden Onun için her şey mümkün. .

– Fakat  .

– Fakat?

 Öte yandan, Tanrı mucizelere gerçekleştirebilse bile, .

– Öyle yapmıyor. .

– Fakat neden?

 Çünkü mucizeler doğanın kanunlarını bozar, ve Tanrı tabii ki kendi kanunlarını bozmaz. Ama İsa mucizesine ne dersiniz?

 Bunlar özel durumlarda gerçekleşti. Anladım. Özel durumlar demek ki, senin aslında güvenilir Tanrın bazen işleri aksatabiliyor. Haydi, sevgili papaz!

İşte doktorların sorunu. Her zaman en az inanılması değer şeye inanırlar.

İşte sen doktor.  Efendim seninle olsun. Efendim seni kutsasın ve sana sahip çıksın.  Efendim ışığı kapatsın Teveccühleri üzerine parlasın  ve sana erdem versin.  Efendim ışığı kapatsın Teveccühleri üzerine parlasın  ve sana huzur versin. Amin. Bu neydi?

 Bu Johannes’ti. Küçük çocuklara kendi kutsamasını yapıyor. Anladım. Evet. Biliyorsun rahip  Onu gördün değil mi?

 Özür dilerim ama şey  düşünmüyor musun?

 Evden dışarıda daha iyi durumda olmaz mı?

 Oğlum ben Borgen çiftliğinde olduğum sürece benimle birlikte kalacak. Johannes daha iyi olacak. Öyle mi düşünüyorsun?

 Tekrar fiziksel bir şok yaşayana kadar bekleyelim bakalım. Bu onun bilinçaltı dediğimiz düşünceler yığınını altüst edecektir. Önceden olduğu gibi olabileceğini düşünüyorsun değil mi?

 Evet aynen eskisi gibi  İşte rahip gördün, doktor da mucizelere inanıyor. Ben bilimin bana öğrettiği mucizelere inanırım. Tanrı büyüktür, belki gerçekleşir. Evet Borgen öyle umuyoruz. Hastaya bir bakayım ondan sonra gideriz. Ben hazırım. Sevgili Borgen, en içten tebrikler. Çok teşekkür ederim Rahip. Bu gece Tanrının senin için yaptıklarından dolayı minnettar değil misin?

 Emin olabilirsin öyleyim Rahip. Zor bir zamandı. Kesinlikle öyleydi. Ve o zamanı özlemediğimi söyleyebilirim. Bunu da anlayabiliyorum. Teşekkür ederim. Peki doktor?

 Uyuyor. Şimdi sen de uyuyabilirsin. İyi geceler. Borgen çiftliği bu geceki yaptıklarınız için şükran borçlu. Karen, Noel’de doktora iki kaz gönder. Ben veteriner değilim  Benim müdahalemde ölürler. Geliyor musunuz?

 Evet tamam. İyi geceler Borgen. Inger’in durumu nasıl?

 Şey Anders, umduğumuzdan daha iyi. Bu güzel. İşte yine geldi, cam saatli adam, Inger’i almak için geldi yine. Johannes, yatağına git. Bak duvardan geçti. O doktorun arabasının ışıkları. Inger uykuda şimdi. Hayati tehlikeyi atlattı. Dinle, bu tırpan, çomağını unutmuş. Bu doktor, arabasını çıkarıyor. Dur duydun mu, geri dön?

 Dönmelisin. Dönmeyecek. O zaman git. İnanç saatinde onu geri getireceksin. Şimdi dinle Johannes, bu kadar yeter.

Öldü.

Ne?

 Aniden uykuda gitti.

Inger öldü mü?

 

 Yalan söylüyorsun. Şimdi yalan söylüyorsun. Sinirlenme. Fakat doktor az önce onunlaydı. Gel kendin gör. Katılaştığını kollarımda hissettim. Dudaklarının morardığını, gözlerinin ışığının söndüğünü gördüm. Efendimiz verdi ve onu geri aldı. Tanrıma şükredeyim. Doktoru arasak mı?

 Sence ölümle anlaşabilirse ara onu Anders. Inger. Yok az önce buradan ayrıldı. Tamam onu söyleyebilir misin  Ona söyleyebilir misin  öldüğünü Inger. Teşekkür ederim. Hoşça kal. Efendimiz verdi ve onu geri aldı. O ölmedi uyuyor. Öyle mi dersin?

 Onu uyurken mi görmek istersin?

 Nerede yattığını gösterin bana. İnanıyorsan Tanrının ihtişamını görmelisin. Efendimiz verdi ve onu geri aldı. Ben İsa, Tanrıdan geldim, ve Tanrıyla beraber, cennetin bulutları arasında kalacağım.

 Anders! Anders!

Öldü mü?

 Hayır baba, bu ölümlülerden değil. Şu kadarcık merhamet bile verilmedi bize. Mikkel, oğlum. Neden ölmek zorundaydı?

 Neden birbirimizden kopmak zorundaydık?

 Her şey o kadar anlamsız ki, anlamsız ki. Mikkel, neden biliyorsun. Neyi biliyorum?

 Ben sadece  her sevdiğim, taparcasına sevdiğimin, toprak altına gömülüp çürüdüğünü biliyorum.

 

Ölüm belgesi: Adı: Inger Borgen, ev hanımı. Ölüm tarihi: 13 Ağustos 1925 14 Ağustos 1925 tarihli Husby C.J. Houen Kilisesi kayıtları.

Seninle az bir süre beraber oldum.

Beni aramalısın.

Nereye gidersem sen gelemezsin. (St. John XIII. 33)

 Johannes! İnançlı karım ve sevgili annemiz INGER BORGEN Kjar doğumlu Bizden alındı, MIKKEL BORGEN, Maren, küçük Inger. İçten sevdiğimiz gelin ve yengemiz, INGER BORGEN sarsılmaz inançla sonsuz istirahata çekildi. İsa, ilahi kurtarıcı, himayesinde. Borgen çiftliğindeki herkesçe derinden özleniyor. Morten Borgen Anders Borgen Beni duyanlara söylüyorum, düşmanlarınızı sevin, sizden nefret edenlere iyilik yapın, size kin kusanları kutsayın, ve sizi kin içinde kullananlar için dua edin. Ve her kim yanağınıza tokat atarsa, ona diğer yanağınızı uzatın. Kilisede oturabilmemiz için gitmemiz gerekiyor. Tamam Kirstine. Morten Borgen’in geldiğini hatırlıyor musun?

 Evet neden?

 Onu çok rencide ettim. Bana öyle geliyor ki rencide eden Morten Borgen’di. Olabilir ama benimki daha büyüktü. Kirstine, öteki yanağımı dönmeliydim. Kendine karşı biraz sert değil misin?

 Hayır İsa’nın sözlerini hatırla, “Kilisede ne yapacaksın?

” “Kardeşinle barış, sonra gel ve ödülünü bağışla.” Gitmeliyiz, Borgen çiftliğine uğramalıyız. Kiliseye gitmiyor muyuz?

 Yok Borgen çiftliğine gidiyoruz. Hazır mısın, Anne?

 Evet baba. Inger Borgen, doğum adı Kjar. 24 Ocak 1896 doğumlu, 13 Ağustos 1925 ölüm tarihli.

 Ruhunda huzur olanları kutsa 

Kimse güneş batmadan günü bilemez 

İyi sabahlar, iyi sabahlar diye daldaki kuşlar şarkı söyler 

Hapis duvarı arkasında akşam güneşini görür 

Seher vaktinde çiçekler selam durur tatlı kokulu

Akşama fırtınalı sağanak altında kırılırlar 

Küçük çocuklar sabahın kızıllığında çokça oynar 

Akşama tabutta sessiz ve ölü yatarlar

 

Uzun bir tören olacak baba. Evet. Rahip birazdan burada olur. Evet. İçeride kahvelerini bitirmelerini beklemeliyiz. Tamam. Inger, üzerine kapağı koymalıyız. Mikkel! Baba! Mikkel, önce papazın dua etmesine izin ver. Tamam tamam. Onu tüm onuruyla gönderiyoruz. Hah! İşte papaz geliyor. Seyirciyi içeri alalım mı?

 Mikkel, beni öldüreceksin. Tamam bekleyelim. Günaydın Borgen. İşte burada. İyi şeyler olur umarım. Aksi halde bunlar olmazdı. Bunlar inancın sözleriydi. İyi sabahlar Borgen. Hatırla Mikkel Borgen, acı içinde bile güzellik olabilir. Evet ve bütün bu güzellik, doktor, korkunç derecede önemli. Johannes’ten haber var mı?

 Onu her yerde aradık, kimse onu görmemiş ve onun hakkında bir şey duymuş. Bu durumda en kötüsü için hazırlıklı olmalıyız. Tanrım büyüktür, belki huzur bulmuştur. Onu içeri alayım mı?

 Birkaç söz söyleyebilir miyim?

 Ölüm sonsuzluğa açılan kapıdır, ve burada yatan genç kadın, kapıdan sevdiklerinden daha önce geçti. Yas tutuyoruz çünkü keder ve kaybımızı düşünüyoruz, fakat onun adına gerçekten yas tutmamıza gerek yok. Bu yüzden anılarınız, parlak ve mutlu anılarınız için minnettar olun, geçen günleriniz için, aydınlık umutlarınız için. Onu gelecekteki yaşamınıza gönderdiniz. Senin için söylemek isterim ki Mikkel Borgen, hayatını, onun anılarıyla dolu ve çocuklarını yetiştirebilecek, şekilde yaşayabilirsen, ki o bunu görse çok mutlu olurdu, o zaman birbirinizi çok sevmiş olan ikiniz, bir daha ayrılmamak üzere tekrar bir araya gelirsiniz. Efendimizin duasını sessizce okuyalım mı?

 Amin. Nazik sözleriniz için teşekkür ederim Rahip Teşekküre gerek yok. Baba bak. Peter, geldin mi?

 Morten Borgen, izinsiz geldiğim için beni affetmelisin. Elimi tutar mısın?

 Ama seninle kavga eden bendim. Kurtarıcımızın sözlerini unutan bendim. Affedilmek için ona dua ettim. Sen de aynısını yapmalısın Morten. Her şey şimdi o kadar önemsiz ki. Hayır değil, şimdi sana bu tabutun yanında herkesin bilmesi gerektiği bir şey söylemem gerekiyor. Inger taşınmadan önce. Biliyorum iyi niyetlisin Peter, fakat yeterince konuşuldu. Ne söylemem gerektiğine geliyorum, Inger’in yeri boş durmamalı. Anne, gel buraya. Anne seninle miydi Peter?

 İşte burada. Yalnızca Tanrı seni ödüllendirebilir. O tümüyle sana aittir. Anne. Şimdi yalnızca kurtarıcım kaldı, onu asla bırakmayacağım. Peter, yüreğim ısındı. Ona karşı hoşgörülü ol. Anne hepimizin yaşamında gün ışığı olacaksın. Teşekkürler Anders. Inger.

Tanrıya şükür gözyaşları geldi.

Karen gel. Neyse sonuna geldik. Hoşça kal Inger. Her şey için teşekkür ederim, her şey güzeldi. Yakında tekrar görüşeceğiz. Evet Mikkel, bir görüşmemiz daha olacak. Hoşça kal Inger. Tanrı ruhunu dinlendirsin. Annenize hoşça kal deyin.

Hoşça kal anne. Bunlardan hiçbir şey anlamıyor. O çok küçük. Ya geri kalanımız, bizler de bir şey anlamıyoruz. Çok doğru Borgen. Hoşça kal Inger ve teşekkürler. Anders kapak. Hayır onu almamalısın, bizi ayırmamalısın. Hayır! Mikkel, hayır!

Şimdi Mikkel, onun ruhu Tanrıyla. Burada değil bunu görebiliyorsun.

Vücudu burada onun vücudunu da sevmiştim.

Güçlü ol hoşça kal de. Sen Borgen çiftliği çocuklarındansın. Hoşça kal küçük tatlım. Hoşça kal küçük kızım. Johannes! Evet baba. Baba?

 Sen baba mı dedin?

 Gözlerin eskiden olduğu gibi. Aklını geri kazanmışsın. Johannes. Evet aklımı tekrar buldum.

İçinizden hiç kimsenin aklına Tanrıdan Inger’i geri istemek geçmedi.

Johannes, şimdi de Tanrıya küfrediyorsun.

Hayır asıl siz ilgisiz inancınızla Tanrıya küfrediyorsunuz.

Tanrıya dua etseydiniz O sizi dinlerdi.

 Bütün bunlar nedir?

 Burada durup karımın ölüsü üzerinden bağırmanız. Kardeşim  Niye şu inananlar arasında gerçekten inanan biri yok. Inger, çürümelisin çünkü dönem çürümüş. Kapağı kapat. Çabuk amca. Çocuk  Çocuk  Cennetin krallığında en büyük. Çabuk acele et. Yapabileceğime inanıyor musun?

 Evet amca.

Senin inancın büyük, bu yüzden yapılmalı 

Annene bak.

İsa’nın adını söylediğimde kalkacak.

Duyun beni ölüler.

-Delirmiş.-

Hayat kurtarmayı istemek delilik mi?

 Johannes! Tanrıya güven. İsa eğer mümkünse, hayata geri dönmesini sağla ve bana, ölüleri canlandırabilecek kelimeleri söyle.

Inger, İsa adına, sana  kalk!

Inger  Küçük kız Inger.

Morten, o eskilerin Tanrısı, İlyas’ın Tanrısı, sonsuz ve aynısı.

Evet sonsuz ve aynısı.

Çocuk.

Yaşıyor mu?

 Evet, Inger.

Evde Tanrıyla yaşıyor.

Tanrıyla?

 Tanrıyla?

 Evet, Inger.

Senin inancını buldum.

Şimdi bizim için hayat başlıyor.

Hayat, evet  Hayat.

Evet.

Hayat.Hayat

 

 

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s