VREDENS DAG (1943) Gazap Günü

Doğruluk ve hakikatin gerçek yüzünü tam göremediğimizi anlatan filmde, hakikat nerde diyeceksiniz?

Süre: 97 dk

Yönetmen:Carl Theodor Dreyer

Senaryo: Carl Theodor Dreyer, Poul Knudsen, Paul La Cour

Ülke: Danimarka

Tür: Dram, Romantik

Vizyon Tarihi:13 Kasım 1943     (Danimarka)

Dil: Danimarkaca

Müzik:Poul Schierbeck

Nam-ı Diğer: Day of Wrath | Day of Wrath

Oyuncular: Kirsten Andreasen, Sigurd Berg, Harald Holst, Albert Høeberg, Emanuel Jørgensen

Özet

Orta Çağ’da geçen eser, döneminin cadı paranoyasını işler, küçük bir kasabayı merkezine alarak. Doğrunun ve yanlışın arasındaki farkın flulaştığı bir hikâyede, aşk olgusu da kullanılarak, izleyiciye, olayları sorgulama olanağı verir ama bazı şeylerin göründüğü gibi olmayacağı mesajını da ulaştırmayı ihmal etmez. Masum bir aşk hikâyesi midir yaşanan, yoksa şeytani bir plan mı?

Cadı olmakla suçlananlara itiraf etmeleri için işkence etmek, dayanamayıp itiraf edenleri, ruhları kurtulsun diye yakmak ve itiraf etmeyenlerin ise işkence altında ölmesi, hepsinin kutsal insanlar(kilise) tarafından ve ulvi amaçlar için yapılması ve bu yakma ritüeline kasaba halkının da ilahiler söyleyerek katılması, gerçekten izleyici adına zor bir seyir veriyor. Hayır izleyici adına konuşmayı geçelim, bunların hepsinin çokça yaşanmış olduğu gerçeği de, akıllara gelmesi amaçlanmış Dreyer tarafından. Dreyer’in bu sorgulamayı doğrudan taraf tutmayarak, adeta o dönemde yaşıyormuşçasına bize sunması, eserin gücünün başka bir kaynağı.

Dreyer yine bir ressamdan ilham almıştır filmin yapımında, ünlü ressam Rembrandt’tan.

Filmden

Gazap Günü, korkunç gece Yer ve gök yanmakta, küllerince Ve güneş doğar, gece ölünce. Gazap Günü, o boğucu günde Gökler yandığında alevler içinde Yitip gitmiştir, yeryüzünün güzel kalesi de. Gazap Günü, hesap vermeye Kaldırılıp, çıkarız mahkemeye Ve bekleriz, zorlu o anımız gelsin diye. Gazap Günü, o güçlü borazan Canlı ve ölüleri çağırdığı zaman Ölüler mezarlarını kırıp kalkar, onu duydukları an. Gazap Günü, Tanrı’nın yardımıyla, Bakın Şeytan’ın korkunç hesap tahtasına Dururken o, Hakim’in huzurunda.

Gazap Günü, o mahkeme gününde Tüm günahlar okunup ifşa edildiğinde Hepsi duyulur, her yerde korku eşliğinde. Gazap Günü, görün onları, Taht’ın önüde dikilirler Nasıl küçük ve de zalimler, İğrenç günahları ve ayıpları ile örtülüler.

Gazap Günü, bana merhamet et, Günahlarımı Şeytan’ın boyunduruğundan def et, Ve nihayet, ruhumu Cennet’ine kabul et. Adı geçen Marte Herlof’un üç saygıdeğer vatandaşın şahitliğiyle cadılığı ilan edilmiş olup sorgulanması ve sonrasında da mahkeme huzuruna çıkarılması kararı çıkmıştır.

 

**

Ben Papaz Absalon Pederssøn bölge sorumlusu olarak adı geçen Marte Herlof’un sorguya çekilmesini emrediyorum. İtiraf etmesi için ona baskı yapmalı ki günahının kefaretini ödesin ve ruhu kurtulmuş olsun.

**

Marte Herlof, ruhban sınıfı karşısında günahlarını itiraf ettikten sonra acı dolu bir sorgulamaya tutuldu. 14 Haziran, 1623 Absalon Pederssøn – Jørgen Ravn

**

Hayır, cadıyı yakmak için bu. Seni  ölüme hazırlamaya geldim.

Demek beni yüzüstü bırakacaksın. Hayır, yüzüstü bırakmak değil bu. Seni günler boyunca düşündüm. Seni nasıl kurtarabilirim  Ebedi hayatında. Gevezeliği bırak. Cennet veya Cehennem için değil endişem. Tek korkum, ölmek. Ben Anne’yi kurtarmıştım. Sen ise beni yüzüstü bırakıyorsun. Hayır, Marte. Ama her şey bitmedi. Anne de benim çektiklerimi çekecek. Eğer ben yanacaksam, Anne de yanacak. Hayır, hayır  Eğer beni ateşe atarlarsa  Eğer ateşe atarlarsa  Yanmak istemiyorum. İstemiyorum. İstemiyorum.

Git. Git! Defol! 

Kazığa bağlanacak  Kazığa bağlanacak  Ve ateşe atılacak. Yanacak  Bedeni, dumansız ateşle.  Kazığa bağlanacak  Kazığa bağlanacak  Ve ateşe atılacak. Yanacak  Bedeni, dumansız ateşle. Gidiyor musun?

**

Dayanamıyorum buna. Yanımda kal. Absalon ile konuşmak istiyorum! Ne için?

 Absalon ile konuşacağım! Yoksa birisini mi ihbar edeceksin?

 Absalon ile konuşmak istiyorum. Hükümlü sizinle konuşmak istiyor. Ateşten kurtar beni. Yoksa  Korkma. Tanrı sonsuz merhamet sahibidir. Gözlerindeki perdeyi kaldırıp, seni günahlarından arındıracaktır.

Anne’yi ihbar edeceğim, duydun mu beni! Bunun acısını çekeceksin! Şeytan senin de işini bitirecek, seni ikiyüzlü yalancı! Yalancı. Yalancı. Yalancı. 

**

Gazap Günü, ne acılıdır o gün. 

Peygamberin uyarısı nasıl gerçekleşti, görün! 

Yer ve gök yanıp kül olmuşken bütün. 

Tüm ruhlar nasıl da korkacak o an 

Cennet’ten Hakim indiği zaman 

Çünkü suçlular, kaçamayacaklar cezalarından! 

Borazanın o harikulâde sesi duyulunca

**

Ve bu kutlu günde  Marte Herlof kazığa bağlanıp yakıldı. Tanrı’nın şânı yücedir. 

**

Tanrı’nın şânı yücedir. 

Yüce Rab, tüm varlığımla sana yöneldim   

zorlu anlarımda bana yardım et! 

Sadık bir kul olarak, senin emirlerinden dışarı çıkmadım. 

Ama şimdi ruhum, iç kemiren bir şüpheyle çalkalanıyor.

 Yüce Rab, nûrunu üzerimden eksik etme ki   

korkunç karanlıklarda yolumu şaşırmayayım.

**

Biz nasıl ayrılabiliriz ki?

 İkimizi bir düşünsene, bağımızı. Şu ağacı görüyor musun?

 Evet, kederle eğiyor başını. Hayır, özlemle eğiyor. İkimize yas tutuyor. Sudaki yansımasını özlüyor. Nasıl ki onlar birbirlerinden ayrılamaz biz de ayrılamayız. Bedenim  bu dünyaya aittir. Ve ben onu dünyaya iade ediyorum. Ruhum ise  Tanrı’ya aittir. Ve ben onu Tanrı’ya teslim ediyorum.

**

Ellerini uzat. İşte, ellerim senindir. İşte ben, bu elleri tutuyorum ve kendi ellerimdeki can gidene kadar da tutacağım. Senin ölümünden sonra benim de çok yaşayacağımı sanma. Beni teselli etmek için söylüyorsun bunları. Bazen, ölümün yaklaştığını hissediyorum. Ama ben onu cesaretle karşılayacağım.

Ve umutla! “O inananlar ki, onlar öldükten sonra da yaşayacaklardır.”

Ölsek şuracıkta  ikimiz yan yana. Ölmek mi?

 Ölmek mi?

 Neden?

 Günahımızın kefâreti için. Günah mı?

 Aşık olmak mı günah?

 Konuşma ve düşünme şundan başkasını biz birbirimize aitiz!

“Ağaçlıkta diğer ağaçlar arasındaki elma ağacı gibidir  ” benim sevgilim ” “Ben de onun gölgesinde otururum ”

Hava da iyice bozdu! Bu fırtına, başımıza felaket olmasa.

Zaten hep felaket haberi almıyor muyuz bu aralar?

**

Sakın bakma. Ne olur bakayım.

Sabredemez misin biraz lütfen?

 Bir armut ağacı. Armut ağacı mı!

Elma ağacı olduğunu nasıl anlamazsın!

Bu da bir elma meyvesi.

Tek meyvesi mi var sadece?

 Evet, benim elma ağacımın bir tane meyvesi var.

**

Siz uyumadınız mı hâlâ?

 Hayır, Martin ve ben bekledik seni. İyi akşamlar babacığım. İyi akşamlar, Martin. Epey oldu gideli. Efendi Laurentius nasıl?

 Tanrı ona acısız, kolay bir ölüm verdi. Bira ister misin?

 Senin için ısıttım. Beklediğiniz için ikinize de teşekkür ederim. Baba, yorgunsun. Dinlenmen gerek.

Evet, yorgunum. Ama dinlenebileceğimi sanmıyorum. Yanından geldiğim adam tam bir teslimiyetle öldü. Ama öte yandan şahit olduğum diğer ölümlerdeki tüm iç çekişlerde  Gördüğüm tek şey günahlardı,   günahlar  hep günahlar. Bir anlık zevkler. Gizli günahlar. Tanrım  Ne hayatlar yaşanıyor gaflet içinde 

Çok değişik konuşuyorsun.

Evet, çünkü değişik bir tedirginlik var üzerimde.

Oradayken bir an ölüm elimden tuttu sandım. Hiçbir şey duyamadım. Hiçbir şey göremedim. Ama, ruhumun derinliklerinde birisinin, benim ölmemi istediğini hissettim. Yorgunsun. Hastasın. Hasta değilim. Ama yorgun olduğu doğru. Yat dinlen şimdi. İyi geceler oğlum. İyice dinlen. Keşke kafandaki meselelerin yükünü hafifletebilseydim. Senin de kendi dertlerin vardır. Ölümü bu kadar sık düşünmemelisin. Haklısın, Anne, ama bu düşünceden kurtulamıyorum. Ölümüm yakındır!

Kim senin ölmeni ister ki?

 Kim?

 Anne, sen hiç ölmemi istedin mi?

 Neden isteyeyim ki?

 Çünkü ben sana karşı büyük bir yanlış yaptım. Beni istiyor musun diye hiç sormadan  seninle evlendim. Gençliğini aldım senden. Bu, hiçbir zaman telafi edemeyeceğim bir hata. Evet, haklısın. Gençliğimi çaldın. Neşemi  Hep, aşık olmak istemiştim. Kucağıma alacağım bir çocuğun hayalini kurmuştum. Oysa sen onu bile veremedin bana. Ölmeni istedim mi diye sordun. Yüzlerce kez istedim hem de. Burada, yanımdayken de istedim. Uzaklarda olduğun zamanlarda da. Ama hiç bu kadar içten istememiştim, Martin ile  Martin?

 Ve sen ha! Evet. Martin ve ben. Öğrendin işte. İşte bu yüzden, ölmeni istiyorum.  Ölmeni! Baba. Baba. Ne oldu?

**

Gece nöbetini ben mi tutayım?

 Hayır. Martin tutacak bu gece. Neden böyle suskunsun?

 Bir şeyler söylesene. Biliyor muydu?

 Ne demek istiyorsun?

 İkimizi biliyor muydu  Söyledin değil mi?

 Öğrendi. O yüzden beni çağırdı son anında. Üşüyorum! Isıtsana beni! Sesi hâlâ kulaklarımda. Babam. Babacığım. Onun için mi ağlıyorsun?

 Yoksa benim için mi?

 Kendim için ağlıyorum. Neden?

 Ölüp kurtulsam. Her şey, artık her şey bitti.

Hayır, Martin. Bu sadece başlangıç.

Benim için değil. İkimiz için.

Ölmek zorunda mıydı?

 Ölmesi bizim iyiliğimize oldu.

Ama senin adına korkuyorum.

Sevdiğim adına korkuyorum.

Gidecek misin?

 Beni hiç düşünmüyor musun?

  Artık sadece babamı düşünüyorum. Ben kalıp gece ibadeti yapacağım. Ben de seninle kalayım mı?

 Hayır, yalnız kalmak istiyorum. Benden kaçıyorsun. Hayır, kendimden kaçıyorum. Dizlerimizin üzerine çöküp bağışlanma dilemeliyiz. Hiçbir şey için bağışlanma dilemiyorum. Ama baban bizi affederdi biliyorum. Şu an, Tanrı’nın huzurunda bizi şikayet ediyordur. Hayır, Martin. O bizim için dua ediyor. Nasıl acı çektiğimizi görüyordur çünkü. Ne dediğini hatırlıyor musun: “Ölmüş olsaydı ”  Onun ölmesini istedin.  Sadece, “eğer öyle olsaydı” dedim.  Ölmesini istedin.  Ama bu isteğin, nasıl hemen karşılık buldu?

 Ölüm çağırma gücün mü var yoksa?

 Cevap ver. Beni ateşe atmak mı istiyorsun?

 Senin isteğin yüzünden mi öldü?

 Kendine gel, Martin! Sana aşığım ben. Seni seviyorum. Tek suçum bu. Onun ölümünü istedin. Delirtme beni, Martin! Bana inansana! Onun ölüm sebebi ben değilim. Git tabutu başında söyle bunu. Ölümüne ben sebep değilim. Artık inanıyor musun bana?

 Evet. Tekrar buluşacağız değil mi?

 Buna ne engel olabilir ki?

 Ölüm. Korkacağımız şey ölüm olmamalı.

Büyükannem Merete’yi mi kastediyorsun?

 Seni seviyorum. Sen de beni seviyorsun. Bu günahı birlikte işledik. Bu yüzden birbirimize destek olmalıyız. Merete beni suçlarsa bana destek olacak mısın?

 Evet, söz veriyorum. Beni bırakmayacaksın değil mi?

 Birbirimize o kadar sıkı bağlanmışız ki, istesek de ayrılamayız. Mutlu günler bizi bekliyor, biliyorum. Şu an bize uzak görünse de  Merhumun oğlu ve varisi olarak onun tabutu başında duruyor ve size onun annesi, karısı ve kendi adıma teşekkür ediyorum.

Kalbim şu an acıyla dolu çünkü Tanrı’nın, bana oğulluğunu lütfettiği bu adam görüp tanıyabileceğiniz en iyi insanlardan biriydi. Babacığım. Bana karşı o kadar iyiydin ki bunu herkese anlatmak zorunda hissediyorum kendimi. Ve şimdi öldün ya sana yaşattığım her üzüntü için işkence çekiyorum. Keşke yaşıyor olsaydın da sana daha iyi oğul olabilseydim. Bağışla beni hislerimi böylesine açığa vurduğum için. Son bir şey söyleyeceğim. Ailesi adına konuşuyorum. Adete uygun bir şekilde, Tanrı ve insanlar önünde yemin ediyorum ki, babamın ölümünde kimsenin bir suçu yoktur. Aniden rahatsızlandığında, karısı yanındaydı. Annesi ve ben yanına gittikten sonra ise son nefesini verdi. Şimdi, ölü için dua edelim.

Durun. Ben konuşacağım! Madem ki öz oğlu gerçeği söyleyemiyor, bu iş annesine kalmıştır. Bu tabutta cansız yatan oğlum, öldürülmüştür. Onu öldüren ise işte şurada oturuyor! Kısas cezası talep ediyorum. Ona inanmayın.

Karısı adına cevap veriyorum, kendisi sorumlu değildir. Söylediğim her şey doğrudur. Bana inanın. Öyle bir şey olsa, cezasız bırakır mıyım  Evet, bırakırsın. Çünkü sen onun büyüsü altındasın. O seni tuzağına düşürmüş, Şeytan’ın yardımıyla. Şeytan’ın yardımıyla, kocasını öldürdüğü gibi. İlan ediyorum ki, o bir cadıdır. Sorun bakalım inkar edebilecek miymiş?

  Bayanlar ve baylar, bu meseleyi tartışalım.  Şeytan’ın yardımıyla mı?

 Suçlamayı duydun. Gerçek tamamen ortaya çıksın. Yapman gereken merhumun naaşına elini koyup yemin etmek. Bu sınamaya hazır mısın?

 Yemin ediyorum. İtiraf edeceğim. İtiraf edeceğim. İntikamını alırsın böylece. Şeytan’ın yardımıyla seni öldürdüm. Ve yine Şeytan’ın yardımıyla oğlunu kontrolüm altına aldım. İşte öğrendin. İşte öğrendin.

Gözlerim yaşla doldu ama kimse gelip silmiyor gözyaşlarımı.

Gazap Günü, bana merhamet et,

Günahlarımı Şeytan’ın boyunduruğundan def et,

Ve nihayet, ruhumu Cennet’ine kabul et.

Gazap Günü, duy bu dualarımızı

Gör, döktüğümüz bu gözyaşlarımızı

Mesih İsa, kanınla kurtar bizim ruhlarımızı.

 

BAŞA DÖN

 

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s