THE UNİON: THE BUSİNESS BEHİND GETTİNG HİGH (2007) BİRLİK- Amerika Birleşik Devletleri – Kafa Yapan İşler Kenevir

Süre: 104 dk

Yönetmen:Brett Harvey

Senaryo:Brett Harvey, Adam Scorgie

Ülke:Kanada

Tür: Belgesel

Vizyon Tarihi:08 Haziran 2007 (Kanada)

Dil:İngilizce

Müzik:Michael Champion

Web Sitesi:Resmi Site

Oyuncular: Adam Scorgie, Chris Bennett, Steve Bloom, Renee Bojee, Neil Boyd

Özet

İçkinin, sigaranın ve kahvenin -ve evet ilaçların dahi- marijuanadan daha tehlikeli olduğunu; kenevirin genelinden bahsedecek olursak basılan ilk ABD dolarından Tütün tekstil, gıda vb. sektörlerde kullanıldığını; zamanında ve yine günümüzde insanların marijuanayı çoğunlukla karıncaya bile zararları dokunmadan savaş karşıtlığı, dostluk, kardeşlik, özgürlük gibi konu başlıkları altında, yaratıcılığın ve birçok güzelliğin, birçok yeni fikrin ortaya çıkmasına şahitlik ederken kullandığını (müzik, edebiyat, resim, sinema vb. dallarda tanınmış isimler yazsak buradan köye yol olur); ve adam olan için kimyasala geçiş basamağı olamayacak bir topraktan gelen doğal bitki olduğunu; önceleri ABD’de yasal 70’lerde tekrardan illegal olmasına sebep olan büyük ekonomik ve politik kaygıları anlatan bir belgesel…

BELGESEL METNİNDEN

Kenevir Tarihi 101. Ya da, son derece kısa Kenevir Tarihi 101 mi demeliyim?

Bu konu çok geniş, karışık ve biz sadece yüzeysel olarak inceleyebileceğiz.

O zaman, hadi başlayalım.

Kenevirin tarihine baktığımız zaman garip gelecek olan ilk şey, kendisi kenevir olarak da bilinir, bir zamanlar ne kadar da yasal bir şey olduğudur.

Aslında, sadece yasal değil, aynı zamanda dünyada en fazla yetiştirilen tarım ürünüydü; Amerika Birleşik Devletleri dahil.

Gördüğünüz gibi, kenevir aynı zamanda kenevir de olabilir.

Peki kenevir nedir?

Kenevir, genel anlamda yeryüzündeki en sağlam, en dayanıklı, doğal yumuşak lif dokusudur.

1883’e kadar, ve öncesindeki binlerce yıl boyunca, hint keneviri dünyadaki en yaygın tarım ürünüydü.

Binlerce çeşit kullanımı ve mamülü vardı.

Kumaşın, gaz yağının, ilaçların, kağıdın ve liflerin çoğu kenevirden elde edilirdi.

Birleşik Devletler’deki ilk kenevir yasası çiftçilere kenevir yetiştirmelerini buyuruyordu.

Benjamin Franklin, Amerika’nın ilk kağıt fabrikalarından birini açarken onu kullandı.

Bağımsızlık Bildirgesi’nin ilk iki kopyası kenevir kağıdı üzerine yazılmıştı.

1880lere kadar, ABD’de tekstil ürünlerinin çoğu kenevirden yapılırdı.

19uncu yüzyılın ikinci yarısında piyasadaki ilaçların %50’si kenevirden imal edilmişti.

Kraliçe Victoria bile, adet sancılarını dindirmek için kenevir reçinesi özü kullanıyordu.

Endüstriyel kenevirle ilgili komik olan şeyse, onun kafanızı güzel yapmamasıydı.

Ama, her ne kadar pek akla yatkın olmasa da, bu özelliği “Reefer Madness” ile ortaya atıldı.

20’nci yüzyılın başlarında asparagas habercilik ortaya çıktı.

Siyahları ve Meksikalıları kenevir içip şeytani müzikler çalan vahşi yaratıklar olarak lanse eden, aşağılama ve çarpıtmalarla dolu, çoğunlukla beyazların okuduğu makaleler yayımlandı.

Beyaz bir kadına iki kez bakmak, bir beyaza gülmek, hatta beyaz adamın gölgesine basmak gibi suçlara sonunda vergi pulu biçiminde bir kanun daha eklendi.

Bu pul sadece keneviri değil, aynı zamanda keneviri ve kenevirden yapılan ilaçları da kapsıyordu.

Yeni ürünlerin bolluğu için kenevirin taşıdığı potansiyelin, diğer kaynaklarla rekabet içinde olacağı hakkında spekülasyonlar yapıldı.

Ve bu, Reefer Madness’e ek olarak, bütün kenevir türlerinde nihai bir düşüşe yol açtı.

Aslında “Popular Mechanics” adlı dergi “Yeni Milyar Dolarlık Mahsül” başlığıyla bir makale yayımlamıştı.

Kenevir, ipliksi liflerinden 5000’den fazla tekstil ürünü yapılabilen ve dinamitten selofana kadar selülozundan 25000’den fazla ürün üretilen bir bitki olarak övülüyordu.

Kağıt hammaddesi olarak üstünlüğü de bilinmeye başlıyordu, özellikle de yeni kenevir işleme aletlerinin gelişmesiyle.

Yeni Marihuana Vergi Kanunu tamamen iyi ve düzgündü; bir şey dışında: Eğer kenevir yetiştirmek istiyorsanız pul almak zorundaydınız, ama hiç pul verilmiyordu.

“hiç kimseye.”

Ve böylece, sonuç olarak, bütün kenevir türleri yasadışı hale geldi.

2. Dünya Savaşı’na kadar durum aşağı yukarı böyle kaldı; ta ki hükümet kenevirin yeniden iyi bir şey olduğuna karar verinceye kadar.

Ve bir video hazırladılar; “Zafer İçin Kenevir”.

Ama savaş sona erdiğinde, kenevir yeniden kötü bir şey oldu ve 1948’de, kenevir yasası tekrar söz konusu olduğunda, Kongre kenevirın yanlış sebeple yasaklandığını fark etti.

İnsanları hiç de şiddete yöneltmiyordu.

Onları pasifist yapıyordu.

Komünistler onu, Amerika’nın savaşma azmini zayıflatmak için kullanabilirdi.

Şimdi Kongre, ilk baştaki yasağın tam aksi bir sebeple kenevirın yasadışı kalması için oy kullanacaktı.

Ve yıllar boyunca, hazırlanan bütün raporlarda, herkes tarafından; New York belediye başkanından ABD başkanına kadar, kenevira bağlı hiç bir cezai suç olmaması yönünde görüşler sunuldu.

Yine de, bugün kenevir hala, 70 yıl önce olduğu gibi yasadışı.

BİRLİK Kafa Yapan İşler Kenevir

Büyük bir sektör haline geldi. Milyarlarca dolarlık bir sektör; hem Kanada’da hem de ABD’de. Fakat neden bu kadar büyük bir sektör oldu?

Burada, sadece British Columbia’da, yasadışı kenevir ticaretinin yıllık 7 milyar dolardan fazla gelir sağladığı söyleniyor. ve bu ürünün %85 kadarı güneye, ABD’ye gidiyor.

Uluslararası bir meselede, sınırlar ne zaman bulanıklaşır?

Bunun gibi devasa bir yeraltı piyasası, yasadışıyken nasıl hayatta kalır?

En başta, kenevir neden yasadışı?

Ve yasaklar bizi korumak için varsa, sanırım en açık soru şu; yasaklamak işe yarıyor mu?

Eğer yasaklar işe yarasaydı, tamam mı?

Eğer sihirli bir değneğiniz olsaydı ve “Yok ol!” diyebilseydiniz, her şeyi çözerdim. Ama gerçek şu ki, yasaklamak hiç bir zaman işe yaramadı. Biliyor musun, daha önce bunu yaşadık. İlk yasağı hatırlıyorsun değil mi?

Hangisiydi?

Alkol yasağı. Hayır, hayır,

İlk Yasak’tan bahsediyorum.

“Bilgi ağacının meyvesinden yememelisin.”

Ve büyük polis kimdi? [Tanrı]

Ve kontrol etmesi gereken kaç kişi vardı?

İki. Bu yasağın amaçları nelerdir?

Yasağın amaçlarının varolan uyuşturucu miktarını ve bu uyuşturuculara olan talebi azaltmak olduğunu farz edelim. İki durumda da, kenevir yasağı tam olarak başarısızdır. Yasak insanların kenevir kullanmasını engelledi mi?

Telefonun çalar ve karşıdaki ses şöyle der: “Federal hükümetten arıyorum. Son zamanlarda kokain veya kenevir kullanıp kullanmadığınızı öğrenmek istiyorum.” Büyük ihtimalle bunu ciddiye almazsınız. 1937’de, 55.000 kenevir kullanıcısı olduğu tahmin ediliyordu ve şimdi tahminler 50 milyondan fazla olduğu yönünde. Bu %100.000 artış demek. Bunlardan epey var gibi görünüyor. Evet, korkarım ki öyle. Uyuşturucu suç olsun ya da olmasın, bu kenevir içme oranını etkilemiyor; ne başlamaya, en de bırakmaya etkisi var.

Kenevir kullanmanın tehlikeleri nelerdir?

Bilmiyorum. Bilmiyorum. Kalp atışınızı hızlandırır. Sigara içenler öksürür. Eminim ki beynin işleyişinde, hafıza üzerinde etkileri vardır. Bilmiyorum. Yavaş hareket etmekle ilgili sağlıksız bir şey var mı?

Sizin için iyi değildir. Ne yaptığınızın tam olarak bilincinde olmazsınız. Beyin zarlarınızı kalınlaştırır, ya da öyle bir şey. Şey, bilimsel olarak… Sanırım… Benim duyduğuma göre bilimsel olarak, kenevirin beyin hücrelerinizi öldürdüğü kanıtlanmıştır. Ahh, ben de böyle hatırlıyorum… “Kenevir beyin hücrelerini öldürür.” Ben de aynı şeyi düşünürdüm. Biliyor musun, beş yıl önceye kadar kenevir içmeye başlamamıştım. Kenevirin insanı aptallaştırdığını düşünüyordum. Herkes gibi ben de buna inanıyordum. 30 yaşında falan kandırıldığımı fark ettim. “Siz benimle dalga mı geçiyorsunuz” falan dedim.

1974, Heath-Tulane incelemesi. Ronald Reagan, en güvenilir bilimsel kaynaklara göre kalıcı beyin hasarının, kenevir kullanımının kaçınılmaz sonuçlarından biri olduğunu duyurdu. Görünüşe göre, maymunlara günde 30 joint kadar kenevir pompalanmış ve 90 gün sonra atrofi sonucu ölmüşlerdi. Beyin hasarı, maymunların ölü beyin hücreleri sayılarak saptanmıştı: hem kenevire maruz kalmış olanların, hem de maruz kalmamış olanların. Bu çalışma, hükümetin ve diğer çıkar gruplarının açıklamalarının dayanağı haline geldi. “Kenevir beyin hücrelerini öldürür.” İşte size söylemedikleri şey: Altı yıl süren taleplerden sonra, çalışmanın nasıl yapıldığı sonunda ortaya çıkmıştı. Bir yıl boyunca günde 30 joint vermek yerine, Dr. Heath kullandığı yöntemle 63 sert Kolombiya kenevirını gaz maskesiyle üç ay boyunca 5 dakikada pompalamıştı. Maymunları boğdular. Gaz maskeselerini aldılar ve aslında maske yüzlerindeyken kenevir pompaladılar ama ek oksijen olmadan. Böylece “x” zaman sonra beyinleri iflas etti. Evet, eğer boğulursanız olan ilk şey, beyin hücrelerinizin oksijensizlikten dolayı ölmesidir. Yani bütün yaptıkları maymunları boğmak, sonra bütün o ölü beyin hücrelerini göstermek ve bunları da kenevirin beyin hücrelerini öldürdüğünü söyleyerek ilişkilendirmekti. Ve kim bilir kaç insan hikayenin aslını bilmeden bunu birbirlerine anlattılar… anlattılar… ve şimdi insanlar buna inanıyorlar. O zamandan beri hiçbir çalışma, beyin hasarına dair hiçbir işaret göstermedi.

2005’te yapılan yeni bir araştırma, kenevirin, beyin hücresi gelişimini tetikleyebileceğini ortaya koydu. Bu çalışma aynı ilgiyi görmedi. Başka bir yaygın inanç: kenevir akciğer kanserine yol açar.

1999’da, Tıp Enstitüsü tarafından yapılan ve Birleşik Devletler Hükümetti tarafından finanse edilen bir araştırmada, “olabilir” ve “olmalı” gibi sözcükler kullanmak zorunda kalmışlardır. Bunun akciğer kanserine yol açtığını söylediklerini yıllardır duyuyoruz ve şöyle diyoruz: “Gerçekten mi?

Bu ilginç, çünkü bize tek bir örnek bile gösteremezsiniz ki sadece kenevir kullanımı kansere yol açmış olsun. Bunu kesinlikle bir noktaya kadar söyleyebilirsiniz çünkü siliyayı paralize eder ama eğer radyoaktif değilse, muhtemelen bundan dolayı kansere yakalanmazsınız. Dumanın özelliklerinden dolayı kenevir içmek zararlı olabilir Kenevir bitkisinde bulunan herhangi bir şey yüzünden değil, sıcak bitkisel maddeyi ciğerlerinin içine çektikleri için. İnsanlar şöyle diyebilir:

“Pekala, bilmiyorsunuz. “Onu yeterince uzun zamandır içmiyoruz.” Sigarayla ilgili olanlara bakın. Neredeyse 40 yıllık, kırk yıldan da fazla deneyimimiz var. Eğer bir şeyler ortaya çıkacaksa şimdiye kadar çıkmalıydı. Sonunda, geçen ay bir çalışma gösterdi ki, kenevir içmek kansere yol açmıyor. Nikotinden farklıdır. Tütün dumanının içindeki maddeler kansere yol açarken, kenevirın içindekiler yol açmıyor. Sadece kenevir içenlerin hiçbirinde patoz (brown-lung) sendromuna rastlanmamıştır.

Sadece kenevir içenlerin hiçbirinin amfizem olduğu görülmemiştir. Bu kadar “tehlikeli” bir bitki için ilginç.

Nasıl hiç biri olmaz?

Kenevir en az tütün kadar veya daha fazla zararlı mıdır?

İmkansız.

Eğer kanıtları olsaydı, bir deri bir kemik kalmış bedenleri veya amfizem, akciğer kanseri, siyah akciğerler, bunları bütün medyada dolaştırıyor olurlardı. Bir tane bile yok ama öyle ya da böyle insanlar bunun aynı şeye yol açabileceğini düşünüyorlar. Aslında, maddeye bağlı ölümlere baktığınızda ortaya başka bir resim çıkıyor. Ülkedeki bir numaralı katil, AIDS, eroin, taş (crack), kokain, alkol, araba kazaları, yangın ve cinayetlerin hepsini birden geride bırakıyor: Tütün! Bu söylediğiniz ne kadar ayıp ve çirkin bir şey efendim. Sevimli, saf, beyaz bir sigara kansere mi yol açıyor?

Beni şuramdan vurdunuz. Yıllık 430.000 ölüm ortalamasıyla, onu bir numaralı katil olarak ele aldığımızda, şunu bilmek ilginçtir ki, tütün devlet yardımı alıyor ve radyoaktik gübreyle yetiştiriliyor. Şimdi çık burdan ve sigara sat! Listenin iki numarası?

Eğer kötü beslenme ve hareketsizliği katmazsak, yılda 85.000’den fazla ölümle… Alkol! Listede aşağıya doğru indiğimizde, sizi şaşırtacak olan başka şeyler de var. Yılda 1.000 ile 10.000 arası ölümün sorumlusu olarak kafein.

Ve en popüler ağrı kesicilerimizden bazıları… nonsteroidal antiinflamatuar ilaçlar, mesela aspirin… hala yılda 7.500 ölümle önemli bir yerde.

Bu listede kenevir nerede?

Ne kadar sarsıcı bir rakam bulacağız?

Bilmiyorum, 50.000?

250,000?

300,000?

Kenevirden mı?

O zaman, muhtemelen, 80,000 derdim. Ben yüz milyarlarca derdim. Hazırlanın… İşte geliyor! Hiç bir yerde kenevir kaynaklı ölüm yok. Bir tane bile bulamazsınız. Bilinen 10.000 yıllık kenevir tarihinde, kenevirın sebep olduğu bir tane bile ölüm yok. Sadece Amerika’da, her yıl 400.000 ölüm oluyor, doğrudan tütün kaynaklı.

Duydum ki, 20 dakikada 15.000 joint falan içmelisiniz zehirleyici miktarda delta 9-tetrahydracannabinol alabilmeniz için. Bunu yapması için herkese meydan okuyorum. Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarda hayvanları, bir insanın maruz kalabileceğinin yüz katı doza maruz bıraktıklarında bile, hiç bir hayvan ölmedi. LD50 astronomik görünüyor.

Çok fazla aspirin almaktan dolayı ölebilirsiniz.

Çok fazla kahve içmekten dolayı ölebilirsiniz.

Uyuşturucu savaşçıları “Toplumu korumamız gerek. Bu insanları kurtarın” diyerek biraz iki yüzlü davranıyorlar. Bir tek üniversite ya da tıbbi tesis, hiç bir zaman, doğrudan kenevirle ilişkili bir ölüm rapor etmediler. Ama boş verin bunu. Başka sorunlar, ondan korkmak için başka sebepler var. Örneğin bağımlılık. Bağımlılık kliniklerinde başka herhangi bir maddeden çok kenevir bağımlısı çocuklar var. Bu, bugün kenevirin en çok bağımlılık yapan madde olduğu anlamına gelir. Şüphesiz ki, diğer bütün uyuşturucuların toplamından daha fazla kenevir tedavisi gören genç ve çocuk var.

DEA’nın size söylemediği şey, bunun neden böyle olduğudur. Bir çocuk kenevir içmekten ya da bulundurmaktan yakalandı. Mahkemeye çıkarıldı ve önüne seçenek kondu. Biliyorsun ki, ya korkunç bir ceza ödeyeceksin, ya da tedavi merkezine gideceksin. Elbette ki, tedaviye gitmeyi seçiyor. ve tedavi merkezine gittiğinde bağımlı olarak ele alınıyor. Sonra da DEA istatistiğin bu bölümünü alıyor ve diyor ki;

“Bakın bütün şu kenevir tedavisi gören çocuklara. Tanrım, bugünkü kenevir anne babanızın içtiği kenevir olamaz.”

Anladığım kadarıyla, kenevir tedavisi gören insanların sadece %3’ü gönüllü olarak orada bulunuyor. Geri kalan %97’si gardiyanları veya bir hakim öyle dediği için oradalar. “Hapishane ve tedavi arasında seçim yapabilirsin.” Bir çok insan tedaviyi seçer. Bu, bağımlılıkla ilgili konuşmak için hiç bir temel sağlamıyor. Kenevirla ilgili bilgisi olan herkes, uyuşturucuları bağımlılık sırasına göre derecelendirmesi istenen iki araştırmacının yaptığı gibi değerlendirecektir. Nikotin birinciydi. Alkol ikinci. Sonra eroin, sonra kokain, sonra kahve, ve sonra kenevir. Belki birkaç başka uyuşturucu olabilir ama kenevir en alttaydı. Kahvenin altında. Bu narkotik, uyku ilaçları, sentetikler ve kokainin aksine bağımlılık yapıcı değildir. “Bağımlılık yapıcı değil.” derken neyi kastediyorsunuz?

“Bağımlılık yapmaz” demek kenevir kullanıcısı uyuşturucudan yoksun kaldığında, yoksunluktan ıstırap duymaz demektir. Alışkanlık yapabilir, ama kullanımı bırakılabilir de. O zaman tehlikesi nedir?

İnsanların altta yatan sorunlarını örtmek için günah keçisi olarak kullanılıyor; özellikle de gençlerin. “İşte buradayım, beni görmezden gelme.” Eğer bir yıl ya da daha uzun süre keneviryı günlük kullandıktan sonra bırakırsanız, bazı farklılıklar hissedersiniz, ancak tütün ya da eroin kullanmayı bırakan insanların deneyimledikleri gibi değil. Peki neden hükümet ve DEA ortaya böyle bir istatistik koysun ki?

Daha sonra bunun hakkında daha çok şey öğreneceğiz. Geçiş Teorisi Kenevir bir geçiş uyuşturucusu mudur?

Evet, bence öyle. Sen hiç..?

Nereden biliyorsun?

Tam olarak neden olduğunu bilmiyorum, ama öyle olduğunu biliyorum. Diğer uyuşturuculara giden yolu açar. Daha fazlasını denemek istemenize yol açar. Size iyi hissettirir.

Evet. İnsanlar başka bir şey denemek ister, ve biliyorsun, şey… sanırım daha fazlasını hayal eder. Aslında en büyük tehlikesi daha sert uyuşturucular için sıçrama tahtası olmasıdır; morfin, eroin gibi.

Bu yüzden keneviri yasallaştırmak isteyen insanlar var. Eğer bu ülkenin gençlerini, sert uyuşturuculara alıştırabilirse, senin neslini yok edebilirler, bu nesil içinde. Biliyorsun bu, Harry Aslinger zamanında, Atlama Taşı Hipotezi olarak adlandırılırdı. Eğer bu taşa basarsanız, “kenevir”, bir sonraki taşa geçmek zorundasınızdır. Şu sert uyuşturucular olarak bilinenlere. Her zaman üzerinde çalışıldı, incelendi, vesaire; ama hiç ama hiçbir zaman, kesin olarak kenevirin sizi başka bir şeye yönlendirdiğini kanıtlayamadılar. Uyuşturucunun özünde sizi başka bir uyuşturucuya yönlendiren hiçbir psikofarmakolojik özellik yoktur. Joint içince, bir paket cips istiyorum ve siktiğimin abur cuburunu.

Gidip herşeyi dağıtmak istemiyorum. Alkol içiyorum, bu benim uyuşturucu tercihim. Buna süt içerek başladığımı söyleyebilirsiniz. Yani bu çok aptalca. Eğer kenevir içiyorsam, bu beni niye otomatik olarak bir eroinman adayı yapsın?

Bu çok anlamsız bir argüman. Aslında, her 104 kenevir kullanıcından sadece biri kokain, ve birden azı da eroin kullanıyor. Karaborsa, hafif uyuşturucu satıcılarıyla sert uyuşturucu satıcılarını birlikte sunuyor. Yani eğer bir karaborsa varsa, ve keneviriyle birlikte LSD satan bir torbacınız varsa ve diğer şeyleri de, satıcı size şöyle diyebilir; “Hey, daha sert bir şeyler denemek ister misin? ” Yani bu, karaborsa yüzünden yasak yüzünden, insanların diğer uyuşturucuları görmesi daha olası hale geliyor ve bunları denemeye daha istekli oluyorlar. Gördüğünüz gibi bir geçiş etkisi var, ama bu geçişe sebep olan şey yasaklama ve hafif-sert uyuşturucu piyasalarının bir arada olması. Bu bizi nereye getiriyor?

Oh, bekle… Tembelliğe ne demeli?

Eğer kenevir kullanırsan toplum için yararsız olursun.

Eğer bu doğruysa, Amerika’da kenevir kullanan 50 milyon kadar insan var, ve Kanada nüfusunun yarısından fazlası onu denemiş; ama yine de, her iki toplum da ilerliyormuş gibi görünüyor.

Bakalım, bu insanların bazıları kimlermiş. Steven Jobs ot içerken Apple Bilgisayar’ı geliştirdi. Ted Turner ot içerken CNN News’u geliştirdi, hala her gün bir joint içiyor. Sevdiğiniz bütün müzisyenlere bakabilirsiniz, Rolling Stones’tan Beatles’a, Led Zeppelin’e. Hepsi ot içerdi. Snoop Dogg, Willie Nelson. Hadi ama, Bill Clinton… O içine çekmezdi dostum. O kadar saf olma! Aslında bütün başkan adayları hayatlarının bir döneminde kenevir içerken enselenmişler. Ordudayken bir kaç kez kenevir denedim. Hayatımın önemli bir parçası değildi. Üst düzey bir güvenlik görevlisinin bana söylediği, onun fikrine göre Beyaz Saray personelinin dörtte biri, ilk geldikleri zaman, son dört beş yılda uyuşturucu kullanmışlar. Kişilik bozukluğu olan insanlar, tembel olacak ve işini kaybedecek olanlar, ne olursa olsun işsiz kalacaklardır. Onlar kenevir yüzünden işlerini kaybetmiyorlar. Bu sadece bir yalan! Tommy Chong’u seviyorum. Bence, bir çok “Cheech and Chong” bölümünde, insanlar sanıyorlardı ki, tabi Tommy’nin filmleri yazıp yönettiğini bilmeden, bir keş tam da böyle görünür diye düşünüyorlardı. Hayır, aslında, gerçekten zeki yaratıcı bir dahi sizin keş sandığınız kişiyi oynarken böyle görünür. Bunların hiç biri araştırmalarda saptanmamış, ya da uzun zamandır kullanan insanlar böyle değiller. ve bunu kullanan hakimler, savcılar, doktorlar, ve biliyorsun, yazarlar var. Peki ya bu uyuşturucunun tesiri?

“Kenevir tehlikelidir. Eskisinden daha yüksek THC seviyesi var.” 20 yıl önce de, ne zaman bir Kolombiya malı alsan, o hep normalde aldığın Meksika otundan daha iyiydi. Yani her zaman bitkilerde THC farklılığı vardı. Aslında şimdi 20 yıl önceki Kolombiya malına eş değer kalitede ürün yetiştirebiliyoruz. Tabi bu hiç duyulmamış seviyede THC bastığımız anlamına gelmiyor. Bu sadece “Merhaba, bu tartışmada insanların dikkat etmesi gereken bazı ayrıntılar var.” demek. Doğrusu bence, 50 yıllık yasak boyunca, Hindistan gibi yerlerde binlerce yıldır yetiştirilen türlerden daha iyisini yetiştirdiğimizi düşünmek sadece kendi egomuzu şişirmekten başka bir şey değil. İnsanlar, “Ama keneviri istismar edebilirsin” diyorlar. Bok! Cheeseburgerleri de istismar edebilirsin, biliyor musun?

..

Bir dakika. Bir şey eklememe izin ver. Eğer şu Tanrı’ya inanıyorsan…

Tanrı kenevir bitkisini de yarattı.

Ben toplum hakkında konuşuyorum. Ben kültürümüz ve toplumumuz hakkında konuşuyorum. Bekle, az önce “İncil” dedin. Yasak süresince alkol zehirlenmesi %600 arttı. New York gibi büyük şehirlerde, yasak zamanında, bugünkü taverna ve içki dükkanlarından daha fazla kaçak içki satan yer vardı. Elbette alkolü devam eden bir toplumsal sorun olarak gösterebilirsiniz, ama alkol için birbirini vuran insanlar yok. Alkol yasakken, insanlar yasak ve yasak olmayan zaman arasındaki farkı bilerek yaşadılar. Alkol yasağının gangsterlerin ve yeraltı dünyasının ortaya çıkıp bu maddeyi kontrol altına almasına sebep olduğunu görebiliyorlardı. Artık alkol onların kontrolünde değildi. Aynı şey kenevir için de geçerli olabilir mi?

Şüphesiz ki, bu organize suçu arttırıyor, çünkü onu satmak için suçlu olmanız gerek. Bu kadar basit. Bu, işin içine suçu karıştırıyor. Bu yüzden, getirisi ve para yapma olanağı bu işte bu kadar yüksek. İnsanlara gözdağı vermek için silah kullanıldı, ve biz yaklaşık 50 silah ele geçirdik; kısa namlulu tüfekler ve çoğu dolu. Şu çok duyduğumuz rekabet nerede?

..

Polis ve üst düzey uyuşturucu satıcılarının yasağın kalkmaması konusunda anlaştıklarını görüyorsunuz. Üst düzey bir uyuşturucu satıcısı yasağın iyi olduğunu söylüyorsa, elini çenene koyup biraz düşünmelisin. “Neden yasağın devam etmesini istiyorlar? ” Yılda 150.000 ila 300.000 dolar kazanan bir yetiştirisi neden kenevirın yasallaşmasını istesin ki?

Bir yetiştiricinin en son isteyeceği şey mantıklı bir politikadır. Delilik devam eder ve onlar zenginleşmeye devam eder. Betty, yarın bunu iş toplantısında gündeme getireceğim. Cezaları mı arttıralım?

Biliyor musun… Güzel. Yakalanmayanlar için fiyat yükselir… Gördüğün gibi, onların sadece ne kadar uyuşturucu alacağımıza ya da bu uyuşturucuların kalitesine, kime satacaklarına, nerede satacaklarına karar vermelerinin dışında bütün karın da onlarda kalmasına izin veriyoruz. Yani tam anlamıyla Vahşi Batı. Her şeyin olabileceği, düzenlenmemiş bir piyasa var. İnsanların genellikle kabul ettiği şeyler için bu uygun olabilir ama ama talep olan, insanların istediği bir şeyi yasaklamaya çalışırsanız o zaman bu safi aptallık olur. Ve kontrol yoksa, kaygı duyduğumuz alanları düzenlemek de zordur, mesela onu çocukların erişiminden uzak tutmak gibi. Bazı araştırmalara göre, ergenlikten erişkinliğe kadar ağır, düzenli ve uzun zamanlı kullanımın genetik yatkınlığı olanlarda şizofreni semptomlarını tetikleme potansiyeli bulunuyor. Bunun aksini gösteren güçlü kanıtlar olsa da, bu bizi bir soruya yöneltiyor: Çocukların onu kullanmasının önüne geçmek için hangi yaşın uygun olduğu kararını dağıtıcılara bırakmaktan daha iyi bir yol var mı?

…..

Onun bir yılda getireceği parayı iki ayda kazanabileceğimi biliyorsam. Şu ana kadar ne öğrendik?

Bir: Yasak talebi azaltmadı ve kesinlikle arzı da azaltmadı. İki: Çok kolay para kazandırdığı için gençleri de çeken, organize suç için düzenli bir gelir kaynağı yaratıyor. Ve üç: Yeraltı piyasası olduğu için suç ve şiddete neden oluyor. Yine de, bunun bütün masraflarını ödeyenler sizin bizim gibi vergisini veren insanlar oluyor. Daha da ötesi, bütün bu mesele hali hazırda yasalarla düzenlenmiş olan maddelerden daha fazla zararlı olmayan bir uyuşturucu için yaşanıyor. En azından, neden bu mesele bir tartışma konusu bile değil?

Dwight Eisenhower bir keresinde askeri-endüstriyel kompleksle ilgili bir konuşma yapmıştı. Bir Kenevir Yasağı Kompleksi mi inşa etmiştik?

Kenevire karşı gerçek savaş 1972’ye, ot içenlerin hepsinin Yahudi olduğunu söyleyen Başkan Nixon’a kadar başlamamıştı. Bunu gerçekten söyledi.

#Kenevirin yasallaşmasını isteyen piçlerin hepsi Yahudi’dir#

Nixon, Uyuşturucuya Karşı Savaş’a başladığında yapmak istediği şeyler vardı. Bir ajandası vardı. Kongre Kütüphanesi’nde ve önemli üniversitelerde saklanan ve depolanan bilginin büyük bir kısmı toplatıldı ve yok edildi. Onun yönetimi sırasında ortaya çıkarılan The Nixon raporu Shafer Raporu olarak adlandırıldı. Cumhuriyetçi bir yönetici tarafından hazırlanmıştı ve onu inceleyip duyurduğunda; “Bu raporu elinize alıp herhangi bir sayfasını açabilirsiniz ve eğer kenevir tecrübeniz olduysa doğruyu söylediklerini fark edeceksiniz” Ve kenevirin aslında zararsız olduğunu söylemeye gelince o bunu tamamen görmezden geldi. “Ne olursa olsun Uyuşturucuya Karşı Savaş’ı başlatacağız” dedi.

Kongre’nin ve Beyaz Saray’ın görebileceği kadar kopyasını bile basmadılar. 1970, Uyuşturucuya Karşı Savaş’ın başlangıcı. 76 New Jersey atlı birlikleri detektif oldular. Ben onlardan biriydim. Üçte birimizi gizli polis olarak atadılar. Ben bu üçte birin içindeydim ve hayatımın sonraki 14 yılını orada harcadım. Hedefimizdekiler kenevir içenlerdi. Kenevir içenleri hedefe koymamızın çok iyi bir sebebi vardı. Çoğu Vietnam Savaşı’nı protesto ediyorlardı. Bu gruptaki bütün insanları kenevir içtikleri için tutuklarsanız Vietnam Savaşı protestolarıyla karşılaşmazdınız. Bay Nixon bunun oldukça iyi bir fikir olduğunu düşünüyordu. Başkan Nixon 1972 yılında şu anda da yaşadığımız iç savaşı, uyuşturucu savaşını ilan ettiğinde bu gerçekten kenevire karşı bir savaştı. Ama 80’lere, Reagan ABD başkanlığını alana kadar gerçek sonuçlarını göstermedi. Ronald Reagan şöyle dedi; “Bu gençler biraraya geliyorlar, kitap okuyorlar, kenevir içiyorlar ve konuşuyorlar.” Bu üç unsur felaketin tarifiydi. Kenevirın yasallaşması hakkında neler hissediyorum?

…..

Eğer politikacıysanız, “suça karşı sert ol platformu”yla seçimi kazanabilirsiniz. “Bütün kenevir yetiştiricilerini uzun bir süre hapse atacağız.” çünkü halkın korkularından besleniyorsunuz. Büyük çıkar gruplarının sözcüleri, bu çıkar grupları ister kolluk kuvvetleri olsun, ister özel hapishaneler, ister ilaç şirketleri olsun, veya petrol şirketleri, bu dev kuruluşların bizi sakinleştirmeye ve oy kabininde doğru yere basmamızı sağlamaya çalışan sözcüleri var. Seçimi kazanan herkesin kendi ajandası var. Kendi lobicilerine bağlılar, bu yüzden kendilerinden önceki kimsenin yaptıklarını kontrol etmiyorlar. Bu onların işi değil, çünkü Tanrı oraya giren kişi affeder ve sonrasında ne yaptırklarına bakar. Politikacıların neden ilkeleriyle uyumlu hareket etmeye isteksiz olduklarını anlıyorum. Ama politikacılarımızın seçmenlerine kulak vermeleri gerekiyor, çünkü bu hayatta çok fazla olan şeylerden biri, seçmenler liderlerinin karşısına çıkıyorlar. Hempfest. Dünyada kenevir için düzenlenen en büyük etkinlik. Modern kenevirin vitrini. Elbette, bu şey 70 yıl önce kullanılıyordu. Ama bugünkü gibi bir dünyaya kenevirin ne katkısı olabilir ki?

İhtiyacı olan her şeye sahipmiş gibi görünen bir dünyaya. Tamamen yeni bir piyasa açıyor. Her boyutuyla tamamen yeni bir piyasa açıyor. Tohumlarını hasat edebilirsiniz, içindeki selülozu ve uzun gövdesindeki lifleri hasat edebilirsiniz. Lifleri, dünyadaki en güçlü doğal fiberdir. Bugün bu röportaj için giydiğim bütün giysiler kenevirden yapılma. Aslında her zaman giydiği bütün giysilerim kenevirden yapılma. Uzun zaman önce, muhtemelen 94’te pamuktan daha uzun süre dayanan, doğal liflerden yapılmış giysiler alabileceğimi fark ettim. Kenevir tohumlarını yiyebilirsiniz ve bu tohumlar gerekli olan bütün amino asitlerle yağ asitlerini içerir. Yakıt olur, bundan biyodizel yapabilirsiniz. Kenevir biyodizel için harika bir kaynaktır. Yakıt için kenevir yetiştirdiğinizde, her ürün çevreye büyük miktarda oksijen salar, aslında, onu yaktığınızda kaybettiğiniz oksijenle aynı miktarda oksijeni geri kazanırsanız. Bu sera etkisini sona erdiren bir kapalı çevrimdir. Endüstriyel kenevirin, dünyanın hemen her yerinde yetiştirebileceğiniz çok fazla, yüzlerce cinsi vardır. Dünyadaki her yerde değil, ama neredeyse her yerde. Yani tek başına bu bile onu bir yakıt kaynağı yapar. Bu bir çözüm; fosil yakıt ve nükleer enerji kullanımını bırakmak için, bunları kullanmayı tamamen bırakmak ve daha da fazla rüzgar, dalga ve daha fazla güneş ve bu biyo-yakıtları kullanmak için. Özellikle de benzin fiyatları arttığında insanlar bunu anlayacak. Burada en yüksek kaliteli kağıt var. Arşivlik bir kalitede. Ağaçsız kağıt” kelimeleri insanlara pek bir şey ifade etmiyor. Müzelerde gördüğünüz kenevir kağıtları yüzlerce yıllıktır ama sararmamışlardır bile. Odunu takviye ederek ormansızlaşma sorununu çözebiliriz. Orman endüstrisine karşı kenevir kullanmak neden şu anda daha uygun maliyetli değil?

Cevabı basit:

Çünkü ABD’de kenevir yetiştiremezsiniz. İnsan yaşamı düşünüldüğü sürece, eğer en faydalı bitki değilse bile muhtemelen en faydalı bitkilerden biridir. ve yasadışı! Endüstriyel kenevir uyuşturucu değildir. Kenevirle aynı türden olsa da, bu bitkinin tamamen farklı bir çeşididir. Chihuahaua’yı St. Bernard’la karşılaştırmaya benzer. Endüstriyel kenevirden kafanız güzel olmaz, ama kenevirden olur. Burası, dünyada endüstriyel kenevir yetiştirmeyen tek endüstrileşmiş ülke. Ne kadar çılgınca olduğunu düşünsenize, bu ürünü yiyebiliyoruz, bu ürünü satabiliyoruz, bu ürünü giyebiliyoruz, bu ürünü ihrac edebiliyoruz, ithal edebiliyoruz, işleyebiliyoruz, her şeyi yapabiliyoruz ama yetiştirmek?

Bu şeyi yetiştiremiyoruz. Bu suç. İşte buradayız. İki yıllık bir araştırmadan sonra, cevap arayışımız bizi daha fazla soruyla başbaşa bıraktı. Ve gerçekten anlamlı görünen tek şey, hiç bir şeyin anlamlı görünmediği. Doğayı yasalarla karşı karşıya bırakırsanız, garip bir şey yapmış olursunuz. Nesli tükenen şeyler için endişeleniyoruz ama yine de dünyadaki en kullanışlı bitkiyle ilgili politikamız onun tamamen yok edilmesi ve neslinin tüketilmesine yönelik. Kesinlikle, hala onu kullanan gençler için kaygı duymalılar. Ama gençlerin alkol kullanması, sigara içmesi, araba kullanması gibi şeylerle ilgili de endişe duyuyoruz. Ama bunun için düzenlemeden ziyade şimdiki gibi bir yasak mı olmalı?

Mantıklı bir toplumda bu sürdürülemez. Bence beni baskılamaya çalışan birini dinlemek cahili görmezden gelip doğru bildiğim gibi devam etmekten daha cahilce olur. Şimdi bile, bu röportaj çekiliyor ve ben bütün sabah ot içtim. Kafam güzelken bunun gibi oluyorum. Bununla ilgili harika bir söz var;

“Hissedenler için hayat bir trajedidir, düşünenler içinse komedi.”

Ve eğer siz de düşünen biriyseniz, ve kenevir meselesine bakıp gülmüyorsanız gerizekalısınız demektir.

Kenevirın Kanada’da veya ABD’de yasal olacağını düşünüyor musunuz?

Evet. ABD’yi bilmiyorum ama Kanada’da yasallaşacaktır. Ben onu görecek kadar yaşamayacağım. 1970’lerde bunun eli kulağında olduğuna inanırdım. Beyaz saçlarıma bak. 61 yaşında olduğumu kabul ediyorum. Olacağına inanıyorum. Önceden inanmazdım. İki ya da üç yıl önceye kadar, benim yaşam sürem içinde gerçekleşmeyeceğine ikna olmuştum. Bu soruyu bana sormamış olmanı dilerdim, ama bence… Bence olacak. Bu her zaman bir olasılık. Mantığa doğru büyük adımlar atılabilir. Bunu sona erdirmek için tüm yapmamız gereken Kongre’nin %50’nin ve artı bir kişinin bunun bittiğini söylemesi. Böylece sona erer. Bu ülkede bir hareket var ve bazı insanların benden daha fazla inancı var. Belki de bunca yıldır “Fear Factor”ü sunduğum için insanlara ve onların zekasına olan inancımı kaybettim. Bence bu kaçınılmaz. Gerçeğin bizi özgürleştireceğine inanıyorum ve gerçeğin bulaşıcı olduğunu düşünüyorum. Kenevirin kendi başına bağımlılık yapıcı olmadığını düşünüyorum ve bununla ilgili bilgimiz artıyor. “Marijuana Reconsidered” kitabını yayımladığım zaman son bölümünde, insanlar kenevirle ilgili bütün bu şeyleri anladıktan sonra yasağın sona ereceğini, on yıl içinde sona ereceğini öngörmüştüm. Çok iyi bir arkadaşım olan Carl Sagan baskı metnini okudu ve şöyle dedi; “Lester, çok karamsarsın. On yıl mı?

” Biliyorsun, işte buradayız, biliyorsun… 45 yıl geçti ve hiç bir şey olmadı. Yine de, gerçekleşmesinden başka çare yok.

Bunun gibi bir yalanı sonsuza dek sürdüremezsiniz.

Çeviren: Sezgin Sarı sezginsari@hotmail.com

 

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s