SADO / Taht (2015)

Saltanatın gölgesinde yaşayan insanların çilesini, entrikaları görmek açısından seyredeceğiniz filmde, iktidar ve sahiplerinin imrenilesi bir hayatlarının olmadığını, krallıktan da güçten de nefret edeceksiniz. Ayrıca filmde birçok ders verici hususlar bulunmaktadır. Tavsiye ederim

Süre: 125 dk

Yönetmen: Joon-ik Lee

Senaryo: Chul-Hyun Cho, Seung-hyeon Oh

Ülke: Güney Kore

Tür: Dram, Tarihi

Vizyon Tarihi:16 Eylül 2015

Dil: Korece

Müzik:Jun-Seok Bang

Oyuncular: Kang-ho Song, Ah In Yoo, Geun-yeong Mun, Hae-suk Kim, Won-sang Park

Özet

1762 yıllarında geçen tarihi hikaye, öz babası tarafından mühürlü tahtadan bir fıçının içinde öldürülmüş olan Prens Sado’nun ölümü anlatmaktadır.

 

Yeongjo (1694-1776, r. 1724-1776) Joseon Hanedanlığı’nın 21. kralıdır. Sukjong’un ikinci oğludur ve abisi Gyeongjong’un yerini almıştır.

Kral Yeongjo oldukça derin bir Konfüçyüsçü ve çok sert, bilge bir hükümdardı. Kendisinin ve torunu Kral Jeongjo’nun hükümdarlığında 16. yüzyılın sonu 17. yüzyılın başlarındaki mücadelelerde Konfüçyüslük, ekonomik iyileşmenin temel noktasıydı.

Kral aynı zamanda, Amhaeng-eosa yani gizli hükümet müfettişi olarak atadığı Park Mun-su’ya verdiği değerle bilinirdi. Park, Yi In-ja’nın isyanını bastırarak büyük bir erdem kazandı ve ülke çapındaki yozlaşmış yerel liderleri kral adına tutukladı.

 

Önemli derecede üzücü olan tek olay ise hükümdarlığında oğlu Veliaht Prens Sado‘nun zorunlu intiharıydı. Sado muhtemelen akıl hastalığından acı çekiyordu. Saraydaki insanları rastgele öldürüyordu ve anormal bir sapkınlığı vardı. Yeongjo oğlunu kendi elleriyle öldürmeyi reddetti ve Sado babası tarafından hayatının alınmasıyla ilgili emirlere karşı geldi. 1767 yılının sıcak bir ağustos gününde Sado, ahşap bir pirinç sandığının içine girmeyi emretti. Sekiz gün sonra Sado havasızlıktan öldü.

Dokuz yıl sonra Yeongjo öldü ve Sado’nun oğlu Jeongjo kral oldu. Yeongjo Donggureung’daki hanedanlık mezarlığına defnedildi.

Yeongjo ülkedeki Katolik faaliyetlere karşıydı. 18. yüzyıla kadar Katoliklik, Gangwon ve Hwanghae illerini ele geçirmeye başlamıştı. 1758’de Yeongjo, Katoliklik’i yok etmek için yasa dışı olduğunu ilan etti.

https://tr.wikipedia.org/wiki/Yeongjo

Filmden

Sıradan insanların hayatında büyükler çocuklarını sevgiyle büyütür. Fakat kraliyet ailesinde çocuklar düşman olarak görülür. Nedenini biliyor musun?

 – O ailelerin çocuklarını önemseyenlerden ne farkı var?

 – Farklılar.

Jongmyo’yu her ziyaret ettiğimde ecdadımızın akan gözyaşı ve kanlarının sesini duyarım. Burası 40 yıl hüküm süren babama tahsis edilmiştir. Büyük Kral Sukjong. Bu ihtiyar adam karısını zehirle idam eden bir kraldı.

Bu, abim Büyük Kral Gyeongjong. İnsanların dediğine göre kral olabilmek için kendi abimi öldürmüşüm.

Senin fikrin nedir?

 Kendi yararınıza olduktan sonra yapılabilecek şeylerin sınırı var mıdır?

 Kendinizi üzmeyin.

Bu sarayda krallar, ülkesini koruma adına kendi kardeşlerini ve yeğenlerini öldürdü. Çocukları düşmanmış gibi büyütmenin anlamı budur.

Şimdi anladın mı?

Hele bir kral ol da anlayacaksın.

**

Anlam Öğretisi’nden bir içerik. Yoldan bir anlığına bile çıkılamaz. Bir anlığına bile çıkılırsa o doğru yol değildir. Gizlenen, görülmeyen ya da duyulmayana karşı erkek adam tetikte olmalıdır. Gizlenen kişiden daha aşikar bir şey yoktur. Küçük şeyden daha aşikar bir şey yoktur. Dolayısıyla erkek adam bir başına bile olsa tetikte olmalıdır.

 – Geçti! – Geçti mi?

 Geçti mi?

 Doğrusu: “Erkek adam bir şey görmese de duymasa da tetikte olmalıdır.” Bir kelimeyi de değil tüm cümleyi yanlış söyledi. Ne geçmesi?

 Veliaht Prens, bir gün ülkenin temel taşı olmayacak mısın?

 Bu ülkenin mahvolmasını istemiyorsan niye bu haldesin?

 Baban, bu kitabı uykusuz kalıp senin için yazdı. Bunu bile zihninde tutamıyorsan ileride gerçek anlamda hangi kitaba çalışabileceksin?

 Sen… bu yıl kaç kez kendiliğinden ders çalışmak istedin?

 – Bir iki kez.

 – Ne?

 Majesteleri, nasıl olur da bir iki kez dersiniz?

 Sözleriniz aşırı oldu. Hocam, kalbimde ne olduğunu bariz olarak biliyorum. Öyle mi?

 Dürüstsün, çok dürüstsün. Ben senin yaşındayken ya kitap okuyamazsam diye kaygılanırdım. Sen böyle rahat bir yerde olduğun halde tembellik edip ders çalışmayı reddediyorsun.

Majesteleri sıkıcı klasiklerle pek ilgilenmiyor ancak söz konusu Batı’ya Yolculuk ve Su Hattı olunca- Veliaht Prens’in öyle kitaplar okumasına izin mi veriyorsun?

 Kral hazretleri, öfkenize hakim olunuz. Bu çocuğun kabiliyeti var, biraz sabırlı- Şu çocuğun koyu tenine bakınca da öyle mi düşünüyorsun?

 Tüm gün dışarıda oyun oynadığı için bu hale geldi. Oyun oynamak sana anlık zevk verir ancak ders çalışmak ömür boyu zevk verir. Daha kaç kez söylemem lazım?

 Hâlâ öyle boş boş bakıyor musun?

**

Demin babanın Yeong Bin’in 60. yaşı için kutlama yaptığını söyledin değil mi?

 – Evet.

 – Sen de tazimde bulundun o zaman.  

Evet. Büyükannen yalnızca bir cariye.

Yalnızca Kral ve Kraliçe için yapılan bir töreni nasıl ona karşı yaparsın?

Bu Konfüçyüs’çülük kaidelerine karşı gelmek değil mi?

 Cevap ver, Prens.

Büyükbabam kral olmasaydı da yüzlerce, binlerce kez tazim edebilirdim.

Neden böyle dedin?

İnsan olduğu için Konfüçyüs’çülük meydana gelmiştir.

Nasıl Konfüçyüs’çülük kaideleri insandan önce olabilir ki?

Konfüçyüs der ki “kaideleri öylesine yerine getirmeyin samimi bir kalple yerine getirin.”

**

O gün ben babamın samimiyetini gördüm.

Ağabeyin, Veliaht Prens Hyojang öldükten sonra  kırk yaşını geçtiğimde sen doğdun. Yedinci Gün Ne kadar da mutluydum.

Kundakta olan seni veliaht tayin edip  2 yaşından itibaren krallık için yetiştirdim. O zamanlar bana gösterdiğin zekânı ve kabiliyetini asla unutamam.

Öyle olan sen kılıçla oyun oynayıp köpek resimleri çizdin. Ders çalışmayı reddettin. Dünya başıma çöktü sandım.

O yüzden mi beni saray görevlilerinin önüne bir kukla gibi oturtup  işe yaramaz biri gibi gösterdin?

Seni iyi bir kral yapmak için  yapmıştım onları.

Her hata yaptığında  yüreğim ne kadar acıdı biliyor musun?

Bu nasıl benim hatam olabilir?

Krallığında  saray görevlileri zayıflığımı yakalar diye endişe ettin hep.

Kral olamayan prensin kaderini bilmez misin?

Onların yardımını aldığım halde kral olamasaydım  o anda ölürdüm.

Ben ölseydim, sen de olmazdın.

Ben de bu konuda seni anlamak için çok çaba sarf ettim.

Lakin senin katı yöntemlerin beni boğduğu için  katlanmamın mümkünatı yoktu.

Ders çalışmak o kadar önemli bir şey miydi?

Gerçekten de o kadar önemli miydi Cahil bir hükümdarsan  pantolonunun paçası görünse bile hakir görülürsün.

En çok da saray görevlileri tarafından.

Bu ülkede eğitim ulusal bir temeldir. Konfüçyünizm temeldir.

Neden o gece seni öldürmeyip öylece geri döndüğümü biliyor musun?

İnsan olduğu için Konfüçyüs’çülük meydana gelmiştir.

Nasıl ulusal temeller ve Konfüçyüs’çülük insanı ezen bir şey haline gelebilir?

Krallıktan da güçten de nefret ediyorum.

İstediğim tek şey  bana sıcak bir bakışın ve  sevgi dolu sözlerindi.

Nasıl oldu da sen ve ben böyle farklı yollara sapabildik?

 Böyle bir olayı mı konuşmak zorundaydık?

 Ben tarihe oğlunu öldüren baba olarak yazılacağım. Ve sen de kralı öldürmeye çalışan hain olarak değil de delirip babasını öldüremeye çalışan bir hasta olarak tarihe yazılacaksın. Ancak böyle oğlun hayatta kalabilir. Ben kral olmasaydım sen de Kral’ın oğlu olmasaydın böyle şeyler yaşanır mıydı?

 Kaderimiz bu.

Sen  Neden babanı bunu yapmak zorunda bıraktın?

 Oğlunun ölümüne sebebiyet veren bir anne yaşayıp da ne yapacak?

 Mezarımda ot bile bitmeyecek. Oğlum

**

BAŞA DÖN

 

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s