UYANAMAYACAĞI UYKUYA YATANLAR

 

Bir tavsiye üzere teoloji ve felsefe üzerine ömrünü vermiş bir zatın video sohbetlerini seyrettim. Videoda ilahiyatın yıllardır bünyesinde çözmeye çalıştığı ve sonuçlandırmadığı birçok konuda konuşuldu.

Netice: çözüm yok, çare yok cevap yok olan şüphe ve çaresizlik.

İnsanların çözmeye çalıştıkları birçok konu aslında çözülmüyor. Uğraşıldıkça daha kararıyor. Aklı kullanın maşası ile meseleler tutuluyor mu, yoksa soğutuluyor mu belli değil.

Aklı kullanın demek, mesele çözmek ile algılanacağına, öleceğine bak sonunda insan ol/bul demek mi olduğuna karar verilmeden, sallana sallana bir dar koridorda, o duvardan bu duvara çarparak yürümeye benzeyen bu konuşmalar artık huzur vermiyor. Yani sohbeti eden/dinleyen insanın bir kazancı kafası karışması mı olmalı?

Hayat, gerekli olmayanı bırakmaktır. Bir mesele zuhur ederse öğrenirsin doğru ve yanlış yapar gidersin. [Çünkü doğruların doğru olmadığı bir dönemde yaşıyoruz. Senin doğrun ötekisinin yanlışı.]

İnsanın bilmediği bir kısım her zaman bulunmalıdır. Doğrusu da budur. Bu gibi durumlarda mistik veya  tasavvuf terbiyesinin faydası çıkıyor. Ayrıca aşkı olan insanın zaten sorunu yok ki. [Kocakarının da inancı kulluktur. Felsefecinin en son bulduğu yer olan kulluğu, o  Allah Teâlâ vergisiyle bulmuştur. Aklını yoranların bulacağı sıradanlık noktası, kulluk. Maalesef, filozof kul olmada yolda kalır. Soracaklarını son nefesine dahi bitiremez.]

Sorgulayıcı aklın en son sorguladığı kendi olduğunda, yine kesin cevabı yoktur. Çünkü düşünen insan kendini bir yere koymaktan hep korkmuştur. Hep bir ötesi vardır onun için. Bu nedenle bir insan için en güzel şey diğer bir insana huzur verebilmesidir. Huzuru artırmayan her şey kalp üzerinde bir kara nokta olur, gönlü karartmaya başlar.

Bu meyanda yıllardır söylenen meseleleri  şöyle olsaydı böyle olmalıydı teknesinde ekşitmek yerine, insan için ne gerekliye gitmek doğru değil midir? Dinin naslarını aklın potasında müspet ve menfi cevaplamak ile din kendini değiştirmediği gibi, uğraşan insanı çok yorar.

Bunalım denilen marazın emareleri bu mudur?

Herşeyi çözmemiz gerekli diyen birçok akıllı insanların Ashab-ı Kehfin mağrasında uykuya daldıklarını görüyoruz. Kehf asahab-ı yedi kişiydi. Onlar üçyüzyıl sonra uyandılar. Burada uyumaya çalışan diğer insanların uyandığı görülmedi. Onun için bu mağaraya girmek ve uyumak hoştur. Ancak insan uyanamayacağı bu uykuyu neden talep eder ki.

İhramcızâde İsmail Hakkı

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

yorumda sahte e-posta yazanlara cevap verilmez.

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s