ASLAN İLE KARINCA

Rafael ALGRANATİ İZMİRCE   r.algranati@gmail.com

27 Mayıs 2015

Yurt dışında bir sahil kasabasında yaşlı bir karı kocanın işlettiği küçücük bir dükkân.

Her sabah saat 10’da açıp, öğlen 13.00 gibi kapatırlar. Bir kafe. Müşterilerine sundukları 3-4 çeşit kahve ile sabah erkenden evde pişirdikleri ve işe gelirken yanlarında getirdikleri üç çeşit ağızda eriyen kruasan. Masasından sandalyesine, fincanından tabağına her şey sıradan. Adamcağız içerde kahveleri yapıyor kadın da gülümseyen yüzü ile müşteriye servisi. Ben 15 yıldır orada olduklarını biliyorum. Ondan öncesini bilemem. Hep ayakta bekleyeni vardır. Üç saat boyunca dolup dolup boşalır masalar. Hem de 50’şer metre arayla açılan diğer kahve zincirlerine rağmen!..

Bir köfteci!

40 yıldır bildiğim bir köfteci dükkânı. 40 yıl önce bir teneke barakada başladı köfte yapmaya. İnegöl köfte. Kaşarlısı ve normali. Piyaz, cacık ve salata. Bir de Kemalpaşa tatlısı. Yanında çalışan bir yamakla yıllarca tek başına çalıştı. Mangalı kimseye bırakmadı. Yıllar boyunca sabahın köründe dükkânını açıp köfteleri kendi yaptı, piyazın fasulyesini de kendisi haşladı. Hiç bozmadı çizgisini. Sonraları bir sokak ötede bir dükkâncık satın aldı. Aynı çizgisini devam ettirdi. Sonra yaşlanmaya başladı. Artık o kadar saat mangal başında ayakta duramıyordu. Bir mangalcı aldı. Sonra da ikincisini. Bir de garson. Sonra da ikincisi. Kızlarını da aldı yanına. Sihir bozuldu. Önce köfte küçüldü. Sonra kıymanın kalitesi bozuldu. 40 yıldır haftanın en az iki günü keyifle yediğim o köfteyi artık yiyemiyorum.    

Bir eczacı çırağı!..

20 yıldır tanıyorum. Güler yüzü, bilgisi, yardımseverliği ile herkesin gönlünü kazanmış bir delikanlı. Bugüne kadar aynı bölgede üç ayrı eczanede çalıştı, hepsini ihya etti. Müşterileri hep onu takip etti. Eczane sahipleri ise değerlendiremediler bu gerçeği. Önce bir kasiyer alıp hem delikanlıyı kontrolde tutmayı hem de kendi özgürlüklerini kazanmayı yeğlediler. Sonra da diplomalı bir eczacı. İyice kısıtladılar çocuğun çalışma alanını. Müşteriler de etkilendi. Sonuçta kaybettiklerinde anladılar delikanlının değerini.

Neden?

Aslan ile Karınca’nın öyküsü gibi.

Küçük bir karınca her sabah erkenden işine gelir ve neşe içinde çalışmaya başlarmış. Çok çalışır, çok üretir ve bunları keyif içinde yaparmış.

Patronu aslan, karıncanın başında bir yönetici bile olmadan kendiliğinden bu kadar hevesle çalışmasına çok şaşırırmış.

Bir gün kârlılığı ve verimliliği arttırmak için aklına parlak bir fikir gelmiş.

Eğer karınca, başında bir yönetici bile olmadan bu kadar üretken olabiliyorsa, bir de başarılı bir yöneticisi olsa kim bilir neler yapardı.

Bunun üzerine, müthiş bir yöneticilik kariyeri olan ve yazdığı raporlarla ünlü, hamamböceğini işe almış. Hamamböceği öncelikle kendine bir saat alarak işe başlamış.

Böylece karıncanın çalıştığı saatleri tam olarak ölçebilecekmiş. İş saatlerinde gevşekliğe müsaade etmeyecekmiş. Elbette raporlarını düzenleyecek bir de sekretere ihtiyacı olacakmış.

Bu nedenle; hem telefon trafiğini yönetmek ve hem de arşiv işleri için örümceği işe almış.

Aslan, gelişmelerden çok memnunmuş. Hamamböceğinin hazırladığı raporlar gerçekten harikaymış. Hatta ondan üretim hızını ölçen ve kârlılığı analiz eden renkli grafikler de hazırlamasını istemiş. Böylece bu raporları ortaklarına sunum yaparken kullanacakmış.

Hamamböceği, bu raporları üretebilmek için yeni bir bilgisayara ve donanıma ihtiyaç duymuş.

Artık artan ekipmanlar için de bir bilgi işlem departmanı oluşturmanın zamanı gelmişti. Bu işleri idare etmek için de sineği işe almış.

Bir zamanlar mutlu, üretken ve rahat olan karınca bu yeni toplantı düzeninden ve evrak işlerinden çok yılmış. Zamanının büyük bir kısmı sorulan soruları cevaplamak, formları doldurmak ve evrak işleri yapmakla geçiyormuş.

Aslan, karıncanın bölümünün giderek büyümesinden çok memnunmuş. Bölümü daha da büyütmek üzere bir üst yöneticiye ihtiyaç olduğunu düşünmüş ve bölüm başkanı olarak başarıları ile ünlü ağustosböceğini işe almış.

Kendi rahatına ve keyfine düşkün ağustosböceğinin ilk icraatı ofisi rahat edebileceği yeni mobilyalarla döşemek olmuş.

Tabii ki kendisinin de yeni bir bilgisayara, bütçe kontrol ve stratejik verimlilik planı hazırlanması için kişisel bir yardımcıya ihtiyacı varmış. Bunun üzerine eski işyerindeki yardımcısını işe almış.

Karıncanın çalıştığı yer giderek kimsenin gülmediği, neşesiz ve mutsuz bir mekâna dönüşmüş. Ağustosböceği, patronu aslanı ortamın ruh halini değiştirecek bir çalışma yapılması gerektiğine ikna etmiş.

Bunun üzerine, karıncanın bölümünde olup bitenleri gözden geçiren aslan, üretimin ve kârlılığın dramatik bir şekilde düştüğünü fark etmiş. Hemen, son derece itibarlı ve iyi tanınmış bir danışman olan baykuşu sorunu çözmesi için işe almış.

Baykuş, karıncanın departmanında üç ay geçirmiş. Bu hummalı çalışmanın ardından ciltlerce bir rapor yazmış. Raporun sonucu şuymuş: “Departmanda aşırı istihdam varmış”.

Aslan, raporu inceledikten sonra dramatik bir karar vermiş.

Ve elbette ilk olarak negatif tavırlarıyla dikkat çeken, mutsuz ve çalışma isteğini kaybetmiş olan karıncayı işten çıkarmış.

Arife tarif ne gerek?

http://www.salom.com.tr/haber-95293-aslan_ile_karinca.html

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s