KURTULMAK İSTİYORUM

 

EY ALLAH’IM

NEFSİMİ TANIDIM

HATA BENDE DEDİM

DARLIKLARDAN  VAZ GEÇTİM

HAYIR VE ŞERLİ OLUŞU DA BİLDİM

İSTEMEMEYİ İSTEDİM

 

EY ALLAH’IM

 “Ey yaratıcı! Suçluyum ötekilerden ümit ediyordum.

Efendi çok cömertlik yapmış olsa da o senin bağışına hiç denk değildi.

O külah bağışladı sense akıl dolu baş. O cüppe bağışladı sense boy pos.

O bana altın verdi. Sense altın sayan el. O bana binek hayvanı verdi. Sense binici aklı.

Efendi bana mum verdi sense aydın göz. Efendi bana meze verdi sense yemek yeme gücü.

O maaş verdi sense ömür ve hayat. Onun vaadi altın senin vaadin tertemizler.

O cömertliği ve merhameti de ona sen verdin.”

[Mesnevî,C. VI, b. 3123- 3130.]

NEFSİMİ TANIDIM

Nefis ve Şeytan, her ikisi bir bedendir,

Kendilerini iki beden şeklinde gösterdiler.

 [Mesnevî,C. III, b. 4051.]

**

“Nefsin sağ elinde tesbih ve Mushaf, yenindeyse hançer ve kılıç vardır. Onun Mushaf’ına ve yaltaklanmasına inanma. Kendini onunla sırdaş ve arkadaş etme. Seni abdest için havuza götürür ve onun dibine atar.”

[Mesnevî, C. III, b. 2553- 2555]

HATA BENDE DEDİM

Kur’an’ın bakış tarzına göre, Âdem her halükârda Şeytan’dan üstündür. Çünkü cennetten kovulma olayında,  Şeytan bahane olarak; “beni azgınlığa uğrattığından dolayı” [Araf, 7/16. ] dedi ve kendi fiilini  gizledi. Âdem ise; “nefsimize  zulmettik” [Araf, 7/23.] diyerek kendini suçladı. Bu nedenle de Allah Âdem’i  Şeytan’dan makbul tuttu. Hz. Mevlânâ’nın buna yorumu şöyledir:

“Edebinden dolayı suçta, Hakk’ı gizli tuttu.

O, suçu kendine ait görmekle yarar elde etti.

Tövbe etmesinden sonra Hakk, ona dedi:

‘Ey adam! Sende o günahı ve sıkıntıları ben yaratmadım mı?

Benim takdirim ve kazam değil miydi o? Özür dilerken onu nasıl gizledin?’

‘Korktum. Edebi bırakmadım’ dedi.

Hakk , ‘ Ben de onun için seni makbul tuttum.'”

[Mesnevî, C. I, b. 1491- 1494.]

**

DARLIKLARDAN  VAZ GEÇTİM

 “Hayal âlemi, yokluk âleminden daha dardır.

Bundan dolayı hayal kedere sebep olmaktadır.

Varlık âlemi de hayal âleminden daha dardır.

Bundan dolayı onda ay, hilal gibi olur.

Duyu ve renk dünyasını varlığı daha dardır; dar bir zindandır.

Terkip ve sayı darlığın sebebidir. Duyular,-insanı- terkip yönüne/dünyaya çekmektedir.”

 [Mesnevî, C. I, b. 3094- 3097]

HAYIR VE ŞERLİ OLUŞU DA BİLDİM

Dünyada birine ayak, diğerine bağ olmayan hiçbir zehir ve şeker yoktur.

Birine ayak, diğerine ayak bağıdır. Birine zehir diğerineyse şeker gibidir.

Yılan zehri o yılan için hayattır. Oysa insana nispetle ölümdür.

Su halkı için deniz bahçedir. Toprak halkı için ise ölüm ve musibettir.”

[Mesnevî, C. IV, b. 66- 69]

“Adalet nedir? Ağaçlara su vermek. Zulüm nedir? Dikene su vermek.

Adalet, nimeti yerine koymaktır, su çeken her köke değil.

Zulüm nedir? Yersiz yere koymaktır. Bu, sadece belaya koymak olur.”

[Mesnevî, C. V, b. 1089- 1091.]

“Tatlısu içmemiş olan kuş, acı suda kol kanat çırpar.

Zıt ancak zıddıyla tanınabilir; – kişi – yarayı görürse okşamayı tanır.”

[Mesnevî,C. V, b. 598- 599.]

 

 “Bize göre her şeyin adı; dış görünüşü, Yaratıcı’ya göre her şeyin adı, onun sırrı.”

[Mesnevî, C. I, b. 1240.]

“Bir ressam iki tür resim çizdi; güzel ve çirkin resimler:

Yusuf’un ve güzel yaradılışlı hurinin resimlerin yaptı ve de çirkin Şeytan ve iblislerin resmini.

Her ikisi de onun ustalığının resmidir. Onun çirkinliği değildir, onun lütfudur.

Çirkin, çirkinliğinin son derecesinde yapar; bütün çirkinlikleri çevresine örer.

Böylece bilgisinin olgunluğu ortaya çıkar; ustalığını inkâr eden rüsva olur.

Çirkin yapmayı bilmezse noksandır. Bundan dolayı ateşe tapanın ve ihlâslı kişinin yaratıcısıdır.”

[Mesnevî, C. II, b. 2523-2528.]

“-Kişi- altın definesi için evi viran eder. Ve bu hazineyle onu daha bayındır yapar.

Suyu keser ve ırmağı temizler. Bundan sonra içilecek su akıtır.

Deriyi yarar, okun ucunu çıkarır. Bundan sonra yeni derisi oluşur.

Kaleyi yıkar, kâfirden alır. Bundan sonra ona yüzlerce burç ve set yapar.

Allah’ın işinin keyfiyetini kim bilebilir ki?”

[Mesnevî, C. I, b. 307- 310]

“Deniz Nuh’a ve Musa’ya dost olmadı mı? …

Ateş İbrahim’e kale olmadı mı? …

Dağ Yahya’yı kendine çağırmadı mı? …”

[Mesnevî, C. I, b. 1841- 1843.]

 “Nil’ in suyu Kıpti’ye kandır, güzel Sıbti’ye sudur.

Deniz İsrailoğulları’na cadde, zalim Firavun’aysa boğulma yeridir.”

Mesnevî, C. III, b. 3027- 3028. (Benzer beyitler için bkz: C. IV, B: 3430, 3492; b. 2981-2986; C. II, b. 1549; C. VI, b. 4672-4690; C. IV, b. 2755)

İSTEMEMEYİ İSTEDİM

“Bu âlemi aydınlatan güneş bir parçacık yaklaştı mı her şey yandı gitti.”

[Mesnevî,C. I, b. 141.]

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s