UNUTULMUŞ BİR SÜNNETİN İHYASI

“FECİR NAMAZINDAN (SABAH NAMAZININ SÜNNETİNDEN]
SONRA YAN  ÜZERİNE UZANMA”

Bir grup bunun vacip olduğu görüşündedir ki, ben de o görüşteyim. Bunun nedeni, Rasûlullâh sallallâhü aleyhi ve sellem’den güvenilir bir şekilde aktarılan emirdir. Bir grup ise, onun sünnet olduğunu söylerken başka bir grup müstehap olduğunu söylemiştir. Fakat kimse onu reddetmemiştir.

Allah Teâlâ’nın şeriatını bilen hadis bilginleri için (fecir namazından sonra uyumanın reddedilemeyeceği hususunda) herhangi bir kuşku ve belirsizlik yoktur. Müçtehitleri taklit eden zamanımız fakihleri ise böyle değildir. Onların ne Kur’an-ı Kerîm ne de Sünnet hakkında herhangi bir bilgileri yoktur: Onlar, Kur’an-ı Kerîm’i ezberleseler ve onda üstadlarının görüşlerine aykırı görüşler bulsalar bile, Kur’an-ı Kerîm’e yönelmez, onunla amel etmez, bilgiyi aktarmak niyetiyle onu okumaz ve bu rivayet ve ayete aykırı imamların mezhebine dayanır. Onların bu konuda bir mazeretleri olamaz. Söz konusu kimselerden kıyamet günü uzaklaşacak ilk kişi, imamlarıdır. Çünkü onlar, imamlarına insanlara ‘Beni taklit edin bana uyun’ dediklerini kesinlikle doğrulatamazlar. Çünkü kendisini taklit ve ona uymak, (müçtehitlerin değil) Rasûlullâh sallallâhü aleyhi ve sellemin özelliklerindendir. Şöyle iddia edebilirler: ‘Bize imamlara uymayı Allah Teâlâ emretmiş ve ‘Bilmiyorsanız Zikir ehline (bilenler) sorunuz’ demiştir. Biz de, onlara sorduk ve fetva istedik.’ Bu iddiaya karşı şöyle yanıt verebiliriz: Biz onlara meseleler hakkında kendi görüşlerini değil, Allah Teâlâ’nın hükmünü bize aktarsınlar diye soruyoruz. Çünkü Allah Teâlâ ayette ‘zikir ehli’ demiştir, kast edilenler ‘Kur’an-ı Kerîm’i bilenlerdir,’ çünkü zikir Kur’an-ı Kerîm demektir. Kur’an-ı Kerîm’i okurken onların fetvalarına aykırı bir hüküm bulduğumuzda, Allah Teâlâ’nın kitabına bağlanıp o imamın görüşünü terk etmemiz gerekir. Müçtehit imam, bir ayeti ya da hadisi aktardığında ise, onun sözüyle değil, ayet veya hadisle amel etmiş oluruz. Böyle olduğunda ise, dili ya da hükmün gerektirdiği şeyi bilmediğimiz için, başka bir ayet veya rivayetle ona karşı çıkmamamız gerekir. Başka bir bilgimiz varsa, biz ve müçtehit imamlar eşitiz demektir.

Sahih bir rivayette, Rasûlullâh sallallâhü aleyhi ve sellem’in fecir namazından sonra uzanıp istirahat ettiği aktarılmıştır. Ebu Hureyre’nin rivayet ettiği bir hadiste, fecir namazının iki rekâtını kılan herkese uzanmak emredilmiştir. Benim görüşüm, bunu yapmayanın günahkâr olduğudur. Çünkü (hadiste) bunu yapmak zorunlu olarak emredilmiştir. Dolayısıyla herhangi bir vakitte kaza edilse bile, mutlaka uzanmak gerekir. Hadiste geçen bağlaç, ardışıklık ifade etse de zahir ehlinden geç dönem bazı müçtehit hafızlar şöyle demiştir: ‘Fecir namazını kılıp uzanmayanın sabah namazı geçerli değildir. Fecir namazını kılmamışsa, (yatmadan) sabah namazını kılabilir.

VASIL

Batınî Yorum

Uzanmak, fecir namazından sonra ve sabah namazından öncedir. Çünkü yükümlü mekruh bir iş yapma durumunda kalmıştır. Çünkü fe­cir doğduktan (sabah vakti girdikten) sonra, ancak fecrin iki rekâtını kı­labilir, sonra sabah namazını kılar. Böylece fecir namazı, farz ibadetlere benzemiş, bu nedenle onunla sabah namazı arasında uzanmak gerek­miştir. Bu sayede sünnet farzdan ayrışır ve fecir namazından ayrıldığını bilerek, uzanmış olduğu yerden farza kalkar. Kişi fecir namazından (uzanmadan) sonra sabah namazına kalksaydı, hiç kuşkusuz, namazı dört rekâtlı namazlara benzemiş olurdu. Bu nedenle Rasûlullâh sallallâhü aleyhi ve sellem müezzin kamet getirirken fecir rekâtlarını kılan kişiye ‘Sabahı dört rekât mı kılıyorsun?’ demiştir. Öyleyse, namaz kılanın fecir namazından ay­rılmış olduğu anlaşılacak şekilde fecir namazı kılan kişinin bu iki rekâtla sabah namazını ayırt etmesi uygundur.

Rasûlullâh sallallâhü aleyhi ve sellem fecir namazı kıldıktan sonra uzanmayı sözlü ve fiili olarak emretmiştir. Başka bir ifadeyle hem yapmış ve hem de yapmayı emretmiştir. Bu uygulamaya karşı çıkan kişinin bu konuda Rasûlullâh sallallâhü aleyhi ve sellemin emrinden yüz çevirmek ya da ona uymamak için geçerli bir delili yoktur.

Allah Teâlâ şöyle der: Allah Teâlâ’ya ve ahiret gününe iman edenler için, Allah Teâlâ’nın peygamberinde sizin için güzel örnek vardır.” Zıddında sınırlanmayanın mertebesinin yüksekliğine bakınız!

Kırkdördüncü kısım, c.4, sh133-134

***

Bu nedenle zahiri mezhebi ehlinden bazı kimseler, iki rekât fecir namazı kılıp yatmayan kişi için sabah namazının sahih olmayacağını ileri sürmüştür.

Fecir namazı kılmazsa, yatması gerekmeden sabah namazını kılabilir. Bu görüş sahibi o kişinin kuvvetli bir sünneti terk ettiğini söylemek istemektedir ki, onu terk etmesi nedeniyle bir günahı yoktur.

Otuzuncu Sifr, c.15, sh:338

Kaynaklar:

Muhyiddin İbn  Arabî, Futûhât-ı Mekkiyye

Futûhât-ı Mekkiyye Tercümesi, hzl: Ekrem Demirli, 2011,İstanbul

BAŞA DÖN

 

Reklamlar