CİNSELLİĞİN KABULÜNDE BATI DÜNYASI GERİ KALMIŞTIR

“Okumadan geçmeyin”

Batılılar arasında İslam’a cinsellik konusunda çok gevşek bir tavır takındığı, hatta cinselliği bir değer olarak ele aldığı yolunda eleştiriler yöneltilmiştir. Öte yandan psikoloji bilimi bize insanların başkalarının hatalarını çok kolay gördüğünü, buna karşılık kendilerinin —belki de eleştirdiklerinden daha yanlış— tavırlarını görmezden geldiklerini bildirmektedir. Bu konuda da böyle bir durum sözkonusudur. Geçmişte nasıl eleştiriler yapılmış olursa olsun, Batının bu konuda son sözü söylemeye hakkı olmadığı açıktır; modern -Batılı cinsellik konusunda büyük bir şaşkınlık içindedir. Dünyamızın hızlı bir değişim sürecinden geçtiği günümüzde diğer kültürlerden de yararlanmamızın daha bir önem kazandığı da açıktır. Avrupa ve Amerika’nın tersine, İslam dünyasında cinsellik çok normal bir biçimde kabul edilir; Müslümanlara göre cinsellik insanın ayrılmaz bir parçasıdır. Hristiyanlık ise kendine örnek olarak bekâr insanı alır ve Batılının anlayışı Eski Yunan’a kadar giden düalizm kavramına dayanır. Sonuç, hem teoride hem de pratikte kafa karışıklığıdır. Bu kafa karışıklığı da Batılının cinselliği uygun biçimlerde ifade edebilmesini engellemektedir.

İslam’ın cinselliği kabulü belki de kimi cennet tasvirlerinde en belirgin biçimde ortaya çıkar. Cennette cinsel haz da mevcuttur ve İslam’daki cennet anlayışı —insanın fiziki olarak bulunmadığı— Yunanı cennet anlayışının tam tersidir. Bir erkeğin dörde kadar evlenebilmesi, ayrıca bunların dışında cariyeler de alabilmesi de bu şekilde değerlendirilebilir; ancak bunların tefsiri biraz karışıktır.

Bu izni kollektif hayattan bireyselliğe geçmekte olan bir toplumun altyapısına karşı bir operasyon olarak değerlendirmek gerekir. Anaerkil aile sistemi kollektif hayatın önemli bir parçasıdır ve bu sistemde kadının doğurduğu çocuğun babasının kim olduğu o kadar önemli değildir. Anaerkil sistem, haliyle çeşitli suistimallere açık kapı bırakmaktadır ve bu tehlike mesela Uhud gazvesi (625) sonrasında olduğu gibi kadınlarla erkekler arasındaki oran bozulduğunda daha bir önem kazanmaktadır. Asıl tehlike, gücü elinde bulunduran bir akraba grubunun güçlerine güç katmak amacıyla kimi kadınları kötü maksatlarla kullanması ihtimalinden kaynaklanmaktadır. Müslüman erkeklerin iki, üç veya dört kadınla evlenmesine izin verilerek Müslüman kadınların tatminkâr bir aile hayatı kurması sağlanmıştır. Eşi Ölen ya da eşinden boşanan kadınların evlenmeden önce 3 ay 10 gün beklemeleri şartı (iddet) getirilerek çocukların babaları konusundaki karışıklığa son verilmiştir. Bu da insanların şahsiyetini muhakkak ki olumlu yönde etkilemiştir. Ayrıca miras hükümlerinde kadınlar kollektif yaşamın parçaları olarak değil, bağımsız bireyler olarak mütalaa olunmuşlardır.

İslam’daki evlilik sisteminin sonuçları İslam toplumunun şartlarında değerlendirilmelidir. İslam toplumu yüzyıllarca yıllık evrimi ve bu arada birçok siyasî karışıklık sonucunda belli bir istikrara kavuşmuştur ve aile sisteminin bu istikrar üzerinde önemli bir katkısı olsa gerektir. Evlilik ve aile sistemlerinde birtakım yenilikler yapması durumunda İslam toplumunun birtakım zaaflarını bertaraf edebileceği ileri sürülmüştür. Ancak esaslı bir çalışmaya dayanmadığı için bu iddiayı güçlü bir iddia oİarak kabul etmek güçtür. Tatminkâr toplumların ancak tatminkâr aileler üzerinde inşa edilebileceği açıktır. Öte yandan sözünü ettiğimiz iddiaya bir delil olarak mutasavvıflarda cinsel problemlerin görülmeyişi gösterilmektedir. Şunu belirtmek gerekir ki mutasavvıflar eğer cinselliği manevî bir mesele olarak mütalaa etselerdi —ki günümüz Batılısı genellikle böyle düşünmektedir— bunu yazmakta asla tereddüt etmezlerdi. Tasavvufî eserlerde yapılan kısa gezinti, mutasavvıfların asıl problem edindiği konuların hırs ve maddî hayat iştiyakı olduğunu gösterir. Dolayısıyla İslam’ın cinsellik konusundaki başarısına dönebilir ve Batı’nın bu konuda ondan öğreneceği çok şey olduğunu yeniden vurgulayabiliriz.

Sh: 294-296

Kaynak: W. Montgomery Watt, İSLAM NEDİR? Eserin orijinal adı: W. Montgomery Watt, What is İslam?, Frcderick A. Praeger Publishers, London: 1968. BİRLEŞİK  YAYINCILIK, 2. Baskı. Ekim 1993, İstanbul

 

BAŞA DÖN

 

Reklamlar