DOSTLUK VEYA SADÂKAT

 

Güvence ile hatırsayarlık arasında bir orta durum vardır ki bunun adı yoktur; fakat, bu durum, genellikle (Dostluk)a benzer. Ancak, bu şekil dostluk, sırf bir karakter işi olup heyecan ve etkiden yoksundur ve bunlardan Ötürü de gerçek dostluktan ayrılır. Bu orta durumda bulunan bir kimse hem Tanıdıklarına hem de tanımadıklarına ayni muameleyi yapar; herkese samimî davranır; daima tatlı bulunur; herkesi açıdan kurtarmak ve herkese haz vermek ister ve bütün bunları daima asîl bir şekilde yapar. Bu çeşit dostluk, genellikle, hayat açısından önemlidir ve bir çeşit letâfettir.

Bir kimse, bir ard maksat olmaksızın insanlara sâdece haz vermek dilerse, o kimse Hatırsayar bir kimsedir.

Fakat, bir kimse bu haz vermede çok ileri gider, bizim her yaptığımızı över, bize hiç bir zaman karşı gelmez ve bu suretle her zaman gönlümüzü alma yoluna giderse o kimse Zelil bir kimsedir.

Bir kimse de daima bize karşı koyar ve daima letâfet ve tatlılıktan uzaklaşırsa o kimse de Kavgacı ve Aksi bir kimsedir. Şu var ki bu Aksi insanların çoğu, insanda bir acıya sebeb olacakları fikrini uyandırmazlar ve bu yüzden de bu gibi insanlar Emin insanlar sayılırlar.

Şuna önemle işaret edilmelidir ki yüksek ruhlu ve kültürlü insanlarla âdî ruhlu ve kültürsüz insanlar ve birbirlerini iyi tanıyan insanlarla birbirlerini iyi tanımayan insanlar ayni ruh hâleti içinde birbirleriyle dost olamazlar.

Sh:115

Kaynak: Prof. Dr. CAVİT SUNAR, İbn Miskeveyh Ve Yunan’da Ve İslâm’da Ahlâk Görüşleri, Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Yayınları No. 147,1980, Ankara

 Kime arz-ı hâl edem, sen var iken ey serv-i nâz

Çaresiz derd-i dile sensin tabîb-i çâre saz

Padişahım! Bâb-ı ihsanından isterim atâ

Nâ ümid-î, lütfun olmam eylerim her dem niyâz

 

Dostluğun devlet, yeter bana iki alemde ger

Cümle âlem olsalar düşmanım, eyle ihtirâz

Bu Hulusi âsıtânında zelîl bir bendedir

Bendene ihsanını ister çok eyle, ister az

SEYYİD OSMAN HULÛSÎ

BAŞA DÖN

Reklamlar