EPİKTET’TE [Epictetus]ÜZÜNTÜ VE İLÂCI

Aslında âzad edilmiş bir köle olan ve Milâdın birinci yüz yılında (60-110) yaşamış bulunan Epiktet (Epictetus), Eski Yunan’ın Stoik Felsefesinin en karakteristik bir sîmâsı olup (Sohbetler)ini ve (Nasîhatlar)ını ihtiva eden iki ahlâk kitabı ile ün salmıştır.

Epiktet’in, öğrencisi Flavius Arrianus tarafından kaleme alman, bu iki ahlâk kitabındaki en belli başlı fikirlerini, ya olduğu gibi, ya da kısmen, yahut ta özetleyip kısaltarak aşağıya aldık ve onları kendi tensibimize göre sıraladık:

Epiktet, Sohbetlerinin birinde şöyle diyor:

Allah, insanları akıllarına uygun olarak yaşamak ve mutlu olmak için yaratmıştır. Bu gaye için de insanlara birçok güçler ve kaynaklar bahşetmiştir. Şu kadar ki bu kaynakların bazıları (ve meselâ:-hüriyyet, itmi’nan casâret, sebat ve hatta adâlet ve kanun, nefs muhasebesi gibi şeyler insanların irâdeleri ve fiilleri dahilindedir. Fakat, bazıları da insanların irâdelerinin ve fiillerinin dışında ve üstündedir (Bu sebepten, biz, Allah’ın irâdesine boyun eğmeli; irâdemiz ve kudretimiz dahilinde olan şeylere sıkı sıkı sarılmalı, fakat, irâdemizin dışında olan şeylere de hükm etmeğe kalkışmamalıyız; dünya düzenini değiştirme hevesine kapılmamalıyız).

Eğer, insanlar, bu mutlu olma gâyesini ele geçiremiyorlarsa, bu, ancak, onların kendi hatalarından ötürüdür.

Meselâ, insan, daima beraber yaşayıp seviştiği kimselerin ölüp giderek birer birer yanından ayrıldıklarını gördüğünde döğünmeye ve ağlayıp sızlamağa başlar ki böyle bir hareket akıl kârı değildir. Zira, var olan bir şeyin yok olmamasını, istemek insanın irâdesinin dışındadır. Şu halde, insanın sevdiği şeylerin yok olup gitmesine veya ölüp gitmesine üzülmek kadar boş bir şey olamaz”.

Epiktet, (Nasihatlar)ına da aşağıdaki şekilde başlamakta ve düşüncelerini pek veciz bir surette ifâde etmektedir:

1—       Kâinatta mevcut şeylerin bazıları bizim irâde ve kudretimiz dahilindedir, fakat, bazıları da değildir. Kudretimiz dâhilinde olan şeyler, fikirlerimiz, temayüllerimiz, arzularımız, nefretlerimiz, yani kısaca, bütün bizzat yaptıklarımızda1. Kudretimiz ve irâdemiz dışında olan şeyler de vücud, servet, şöhret, makam gibi şeyler, yani kısaca bizim kudretimizin ve fiillerimizin dışında olan şeylerdir.

Eğer sen, sana bağlı olmayan şeylerin sana bağlı olduklarım sanırsan ve onları ele geçirmek istersen bir takım engellerle elin kolun bağlanacak, aklın karmakarışık olacak, kederlere ve üzüntülere boğulacak ve bütün bunlardan da ilâhları ve insanları suçlu tutacaksın, Fakat, sen, her şeyin sana bağlı ve senin elinde olmadığını bilir de bu şeyleri ele geçirme peşinde koşmaz ve yalnız sana bağlı olan şeylerle yetinirsen o zaman da sen, sana bağlı olmayan şeyler hakkında hiç kimseyi sorumlu tutmayacak ve kendi irâdenin ve kudretinin dışına çıkmayacaksın. Ve o zaman da hiç bir şey, hiç bir kimse seni üzmeyecek, sen de hiç bir şeye ve hiç bir kimseye düşman olmayacaksın. Çünkü, artık, sen, üzüntü denen şeyden tamamıyla kurtulmuş olacaksın.

2-        İsteğini ele geçirmeyen kişi bahtsız bir kişidir ve arzularından ve isteklerinden kaçıp kurtulamayan kişi tamamıyla muztarib, üzüntüye boğulmuş bir kişidir.

Eğer sen, hastalıktan, fukaralıktan veya ölümden kaçıp kurtulmak istersen, acı çekecek, pek perişan olacaksın.

Emellerinin gerçekleşmesinin engellenmemesini j     istiyorsan-ki bu pek mümkündür-ancak, irâden       altında bulunan şeylere emel bağla!

3-        Alelâde şeylerin üstünde olup seni eğlendiren, sana haz veren şeylerin, gerçekte ne olduklarını daima düşün! Eğer bir toprak desti seviyorsan, kendi kendine de ki: “Benim sevdiğim, topraktan yapılmış bir destiden başka değildir”; ancak bu sebepledir ki o kırıldığı vakit huzursuz olup üzülmezsin. Çocuğunu veya karını muhabbetle öpüb sevdiğinde, kendi kendine de ki: “Benim öpüp sevdiklerim fânî insanlardan başka birer şey değillerdir”; çünkü bu fikir zihnine yerleşirse, ölüm onları yok ettiği zaman manevî acılara boğulup kahr olmazsın !

21        – Her günden her güne, her şeyden önce, gözlerini ölümden ve Vatanından sürülmekten ve bütün kötü görünen şeylerden ayırma! Fakat, bunların en kötüsü ölümdür. Bundan ötürü, sen, düşüncelerini aşağı ve bayağı olan şey üzerine asla kuramazsın ve asla, ölçünün üstünde, her hangi bir şey isteyemezsin!

14-      Çocuklarının, karının, dostlarının daima yaşamalarını ve ölmemelerini istemek delilikten başka bir şey değildir. Çünkü bu, senin kudretinde olmayan bir şeyi kudretinin içine almak, sana ait olmayanı kendine bağlamak, arzusunda bulunmak demektir.

11-      Hiç bir şey hakkında, asla: ‘Ben onu kaybettim  demeyin; ancak: “Ben onu geri verdim” deyin. Çoçuğunmu öldü, o, geri verilmiştir. Karın mı Öldü, o, geri verilmiştir. Servet ve devletin mi elinden alınmıştır, bu da bir geri verilme değil midir?

Bunları kim mi geri almıştır? Onları sana veren! Bundan ötürü, onun sana bir şey verdiği müddetçe, o şeye iyi bak, iyi davran; fakat, o şeyin bizzat senin olduğunu sanma! O, şeyi, çocuklarım, karım ve dostlarım,       gelip    geçici   otel yolcuları          olarak telâkki et ve onlara öylece  muamele   et!

14- Hür olmak isteyen, biç bir şeye istek beslememeli; yahut, başkalarına bağlı şeylerden sakınıp kaçınmalıdır.  Eğer  böyle yapmazsa, bir esir olarak tutuklanır.

28-      Eğer birisi senin vücudunu rastgele birine teslim etseydi, derhâl, nefretle isyan ederdin!.. Hâlbuki, sen, ruhunu rastgele şuna buna teslim ediyorsun; o, daima huzurda olmak gerekirken, dıştaki maddî eşyanın en ufak bir etkisi ile acı duyuyorsun. Bu hâlinden utanmaz mısın?

44-      Ben senden daha zenginim, bundan ötürü, ben senden üstünüm veya ben senden daha iyi konuşuyorum, bundan ötürü, ben senden üstünüm, demek, akıl için mantıksızlıktır. Akıl için mantıkî olan: Ben senden daha zenginim bundan ötürü, benim varlığım seninkinden üstündür veya ben senden -daha iyi konuşuyorum, bundan ötürü de benim sözlerim seninkinden daha üstündür, demektir.

5-        İnsanların kafalarını ve ruhlarım mahv ve perişan eden maddî vakıalar değil, fakat, insanların o vâkıalar hakkındaki düşünce ve kararlarıdır. Meselâ, Sokrata göre, ölüm, korkulacak bir şey değildir. Hayır, öyle değil! Gerçi, ölüm, korkulacak bir şey değildir ama, insanın, ölümü, korkulacak bir şey olarak düşünmesi ve böyle hükmetmesi gerçekten korkulacak şeydir. Bundan ötürü, her hangi bir hususta engellendiğimiz veya altüst edildiğimiz yahut ta acılara boğulduğumuz zaman suçu başkalarına yüklemeyelim; onu, sâdece, kendimizde, kendi düşüncelerimizde ve hükümlerimizde görelim. Bir kimsenin kendi talihsizliği yüzünden başkalarını suçlaması, onun, öğretim ve eğitimden yoksun olduğunun başlıca alâmetidir; suçu kendinde görmesi, o kimsenin öğretim ve eğitim görmekte olduğunun alâmetidir; bu kimsenin kendim de başkalarını da suçlu görmemesi de onun öğretim ve eğitimini tamamlayarak kemâle geldiğini gösterir.

30- Sen rızâ göstermedikçe kimse seni incitemez. Sen, ancak, incitilmiş olduğunu düşündüğün zaman incitilmiş olabilirsin.

34- Arzuladığınız hazlar karşısında daima şu iki noktayı düşünün:

O haz, sizi ne kadar müddet avutabilecek tir?

Daha sonra siz, ne kadar müddet pişmanlık duyacaksınız ve kendinizi sövüp sayacaksınız?

6-        Sahib olduğunuz iyi hayvanlarla veya eşyalarla gururlanıp böbürlenmeyiniz. Zira, bu gibi şeyler, bizzat size ait şeyler değildirler. İnsanlar, ancak, bizzat kendilerinin olan iyilikler ve güzelliklerle öğünmelidirler.

24-      İyi olmayan bazı şeyleri belki kazanırım diye, eğer, sen beni bizzat benim olan iyi şeyleri elimden çıkarmağa çağırıyorsan, bak, sen, ne kadar kötü ve budala bir insansın! Sen, gerçekten, hangi şeyi üstün tutuyorsun? Parayımı yoksa vefâkâr ve namuslu arkadaşımı? O halde, bana, daha ziyade bu iyi nitelikleri korumak için yardım et ve benden bıı iyi şeyleri elden çıkartacak işlerde bulunacağımı asla umma!..

19-      Eğer, iyinin realitesi bizzat bizim kendi kudretimiz dahilinde bulunuyorsa, kıskançlık ve hased, pek anlamsız bir şey olur. Ve siz ne bir Vâlî veya ne bir Senatör, fakat, hür olmak isteyebilirsiniz; ve hüriyyete de ancak bir tek yol vardır; o da, kudretimiz dahilinde olmayan şeye özenmemek.

42-      Bir kimse için iyi ve kötü, senin için iyi ve kötü olan değil, ancak, kendisi için iyi ve kötü görünendir. Ve herkes, kendi görüşüne göre hareket eder.

31- Sen, iyilik ve kötülük kavramım, ancak, senin kudretinin dahilinde olan şeylere uygulayabilirsin, fakat, kudretinin dışında ve üstünde olan şeylere değil!….Bundan ötürü, çocuğunu veya karını kaybettiğinde Tanrı’lara söğüp sayma!…Zira, bizim kontrolümüz dahilinde olmayan vakıalar, ne iyi ve ne de kötü olabilirler.

53-      Kim doğru ve haklı olarak zorunlulukla uygunluk içinde olursa Îlâhî şeyler hususunda, biz o kimseyi Akıllı ve Bilgili bir kimse sayarız.

— Pek a’lâ! Grito, eğer bu, Allahsın irâdesi ise, öyle olsun!

Anytus ve Meletus beni öldürme gücüne sahiptirler; fakat, bana asla, zarar vermezler!

17-      Unutmayın ki sizler, bir oyundaki Aktörler gibisiniz ve bu oyunun nasıl oynanacağını oyunu yazan seçer: eğer o, oyunu kısa sürdürmek isterse, oyun kısa olur; eğer, uzun sürdürmek isterse, oyun uzun olur. Eğer, o, sizi fakir bir adam karakterinde ve rolünde oynatmak isterse, siz, bu rolünüzü bütün gücünüzle oynamak zorundasınızdır. Size verilecek diğer her hangi başka bir rolü de, yine, bütün gücünüzle oynamak zorundasınızdır. Zira, sizin göreviniz size verilmiş olan karakteri ve rolü oynamak, ve iyi şekilde oynamaktır; oyunun tertib ve düzeni ise başkalarına aittir.

Epiktet, yine şöyle demektedir:

29-      Bir işe başlamadan önce o işte ilk olarak yapılması gereken şeylerle onlardan sonra sıra ile yapılması gereken şeylerin neler olduğunu iyice düşün ve o işe ondan sonra başla ki sonunda, pişman olmayasın!

Ancak, yapabileceğin bir işe giriş ve ona bütün ruhunla bağlan ki başarasın!…

37-      Gücünün üstünde bir şey yapmağa kalkışırsan, sen, kendini, sâdece bundan ötürü rezil etmekle kalmaz, fakat, tam bir başarı ile yapabileceğin şeyden de haberin olmaz!…

35-      Bir şeyin muhakkak yapılması gerektiğine kesin karar verdiğiniz şeyi yapın. Eğer, yaptığınız yanlış ise, onu bir daha hiç yapmayın. Fakat, eğer, yaptığınız iş doğru ise, yanlış yere eleştirenlerden ne diye korkacaksınız?….

39-      Herkesin bedeni, kendisinin özellikleri ve niteliklerinin bir ölçüsüdür; nasıl ki herkesin ayağı, pabucunun ölçüsüdür. Bir kere ölçüyü aştınız mı, artık, bir daha kendinizi kurtaramazsınız!.

33-      Bedenin bir çok haz verici şeye ihtiyacı vardır ama, özellikle, ayyaşlıktan, ve dışınıza ait gösterişten sakınınız!,,.

Sen kendini nefs hazlarına pek kaptırma ve ahlâkî ve kanunî yoldan şaşma! Fakat, kendilerini nefs hazlarına kaptıranları da ayıplamağa ve horlamağa kalkma; ve hep kendi iffetinden ve ismetinden dem vurma!.. Birisi, senin de bazı kötülüklerinden söz ederse, yalanlayıp hemen kendini savunmağa kalkışma!… •

41- Özellikle maddî bedene önem vermek, budala bir kafaya işarettir. Yemek, içmek… gibi bedene ait işlemler âdet gereği yapılagelmekte olan işlemlerdir; siz, bütün dikkat ve öneminizi ruhunuza vermelisiniz!.,.

48—     Câhil kimselerin pozisyonları ve kerakterleri şudur: onlar, fayda ve zarar açısından asla kendilerine değil, kendilerinin dışındaki âleme önem verirler. Filozofların pozisyonları ve karakterleri ise, fayda ve zarar açısından, daima bizzat kendilerine dikkat etmeleri ve önem vermeleridir.

51-      Ruhunu, aklım, bilgi ve kemâl sahibi bir kimse olarak yaşamak zamanı geçmeden geliştir ve sana en güzel görünen bütün diğer şeyleri, sınırını aşmağa gücün yetmeyecek bir kanun olarak gör!..

Sokrat, kemâli, görüp tanıdığı bütün şeyler arasında, sâdece, aklını dinlenmekle elde etti.

33-      Yüksek sesle konuşmalardan, gülüşmelerden veya herhangi bir şekilde gürültü çıkarmaktan sakınınız ki komşularınızın saygı ve sevgilerini kaybetmeyesiniz!…

26- Komşuna da kendin gibi davranmalısın…

Kendi ailemizden olmayan birinin çocuğu veya karısı öldüğünde “Bu insanın kaderidir, herkesin başına gelecektir der” geçeriz. Ama bizim kendi ailemizden biri öldüğünde: “Allahım bu ne ıztırab!. Yandım!. Mahv oldum diye feryad ederiz. Fakat, başkalarının bu gibi feryadları karşısındaki duygularımızı ve tavrımızı asla unutmamalıyız!

33- Yabancıların ve halkın ziyafetlerine gitmekten çekinin!. Gitmek zorunda kalırsanız, sinirlerinize hâkim olup bir hata etmekten sakının!.

33-      Hoşunuza gitmeyen olaylar ve sözler karşısında ağzınızı bozup söğüp saymağa başlamayın! Kızgınlığınızı ve kırgınlığınızı sükût ederek, utanç göstererek yahut ta kaş çatarak belli edin!.

33-      Olur olmaz yere yemin etmekten ve her zaman yemin etmekten sakın!.

33-      Konuşmalarında, hep, kendi yaptıklarından ve maceralarından söz etme! Zira, senin zevk duyduğun hâtıralarını dinlemek, başkalarının hiç te hoşuna gitmeyebilir.

33-      Çok gülme; ve çok şeye gülme; ve luzûm etmedikçe gülme!.

33-      Çoğu zaman sus, ve özellikle, yabancılar arasında sus; eğer konuşursan, sâdece, önemli olan şeyi söyle ve sâdece bir iki kelime ile söyle. Konuş, fakat, az konuş, öz konuş; özellikle, insanları kötülemekten veya övmekten ya da onlar arasında karşılaştırmalar yapmaktan çekin!.

48-      Bir kimsenin kendini yetiştirdiğinin işaretleri şunlardır: kimseyi kötülememek; kimseyi övmemek; kimseden şikâyet etmemek; kimseyi suçlamamak; bir başkasından söz ediyormuş gibi veya bilgiçlik taslamak için, kendinden asla söz etmemek ve bu gibi şeyler kendisine yapıldığında da bütün bunlara gülüp geçmektir.

52- Yalan söyleme!

Yalan söylemenin büyük bir hata, büyük bir yanlış olduğunu birçok mantıkî delillerle ispatlayabiliriz.

Doğru’yu veya Yanlış’ı da bize, ancak, Felsefe öğretir.

Ve yine Epiktet, özellikle şöyle diyor:

8- Olayların, senin arzuna uygun olarak meydana gelmesini bekleme; olayları oldukları gibi kabûl et ve huzûra kavuş!

10- Güzel şeylerden ve güzel insanlardan memnun ol ve haz duy; acılara dayan; rezilliklere sabr et!

40- İyi bilmeliyiz ki bütün acılarımız, Namuslu ve Şerefli bir hayat açısından başka, hiç bir suretle söze değmezler.

Sh:187-196

Kaynak: Prof. Dr. CAVİT SUNAR, İbn Miskeveyh Ve Yunan’da Ve İslâm’da Ahlâk Görüşleri, Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Yayınları No. 147,1980, Ankara

 

BAŞA DÖN