ŞECAAT VEYA CESARET

 

Şecâat veya Cesaret te ruhun irrasyonel kısmına ait olup (Nefs)e güvenme ile korkaklık İlişlerinin Tam Ortasıdır ve bir fazilettir.

Cesur bir insan, gerçekten korkulacak şeylerden, gerçekten korkulacak surette, gerçekten korkulacak zamanda korkan ve daima rasyonel bir ruh taşıyan ve kendinden emîn, daima soğukkanlı, daima nikbin olan basiretli bir insandır. Gerçekten cesur bir insan için, cesaret, asâlettir, şereftir. Şeref ve Asâlet, cesaret faziletinin gâyesîdir.

Vukuu zorunlu ve giderilmesi mümkün olmayan hallerde, korku, doğru değildir. Vukuu ve sakınılması mümkün olan tehlikelerden de korkulmaz. Zira, mümkün, vukundan önce, evhamdan ibarettir; evhamdan ise akıllı korkmaz.

Aşırı korkusuzluğun adı yoktur. Fakat, korkulu şeylerle yüzyüze gelmekte nefse güvenmenin fazlalalığına da budalaca cesaret, delice cesaret denir. Delice cesaret, gerçek olmayan, cesaret olmakla, bir çeşit sahte cesarettir. Bir çok delice cesaret gösteren adamlar, gerçekten ve yürekten, korkak kimselerdir,

 

Nefse güvenmenin noksanlığı veya korkaklığın fazlası da yüreksizliktir, alçaklıktır ki bu da korkulmayacak şeylerden, korkulmayacak şekilde ve korkulmayacak bir zamanda korkmak demektir. Her şeyden korkan adamlar, daima kederli ve ümitsizdirler, bedbindirler, hareketsizdirler”. İşte, böyle pek korkak ve alçak insanlardır ki fıkaralık gibi, aşk gibi veya her hangi ıztıraplı haller karşısında intihar ederler ve bu hallerden ancak bu suretle kurtulmak isterler.

Bir de bir fenâ hâli, bir kötü olayı, hakikatta mevcut değil iken, sâdece, zihnen, tasavvurdan ötürü, (ve meselâ, acaba bir zelzele olur mu? bîr fırtına çıkar mı? gibi düşüncelerden ötürü) bir korku vardır ki böyle hayalî korkulara kapılanlara da Deli denir.

Korkulacak şeylerden pek fazla veya pek az korkmak yahut ta aslında korkulmayacak şeylerden korkmaklığın sebebi de, neden korkulacağını, nasıl korkulacağını ve ne zaman korkulacağını akıl ile doğru olarak belirleyememektir. Bütün bunları, akıl ile belirlemek te insanın nefsine güven verir.

Fakat, asîl ve şerefli bir insanın daima korkması gereken bir şey vardır ki o da: Zillet ve Alçaklıktır.

Kısaca, Cesâret, Tam orta bir haldir ve bir fazilettir. Cesâretin aşırısı delice cesâret; noksanlığı da korkaklık ve alçaklıktır ki bu iki hâl de birer rezîlettir,

Şüphesiz, korkuların en büyüğü de Ölüm korkusudur.

Aristo, cesâreti beşe ayırır:

1-        Siyasal cesâret.

2-        Özel .şeyleri deneme cesareti.

3-        İhtiraslı ruhun cesâreti.

4-        Kanlı mizaçlı kimselerin mizaçlarından ötürü olan cesâretleri

5-        Câhillikten ötürü olan cesâret.

Aristo, bu cesaret, şekillerinden Tam ve Doğru Cesâret’e en yakın olarak ta Siyasal Cesâreti gösterir.

Sh:108-106

Kaynak: Prof. Dr. CAVİT SUNAR, İbn Miskeveyh Ve Yunan’da Ve İslâm’da Ahlâk Görüşleri, Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Yayınları No. 147,1980, Ankara

 

BAŞA DÖN

Reklamlar