POSTİA PAPPİ JAAKOBİLLE/ Peder Jaakob’a Mektuplar (2009)

 

         “Ölmeden önce seyredilmesi gereken filmlerden”

Onlar gerçekten iyi niyetli idiler.
Görevleri bitince de gittiler.

74 dk

Yönetmen: Klaus Härö

Senaryo: Klaus Härö, Jaana Makkonen

Ülke: Finlandiya

Tür: Dram

Vizyon Tarihi:29 Ocak 2009   (İsveç)

Dil: Fince

Nam-ı Diğer: Letters to Father Jaakob | Letters to Father Jacob

Oyuncular: Kaarina Hazard, Heikki Nousiainen, Jukka Keinonen, Esko Roine, Kaija Pakarinen

Özet

Hapishaneden salıverildiğinde, Leila’ya tenha bir papaz evinde iş teklif edilir ve Leila da istemediği halde oraya gider. Sadece kendine bakmaya alışık olan Leila papaz evinde yaşayan kör rahibe asistanlık yapmaya başlayınca çelişkili duygular hisseder. Postacı her gün rahipten yardım isteyen insanların mektuplarını getirir. Leila her ne kadar gereksiz bulsa da bu mektuplara cevap vermek Jaakob için hayati bir görevdir. Mektuplar birdenbire kesildiğinde Leila evi terk etmeye çoktan karar vermiştir. Jaakob’un hayatı temelinden sarsılır. İki tamamıyla farklı hayat beklenmedik bir şekilde iç içe geçer ve yardım edenle yardım edilenin rolleri tersyüz olur.

Filmden

Tahliyesiz yirmi beş yıl. Çıkmak için basit bir uygulama değil.

Hoşuma gitmedi. Aileden ziyaretçi yok, ya da başka kişiler.

Hoşuma gitmedi.

Buradan çıkınca nereye gideceğin hakkında bir fikrin var mı?

 – Ömür boyu hapis cezası almam gerekiyordu.

– Sen affedildin.

Dinle, Leila.

Bir mektup aldık. Bay Jacob Ljube kendisinin kişisel asistanı olmanı istiyor. Hemen işe başlayabilecek birisini arıyormuş. Sakin bir yer, iş de çok basit. Başını sokacak bir çatı olacak.

– Senden yardım isteyen oldu mu?

 Yarın sabaha, Leila. Nereye gideceksin?

 Ablanın yanına mı?

**

. Bugünkü dertleri nelermiş, çok merak ediyorum. Şunu al ve bana oku, lütfen. Hadi başla. “Sevgili Peder Jacob.”

 “Torunum yakında askerden gelecek.”

 “Dönünce iş bulup, yuva kurabilecek mi?

 acaba diye çok dert ediyorum.”

 “Onun için sürekli endişeliyim, lütfen ona dua okur musunuz?

” Adres ve ismini yazmış mı?

 Evet. Sinikka Aaltonen, Helsinki. Zarfın üzerine bayanın ismini ve adresini yaz.

Aziz Paul’un Filipin Kilisesine yolladığı ayet. Bölüm dört, altıncı ve yedinci kıta. İçindekilere bak. Yeni İnançların Açıklanması kısmında.

“Hiçbir şey için kaygılanma ”

– “Kaygılanma.”

“Hiçbir şey için kaygılanmayın ama her şey dua etmekle, şükretmekle ve yalvarmakla olur. Tanrı isteyen kulunu görür.”

 “Tanrının huzuru, ancak Hz. İsa’yı hep aklınızda ve kalbinizde tutmakla anlaşılınabilinir.”

” Ya da buna benzer bir şey yaz Tamam. Yaz: Sevgi ve saygılarımla, Peder Jacob ve Leila Sten.

Tanrı aşkına.

İyi peki, sadece Peder Jacob yaz.

Lütfen sıradakini oku.

Yatağın altına koy, lütfen.

 şefaat mektupları

Onların hepsi şefaat mektupları. Ne anlama geliyor biliyor musun, Leila?

 Hayır.

İnsanlar, onların adına dua etmemi ister, ve ben de onları Tanrıya yakınlaştırırım. İnsanların, birisi tarafından izlenildiklerini bilmeleri ve hissetmeleri çok önemlidir.

Tanrının çocuklarından hiçbirisi unutulmuş ve işe yaramaz değildir.

Anladım.

Bütün bu mektuplar çok önemli ve değerli. Bu mektuplar kalple yazılıyor.

– Senin gibi.

Ben ne?

 – Sen de kalplerini okuyorsun.

Evet. Ben de kalplerini okuyup, Tanrıya onları affetmesi için soruyorum.

O sendin.

Affedilmemi sen istedin.

Ben 

Ben sadece Tanrının şefkatinin bir aracıyım.

**

Peder Jacob’a mektup var! Peder Jacob’a mektup var! Jacob nerede?

 Peder nerede?

 Neden sordun?

 Ona ne yaptın?

 Dileklerini duy, yerine getir, duaları kabul et. Baba, oğul ve kutsal ruh adına. Âmin.

**

“Size yazıyorum, Jacob, derslerimle hâlâ sorunlarım var.”

 “Hep doğru yolu seçtiğimi sanıyorum, fakat öğretmenim beni gerçekten zorluyor.”

 “Beni sürekli olarak tersliyor ve sınıfta küçük düşürüyor.”

 “Okumaya devam edip etmeyeceğimi bilmiyorum.”

 “Bana uygun bir dua, lütfen.”

İsim veya adres yazmamış.

Kutsal Baba’mız. Pekka’yı kutsa ve koru. Ve Pekka’nın öğretmenini de kutsa. Gözü ve gönlünü açmasında ona yardım eyle. Pekka’yı aşağılayacağına, cesaretlendirmesi için ona bilgelik aşıla Tanrım. Baba, oğul ve kutsal ruh adına. Âmin.

Pekka Korpela, Lahti’den. Eski bir dost.

Bazı insanlar bir kere yazarken, bazıları tekrar tekrar yazarlar. İşte bu da yazmayı hiç kesmeyenlerden biri.

**

Dinle, Leila  Lütfen sıradakini oku.

Bu sonuncusu.

– Bu kadarcık mı?

 – Üzgünüm. Bugün çok fazla insanın derdi yokmuş.

**

Bu da ne?

 – Zarfın içinden para çıktı. Minna Salminen mi?

 Evet. Yazı yok mu?

 “Sevgili Peder Jacob, kazasız belasız kuzeye vardım.”

 “Ben bu mektubu yazarken, çocuğum ananesiyle oyun oynuyor.”

 “İkisi de artık tekrar gülüyor.”

 “Bütün bu şeyleri korkmadan düşünme fırsatım oldu. Anladım ki kocam bunca sene bizi yönetmek şiddet uygulamış.”

 “Bana ancak karnımızı doyuracak kadar para verdi.”

 “Bunlar bana yardım ettiğin için.”

 “Bana taşınmam için borç para verdiğin için sana minnettarım.”

 “İhtiyacım olandan daha fazla yollamıştın.”

 “Ben istemeden benim için dua ettiğinden de eminim.”

 “Minnetlerimle, Minna Salminen”

**

Köşede. Üst çekmecede. Kaç para var burada?

 – Nasıl?

 Ona kaç para yolladın?

 – Hepsini. Kutunun içindeki bütün parayı mı?

 – Evet. Tüm birikimimi. Geri geleceğini nereden biliyordun?

 Öyle şey yapmaz o. Nasıl olsa benim parayla işim olmaz. Onun ise çok ihtiyacı vardı.

**

Leila! Ne oldu?

 Ben banyo yapmaya gidiyorum. Anladım. Işık düğmesi kapının yanında. Çalışması lâzım. Sus, sesini çıkarma! Sus dedim.

– Beni neredeyse öldürüyordun.

– Jacob’un parasını çalmaya geldin.

– Yaşıyor mu diye kontrole gelmiştim.

– Neden yaşamasın ki?

 Jacob iyi biri. Geldiğin yere geri dön, ve o yaşlı adamı rahat bırak.

Sen 

Postacı mı geliyor?

 – Hayır, gelmiyor. Geri döndü.

Anlıyorum 

Neyse, sanırım her gün postaları almayı kabul edemiyorsun.

**

Nasıl dayanabiliyorsun?

 Eminim bugün bize posta vardı. Ben lânet çatıdan bahsediyorum Ne postası?

 Su içeri giriyor. Oh. Bildim bileli çatı akar.

Yaşlı bir adama daha doğru dürüst bir yer bulamazlar mı?

 Başka bir yer teklif ettiler  ama ben orada yapamadım. Nasıl bilebilirdim ki mektuplarım gelir mi, gelmez mi?

 Sana yazanlar ölmeyecek, değil mi?

**

 Masayı en kaliteli porselenlerimle hazırladım. Lütfen bana yardım et, şu gümüş takımları dizelim. Misafirlerin gelmesi eli kulağında.

Jacob!

Bir rahip geç kalamaz.

– Ne için geç kalamaz?

 – Çok önemli bir hizmetim var.

– Umarım uzun süredir beklemiyorlardır.

– Nereye gidiyorsun?

 – Burada kimse yok.

– Güzel. Ya düğün çiftini bekletseydim insanlar benim hakkımda ne düşünürdü?

 Düğün çifti?

 Hazırlanmalıyım. Ve dua etmeliyim.

– Okuman gereken ayeti bulayım mı?

 – Yok, yok. O ezberimde. Bundan önce çok nikâh kıydım. Ve son da olmayacak  Neden kapıda durmuyorsun. Misafirler gelince bana seslenirsin.

 ” eğer bedenimi ateşe atarsam  âşık olamam, hiçbir şey kazanamam.”

 

 “Aşk, sabırlı ve inayetli olmaktır. Aşkta kıskançlığa ve bencilliğe yer yoktur. Kibirlilik ve kabalık affedilemez.”

 

 “Aşk, kendi yolunda direnmez  Direnmez ve gücüne gitmez. Yanlışa sevinmez, fakat doğru şeylere memnun olur.”

 

 “Aşk her şeyi sineye çekmektir, her şeye inanmaktır umut etmek, dayanmaktır.”

– Gelen giden yok. Düğün falan olmayacak.

Oh. Belki vaftiz töreniydi, tüm bunlardan sonra. Vaftiz töreni için çok insana gerek yok. Sadece vaftiz akrabası gerek. Eğer çok acilse ona da gerek yok.

– Kimse yok mu?

 – Hiç kimse.

Anlıyorum. Kim kör, yaşlı bir rahibe ihtiyaç duyar ki. Hiç kimse. Bunu çocukluğumdan beri üzerimde taşırım. İnsanlara bana okumaları için sordum durdum.

Sürekli aynı bölüm, ayet ya da paragraf.

Hepsini yürekten öğrendim ve insanlara faydalı oldum. Düşünüyorum da 

Bu benim insanlar için  dua etme görevimdi.

Ne hissediyorum, biliyor musun?

 Artık mektup da alamayacağım. Yani tüm bunlar bu yüzden mi?

 Eğer insanlar yardım istemezlerse, bu demek oluyor ki Tanrı..

  Olamaz  Ben artık işe yaramazım. Belki böyle daha iyidir. Az önce dua etmeyi denedim  bir türlü bulamadım. Kelimeler çıkmadı.

Eğer dua ettiğini hissedemiyorsan, o zaman etme, boş ver. Affedilmem için dilekçe yazdın, birisini kurtarıp zaten sevaba girdin. Senin sadaka verdiğin birisi olmayacağım.

Beni evime götürür müsün?

 **

Evin?

 Evet. Eve dönmeme yardım eder misin?

 Hayır!

Leila. Leila!

Papaz lojmanına bir taksi yollar mısınız?

 Evet. Nereye?

leila

 Leila. Gitmemişsin.

– Postaları ver!

– Sen delirmişsin! Haftalardır posta getirmiyorsun, lânet olası. Jacob’un mektuplarını çalıyorsun.

Hey!

Size posta yollanmıyorsa söylesene nasıl getirebilirim?

 Kimsenin yollamadığı mektupları mı?

 söyle bana. Yarın bize geleceksin ve her zamanki gibi sesleneceksin. Anlıyorum.

Peki ya mektup?

 Mektubu nereden bulacağım?

 Ne demek istiyorsun?

 Posta falan yok.

Sen seslen. Yarın. Bahçede.

**

Sana çay getirdim. Buraya koyuyorum.

“Eğer her şeyimi feda etseydim  ve bedenimin yanmasına izin verseydim lâkin aşk hariç hiçbir şey kazanamazdım.”

Tüm bu mektuplar, Leila hep Tanrı adına yaptığımı düşündüm belki de hayata tutunmak içindi. Belki sadece benim içindi.

Belki Tanrım bana böyle yardım etti. Yaşamama yardım etti.

 Jacob! Mektuplar 

Peder Jacob’a mektup var!

Arkaya gidelim mi?

 Bugün dertleri nelermiş?

 Sevgili Peder Jacob. Bana dua eder misiniz?

 Köpeğim kayboldu. Geri dönmesini istiyorum. Teşekkürler. Sevgilerimle, Anu.

– Adres yazmış mı?

 – Hayır. Bir tane daha var.

Sevgili Peder Jacob. Her zaman Tanrıdan ve onun bağışlayıcı özelliğinden bahsedersin. Annem beni çok döverdi. Beni hep ablam korudu. Ben bebekken ablam annem ile beşik arasında gidip gelmiş. Annem öfkeden deliye dönmüş hâlde saldırırken, ablam önüne geçip beni korurmuş. “Bebeğe vurma!” diye anneme bağırırmış. Yürekli ablam benim. Yumrukları benim yerime yermiş. Ablamın iki katı oldum, ama o beni yine de korudu. Gelişiyordum, Hep erkek işlerini yaptım. Kuvvetlendikçe kuvvetlendim. Kendi başımın çaresine bakmayı öğrendim. Ablam yeni bir manyak buldu. Dayakçı bir kocayla evlendi. Her fırsatta çok kötü döverdi. Ama ablam ona hep geri döndü. Bir keresinde ablamın evine ziyarete gitmiştim, onu nasıl itip kaktığına şahit oldum. Ablamı dövdü. Bir mola verdi. Sonra daha fazla dövdü. Dinlendi. Sonra tekrar dövdü. Dışarı saklandım. Ağacın arkasından önü izledim. Sonra öfkeyle ona uçtum. İçeri girdim. Sonra kalbine soktum  Bıçakladım onu. Öldürdüm onu. Ablamın hayatını, zulmeden o adamdan kurtarmak istedim. Benim gibi birisini kim bağışlayabilir?

 Sormak istediğim tek şey bu.

Üzerinde isim var mı?

 Evet.

Leila Sten mi?

 “Tanrıyla mümkün olan fakat kullarla mümkün olmayan şey nedir?

” Görmeni istediğim bir şey var. Bana “Affedilmemi isteyen sen misin?”

diye sormuştun.

“Sevgili Peder Jacob.”

 “Size tekrar aynı şeyleri yazdığım için beni bağışlayın ama kız kardeşimi düşünmeden edemiyorum.”

Sana bazı insanlar devamlı yazarlar demiştim, hatırlıyor musun?

 Ablan Liisa yazmayı hiç kesmedi. Acele etme. Gidip ikimize çay demleyeceğim. Ve kahve.

Size tekrar aynı şeyleri yazdığım için beni bağışlayın ama kız kardeşimi düşünmeden edemiyorum.

O acımı gören tek insandı.

Hapishanede onunla iletişim kurmak istedim, ama o beni dinlemek istemedi.

Bütün mektuplarım açılmamış hâlde geri geldi 

Birbirimizi tekrar görebilecekmiyiz, onu dâhi bilemiyorum.

Kardeşimden haber almadan yaşamak çok zoruma gidiyor.

O benim sadece küçük kardeşim değil. o olmadan, ben bir hiçim.

Bu yüzden size danışıyorum.

Belki bana yardımınız dokunur.

İyi olduğunu bilsem belki biraz rahatlardım.

Kalbimde yinede biraz umut var. Sevgilerimle,

Liisa Sten

Peder Jacob ve leila

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s