FORBRYDELSENS ELEMENT/ Suç Unsuru (1984)

 

104 dk

Yönetmen: Lars von Trier

Senaryo: Niels Vørsel, William Quarshie, Stephen Wakelam

Ülke: Danimarka

Tür: Suç, Dram, Gerilim

Vizyon Tarihi:14 Mayıs 1984  (Danimarka)

Dil: İngilizce, Arapça

Müzik: Bo Holten

Çekim Yeri:Det Danske Filmstudie, Lyngby, Sjælland, Denmark

Nam-ı Diğer: The Element of Crime

Oyuncular: Michael Elphick, Esmond Knight, Me Me Lai, Jerold Wells, Ahmed El Shenawi

Devam Filmleri

1984 – Suç Unsuru (7,161)6.9

1987 – Salgın (3,775)6.2

1991 – Avrupa (15,767)7.7

Özet

1984 Cannes Teknik Büyük Ödül

1985 Danimarka Robert Ödülleri En İyi Film, En İyi Görüntü, En İyi Kostüm Tasarımı, En İyi Kurgu, En İyi Ses

1986 Portekiz Fantasporto En İyi Yönetmen

Danimarkalı sinemacı Von Trier’in ilk filmi, fütüristik bir gerilim, Avrupa üçlemesinin de ilk filmi.

Suç Unsuru, Lars Von Trier’in ilk dönem başyapıtları arasında yer alıyor. Yönetmenin bu filmin ardından ünlü ‘Dogma’ akımını yarattığını hatırlatalım. Film son derece stilize bir görsellik ile bilim kurgu ve kara film temaları arasında gezinen bir içeriğe sahip.

Bu sıradışı distopik deneme hakkında söylenecek bir diğer nokta ise 1984 yapımı olmasına rağmen 80’ler sinemasına son derece uzak bir çalışma olması. Filmde özellikle Franz Kafka okuyucularının çok şey bulacağını söyleyebiliriz.

Eski bir polis olan Fisher yıllar sonra Avrupa’ya geri dönüş yapar. Adım attığı karanlık şehirde bir takım seri cinayetler işlenmektedir. Fisher, farklı insanlarla ilişkiye girerek bu cinayetleri çözmeye çalışır. ‘Suç Unsuru’ adında bir kitaba sahip olan dostu onun cinayetleri çözmesine yardımcı olmaya başlar. Fakat cinayetleri çözmek için kullanacağı yöntem klasik yollardan son derece farklı olacaktır.

Variety dergisi. “Suç Unsuru hangi ülkede olursa olsun en içi geçmiş izleyicileri bile serseme çevirecektir” diye yazıyor

 

Filmden ve Seçilen Replikler

Fantezi tamam ama benim işim seni doğru yolda tutmak.

 Biz gerçeklerin peşindeyiz.

 Anlaşılan ne zaman bir problemin olsa Kahire’ye ve bana dönüyorsun.

 İki ay önce Kahire’yi, karını ve her şeyini Avrupa’da polis olmak için bıraktın.

 Şimdi, baş ağrılarına yakalanmış olarak dönüyorsun.

 Eğer sana yardımcı olmamı istiyorsan, baş ağrılarından kurtul.

 İki ay öncesine dönmeliyiz.

 Her şeyin başladığı o ana.

 Bütün bildiğim Avrupa’nın sende bir tutkuya dönüştüğü.

 İsminiz neydi?

 Bay Fisher.

 Bir tutku Bay Fisher, bir düşünce hali.

 Hiç şüphem yok ki Avrupa’da kalmak senin için acılı olmuş.

 Acılı.

 Bu yüzden hafızanın o bölümüne gitmek zorundasın.

 Hatırlamanın senin için çok zor olduğunu söylemiştin.

 Evet.

 Evet.

 Hatırlamana yardımcı olmak için hipnozu deneme kararı aldık.

 Hipnoz güvenilir bir yöntemdir.

 Başarısız olmaz.

 Kendini sıkıntılı, yorgun, endişeli hissediyorsan seni bundan kurtaracağım.

 Sadece iste.

 Sorun değil.

 Hem de hiç sorun değil.

 Geçmişe gitmeni istiyorum.

 İki ay öncesine.

 Kahire’den uzaklaşmanı istiyorum.

 Kumdan, çölden  Piramitlerden.

 Nil’den  Avrupalılar için çok fazla.

 Evet.

 Avrupa’yı 13 yıldan sonra ilk kez tekrar göreceğim.

 Avrupa’yı 13 yıldan sonra ilk kez tekrar göreceğim Fakat Avrupa eskisi gibi değil.

 Akşam karanlığında vardım.

 Yolculuk beni rahatsız etti.

 Uyuyamıyorum.

 Su  Her yer su ama içmek için bir damla bile yok.

 Hikaye.

 Hikaye nedir?

 – Merhaba.

 -Ben polisim memuruyum.

 Sonunda bir cinayeti çözmek için Avrupa’ya geri çağırıldım.

 – Merhaba.

 -Yapabileceğimi söylediler.

 Tüm bildiğim bu.

 Osborne’u arıyorum.

 – Merhaba! -Tekrar görmek istediğim tek kişi.

 Ona Mısır’dan bir şey getirdim.

 Merdivenler nerede?

 Lanet merdivenlerin yerini değiştirmişsin.

 Bana her şeyi anlatmalısın Bay Fisher.

 Ne görüyorsun?

 Orada kimse var mı?

 Nemli bir koridorda, yanmış deri gibi bir koku.

 Evin hizmetçisini takip ediyorum.

 İyice yaşlanmış.

 İyi akşamlar.

 Ben Fisher.

 Uzun zaman oldu.

 Fisher, Tanrı aşkına.

 Gerçekten seni tanımayacağımı mı sandın?

 Haydi bana kendinden bahset.

 İtalya  İtalya’ya gitmiştin.

 – Kahire.

 -Gerçekten mi?

 Bir dakika.

 Rüzgar şiddetleniyor.

 Gitmekle akıllıca davrandın.

 En iyisini yaptın.

 Seni fena kandırmışlar.

 Fakat, Kahire mi?

 Akademide işler nasıl?

 Yıllardır ders vermedim.

 Eğitim yeniden yapılandırıldı.

 Bu aslında onların kullandığı kelime.

 Sanırım ben de yeniden yapılandırıldım.

 Ama şimdi çok memnunum.

 Dışarıda birini gördün mü?

 Kramer benim için bir iş buldu.

 Neden olmasın?

 Sen yetenekli birisin Fisher.

 Eğitiminde pek bir şey kalmadı.

 Kramer biliyor.

 Evet, kabul etmeliyim ki dört gözle bekliyorum.

 Mısırca “Suç Unsuru”.

 Senin çalışmaların.

 Çevirisi 2 yıl sürdü.

 Dipnotlar ve her şey tamam.

 Benden izin almadan mı yaptınız?

 Kitabıma ne olduğunu bilmek isteyeceğimi düşünmediniz mi?

 Düşündüm.

 Sana yazdım.

 -Hatırlıyorum.

 – Cevap da verdin.

 Bunu hatırlamıyorum.

 Karım öldü.

 Bütün kitaplarımı ve çalışmalarımı sattım.

 Kötülük yaptılar ama bana mı, yoksa sana mı?

 Evet, sonunda evlenmeye karar verdim.

 Benim için öldü.

 Üzgünüm.

 Hiçbir işi yarım bırakmazdı.

 Nasıl hatırlanacağını iyi biliyordu.

 Aile, en önemli şeydir.

 Kahire’de bir karım var.

 Neden erkekler karılarını terk ederler?

 Anlayamıyorum.

 Bu benim için anlaşılamaz bir şey.

 Şehir kumla kaplanıyordu.

 Kalmak imkansızdı.

 O, orada doğmuştu.

 Oradan ayrılamazdı.

 Ben ayrılan son Avrupalıydım.

 Karma bir evlilik, ha?

 O günlerden konuşmakta zorlanıyorum.

 Onu sevebileceğim kadar çok sevdim, hepsi bu.

 Bu benim için sıra dışı bir zevkti Fisher.

 Yakın aile dostu, hoş bir tebessüm  Kitapların hakkında ne diyeceğimi bilemiyorum.

 Bana yol gösterdiler.

 Sadece polislik hayatımda değil.

 Tüm hayatımda.

 Hayır.

 Hayır.

 Akademi kitaplığından kitaplarımı çıkardıklarında çok öfkelenmiştim.

 Şimdi anlıyorum.

 Kurgu yazıyordum.

 Bilimsel değildi.

 Yazdığım şey saftı, tehlikeliydi.

 Bilim adına olabilecek en kötü şey sistemin en önemli şey olmaya başlamasıdır.

 “Suç Unsuru”nu toplum içinde aradık.

 Fakat niye insanın doğasına bakmadık?

 Avrupa’da çok şey oldu.

 Bu kitap tehlikeli hale gelmeye başladı.

 Affedersiniz.

 Fisher?

 Kutsal topraklardan döndün mü?

 Seni akrabalarının yanında bulacağımı sanıyordum.

 Hemen oraya gittin demek?

 Neler yapabileceğine bakalım Fisher.

 Başka bir parçalanmış ceset bulmuşlar.

 Küçük bir kız.

 Birisi onu doğramış.

 Bu saatlerde limanda.

 Acele et.

 15 dakika.

 Üzgünüm.

 İlacımı almalıydım.

 Kramer seni mi aramış?

 O çok meşgul bir adam.

 O bugünlerde çok önemli biri.

 Kramer bir hiçtir.

 Bu Kramer’ın senin için düşündüğü iş miydi?

 Bu inanılmaz.

 Avrupa uykuda.

 Atlı bir adam vagon çekiyor.

 Vagon elma yüklü.

 Huzur verici.

 Onu kömürlükte bulmuşlar.

 Şimdi buraya getiriyorlar.

 İşte mum.

 Yatağına kadar yolunu aydınlatsın.

 İşte balta.

 Kafanı koparsın.

 Yar, çiz, yar, çiz.

 Sonuncu öldü.

 Yukarıda uyuyan biri var.

 Fakat Bay Fisher, Kramer hakkında daha fazla bilgi edinmem lazım.

 Neden o bir hiç?

 Kimse kımıldamasın! Polis Şefi Kramer konuşuyor.

 -Onu eskiden tanıyorum.

 Polis akademisinden.

 O hep bir baş belasıydı ve şimdi polis şefi oldu.

 Fisher, geri dönmen iyi oldu.

 Arkadaşın Osborne’u bulmuşsun.

 Seni merkezde görmedim.

 Hoş çocuk.

 Komik dünya Fisher.

 Sen hep benden fazla gelecek vaat ediyordun.

 Şimdi ben, polis şefiyim.

 Osborne okuldan atıldıktan sonra iş teklif edenin ben olduğumu biliyor muydun?

 Dünyayı dize getirdim Fisher.

 Kısa ve kıvırcık.

 Bu, gördüğüm en beceriksiz polis işi.

 Evet, tamam Fisher.

 Diyelim ki beceriksizlik bizim kullandığımız bir yöntem.

 Etrafında bir tür şeytan dolaşıyor.

 Hissedebilirsin.

 Değişiklikleri her yerde görebilirsin.

 İnan bana Fisher, aynı şey bu insanlara da oldu.

 Dalmanın ne olduğunu biliyor musun?

 Bileğine bağlı bir ip ile yüksekten atlamak.

 Buna tören diyorlar.

 Bense suç diyorum.

 Onları göz altında tutmalıyız.

 Sen hep iyi biri oldun Fisher.

 Hep çalıştın, hiç eğlenmedin.

 Her şeyi anlamak istiyorsun.

 Neden polis oldun ki?

Bence bu kanında yok.

 Senin gibi insanlar eğlenmeyi hiç bilmez.

 Bunun ne olduğunu biliyor musun?

 Bu ikimiz arasındaki fark.

 Dikkat et! Sen delirdin mi?

 -Neden kaçıyordun?

 -Bilmiyorum.

 Burada bir kız öldürülmüş.

 Nereye bakmaları gerektiğini ben söyledim.

 Sen bir hayalperestsin Fisher.

 -Kimin yaptığını gördün mü?

 -Hayır, daha yeni geldim.

 Onu tanıyor musun?

 Bu gece buraya gelmemeliydi.

 Ona söylemeye çalıştım.

 O benim kız kardeşimdi.

 Piyango satıyoruz.

 Anlamış gibi gözükmüyorsun.

 Senin yöntemlerin eski ve çok riskli.

 Piyango biletleri.

 Piyango biletleri mi?

 Öldürülenler bizleriz.

 Riski biliyordu.

 Piyango cinayetleri.

 Birisi bilet satıcılarını öldürüyor.

 Bu yüzden birlikte çalışıyoruz.

 Hep iki yada üç kişi dolaşıyoruz.

 Eğer bu akşam gelirse, bir sürü piyango bileti satacağını söylemişti.

 Korkmanın aptalca olduğunu söylemişti.

 -Küçük bir şekil var mıydı?

 -Küçük bir figür mü?

 Bu onun yöntemi.

 Bilmiyor musun?

 -Onu kardeşinle konuşurken gördün mü?

 -Uzaktan gördüm.

 – Ne zaman?

 – Dün.

 -Onu tanıyabilir misin?

 -Hayır.

 Kardeşimin biletlerini alabilir miyim?

 Elbette.

 Bu konuda bilgilendirilmem gerekmiyor mu?

 Ne olacağına ben karar veririm.

 Bensiz bir şey yapma.

 Artık patronun benim, Osborne değil.

 Bu yüzden sınırı aşma Fisher.

 Böyle bir iş gerçekten tuttuğunda ben orada Tanrı’yı dolandırıyordum.

 Işıklara bak.

 Normal Fisher.

 Hala normal.

 Tılsımı cebimde hissedebiliyorum.

 Hoş olmayan bir şekilde kaygan.

 Hiç bu şekilde parçalanmış bir vücut görmedim.

 Piyango cinayetleri.

 Rahatla Bay Fisher.

 Gayet iyi gidiyorsun, gayet iyi.

 Gerçekten mi?

 Fisher.

 Dedektif Fisher.

 Bana ofisimi gösterir misiniz?

 -Kramer çağırmıştı.

 Otopsi istiyorum.

 -Sadece bir tane mi?

 Lütfen kartı biraz daha yukarıda tut ki damgalayabileyim.

 Osborne geri döndü.

 Osborne.

 Büyük Osborne.

 Hakkında bir şeyler duyduysam bile çoktan unuttum.

 Yeni şerif kasabaya geldiğinde sadece kendi işime bakıyordum.

 Salona giriyor ve altı patlarını çekiyor ve “Bu pisliği temizleyeceğim.

” diyor.

 Yapacağına inanıyorum çünkü o şimdiye kadar gördüğüm en hızlı silah çeken.

 Ben nasıl sizin gibi bir çift baş belasına bulaştım?

 Hiç komik değil.

 Kendine bir bak.

 Merkez.

 Bu, hiçbir yere çıkmayan ve sonu olmayan koridorları özlemişim.

 Neden bilmiyorum.

 Eşyalarımı boşaltmam lazım.

 Ofis tanıdık geliyor.

 Eskiden Osborne’undu.

 Makinede kaset var.

 Lütfen Bay Osborne, biraz daha yüksekte tutun.

 Dört cinayet.

 Hepsi arasında bir ay var.

 Tılsımlar.

 Tüm vücutlar aynı tarzda parçalanmış.

 Bu, halka açıklanmadı.

 Aynı kişinin işi.

 Kendimi yaşlı hissediyorum.

 Polis şefi Kramer bu tür bir davayı çözebilecek yeteneğe sahip bir adam getirtmeyi kabul etti.

 Öncelikle bir teori adamı olduğunu kabul ettiğin anlamına mı geliyor?

 Affedersin.

 Dalma konusunda söyleyecek bir şeyin var mı Kramer?

 Sevgili Osborne, borç için teşekkür ederim.

 Biz, fotoğrafların Harry Grey hakkında 19040616 – JJ numaralı dava dosyasının bir parçası olduğunu düşünüyoruz.

 Arşivlere giden daha kolay bir yol aramaya çalışıyorum.

 Uzun zaman önce bir tane vardı.

 Postasındaki not Harry Grey dosyasını merak etmeme neden oldu.

 Osborne bir şeyler çeviriyordu.

 Ne olduğunu bilmek istiyorum.

 Şu ana kadar kimse bana bir şey anlatmadı.

 Kramer’den pek bir şey beklemiyorum.

 Ama Osborne bir şeyler anlatmalıydı.

 Hareketleri takip ediyorum ve sadece boşluk çiziyorum.

 Küçük bir kızın otopsisine katılmaktansa yapacak başka bir şey bulurum.

 Bu, rutinin bir parçası Bay Fisher, değil mi?

 Kahire çok uzak geliyor.

 Görebildiğin gibi çok güzel bir ceset.

 Ceset, kişisel değildir.

 Katilin bıraktığı izler, bilim adamını ilgilendirir.

 Bir insanın aklının nasıl çalıştığını inceliyoruz.

 İşin heyecanı bu.

 Bu bir piyango cinayeti mi?

 Oh, evet.

 Şüphesiz.

 Tam olarak aynı şekilde kesilmiş.

 Biraz dinlenebilirsin.

 Taklit olabilir mi?

 Eğer öyleyse, çok iyi bir taklit.

 Cinayetler hakkında basında açıklanmayan bir şey var.

 Ölüm, parçalanmalardan önce gerçekleşmiş.

 Neden ölmüş?

 Boğulma.

 Bak.

 Bu piyango satıcıları zayıf insanlar ve  korumasız sakatlar ve genç kadınlar ve diğerleri  Bu yarık bıçak ile mi yapılmış?

 Kırık şişe.

 Bu sizi şaşırttı mı?

 Birkaç yıldır uygulamalı polis işlerinden uzaktım.

 Fakat siz profesyonelsiniz.

 İkimiz de öyleyiz.

 Bizim hayranlığımız kurbana değil, suçluya.

 Kız öldü.

 Suçlu ise dışarıda.

 Kendi küçük sistemiyle, küçük izler bırakıyor.

 Kesiyor ve kendini çıplak bırakıyor.

 Nerede eğitim aldın?

 Auschwitz’te mi?

 Bay Fisher, Osborne’un evinden arıyorlar.

 Dışarıda bir yerde.

 Bay Fisher, hemen gelmelisiniz.

 Bay Osborne’a bir şey oldu.

 Siz gittikten sonra kimseyi içeri almamı istemedi.

 Fakat şimdi onu birisiyle tartışırken duydum.

 Ve şimdi yanıt vermiyor.

 Tora, Tora.

 Düştüm.

 Biliyor musun, bu tür saldırılar alıyorum.

 Hepsi bu kadar.

 Bunu nasıl açıklayacağımı bilemiyorum Fisher.

 Açıklamanın anlamını biliyor musun?

 Bu şekilde ödemem gerektiğini hissediyorum.

 -Ne demek istediğimi anladın mı?

 -Bilmek istemezsin.

 Akşam erken saatlerde, bir cinayete çağırıldım.

 Bir kız.

 Bu, sen emekli olmadan önce üzerinde çalıştığın davaya benziyor.

 Annem yaptı.

 Babam yaptı.

 -Atlar koşuyor ve  -Sanırım yarın tekrar geleceğim.

 Harry Grey kim?

 Evet, bu güzel bir soru.

” Harry Grey kim?

 ” Harry Grey artık yok ve piyango cinayetleri kapanmış bir dava.

 O cinayetler törenseldi.

 Acayip hasta bir beynin meyveleriydi.

 Bir manyak.

 Ama sistematiklerdi.

 En ince ayrıntısına kadar sistematik.

 Gaddarca.

 Bu, şu an elimizde olan tek H.G.  fotoğrafı.

 Dört cinayet işlendi.

 Bu, bazen çalışmama yardımcı olur.

 Bir suçun geometrisi, hatırladın mı?

 Üç sene öncesine ait bir dava dosyası ile bir bağlantısı vardı.

 Harry Grey adında bir adamın yıkıcı bir şey yaptığından şüpheleniyorduk.

 Ama yanıldık.

 Üç sene öncesinden hazırlık yapıp yapmadığını merak ediyorum.

 Biliyorsun, temel  Piyango cinayetleri için temel.

 Bir arazi gezisi.

 Oh, kahretsin.

 Eski metotları kullandım.

 Pusuya yattım ve onu bekledim.

 Bilmesi gerekirdi.

 Arabayla kaçmaya çalıştı.

 Takip ettim.

 Hızlı kullanıyordu.

 Yağmura ve karanlığa rağmen iyi kullanıyordu.

 Sonra kayıp yoldan çıktı.

 Beton bir direğe çarptı.

 Alevler içinde öldü.

 Sanki böyle olmasını istiyormuş gibi.

 Ona yardım edemedim.

 Sadece bir soru.

 Bu fotoğrafa kim inanır?

 Ben mi, sen mi?

 Bu tılsımlar tüm gazetelerde yayınlandı.

 Herkes bunun gibi bir şey yapabilir.

 Bu, o üç yıllık dava dosyasına göre takip edilen yol.

 Bunlar 4 cinayetin de yerleri.

 Halberstadt, Friedingen, Oberdorf ve Neukalkau.

 Görebileceğin gibi, tam bir karenin köşeleri.

 Ortalama birer ay aralıkla 4 cinayet.

 Grey öldü ve görevi bitti.

 Küçük, güzel bir geometrik bulmaca.

 -Geçmiş ve şimdi  -Hayır, Osborne.

 Bu yeterince iyi değil.

 Bir adamı  13 yıllığına sınır dışı edebiliyorsun.

 Sonra Avrupa’ya geri getiriyorsun.

 Anlaşılan ters giden bir şeyler varmış.

 Ne yazık ki delirmiş olan eski öğretmenini arıyor.

 Bana Harry Grey’in kim olduğunu sormuştun.

 Sana söyledim, Harry Grey öldü.

 Karşı çıkmıyorum.

 Fiziksel engeli olmayan bu adam polis kuvvetleri ile çalışıyor.

 Tek sorun, polis kuvvetleri diye bir şey yok.

 Eski öğretmen tehdit edilmiş.

 Köpek gibi korkmuş.

 Bir suçu örtbas etmek için gerçekleri değiştiriyor.

 Dahası, gençliğinin harika teorilerini savunuyor.

 Bu hainlikten daha kötü.

 Korktuğunu görebiliyorum.

 Tehdit ediliyorsan dava dosyası nerede?

 Bugün suç bir kimyasal reaksiyon gibidir.

 Sadece uygun ortamda meydana gelir.

 Zeka ve duyarlılığın etkisi olmalı.

 Benimle bu şekilde konuşma! Akademi günleri sona erdi.

 Bu kızı lnnenstadt Limanı’nda kesilmiş olarak buldum.

 Innenstadt da kareye dahil, tam burada.

 Grey yaşıyor.

 Boş versene.

 Eğer kare kapalı bir figürü simgeliyorsa bu bir açılış olmalı.

 Çok dokunaklı.

 Şimdi mutlusun, değil mi?

 Fakat, kendine iyi bak Fisher.

 Polislik işi artık eskisinden çok daha tehlikeli.

 Biliyorum.

 Ben aptal yaşlı bir baş belasıyım.

 Tanrı aşkına, sonuçta yine kendin için doğru olanı yapacaksın.

 Daha önce hiç tartışmamıştık.

 O gerçekten size önem veriyor Bay Fisher.

 Biliyorum.

 Çok korkmuş  En küçük şeylerden bile evden ve karanlıktan.

 Hiç dinlenmiyor.

 Hep orada, yukarıda dolaşıyor.

 Dinle.

 Yılın bu dönemi hep böyle karanlık mıdır?

 Artık mevsimler yok.

 Son üç yaz, aslında yaz sayılmazdı.

 Hava sürekli değişiyor.

 Hep böyle olur.

 Kendine zarar verir miydi?

 Bu sabah benden bütün kitapları ve çalışmaları yakmamı istedi.

 Bana karısından bahset.

 O ölmeden birkaç yıl önce evlenmişlerdi, değil mi?

 Bunu o mu söyledi?

 Geçen ay aniden döndüğünde, evliydi.

 Bir hafta kaldı.

 O ölmedi.

 Sadece gitti.

 Çocuğu gördün mü?

 Çocuk önceki evliliğinden.

 Onu terk etti.

 Bir insan bunu nasıl yapabilir?

 Şşşş.

Orada, şimdi orada.

 Şimdi, şimdi.

 Orada Konuş benimle Bay Fisher.

 Dava dosyasını buldum.

 Harry Grey buraya Osborne’u korkutmaya ve  kendi hakkındaki tüm bilgileri yok etmeye gelmiş.

 Osborne ona çok yaklaşmıştı.

 Bunu devam ettirmeyi ona borçluyum.

 Bu dava dosyası ne işine yarayacak?

 Bu Harry Grey’in piyango cinayetlerinden yıllar önce çıktığı masum bir yolculuğun dava dosyası.

 Eğer “Suç Unsuru” nu okumuş olsaydınız, bilirdiniz.

 Bırakın Osborne konuşsun.

 Bırakın adam konuşsun!

Unutmayın baylar, bizler Avrupalıyız.

 “Suç Unsuru” bir suçlunun davranış kalıplarını anlamamız için oluşturulmuş çeşitli zihin egzersizleridir.

 Anlamak mı?

 Orada neler olduğunun farkında değil misin?

 Sonraki soru.

 “Suç Unsuru” bir suçlunun bilinen bir yaşam parçasının tekrar oluşturulması üzerine kurulmuş bir metottur.

 Bu bir polisin, mevcut suçun kendi kafası içinde bir suçlunun bilinmeyen aktivitelerine doğru çalışmasını sağlayan psikolojik kimliğidir.

 Bu, anlamaya ulaşabilmek için tehlikeli bir yoldur.

 Bizlerin hep böyle kötü olabilme riski vardır.

 Polisin erdemi ile toplumunki arasında bir fark yok.

 Suçun sadece özel bir unsurla ortaya çıktığını iddia ediyorsun.

 Metafizik! Hiçbir zaman metodun tamamen geliştirildiğini iddia etmedim.

 Benim burada ne işim var?

 Eğer şimdi gidersen bir daha asla dönemezsin.

 – Alo?

 – Osborne?

 -Artık kasayı açabiliriz.

 – Alo?

 Bu, Halberstadt’daki Schatz Oteli.

 Düşünüyordum da eğer gerçekten önemli olduğunu düşünüyorsan  Hangi kasa?

 Harry Grey’in kasası.

 Siz Bay Osborne değil misiniz?

 Neden kendini korumuyorsun Osborne?

 Hemen yola çıkıyorum.

 Yolda değilim.

 Bir adamı takip ediyorum.

 Harry Grey.

 Dava dosyasını, yemek kitabı gibi taşıyorum ve  Harry Grey yapmak için gerekli tüm malzemeleri listeliyorum.

 3 yıl önce arazi gezisinde yaptığı her şeyi biliyorum.

 Yoldayım.

 Halberstadt tarafına  kasaya doğru gidiyorum.

 Telefon çaldığında uyuyor muydunuz Bay Fisher?

 Uyuyordum diyemem.

 Pek uyku denemez.

 -Sen Osborne değilsin.

 -Kasayı açacak mısın?

 Sende mi polissin?

 Burası çok güzel bir otel.

 Colamız var.

 Eğer sarışın kızlardan hoşlanıyorsan sana sarışın kız getirebilirim.

 Kasa.

 Bunun piyango cinayetleri ile bir ilgisi var mı?

 Vücudu Bayan Gerda’nın evinin arkasında bulundu.

 Sen nereden öğrendin?

 Turistler buna bayılıyor.

 Cinayet mahallini gördüklerinde evlerine götürecek bir şeyler almak istediler.

 Bana Harry Grey hakkında ne söyleyebilirsin?

 İyi bir adamdı.

 Hizmetçilere bahşiş verirdi.

 Bir arabası vardı.

 Bay Grey ile hiçbir problemimiz yoktu.

 -Burada sadece kısa bir süre kalmıştı.

 – Tamam.

 Buraya o kadar çok turist geliyor ki.

 Hepsini hatırlayamam Bir şeyi açıklığa kavuşturalım.

 Buraya pek turist gelmez.

 Burası bir çöplük.

 Burası bir çöplük mü?

 Halberstadt her şeydir.

 Sanırım sadece  daha kötüye gidecek.

 Burada ilgi çekecek 3 şey var Otel Schatz piyango cinayeti mahalli ve Bayan Gerda’nın genelevi.

 Size yiyecek bir şeyler getirelim mi bayım?

 Çarşafları hissettiniz mi?

 Bu anlamsız bir şey değil.

 Bu, inek.

 Kıvrık boynuzlu.

 İnek, köpeğe toslamıştı, köpek kediyi rahatsız etmişti.

 Kedi fareyi öldürmüştü, fare ahşabı yemişti.

 Ev ahşaptı, evi Jack yapmıştı.

 Bu hizmetçi üzgün ve mahzun  Kıvrık boynuzlu inekten, süt sağardı.

 İnek köpeğe toslamıştı, köpek kediyi rahatsız etmişti.

 Kedi fareyi öldürmüştü, fare ahşabı yemişti.

 Ev ahşaptı, evi Jack yapmıştı.

 Bu hizmetçi üzgün ve mahzun Kıvrık boynuzlu inekten, süt sağardı.

 İnek köpeğe toslamıştı, köpek kediyi rahatsız etmişti.

 Kedi fareyi öldürmüştü, fare ahşabı yemişti.

 Adın ne?

 Bana Harry diyebilirsin.

 Adım Kim.

 Ne görüyorsun Harry?

 Kuruması için bırakılmış çamaşırlar.

 Hiç kurumaz.

 Onları ıslak getiriyor.

 Halberstadt’ı seviyor musun?

 Yer altında bir delikte yaşamayı tercih ederim.

 Halberstadt’dan nefret ediyorum.

 Beni istiyor musun?

 Innenstadt’da yaşayan insanların şeytan olduğu söyleniyor.

 Taş devrine kadar seninle sevişeceğim.

 Harry, Halberstadt’a geldi ve Kim ile yarım gece kaldı.

 Bayan Gerda’nın yerinde uyandığımda Kim gitmişti.

 Birkaç dakikadan fazla uyumamıştım.

 Friedingen’e giderken feribota bindim ve o yine oradaydı.

 Yolun kenarında duruyordu.

 Islanmış görünüyordu.

 Demek ki bu taş devri.

 Innenstadt’a mı gidiyorsun?

 Şu an değil.

 Friedingen’e gidiyorum.

 Nereye kayboldun?

 Seninle gelmek istiyorum.

 Sen bir polissin, değil mi?

 Bana inanıyor musun?

 Avrupa’nın ortasında bir Volkswagen 1200’ün içinde yaptığıma?

 Sana inanıyorum.

 Sanırım sizi hatırlıyorum Bay Grey.

 Bize hala iki gece ve ilaç borcunuz var.

 Hesabıma yazın.

 Geçen geceki oda mı?

 Tek kişilik olan mı?

 Ne ilacı?

 Salycin.

 Çok aldınız.

 Baş ağrısı için.

 Buraya son gelişinizde merdivenlerdeyken dönüp “Benim yüzüm bir şehirdir.” dediniz.

 Ne demek istediniz?

 Hangi şehir?

 Benim yüzüm mü, senin yüzün mü?

 Neden bahsediyorsun?

 Benim yüzüm mü, senin yüzün mü?

 Hangi şehir?

 Hangi şehir mi?

 Neden “Harry Grey” yazdın?

 Bu senin adın mı?

 Evet, neden “Harry Grey” yazdın?

 Bu Osborne’un metodundaki bir sonraki adım.

 Dava dosyasına göre Harry Grey buradaymış.

 Belki küveti de o çizmiştir.

 Bu odayı sevdim.

 Güzel bir oda.

 Bu oda  Baş ağrısı mı?

 -Ne yapıyorsun?

 -Rotayı inceliyorum.

 Kahve?

 Hayır, teşekkürler.

 Bence almalısın.

 Halberstadt’da kalamadım.

 Hep sabah saat üçteydi.

 Ne demek istediğimi anlıyor musun?

 Mutluluğa inanırım.

 Tekrar söylememi ister misin?

 Mutluluğa inanırım.

 Sana bir şey göstermek istiyorum.

 Bana ne göstermek istiyorsun?

 Kim, beni bir yolculuğa çıkartıyor.

 Aşağıya iniyorum.

 Aşk tüneline doğru.

 Kendini iyi hissediyorsun ama sonrasında kendini çok kötü hissediyorsun.

 Pekala.

 Sen ve karın.

 Ne oldu?

 Kuma gömüldük.

 Ve sen bıraktın.

 Küçük bir dövme hatırlıyorum.

 Mavi bir yıldız.

 Neresinde?

 Sağ göğsünün üstünde.

 -Beğendin mi?

 -Hayır.

 Belki de beğenmiştim.

 Hatırlıyorum da  Beraberdik.

 Hayat devam ediyor.

 Hayatta kalmalısın.

 Hayır.

 Hayır.

 Seks yapıyoruz.

 Kim’in uyuşturucusu işe yarıyor.

 İyi hissediyorum.

 Fakat bu peşinde olduğun şey değil.

 Bir şeyi açıklığa kavuşturalım.

 Bu hapları, yan etkileri aracılığıyla Harry Grey’in baş ağrılarını tekrar tekrar su yüzünde çıkartmaya çalışıyorsun.

 Üzerinde çalışacak bir şeye ihtiyacım var.

 Kımıldama.

 Sana söyledim, yere yat.

 Hayır.

 Hayır.

 Hemen eve gelmeyeceğimi söyledim.

 Tamam.

 Şimdi bir şey yapmanı istiyorum.

 Otobüs ile gelmeni istiyorum.

 Ciddiyim.

 Bundan 3 yıl önce  Harry Grey’in metresi yolculukta ona eşlik etmek için geldi.

 Ama 3 yıl önce, otobüsler çalışıyordu değil mi?

 Bunun bir polis araştırması olduğundan emin misin?

 Eminim ki dava dosyasında yolculuktan bahsediyordur.

 Sana çok masum gelse bile.

 Harry Grey, piyango cinayetlerini planlıyordu.

 Harry Grey.

 Senin için yarım saat bekledim.

 Otobüs geç kaldı.

 Benimle tekrar birlikte olmayı bekliyordun.

 Şoförden seni Friedingen’e bırakmasını istedin.

 Yaz giysileri içindesin ama hava hala boğucu.

 Otobüs kalabalık ve pencereler açılmıyor.

 Son birlikteliğimizde küçük bir tartışma yaşadık Fakat artık her şeyin güzel olacağından eminsin.

 Otobüsün içinde bir köpek var.

 -Beni gördüğüne sevinmedin mi?

 -Seni görmekten hoşlandığımı biliyorsun.

 “Seni görmekten hoşlandığımı biliyorsun Harry.

” Seni görmekten hoşlandığımı biliyorsun Harry.

 Şimdi benden hoşlanıyor musun?

 Sizi kim takip ediyor Bay Fisher?

 Biraz uyumaya çalışmalısın.

 Fakat uyuyamıyorum.

 O haplar yüzünden.

 Sayı saymayı dene.

 Bir, iki üç, dört beş, altı  Bay Fisher, neredesiniz?

 Avrupa olmalı.

  on, on bir, on iki on üç, on dört, on beş  Devam etmek istiyor musun?

 Etmeliyim.

 Harry Grey’i nasıl tasvir edersin?

 Küçük kızları öldüren ve onları kırık şişelerle parçalayan birini nasıl tasvir edebilirsin ki?

  yirmi beş, yirmi altı  İşe yaramıyor.

  otuz üç, otuz dört otuz beş, otuz altı otuz yedi, otuz sekiz otuz dokuz, kırk kırk bir, kırk iki kırk üç  -Anlamıyorum.

 – Ne?

 Harry Grey’in Dritten Marsk’ta ne işi vardı?

 Umurumda değil Ayda bir cinayet.

 Bu demektir ki bir tanesi kayıp.

 Haydi, biraz dolaşalım.

 Bir şeylerin peşindeymişsin gibi geliyor.

 Rota Bay Fisher.

 Rota! Rota, seni serseri.

 Kütüphane açık mı?

 Saatin kaç olduğunun farkında mısın?

 Son iki ayın tüm gazetelerini görmek istiyorum.

 Kitaplar ve sıkıntı annemi öldürdü.

 Kitaplar ve sıkıntı annemi öldürdü.

 Babamı da.

 Gazetelerde Dritten Marsk’deki piyango cinayetlerinden bahsedilmemiş.

 Ya ceset hiç bulunmadıysa?

 Aslında, bir mezar buldum.

 Ayak ve ağız.

 Sanırım Kramer’in adamlarına ihtiyacım olacak.

 Kahretsin H.G., kahretsin.

 Kahretsin Fisher, kahretsin! Tamam, içeri giriyoruz.

 Burada neler oluyor?

 Gidelim! Kahretsin! Kahretsin! Kahretsin! Bu operasyondan kim sorumlu?

 Ah, şimdi kendini daha iyi hissediyor musun Fisher?

 Söylediğim hiçbir şeyi umursamıyorsun.

 Umarım kendini bu pislikte boğarsın.

 Bu operasyondan kim sorumlu?

 Ben Kramer.

 Görevi devralıyorum.

 Bu deliğin boşaltılmasını ve son parçasına kadar elden geçirilmesini istiyorum.

 Bir şeyler yakalamaya çalışıyorsun Fisher.

 Osborne’u okudum.

 Bunu biliyor muydun?

 Ama sadece ben neyin ne olduğunu biliyorum.

 Köşedeki kızlar ahlaksız ve sarışınlar.

 Genellikle Marie, genellikle Marie.

 Demek kendine bir Çin bebeği buldun Fisher?

 Onların üstesinden geldin.

 Harry Grey asla bir cesedi saklamazdı.

 Ölü piyango kızı oradaydı, tamam mı?

 Fakat Harry Grey saklamak için öldürmez.

 Cinayet bir şekil ile işlenir.

 Onu başkası saklamış olmalı.

 İyiye ve kötüye inanır mısın?

 Kötüyü tekrar iyi yapabilir misin?

 “İyiye ve kötüye inanır mısın? ” mı?

 Yapma Bay Fisher.

 Bunu gerçekten söyledi mi?

 Harry’ye yaklaşıyoruz.

 Hissedebiliyorum.

 Tanrı’yı benim içime sokmanı istiyorum.

 Ben Kim’im ve sen de Harry’sin.

 Karın göğsünde mavi bir yıldız dövmesi ile Kahire’de.

 Tanrı’yı oraya mümkün olduğunca çabuk getireceğim.

 sss Sadece ben kalkana kadar orada kalacak.

 Artık Kramer’ı umursamıyorum.

 Osborne’un metodunun hala işe yaradığını ispat ediyorum.

 Bu güzel bir duygu.

 Gitmek zorunda mısın?

 Harry bu gece yalnız avlanacak.

 Sorun nedir?

 Korkmuştum.

 Şimdi iyiyim.

 Harry dolaşıyor.

 Sürükleniyorsun.

 Eğer sürükleniyorsam Harry Grey de sürükleniyordur.

 Ben sadece dava dosyasının söylediklerini yapıyorum.

 Hikaye ile bağlantılı gözükmüyor Bay Fisher.

 O buralarda bir yerlerde.

 Ortaya çıkacak.

 İlk parça, vücut.

 İkinci parça, ruh.

 Sürükleniyorsun Bay Fisher.

 Dikkatli ol.

 Ona çok yakınım.

 O tam burada bir yerlerde.

 Evlen benimle, göm beni.

 Bağla beni.

 Tamam, H.G.

 Ne yapıyorsun Bay Fisher?

 Açıkçası artık ben de bilmiyorum.

 Ama birinin üçüncü köşeyi yaptığını gözden kaçırmışsınız.

 Bu doğru.

 Üçüncü köşeyi görmemişim.

 Kim?

 Kim?

 Burası ne tür bir ev böyle?

 Birinin seni korkutmak istediğini göremiyor musun?

 Ne oldu?

 İçeri girdiğimde kapının arkasında birisi vardı.

 Onu görmedim.

 Bu oyun değil.

 Öldürüleceksin.

 Sistemi nasıl kapatacağımı buldum.

 Sen Harry Grey değilsin.

 Sen Fisher’sin.

 Ve monarşi egemenliği engelliyor.

 Orada durdu.

 Hiçbir düşünce tam olarak yayılamaz.

 Bu Halle.

 Eğer lnnenstadt limanındaki cinayeti dört cinayetin merkezi kabul edersek ve  kopyalarsak, iki noktaya varıyoruz.

 Dritten Marsk ve  Halle.

 Geometrik bir figür değil ama bir harf elde ediyoruz.

 Eğer sistem bu şekilde işleyecekse yedinci ve son cinayetini, 10 ila 15 gün içinde Halle’de işleyecek Artık istediğini buldun ve bu durabilir miyiz mi demek?

 Ya dürtü?

 Ya düşünce?

 Deli insanların dürtüleri yoktur.

 Her şeyi bilmem lazım.

 Bu benim işim.

 Bu senin işin değil.

 Neden Kramer’e bırakmıyorsun?

 Kramer ve adamları onu Halle’de yakalayacaklar.

 İşte Kramer ile benim aramdaki fark.

 Anlayana kadar duramam.

 Bunu Osborne’a borçluyum.

 Biraz anlıyorsun.

 Kitaba göre davranmalıyım.

 Şimdi duramam.

 Beni geride bırakıyorsun Harry.

 Korkarım beni de geride bırakıyorsun Harry.

 Gitmeliyim Kim?

 Biraz salycin iç.

 İşe yaramıyor.

 Kiminle konuşuyorsun?

 Ne demek istiyorsun?

 Kimseyle.

 İp, ip.

 Daha sıkı.

 Daha sıkı, daha sıkı.

 Neden kendine işkence yapıyorsun?

 Zorundayım.

 Mutluluğa inanırım.

 Mutluluğa inanırım! Bu senin baş ağrın değil Bay Fisher.

 Günler hiç değişmeden geçip gidiyor.

 Hey, yılların süsü, dua günü sona erdi.

 Adım Harry Grey.

 Daha önce buraya gelmiş miydim?

 -Hayır.

 -Kayıtları kontrol et.

 Kayıtları kontrol et.

 – İki ay önce buradaymışsınız.

 -Ben değilim.

 -Harry Grey.

 -3 yıl önce.

 merhaba?

  Fraulein?

 5 numaralı, çift kişilik odayı tutmuştunuz.

 Yine orayı tutacağım.

 -Fakat bu sefer karmaşa istemiyoruz.

 -Neden bahsediyorsun?

 Belki de uygun olmayan kullanım demeliyim.

 Biliyorsun, burası Savoy olmayabilir ama odaları temiz tutmaya çalışıyoruz.

 Tamam mı?

 Sana bir şey göstermek istiyorum.

 Sonra.

 Harry, Halberstadt’e gelmişti ve yarım gece Kim ile kalmıştı.

 Sadece sen görebilirdin.

 Bunu bu şekilde anlayacağını bilmiyordum.

 Bak ne yaptım?

 Bu, otelde ilk kalışın değil, değil mi?

 Ne demek istiyorsun?

 Beraber olduğunuzda Harry Grey kan hakkında ne hissetti?

 Neden bahsettiğini bilmiyorum.

 Kaltak! Sen hastasın! Oh, hayır! Hayır! Oh! Dışarıdaki arkadaşın mı?

 Rahatla, Tanrı aşkına.

 Rahatla! Beni delirtmeye ve korkutmaya çalışıyorsun.

 Bu bir entrika.

 -Ne bilmek istiyorsun?

 -Her şeyi.

 Beraber olurken piyango cinayetlerinden konuştunuz mu?

 Dindar mıydı?

 Kahvesine şeker koyar mıydı?

 Harry Grey’den bir çocuğum var.

 Kan beni düşündürüyor.

 Bu çok önceden fark etmem gereken bir şeydi.

 H.G.  ile aynı rotayı takip ettim ve karşıma aynı kız çıktı.

 Kim, Harry Grey ile birlikte olmuştu.

 Bu haplardan ve  Harry Grey’den sonsuza dek kurtuluyorum.

 Bu benim baş ağrım değil.

 Planlar yapmıştım.

 Kalamam.

 Benim Kahire’de giydiğim ceket bu hava için ince.

 Sanırım Avrupa dinlenmeme hiç izin vermeyecek.

 Şu an ne olduğunu merak bile edemeyecek kadar yorgunum.

 Öncelikle disiplin gerekir.

 Öncelikle disiplin gerekir.

 Gelişmeyi, büyüyen bir açlık olarak tanımlayabilirim.

 Kendini kaptırmış biri için doyulmaz bir yemektir.

 Suç araştırmacıları zayıf olamazlar.

 Onlar dokunulmaz, bağımsız, soğuk, objektif olarak kalmalıdır.

 Aksi bir durum, metodun yanlış kullanılmasıdır.

 Hepsi bu mu Bay Fisher?

 Hikayen bu mu?

 Evet, hepsi bu.

 Sayın Bay Fisher.

 Sizinle Bay Osborne’un tavsiyesi üzerine bağlantı kuruyoruz.

 Torunumuz piyango satıyor.

 Bay Osborne, Bay Grey’in onunla burada Halle’de bağlantı kuracağından endişe duyuyordu.

 Anladım şerif.

 O zaman Kahire beklemek zorunda kalacak.

 Onunla bu gece yalnız buluşmak istedi.

 Elbette hemen polise bildirdik.

 Yardım etmek istiyoruz.

 Müfettiş Osborne’a çok saygı duyarız.

 Bir şey olmaz.

 Polisler orada olacak.

 Plan nedir?

 Harry Grey bu gece piyango kızı ile buluşacak.

 Ben orada olacağım.

 Artık elimde.

 Diğer polisler nerede?

 Halledebiliriz.

 Diğer polisler işi batırabilir.

 Kramer’den haber aldın mı?

 Kramer gelmemeli.

 Sana bir şey göstereceğim.

 Beni it.

 Çok zamanımız yok.

 Evet, var.

 O, şu an burada mı?

 Korkuyorum.

 Hasta mısın?

 Durun! Kimse onları durduramıyor mu?

 Durun! Dalış umurunda değil! – Pislikler! Kahretsin! – 3-5  – Dur! Ben Kramer.

 Atlamayın.

 Eğer bu Fisher değilse.

 Teorilerim nasıl gidiyor Fish?

 İlgini çekeceğini sandığım bir şey var.

 Osborne hakkındaki notumu aldın mı?

 O tüp sisteminde mesajlar haftalarca dolaşabilir.

 Bana bir itiraf yazdı.

 Limandaki ve buradaki, Halle’deki cinayet hakkında.

 Bu konuda herhangi bir şey biliyor musun Fisher?

 Sanırım küçük sırrınızı sizin için çözdüm.

 Osborne’un metotlarını biliyorsun.

 Harry Grey’in 3 yıllık çalışmalarını su yüzüne çıkardınız.

 Biraz fazlaca bulaştım diyebilirim.

 Bu tür şeylerin nasıl olduğunu bilirsin, değil mi Fisher?

 Buralarda buna anarşi denir.

 Özgürlük değil.

 Anarşi.

 İnsanların kafasını karıştırıyor.

 Boyun eğip, batıyorlar.

 Osbornelar, “Suç Unsuru” ile pek başa çıkamadılar.

 O Osborne’un yaptığı sistemleri seviyordu.

 Harry Grey öldüğünde Osborne sistemini bitirebildi.

 Bu onu ele geçirdi.

 Sen ona inandın.

 Artık uyanmak istiyorum.

 Orada mısın?

 Artık beni uyandırabilirsin.

 Orada mısın?

 

 

 

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s