BUGÜNKÜ ALMANYAYA BİR BAKIŞ

 

Peyami Safa

Fransa’nın en büyük hatalarından biri yeni Almanyayı az ye fena tanımasıydı. Yalnız askerlik bakımından değil, daha beteri, bu günkü Almanyayı teşekkül ettiren fikirlerin yakın tarihi bakımından da, Fransızlar gibi geniş. bir İlmî tecessüs ve kültür sahibi millet, bitişik komşusunu anlamakta çok geç kalmıştı. Birkaç seneden beri Fransada Almanyaya dair yapılan neşriyat, bitaraf İlmî karakterden mahrum, komşuları aleyhine siyasî propaganda mahiyetinde yazılar ve kitablardı. Harbden ancak bir sene evvel, çok geç uyanmış bir tecessüs, Fransada yeni Almanyayı tanımak için İlmî araştırmaların yolunu açtı. Bu harb içinde ölen meşhur Fransız içtimaiyatçısı Bougle’nln reisliği altında “Alman milletini hususî bir rejimin emri altına koyan nazariyeleri Fransada tanıtmak için” bir etüd grupu teşkil edildit Bu grupta Sorbonne Üniversitesinin Edmond Vermeil ve Jaques Miliot gibi Alman tarihine aid bir çok eserler sahibi profesörler vardı. “İrkçılık akideleri”, “Mektebde ırkçılık”, “Irkçılık ve din”, “ırkçık ve hukuk”, “Irkçılık ve san’at”, ilâh… adlan altında izah, tefsir ve tenkid bültenleri neşredilmeğe başlandı. Ayrıca Sorlot ve Payot gibi en büyük kitapevleri de Alman inkılâbının mübeşşirlerini fikirleri ve şahıslarile beraber tanıtan eserler çıkardılar. Fakat bu neşriyat, Fransızlara Almanya hakkında propaganda hilelerinden masun, dürüst ve tara bir fikir vermekte çok geç kalmıştı.         

Türrkiyede bu kadarı bile yoktur. Yeni Almanyaya dair kitabevlerimizde -arayıp da bulabileceğiniz tek eser, Hitler’in “Mein Kampf„ adil meşhur kitabının günü gününe, acele ve üstünkörü yapılmış bir tercümesinden ibarettir.. Alman inkılâbının kaynakları ve. tekâmülü haklanda peşin  ve doğru bir bilgi sahibi olmıyanlar, bu eserden tam ve dürüst bir ‘mana çıkaramazlar, Çünkü Alman devlet reisinin fikirleri, bu asrın, başından, bilhassa Büyük Harbden sonra Almanyada W. Rathenau, Keyserling, Thomas Mann, Spengler, Moeller Van den Bruck, ‘‘That” grupu, Rosenberg, Günther, Peder; ilâh… gibi filozofların ve mütefekkirlerin nazariyatları üstünde yapılmış bir tasfiyeden çıkan sentezdir. Bu nazariyetleri doğuran fikir cereyanları bilinmedikçe ”Kavgam” ı dolduran maksadların iyice anlaşılmasına imkân yoktur. Tanzimattan hele Meşrutiyetten sonraki fikir cereyanlarını bilmeyen bir yabancı için Cumhuriyet inkılâbını bütün kaynakları, hedefleri ve  manâlaıiie anlamak imkânsız olduğu gibi.

Bugünkü Alman inkılâbını izah etmek lâzım geldiği zaman Fichte’nin ve Nietzsche’nin isimleri çok geride kalır. Hatta bir arkadaşın makalesinde gözümüze iliştiği gabi bu iki ismin yanyana getirilmesi de pek doğru olmaz. Ed. Vermeil “Doctrinaires de la revölition allemande” adlî büyük eserinde, harb sonrası Almanyasının fikir cereyanlarını müvazi  surette inkişaf etmiş iki grupa ayırıyor. Birinci grupta Keyserling, Rathenav, Th. Mann, Spengler, ‘Moeller van den Bruck, ve “Tat„ m başlıca muharrirleri vardır ki on sekizinci asırdan yirminciye ve Leihniz’den Nietzsche’ye’ kadar gelen yüksek fikir an anesini temsil ederler. İkinci grup “doğrudan doğruya Nazi mütefekkirleridir ki ilhamlarının büyük bir kısmım bu  an’aneden almış olmakla beraber, gene on sekizinci asırdan yirminciye, fakat daha ziyade Kerder’den S. H. Chemberlain’a kadar gelen antisemit -ırkçı anaaneye mensubdurlar.          

Bu iki grup da makineleşmeğe, akılcı “rationaliste„ düşüncenin ” hakimiyetine, mücerred zekânın suiistimaline düşmandır. Fakat ikinci grup” ‘Avrupa düşüncesini ikiye bölen bu ihtilâfı aryen ve Yahudi ırkları arasın d akı toprak ve kan zıddiyetine isnadı eder. Rathenav istisna edilirse bu iki grupun bütün mütefekkirleri yeni Almanyanın teşekkülünde Prusyalılara en büyük rolü yermişlerdir. Yalnız Rathenav Prusyayı İslavlaşmsş ve bunun için de tehlikeli telâkki eder, Th. Mann istisna edilirse, iki grup da 1739 inkılâbının aristokrat ve kahraman Fransayı öldürdüğüne, milleti riyazi bir “yekûn” zanneden ve mîllî iradeyi bir rakam kalabalığına icra eden garb demokrasilerinin tanı iflâsına inanmıştır. Her iki grup da bir çok tefsir farklarile -ırkçıdır, panjermannistir ve enternasyönalizm düşmanıdır. ‘Bunlara göre Marksizmin en büyük hatası milleti unutmak ve sınıflar arasındaki adaletten bahsettiği halde milletler arasındaki adaleti hesaba katmamaktır. Demokrat müntehib gibi komünist Yahudi de, topraksız ve millî davasız kalmış bir “köksüz” dür. Her iki grup da, “Hegel an’anesîne sadık, millî iradeyi yalnız devletin, temsil edebileceğine inanır. Her iki grupun da en selâhiyetli adamları, bütün yüksek medeniyetlerde şimalin tesiri yaşadığına kanidirler: Mısır, Çin, Hind,’ Iran bilhassa Yunanistan ve Roma. Bir milletin kıymeti, içindeki uzun ve sarışın kafanın sayısına da bağlıdır. Almanya Prüsyalılaştığı kadar da şimalleşmelidir. Fakat iki grup arasında olduğu gibi her grupun şahsiyetleri arasında da Prüsyanizmin, nasyonalizmin, pancermanizmin etatizrain ve nordizmin tefsirleri, tasfiyesi imkânsız olmayan farklar, bazı pek büyük farklar doğurmuştur.

İşte nazizmin ve Hitlerin, nazariye plânında yaptıkları şey, on sekizinci asırdan zamanımıza kadar iki koldan gelen büyük fikir an’anelerinin bütün yedi Alman mütefekkirlerine ilham ettiği nazariyeler arasında hazan tezada bile benzeyen bütün farkları tasfiye ederek canlı bir terkibe kavuşturmak olmuştur. Bu terkib, halkın seviyesine kadar inebilecek bir sadeliği ve aydınlığı? Coebbels’in idare ve kısmen de bizzat telif ettiği neşriyatta  bulur.

Bugün bütün dünya tarihinde en büyük rolü oynamak için ayağa kalkmış bir milletin bütün fikirlerini, ihtiraslarını ve maksadlarını öğrenmek her memleketin hayatiyle, iç ve dış politikasıle doğrudan doğruya alâkalı, büyük bir zaruret; olduğu için, bütün Avrupada, şimal ve cenub Amerikasında yeni Almanyayı ve inkılâbını eksiksiz ve yanlışsız tanıtacak sayısız kitaplar çıkarılıyor. Bu inkılâbın leyhine veya aleyhine yapılan maksadlı neşriyat bir tarafa atılmak şartiyle, milletler için Avrupanın göbeğinde patlamış muazzam bir fikir ihtilâlinin mahiyetini ve manâsını anlamakta fazla geçikmemek lâzım. Türkiyenin kendi millî, ekonomik ve jeo politik bünyesinin hususiyetleri yüzünden Hitlerizmin bazı prensiplerine çok yabancı olduğuna ve yabancı kalmağa mecbur olduğuna kimsenin şüphesi yoktur. Bunu unutmamak ve gençliğe, halka daima hatırlatmak şartına sadık kalındığı takdirde, bugünkü Almanyayı, lehinde veya aleyhindeki propagandanın değil, ilmin gözüyle görmeğe ve bir birimize göstermeğe mecburuz. Bundan zerre kadar şüphe eden bir zihniyet, bilginin bir zaruret oluşunu bile inkâr eden cehaletin ve darkafalığın hizmetindedir.

Sh:105-108

 

Kaynak: Peyami Safa, Millet Ve İnsan, Halk Basımevi, 1943, İstanbul

BAŞA DÖN

 

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s