İŞ ADAMI VE KAHRAMAN

 

Peyami Safa

Buhar makinesi doğduğu tarihtenken bütün Anglo Sakson dünyasında ideal insan tipini business man (iş adamı) temsil etmeğe başladı. Sanayi kapitalizmi inkişaf ettikçe antikitenin kahramanları ve Ortaçağın “aziz” leri yerine petrol kıralları, kömür kıralları, otomobil kıralları geçiyordu. Ütihtarizm (faydacılık) felsefesinin buharın keşfinden pek az sonra Bentham’dan ]. Stuart Mill’e kadar İngilterede doğmuş ve parlamış olması bir tesadüf değildir. Muvaffakiyeti hakikatin yerine koyan pragmatizm felsefesinin de Amerikada itibar kazanmasına şaşılmaz.

Bilgiyi fayda’nın emrine veren, doğru mefhumunun yerine kazanç memhumunu geçiren ve menfaati bir hak ve ahlâk prensibi haline getiren lüpçü felsefe, bir Anglo-Sakson düşüncesidir ki, yüz elli senedenberi kahramanlığın ezelî mânasını değiştirmek için olanca hamlesile çatışmıştır. Ammenin menfaati lehine vermek’ten, canına bile vermekten üstün ideali olmıyan kahramanın yerine, kendi menfaati lehine almak’tan, başkasının canını almaktan bile üstün ideali olmıyan iş adamı geçiyordu.

Kendini topluluk aşkına feda eden kahramanlar çağanın kıymet sistemini değiştirip kurnazlığı destanî şereflerin yerine koyan bu faydacılığın kökleri, buharın keşfinden çok evvel ferdiyetçiliği filizlendiren rönnsansa kadar dayanır. O tarihten beri kahraman, kocayınca köpeklerin maskarası olan kurttur: Donkişot. Yeniçağ doğarken bu soysuzlaşan şövalye tipi hayranlık değil, kahkaha uyandırıyordu. Gitgide İngilterenin şairleri bile (Emerson İnsanlığın mümessilleri) nazik, zarif ve nikbin bir Rönesans tipine hasret çekiyorlardı.

Kahramanlar neslinin kurumasına razı olmıyan büyük sanatkâr ve filozoflar yok değildi: Almanyada Wagner’in operaları, Promete, Herkül, Teze ve Homiros’un bütün kahramanları yerine Siegfridi, Hageni diriltiyordu. Fıchte kahramanlar çağının feragat felsefesini tazeliyor,

 Nietszche uyuşuk ve kancık bir merhamet yerine mert ve dobra bir cesaret kovan, hesap ve ihtiyat yerine tehlike aşkı duvarı üst-insan idealini getiriyor, “Beni büyük bir Avrupa harbinden sonra anlıyacaklar” diyordu.

Onun beklediği harp, en geniş çapında, şimdi olmaktadır. İki insan tipi çarpışıyor: İş adamı ve kahraman. Geçenlerde Manchester Guardian adlı büyük İngiliz gazetesi: “İngilizler hiç bir zaman asker bir millet olamamışlardır” diye yazdı. Halbuki İngilizler de şimal ırkıdandırlar ve Walkyries efsanesinin çocuklarıdırlar. Carlyle Kahramanlar adlı meşhur kitabında hayatın utilitaire (faydacı) telâkkisinden nefret ettiğini ve hayatın kökünde yalnız ulûhiyet ve yalnız kahramanlık bulduğunu söyler. İngiliz mütefekkiri harp meydanında ölmeği yüz kızartıcı bir ayıp sayan ve tabiî ölümle öleceklerini sezdikleri zaman etlerinde kendi elleriyle yaralar açan İskandinav kahramanlarına hayrandır; fakat onun modern kahramanı bu en yüksek derecede feragat vasfını kaybederek hristiyanlığın merhameti içinde yumuşamış ve incelmiş görünüyor.  

İş adamile kahraman arasındaki tezat, müspet ve menfi kutuplar tezadıdır: İş adamı kazanmak, kahraman kazandırmak ister. İş adamının kendi kazancı memleketin menfaatinden evvel gelir; kahramanın gözünde memleketin kazancı kendisine ait bütün menfaatlerden, haklardan ve keyiflerden üstündür.” İngiliz müteffekirinin söylediği şey her kahraman için doğrudur:        “Ruhsuz bir dünya ve idealsiz bir hayat iğrençtir.” Faydacı, Anglo. Sakson felsefesi işte bu imanı yıktı.

Güzel bir dâva için kelleyi koltuğunun altına alanlardan mürekkep olmayan bir dünyanın pis havası karamanın ciğerine ağır gelir. Bu havayı, altın hırsıyle, zina teri ve içki kokuş ile boğucu lüks ve sefahet gazıyla dolan bu zehirli havayı boşaltmak, hayattan ustun ıdeallere pencereler açmak lâzımdır: genç nesillere şimdiden anlatmak lâzımdır ki ideal için ıstırap çekmek sevktır. Bu dünyanın efendileri, tefeciler, borsa düzenbazları ve milyonerler değil, son yüz elli senelik istisnasıyla bütün insanlık tarihinde görüldüğü gibi, yalnız kahramanlar olacaktır. Buna inanmayanlar, kahramanlar soyundan gelen ve efendiliğini her zaman muhafaza eden Türk milletinden değildirler-

sh:69-71

Kaynak: Peyami Safa, Millet Ve İnsan, Halk Basımevi, 1943, İstanbul

BAŞA DÖN

 

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s