BİZE ÇOCUK DİYORLAR, FAKAT BİZSİZ DÜNYALARI YOK

 

Bir güzeli gönüllerin kementleri dervişler halkasına çekti sofular dairesine merkez noktası gibi oldu (yâni bir güzel genç tekyeye intisap ile mürit oldu).

Kıt’a —

O yeni, güzel mürit tekyede Allahı arayan dervişlerin kıblesi oldu dervişler Allahı unuttular yüzlerini hep ona döndüler.

O şeker sözlü güzele dervişler sineklerin bala, şekere üşüşmesi gibi üşüştüler.

Herkes o güzeli kendisine mal etmek istiyor, kendisini ona beğendirmeye çalışıyordu.

Hepsinin fikri bu olunca aralarında kıskanmalar, gürültüler, kavgalar başladı.

Kıt’a —

Güzel yüzlü bir sevgilinin aşkından dem urulurken âşıkların birbirleriyle çekişmeleri uzak değildir. Kâ’beyi tavaf etmek isteyenlerin şevkları arttığı zaman daha evvel tavaf için bir birlerini ittikleri, kaktıkları çok görülmüştür.

Tekyenin piri olan zat dahi âşıklar arasında idi bukeçeden onun da külahı var idi o genci sevdiğine dair kendisini ilzam için türlü şahitler getirir dururdu.

Birgün şeyh efendi çocuğu huzuruna da’vet eyledi ona nasihat dilini açtı şöyle dedi:

Ey değerli çocuk, ey gönülleri bağlayan genç süt ile şekerin çabucak birleşimi gibi herkesle kolay kolay imtizaç etme her alçak kimsenin hilesinin ipine asılma sen bize Allahı gösteren bir âyinesin yüzünü her başsız, ayaksız kimseye açarsan yazık olur.

Rubâî —

Dizginini yabancıların ellerine verme âdi insanlar ile hususî halvette bulunma.

Güzel yanağın mücellâ bir âyinedir yazıktır bu âyineye yazık pas kondurma.

 

O tatlı çocuğa bu nasihat acı geldi çocuk yüzünü ekşitti kalktı bir bahane ile tekyeden savuştu gitti birkaç gün tekyeye uğramadı.

Gerek şeyh efendi, gerek müridler onun ayrılığıyla bittiler, feryada başladılar, göz yaşları akıttılar, bir ağızdan özürler dileyerek şöyle dediler :

Beyit —

Çocuk çocuk yine gel darıldınsa darılma sana kimse kumanda edemez gel kimi dilersen onunla düş kalk kimi dilemezsen onu bırak tek gel gel gel.

Rubâî —

Her ne kadar aklımızı aldadıyor, sofuluğumuzu yıkıyor, yakıyorsan da yine gel bizi bırakma kırık dökük gönüllerimiz seninle eğleniyor.

Bize o yetişiyor ki çektiğimiz belâları, mihnetleri göresin başkalarının vasıtasıyle ara sıra bizimle de oturasın.

Darılan genç dervişlerin özürlerini kabul etti serkeşlikten vaz geçti o ayrılık çeken hastalar ile tekrar beraber bulunmak üzere tekyeye döndü.

Kıt’a —

Dört şeyden sonra hasıl olan dört şey azaptan sonra erişilen rahat ve saadetten daha hoştur.

Dört şey şunlardır :

1 — Ayrdıktan sonra kavuşmak,

2 — Dedikodudan sonra fikirce birleşmek;

3 — Çekişmeden sonra barışmak;

4 — İtaptan sonra kendinden geçmek.

Sh:76-78

Kaynak: Molla Câmî, Baharistan, Tercüme eden: Muallim Kilisli Rıfat BİLGE, 1970, İstanbul

 

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s