CAMÎ’NİN FERYADI

 

İnsan âşık olur. Ama beşerdir, hata işler. Bu nedenle sevgilisiyle arası açılır. O vakit aşığın feryat etmek hakkıdır. Sevgilisinden azar işiten âşığın inlemesi  ayıp mıdır? 

Hayır, kader sayfaları, aşıkların inlemelerini hikâye etmektedir.

………….

-Camî, Kapımdan uzaklaş istemiyorum seni.

Beyit —

Aşk bir sırdır ki söylenmesi caiz değildir; bununla beraber ikiyüz perdenin arkasında da olsa gizlenmesi de kabil olmasa bile.

Sh:68

Mesnevi —

-Ey Sevgilim!

Düşmanlar kör olsun biri birine uygun iki sevdalının bir araya gelmeleri ne kadar hoştur Onlar bir araya geldikleri zaman göz ile kaş ile neler konuşur öpüşmeye, konuşmaya bahâneler ararlar.

Sh:65

Rubai —

Ey benim canım, senin kapından uzaklaşamam cennetler, huriler verseler bu kapıdan geçmem başımı kapına para mukabilinde değil aşkın icabı ile koymuşum bu kapıdan bir dakikacık olsun ayrılamam.

Kıt’a —

 Âşık ölse, kara toprağa girse yine aşkının ateşi sönmez çünkü bu ateş onun canından hâsıl olmuştur, âşık ma’şukun her dediğini nasıl olurda yapmaz emre itaat nişanı olarak boynunda taşıdığı halka kumrununki gibi kendi kendine olmuştur.

Sh:12

Kıt’a —

Dost odur ki, dostundan düşmanlık gördükçe dostluğu daha ziyade arta başına bin bir sitem taşı varsalar muhabbetinin binası daha sağlam ola.

Sh:13

Rubâî —

Ey Dilberim!

Perdeden yüzünü göstermeyecek olursan, perdeyi kaldırmak kimin haddine. Eğer dilberim yüzünü göstermek istersen bütün cihan perde olsa ehemmiyeti yoktur. Sen ne yapar yapar yüzünü gösterirsin.

Sh:15

Kıt’a —

Sende bilirsin, nerede yârin kokusu yoksa, orası âşıklar için zindandır. Fakat benim için yabancılarla görüşmeden daha dar bir zindan olamaz.

Sh:20

Kıt’a —

Bir takım zatlar fakrü zaruret, türlü çileler çekerek mürşitler sırasına geçince o gibi zatları mahcup etmeye kalkışma. çünkü korkarım ki bu kızgınlığından din’i perişan olur.

Sh:21

Rubâî —

-Ey Sevgilim!

Beni ne vakte kadar kin ok’una hedef edeceksin ayrılıkla gönlümü, dinimi perişan edeceksin huzurunda yüzüm yerdedir, yer altında da böyle olacağım.

Sh:40

Kıt’a —

O gönülleri çekip alan halin böyle cilve edince âşık belâdan nasıl sakınabilir. Halkın kötülemesi kulağıma rüzgâr gibi geliyor, şu kadar ki, bu rüzgâr ateşimi arttırıyor.

Sh:53

Kıt’a —

Şahit’i aşktır. Evvelâ bir gönüle ziya salar. o gönüle bir güzellik gelir o güzellik sebebiyle gönül güzellere meyl’eder. İşin böyle olduğunu bilmeyen birisi benden delil ister «Habis habis’e meyleder» sözünü söylerim.

Sh:62

Beyit —

Bil ki, sevgilisinin yüzünü görmese bile duvar arkasından onun sesini duyan âşık ne kadar bahtiyardır.

Sh:65

Rubâî —

Kızıyorsun. Bahçeden o kızıl gül gitmiştir dikeni çörü çöpü ne yapayım. Şehrin içinde sultanı yoktur sopalı bekçiyi ne yapayım. Güzel kafes güzellik tûti-dir tûtî uçmuş kafesi ne yapayım.

Sh:74

Kıt’a —

Lügat kitabında okumuşum: Lügat ile uğraşanlara bildiğin üzere farisîde sakal ma’nasına olan (rîş) arapçada tüy, kuş yeleği, kuşkanadı ma’nasınadır. Evet bir delikanlının yüzünün iki tarafında biten kıllar hakikaten bir kuşun kanadını andırır yazık ki bu kanat başka kanattır bu kanat ile güzellik kuşu adam yuvasına uçar.

Sh:75

Kıt’a —

Hukema derki;

Dört şeyden sonra hâsıl olan dört şey azaptan sonra erişilen rahat ve saadetten daha hoştur.

Dört şey şunlardır :

1 — Ayrıldıktan sonra kavuşmak, 2 — Dedikodudan sonra fikirce birleşmek; 3 — Çekişmeden sonra barışmak; 4 — İtaptan sonra kendinden geçmek.

Sh:78

            -Yanlış yaptın. Sırrı ifşa ettin.

Kıt’a —

-Ey Sevgilim!

Kimi akıllı görürsen bil ki onun delilikten biraz sermayesi vardır o delilik sayesinde feleğin hâdiselerine ehemmiyet vermeyerek memnun ve mesrur yaşamaktadır.

Sh:83

Kıt’a —

Birisi başkasının sırrına hırsızca vakıf olursa ona hırsız demek câizdîr. O kimseye bu yaptığı işten dolayı mükâfat isteyecek olursa ona namussuz diye mükâfat vermelidir.

Sh:83

            -Benden özür dilemene gerek yok ki, bıkmıştım;

Kıt’a —

Senin çirkin suratını görünce gönlüm günah etmeye karar vermiş olsa bile kararından döner çünkü korkarım ki günahın uğursuzluğundan Cenabı Hakkın kahrı beni de senin gibi nesheder, insan kılığından çıkarır, diye.

Sh: 87

Çirkin suratlı birisi bana anlattı:

Bir gün bir dostumla bir yolda durmuştum konuşuyorduk, derken bir kadın geldi karşımda durdu bana bakmaya başladı; bana bakması, beni süzmesi aşırıya kaçınca köleme git şu kadına sor ne istiyor? Dedim.

Köle geldi kadının sözünü anlattı kadın şöyle demiş:

Gözlerim büyük bir günah yaptı; bundan dolayı gözlerime bir ceza vermek isterdim; göz cezalarını düşündüm içlerinde bir çirkin yüze bakmadan daha ağır ceza bulamadım işte bundan dolayı onun yüzüne bakıyorum.

Kıt’a —

Gözbebeğim günahkâr oldu onun için melekler günahkârlara mahsus olan kâğıdı yazdılar ben o günahkarlığını yıkamak, temizlemek için çok ağladım fakat bir türlü temizlenmedi; yarın kıyamette göz bebeğim ateşten kurtulmak için senin çirkin yüzüne bakmaya mecbur olduğumu, söylemeliyim.

Sh:87

-Evet Sevgilim! Biliyorum, çirkinliğim Cahız’dan dahi fazladır.

 Cahız diyorki:

Bir kerre öyle utandım ki hayatımda hiç öyle utanmamış idim: Bir gün giderken beni bir kadın tuttu “benimle şurada bir yere gitmenizi rica ederim” dedi.

Ricasını kırmadım gittim. Gittiğimiz yer döküm işi ile heykeller yapan bir demirci dükkânı idi.

Dükkâna varınca kadın oradaki ustaya “işte böyle olsun” dedi savuştu gitti.

Acaba bu sözden maksat nedir diye hayrette kaldım ustaya sordum bana işin aslını anlat dedim.

Usta şöyle anlattı:

Bu kadın evvelce bana geldi benden şeytanın resmini istedi, ben de görmedim, görmeden resmini nasıl yapabilirim diye cevap vermiştim; şimdi seni getirdi işte böyle olsun diye tavsiye etti.

Kıt’a —

-Evet. Öyle bir yüzün, öyle bir benz’in var ki böyle yüz, böyle beniz görülmemiştir.

Şeytanın suratını tasvir için senin yüzünden başka bir şeyi örnek yapmak mümkün değildir.

Sh: 88

-Birisi çirkin yüzlü birisini gördü ki günahlarından istiğfar ile cehennem ateşinden kurtulmasını istiyor. Beni gören adam şöyle dedi:

Dostum böyle bir yüz için cehenneme karşı niçin hasislik ediyor ve böyle bir yüzü ateşten niçin esirgiyorsun.

Kıt’a —

-Sen yüzüme bakmıyorsun, bundan dolayı yüzün başkasına nahoş, sana hoş geliyor.

Zebaniler bu yüz ile seni ateşe atacak olurlarsa ateşe yazık olur, sana değil.

Sh:88

Çirkin yüzlü birisi bir tabip’e gitti en çirkin yerimde bir çıban çıkardım dedi.

Tabip acele yüzünü muayene etti, sonra ona yalan söylüyorsun işte yüzünde çıban falan yok dedi.

            Kıt’a —

 Çirkinlikten dolayı da olsa din belden aşağısının açık bulunmasına müsaade etmiyor. Senin en çirkin yerin yüzün olunca sana yüzünü kapamak, başka yerini açmak yaraşır.

Sh:89

            -Ey Sevgilim!

Suzeni dediki:

Kıt’a —

Kötülük namına ne bilirsen bende o kötülüğün birkaç misli mevcuttur ben kendimi bildiğim gibi kimse beni bilmez Görünüşte kötüyüm gizlide kötünün kötüsüyüm içimi dışımı ancak Cenâb-ı Hâkk bilir.

Kıt’a —

Ey kahraman Sevgilim!

Naz ile, cilve ile gamzen okunu atmak istiyorsun rica ederim benim kalbimi nişan al, sana evvela gönlümü vermiştim şimdi gönül bende değildir bir canım kalmıştır şimdi sana onu da vermek istiyorum.

Ey Dilberim!

Sen âlicenapsın bakıyorum kime yara açarsan onu bir iyilikle okşuyorsun. Beni gamzen ile urki bûse ile vurasın.

Ey Dilberim!

 Çok âşıkın var ben bin birinciyim onların işlerini bitirmez ve bana da gelmezsin.

Sh: 117

Rubai —

Ben yinede kilisede senin sözünü etmek ile Kâbe’de bulunsam seni aramakla meşgul olurum.

Yanında bulunduğum zaman gözümü yüzünden ayıramam senden ayrı bulunduğum zaman gönlüm senin yanındadır.

Sh:129

Hayalî dedi ki:

Gazel —

Allah’ım senin gam okuna aşıklar hedef olmuştur halk seninle meşguldürler fakat sen görünmüyorsun.

Ba’zen kiliseye gidiyorum ba’zen mescitte kalıyorum maksadım sensin seni ev ev arıyorum.

Hacı Kâ’be yolunda Kâ’be için koşuyor biz didâr istiyoruz o ev arıyor biz ev sahibini arıyoruz Kâ’beye gitsem. puthaneye girsem maksudum ancak sensin Cemâline yemin ederim ki senden başka ne varsa hayaldir. Hayalî’nin yaptığı kusurlar senin keremini ümit iledir böylelikle yaptığım günahlara bahane buluyorum.

Sh:127

Konuşmalar Baharistan’da uzadı. Camî çok sızlandıysa da sevgilisi iltifat etmeyip çekip gitti. Ayrılık âşıkların kaderinde vardır.

Ey sevgili haklıda olsan merhamete gelmek, insaf etmek vefalı olmak kimin vasfıdır?

Kaynak: Molla Câmî, Baharistan, Tercüme eden: Muallim Kilisli Rıfat BİLGE, 1970, İstanbul

Not: Orijinal metinlerde insicam için ufacık eklemeler yapılmıştır. İhramcızâde İsmail Hakkı

BAŞA DÖN

Feryâd u figân âşıka sermâye-i cândır
Aşk ehli bütün nâil-i feryâd u figândır
Derd ehline dermân yine derdindedir

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s