YÜZÜNÜ GÖRMESEM DE SESİNDEN BAHTİYARIM 

 

Mûsikî bilen bir kız var idi hem çalması güzel, hem söylemesi güzeldi. Üstelik kendisi de güzeller güzeliydi.

Birgün bu kız sazını çalıyor, gazel söylüyordu onu seven, gönlünde sevdasını taşıyan bir delikanlı pencerenin altına durmuş kulağını onun sesine vermiş okuduğu gazeldeki rikkati, yanıklığı düşünüyor, çalgısındaki lezzetten mütehassis olarak sallanıyordu.

Beyit —

Sevdiğinin yüzünü görmese bile duvar arkasından onun sesini duyan âşık nekadar bahtiyardır.

Derken hâne sahibi pencereden başını uzattı duran delikanlıyı gördü onu yanına çağırdı birlikte bir masaya oturdular efendi delikanlıya her mevzudan sözler söylüyor ona karşı hünerlerinin incilerini döküyordu.

Delikanlı ise bütün dikkatiyle hâne sahibinin sözlerini dinlerken gözleri hep kızda idi o gamzesiyle sual soruyordu bu kaşlarıyla cevap veriyordu o gönlünün ucunu düğümlüyor bu tatlı bir gülüşle o düğümü açıyordu.

Mesnevi —

Düşmanlar kör olsun biri birine uygun iki sevdalının bir araya gelmeleri ne kadar hoştur bunlar bir araya geldikleri zaman göz ile, kaş ile neler konuşur öpüşmeye, konuşmaya bahâneler ararlar.

Hâne sahibinin delikanlı ile konuşması uzadı beşerî bir ihtiyacını def için oradan ayrılmaya mecbur oldu o iki sevdalı müştak serbest kaldılar şimdi meclisi hâli gördüler öpüşme, sevişme arzuları kıyâmet gibi.

O sırada kız dile geldi delikanlıya söz atarak şöyle dedi :

Kıt’a —

Göze görünen, görünmeyen insanlar, ecinniler hepsi onun kulu olan Allaha and’olsun ki şu dünyada ne görüyorsam sen bana o gördüklerimin hepsinden daha aziz, daha kıymetli, daha muhteremsin.

Delikanlı bu nükteyi işitti şöyle cevap verdi :

Rubai —

A benim güzel sevdiğim gönlüm, gözüm senin yurdundur cihanda ne kadar güzel varsa hepsindeki güzellik sende hâsıldır gönlüm sana su gibi akmıştır; bu da taaccüp edilecek bir şey değildir; çünkü sana mail olmayan gönül, gönül değil taştır.

Kız bu def’a “cihanda bir tek muradım var o da ellerimizle bir birimizin bellerini kucaklamaktır, biribirimizin dudaklarından, ağızlarından şeker çiğnemektir” dedi

Delikanlı cevap verdi: Bunu ben de arzu ederdim ne çare ki Cenâbı Hakk “Benden korkmayan ne dostlar var ki kıyâmet gününde biribirine düşman olurlar” buyurmuştur. Sevdiğim istemem ki yarın muhabbetimizin binası çatlasın, yıkılsın, dostluğumuz düşmanlığa dönsün dedi ve artık sizi Allaha emanet bırakıyorum diye meclisten çıktı çıkarken de şu teraneyi söyledi.

Rubâî —

Gönül bu iki günlük aşkı bırak
iki günlük aşk bir işe yaramaz.

Gönül öyle bir aşk intihap et ki
hesap gününde o aşk ile cennete giresin orada karar tutasın.

Sh:65-66

Kaynak: Molla Câmî, Baharistan, Tercüme eden: Muallim Kilisli Rıfat BİLGE, 1970, İstanbul

 

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s