KÖTÜ GÖZ –NAZAR

 

(İslâm Medeniyetinde Putperestlik Devrinden Kalan Yaşayagelen İtikatlar Göze Gelmek, Nazar Değmesi, Kem Nazar, Meş’um Göz, İsabeti Ayn)

Londra Üniversitesi sosyoloji Profösörü, Westermarck
tercüme: ŞAHAP NAZMİ COŞKUNLAR

Cinden başka «Nazar değmesi» de bütün müslüman memleketlerinde başa gelebilecek fenalığın, felâketin en açık sebeplerinden olarak görülür. Bunun hakkındaki izahatımı Fasta kendi yaptığım incelemeler üzerine kuracağım. Fakat başka yerde tafsilâtile gösterdiğim üzere diğer müslüman memleketlerin itikad ve amelleri onunla kuvvetli bir uygunluk (tetabuk) halindedir.

Mağrib atalar sözünde şunlar vardır:

“Kötü göz evleri boşaltır, mezarları doldurur,,.

“insan cinsinin yarısı nazar değmesile ölür,,.

“Mezarların üçte ikisi nazara, isabeti ay ne aittir „.

Bu suretle Fas ülkesinde “nazar,, itikadı ö kadar kökleşmiştir ki bir yerde bir düğün veya her hangi bir toplantıda bir kaza olur ve orada kötü gözlü olarak tanınmış kimse bulunursa kaza o adama isnat olunur ve ziyan ona tazmin ettirilir. Böyle bir adam birisinin hayvanına bakarsa, o da az zaman sonra ölecek olursa bu zarardan at sahibine karşı mes’ul tutulur.

Kötü göz itikadı açık surette iki esasa ayrılır: Biri ifadesi şiddetli, tesirli göz, diğeri uğursuz gözdür. Biri fena arzuları nakleden bir vasıta, bir âlet gibi görülür, öbürü gözün sahibi olan insanda orijinal tehlikeli bir enerji membaından kendi arzusu hilâfına çıkan uğursuz bakış olarak tasavvur edilir. Pacon «imrenme fiilinde gözden bir nazarın fırlayıp geçmesi ve şualan- ması kabul ve tasdik edilir» diyor. Eğer böyle bir bakışa bir de söz karışırsa o zaman tehlike çok daha büyük olur: Yalnız şum göz değil şom ağız da vardır, insanların en fenası ağzı tatlı kalbi siyah olanlardır. Şakalı, kinayeli yahut methedici sözler bir “bakış„la beraber giderse böyle düşmanca hislerin, imrenmelerin yaptığı fenalık kadar korkunç birşey olur. Bu yolda şuursuzca oğlunu öldüren babalardan, babasın! Öldüren oğullardan bahsedildiğini işittim; Bir kimsenin bakışına senakâr (beğenici, methedici) sözler de katışırsa tehlike büyüktür. Bunun için bir ihtiyat tedbiri olmak üzere daima (Tebarekâllah) cümlesinin ilâvesi ister istemez gerek (zarurî) dir. Bu nevi batıl itikatlar Avrupada pek şayi olan bazı korkulara benzer görünüyor: Birinin sıhhat ve servetinden bahsederken bir nevi ihtiyatsızlık hissile korkulması ve uğursuzluğa maruz bırakmamak, fenalığı geri çevirmek için tahtaya vurulması (Touche du bois, Touch Wood, Unberufen) vesaire gibi.

İyi bir şeyi meth ve takdiretmek psikolojinin Tedai kanunlarına, bilhassa zıddı, aksi ile tedaiye göre insanın hayalinde fenalığın aksini uyandırır. Bu, büyücülüğe müteallik şeylerde çok vakidir. İstikbale ait şeyler bu suretle kat’î ve muayyen değildir ve mukadderata bel bağlanamaz.

Herkes böyle keskin kötü göze malik olmak iktidarını haiz değildir ve bazı insanlarda bu hâssa diğerlerinden yukarı derecelerdedir. Gözleri fazla çukur ve kaşları birbirine bitişik olanlar hepisinden fazla tehlikelidir. Açık renkli, mavi göz (İngilizcesi Fair fransızcaya bleu diye tercüme edilmiş) nerede azsa orada korku uyandırır ve binnetice ıztırab verir. Fakat Büyük Atlas Berberilerinde değil, çünkü onlarda mavi göz pek çoktur. Kadın gözleri, bilhassa yaşlılarınki ve gelinlerinki diğer insanlannkinden daha korkunçtur. Ziyafet toplantılarında kadınların önce yemesine müsaade edilmesi nezaket icabı değildir. Birisi bana şöyle dedi : «Aç kadın, kötü gözle bize bakarken onun karşısında biz nasıl yemek yiyebiliriz» ? Nazar değme tehlikesi şüphesiz yemek esnasında daha büyüktür; çünkü o kötü gözün bakışındaki zehir yemekle beraber hemen vücuda girebilir. Bu tehlikeye meydan vermemek için herkes birden yemeğe çağrılır veya herkese ayrı ayrı dağıtılır. Yemek yenirken orada bulunan köpek veya kediye biraz yemek vermelidir, bu suretle haris gözler başka bir yere çevrilmiş olur;

Nazardan hasıl olacak korkulardan kurtulmak veya ona, karşıkoyabilmek için başvurulan sayısız usuller vardır. Ben yalnız neticesi ehemmiyetli olan pek azını zikredeceğim. İhtiyat tedbirlerinin en selâmeti şüphesiz fena nazara maruz kalmamaktır. İşte İslâm âleminde kadınların kapalı tutulmasının ve pek umumî bir âdet olan yüzlerini örtme kaidesinin sebeplerinden biri de yalnız erkeğin kıskançlığı olmayıp, fena gözün bu sevimli mahlûklara değmesi korkusundandır.

Eski Arabistanda birçok güzel, endamlı erkekler düğün ve panayırlarda kendilerini kem nazardan korumak için yüzlerini örterlerdi, Gelin, yüzünü gözlerde beraber pek sıkı kapar hattâ Fasın (Marokun) bazı yerlerinde gelin yeni evine bir sandık veya kafes içinde götürülür, bu suretle hem kendisini kötü gözden korumuş hem de kendi uğursuz nazarlarile başkalarına zarar veremiyecek ihtiyatî bir durum almış olur.

Nazar değme korkusu ile Mağripliler birçok ahvalde maksatlarını söyliyemezler. «Kapalı ağıza sinek giremez» darbımeseli gibi bir ata sözleri vardır. Fakat diğer bazı şerait içinde fena-gözden sakınmak için daha az münasip usulleri de vardır. Birisi bir şeyi meselâ (benim tüfeğimi veya atımı satın almak için büyük bir arzu hissederse benin için akıllılık onu hemen satmaktır. Böyle yapmadığım takdirde tüfenk kolayca bozulur ve at ölür. Birisi size ait bir şeyi medheder, fakat yukarıda söylediğim «Tebarekâllah» sözünü ihmal ederse bu malın bundan sonra hiç bir kıymeti kalmaz. Bizzat ben kendimi bu nevi hoşa gitmez ihtimalden muhafaza tedbirini almağa lüzum görmüştüm: Büyük Atlas dağlarında bulunduğum sırada orada mevcut bulunmayan hükümet reisinin yerine ev sahipliğini yapan oğlu bana çok dikkat ve alâka göstermeğe başlamıştı. Sık sık çadırıma gelirdi. Birgün açılır kapanır sandalyeme — şüphesiz o zamana kadar hiç sandalye görmemişti — aşikâr bir sevinçle oturdu ve dürbünümle bakmak için müsaade istedi. Öyle memnuniyet gösteriyodu ki bunları almak istediğine şüphem kalmadı. Orada hüküm süren âdet beni, arzusunu yapmağa, onları vermeğe mecbur edecekti… Zihnime bir fikir geldi, neden akçesini kendisine iade itmemeyeyim? (Neden kendi silâhile mukabelede bulunmayayım?…) Bir defasında pek güzel bir katıra binmiş olarak geldi gene benim sandalyem ve dürbünüm üzerine dil dökmeğe koyuldu. Ben de katırını medhüsena etmeğe başladım. O hemen sözünü değiştirdi, başka şeyleri konuşmağa çevirdi. Tehlike bu suretle bertaraf olmuştu.

Başkasının gözüne gelmeğe (nazarı değmesine) karşı kendini korumanın en kısa yolu şudur:

O adama karşı sağ elinizi, parmakları açık, uzatacaksınız ve «beş gözünün içine» yahut «beş gözünün üstüne» diyeceksiniz ve sağ elinizin bu hareketinin aynını sol elinizle de tekrar edeceksiniz. Yalnız bu defa «beş ve küçük beş» yahut beş yerine «beşler» diyeceksiniz. Bana ısrarla temin edildi ki bu hareketlerin ve sözlerin mevzuu şeameti geri çevirmek ve gözden çıkan fena, nazarı geldiği yere atmaktır. «Beş gözünün üstüne » sözü tehlikeli nazara karşı yolları kapamak fikrini temsil eder. El kaldırmakla da tatbikatı yapılmıştır. «Beş gözünün içine » cümlesi « gözün çıkarılması» fikrini gösterip Cezayir’de Mister Hilton Simpson a bir yerli şu izahatı vermiştir : İmrenme nazarı atanın (fena bir gözle bakanın gözüne zihnen parmaklar ve baş parmak daldırılır. Bu fikir yalnız iki parmakla da temsil ediliyor. Şimalî Afrikanın bazı kısımlarında böyle olduğu rivayet ediliyor ve Rif çanak çömlek mamulatı üzerindeki şekillerle bu fikir tasvir ediliyor, (Şekil 20).

nazar-resimleri-7

«Beş gözünün içine» «beş gözünün üstüne» cümleleri el ile hiç bir hareket yapılmadan da söylenir. Buna benzer yolda kullanılan başka tabirler de vardır: «Beş ve on beş» «aramızda beş ve elli» «beş gözünün üstüne altı kalbinin üstüne (on bir yapar, tek tir uğursuz sayıdır) » «Biz bize (Peygamberin dostları kadar) on kişiyiz». (Aşerei mübeşşere olacak) Beş adedi ve- beşle birleşen şeyler nazara karşı bir tılsım bir muskadır. Bir seyahat beş gün, beş sene (Fransızcaya tercümesinde «beş ay » da var) devam ederse gün ve sene sayısı yüzünden seyahat esnasında bir dereceye kadar fenalıklardan muhafaza edilmiş sayılır. Perşembe(Yevmülhamis, Penç;şenbe) haftanın beşinci günü olduğu için insanı koruyan bir kudreti haizdir. Birisinin uğursuz gözle baktığından nazar değecek diye korkarsanız «Beş ve Perşembe» deyerek belâyı defetmiş- olursunuz. Eğer çocuğunuz hakkında birisinin sözünden sıhhat ve saadetine zarar geleceğini düşünüp korkarsanız bir Perşembe günü doğduğunu mülâhaza etmekle koruyabilmiş olursunuz. Beş sayısı ile meş’um göz fikri o kadar sıkı birleştirilmiştir ki meselâ bir hükümet adamiyle konuşurken beş adedini hattâ on beş, yirmi beş, elli gibi ona benziyenleri zikretmek münasebetsiz bir hareket sayılır. Bu rakamlar yerine «dört ve bir, on dört ve bir, yirmi dört ve bir, kırk dokuz ve bir» yahut yirmi altıdan bir eksik…. v. s. demeğe mecbursunuz: Fas şehrinde beş sayısı hediyelerde bile yasaktır. Bir insanın beş parça şeker, beş piliç, beş parça para., şeklinde bir hediye vermesi kabul edilemiyecek kadar uygunsuz bir hareket olur. Fena tesirlere karşı bir büyü (bir tılsım bir muska) gibi kullanılan bu sayının yasak olması şübhesiz biraz sihir enerjisi olanların zihninde derhal uğursuz •duygular ve nâhoş tedâiler hasıl etmesindendir,

El ve elin parmakları tehlikeli bakışa karşı bir koruma vazifesi gördüğü gibi onları temsil edenlerin de ayni tesiri haiz olması tabiîdir. Büyü (sihir) de realite, mevcut olan hakikat ile onu temsil eden hayal arasındaki fark kaybolur ve hayalin hakikate benzeyip benzemediğine ya pek az dikkat olunur veya hiç ehemmiyet verilmez. Gümüşten yapılmış düz küçük el nümuneleri en çok kullanılan tılsımlardır. Fas da kadınlar böyle «el» lerden şakaklarına takarlar. Bir Berber kabilesinde oğlan çocuklarının kulağında böyle «el» li halkaların takılmış olduğunu gördüm.

nazar-resimleri-1

Bazı şehirlerde meselâ Merakiş» de tek bir ev hattâ bir dükkân bulunmaz ki duvarlarında yahut kapısında şu veya bu şekilde beş parmak tasvir edilmiş olmasın. Bazan beş parmağı açık kaba bir surette çizilmiş bir el resmi, pek ziyade âdet olduğu üzere elin ön kısmı, bazan da ufkî bir çizgi ile birleştirilmiş beş parmak. En ziyade uzun veya kısa beş ayrı çizgi, nihayet ihtisar edilerek küçültülmüş sıra ile beş nokta… (Şekil 1-5) Bu muhtelif tiplerin bir serisini sıralamıştır. Şekil 6 – 8 bir sap üstünde beş parmağı gösterir. Bunlar katran, kırmızı toprak, yahut mavi ile boyanır. Bu maddeler esasen kendileri de nazara karşı koruyucu bir tılsım teşkil eden şeylerdir.

nazar-resimleri-2

Fas civarındaki köylü kadınların sağ kollarının yukarı tarafında 7 numaralı şeklin mavi iki döğme (vesme) yaptırılmış markaları vardır. Bir Berber delikanlısının burnunun ucunda 9 numaralı şekildeki resmin döğme yapılmasıyle elde edilmiş bir nişanı olduğunu gördüm.’

nazar-resimleri-3

Beş sayısı kötü göze karşı muska (nüsha; olarak muhtelif şekillerde kullanılır.

Umumî muskalardan biri içinde beş tane (Şekil: 9) bulunan bakla kabuğudur veya bir kabukta başka olmayıp yalnız beş tanesi bir yerde olarak deri veya bezden küçük kese içine ayrı ayrı dikilmiş bulunan muskalardır. (Şekil 10-11)

nazar-resimleri-4

Atlantik sahillerinden bedevi (Şekil: 10) (Şekil: 11) (göçebe) kabilelerinden birinden topladığım muskaları gösteriyor. Şekil 10 küçük bir bez parçasına bağlanmış beş kabuğu gösteriyor, diğeri (Şekil 11) muhtelif renkte iki daire üzerine sıralanmış boncuğu ihtiva ediyor. Göze karşı bir muska olarak kullanılan « beş » tasvirlerinden biri de (muhammesi muntazam) Düzgün beşgen veya kalemi hiç kaldırmadan çizilen beş kenarlı yıldızdır. 12, 13, 14 numaralı şekiller Muhamsa (muhammese olacak) denilen el şeklindeki tılsıma benziyen iki muskayı temsil ediyor. Muskalar gümüşten yapılır. Bunların insanı koruma kabiliyetleri bir taraftan beş tane çıkıntıya, kısmen levhanın vereceği intihalara, kısmen de renkli küçük camlar (boncuklar) a tabidir.

nazar-resimleri-5

Boncuklar biri büyük biri küçük olmak üzere iki takım beş boncuk teşkil eder. Tam ortalarında her ikisine ait bir cam bulunur. Bu muskaların üzerindeki yumru (çıkıntılar haç şeklinde toplanmıştır. Kolları içerideki beş yumru ile birleşir. (Beş) ile (haç) ın bu suretle imtizaç ettikleri, birleştikleri de vaki olur. 15-17 inci şekiller hem kadın ziyneti hem ayni zamanda tılsımlık muskaların hizmetini görür. 15 inci şeklin ortasında dairevî şekilde bir kabartma vardır, Etrafında damlaya benzer dört çıkıntı haç şeklini alır. 16-17 inci şekillerde ortada bir dairevî yumru üzerinde sekiz tane yaprak veya kazılmış (hakkedilmiş) tır. Bunlar hep birlikte biri büyük diğeri küçük iki haç teşkil eder. Bu çapraz yaprak veya çizgiler merkezindeki çıkıntı ile pek aşikâr bir surette şekil 13-14 deki iki «beş» i tasvir etmektedir. ,

İki çizginin birbirini dikeyaçı (kaim zaviye) teşkil eder şekilde kesmesinden hasıl olan bir haç şekli, hususî bir merkez işareti olmaksızın da nazar koruyucusu olarak kullanılır.

nazar-resimleri-6

Şekil 18 Benim bir tazmin başında kına ile boyanmış gördüğüm böyle bir tılsımı gösterir. Kadınlar yüzlerine küçük bir salip döğdürürler. Kadın erkek her iki cinsin burunlarının ucunda böyle bir haç döğmesine malikdirler. Burun vücudun her çıkıntı yeri gibi böyle tılsımlar için en uygun yerlerdendir. Dostlarımdan bir Berberin burnunda böyle haçtan bir süs vardı, bana anlattı ki kendisinden evvel iki erkek kardeşi doğumdan az sonra öldükleri için çocukluğunda bir döğme yapılmıştır. Sağ el şehadet parmağı üzerine küçük haç döğdürmüş kadın ve erkekler de görülür. Fakat bu âdet Allah’ın nefret ve gazabını muciptir deniliyor. Böyle bir şahsın camide ibadet etmesine müsaade edilemez, onun kestiği hayvanın yenilmesi caiz değildir ve öldükten sonra ahrette o haç resmi bozdurulacaktır. Bu hüküm salibin fiiliyatta hristiyanlığın alâmeti sayılmasındandır. Bazı müellifler şimali Afrika Berberlerinin salibi bir nazar muskası gibi kullanmalarından hristiyanlığın aralarında yayıldığı zamandan kalma bir âdet olduğunu iddia, ediyorlar, fakat haç şekli hristiyanlıktan çok eskidir .

Eski Mısır abideleri üzerindeki libyalı tasvirlerinde haç şeklinde motifler görülüyor. İşitmiştim ki haç şekli bir tılsım olarak kötü gözün ilk şuamı çeker. En tehlikeli görünen de bu ilk nazardır. Fakat daha derin bir fikir bu tılsımla birleşir. (Beş) in en ziyade haç şeklinde temsili ihtimalki bundandır. Gözden çıkan zehirli nazarı dört tarafa dağıtır, bu suretle şahsı veya maddeyi bu fena gözden muhafaza eder. Birçok insanlar tarafından haçlara, haç şeklinde çaprazlaşan yol dönemeçlerine açıktan açığa şu veya bu cinsten fenalıkları dağıtmak faziletini haiz nazariyle bakılır.

Beş sayısı fenalık getiren göz şualarına karşı yalnız insanları, hayvanları değil cansız eşyayı da muhafaza eder: Tüfek, çanak, çömlek, tepsi, torba, örtü, halı vesaire üzerindeki resimlerde bu sayı pek sık görünür ekseriya sihri tesirlerini kaybeder ise de (nazarlık)lara benzemelerinden asıllarında böyle bir maksat olduğu aşikâr görülür. Söz arasında her ne kadar süsten ibaret denilse bile türlü vesilelerle daha hususî bir tarzda, filiyatta bu şekillere az çok nazar değmesine karşı (siperi saika gibi) siperi nazar gözile bakıldığı pek bellidir. Muhtelif nevi eşya üzerindeki resimlerden birkaç numune alınsa «beş gözünün içine» sözünü anlatan el hareketinin mağrib tezyinat san’atının temelini teşkil ettiği görülür,

Rif Berberlerinin çanak, çömleği (el) resimlerinden birçok misaller gösterir. Şekil 19-20 birçok ahvalde tekmillemek hatırı için vücudun diğer kısımlarını da resmederler, her ne kadar islâmiyet insan vücudu resmini menediyorsa da…

nazar-resimleri-7

Böyle resimlerin çoğu hakikatte islâmiyetten evvele aittir. Finike ve Pun abidelerinde tasvir edilen şekil 21-23 açık kollu vücutlar ve buna benzeyen resimler Tunus’ta döğme olarak kullanılır.

nazar-resimleri-8

Şekil 20 iki çift elden başka iki çift elin açık parmaklarını gösterir bu resimde sihir ile san’at arasına bir hudut çizgisi çizmek mümkün değildir. Bunları kadınlar yapar. Kadınlar bilhassa büyü, sihir esrarını iyi bilirler. 24 numaralı şekil bir kumaşın kenar işlemesinin el biçiminde örnek kalıbıdır. Bir evin dış kısmı üzerine yapılan sihirli resme (şekil 7) benzediği aşikârdır. 25 numaralı şekil büyük atlas dağlarında at eğeri örtüsü üzerine işlenen tezyinatı gösterir.

nazar-resimleri-9

Şekil 26 Berberi tüfeğinin üzerinden alınmıştır. Şekil 27 ayni örneğin iki kat yapılmış numunesidir. Madenden yapılan eşyada sık görülen bu resim bir müşterek merkezle (iki beş) i tasvir eder. Bu yaprak takımından biri donuk diğeri cilâlıdır. nazar-resimleri-10

Sekiz yapraklı rozeti müşterek dairevî merkezli veya merkezsiz ve muhtelif renklerde işlenmiş olarak çantalar üzerinde daima görülen süslerdendir. Şekil 28 çanta üstünde bir resim gösterir ki sekiz yapraklı rozetle merkezi iyi gösterilmiş çift salip arasında bir şeydir. Şekil 29-30 dericilik üzerine yapılan örneklerdir. Yuvarlak siyahlar ve haç şeklindeki çizgiler ayni fikri, beş sayısını temsil eder. Sekiz yapraklı rozet evlerin girilecek yerinde iki tarafta evi koruyan bir sihir ve tılsım olarak görülür.

«İki katlı haç» ve «sekiz yapraklı rozet» den diğer yeni şekiller çıkarılmıştır. İki haçın uç çizgilerini birleştirerek başka bir resim «iki katlı kare ile» yapılmıştır. Bu şekil nakış işlerinde olduğu gibi maden ve ağaç işlerinde de çok kullanılmaktadır. 31 ve 32 inci şekil bunun yan yana getirilmesinden hasıl olmuş nakış örneklerindendir.

nazar-resimleri-11

Bu 31 inci şekle, ayrı renklerle işlenmiş iki haçın birleşmiş hali nazariyle bakılır ve bir çok ahval birbirini kateden iki karenin (murabbaın) iki katlı haç şeklinde inkişafından ileri geldiğine delâlet eder. Bir ağaç levhaya bu murabbaları yapmak istiyen usta, evvelâ çift salibi çizer, onun üzerine resmi yapar. Şekil 32 de bu haçlardan birinin murabbaın içinde kısmen muhafaza edildiğini görürüz. Bundan başka iki haçın, murabbam dılı’larmı katettiği noktalar eğer mahfuz kalmışsa açık bir surette alâmet olur. Bu ispat eder ki karelerin kenarlarına iki haçın uçları birleştirilmesinden hasıl olmuş iki çizgi nazariyle bakılır. Salibin kolları daire içinde yarı çap (nısıf kutur) lar gibidir. Bundan dolayıdır ki o noktalar bazan düz çizgilerle değil, iğri (münhani; çizgilerle birleştirilir. Şekil 33-34 madenî tepsilerin ortasında bulunan nakışlardır.

nazar-resimleri-12

Her ikisi de (iki katlı haç) tan çıkarılmıştır. 33 üncü şekilde haçın uçlarını bağlıyan çizgiler doğru, 34 teki iğridir.

Haçların uçlarının neden birleştiği sorulacak, îhtimalki yalnız türlülük değişiklik (tenevvü) ihtiyacı kâfi bir izahdır. Fakat ben zannederim ki daha derin bir sebebi olsa gerektir. Belki elin ve beş sayısının bir göz veya çift göz resminin de nazara karşı bir koruyucu büyü olarak yapıldığını ve bu cins muhafızaların da diğerlerde birlikte çok kullanıldığını göstereceğim. Bazı mağripli tılsımlarında göz murabba şeklinde tersim edilir, ve Filistinde kapı direklerinin iki yanındaki sütunlar ya peri yahut daire resimlerde işaretlidir. İşte birbirine geçen murabbalar bir çift gözü temsil edebilirler. Mukabil murabbaların isterse yalnız olarak isterse bazı sihirli kelime işaretlerde bir kâğıda çizilmiş olarak uğursuz göze (nazar değmesine) karşı bir koruma ilâcı muskası makamında kullanıldığı tekrar kayda değer.

Yazılmış muskaların kabında bunları gördüm, bu maksatla kullanıldığını da bana açıkça söylediler. Böyle birbirine geçen kare içi boş (Düzgün sekizgen) in zuhura gelmesine yol açmıştır ki tahta üzerine boyanmış veya tahta o şekilde kesilmiş olarak marangoz işlerinde çok görülür. Usta bu şekli, karelerin etrafında vücuda getirdikleri açıları, zaviyeleri boyayarak bu iki murabbaı meydana çıkarmak suretile yapar. Külliyetli surette (Düzgün sekizgen) şeklini taşıyan tahta levhalar pencere olarak çok kullanılır.

Yukarıdaki şekillerin incelenmesinde hem nazar değmesine karşı tılsım hem de tezyinat olmak üzere daima beş sayısını elde etmeğe çalışmak hususunda amelî bir meyil müşahede olunuyor. «İki kat beş», «Çift salip», çift kare yahut sekiz kenarlı rozet… Bunun sebebi sihrî tesirin menşinin atfedildiği koruyucu el hareketi olsa gerektir. Sağ ve sol elin her ikisile bu tesir ikmal edilir. Bu farziye realite ile teeyyüd eder. Bu tip tılsımlardaki dahilî beş ayni isimle anılır. «Küçük beş» denilen işte bu sol elin açık parmaklarile yapılan jeste refakat eden (o hareketle beraber söylenen) sözlerdir. Beş sayısı yalnız (iki kat) ile kalmaz, bazan üç misli yapılır. Hem tılsım hem tezyinat sanatında beşin emsali yukarıya doğru artırılarak kullanılır. Sekiz yapraklı rozet, on ikili, on altı yapraklı şekillerde inkişaf eder (Şekil 33, 34 e bakınız). 34 ün ortasındaki resim açık bir surette gösterir ki asıl sekiz yaprağın her birinden ikişer yaprak yapılmak suretile on altı hasıl olmuştur.

nazar-resimleri-13

Bir Mağribi evinin içinden alınmış 35 inci şekilde merkezdeki kemerin üzerindeki (resimde güç görünüyor) iki katlı murabbaın her ikisinde bir on ikilik rozet vardır ve buradaki büyük süsün ortasını da on altı yapraklık bir rozet işgaleder, bu rozetin kendisi « beşli * resmin merkezidir ve diğer dördün her birisi de birer “el”den ibarettir. On altı yapraklı rozetin nazar değmesine karşı ilâç ve tılsım olduğu kat’î olarak söylenilmiştir.

Uğursuz gözden çıkan fenalığı defetmek için el parmaklarından başka sık kullanılan bir vasıta daha vardır: Göz resmi. Meş’um kuvvet gözle nakledilince gözle de def edilebileceği aşikârdır. Bir göze veya iki göze benzeyen her hangi bir şey umumiyetle koruma tılsımı olarak kullanılır. Bazen hakikî bir kuşgözü, Hoopoe yahut baykuş gözü bir ipe bağlanarak çocukların boynuna takmak suretile bu maksat için kullanılır. Gördüğüm tılsımlar arasında gözün en hakikî örneğini teşkil eden «kedi gözü» denilen, bir mücevherdi. Beyaz yumru bir taş ki yukarı tarafında siyah bir nokta (Şekil: 36-37) vardır gümüş veya altın bir yüzüğün taşı olarak kullanılır.,

nazar-resimleri-14

36 ve 37 inci şekil murabba kare şeklinde yapılan bir gözdür. Ye diğeri murabba içine konmuştur. Bu hal iç içe bir birini kateden karelerin san’at göz tılsımı makamında kullanıldığı hakkında yukarıda geçen mütalâamı kuvvetlendiriyor. 38 inci şekil bir nakış örneğidir el, duvarlar üzerine çizilen tılsımlar arasında daha evvel tesadüf ettiğimiz tiplerdendir şekil 7. Yedinci ve sekizinci şekiller ayni veçhile el ve gözden mürekkeptir. 

Etrafındaki noktalar da gözleri temsil eder. Kötü gözden çıkan uğursuzluğu geriye atan, defeden şekiller yerine fena gözü söküp çıkarma mefhumunu daha iyi tasvir etmek maksadiyle bunlar bu tarzda konulmuştur. 39 cu şekil renkli cam parçalarile yapılmış bir tılsımın orta kısmını gösteriyor. Bütün tılsım beş çift göz ihtiva eder şekilde yalnız iki çift göz görünür. Gözlere ve sihri tesirlerine dikkatimi çeken şeyleri kendilerinden aldığım bedevi kabile kızları bu maddeleri taşıyan insanların nazardan kendilerini koruduğunu söylüyorlardı.

nazar-resimleri-15

Merkezdeki cam parçasının da bir göz taklidini ifade etmesi ihtimalden daha kuvvetli bir şeydir. 40 ıncı şekildeki iki küçük murabba da, bir beyaz atın sırtına kırmızı ile boyanmış bir resim olarak gördüm.. Bu da tahminen itibarî bir çift göz demektir. 41 inci şekil ahalinin içinde altınlarım sakladıkları bir küçük sandık üzerinde bulduğum bir resmi gösteriyor. Bu resim şüphesiz her şeyden evvel sandığı ve içimdekileri harîs göz şuumdan korumak maksadım izleyor. Rif bölgesi çanak çömlekleri üzerine yapılan şekiller buna benzeyen bir tip gözlerdir (Şekil 19, 20 ye bakınız).

Kötü göz itikadının tesirde yapılan resimlerden pek ziyade dikkat ve hayreti çekeni Büyük Atlas Berberilerinin giydikleri manto üzerindeki şekillerdir. (Şekil 42)

nazar-resimleri-16

Mantonun hemen bütün arkası cesim bir gözle örtülmüştür. Umumiyetle turuncu renkte ortasında, ihtimal gözbebeğini temsil eden, özenle yapılmış işlemeleri vardır. Arkadan gelecek nazar tehlikesini bertaraf etmek için şüphe yok ki pek mükemmel bir fikir. Şimalî Fas dağlılarının mantolarının üzerine muşambalı, gösterişli işlenmiş «göz » leri vardır ki bilhassa fena göze karşı kendilerini muhafaza hassasını haizdir.

nazar-resimleri-17

43 den 47 inciye kadar olan şekiller türlü renklerde çift gözlerdir. En orijinal (hususî bir asıldan olup başkasına benzemiyen) ları Berberi tüfekleri üzerine süs olarak yerleştirilmiş kemiklerdir ve tılsım maksadile kullandıkları pek belli olur.

nazar-resimleri-18

46 mcı şekilde özel bir ilgi (hususî bir alâka) ile itibarî bir insan başı vardır ki oraya «göz» leri yüzünden konulmuştur. Bunlar İyonik, (İionic, İonique) sütun başlıklarına veya kornişlerine biraz benzer 47 a. ve böyle yüksek derecede üslûb ile yapılan çift gözler şekil 47 b de resmi çıkarılan meşin bir çantanın üzerinde yukarı kısmında bulunmuştur.

nazar-resimleri-19

48 inci şekil pirinç kaplama bir çekmece resmidir. Mağripli buna bazan dinî kitaplarını koyar. Oradaki yuvarlak cam mavidir. Mavi gözler bilhassa (şeâmet) i, uğursuzluğu nakletmeğe ve bu suretle alıp geri atmağa müstaittir. Resim gözlerden ve çift başlardan mürekkeptir. Merkezde, gözün etrafında dört çift göz vardır ki merkezdeki şekille bir «beş» teşkil ederler. Fazla olarak dört tek göz vardır ki merkezle beraber bir (küçük beş) yapar. Ve bütün bu şekiller büyük bir gözün içine yerleştirilmiştir. Yukarıdaki resimlerin birçoğu (beş) veya gözden yapılmış bir terkib göstermektedir. Şekil 13, 14 deki «iki katlı beş» «göz» den ibarettir.

nazar-resimleri-20

Merkezindeki mavi cam parçası seyredenin dikkatini celbeder. 11 inci şekilde cam parçalarından iki göz vardır, 15-17, 26-28, 33-34 numaralı şekillerde ve 35 inci şekildeki duvar tezyinatı merkez olarak (Şekil: 48) birer göze maliktirler. 26, 28 – 30 uncu şekiller bir göz temsil eder, 15 inci şekildeki beş kabuğun göz dokunmasına karşı bir tılsım olması yalnız sayısından ötürü değil kısmen bu kabukların kendisinin de sayılmalarından hiç olmazsa, kısmen de, fikrimce göz şeklinde bulunmuş olmalarındandır. Beş sayısı fena göze karşı bir tılsım olarak kullanılan beş parmağı temsil ettiği için tılsım dolayısile üzerindeki bütün yuvarlak olan şeyler, münhani çizgilerde «göz» e az çok benzemeleri sebebile bir tılsım olabilirler. Buna dair misaller zikredilebilir. Göz ekseriya müselles üçgen şeklinde tasvir edilir. Şekil 49, deriden bir tüfek kılıfı üzerinde gördüğüm bir resimdir. (Göz)ü ifade etmek istediğinde pek az bile şüphe edilemez. Bu vaziyette üçgen (müselles) şekli maddeye en uygun gelmiştir. Şarkî Marok dağlılarının da çanta ve deri torbaları üzerine yapılmış büyük müsellesleri vardır. Bunların yanında sadece yuvarlak bir âletle deri üzerine basılan küçük daireler (göz) bulunur. Mademki göz bu suretle bir müselles itibar ediliyor, birbirini kat’eden ve ortalarında küçük toparlak bir şekil bulunan iki müsellesi müşterek bebekleri (hadaka) olan bir çift göz farzedebiliriz.

nazar-resimleri-21

Bu şekil çok umumîdir. Meselâ Mağrip paralarında bulunur (Şekil 50). Kâğıt üzerine çizilerek ve etrafına (Kur’an) dan âyetler dizilerek nazar değmesine karşı muska olarak kullanılır. Bazan müselleslerin reslerine şekil 51 de gösterildiği gibi küçük (göz) ilâve edilerek bir tılsım yapılır. Faşta bu suretle kullanılır. 52 inci şekil gözün bir başka örneğidir: Yuvarlak nokta göz ve üzerindeki kaş itibar olunmuştur. Bu resmi hizmetçilerimden birinin kolunda dövme (isle, iğne ile vücuda yapılan çıkmaz nakışlar) yapılmış olarak gördüm. Kendi kabilesinde buna benzer dövmeler yapılması umumî âdet olduğunu bana söyledi.

nazar-resimleri-22

Memleketin ayrı ayrı bölgelerindeki kadınların burun köprüleri üzerinde birbirinden biraz farklı olmakla beraber bu resmin hemen tıpkısının ve ayni tipten diğer şekillerde dövme yapıldığım gördüm.

nazar-resimleri-23

Şekil 53-61. Bu vaziyetlerde kaşın bir üçgenin iki kenarı şeklinde yapılmasının Vgk* sebebini anlamak güç değildir: Deri içne münhani çizmekten iki düz çizgi yapmak daha kolaydır. Bununla beraber iğri çizginin de şekil 61 de görüldüğü üzere yapıldığı vardır.

nazar-resimleri-24

Bu şekil bazı Berberi kadınlarının yüzlerinin ayni kısmında yapılan düğmeleri gösterir. (Şekil 52 – 57) ve 62 arasında açık bir benzeyiş vardır. 62 Büyükatlasta eğer veya at üzerine işlenmiş bir nakış resmidir. Gözün kendisi burada müselles şeklindedir. O ise kaş kola, ve alma yapılan şekillerin tamamen eşidir.

nazar-resimleri-25

Dokumacılık tekniğinde iyi tatbik edilen ve seri halinde dizilen birbirinden az farklı şekillerdeki resimler Berber halılarında pek ziyade görülür, (şekil 63 – 64).

nazar-resimleri-26

O sahada birçok yeni kombinezonlara ve sadeleşmelere uğramaktadır. 65 deki resim bir şeklin tekrarlanmasından hasıl olmuş bir vetire bir çizgi serisi gösterir. 66 – 67 dekiler görüldüğü üzere sade bir zikzak bir çizgiden ibarettir ki itibarî surette bir sıra kaş demektir.

nazar-resimleri-27

66 ncı şekil 63 deki kaş çizgisinin tam eşidir. Resimlerin arasındaki biricik (yegâne) fark 66 da gözün kaldırılmasıdır. Bu örnek bütün resmin bulunduğu ayni halı ve örtünün üzerinde de olur. Kaş resmi mimarlıkta da kullanılır. 35 nci şekilde gösterilen kemer üzerindeki oyma resimleriyle şekil 62 mukayese edilecek olursa aralarında o kadar büyük benzerlik görülür ki ayni tipin türlüleri (tenevvüü) olduğuna hükmederiz. 35 nci şekildeki büyük duvar tezyinatı içine bir sıraya konulan (beş) in üzerinde yukarıki gözün altındaki sekiz şekil de bunun doğruluğunu teyid eder.

Geniş bir surette yayılmış (şayi) olan resimleri Marok ta hüküm süren itikad, hareket ve tılsımlarla izah etmeğe çalıştığıma ihtimal ki itiraz olunur. Herhangi bir suret, aslından büsbütün müstakil bir halde, eğer halkın itikadına uygun bir şekilde tefsir edilebilirse nazar değmesine karşı bir tılsım olarak kullanılmağa başlamış olabilir. Yahut sadece, şöyle ve böyle sebeplerle, hangi halktan alınmış ise onlar da bu şekilde kullanılmakta idi. Meselâ salip hakkında böyledir. Salip kolaylıkla muhtelif şartlar altında muhtelif asıllardan gelmiş bir şekildir ve iptidaî bir surette içinde (zımnî) taşıdığı fikirlerden biri de fenalığı dağıtmak fikri olabilir. (Sekiz dılı’lı şekil) yahut (beş kenarlı yıldız) ve (dörtlü) ve sekiz yapraklı rozet, ortasında bir gözü de olduğu halde etrafa çok yayılmış ve çok eski suretlerdir. Rozet Mısırda Kaidede (Gildanilerde) çok umumî bir şekil idi. Cypriote, Kodian, Melian (Milo), Nankreotic (Gai’s) de çok bol (mebzul) bulunurdu. Korent vazosu denilenlerle, Kartaca yazılarında (mahkûkâtında) dörtlü, sekizli, on altılı rozetler, el ve göz resimleriyle yanyana bulunur. (Şekil 68 – 70) e bakınız ki bunların o zaman nazar değmesine karşı tılsım olarak kullanıldığı muhakkak gibi görülür. Rozet (Nilüfer çiçeği) nin bir motifi fârzedildi. Fakat resmin biçimi bir çiçeğin ilhamiyle olsa bile merkezdeki gözün etrafım çeviren yaprakların sayısını bu suretle izah kabil değildir. Esasını ayni fikre borçlu olmalıdır.

nazar-resimleri-28

nazar-resimleri-29

Marokta beş parmak dolayısile beş sayısının göz değmesine karşı koruyucu (vaki) hassası olması itikadı rozetle birleşmiştir. Beş parmağı açık el tasviri eski Mısraı, Babilin, Fenikenin, Kartaca ve Hindistanın binalarında, mezarlarında bulunmuştur, El şeklinde muskalar Mısırlılar, Fenikeliler, Yunanlılar, Romalılar tarafından kullanılmıştı. Birçok ahval ve şerait altında yapılan bu el tasvirlerinin o zaman da nazar değmesine karşı koruma tılsımı olduğuna inanmağa hakkımız vardır. Bu ondaki kuvvetli itikad ve büyük korkunun telkiniyle olmuştur ki pek eski zamandan beri Akdeniz havzasındaki halk arasında hüküm sürmüş ve bilhassa Kartacadan kalan eserlerde tesadüfen göz ile açık el hep birlikte bulunmuştur. İslâmiyetin ilk zamanlarındaki hamail ve tılsımlara gelince Elhamranın büyük kapısını teşkil eden mağrib tarzı dış kemerinin kilit taşı üzerindeki büyük dik el resmi- ve merkezindeki (gözü) ile sekizli bir vizenin de Kahirenin bir çok bina abidelerinde mevcud olduğu hatırlatmakla iktifa ediyorum. Bugün bile el tasviri şu veya bu tarzda bir tılsım olarak bütün şimalî Afrikada Suriye, Filistin; İran, Hindistan ve Cenubî Avrupada kullanılmaktadır. Parmakları açık el jesti Cezayerde, Tunusta, Suriye ve Filistin de, İngiliz – Mısır Sudandaki Sennoar, Kababis 1er arasında ve şimdiki Yunanistanda görülüyor. Adı geçen ilk dört memlekette şu cümlelerle beraber bulunuyor : «Beş gözünün içine», «beş gözünün üstüne* «beş sana» yahut «beş düşmanın yüzüne». 

Eski Romalıların buna benzer bir jesti şu kelimelerle beraber kullandıkları görülüyor: Ecce tibi dono quinque . Diğer ülkeler üzerinde şu sonuca varmıştır ki İtalyanın birinci demir devrinde beş sayısı büyüye ait (sihirî) bir mana ifade etmiş olmalıdır.

nazar-resimleri-30

El tasviri gibi tek veya çift göz resimleri de eski Akdeniz ahalisinde — Mısırlılarda, Fenikelilerde, Kartacalılarda, Yunanlılarda, Et- rüsklerde ve Romalılarda — cari idi . Kartaca müzesinde, meselâ eski mezarlardan çıkarılan eşya arasında mavi çini eşyalarından hayvan başı nümuneleri vardir ki yan tarafında büyük bir göz bulunur ve bütün eşyayı yer yer açmağa yarıyan deliklerle mücehhezdir. Evvelce söylediğim gibi Pun kitabelerinde el ve rozetin yanında göz tasvirleri ve (Şekil 71).

Eski Mısırlılar muska olarak, dik bakan ve takmak için bir kaytan deliği olan bir çift göz takarlardı. Tılsımlar arasında çok görülenlerden birisi de mumyaları örten (göz) dür (ki Erman gibi bir Mısır tarihi âlimini çok şaşırtmıştı) . İtalyada, Kıbrısta, Anadoluda, Filistinde göze benzeyen camlar nazara karşı muska olarak takılır. Eğer bu suretle göze azçok benziyen bazı maddeler veya suretleri Akdeniz havzası ahalisi tarafından nazara karşı tılsım olarak kullanılıyorsa Fas ülkesinde ayni şerait altında ayni tılsımlarda bulduğum için bu benzeyiş dolayısile orada da ayni maksat için istimal edildikleri neticesini çıkarabiliriz;

Akdeniz memleketlerinde, Arabistan ve Hindistanda müselles de tılsım muska olarak kullanılır. Eski bir seyyah söylüyor ki Türkler ve araplar müselles şekline konulmuş bir kâğıda yazılan tılsımları katlarlar müselles biçiminde ve deri bir kese içine koyarlar. «Haris gözlerin dokunmasına mani olmak için» atlarının boyunlarına asarlar Doughty Hicazda bir köyde sokak kapısı üzerinde «en çok kırmızı toprakla boyanmış yahut kömürle karartılmış» ve üzerine Kur’andan âyet yazılmış bir müselles işareti görmüştür? . Tunusda ahali atlarını, katırlarını kadife veya başka bir kumaştan yapılmış iki küçük müselles yastık şeklinde, telle işlenmiş parlak renkli düğüm ve püsküllerle nihayetlenen kordonlarla bağlanmış bir muska ile nazardan muhafaza ederler . Altı kenarlı yıldız teşkil eden çift müselles şimalî Afrikada pek yayılmış ve alışılmış bir tılsımdır ve Suriye ve Filistin de müslümanlar gözden korunmak için evlerini bununla işaretlerler;

Sir William Ridgery Akdeniz memleketlerinde Avrupamn şarkı cenubisinde hilâl’in nazara karşı uzun zaman ve hâlâ tılsım olduğunu göstermeğe çalışıyor. Bunun pek eski zamanlardan- beri bu memleketlerde aynı maksat için kullanılan yaban domuzu azı dişlerinin inkişaf ve tekâmülde bu şekli aldığını söylüyor ve madenî hilâllerin azı dişlerinin taklidi olduğunu şüphe etmez tarzda ilâve ediyor. Bununla beraber ben hilâl’in müstakil bir asıldan geldiğinde ısrar ederim. — Ay ile an’anavî rabıtadan tamamen ayrı olarak ki ben buna Mister William kadar ehemmiyet vermiyorum. Bu bir göze alâmet olabilir, göz kapağını tasvir edebilir, azı dişinin yalnız birisi veya ikisi bir hilâl teşkil edebilir. Bunlar biribirine benzer asıldan gelmiş olabilir ve yaban domuzunun kuvveti ve yırtıcılığı da büyünün (sihirin) kuvvetini ilham edebilir.,

nazar-resimleri-31

Bir kaplumbağanın iğri çene kemiği yahut diğer bazı küçük hayvanlar, bir karga gagası veya pençeli bir ayağı da Fas’ta göz değmesine karşı nazar boncuğu tılsımı olarak kullanılır. Bir Kartaca kitabesinde ki iki hilâl «şekil 72* birleşmiş Tabakai kuzahiye ile iki göz kapağını gösterir. Ye buna benzer birleşmemiş bir göz kapağı daha vardır. Şekil 70. Böyle tabakaikuzehiye ile birleşmemiş göz kapağı hilâle ve yıldıza doğru gidebilir. Aynı surette diğer iki işaret vardır ki bir mağribimin deri çantasından alınmış (şekil 47 a) olanlara benzer. Yüksek bir üslûb ile şema halinde çift göz itibar edilmiştir. Göz ve diğer şekillerle Pun’un kitabelerinde İyonik sütun başlığını buluyoruz. Şekil (73) Bu benim şekil 46 ve 47 a yı tetkik ederken bunların aslan fena göze karşı tılsım oldukları hakkında koyduğum tahmin ve zannımı kuvvetleştiriyor. Filhakika birbirile birleşmiş kaşlarıyla bir çift göze pek ziyade benzediğine şüphe yoktur.

nazar-resimleri-32

Bunun bir kopyasını ihtiyar bir mağrip muharririne gösterdiğim zaman o birdenbire o bir çift göz resmini de yahut onların «göz» lerinin merkezinde ekseriya iyi tebarüz ettirilmiş göz bebekleri vardır ki bazan yine ayrıca kendisi de tılsım olan sekiz yapraklı rozeti ihtiva eder. Sütun başlığının iki tarafındaki kıvırımları birbirine bağlayan alt çizginin bir az İyonik olması estetik nizama tabi bir motif diye telâkki edilebilirse de buran köprüsü üzerinden birbirile birleşmiş iki kaş temsili olduğu söylenirse başka hiç bir izaha hacet kalmaz. Eski Yunanistan’da böyle bitişik kaşların zararı dokunan fena gözün en emin bir alâmeti diye düşünüldüğü söylemeğe değer. O halde birleşik kaşlı göz resminin bu «göze gelme» âfetine karşı tesirli bir tılsım olarak düşüneleceği tabiîdir. İyonik başlık hakkında şimdiye kadar beni tatmin edebilecek hiç bir izahtan haberdar değilim. Ne nilüfer çiçeği Lotus ne zambak ne de Von Luschari’in dediği gibi hurma ağacı yaprağı buna en az benzeyen şeylerdir. Görülüyor ki bir çift göze pek benzediğinden dolayı ancak sonradan zamanla tılsım olarak kabul edildiği faraziyesini değil ona ta başlangıçtan beri nazara karşı bir tılsım nazariyle bakılması doğru olduğunu söylemem çok makul olur.

Kudsiyet ve mübareklik diğer musibetler gibi fena gözün de tecavüzüne maruzdur. Eski Yunanlılar mübarek (lyres) lerini fena göze karşı bir çift göz tılsımı ile muhafaza ediyorlarsa (Şekil 74) hiç şaşılacak bir şey değildir ki ayni tarzda ibadethanelerini de nazardan korumak istemesinler.

Ayni surette görüşüme nazarına İslâm dünyası tezyinat sanatına bu (nazar değmesi) itikadı çok derin bir tesir yapmıştır. Arab ve Mağribiler arasından Avrupa’ya da geniş mikyasta geçmiştir. Diyebilirim ki nazara karşı bu kadar kuvvetli bir itikada sahip olan halkın kendilerini ve mallarını bu korkunç düşmana karşı muhafaza için bütün iktidar ve gayretleriyle çalışmalarından daha tabiî hiç bir şey görünmez. Bunu yapmak için bir usul çizmek, resim yapmak, kazıma, hak işleri, vücuda döğme işleri, dikiş iğne işleri, dokuma işleri ile benzeyiş ve münasebetlerine göre el ve beş parmağı ve göz suretlerini temsil ederler ve bu suretle kendilerini (Şekil: 74) bu maksad için büyünün istediği kuvveti elde etmiş farzederler. Bu tasvirler maddeye uygunluk, ustalık kuvveti, mahareti, estetik duygusu, değişiklik arzusu ve diğer âmil ve sebeblerin tesiri altındadır.

nazar-resimleri-33

Resim ve işaretlerin bu kadar mütenevvi olması bundandır ve bazı şekiller bir defa koruma maksadları içine girdi mi yavaş yavaş güzellik ve süs için kullanılmağa başlar ve tedricen, gitgide sayısız değişikliklere (tadilât) ve ihtilâtlara uğrayarak o kadar farklı şekiller alır ki eğer hangi tılsımın inkişaf ve tekâmülünden hasıl olduğunu bilmezsek aslını anlamak bizim için imkânsız olur. Misal olarak Elhamranın hayret verici tezyinatı ve eski Mağrib halılarının örnek bolluğu zikredilebilir. Ayni zamanda İslâm sanatında bendesi şekillerin pek fazla galebesi de şüphesiz en ziyade İslâmiyette hayvan ve insan resimlerinden mürekkeb terkiplerin menedilmiş olmasından ileri gelmiştir.

Mağribilerin ve diğer müslüman ahalinin meşum göz hakkındaki eski itikadı ve ona aid amelleri İslâm, kültürleriyle birleşmiştir. (Kuran) nazar değmesini bir realite olarak tanır: «Söyle, tanyeri tanrısına sığınırım, yarattıklarının fenalığından… Hased ettiği zaman hased edenin şerrinden…» An’ane olarak anlatıldığına göre bir gün peygambere «uğursuz» gözün dokunmasına karşı hangi büyü ve sihiri yapmalıdır ? » Diye sordukları zaman şu cevabı vermiştir: Evet, göz tam bir tesire maliktir. Eğer hakikaten mukadderata galebe çalan bir şey mevcud olsaydı muhakkak o «fena göz» olabilirdi. Bununla beraber peygamberin nazar değmesi hakkındaki itikadı Arab ecdadının mirası idi. O eslâf diğer Sâmi kavimlerle beraber bu itikadlara hissedar eder. Nazar fikrine pek mübtelâ olan yahudiler Babili aslı vatanları sayarlardı; Babillilerin Talmudunda denilmiştir ki yüz kişiden ancak biri tabiî ölümden ölür. Diğerleri hep nazara (isabeti ayne) kurban olarak gider. Asurî büyücülüğünde kötü göz hastanın sıhhatini bozan sebeblerden olarak sık sık zikredilir. Çok muhtemeldir ki kötü göz hakkındaki Musevi, Fenikeli ve Kartaca itikadları ve ona uydurulan hareketler Akdeniz müslümanları üzerine büyük tesirler yapmıştır. Bununla beraber Sâmi olmayan tesirlere de uğramıştır.

Fas ülkesinin ve Şimalî Afrikanın göz hakkındaki batıl itikadları yalnız şarkın diğer müslüman memleketlerindekiler değil eski ve yeni Avrupada cari olan fikirlerle büyük benzerlikler gösterir. Pek eski zamanlardan beri Aryanlar da. kötü göz itikadının mevcud olduğu malûmdur. Vedas ve Zendavesta eski Yunan ve Roma da ve İskandinavyada edebiyatlarında sözü çok geçiyor. Slavlar arasında ve Britanya adalarında evvelce mevcuddu ve hâlâ bilhassa Selt cinsinden olan ahali arasında çok görülmektedir. Etrüsklerde olduğu mezarlarında çıkan muskalardan anlaşılır. Mısırlıların Hiyerogliflerinde doğrudan doğruya kötü göz itikadına aid işaret ve imalar vardır. Herhalde Şimalî Afrikanın şimdiki kötü göz itikadı yalnız Asyadan değil eski berberden de intikal etmiştir. Her ne kadar halis berber unsurlarının hangisi ve ne dereceye kadar olduğunu bilemezsek te…

Pliny tarafından zikredilen Nymphodosus, Isigonus, Afrikada bazı büyücü ailelerin meth ve sena etmek yolile ehli hayvanları mahv etmeğe- ve ağaçları kurutmağa, çocukları öldürmeğe muvaffak olduklarını bildiriyorlar. aynı muharrirlerin salâhiyetine ilâveten Aulus Gellius’de Afrika ahalisinden bazı ailelerden bahsediyor ki üyeleri «kendi dilleri ile teshir etmek kudretine maliktiler.» Meselâ tesadüfen güzel ağaçları, feyizli mahsulâtı, sevimli çocukları, mükemmel atları, iyi beslenmiş semiz hayvanları pek fazla methetmeğe koyulurlarsa bunların hepsi, başka bir şeyle değil, yalnız bu sebeble âni olarak ölürler. Bu durumda şum ağızın şum gözden daha fena, olduğu suali hatıra gelir fakat bunların her ikisi el ele yürürler.

Umumiyetle denilebilir ki, Sâmi, Aryanî, Akdenizlilerin kötü göz hakkındaki itikad ve amelleri hem tafsilât hem kuvvet ve ehemmiyet noktasından o kadar benzerler ki tek ve karışık bir halita gibi görünürler bundan dolayı hangi ırkın değeri üzerine tesir yaptığını ayırmak mümkün değildir. Yalnız bir memleketten yayılıp geldiğini ileriye sürmeğe hakkımız yoktur. Kötü göz itikadı Afrika’nın Negros, Hamites ve Bantus’larında, kezalik Bushmen Çinlilerde, Tibetlilerde ve ne Sâmi ne Aryen (arî) olmayan diğer Asya ahalisinde, MaJay adalarında Polinezyada, bazı Avustralyalı yerliler de ve şimalî, vasati ve cenubî Amerika’nın müteaddit yerli kabilelerinde ve halkı arasında az çok bulunmuştur. Bu kadar geniş bir surette yapılan bir ittihada — kuvvetli bir delil olmadıkça — bilhassa kötü göz itikadında olduğu gibi psikolojik bir esas (istinatgâh) mevcut olduğuna işaret edilebilir yalnız münferit bir milletten çıkmış nazarile bakılması mümkün değildir.

Kaynak: Kötü Göz –Nazar, Çeviren : Şahap Nazmi COŞKUNLAR, Londra Üniversitesi sosyoloji Profesörü, Westermarck’ın bu adı taşıyan kitabının ikinci fasikülü, Adana Kız Lisesi Direktörü, Marifet Basımevi,1938, İstanbul

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

yorumda sahte e-posta yazanlara cevap verilmez.

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s