THE TİGER: An Old Hunter’s Tale (2015)

Süre: 139 dk   

Yönetmen: Hoon-jung Park   

Senaryo: Hoon-jung Park       

Ülke: Güney Kore

Tür: Aksiyon, Macera, Tarihi, Gerilim

Vizyon Tarihi: 16 Aralık 2015

Dil: Korece

Müzik: Yeong-wook Jo          

Nam-ı Diğer: The Tiger: An Old Hunter’s Tale

Oyuncular:    Min-sik Choi,    Man-shik Jeong,    Hong-pa Kim,    Sang-ho Kim,    Eun Woo Lee,

Özet

Kore Japon işgali altında iken, eski ve deneyimli avcı ile bir Joseon kaplanı arasında geçen olaylar anlatılıyor.

İnsanların hayvan dahi olmadığı çağlarda seyredilmesi gereken bir film.

Hayvanla da olsa, dostluk bakidir. Fakat günümüz insanlarında bunu bulmak yeni bir ilkbahara kalmış görünüyor.  

JİRİSAN DAĞI VE İLLİMUNATİ

The Tiger: An Old Hunter’s Tale (2015) filmi konu itibarıyla çok güzel olması yanında içeriğinde masonik ritueller görebilirsiniz.

the-tiger-an-old-hunters-tale-1

the-tiger-an-old-hunters-tale-2

 

TEK GÖZLÜ KAPLAN

Filmin afişide tekgözün kullanılması

 

 

the-tiger-an-old-hunters-tale-6 the-tiger-an-old-hunters-tale-7 the-tiger-an-old-hunters-tale-8

Tek gözlü kaplanın mağaradan çıkışında parçaladığı Kore haritasını fark edeceksiniz. Filmde parçalanmış Kore’nin birleşmesini ima ediyor.

the-tiger-an-old-hunters-tale-10

Filmin sonunda Min-sik Choi [Chun Man-duk] un tek gözlü kaplan ile vedalaşma da elindeki bıçakla Mitra kültünü bize hatırlatıp boşluğa düşüp kayboluyorlar.

 

Filmden

Baba!

 Bekle!

 Acele et!

 Neden bu kadar uyuşuksun?

 Gizli hazine falan mı var?

 Ne bu acele?

 Bin defa söyledim.

 Eğer buradan bir şey istiyorsan hayvanlardan daha çok çalışmalısın.

 Ben de sana bin defa söyledim.

 Artık devir değişti.

 Bedeninden çok kafanı çalıştır!

 Seninki çok mu çalışıyor?

 – Saf.

 – Baba!

 Baba deyip durma!

 Sağır değilim!

 Bu şifalı otları toplamayı bırakmalıyız.

 Tuzakları kuralım, oradan toplayalım.

 Bu kadar çalışmak anlamsız.

 Saf.

 Bu işe yaramaz.

 Tuzağın gözleri yok.

 Dağa saygı duy, sana verdiğini al.

 Sakın ola açgözlü davranma.

 – Başın belaya girer!

 – Dağ mı?

 Dağa neden saygı duyayım ki?

 Japonlar dağdaki hayvanlara saldırıp hepsini öldürüyor.

 Ama gayet güzel yaşıyorlar!

 Çeneni kapat, bana yetiş.

 Hep böyle inatçı.

 Beni bekle!

**

Sen mi çağırdın?

 Koreliler bugün bize çok ilgi gösteriyor.

 Bugünkü av yüzünden.

 Dağın Efendisi’nin dişisi ve yavruları.

 Onun izine rastladın mı?

 Onu bulmak kolay değil.

 Tilki kadar kurnaz.

 Sen de kendine avcı mı diyorsun?

 Vaktimiz kalmadı.

 Vali Maejono onu eve götürmeyi bu sefer kafasına koymuş.

 O yüzden kaplanı yakalamak için eldeki tüm imkânları kullan.

 Karnın doysun istiyorsan onu bana getir!

 Anladın mı?

 Chun Man-duk’a gelince  Onun da katılma vakti gelmedi mi?

 Ona zorla iş yaptıramazsın.

 Ateş etmeye hevesli değilsen silah yanlış yerde patlar.

 Bir planım var.

 O işi bana bırak.

**

Hava çok soğuk.

 Sen nereye bakıyorsun?

 İni burada bir yerde olmalı.

 Ona yakın olmalıyız.

 O Dağın Efendisi!

 Dağlara hükmediyor.

 Onu bulmak kolay değil.

 Yine de kendi bölgesi var.

 Diğer hayvanların bölgesine girmez.

 Onlar insanlar gibi değil.

 Doğru.

 Man-duk’a gitme vaktimiz geldi.

 Ne?

**

Sadece Jirisan Dağı’nda değil o tek gözlü kaplan Kore’de en son kalan.

 Başına büyük bir ödül kondu.

 Reis, bizimle gelir misin?

 – Unut bunu.

 – Peki.

 Vazgeçin.

 Kış geldi.

 Hava kaplan avı için elverişli değil.

 O yüzden buradayız.

 Geç kaldınız.

 Bugün yarın kar yağar.

 Artık bu işi bırakın.

 Japonlarla el ele verip gereğinden fazla öldürdünüz.

 Bunu neden yaptığımı sanıyorsun?

 Koreliler bir sebep olmadan silaha sarılmaz.

 Bir avcı avlanmaktan başka ne yapabilir?

 Hepimiz aç kalıp öleceğiz.

 Avlanmak istemiyorsan bari bize yolu göster.

 Sen onun izlerini biliyorsun.

 İlgilenmiyorum.

 Nasıl olsa ölecek.

 Biz öldürmezsek başkası öldürecek.

 Ölümü neden bizim elimizden olmasın?

 Reis, intikam almak istemiyor musun?

 Ne diyorsun?

 Sizin gitme vaktiniz gelmedi mi?

 Reis.

 – Öyle demek istemedi.

 – Evet, istedim.

 Karısı o şerefsiz yüzünden öldü!

 – Tetiği çektiği zaman  – Gu-kyung!

 Kes artık!

 Ne dedim ben?

 Haksız mıyım?

 Senin hatan değildi!

 Onun yüzünden oldu!

 – Kapa çeneni!

 – Reis!

 Dur dedim sana.

 Tamam reis.

 Duracağız.

 Kes şunu!

 Seok duyarsa ne olacak?

 Gidiyoruz.

 Reis  İyi düşün.

**

tiger

Demek yok oldu?

 Evet, öyle oldu.

 İz bırakmadan kayboldu.

 Nasıl olur?

 Öyle buhar olup uçamaz!

 Bazen dağın efendileri tanrılara dönüşür diyorlar.

 Yani  Belki öyle olmuştur.

 Saçmalık!

 

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

yorumda sahte e-posta yazanlara cevap verilmez.

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s