FED UP (2014)

 

Süre: 92 dk     

Yönetmen: Stephanie Soechtig          

Senaryo: Mark Monroe, Stephanie Soechtig   

Ülke: ABD

Tür: Belgesel

Vizyon Tarihi: 19 Ocak 2014

Dil: İngilizce

Özet:

Belgesel film  ABD’de obezite nedenleri üzerinde duruyor. Obizitenin büyük miktarlarda olduğunu gösteren kanıtlar sunuyor. İşlenmiş gıdaların içindeki şeker oluşturduğu sorunları gidermek için geliştirilen politikaların ve girişimlerin  engellendiği üzerine dikkat çekiyor.

Belgesel Metni:

Biraz daha yavaşla, şimdi daha aşağıya.

  Yukarıdayken daha iyi görünüyor.

  Teşekkürler Al.

 Saat 08:05, bu çarşamba sabahı Mathis Kardeşleri kontrol etme zamanı geldi.

  Susan, asıl önemli olan buradaki salgın hastalık tahmin edilenden çok daha kötüye gidiyor.

   Gece Amerikan Tıp Birliği Doktorları Bülteni’nden yeni bir rapor aldık ve raporda doktorlar ortaya bir salgının çıktığını söylüyordu.

   Ordu liderleri bunu ulusal güvenliğe bir tehdit olarak tanımladı.

  Bu sizi direkt olarak etkilemiyorsa tanıdıklarınızdan veya ailenizden birinden dolaylı olarak etkileneceksiniz.

   Bu düşündüğümüzden çok daha hızlı ilerliyor.

  Sorun kötüye gitmeye devam ediyor.

  Bu domestik bir tehlike.

  Bu küresel bir salgın.

 Salgın.

  Görüldüğü gibi, bir şeyler doğru gitmedi.

  Çocuklara hayatları boyunca duyacakları en büyük yalan söyleniyor.

   Gerçekten sakinleşemiyor.

   Geçtiğimiz çeyrek yüzyılda, kilolu çocukların sayısı 20’de birden, beşte bire kadar arttı.

   Sınıftaki çocukların bir ya da ikisi kiloluydu.

  Şimdi ise sekiz veya on tane oluyor.

   Bu yıl, dünya tarihinde ilk defa obezite yüzünden ölenlerin sayısı açlıktan ölenlerin sayısını geçecek.

   Bu obezitenin kendisinden daha çok yayılıyor.

  Bu, sigara içmekten bile daha kötü.

  Ek sağlık hizmetlerinin maliyeti yarım trilyon dolar.

  Yarım trilyon.

  Amerikan Aile Doktorları Akademisi Coca-Cola’yla işbirliği yaptı.

  Bu bir çıkar çatışması değil mi?

  Amerikan Aile Doktorları Akademisi’nin aradığı umut  Obezitenin gitgide daha çok kanser vakasına sebep olduğu söyleniyor.

  Şu an başlıca sebep olan sigarayla başa baş gidiyorlar.

  Bu küçük bir hikâye olarak başladı.

  Kariyerim boyunca kilo artışı ve obezite hakkında konuşacağım aklıma hiç gelmezdi.

   30 yılı aşkın süredir bu problemi ve çözümlerini konuşuyoruz.

  Şimdi ter atma zamanı.

   O zaman, tüm endüstriler kilo problemiyle ilgileniyordu.

   Bir daha öyle görünmeyeceğim.

   Önce dergiler, sonra şov programları geldi.

   Diyet nasıldı?

 Bu bir süredir beklediğimiz bir mucize.

   Salgınımız şimdi de televizyonda bir eğlence aracı.

   Bu dünya çapında bir problemken hâlâ nasıl çözülmüyor?

   Her gün yeni çözümler üretiyoruz.

   Marketlerdeki her şey daha az yağ ve kaloriyle yapılıyor ama çocuklarımız kilo almaya ve hastalanmaya devam ediyor.

 Mantıksız.

   Genişleyen bel ölçülerimizle hükümetin kendi beslenme prensipleriyle bir bağlantısı olabilir mi?

  Bu soru bana şöyle düşündürttü ya bu çözümler, gerçekten çözüm getirmiyorsa?

 Bush yönetimi Dünya Sağlık Örgütü’nün obeziteyle mücadele planına karşı mücadele ediyor.

   Ya aslında işleri daha kötü hâle getirenler onlarsa?

  Son birkaç yıldır ülkemizde olan birçok şey yüzünden aşırı kilolu gençlerin oranı büyük ölçüde artmaya başladı.

   Ya bu salgına karşı çözümlerimiz tamamıyla yanlışsa?

 Pardon.

 Tamam.

  Şunu bir düzelteyim.

  Biri bana dedi ki şişman insanlar şişman olmak için doğar.

  Ama bunun doğru olduğunu düşünmüyorum.

  EASLEY, GÜNEY CAROLINA 

 Bunun zor olduğunu biliyorum çünkü hâlâ aşırı kiloluyum.

   Şu an her zaman böyle kalacakmışım gibi geliyor.

 Neden sebze yemiyorsun, Taylor?

 – Çünkü sevmiyorum.

 – Neden?

 – Sevmiyorum.

 – Neden sevmiyorsun?

 Çünkü sevmiyorum.

 Sevmiyorum diyorsun ama nedenini söylemiyorsun.

 – Evet öyle.

 – Sebebi ne?

 Sevmiyorum.

  Güneyde çok kilo yapan yemekler yeriz.

  Peynirli makarna, kızarmış biftek, kızarmış tavuk.

  Buna alışkınız.

 Ben böyle büyüdüm.

 Annemle babamın yaptığını yaptım.

 Onlar da ebeveynlerinden görmüş.

  Kuşaktan kuşağa geçmiş.

  Bir kere fazla yemeye başlayınca bu en kötü alışkanlık hâline geliyor ve büyüyor.

  Onunla dalga geçtiklerinden ve şişko dediklerinden ilk bahsettiği zaman sanırım sekiz yaş civarındaydı.

  Birkaç kız ona ne kadar hızlı koşabildiğini görmek istediklerini söylemiş o da koşmuş.

  Daha sonra, başka bir kız yanına gelip ona güldüklerini ve sadece yağlarının nasıl sallandığını görmek için onu koşturduklarını söylemiş.

  Uzun süre buna çok üzülmüş.

 Yemek hazır mı anne?

  15 yaşındayım ve 98 kilo civarındayım.

 Öyle seviyorsan.

  20, 25 kilo vermek istiyorum.

  Böylece daha fazla şey yapabilirim.

  Belki futbol ya da basketbol oynarım.

  Her zaman beyzbola ilgim olmuştur.

  Bununla ilgili çok konuşuyoruz.

  Yani kiloyla ilgili, her zaman kiloluydum.

  Onun yaşında da kiloluydum.

  Onun da tüm hayatı boyunca kilo takıntısı olmasını istemiyorum.

 Daha önemli şeylere konsantre olmasını istiyorum.

  Gerçekten kilo vermek istediğini düşünüyorum.

  Ama sanırım nasıl vereceğini bilmiyor.

  Diğerleri konuya benim baktığım gibi bakmıyor.

  Ben kaybediyormuşum gibi bakıyorum diğerleri ise “O da şişman çocuklardan biri.” diye bakıyorlar.

  Çocuklar iki sebepten obezler.

  Bitmek bilmez bir iştahları var ve yeterince spor yapmıyorlar.

  Amerikalılar kilolu insanları tembel ve iradesi zayıf insanlar olarak görüyorlar.

  Tek yapmaları gereken az yemek ve daha çok spor yapmak.

  Çok büyük bir problem değil.

   Üstü kapalı mesaj şu, “Şişman olmak senin hatan.”  Tek yapmanız gereken daha az yiyip daha çok spor yapmak.

  Bu tamamen sorumluluk ve iradeyle ilgili.

  Bize dayatılan mesaj bu.

   Hepinizi hareket ederken görmek istiyorum, tamam mı?

 Unutun gitsin.

  “Daha az ye, daha çok spor yap.” 50 yıldan fazla zamandır, istenmeyen kilolara en mantıklı çözüm olarak görüldü.

  Çünkü bilim bunu onayladı.

  Tüm bunlar bir fareyle başladı.

   Yıl 1953’tü.

  Bu noktaya kadar, spor yapmak bir tabuydu.

  Doktorlar kalp krizi ve libido düşüşüne bile yol açacağını söylüyordu.

   Sonra, ileride Amerika’nın önde gelen obezite uzmanı olacak Fransız fizyolog Dr. Jean Mayer geldi.

   Büyük laboratuvar farelerinin daha küçük farelerle neredeyse aynı oranda yediğini belirtti.

  Ama büyük olanlar sonrasında diğerleri kadar aktif değildi.

   Mayer egzersiz yapmamanın kilo artışıyla bağlantılı olabileceği sonucunu çıkardı.

  Buluşu bir fitness devrimi yarattı.

  Burası gelip kendinizi eğlence için, daha doğrusu sağlığınız için cezalandırdığınız yer.

  İşte başlıyoruz.

 Beraber step yapacağız.

 Sağa doğru.

  Jane Fonda fitness yüzü hâline gelene kadar Amerikalılar kilo vermek için milyon dolarlar harcıyorlardı.

  Ama egzersiz yapmaya başlayanların sayısı arttıkça bel ölçüleri gitgide daha çok kontrolden çıktı.

  1980-2000 yılları arasında fitness kulübü üyelikleri Amerika’da ikiye katlandı.

  Aynı süreç boyunca obezite oranı da ikiye katlandı.

   On yıl sonra, üç Amerikalıdan ikisi ya aşırı kilolu, ya da obezdi.

   O zaman, nasıl oluyor da devasa boyuttaki fitness devrimi obezite oranlarıyla neredeyse aynı şekilde büyüyor?

  Buna bir şeyler sebep oluyor.

  Asıl soru şu, bu nasıl Malezya’da, Suudi Arabistan’da İsveç’te, Norveç’te, Güney Afrika ve diğer her yerde oluyor?

  Bir de, altı aylık obez bebeklerimiz var.

   Onların da diyet ve spor yapmaları gerektiğini mi söyleyeceksiniz?

  Politikacılarımız hâlâ nasıl bu sloganı destekleyebiliyor?

  “Diyet ve spor yap, ne yersen osun, bu senin suçun” bu kesinlikle beni aşıyor.

  12 yaşındayım ve 96 kiloyum.

  Doktorum bana istatistik olduğumu söylüyor.

   Ne olduğunu tam olarak bilmiyorum.

  Sanırım kilomla alakalı bir şey.

  Genelde daha sağlıklı şeyler yememi ve daha fazla spor yapmamı söylerler ve ben de bunu yapıyorum.

  Haftanın dört günü yüzüyorum daha sonra hafta sonları köpeklerimi yürüyüşe çıkarıyorum.

  Kızımız sekiz yaşındayken doktor bu problem için bir beslenme uzmanı aramamızı söyleyene kadar bu konuyla ilgili bir endişemiz yoktu.

  O zaman doktorun istediği beslenme uzmanını aradığımızda, bize “O kadar küçük çocuklara bakmıyoruz.” dediler.

  Bu özgüvenleriyle çok alakalı özellikle ergenlik çağına gelen kızlar için önemli çünkü şöyle diyorlar “Ben şişman bir çocuğum ve her zaman yediklerimi kontrol altında tutmak zorundayım.”  Doktorum Weight Watchers’a katılmamı söyledi ama katılamam çünkü daha küçüğüm.

 Sonra o noktada durup “Aslında elimizde araçlar var.

 Ne yapmamız gerektiğini biliyoruz.

 Hadi kendi kendimize bunu deneyelim.” dedik.

 Yemek için sağlıklı seçimler yaparken dikkat ettiğim şey daha az yağlı olmaları.

  Daha lifli olmalı.

  Tam buğdaydan yapılmalı.

  Yağ oranına bakıyorum ama mısır gevreğinde zaten çok az yağ var.

  Bu yüzden mısır gevreği bütün öğünlerin yerine geçebiliyor.

  Ailemin ne yiyeceğini biliyorum ve bir şeyler satın alırken bunu göz önünde bulundurmaya çalışıyorum.

  Sağlıklı şeyler yediğim için ve çok spor yaptığım için şimdikinden daha zayıf olacağımı düşünüyordum.

 Ama kilom neredeyse aynı kaldı.

 Yani bu durum bazen sinir bozucu olabiliyor.

  Bu kuşaktaki çocuklar ellerinden geleni yapıyor.

  Onlara sunduğumuz çözümü uygularken kendilerine işkence ediyorlar ama bu çözüm yanlış.

   Suçu çocukların iradesine ve sabırsızlıklarına atıyoruz ve bu bir suç.

  Obeziteye bir çözüm var.

 Bu, enerji dengesi.

  Aldığınız ve verdiğiniz kalorileri dengeliyor.

  Çok fazla yiyip içiyoruz ve yeterince spor yapmıyoruz.

  Bu enerji dengesini sağlamaya çok önem vermeliyiz.

  Bu günlerde şöyle bir ifade var; “Hadi enerji dengesi sağlayalım.” Aldığımız ve verdiğimiz kalorileri nasıl dengelememiz gerektiğini bilmeliyiz ki kilo almayalım.

 Bu saçmalık.

  Mesela günde 110 lokma yemek yiyorsunuz ve sadece 109’unu yakıyorsunuz demek ki 20 yıl içinde obez olacaksınız.

 Aldığı ve verdiği kalorileri sayma alanında Guinness Rekorlar Kitabı’na girmiş biri olsa da bunu kimse yapamıyor.

 3:40.

 – Sonra ne yapacaksın?

 – Yüzmeye gideceğim.

   İnsanların kesinlikle spora hevesini kırmak istemiyoruz ve sağlık için egzersizin rolünü küçümsemek istemiyoruz ama bu obezite problemini sadece egzersizle çözmeyeceğiz.

  591 ml’lik bir şişe kolayı yakmak için bir çocuğun bir saat 15 dakika bisiklet sürmesi gerek.

  Çoğu insanın günde o kadar zamanı olmuyor.

  BİR ORTA BOY PATATES KIZARTMASI BİR SAAT 12 DAKİKA YÜRÜYÜŞE EŞİTTİR  

Yani uyurken kalori yakıyorsanız ya da spor yaparken yakıyorsanız ikisinde de yakmış sayılıyorsunuz.

  Acaba alınan bir kalori gerçekten alınıyor mu?

  Bunun için elimizde çok iyi bir bilgi var ve kalorinin kalori olmadığını söylüyor.

  Bir kalori nasıl kalori olamaz?

  Tamam.

 Bir örnek verelim.

  Kolay bir örnek verelim.

 Bademleri ele alalım.

 BADEMLER 

160 kalorilik badem tüketirseniz bademdeki lifler sebebiyle yemek hemen emilmez.

   Böylece yükselen kan şekeri seviyeniz daha çok azalır ve uzun süre böyle kalır.

  Peki bademin karşıtı nedir?

  Bademin karşıtı gazlı bir içecek olabilir.

   İçinde lif olmadığı için emilir ve portal sistemden direkt karaciğere gider.

  Karaciğer bu koca şeker akınını alır.

  Karaciğeriniz bu hücuma uğradığında onu hemen yağa çevirmekten başka seçeneği kalmaz.

  Yani, 160 kalorilik badem ya da 160 kalorilik gazlı içecek.

 Hangisinin daha iyi olduğunu siz söyleyin.

   125 yıldan fazladır insanları bir araya getiriyoruz.

   Ama yine de sürekli bilime ters düşen bir mesaj alıyoruz.

   Bu mesaj, hepimizi ilgilendiren obezite üzerine.

   Kilomuzun aldığımız ve verdiğimiz kalorilerden ibaret olduğunu söylüyorlar.

  Tek mantıklı gerçek var.

  Nereden gelirse gelsin, bütün kaloriler sayılıyor Coca-Cola ve bütün kalorili şeyler dahil.

  Yaktığınızdan fazla kalorili şeyler yerseniz, kilo alırsınız.

  Bir şeyi anlamamız gerekiyor yiyecek endüstrisi bu problemin tam kalbinde bulunuyor.

  Egzersiz yapmaktan bahsederek problemin odağını karıştırıyoruz ve yiyecek endüstrisine iyilik yapıyoruz.

 Hepsi spor yapmakla alakalı, değil mi?

 Yani yiyecek endüstrisi yarı gerçek şeylerden bahsedip onları yaymakta çok iyi.

   Yiyecek şirketleri daha fazla yiyecek satmakla ilgileniyorlar.

  Bu bir kurum olarak onların işi.

  Bunu yapmanın bir yolu da potansiyel eleştirileri önlemek.

  Gazlı içecek şirketleri üniversitelerdeki araştırmaları finanse ediyor.

  Profesyonel çevrelere bağış yapıyorlar.

  Aslında gazlı içeceklerin obeziteyle alakasız olduğunu iddia eden yeni bir analiz gördüm.

   Çalışmanın sponsorlarından biri de Coca-Cola’ydı.

  Daha önce böyle bir işbirliği görmedik.

  Bu Amerikan Aile Doktorları Akademisi.

  Coca-Cola’yla işbirliği yaptılar, bu  Bildiğiniz gibi, kesinlikle kafaları karıştıran bir şey.

  Kola’nın ilanından hemen sonra Amerikan Aile Doktorları Akademisi’ni kurmaya yardım eden 20 doktor istifa etti.

 Toplum sağlığını destekleyen bir kuruluş nasıl olur da çocuklarımızın sağlığını tehlikeye atan bir şirketle işbirliği yapar?

  Ama özellikle araştırmaları şirket tarafından finanse edilen doktorlar, bu konuya aynı şekilde bakmadı.

   Birçok çalışma, gazlı içeceklerin Amerika’yı sallayan obezite krizinin üzerinde büyük rol oynadığını göstermesine rağmen Dr.

 Allison yeterince “sağlam kanıt” olmadığını söylüyor.

  Ama ona karşı olanlar bunu Coca-Cola, Pepsi ve Amerikan İçecek Birliği’nden aldığı paralar sebebiyle söylediğini düşünüyorlar.

  Genel olarak yiyecek endüstrisinden büyük miktarda para aldığınızı biliyorum.

  Şekerli içeceklerin tüketiminin gerçekten obezite problemlerinde payı olduğuna dair yeterli kanıt var mıydı?

 Bütün kalorilerin tüketiminin obezitede payı vardır.

 Şekerli içeceklerin kalorilerinin diğer kalorilerden daha fazla payı olup olmadığını sorabilirsiniz.

 Bu gerçekten zorlayıcı bir soru.

 O zaman sorayım, öyleler mi?

 Bu güzel bir soru.

 Öyle olabileceklerine dair sebepler var.

 Ama kanıtların yeterince açık olduğunu düşünmüyorum.

 Mesela Bunu hangi bilimsel verilere dayandırıyorsunuz?

 Pekâlâ, ideal bir çalışma insanların ihtiyaçları Kusura bakmayın.

 Baştan başlayacağım.

 – Söyleyeceklerimi toparlamalıyım.

 – Tamam.

  Şekerli içecek tüketiminin diyabet ve obezite yarattığını biliyoruz.

  Aksini düşünmek saçma olur.

  Tabii ki yapılan araştırma durumun böyle olduğunu gösteriyor.

  Halk şirket destekli çalışmaların aksini gösterdiği konusunda bilinçleniyor.

 PEPSİ MAX SIFIR KALORİ 

Coca-Cola, Pepsi, gazoz Gatorade satıyorsanız tütün endüstrisinin ürünlerinin kansere sebep olduğunu söylememeyi tercih etmesi gibi, içeceklerinizin de şişmanlatıcı olabileceğini kabul etmek istemezsiniz.

  Ama sigaranın akciğer kanserine sebep olduğu gibi bazı ürünler de şişmanlamanıza sebep olabilir.

  Bu büyük bir kutu.

  HOUSTON, TEKSAS

Öğle yemeğinde ne yedin?

 – Doğruyu söyle.

 – Şey hamburger ve patates kızartması.

 Süt ve meyve suyu.

 – Süt ve meyve suyu mu?

 – İkisini birlikte veriyorlar.

   Diyete başlayıp daha sağlıklı yemekler yemeye çalışınca beyniniz hâlâ “Ye.  Bunu istemiyorum, başka bir şey ye.” diyor.

  Yani hâlâ o şişmanlatıcı şeylere alışkın oluyorsunuz.

 Bu yüzden diyete başlamak zor.

 Daha fazla yiyemezsin.

 Gecenin bu saatinde bu kadar yememelisin.

 – Tadını çıkarmalıyım.

 – Tadını mı çıkarmalısın?

 Evet sanki çok az yiyormuşsun gibi tadını çıkarmalısın.

  Kilo vermeye çalışıyorum.

 Çok fazla kilom var.

 82 kiloyum.

  Bayağı ağır bir herifim.

  Bu yüzden her gün spor yapmaya ve sağlıklı şeyler yemeye çalışıyorum.

  Farklı şeyler yemeye başladık, daha fazla meyve ve sebze yiyoruz.

  Nişasta ve ekmeği kısıtladık.

  Daha sağlıklı atıştırmalıklar yiyoruz.

   Hot Pockets’ı çok seviyor.

  Bir de yağsız olanları var.

  Ben de normal yerine yağsız olanlarından alıyorum.

  Sağlıklı yiyecekler daha masraflı.

 Bu yüzden kaytarıyoruz.

 Yalan söylemeyeceğim.

 Çünkü gidip şekerli mısır gevreği almak daha kolay.

   Cips almak daha kolay çünkü daha ucuz.

  Yiyecek endüstrisinin onlara düşündürmek istediği de bu.

  Daha ucuz olduğunu düşünmelerini istiyorlar.

  KFC Aile Ziyafeti.

 Dokuz parça üç büyük but, altı çörek, sadece 19,99.

 Akşam yemeğini es geçmeyin.

  “Bugün bir molayı hak ettin.

 Ödül yemeği yiyebilirsin.”  Bunlar kültürümüze ve insanların zihnine yerleştirilmiş mesajlar.

  Daha ucuza sağlıklı yiyebileceğinizi yazılı belgelerle destekleyen bilimsel bir kanıt var ve bunu bilmiyorlar.

 Tamam, dokuz numaralı odaya gideceğiz.

 İçeri girin.

 Ben de birazdan geleceğim, tamam mı?

  Diyet nasıl gidiyor?

  Diyet onun için daha iyi gidiyor.

 Başta zorlayıcıydı ama şimdi daha iyi.

 İşlerin iyi gittiğini düşünmenize sevindim ama bu biraz endişe verici çünkü Wesley’e baktığımda kilo verdiğini göremiyorum.

 Aslında birkaç yıl öncekinden daha kilolu görünüyor.

 Bu verilerden gördüğüm kadarıyla, eski kilo alma hızından daha fazla bir hızla kilo almaya devam ediyor.

 Kilosu son geldiğinden daha fazla.

  Her zamankinden daha az yedim.

 Daha çok spor yaptım ama neden daha fazla kilo aldığımı bilmiyorum.

 Annesi, cildinin burada daha koyu ve daha kalın olmaya başladığını fark ettin mi?

 Bu metabolik sendrom dediğimiz şeyin bir parçası.

 Pekâlâ.

 Vücudu şimdiden aşırı kilolu veya obez yetişkinlerin gösterdiği semptomları gösteriyor.

 Haberlerde gösterdikleri kalp krizi veya nöbet gibi şeyler geçirmekten korkuyorum.

  Ailemde de olduğunu gördüm.

  Bu yüzden bende de olmasından korkuyorum.

 Kolunu ve bacağını rahat bırak.

  Derin nefes al.

 İşte başlıyoruz.

 13 Yaşındaki 181 Kg Çocuk, Yere Yığıldı, Öldü Dokuz Yaşındaki Çocuk Kalp Krizinden Hayatını Kaybetti  Sadece genetikle ilgili değil.

 Sekiz yaşındaki çocuklar felç geçiriyor.

  20 yaşındakiler kalp krizi geçiriyorlar.

   Bu sorun yüzünden 30 yaşına geldiklerinde böbrek yetmezliğinden diyalize girdiklerini görüyoruz.

  Genetik bunun önemli bir kısmını oluşturuyor ve kesinlikle genetik olarak duyarlı ve genetik olarak eğilimli insanlar var ama bu genetikle ilgili değil.

  Ben gençken çocuklar arasında obezite hastalığı çok enderdi.

  Şaşırtıcı bir artış gerçekleşti.

  Geçtiğimiz 30, 40 yıla kadar insanlık tarihi boyunca böyle bir duruma rastlanmamıştı.

 1980 YILINDA TİP 2 DİYABET HASTASI ERGEN SAYISI SIFIR.

 2010 YILINDA TİP 2 DİYABET HASTASI ERGEN SAYISI 57,638  

Çoğu uzman obezite salgınının son 30 yıl civarında patlak verdiğini düşünüyor.

  Geriye baktığınızda, yönetiminizin veya başka yönetimlerin bunu önlemek için yapabilecekleri bir şey olduğunu düşünüyor musunuz?

  CLINTON VAKFI BAŞKANI ABD 42. BAŞKANI Bilmiyorum.

 Sanırım bunu kaçırdım.

 Biliyorduk ki okullarda egzersiz programlarını arttırmaya ve kantinlerle ilgili yenilikler yapmaya çalışıyorduk.

 Fakat bunun önemini yeterince fark etmediğimizi düşünüyorum.

  Artık çocukların bile tip iki diyabeti var.

  Bu eskiden yetişkin diyabeti olarak anılırdı.

 Gençlerin ve çocukların bu hastalığa yakalanması duyulmamış bir şey.

  Ayrıca dünyanın diğer yerlerinde de bu bir problem hâline geldi.

  Hastalığın en hızlı yayıldığı ikinci bölgeler Orta Doğu ve Güney Afrika.

 Bu sadece bir çok gencin yaşam kalitesini ve hareketlerini engelleyen kişisel bir trajedi değil aynı zamanda bizim için de büyük ölçüde zorluk yaratıyor.

   Doktorlar olarak, 50 veya 60 yaşlarında tip iki diyabeti olan hastaları tedavi etmeyi biliyoruz.

 Fakat hayatımızda on yaşında tip iki diyabeti olan bir çocukla önceden karşılaşmadığımız için nasıl tedavi edeceğimizi hiçbirimiz bilmiyoruz.

 Bunun sonuçlarını kestiremiyoruz ve bu da beni korkutuyor.

  Obezite salgınının başlangıç tarihini belirlemek gerekirse bu 1977’deki McGovern Raporu olur.

 Özel Senato Beslenme Komitesi diyet ve kalp hastalıkları arasındaki bağlantıyı araştırıyor.

  Beslenme ve insan ihtiyaçları komitesi, bilirkişi şahitliğinde Senator George McGovern’i obezitenin yakında beslenme bozukluğu yüzünden büyük problem olacağı konusunda uyardı.

 Komitede oluşan fikir birliğini gördüğümüzde bunu Amerikan halkıyla paylaşmamız gerektiğini düşündüm.

  Komite, tıbbi masrafların artacağını tahmin etti ve Amerikalılar yeme alışkanlıklarının yağlı yiyecekler doymuş yağ, kolesterol ve şekerli besinler açısından zengin olduğunu göstererek ilk diyet hedeflerini yayınladı.

   Yumurta, şeker, süt ürünleri ve biftek kurumları ürünlerinin satışlarının düşme tehlikesini fark ettiklerinde birleşip McGovern Raporu’nu şiddetle reddetti.

   Hatta, tekrar yazılmasını bile istediler.

  Son birkaç haftadır burada gerçekleşen karmaşık politik olaylar lobilerin gücüyle alakalı.

  McGovern’in iyi niyetine rağmen diyet hedefleri gerçekten de gözden geçirildi ve “az tüketim” kelimeleri rapordan tamamen çıkarıldı.

  Onun yerine, Amerikalıları az yağlı ve normalden daha fazla yiyecek almaya teşvik ettiler.

 FIRINLANMIŞ TOSTITO’LAR DÜŞÜK KALORİLİ  

Böylece, 1980’lerde yeni bir sağlık doktrini ve akla gelebilecek tüm yiyeceklerin yağsız olanının üretildiği yepyeni bir piyasa oluştu.

 Yiyeceklerden yağı aldığınızda tatları çok kötü oluyor.

 İğrenç bir tadı oluyor.

 Saman çiğnemek gibi.

 Yemek endüstrisi bunu biliyordu.

 Bu yüzden ürettikleri yiyeceklerin yenebilir olması gerekiyordu.

 Peki ne yaptılar?

 Şekere yüklendiler.

  ŞİMDİ YARIM YAĞLI ŞİMDİ İKİ KATI ŞEKERLİ 

 1977 ve 2000 yılları arasında Amerikalılar günlük şeker alımını ikiye katladı.

   Şeker zehirdir.

  Bu kronik bir durum, akut değil bu kronik ve doza dayanıyor ne kadar yediğine bağlı oluyor çünkü hepato “karaciğer” toksin denilen güvenli bir eşik var.

  Obezite, kalp hastalıkları, diyabet, lipit problemleri felç nöbetleri, kanser gibi hastalıklar obeziteyle ilişkilendiriliyor.

   Bu hastalıkların tetikleyicisi şekerdir.

   Şekerin tatlı kısmı olan fruktoz, karaciğerde işlenir.

   Karaciğeriniz en yüksek seviyeye ulaştığında, pankreas insülin denilen hormondan büyük ölçüde üreterek yardıma koşar.

   İnsülin enerji depolama hormonudur.

   İnsülin şekeri depolamak için yağa dönüştürür.

  Bu insülinin görevidir. YAĞ 

Yüksek seviyede insülin tok olduğunuz sinyalini alarak beyninizi bloke edebilir. TOK 

Problem ise beyninizin açlıktan öldüğünüzü sanması. AÇ 

Çok acıktığınızda nasıl hissedersiniz?

  Berbat, yorgun, üşengeç.

  Koltuğa oturup bir şey yapmak istemezsiniz ve tabii ki aç hissedersiniz.

  Az önce tüm obezite hastalarını tarif ettim.

 Obeziteyle ilişkilendirdiğimiz hareketler çok fazla yemek, çok az spor yapmak, açgözlülük, üşengeçlik tüm bunlar biyokimyanın sonucu, sebebi değil.

 Tamam.

 Annemle marketteyim şimdiye kadar arabamızda Cheez-It, kurabiye ve puding var.

  Problem şu ki, şeker sadece kurabiye ve tatlılarda yok.

  Süpermarkete giderseniz Amerika’daki 600.

000 yiyeceğin %80’inin şekerli olduğunu göreceksiniz.

  ŞEKER MİKTARI KIYASLAMASI  ŞEKER MİKTARI KIYASLAMASI  ŞEKER MİKTARI KIYASLAMASI  ŞEKER MİKTARI KIYASLAMASI

 Şeker, sukroz, fruktoz, glikoz, dekstroz laktoz, maltoz, invert şeker isimleri arkasında saklanır.

  En çok bilinenleri ise, yüksek fruktozlu mısır şurubudur.

  Vücudunuz hepsini aynı şekilde emer.

 Bu yüzden şekerle yüksek fruktozlu mısır şurubunun karşılaştırıldığı birçok araştırmada ikisinin arasında bir fark olmadığı görüldü.

 İkisi de eşit derecede kötü.

  Yüksek fruktozlu mısır şurubu diğer versiyonlarıyla değiştirilse bile fazla şeker tüketimi her şekilde zararlı.

   Çok fazla şekerin yanında işlenmiş nişasta da zararlı beyaz ekmek, beyaz pirinç patates ürünleri, ve hazır mısır gevrekleri sindirim kanalında anında glikoza dönüşüyor.

  Bir kase şekersiz mısır gevreği yemek bir kase mısır gevreksiz şeker yemek gibi.

 Tatları farklı olabilir ama ikisi de metabolik açıdan aynı şey.

  Meyvedeki doğal şekeri tükettiğinizde negatif etkileri hafifletmek için lif de tüketmiş olursunuz.

 Meyveyle ilgili bir endişem var mı?

 Yok.

 Ama meyve suyuyla ilgili endişem var mı?

 Tahmin edersiniz.

  Çünkü içinden lifi aldığınızda kola içmekle aynı şeye dönüşür.

 Her zaman diyet kola içiyorum ve diyet kolanın iyi mi kötü mü olduğunu merak ediyorum.

  Birçok insan normal şekerden yapay şekere geçebileceğini düşünüyor “diyet” şu, “diyet” bu, Splenda, aspartam ama daha fazla insülin üretmenize yarayan hormonal tepkiler veriyor.

  Sizi daha çok acıktırıyor.

 Yeme isteği uyandırıyor.

 Beyniniz “Bir dakika, sanırım şeker geliyor, tadını aldım.” diyor.

  Yani, az şekerli ve az yağlı diyet yiyecekler çok zararlı ve ayrıca hastalık yaratıyorlar.

  Bu hastalık tek bir yemekle değil binlercesiyle oluyor.

 Ama şu an bu durumdayız, çünkü artık şeker her yerde var.

 1 ÇAY KAŞIĞI ŞEKER = 4 GR 

AMERİKAN KALP BİRLİĞİ’NİN İZİN VERDİĞİ GÜNLÜK ŞEKER MİKTARI  6-9 ÇAY KAŞIĞI

Günaydın.

 Okula gitmek için hazırlanıyorum ve bu sabah mısır gevreği yedim.

 KAHVALTI ÜÇ ÇAY KAŞIĞI MISIR GEVREĞİ 5,5 ÇAY KAŞIĞI PORTAKAL SUYU  AMERİKAN KALP BİRLİĞİ’NİN İZİN VERDİĞİ GÜNLÜK MİKTAR

Sağlıklı öğle yemeğimi yapmak için burada her şeyim var.

 Biraz yer fıstığı ezmesi.

 ÖĞLE YEMEĞİ 0,75 ÇAY KAŞIĞI ŞEKER

EKLENMİŞ FISTIK EZMESİ ALTI ÇAY KAŞIĞI ŞEKER EKLENMİŞ JÖLE

1,5 ÇAY KAŞIĞI ŞEKER EKLENMİŞ EKMEK 9,75 ÇAY KAŞIĞI ŞEKER

EKLENMİŞ GAZOZ  AMERİKAN KALP BİRLİĞİ’NİN İZİN VERDİĞİ GÜNLÜK MİKTAR ABUR CUBUR 5,75 ÇAY KAŞIĞI 

AMERİKAN KALP BİRLİĞİ’NİN İZİN VERDİĞİ GÜNLÜK MİKTAR AKŞAM YEMEĞİ BİR ÇAY KAŞIĞI ŞEKER EKLENMİŞ SALATA SOSU 0,25 ÇAY KAŞIĞI ŞEKER

EKLENMİŞ MAKARNA 1,75 ÇAY KAŞIĞI ŞEKER EKLENMİŞ RAGU MARINARA 5,75 ÇAY KAŞIĞI ŞEKER

EKLENMİŞ ÇAY AMERİKAN KALP BİRLİĞİ’NİN İZİN VERDİĞİ MİKTAR AHA’IN İZİN VERDİĞİ GÜNLÜK ŞEKER MİKTARI 6-9 ÇAY KAŞIĞIDIR

 On yıl boyunca sabah kahvaltıda öğlen ve akşam yemeğinde şeker tüketerek bugünlerde gördüğümüz obezite ve metabolik hastalıklar tsunamisini yarattı.

 OKUL OTOBÜSÜ  HOUSTON, TEKSAS 

 Adım Joe Lopez.

 14 yaşındayım.

  Dokuzuncu sınıfa gidiyorum.

  Şu an 180 kilo civarındayım.

  Çok fazla şey denedim ama hiçbiri gerçekten işe yaramıyor.

  Biraz kilo verip sonra tekrar alıyorum.

  Ailemdeki herkes her zaman kiloluydu, hepimiz.

  Sanırım bu kültürle ilgili.

  Babaannem şöyle derdi “Masadaki her şeyi yemeden kalkmak yok.”  Sanırım biz de normal olanın bu olduğunu düşündük.

  Her zaman kiloluydu.

  Ama Hispanik aileler için kilo her zaman iyi ve sağlıklı bir şey.

  Yemek yemeyi bırakmak çok kolay değil çünkü Twinkies ve diğer bütün şekerli şeyler konusunda iştahım çok açık.

  Evet, ona istediği her şeyi vererek kötülük ettiğimi düşündüğünüzü biliyorum ama zaten kurabiye ve kek gibi bir sürü kaçamak yaptığını biliyorum.

  Ya da okulda bir şeyler alıyor, kardeşiyle alıyor.

 Bunu kontrol edemiyorsun.

 Keşke edebilsem ama edemiyorsun.

 Yapamıyorsun.

  İşlenmiş yiyecekler tahmin ettiğimizden çok daha güçlüler.

  Bilim yıllardır kötüye kullanılan ilaçların nöral devrelere zarar verdiğini ve bizlerde bağımlılık yaptığını gösterdi.

  Şimdi ise bilim yiyeceklerin daha fazla yenilir hâle getirilip insanlarda bağımlılık yaptığını gösteriyor.

  Princeton Üniversitesi’ndeki araştırmacılar farelerin şekerli su içtiklerinde yeme alışkanlıklarının nasıl değiştiğini inceliyor.

  Yakın zamanda yapılan bir çalışmada, 43 kokain bağımlısı fareye 15 günlük bir süreçte şekerli su ve kokain seçeneği verildi.

  43 fareden 40’ı şekeri seçti.

  Başka bir çalışmada, şekerli su verilen fareler açıkça bağımlılık belirtileri olan aşırı yeme, iştah açıklığı ve şeker verilmediğinde içine kapanma görüldü.

  Yemek bağımlılığı gerçekten var.

 Bu bir benzetme değil.

 Bu biyolojik bir gerçek.

  Araştırmalar kokainde ve eroinde olduğu gibi, şeker yiyince de beynin uyarıldığını gösterdi.

   Aslında, şeker kokainden sekiz kat fazla bağımlılık yaratıyor.

   Yani bebeğinizi yüksek derecede şekerli gıdalarla erken yaşta tanıştırırsanız bağımlısı olacaklardır.

  Mamalara bir göz atın.

  Belirli mamalarda, özellikle laktozsuz mamalarda, yerine sukroz kullanılır.

 Yiyecek endüstrisi insanlarla, çocuklarla ve bebeklerle ürünlerini ne kadar erken yaşta tanıştırırsa ileride müşterileri olma ihtimallerini o kadar artıyor.

  NEDEN İŞİN İÇİNE ÇOK GENÇ MÜŞTERİLERİ SOKARIZ  

1980’den sonra doğan her kuşak bu aşırı bağımlılık yaratan yiyeceklerle çevrelenmiş durumda.

 Yemek görüyorum ve acıkıyorum.

 Nasıl oluyor bilmiyorum.

  Sadece görünce acıkıyorum.

  Midem bana gerçekten acıkmadığımı söylüyor ama beynim ye, diyor.

  Bağımlılık yaratan yiyecekler yerseniz tek bir şişe kola içmezsiniz ya da sadece iki sigara içmezsiniz.

 Bir bağımlı olursunuz.

  Bir kere başlayınca bir daha duramazsınız.

   Bağımlılık durumunda irade ve kişisel sorumluluk fikirlerinin işe yaramadığını kabul etmemiz gerek.

  İnsanlar çoğu zaman kilo vermenin niye bu kadar zor olduğunu merak ediyor.

  Bunun nedeni aslında o cipsleri, çikolataları, kekleri ve dondurmaları evde bulunduruyor olmanız olabilir.

 Bu alkolik olmaya benziyor.

 Bir alkoliğin yanında cin şişesi durduğu zaman ona dayanabileceğini düşünebiliyor musunuz?

 Bunu yapmak zor olurdu.

  Ona yakınsan, onu istiyorsun.

  Bu yemek için de geçerli.

  Mantıklı seçimler yaptığımızı düşünmeyi seviyoruz ama gerçek şu ki, beynimiz bizi sürekli ele geçiriyor.

  Çoğu şehirde, çoğu yerde beyniniz bir şekilde uyarılmadan 100 metreden fazla yürüyemezsiniz.

  Benzin istasyonları eskiden benzin satardı.

  Şimdi hepsi 24 saat açık olan marketlere döndüler.

 Şimdi her yerdeki, oyuncak mağazalarındaki, eczanelerdeki tüm kasaların yanında abur cubur stantları duruyor.

  Kırtasiye malzemeleri, kumaş, elektronik aletler almaya gidin bu günlerde tüm mağazalarda çocuklarının göz hizasında abur cuburlar bulunduğunu göreceksiniz.

  Duygusal bağı katın.

 Başka şeyleri de katın.

  En sevdikleri çizgi film karakterlerini katın.

  Bunu bir eğlenceye çeviriyorlar.

  Oyuncak ekliyorlar.

  Karnavala benzer özellikler koyuyorlar.

  Diğer bütün uyarıcı etkenleri koyuyorlar.

 Sonunda ise çağımızın en büyük salgınlarından birine yakalanıyorsunuz.

 Bazen bu çok zor.

 Çikolata görüyorum ve yemek istiyorum.

 Keşke bunun için bir hap olsa ve içip zayıflayabilsem.

   Yabancı bir ülke çocuklarımızın obez olmasına neden olsaydı bu onların sağlığını etkileyecek, onları mutsuz edecek morallerini bozup özgüvenlerini düşürecek olsaydı bunu yabancı bir ülke çocuklarımıza yapsaydı muhtemelen savaş açardık.

 Ailelerimizi korurduk.

 O zaman neden bunun nedeni kendi ülkemiz olunca kabul ediyoruz?

  Amerikalıların şeker tüketimini azaltması konusunda devletin halka yardımcı olduğunu düşünüyor musunuz?

 – Evet, düşünüyorum.

 – Neden?

 Bunu neden yapıyorlar?

 – Bence – Ya da neden daha çok yapmıyorlar?

 CLINTON VAKFI

Mısır, gazlı içeceklerin tatlı olmasını sağlayan fruktozun yapımında kullanıldığı için bunu cevaplayamam ama mısırı bu şekilde kullanmalarını iyi bulmuyorum.

 Fakat Amerika’nın aşırı şeker tüketimiyle halk sağlığına uzun vadede zarar verildiği konusunda hâlâ yeterince bilinçli olduğunu düşünmüyorum.

  2002’de, Dünya Sağlık Örgütü TRS-916 diye bilinen Teknik Rapor Serisi 916 isimli teknik bir belge oluşturdu.

  O belgede, şekerin kronik metabolik hastalıklar ve obezitenin tek nedeni olmasa da başlıca sebebi olduğu söyleniyor.

   Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler’in küresel sağlık standartları belirlemekten sorumlu bir parçası.

  Dünya Sağlık Örgütü şeker tüketimini bilim insanlarının önerdiği seviyeye indirmek istedi.

   Bir diyette şekerden alınan kalorinin %10’dan fazla olmaması gerektiğini önerdiler.

   Şeker toplulukları bunun üzerine çılgına döndüler.

   Washington’da endüstri tarafından aşırı derecede tepki söz konusuydu.

  Biri cumhuriyetçi, diğeri demokrat olan iki senatör Larry Craig ve John Breaux, Sağlık ve İnsan Hizmetleri Sekreteri Tommy Thompson’dan raporu durdurmasını istediler.

   Bush yönetimi Dünya Sağlık Örgütü’nün obeziteyle küresel çapta savaşma konusundaki planına direniyor.

 Yönetim bunun yiyecek endüstrisi için çok ağır olacağını düşünüyor.

  Tommy Thompson Cenevre’ye jetle uçup Dünya Sağlık Örgütü’ne bu belgeyi yayınlarlarsa onlara bağış olarak vereceğimiz 406 milyon doları geri çekeceklerini söyledi.

 Başka bir ifadeyle, DSÖ’yü bu belgeyi gömmeleri için tehdit ettik.

  Şeker önerisi, bu güne kadar gelen çoğu Dünya Sağlık Örgütü raporundan tamamen silindi.

  Şeker endüstrisi lobicileri günlük şeker tüketiminin, alınan kalorilerin %25’i olmasını önererek, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği miktarın iki buçuk kat üstüne çıktılar.

  Hükümetin çeşitli besinler için önerdiği günlük besin değeri tablosuna bugün baktığınızda şekerin günlük tüketimi için herhangi bir yüzdeyle yazıldığını göremezsiniz.

 Akıllardaki soru, hükümetimizin bu yiyecek felaketinde ilgisiz hatta suç ortağı olup olmadığı.

  Cevap ise kesinlikle evet.

  Şeker endüstrisi devasa bir boyutta güçlü ve işin içinde çok para var.

  Amerika’ya yiyecek sağlayan endüstrimiz çoğunlukla bizi öldüren, şişmanlatan ve hasta olmamızı sağlayan işlenmiş ve şekerli ürünlerden oluşuyor.

  Bu toplumda kimsenin üzerine konuşmadığı temel bir sorun.

 Herkese teşekkürler.

 Bugün hepimiz burada toplandık çünkü sadece buradaki çocukların değil, ülkenin her yerindeki çocukların sağlığını ve iyiliğini son derece önemsiyoruz.

 Açıkça görüldüğü gibi, gelecekleri için en ciddi tehditlerden biri olan Amerika’daki çocuk obezitesini ele almaya nihayet karar verdik.

  Burada, bize nasıl sağlıklı bir kahvaltı yapacağımızı öğretmeye gelen şeflerimiz ve uzmanlarımız var.

  Çiftçilik piyasası Amerikanların ailelerini sağlıklı beslemekle kalmıyor Harekete geçmek için çağrı yapıyoruz.

 Sunduğunuz ürünlerin kenarından köşesinden kırparak değil gerçekten üzerlerine tekrar düşünerek çözüm üretmenizi istiyoruz.

  Obama yönetiminin ilk aylarında, endüstriyi ürünlerini değiştirmelerini ve çocuklara yönelik pazarlamayı durdurmalarını isteyerek önemli değişikler yapmaya teşvik etti.

  Tahminimce, yiyecek endüstrisi Michelle Obama’nın Let’s Move kampanyasını duyunca korkuya kapıldı.

 Çocuklarımız yiyeceklerin tonlarca şekerle, sodyumla ve devasa boyutlarda yapılıp her yerde gözlerinin önüne koyulmasını tercih etmiyor.

  Bu endüstri için dehşet verici bir tartışma konusu.

 Peki ne yaptılar?

 Ona yardımcı olmak için gönüllü oldular.

 KELLOGG COMPANY CEO’SU 

Özel sektör kuruluşlarıyla masaya koyduğumuz yemeklerin veya elimize alıp atıştırdığımız yiyeceklerin besin değerinin arttırılması konusunda çok önemli bir anlaşma yaptığımızı duyurmaktan mutluluk duyuyorum.

 Sağlıklı Kilo Anlaşması 16 kuruluşla yapılan bir işbirliğidir.

  Pepsi, Coca-Cola, herkes yardım etmeye hazırdı.

 Ama nasıl bir yardım edeceklerine bakmamız gerek.

  Michelle Obama bu girişimde bulunduğu için çok şanslıyız artık insanlar bu konuda daha çok konuşuyor.

 Okullarda beden öğretmenleri ve diyetisyenlerin beraber çalıştıkları ve çocuklara kalori alımını kalori yakmayı, yediklerine çok dikkat etmeyi ve her gün egzersiz yapmayı öğrettiğimiz bir projemiz var.

 Ayrıca, Beyaz Saray’a gittik ve Bayan Obama’yla, şirketlerimizin 2015’te piyasadan 1,5 trilyon kaloriyi azaltacağını ilan ettik.

  Çocukları için alışveriş yapan annelere sağlıklı seçimler sunabileceğimiz için çok mutluyuz.

  1,5 TRİLYON KALORİYİ PİYASADAN KALDIRMAK  ÇOCUK VEYA YETİŞKİNLERİN GÜNLÜK ORTALAMA 14 KALORİ DAHA AZ  TÜKETMESİ DEMEKTİR.

   Günde bir lokma yemek 14 kalori demek.

  Birkaç yudum gazlı içecek, bir ısırık elma da öyle.

 İşe yaramaz.

 Ürünlerini birçok yönden formüle edecekleri konusunda anlaştık.

  Bütün yiyecek üreticileri onu işlenmiş gıdalar hakkında ve işlenmiş gıdaları nasıl daha iyi yapabilecekleri konusunda uzun ve çetrefilli bir müzakereye sürükledi.

 ÜÇ OREO KURABİYESİ 160 KALORİ  ÜÇ AZ YAĞLI OREO KURABİYESİ 150KALORİ ÜÇ OREO = 3,5 ÇAY KAŞIĞI ŞEKER ÜÇ AZ YAĞLI OREO = 3,5 ÇAY KAŞIĞI ŞEKER  Ama işlenmiş yiyeceklere ne yaparlarsa yapsınlar, muhtemelen yiyeceğimiz ürünleri satmaya çalışmak için kullanılacak.

 BİR GRANOLA BAR = 1,75 ÇAY KAŞIĞI ŞEKER BİR DİYET GRANOLA BAR = 1,75 ÇAY KAŞIĞI  Bu, işlenmiş gıdanın güzelliği.

  Karbonhidratı yükseltip azaltabiliyorsunuz.

  Aynısı protein ve şeker için de geçerli.

  Tüm bu değişikler daha çok alışveriş yapmanız için tasarlanmış iddialar.

  Yiyecek endüstrisi ürünlerin sağlıklı olduğu konusunda bizi aldatıp gözümüzü boyadı.

 Miktarını azaltsalar da sağlıksız, sağlıksızdır.

  Bu, para kazanmakla ilgili.

  Onların önemsediği bu.

 Onların işleri para kazanmak Amerika’ya sağlık getirmek değil.

  Piyasadaki kalorileri azaltmak için şirketler ne tür değişikliler yapacak?

 Ürünlerini raftan mı kaldıracaklar?

 Aslında şirketlerin kalori anlaşmasına katılmaları için üç seçenekleri var.

 Zaten var olan ürünlerinin içeriğini değiştirebilirler piyasaya yeni ürünler sunabilirler ve ayrıca piyasaya küçük porsiyonlu ürünler sunabilirler.

 Yani, böylece Bu bir şeyleri azaltacakları anlamına geliyor mu?

 Çünkü yeni ürünler sunacaklarsa piyasaya daha fazla kalori eklemiş olmuyorlar mı?

 Size yeni daha az ve sıfır kalorili yiyecekler sunulacak.

 Ama buna ek olarak gerçekten bir şeyler azaltılacak mı?

 Son on yıldır büyük bir dönüşüm geçirdik ve sanırım çoğu anne ve baba markete gittiğinde hangi ürünleri seçeceğine kendileri karar veriyor yani sıfır kalorili, daha az kalorili ve tam kalorili seçenekleri var.

 Sorudan kaçınıyormuşsunuz gibi geliyor.

  Endüstrinin cevabı bu.

 Konuşmayı gerçek gıda, yemek pişirme ve halk pazarlarına gitmekten çevirip işlenmiş gıdaların nasıl tekrar yapıldığına getiriyorlar.

   Çok geçmeden, Michelle Obama Let’s Move kampanyasının daha çok spor kısmından bahsetmeye başladı.

  Koşmalarını ve oyun oynamalarını sağlamak çok zor olmamalı, değil mi?

 Bu onları sebze yedirmeye zorlamaya benzemiyor.

 Bu onların dışarı çıkıp eğlenmelerini sağlıyor.

  Bu çocuklarımızın ne kadar aktif olduklarıyla ilgili.

 Bu bir endüstriyi kötü göstermek ya da ebeveynleri veya kuruluşları kötü göstermekle ilgili bir şey değil.

  Let’s Move ismi, başta egzersizi teşvik etme amaçlı değildi.

 Bu problemle ilgili harekete geçme amacı vardı.

 Eylem çağrısı yapıyoruz.

 Ama endüstriden bir insanın obezite salgınından çıkardığı anlam çok üşengeç olduğumuz çok fazla oturup televizyon izlediğimiz için suçlu olduğumuz.

 Yiyecekler değil.

 Bence Beyaz Saray’ın verdiği mesaj çok talihsizdi, çünkü bunun sebebi yiyecekler.

  Ucuz, işlenmiş, aşırı şekerli ürünlerin bolluğu hükümet politikasının direkt bir sonucudur özellikle Birleşik Devletler Tarım Bakanlığı’nın.

   Birleşik Devletler Tarım Bakanlığı’nın amacı başta çiftçilere ürünlerini satıp büyümeleri için yardım etmekti.

  Ama McGovern raporundan sonra, Birleşik Devletler Tarım Bakanlığı da beslenme prensipleri edindi.

 BESLENME VE SAĞLIĞINIZ  

Obezite bir problem olmaya başlayınca Tarım Bakanlığı çıkar çatışmasına sürüklendi.

  Çünkü bir yandan obeziteyi önlemek için insanlara az yemelerini öneriyorlardı diğer bir yandan, Amerika’nın tarım ürünlerini tüketmeleri için insanları daha çok yemeye teşvik ediyorlardı.

  İkisini aynı anda başaramazlar çünkü dolar lobiciliğinin ve sıcak paranın nerede olduğunu bildikleri için, Amerika tarımını desteklemek, bize nasıl daha iyi besleneceğimizi öğretip yardım etmekten daha kârlı.

  Bu çatışmanın en açık örneği tuhaf peynir konusu.

   1980’lerde yiyecek endüstrisi McGovern raporundan sonra ürünlerindeki yağı aldıklarını hatırladınız mı?

 %96 YAĞI AZALTILMIŞ 

Kadınlar ve özellikle genç kızlar sağlık konusunda daha çok bilinçlenip yağsız süt içiyordu.

   Hiç sütün yağı alındığında o yağa ne oluyor düşündünüz mü?

  Süt yağını peynire dönüştürerek kullanabilirsiniz.

  Az yağlı süt talebi yıllar içinde artınca hükümet kendini elinde ne yapacaklarını bilmediği bir sürü peynirle buldu.

  Washington, süt ürünleri endüstrisine üretimi durdurmayı sürdürmek yerine, bir fikir üretti.

 İnsanlara daha çok peynir yedirerek neden endüstrinin daha çok peynir satmasına yardımcı olmuyoruz?

  HAKİKİ SÜT ÜRÜNLERİ  

1955’te Süt Ürünleri Yönetimi süt endüstrisinin pazarlama kolu olma amacıyla kuruldu.

  Birleşik Devletler Tarım Bakanlığı’nın idaresinde çiftçilerin finanse ettiği Süt Ürünleri Yönetimi güzel görünen peynirlerle piyasayı hareketlendirdi.

  Şimdi süt ürünleri reyonuna baktığımızda peynir reyonu, dilimlenmiş küp hâline getirilmiş rendelenmiş peynir paketleriyle dolu.

  Bu da peyniri diğer yiyeceklerin üstüne koymayı kolaylaştırıyor.

  Süt Ürünleri Yönetimi’nin peynir tüketimini teşvik etmek için yaptığı akıllıca şeylerden biri de Tarım Bakanlığı’nın Kongre’ye yıllık raporunda peynirlerden övgüyle bahsetmesi oldu.

 Mesela, 2007’de Pizza Hut’ın Cheesy Bite pizzası Wendy’s Dual Double Melt sandviç konsepti ve Burger King’in Cheesy Angus Bacon çizburgeriyle endüstrinin nasıl 13 milyon kilogram daha fazla sattığını gösterdi.

  Aynı zamanda Tarım Bakanlığı peynir tüketimini desteklerken, tüketicileri koruyan ve obeziteyle mücadele eden küçük birimi, insanların daha az peynir yemeleri gerektiği konusunda broşürler dağıttı.

  Tarım Bakanlığı gerçekten hem peynir tüketimini arttırıp hem de sağlıklı yaşamı teşvik ediyorsa kolay bir çözümü var, pey-zersiz.

 PEY-ZERSİZ Bebek boy ağırlıkları alın ve o kasları çalıştırın.

  Sorun sadece peynir değil.

  Kamu sağlığı ve tarım teşviki arasındaki çatışma kurulda bitiyor.

  Tarım Bakanlığı şeker alımını azaltmanız gerektiğini söylüyor ama mısır kaynaklı tatlandırıcılar için 1995’ten beri sekiz milyon dolardan fazla ödenek sağlıyor.

   Hükümetin yüksek fruktozlu mısır şurubuna dönüşen mısıra verdiği ödeneklerle obezite salgınına dolaylı yoldan destek olduğunu söylemek yanlış olmaz.

   Ayrıca işlenmiş yiyeceklerdeki maltodekstrin ksantan sakızı gibi bütün o ismini telaffuz edemediğimiz tuhaf malzemelerle de.

  Yani bu şizofrenik durumdaki hükümet bir yandan bizi hasta eden yiyecekleri teşvik ediyor diğer bir yandan çocuklarımızın okulda yediği öğle yemekleri için bir standart belirlemeye hazırlanıyor.

  Acılı peynir kızartması, nachos, tavuk kızartması tüm bu şişmanlatıcı ve yağlı yemekler okulumuzu dolduruyor.

 Okulda sağlıklı olmamız gerek.

 Benim okulumda her gün nachos var ve dört öğrenciden üçü bu yemeği seçiyor.

  Bütün sağlıksız yemek seçimlerimi okulda kahvaltı ve öğle yemeğinde yapıyorum.

 Çünkü başka seçenek yok.

 Ya yiyeceksin ya da açlıktan öleceksin.

  Bugün öğle yemeğinde hamburger vardı.

  Ya çizburger ya da kıymalı sandviç yeme şansın var.

  İkisi de o kadar sağlıklı yiyecekler değil.

  Öğrenci mağazası dedikleri yerde diğer seçenekler var.

  Her güne özel yemekleri var.

  Pazartesi Papa Johns pizza.

 Salı Chick-fil-A.

  Çarşamba Arby’s.

 Perşembe Pizza Hut.

 Cuma da McDonald’s.

  Bir de buzlu içecek makinaları var.

  Okul yemek programı öğrencilere hizmet etmek yerine işlenmiş gıda sektörüne hizmet eder hâle gelmiş.

  İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra hükümet okul yemekleri işine girmiş.

  HER ÇOCUĞUN İYİ OKUL YEMEĞİNE İHTİYACI VARDIR ÖNCE YEMEK GELİR  

1946’da Başkan Harry Truman Ulusal Okul Yemeği Yasası’nı imzaladı.

  Çünkü birçok genç kötü beslenme yüzünden askere alınmamıştı.

 18 Şubat’ta Kongre’ye hükümetin işsizliği azaltma harcamalarını düşürecek detaylı bir ekonomik program sunacağım.

  1981’de, Başkan Ronald Reagan hükümetin bu konudaki rolünü azaltmak için çocuk beslenme bütçesinden 1,46 milyar dolar kıstı.

  Hükümetin tüm bakanlıklarında bütçe kısıtlaması önerecek.

  Birçok okul yemek pişirme ekipmanlarını atıp basit ve ucuz yemek endüstrisine dönerek çocukların sevdiği ve ısıtılıp servis edilen yiyecekler verdiler.

   2006’da, tüm liselerin %80’i gazlı içecek şirketleriyle özel anlaşmalar yaptı 2012’ye kadar okulların yarısından fazlası hazır gıdalar satmaya başladı.

   Yiyecek endüstrisinin okullara sızması içler acısı bir durum.

  Okullar paraya muhtaç kaldılar ve bu şeytanla pazarlık yapmak demek.

  Bazı okullar içinde kitap okunan restoran zincirlerine döndü.

 Burada sizinle olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz bugün çocuklarımızın sağlığı ve iyiliği için hayati derecede önem taşıyan Sağlıklı ve Tok Çocuklar Yasası’nı imzalayacağım.

  2010’da Başkan Barack Obama okul yemeklerini daha sağlıklı hâle getirmek için finanse edilecek okul yemeği programı için Tarım Bakanlığı’na yetki veren tasarıyı imzaladı.

   Bu muhtemelen pizzayı okullardan uzaklaştıracaktı.

  Minnesota’daki Schwan şirketi Amerika’daki okulların %70’ine pizza tedarik eden üç milyar dolarlık özel bir şirket.

 Pizzanın okuldan uzaklaşmasına izin veremezlerdi.

   Böylece, Minnesota’daki Senatör Amy Klobuchar Tarım Bakanlığı’na okul yemeklerinde donmuş pizzalarının yerini korumak için bir mektup yazdı.

  Bu durum bir dilim pizzanın sebze olarak sayılmasına kadar giden karmaşık bir süreçten geçti.

  Bunu herkes biliyor.

 Pizza sebze değildir.

  Sırada ne var?

 Twinkies de mi sebze sayılacak?

   Bilinçli bir çaba göstermek yerine kamu sağlığına ters düşen o tasarılara hükümler eklemeye özel bir ilgimiz var.

   Pizza sorunuyla ilgili, bir takım prensipler sunduk ve Kongre bizden biraz daha farklı bir yaklaşım istedi.

  Bu sizi kızdırdı mı?

  Tabii biraz sinir bozucu.

 – Ama sonuç olarak – Domates salçası bir sebze?

 – Gerçekten mi?

 – Pekâlâ Benim evimde değil ama Yani, demek istediğim birileri bilimsel olarak ele alacaktır tabii ama benim sebze anlayışım bu değil.

  2012’ye kadar tekrar gözden geçirilen düzenlemeler yayınlandı.

  Tarım Bakanlığı 30 yıl içinde ilk defa öğle yemeği bütçesini altı sent arttırdı.

  Maksimum kalori sınırı koydu ve hâlâ patates kızartmasıyla pizzayı içeren sebze ve meyve miktarlarını ikiye katladı.

 Öğle yemekleri çok gelişmiş gibi durmuyor.

 Bugün hamburgerleri, çizburgerleri kızarmış tavuk ve pizzaları var.

  Her gün çok sağlıklı olan bir ana yemeğimiz var.

  Onları 350 kişi içinden 25 kişiye alıyor.

  Şöyle diyorlar “Pizza alacağım, biraz da kızartma veya kurabiye.” Ama onlar için seçemiyorsun.

 Bunu kendileri seçmesi gerek.

  Sebzeyle şeker yan yana koyulduğunda sebzeyi şekere tercih eden bir çocuk görmedim.

  Tüm bu hazır gıda restoranları tüm ülkede hâlâ okul kantinlerinde iş yapıyorlar.

 Bu hiç iyi bir şey değil.

  Yeni prensiplere katılmıyorum.

  Keşke biraz daha geliştirselerdi.

  Okula giden çocukların %80’inin sorunlarını, yemeklerin okul yemekhanesinde hazırlandığı duruma dönersek çözebiliriz.

 Ne istersin tatlım?

 Bir çizburger alabilir miyim?

 Tabii ki.

 Teşekkürler.

  Hiç kilo verdin mi?

 Bu çok sinir bozucu çünkü Yani, olmam gereken kilodan çok uzaktayım.

  Çocuklarımızı okula gönderdiğimizde onları hasta edecek kirli sulardan uzak durmalarını bekliyoruz ama onları hasta edecek havayı solumamalarını beklemediğimiz gibi onları hasta edecek yemeklerden uzak durmalarını da beklemiyoruz.

  Endüstri ürünleri pazarlamayı okullarda ne sattıklarından daha çok önemsiyor.

  Yemek endüstrisinin çocuklarımızı gelecekteki müşterileri yapmalarına izin verdiğimiz için kötü bir bedel ödüyoruz.

  Bir kere bir anaokuluna gitmiştim ve çocuklar üstünde Coca-Cola yazan beyaz, kırmızı küçük sandalyelerde oturuyorlardı.

   Ne düşünüyorlar?

 Coca-Cola iyi.

  Anaokulunun bir parçası.

  Daha fazla Coca-Cola içmeliyim.

  Pazarlamacılar çocukları olabildiğince erken hedeflemeye başladı.

  Araştırmacılar iki, üç yaşındakilerin markaları tanımaya başladığını gördü.

  PEPSI DRINKER FOR LIFE REKLAMI 

Sorun şu ki, televizyonda muz, çilek kabak ve brokoli reklamı görmüyorlar.

 Yemekle ilgili tüm düşüncelerini bu durum şekillendiriyor.

  Obezite salgının en başından beri, çocuklara yiyeceğin nasıl pazarlanması gerektiği konusunda birçok düzenleme oldu.

   1977, McGovern Raporu’yla aynı yıl tüketici avukatları reklamdan sorumlu olan Federal Ticaret Komisyonu’yla aşırı şekerli ürünlerin reklamlarına düzenleme getirilmesi için görüştü.

 Bu harika.

  Federal Ticaret Komisyonu başkanı görüşmelerde çocuklara yönelik televizyon reklamlarının adil olmadığı sonucuna yavaş yavaş ulaştıklarını belirtti.

   Çocuklar tarafından binlerce saat izlenen reklamların birikerek artan etkisi çocukların hayatlarında duydukları en büyük yalanların söylenmesidir.

  Çocukları sağlıklı alışkanlıklar geliştirmeye ve sağlığa zararlı yiyecekleri satın almaya radyo ve televizyonu kullanarak teşvik etmeleri hiç adil değil.

  Federal Ticaret Komisyonu’nun önerdiği sınırlamaların çocukların sağlığını korumak için hayati önem taşıdığı savunuldu ama serbest girişim ve serbest konuşma özgürlüğüne saldırı olarak ve hükümet aile hayatına tehlikeli derecede müdahale ettiği için tepki gördü.

  Televizyoncular, reklam ajansları ve oyuncak şirketleri Federal Ticket Komisyonu’nun düzenleme yapmaması için birleşti.

  Quaker Oats’dan bir yetkili, şekerin en iyi kullanımlarından birinin çocukların gevrek yemesi olduğunu söyledi.

  Yemek endüstrisi savaşı kazandı.

  Hiçbir düzenleme yapılmadı.

  Ama çocuklara yönelik pazarlama yöntemleri birkaç yıl sonra iyice yoldan çıktı.

  Şekere göre daha ucuz bir alternatif olan mısır şurubunun üretilmesiyle büyük yemek şirketleri daha büyük porsiyonlara daha makul fiyatlar ödeyerek daha çok para kazandı böylece reklam kampanyaları için kurumsal bağlantılar kurmaya ve ünlülerle anlaşmaya başladılar.

  YENİ JENERASYONUN TERCİHİ  

Yemek reklamları her yerdeydi.

   – Diyet Snapple?

 – Biliyorum!   Tadı aynı normal Snapple gibi değil mi?

   Dr.

 Pepper’s inanılmaz derecede tatmin edici.

  Bu Kongre’de çocuklarımızı sofistike, agresif ve acımasız pazarlamalardan ve hazır gıdalardan korumak için sorumluluk almalıyız.

   Obezite oranının hızla yükselmesiyle Kongre 2004’te yeniden çocuklara yapılan pazarlamalara düzenleme getirmek istedi.

   Yemek endüstrileri yine 20 yıl önce verdikleri cevaba benzer bir cevap verdiler.

  Bu çocuklara yapılan pazarlama tartışmasını duyduğumda gerçekten çocuklara reklam yapmak tan bahsettiğinizi ve bunun çok kötü olduğunu söylediğinizi duydum.

  Ama bu doğru değil.

  Ronald McDonald hiçbir zaman çocuklara yiyecek satmıyor.

  O büyü ve eğlenceyle bilgi verip eğlendirir.

  Hükümet düzenlemesi tehdidi altında olan endüstri “Kendi kendimizi kontrol edebiliriz.” diyecektir.

  Sonra kendi düzenleme vaatlerini sıralayıp çocuklara daha az reklam yapacaklarını ve ürünlerini okullardan çekeceklerini söylerler.

 Sorun şu, onlara güvendiğinizde ve sonra değişiklik yapılıp yapılmadığına baktığınızda, ne buluyorsunuz?

 İyi bir tablo görmüyorsunuz.

  Tok ve aktif tutar.

  – Muhteşem bir Örümcek Adam oyuncağı alın!

– Gerçek meyveyle yapıldı.

  Teşekkürler anne.

  Kuzuyu kurda emanet ettiklerinde çocukların internet dahil hazır gıda reklamlarına maruz kalma oranı 2008’den 2010’a %60 arttı.

 Federal Ticaret Komisyonu’nun çocuk reklamları üzerindeki yetkisi yetişkinlere yönelik yetkisinden daha az.

  Bunun tam tersi olacağını düşünmüşsünüzdür.

  Birçok çalışma, çocuklar televizyonda özellikle yiyecek reklamlarını izlerken daha çok yemeye programlandıklarını gösterdi.

  Bir çalışmada çocuklara televizyon izlerken atıştırmaları için bir kase balık kraker verildi.

  Yemek reklamları veren televizyon programını izleyen çocuklar aynı programı yemek reklamsız izleyen çocuklara göre %45 daha fazla yedi.

  Nöral devrelerimizin ve çocuklarımızın nöral devrelerinin tüm bu yiyecek reklamlarına karşı nasıl hassaslaştırıldığını önde gelen bir grup diyabet uzmanına gösterdim ve bunu gördüklerinde çıkardıkları sonuç ve fark ettikleri şey şu, bu devreler ömrümüz boyunca zarar görüyor ve ülkece bir batağa saplanmış durumdayız.

   Önerilen bir yasa tasarısında kalorisi, yağı, şekeri ve tuzu fazla olan menülerin yanında oyuncak verilmesinin yasaklanacağı duyumu alındı.

   Devlet ne zaman bu yiyecekleri düzenlemeye çalışsa endüstri kendisini korumaya devam ediyor.

   Büyük bir tartışma başlatarak hayatımızdaki devlet rolünü oynuyor.

  Yemek polisleri tekrar saldırıyor.

 Dadı Bölgesine İhtiyacımız Yok.

 Yalnızca Masrafını Karşılayın Tahmin edilir bir senaryoları var, hep bu tarz durumlarda ortaya çıkıyor.

  Resmen dadı bölgesinde yaşıyoruz.

  – Dadı bölgesi.

 – Burası dadı bölgesi.

   Dadı bölgesinin insanları sana ne ne yemen gerektiğini söyler.

  Hükümet, özel hayatımız hakkında söz hakkına sahip değil.

   Anlaşılan yemek polisine ihtiyacımız varmış.

 “Ayrımcılık yapıyorsun.”  Yemek ve içeceklerimizi seçmek.

  New York şehrinin belediye başkanı Michael Bloomberg büyük boy meşrubat ve diğer şekerli içecekleri yasaklamak istiyor.

  “Polise ihtiyacımız yok.

 Yaptığımız işlere bakarak kolayca anlarsınız.”   Ronald McDonalds önceleri otuz beş yıl kadar Ronald McDonald Houses’dı.

 Kesinlikle.

  Senaryo sağlamlaştıktan sonra meclis tarafından hedef alınan yemek endüstrisine ilgi büyüdü.

   Sonuç olarak onlar da kendilerini güzelce savunmaya başladı.

  Ne yiyeceğimize, hangi okula gideceğimize kimse bizim adımıza karar veremez.

  Hükümet mi ebeveynler mi karar verecek?

  Ebeveynler olmalı.

   Ailelerin çocukları üzerinde söz sahibi olması küçük çocukları hedef almanın ahlak dışı olduğunu değiştirmiyor.

  Bu ülkede düzeltmemiz gereken durum ailelerin çocukları üzerindeki sorumluluklarını şirketler tarafından sömürü için kullanılması ve çocukların alabileceği hasarların düşünülmemesidir.

  Bacakları ile ilgili bir sürü sorun yaşıyor  Tedavide gerçekten zorlanıyor ve işi gerçekten kolay değil.

 – Dizlerinde ağrı var mı?

 – Evet.

  Hastaneye bu tedavi yeni geldi ve doktor ameliyat olmamı önerdi.

  Hayatımı iyi yönde değiştirebilir.

  Olmak istemiyorum ama ihtiyacım var.

  Ağırlığım öyle bir noktaya geldi ki böyle kilo almaya devam edersem 20’li yaşlarımı göremeyebilirim.

 Ameliyatta bazı zorluklar var.

 Buna şüphe yok.

 Seninle bunları konuşmuştuk.

 Ameliyat olmanın riskiyle olmamanın getirdiği riskleri biliyorsun.

  Eğer bu operasyonu geçirmezsen yaşam süren kısalacak.

   Diyabetini ve diğer riskleri gözden geçirdiğimizde ve operasyonun zorluğunu ele aldığımızda yapmamamız daha riskli olacak.

 Tamam mı?

  15 yaşında birinin böyle bir operasyon geçirdiğini hiç duymadım.

 Bilemiyorum.

  Sanırım hâlâ karşıyım.

 Bir şeyler ters gidebilir.

 Joe bana dönmeyebilir.

 Böyle düşünmek doğru değil.

 Bunun farkındayım.

  Bazı endüstrilerin hitap ettiği ve reklamlarını odakladıkları hedef kitle sağlıkları için neyin iyi, neyin kötü olduğunu bilmeyen insanlar.

 Hispanik gençler beyaz akranlarından %99 daha çok reklamlara maruz kalıyorlardı.

  Ürünlerimizi en savunmasız insanlara satıyoruz bu insanlar ayrıca maddi güçleri yeterli olmadığından sağlık masrafları devlet tarafından karşılanması gerekenler.

 Obezite Cerrahisinin Maliyeti 10.000 Dolar’dan Başlıyor Obezite cerrahisinin yıllık rakamları 2001 yılı rakamlarının beş katı kadardır  Onu, o hâlde gördükten sonra hastaneye gitmek bile istemedim.

  Kulağa bencilce geliyor biliyorum ama gerçekten zor.

 Fakat o güçlü bir küçük adam.

 Evet.

 Yani o  Mide bypass’ı ve obezite ameliyatının en uç durumlarda ölümcül komplikasyonlardan kaçınmak için muhtemelen sınırlı bir rolü var.

  Fakat çocuklarını böyle zor durumlara sokmayı tercih edip okul beslenmelerini düzgün bir şekilde finanse etmekten ve çocuklara yönelik pazarlamayı yasaklamaktan aciz politik iradeye sahip olmayan bir toplum sistematik politik bir başarısızlığı yansıtır.

 Dünyanın en zengin toplumuyuz.

 Başarısız olduk, çünkü kişisel kâr sağlamayı ve kendi çıkarlarımızı toplumun sağlığının önüne koyduk.

 Burası bir sağlık merkezi.

 Vücut taraması yaptıracağız.

  Biz gençlerin sağlıklı kalması zor.

 Çünkü arkadaşlarını bir sürü kilo aldıran cipsler, kızartmalar, çerezler ve kilo aldıran yağ dolu kızarmış tavuk ve daha bir sürü yağlı yemekler yerken görüyorsun.

 Onlar zayıflar ve iyi görünüyorlar.

  Kardeşim ne isterse yesin yine de kilo almıyor.

 Ona bakıp düşündüm.

 O yapabiliyorsa ben neden yapmıyorum?

 Sonra öyle yaptım.

 Böylece kilo verememeye başladım.

 İnsanlar zayıf olanın sağlıklı olduğunu düşünür.

 Aslında bu doğru değil.

  Zayıf görünseniz de içiniz şişman olabilir ya da normal kilonuzda obez olabilirsiniz.

 Çok tehlikelidir.

 Çünkü şişman olmakla aynı riskleri barındırır.

 Kalp krizi, inme, kanser, bunama ve diyabet.

  İngiltere, Londra’da beyin taraması uzmanı Jimmy Bell bu duruma D-Z-İ-Ş diyor.

  Dışarıdan zayıf, içeriden şişman.

  Çünkü birine emar çektirdiğinizde vücuttaki yağı görmeniz mümkün.

 Onlar da obez olabilirler.

 – Burada, röntgen odası.

 – Evet.

 Nükleer işareti.

  Brady ve kardeşleri, doktora DEXA taraması için gittiler.

  İşleyişi, yağları tespit eden bir emar makinesine benzer.

 Güzel kısmı, yağın yerini tespit edebiliyorsunuz.

 Yağ vücutta bir sürü bölüme dağılır ama en kötü yağ, göbekte olandır.

  Normal kilosunda olanların yağ oranları on ile yirmi arasında olmalıdır.

  Brady’nin sonuçları çok kötüydü.

  Vücudunun %47’si yağ.

  Çoğu da %60 yağ barındıran göbeğinde.

  Göbekteki yağ, en ölümcül yağlardan biridir.

 Brady’nin insülin seviyesi de yüksek.

 İnsülin, yağ depolayan hormondur.

  Küçük kardeşi Nicholas, normal sonuçlar almışken on yaşındaki Chandler’ın göbeğindeki yağ %22 19 yaşındaki Joseph’inki ise %28 oranındaydı.

  Hazır gıdalar onlara kilo aldırmıyor gibi görünse de içeriden şişman çocuklar, diyabet riski taşıyorlar.

 Hasta olabilirler.

 Asıl soru, sizde var mı?

 Olabilir ama haberiniz yok.

 İstatistiklere bakarsak Amerikanın %30’u obeziteyle savaşıyor.

  Zayıf kişilerden bahsedelim.

  Bu insanların %40’ı aynı bünyesel sorunu taşıyor.

  Sadece obez değiller.

 Yani hesaplama yapıldığında Amerika nüfusunun yarısından fazlası ediyorlar.

 Bu sadece obezlerin sorunu değil.

 Bu herkesin sorunu.

  Sağlıksız insanları gelir kapısı hâline getiren çok fazla işletme var.

  Sağlıksız olmanız işlerine geliyor.

 Kimse Amerika’daki yemekleri ya da insanların besinlerini kontrol etmiyor.

  Bunun için yeterince ulusal çaba sarf edilmiyor.

  Bu yüzden bir sürü sağlık sigortacıları görürsünüz.

  İşte bu yüzden sağlık sigorta işletmeleri hazır yiyecek şirketlerinden hisse alır.

  Sadece gelirlerini güvence altına alıyorlar.

  Eğer toplum olarak kilolu insanları suçlamaktan vazgeçmezsek, sıkıntı çekeceğiz.

  Büyük sağlık ve ekonomi sorunlarıyla yüzleşeceğiz.

  Bunu daha önce yaşamıştık.

  Bu, çocuklarımızın sağlıklarını kötü yiyeceklerle değiştiğimiz bağımlı ve sağlıksız hâle getirdiğimiz ilk sefer değil.

   Bugün, en büyük sağlık başarımız nedir?

  Tütündür.

  Sigarayı arkadaşımız olan, ilgi çekici biri gibi gördük.

  Hepimizin istediği bir şey oldu ve havalıydı.

 Peki, tütüne ne yaptık?

 Tütün endüstrisinin gerçeklerini ortaya çıkardık.

 Ürün algımızı değiştirdik.

  Sigaranın akciğer kanseriyle alakası olduğunu 1950’lerin başından beri biliyorduk.

  Vereceğiniz ifadede, gerçeği söyleyeceğinize sadece gerçeği söyleyeceğinize yemin eder misiniz?

  – Ederim.

 – Ederim.

   Fakat tütün endüstrisi, gerçekleri 50 yıl inkâr edecekti.

  Sigara ve nikotin belirlenen bağımlılık tanımlarına uymamaktadır.

  Halk sonunda onları yanılttıklarını fark etmeye başladı ve biz de oradan hedef aldık.

   Hükümet hedef aldı, medya hedef aldı.

  Sigara ve kanser ilişkisinin olduğu ilk ölüm otuz yıl önce oldu.

  Gençlerin sigara içmeleriyle ilgili kötü haberler var.

   Sigara paketlerine uyarıcı etiket koymayı Amerika başlatmıştır.

   Ama orada bitmedi.

   Yıllar önce, reklam adilliği denen bir şey vardı.

 Yayınlanan her sigara reklamı için kanallar sigara karşıtı reklamlar yayınlamak zorundaydılar.

 Şimdi iç, sonra öde.

  Ne yaparsanız yapın, sigara içmeyin.

   Tütün endüstrisi bu reklamlardan darbe almaya başladı ve gönüllü olarak reklamlarını kaldırma kararı verdiler.

  Aromayı takip edin.

   Kısa süre içinde sigara reklamları her yerden kalkmaya başladı.

   Farkındalık oluşturmak için, uçaklarda içmek yasaklandı.

   1975’lere geldiğimizde ise bazı eyaletlerde, kamu alanlarında sigara içmek yasaklandı.

   Paket başına vergi konuldu.

   Biz yasakladıktan sonra, tüm Batı Avrupa sigarasız hâle geldi.

  İrlandalılar’ın, İtalyanlar’ın, İspanyollar’ın İngilizler’in, Fransızlar’ın evlerinde sigara içmeyi bırakacaklarını söyleseler hayatta inanmazdım.

  Bugün sigarayı olduğu gibi görüyoruz.

  Ölümcül, çirkin, bağımlılık yapan bir ürün.

   Sonuç olarak, algımızda büyük bir değişiklik yarattık.

   Son 20 yılda Amerika’daki liselerde sigara içenlerin sayısı yarıya indi.

  Dikkat etmeseydik ne halde olurduk?

  Çakmaktaşlar’ı size Winston sigarası sundu.

  Amerika’nın en sevilen ve en çok satan sigarası.

  Hazır yemek şirketleri de 30, 40 yıl önceki tütün şirketleri gibi davranıyorlar.

  Fruity Pebbles ver! Hem de gerçek meyveli.

  Gerçek meyveli gevreğinizi alın, kahvaltınızı tamamlayın.

  Yıllar sonra kendimize bakacağız ve nasıl bunu yapmalarına izin verdik diyeceğiz.

   Okullarda öğrencilerin tükettiği alkolsüz içeceklerin sağlıklarına kötü etkisi olduğu ifadesi tamamen tutarsızdır.

 Çalışmalar, 180.

000 ölümün sebebini şekere bağlıyor   Verdiğiniz bu açıklamada tek amacınız içecek satışlarını arttırmak.

  Öğrencilerin iyice alışmasını istiyorsunuz.

  Belki de bağlanması demeliyim.

  Senatör, ben dengeli bir beslenme öneriyorum.

  Günde iki litre sıvı tüketmemiz gerekiyor.

  İçeceklerimiz bu ihtiyacı karşılayabilir.

  Sağlığa zararlı etkileri olduğu gibi ifadeleri kesinlikle reddediyorum.

  SENATÖR PATRICK LEAHY

  Merak ediyorum.

 İnsan hiç utanmaz mı?

  Bu yaptığımız doğru değil diye hiç vicdanları sızlamıyor mu?

   Tütün şirketleri gibi bilmeleri gerek.

   İnsanlara tütün ve kanser hakkında yalan söylediklerini bildikleri halde gece rahat bir şekilde nasıl uyuyabildiler ve o tütün ürünlerinden nasıl kâr edebildiler?

  Hazır yemek şirketleri de bu şekilde  KRAFT GLOBAL KURUMSAL İLİŞKİLER MÜDÜR YARDIMCISI  MCDONALD’S ŞİRKETİ SAĞLIKLI BESLEN, HAREKETLİ OL PROGRAMI   gerçekten, aklım almıyor.

 Aynaya nasıl bakabiliyorlar anlayamıyorum.

  Gazlı içecek, 21. yüzyılın sigarasıdır.

  Bunu ne kadar çabuk anlarsak ürünlerini satmak için kullandıkları serbest ifade özgürlüğü hakkındaki aptalca savunmalardan o kadar çabuk kurtulacağız.

 Çalışma: Gazlı içecek gerçekten öldürüyor Gazlı içecek öldürüyor  Hazır gıdanın sebep olduğu yani hamburgerlerin, gazlı içeceklerin veya bu tür başka gıdaların obezite yarattığını uzun yıllardır biliyoruz.

  Sonuçları felaket boyutuna ulaşana dek bununla ilgili bir adım atamadık.

 Deniyorum.

 Hayatımı kurtarmaya çalışıyorum.

 Kendimi kalp krizinden, felçten onun gibi hastalıklardan mesela diyabetten korumaya çalışıyorum.

 Kendi kendinizi öldürdüğünüzü bilmenizi istiyorum.

 Çünkü bunu ben de yeni fark ettim.

 Sizlerin de fark etmenizi istiyorum.

   Güncel oranlara baktığımızda, Amerikalıların %95’i 20 yıl içinde aşırı kilolu veya obez olacak.

   2050’ye kadar, Amerikalıların üçte biri diyabetli olacak.

  Gelecekteki iş gücüne baktığımızda askerler, denizciler ve acil durum ekipleri, polis, itfaiye ne olacak?

  Fiziksel olarak formda olmayan bugünkü jenerasyondan neler bekleyebiliriz?

 Bunların hepsi engellenebilir.

  İşin finansal boyutu çok sarsıcı.

  Sağlık için harcadığımız paranın %75’i kronik hastalık tedavilerine ve bakımına harcanıyor.

  Ulusal borcun şu anda bir problem olduğunu düşünüyorsanız arkasından gelen büyük dalgayı görene kadar bekleyin.

  Obezitenin sağlık sektörüne vuracağı dalgadan bahsediyorum.

  Gelecek nesle bırakacağımız bu yükün inanılmaz bir ağırlığı olacaktır.

 Çocuk yaşta obez olmak televizyonda gördüğünüz gibi değil.

 Onlar basitmiş gibi gösteriyorlar.

 Bayan Obama bile öyle gösteriyor.

 Ne kadar denerseniz deneyin bu asla bitmeyen bir savaş.

  Michelle Obama Let’s Move kampanyasını başlattığında gıda endüstrisi hakkındaki gerçeklerden bahsetmedi.

 Gerçekten politik bir yaklaşım sergiledi.

 Problem şu ki, obeziteyle savaşmak istiyorsak bazı yemek endüstrilerini açığa çıkarmamız gerekir.

 Hareket!  Bence çocuk obezitesiyle savaş için Michelle Obama gerçekten çok büyük bir güç oldu.

  Fakat o ve yönetimdeki diğer kişiler gıda endüstrisinin arkasındaki lobi faaliyetlerinin farkında.

 Bu sebeple onların üzerine direkt gitmeleri kolay olmayabilir.

 Umarım zamanla ve halkın desteğiyle politikacılara verilen yeterli teşviklerin yardımıyla gereken cesareti toplayıp yapılması gerekeni yaparlar.

 Danimarka’nın yağ vergisi İngiltere’yi düşündürdü Quebec’te hazır gıda tüketimi, reklamların yasaklanmasından sonra azaldı  Dünyada başka ülkeler çocuklara hazır yemek pazarlanmasını yasaklıyor.

   Okullarda hazır yemek verilmiyor, içeceklerin fiyatı arttırılıyor.

 Aslında hepimizin görmek istediği tutum da bu.

 Fakat, dünyanın en kötü beslenme alışkanlığına sahibiz ve bunu diğer ülkelere ithal ediyoruz.

  Neredeyse 30 yıllık obeziteyle savaş mücadelemde ve sağlıklı hayat tarzı oluşturmaya çalışmam sırasında her şeyden çok canımı sıkan en çok rahatsız eden şey sağlıklı bir hayata sahip olmaya ne kadar karşı olduklarıydı.

  Günümüzde sağlıklı beslenmek, akıntıya karşı yüzmek gibi.

 Daha iyi beslenmek istiyorsanız size daha çok yemenizi söyleyen yemek endüstrisine karşı direnmeniz gerekiyor.

  Değişimi başkasından bekleme fikrinin yanlış olduğunu düşünüyorum.

 Daha iyi koşullar istiyorsak her birimiz bunun için bir şeyler yapmalı.

  Çocuklarımızı korumak için bir araya gelmeliyiz.

  Tıpkı emniyet kemeri ya da araba koltuğu davasındaki gibi.

  Kimseye çocuklarını nasıl beslemesi gerektiğini söylemeyeceğiz.

  Sadece ebeveynlerin yapmak istediklerini yapabilmeleri için daha kolay hale getireceğiz.

  Çocukları daha sağlıklı beslenebilecek.

 Çocuk obezitesi oranlarında düşüş  Bazı insanlar şu anda değişim için uğraşıyor.

  Çocukları için daha iyi standartlar istiyor.

  Okullardaki bazı öğrenciler bile kantindeki şekerli yiyecek ve içeceklerin kaldırılmasını istiyor.

  Hükümetin harekete geçmesini beklemeyen devrimci yemek savaşçıları bile var.

  Bu yiyeceklerin içinde ne olduğunu size söylemek istiyorum.

 Pekala, millet Dört kaşık şeker  Şekerin tehlikeleri hakkında çocukları eğitiyorlar.

 Bunların hepsi aynı.

  Kendi bütçenizle çocuğunuzu nasıl doyuracağınızı anlatıyorlar.

 Yerli fasulye alarak yılda 4000 dolar tasarruf ettik.

  İş modelimiz az hizmet görmüş yerlere gidip o bölgelere taze, ucuz ve sağlıklı yiyecekler götürmek  ve yemek ihtiyaçlarını fazlasıyla karşılamak.

  Bu yerlerin çoğunda çocukluk obezite oranlarında az da olsa düşüşler görüldü.

  Yani ilerleme kaydettik.

 İstediğimiz kadar veya ihtiyacımız kadar olmasa da umut var.

  Bu Amerikan çocuklarının yaşam sürelerinin ebeveynlerinden daha az olacağı ilk kuşak olacak.

  Kendimize çocuklarımıza ne miras bırakacağımızı sormalıyız.

 Bunun gerçekleşmesini sağlamaları için onlara hangi şartları sağlayacağız?

 Bu, probleme karşı yapılan oldukça cesur bir eylem çağrısı.

  Mesela tüm gazlı içecekler Sağlık Bakanlığı’ndan uyarı etiketleriyle üretilse?

  Hazır gıda restoran zincirleri tüm kamu okullarında yasaklansa?

  Besin tablosu etiketine baktığınızda şekerin karşısında oranını görebilseniz?

  Ünlüler gazlı içecek reklamında her oynadığında bir de sebzeyi teşvik etseler?

  Eğitim nasıl gelişirdi?

  Ne kadar üretken olmaya başlardık?

  Ne kadar para ve yaşam kurtarırdık?

  Hükümetin bunda büyük bir rol oynaması gerek.

  Gitmemiz gereken uzun bir yol var.

  Şimdi, hükümet düzenlemelerinin mükemmel olacağı o hayallerimizdeki günü bekleyebiliriz.

  Bu sırada, siz de yemek endüstrisini değiştirmek için çalışmaya devam etmelisiniz.

  Ama bunun için Amerika’nın yeme düzenini değiştirmeniz gerek.

  Bu en önemli şey.

 Spor yapmak önemli.

 Bunların hepsi önemli.

 Ama yemek üretim ve tüketim şekillerimizi değiştirmemiz gerek.

  Annem her zaman insanların istediği şeyler için zaman yarattığını söylerdi.

  Bu öncelik meselesi.

  Değişmesi için gereken zaman ve çabayı göze almak gerek.

  Çocukların, benim ve kocamın sağlığı tabii ki dolapta tuttuğum bütün çikolatalardan ve keklerden çok daha değerli.

  Çikolatayı alıp saklamak istesem de beni hep şöyle düşündürüyor seçim yapmam gerek.

 Brady’ye yardım etmekle çikolatalardan vazgeçmek arasında bir seçim yapmam gerek.

 Burada neyin daha önemli olduğunu biliyorum.

 Bu çok zor.

 Ama bu bir öncelik meselesi ve gerçekten değişmeyi istiyorum.

 Ne oldu?

 Bu bizim yeni tarifimiz, tadına alışıyoruz.

  BRADY VE AİLESİ BİR HAFTA ŞEKER DETOKSU YAPTI VE İŞLENMİŞ GIDA  TÜKETİMİNİ KESTİ

Heyecanlıyım.

 Farklı hissetmeme inanamıyorum.

 Hâlâ umut olduğunu gördüğüm için heyecanlıyım.

  Gerçek yiyeceklere dönmek kolay değil ama bu bölgesel olarak başlar.

 Çatalımız kadar bölgesel olarak.

  Herkesin günde üç kere ne yiyeceğini seçme şansı var.

  BEŞ HAFTA DAHA DETOKS YAPTILAR  

Yapabileceğiniz en önemli şey bu birçok insan için zorlayıcı olsa da, gerçek yemek pişirmek.

  Besin değerini unutun, şeker için endişelenmenize de gerek yok.

  Gerçek yemekler pişirirseniz aileniz daha sağlıklı olacaktır.

  Bu doğadan gelmiş gibi görünüyor mu?

   Ya da bu uzun bir yapay malzeme listesi olan bir yiyecek mi?

 Bu beş yaşında bir çocuğun bile anlayabileceği bir fark.

 Çok fazla şekerli, değil mi?

 Üçüncü malzeme.

 Bu gerçek değil.

  Nasıl olması gerektiğini bildiğimi düşünüyordum ama aslında gerçeğin ne olduğunu bilmiyordum.

 Bence Amerika’daki birçok çocuk sağlıklı yemenin bile ne demek olduğunu bilmiyor.

 Nicholas, kuşkonmaz yiyorsun, seninle gurur duyuyorum.

  Bu hepimizin hep uygulaması gereken beslenme şekli.

  Sadece diyet ve detoks için olmamalı.

  Hayatımızın geri kalanında bu şekilde beslenmeliyiz.

   Böyle olmasını istiyorum.

  John patatesini yiyor.

  ALTI AY SONRA – JOHN 16 KG VERDİ  TINNA 30 KİLO VERDİ VE ARTIK HİPER TANSİYON İLAÇLARINI ALMIYOR  BRADY 12 KİLO VERDİ, 20 KİLO DAHA VERMEK İSTİYOR

 Bu kilo, diyet ve spor hakkında küçük bir hikâye olarak başladı.

  Çocukların çoğu için mutlu son olmayacak.

 WESLEY’NİN KİLOSU VE SAĞLIK DURUMU DEĞİŞMEDİ 

Yediğimiz yemeklerle ilgili ve çocuklarımız için istediğimiz çevreyle ilgili yeni bir hikâyeye başlama zamanı.

  MAGGIE KİLO VERMEYE ÇALIŞIYOR VE HAREKETLİ BİR YAŞAM SÜRÜYOR  

Bu kiloyla değil, yiyeceklerle ilgili olmalı.

  Diyetler neden işe yaramıyor?

  Tabii ki 30, 60 ya da 90 gün kendimi tutabilirim ve kilo verebilirim.

  JOE’NUN AMELİYATI BAŞARILI GEÇTİ VE 23 KİLO VERDİ 

 Ama tekrar aynı çevreye dönersem tekrar dağılıyorum, beynim bir daha uyarılıyor.

  Bu yüzden tabii ki kilom eski hâline dönüyor.

  Çevremizdeki beynimizi uyaran her şeyden kurtulup çevreyi tamamen değiştirmezsek çocuklarımızı asla koruyamayacağız.

  BİRKAÇ AY SONRA  BRADY VERDİĞİ KİLOLARIN HEPSİNİ GERİ ALDI RÖPORTAJ VERMEYİ REDDEDEN KİŞİLER VE KURUMLAR BIKTIN MI?

 O ZAMAN MÜCADELE ET KENDİNİ ZORLA ON GÜN ŞEKERİ BIRAK İŞLENMİŞ GIDALARDAN UZAK DUR Bilmediğin Malzemelerden Uzak Dur

 GAZLI İÇECEKLER VE HAZIR GIDALAR TEK SUÇLU DEĞİL  ŞEKER HER YERDE SAKLI OLABİLİR ÇOCUK MENÜLERİNDEN KAÇIN  DEVLET OKULLARININ %80’İ COCA COLA VEYA PEPSİ’YLE ANLAŞMALI BİR KUTU KOLADA ON KAŞIK ŞEKER VAR

 Okul müdürüne çocuğunun sağlığının koladan önemli olduğunu söyle

 DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ ŞEKER TÜKETİMİNİN %50 DÜŞMESİ İÇİN ÇAĞRI YAPTI 

Meksika çocukları hedef alan reklamları yasakladı 

ZAMANIN EN BÜYÜK HALK SAĞLIĞI KRİZİYLE YÜZLEŞMEK İÇİN DEVLETE BASKI YAP YEMEKLE İLGİLİ DÜRÜST OLMANIN ZAMANI GELDİ

Nasıl olacağını merak ediyorsanız, ziyaret edin.

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s