FLASKEPOST FRA P/ İnancın Tuzağı (2016)

 

Süre: 112 dk   

Yönetmen:

Hans Petter Moland    

Senaryo: Nikolaj Arcel, Jussi Henry Olsen     

Ülke: Danimarka, Almanya, İsveç, Norveç

Tür: Dram, Gerilim

Vizyon Tarihi: 03 Mart 2016

Dil: Danimarkaca

Müzik: Nicklas Schmidt         

Çekim Yeri: Denmark

Nam-ı Diğer: A Conspiracy of Faith

Oyuncular:    Nikolaj Lie Kaas,    Fares FaresFares Fares,Pål Sverre Valheim Hagen,    Jakob Ulrik Lohmann,Amanda Bjerre-Petersen

Devam Filmleri

 

    2013 – Kafesteki Kadın (13,885)7.2

    2014 – Sülün Katilleri (9,147)7.1

    2016 – İnancın Tuzağı (3,595)7.0

 

Özet

İskoçya’da uzun zamandır okyanusta dolaşmış bir şişenin içinde eski bir not bulunur. Notu çözmek zordur ancak Şube Q’dan Danimarkalı dedektifin eline geçtiğinde şubenin enteresan şahsiyetleri notta gizli yepyeni bir bakış açısı bulur ve ipucunun sevimsizliğine rağmen diğer bir eski ve şeytanî davayı gün ışığına çıkarmaya çalışırlar.

Filmde, baskıcı dindar bir annenin çocuklarına verdiği zararı ve onları intikamcı bir canavara nasıl dönüştürdüğünü, inanç adına zülm yapanlara karşı susmanın ve cemaatlerin bünyesinde barındırdıkları sapıklıklara göz yummanın yanlışlığı üzerinde durulmaktadır

Filmden

Dinleyin, burada karşı karşıya olduğumuz nedir?

 Çocuk kaybolur, ailesi de bundan asla kimseye bahsetmez.

 – Bu fazlasıyla tuhaf.

 – Evet.

 Çocuklarla her türlü şeyi yapan tarikatlar yok mu?

 Bunlar Yehova Şahitleri ve  Lanet olsun!

 Peki olay bu sabah mı oldu?

 Bir saniye lütfen.

 Arayan Viborg Polisi.

 Skals köyü yakınlarında bir çocuğun arabaya zorla bindirildiğini görmüş bir tanık var.

 Orada ne olduğunu tahmin edin.

 Tanrı’nın Havarileri adında bir tarikat!

 – Bunu soruşturmak zorundayız.

 Peki, kahretsin.

 Berbat bir şey bu.

 Çok, çok kötü.

 Tanrı’nın Havarileri, İsa’nın Teksas’ta doğduğuna inanıyorlar.

 Zihinsel özürlülerle karşı karşıyayız.

 – Dönmen çok güzel.

 – Alaycılık mı seziyorum?

 – Bu konuşmayı yapmak istemiyorum.

 – Hangi konuşmayı?

 İnsanların inançları arasında bir takım farklılıklar olabilir.

 Bu aynı şey.

 İsa Teksas’ta doğru, Tanrı cennette.

 Uçan biri öyle söyledi diye mağaradaki adamın biri peygamber olduğuna inanıyor.

 – Lanet olası psikotik zırvalar.

 – Yani ben de psikopat mıyım?

 Bu konuda mı?

 Evet.

 Birbirimizi yıllardır tanıyoruz ama inancımı anlamaya asla çalışmadın.

 Kötü bir alışkanlık gibi geçeceğini umuyordum.

 Sigara gibi.

 Öldüğümde ailemi görmek için cennete gidip gitmeyeceğim konusunda hiç fikrim yok ama bizden çok daha büyük bir şeyin var olduğuna inanıyorum.

 Böyle düşünmek beni mutlu ediyor.

 Anladın mı?

 Bu beynimi kapatacağım ya da belimden aşağı kadar sakal uzatacağım anlamına gelmez.

 – Bizden çok daha büyük bir şey öyle mi?

 – Evet, o kadar da tuhaf değil.

 Gezegenin çoğunluğu bu düşünceyi paylaşır.

 – Birbirlerini öldürmedikleri sürece.

 – Bunu söylemek kolay.

 – Gerçeği konuşmak kolay.

 – Senin dinine kaydolsam mı acaba?

 – Tansiyonuna dikkat et.

 – Sen kara deliğe inanıyorsun dostum.

 Bunun hiçbir anlamı yok.

 Hayır, teşekkür ederim.

**

 

– Poul ve Trygve ne zaman kaçırılmışlardı?

 – 11 Mayıs 2008.

 – Hamsin Yortusu olabilir mi?

 — Çocukları Hristiyan bayramlarında alıyor.

 – Carl.

 Ülke çapında bir araştırma yap.

 Demek istediğim herkes ve hatta şu  – dinî bayramların tümünü araştır.

 – Carl, Carl.

 Carl!

 -Carl dur da dinle biraz.

 2008 Aralık ayında  İsa’nın Evi tarikatı müridi Birgit Torp iki kızının kayıp olduğunu ihbar etmiş.

 Aynı gece yine arayıp ihbarını geri çekmiş.

 -Küçük kızı Cecilie dışında tüm aile şu anda Tayland’da yaşıyor.

 -Kız sanki dünya yüzünden kaybolup gitmiş.

 – Rose bir tane daha bulmuş.

 – Doğru ama yalnızca bu da değil.

 Elias ve Rakel Steensgaard’ı da aramamı istemiştin.

 — Evet.

 – Araştırdım, bir şeyler buldum diyebilirim.

 **

 

 Artık onun için endişelenmene gerek yok.

 Yalnızca sen ve ben varız.

 – Ne olduğumu biliyor musun?

 – Bunu daha önce de yaptın.

 Her şeyin vakti var.

 Önce soruma cevap ver.

 Ne olduğumu biliyor musun?

 – Hayır.

 – Şeytan’ın oğluyum ben.

 – Kulağa nasıl geldiğini biliyorum.

 – Hayır, hayır.

 Hiç de değil  Nasıl geldiğini biliyorum dedim!

 Şeytan’ın seçilmiş tek oğlunun ben olduğumu düşünmüyorum.

 Çünkü değilim.

 Pek çok oğlundan biriyim yalnızca.

 Onun askerleriyiz de denilebilir.

 İblis’in mi?

 Şeytan’ın mı?

 Tüm bunları bu yüzden mi yapıyorsun?

 Ona en çok ihtiyacım olduğu zamanda geldi.

**

 -Selam anne.

 Zayıf olduğumda beni güçlendirdi.

 O andan itibaren ona ait oldum.

 Yani çocukları ona kurban etmek için mi öldürüyorsun?

 – Çocukları ruhlarını cehenneme mi götürüyor?

 – Bunun çocuklarla falan alâkası yok.

 Öyle görünebileceğini biliyorum ama değil.

 Onun kutsal davasına hizmet etmenin en saf yolunu buldum.

 Misyonu tamamlayıp Tanrı’yı yenmemiz gerek.

 Çocuk, ebeveyn, aile!

 İman etmiş kim olursa olsun, imanını yok ediyorum.

 Herkes imanını kaybediyor ve gittikçe de yayılıyor.

 Şimdi de  Şimdi senin imanını yok edeceğim.

 Boşa vakit harcıyorsun.

 Tanrı’ya zaten inanmıyorum.

 Hiçbir şeye inanmıyorum.

 Johannes.

 Johannes.

 Dinle Johannes  Hayır, hayır yapma!

 – Hayır!

 – Hayır!

 Beni duyuyor musun?

 Dinle beni.

 Onun yerine beni al.

 Onun yerine beni al Johannes.

 Onun yerine beni al.

 Samuel.

 Hiç tanımadığın insanları kurtarıyorsan tabii ki imanın var.

 Samuel.

 Senin kadar imanı olan hiç kimseyle karşılaşmadım.

 Johannes, Johannes.

 Yalnızca küçük bir çocuk o.

 – Hiçbir şey yapmadı.

 – Öyle mi?

 Yalnızca küçük bir çocuk demek.

 Peki neden kimse ona yardım etmiyor?

 Çocuğun yerine beni al.

 Johannes onun yerine beni al.

 Samuel bana bak.

 Samuel!

 Hayır, hayır yapma!

 Johannes.

 Johannes!

 Johannes!

 Beni al!

 Beni durdurabilmen için Tanrı’nın seni çok güçlendirmesini ister miydin?

 – Johannes çıkar onu.

 – Sanırım bu günü hep hatırlayacaksın.

 Çıkar çocuğu, beni dinle.

 Buradaydın ama bu hiçbir şeyi değiştiremedi.

 Tanrı ise asla gelmedi.

 Johannes ne yapıyorsun?

 Johannes!

 Sakın yapma.

 Kızın yerine beni al.

 – Şimdi şunu al ve  – Johannes.

  sonra da intikamını al.

 O zaman sen de O’na ait olacaksın.

 Özgür kalacaksın.

 Bıçakla beni.

 Bıçakla beni de özgür kal.

 Beni hayal kırıklığına uğrattın.

 Artık gördün işte.

 Yaşaman gerek.

 -Suyun üzerinde bir ev görüyorum.

 -Esad helikopteri indirip Carl’ı ve çocukları bul.

 -Sahile iniyorum Esad.

 Magdalena.

 Magdalena!

 Yardım et bana.

 Şu ipleri kesmek için oradan bir şeyler bul.

 Hadi, hadi, hadi!

**

 Hayatı çok kısa olsa da ondan çok değerli bir şey aldınız.

 Hayatını devam ettirmeli ve abinin Tanrı’yla birlikte olduğuna inanmalısın Trygve.

 Tıpkı bizim de Tanrı’yla olduğumuz gibi.

 Tanrı ölümün sınırlarının ötesine ulaşan canlılar ve ölüler arasındaki mükemmel ahengi yaratan hayatın ölümden güçlü olduğu umudunu bize verendir.

 Amin.

 -Güzeldir dünya

Azizdir Tanrı’nın cenneti

Latiftir seyyahların ruhları

Geçip

Büyük krallıklarından dünyanın

Gireceğiz cennete

İlahilerle

Devirler gelecek

Devirler geçecek

İzleyecek nesiller

Nesilleri

Susmayacak asla

Cennetten gelen o ses

Mutlu şarkısında

Seyyah ruhların

Şarkı söyleyecek melekler

Tarlalardaki çobanlara önce

Ruhtan ruha dökülecek

Şu muhteşem kelimeler

Dolsun huzur dünyaya

**

 Şu çocuklara bakıp hep şöyle düşünürdüm “Bir avuç aptal!”.

 Her şeyi hayal ederler.

 Hiçbir şeyden haberleri yok.

 Kim bilir bunun zararı yoktur belki.

BAŞA DÖN

 

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s