Requiem -AĞIT (2006)[  ölülerin ruhu için dua, ölü ayini ilahisi]

 

Süre: 93 dk     

Yönetmen: Hans-Christian Schmid   

Senaryo: Bernd Lange 

Ülke: Almanya

Tür: Dram

Vizyon Tarihi: 17 Şubat 2006 (Almanya)

Dil: Almanca

Web Sitesi: Océan Films [fr]

Çekim Yeri: Gomaringen, Baden-Württemberg, Germany

Oyuncular: Sandra Hüller,    Burghart Klaußner,    Imogen Kogge,    Anna Blomeier,    Nicholas Reinke

Özet

1970’lerin başlarında Tübingen ve civarı. Genç Michaela (Sandra Hüller) üniversite eğitimine başlamak üzere katı katolik ailesinin yanından ayrılır. Küçük burjuva çevresini geride bırakmanın mutluluğu ile, yeni kavuştuğu özgürlüğün keyfini çıkarmaya başlar ve üniversitede Hanna (Anna Blomeier) ve Stefan (Nicholas Reinke) ile hemen arkadaşlık kurar. Fakat geçmişi Michaela’nin peşini bırakmaz; tedavi görmesine rağmen sara krizleri ve kabuslarla boğuşmaktadır. Sesler duyar ve kötü ruhların etkisi altında olduğuna inanır. Çaresizlik içinde, genç bir rahibin himayesi altına girer ve sonunda bir şeytan çıkarma ayinine katılmaya razı olur. Fakat kızı kurtaramazlar.

Not:

Filmde rahiplerin şeytan ve cin çıkarma konusunda aciz kalmalarının sebebi, usul üzerinde hata yapmalarıdır. Şeytan/cin tedavi yapan kişiye karşı durum alır. Eğer okuyan kişi inanç yönünden zayıfsa yani hangi dinden olursa olsun o dinde gerçek iman sahibi değilse şeytan ona itibar etmez. İstedikleri kadar dua okusunlar hiçbir menfaati yoktur. Bu nedenle imanın kalpteki kuvvet kurtuluş sebebidir. Başka rahiplerden yardım almaları gerekirken önemsiz durmalarıdır.

Filmden

Epilepsi mi?

 – Demek bu yüzden okulu bıraktın.

 – Bıktım usandım Hanna.

 – Burada tanıdığın doktor var mı?

 – Boş ver gitsin.

 Kaç doktora gittim, biliyor musun?

 Hiçbiri çözüm bulamadı.

 Beni bırakarak teşhis koymuş oldular.

 İşe yarıyorlar mı diye her yolu denerler.

 Sonra da sana hap verirler.

 Her seferinde yeni bir tane.

 Sonra da yeni yan etkiler çıkar ve onlara karşı haplar da alırsın.

 Hasta olduğunu kabullen.

 Çok tehlikeli Michaela!

– Sır saklamana gerek yok.

 – Utanıyorum ama.

 Bana söyleyebilirdin.

 Kimseye söylemeyeceğine söz ver.

 Ailem bayıldığımı öğrenirse işim biter.

**

Dilini mi yuttun?

 Delirdiğimi söyleyeceksiniz ama sizden başka kimse anlayamaz.

 Bir şey anlayacaksam, önce konuşman gerek.

 St. Carlo’da gecenin bir yarısı uyandığımda tespihe dokunamadım.

 Uğraştım ama bir şey bana engel oluyordu; sanki artık kendimde değilmişim gibi.

 Dün gece de oldu.

 Bazı korkunç simalar ve sesler pis bir kaltak olduğumu söyledi.

 Neler yaşadığımı tahmin bile edemezsiniz.

 Bir anda ortaya çıkıyorlar.

 Her yerdeler gözlerimi kapatıp saklanmaya çalışıyorum ama hiçbir şeyin yardımı dokunmuyor bana bağırıyorlar! Kaltağın biri olduğunu ve tespihe dokunmaman gerektiğini mi söylüyorlar?

 – Dalga geçmeyin.

 – Tespih yanında mı?

 Dükkandan alınmış sıradan bir hediyelik eşya.

 Niye bana inanmıyorsunuz?

 Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu?

 Simalar ve sesler! Neyden bahsediyorsun?

 Şeytan’dan mı?

 Onun ve Tanrı’nın varlığına inanıyoruz tabii ama buna dair semboller ve eğilimimizin örnekleri vardır.

 Mantıksız şeyler değil.

 – Ama Peder Landauer  

– Bir avuç deli saçmasından ibaret! Düpedüz hayal ürünü! Bir psikoloğa söylenecek şeyler.

 Korktuğunuz için sinirlisiniz.

 Yalan söylemediğimin ve uydurmadığımın farkındasınız çünkü.

 Daha yeni okula başladın.

 Nihayet buradan uzaktasın.

 Neyin peşindesin?

 Kendi yolundan sapma.

 Bu şeyleri görmeme sebep oluyorsa, o yol nereye çıkıyor peki?

 Bana yardım edebileceğinizi düşünmüştüm.

**

Tıpkı dünkü ayinde olduğu gibi.

 50 kişi bile toplayamadık.

 – Yine de ben senin için duamı ettim.

 – Pek işe yaradığı söylenemez.

 Yaptıklarımın hepsi hataydı.

 Dua etmeye ve iyi bir öğrenci olmaya çalışıyorum ama her seferinde beni buluyorlar.

 Hatta annemin bana hediye ettiği tespihi bile parçaladım.

 Azize Katerina‘nın çekmiş olduğu ızdırabı artık anlıyorum.

 Azize Katerina, evet.

 Kendisi pek çok imtihandan geçmek zorunda kalmıştı.

 Ancak son ana kadar Tanrı’yla olan bağlarını koparmadı.

 Bunları yaşadığı için Tanrı tarafından seçilmişti.

 Belki de Tanrı beni terk etmiştir.

 – Umurunda bile değilimdir.

 – O bizim için çarmıhta canını verdi.

 Bu fedakârlığından kimse ayrı tutulamaz.

 Buna sen de dahilsin.

 Ancak kötülüğün baskın olduğu bir dönemde yaşıyoruz hep daim dizginleri ele geçirmeye çalışıyor.

 Peki neden ben?

 Neden bunları yaşıyorum?

 Kimseye bir zararım olmadı! Üniversiteye başladım.

 İyilik yapmaya çabalıyorum.

 – Ama Tanrı üzerime şeytanlar gönderiyor.

 – Çünkü sen özelsin.

 Tanrı’nın varlığını kabul etmeyen bu dünyaya gösterdiğin hassasiyet çok güçlü.

 Dua edelim.

 Geçen sefer işe yaramıştı.

 İstemiyorum! Duaların hiçbir yararı olmuyor.

 Dua etmek istediğim zamanlar bana musallat oluyorlar.

 Neden Tanrı benim mutlu olmamı istemiyor?

 – Beni cezalandırıyor mu yoksa?

 – Tanrı kimseyi cezalandırmaz.

 Yalnızca en sevdiği kullarını imtihana tabi tutar.

 Sen de biliyorsun.

 Bunu bir imtihan olarak görmem gerek aksi hâlde ben de umutsuzluğa kapılacağım.

 Tek yaptığınız saçmalamak.

 Bu yere tıkılıp kalmışsınız ve devamlı Tanrı’nın bizden uzaklaştığından Tanrı’nın varlığının kabul edilmediğinden yakınıyorsunuz.

 Eğer dua etmek metanetli olmanızı sağlıyorsa neden sürekli yakınıp duruyorsunuz?

 Neden bu konuda kılınızı kıpırdatmıyorsunuz?

 Hoşça kalın.

**

Hayatıma çeki düzen vermem gerektiğini söylemiştin.

 Kendi hayatımın ne durumda olduğunu dahi bilmiyorum.

 Sesler duyuyorum Hanna.

 – Ne?

 – Nasıl bir şey olduğunu tahmin edemezsin.

 İyiden iyiye kendimi kaybediyorum.

 Her şey parmaklarımın arasından kayıp gidiyor sanki.

 Hayat enerjim çekiliyor adeta.

 – Neler söylüyorsun böyle Michaela?

 – Şimdi gidemezsin.

 Bana neler olacağını kestiremiyorum.

Çok korkuyorum.

 İlaçlarını kullanırken içki içme.

 Belki de bir psikiyatriste görünmelisindir.

 Dursana! Michaela! Hamburg’a gitmek üzereyken bana böyle bir şeyi söyleyemezsin.

 Sana inanıyorum ama sen de bana inanmalısın! Çekil git başımdan! Senden de, doktorlardan da usandım!

**

Rahibin söylediğine göre bir çeşit bunalım geçiriyormuş.

 Hep kendinde olmuyor, ele geçirilmenin etkisi.

 Michaela.

 Umarım ayağın uğurlu gelir de sana uyanır.

 Rahip saat 4:30’da gelecek.

 Michaela.

 Nereden çıktın böyle?

 Tübingen’da durumlar nasıl?

 Sensiz çekilecek gibi değil.

 Saat kaç?

 Peder Borchert gelecekti.

 Seni dışarı çıkarmak istiyorum.

 Yalnızca ikimiz.

 Biraz temiz hava alalım, olur mu?

 – Ne yapıyorsunuz?

 – Arabamla biraz dolaşacağız.

 – Hadi.

 – Çok uzun sürmez.

 – Buraya daha önce gelmiş miydin?

 – Hayır, çok güzelmiş.

 Baksana tarlalar, yorgana benziyorlar.

 – İyi misin?

 – Evet.

 Buraya çok sık gelirdim.

 Seni buradan alıp götürmemi istemiyorsun değil mi?

 Tübingen, biz hiçbirisi umurunda değil.

 Tüm mesele, buradaki deliliklerinde.

 Daha ne kadar böyle devam edebilirsin?

 – Hepsini içimden atana kadar.

 – Kes şunu! “Onları” asla içinden atamayacaksın çünkü orada hiçbir şey yok senden başka.

 Sadece sen varsın.

 Eğer attıkları şey kendi benliğinse, ne olacak?

 – Beni eve götür.

 – Olmaz.

 Her şeyin bir sebebi var.

 Çektiğim bu acılar, daha yüce bir amaç içindi.

 – Tıpkı Azize Katerina gibi.

 – Ne biçim bir mazeret bu?

 Kendine gel Michaela.

 Sen böyle biri değilsin! Tanrı’nın senin için neler planladığını bilemezsin.

 Kendi yolumda ilerlemeye devam etmeliyim.

 Şimdi beni götürür müsün?

 Gerçekleştirilen onlarca şeytan çıkarma ayininin sonrasında   Michaela Klingler ailesinin evinde aşırı yorgunluktan hayatını kaybetmiştir.

**

Azize Katerina

İskenderiye’de doğmuş ve küçüklüğünden itibaren kendini eğitime adamış güzel bir kızdır. Okuduğu kitaplardan Hıristiyanlığı öğrenmiş ve Meryem Ana’nın bir gün kendisine gözükmesiyle Hristiyanlığı kabul etmiştir.

O dönemde imparator Maximinus, tehdit olarak gördüğü Hıristiyanları öldürtmekteydi. Bu durum karşısında imparatorun karşısına çıkan azize Katerina, bilgisi ve yaptığı mantıklı savunma ile imparatoru etkilemeyi başarır, ancak fikirlerini değiştiremez. İmparator azize Katerina’i sarayda alıkoyar ve dönemin bilgin ve filozoflarından oluşan danışmanlarına bütün bilgi ve yeteneklerini kullanarak azize Katerina’i Hıristiyanlıktan vazgeçirmelerini emreder.

Ancak Katerina, bütün danışmanları tartışmalarda alt eder ve sonuçta danışmanlar Hıristiyanlığı kabul eder. Bunun üzerine öfkelenen imparator danışmanlarını öldürtürken Katerina’yı zindana attırır. Bu olaylardan etkilenen kraliçe Katerina’yı zindanda ziyaret eder, ve uzun bir konuşmanın ardından o da Hıristiyan olur.

Kraliçenin de Hıristyan olmasının ardından daha pek çok kişi Hıristiyanlığı kabul etmeye başlar. Bunun üzerine imparator azize Katerina’nın büyük bir dikenli tekerleğe bağlanmasını ve ezilerek öldürülmesini emreder. Ancak Katerina tekerleğe bağlanırken tekerlek parçalanır ve fırlayan parçalar imparatorun askerlerini öldürür.

Bunun üzerine imparator Maximinus, Katerina’in kafasını uçurtturur. Azize Katerina’nın vücudunu iki tane melek Sina dağına taşır ve daha sonra burada adına bir manastır ve kilise kurulur.

Erişim: http://www.hristiyanforum.com/forum/showthread.php?t=340766

Azize Katerina’nın Gizemli Evliliği “The Mystical Marriage of Saint Catherine” – Veronese

Önemli Hristiyan azizlerinden biri olan Azize Katerina, 4. yüzyılda Roma İmparatorluğu sınırları içinde yer alan Mısır’ın İskenderiye şehrinde dünyaya gelmiştir. İskenderiyeli Katerina (St. Catherine of Alexandria) olarak anılan azize Roma Mısır Valisi’nin kızı olması sebebiyle bir prenses kimliği taşımaktadır. Hristiyan inanışını benimseyen ve yüzlerce başka insanı Hristiyanlığa taşıyan Katerina, Romalılar tarafından keşfedildikten sonra ölüm cezasına çarptırılmıştır. Antik çağdan kalma bir yöntemle büyükçe bir at arabası tekerleğine bağlanıp kolları, bacakları ve gövdesine vurularak kemiklerinin kırılması suretiyle (bknz. “Breaking Wheel”) idam edilmesine karar verilir. Fakat, azize tekerleğe bağlanacağında vücudu tekerleğe dokuduğu anda mucizevi şekilde tekerler kırılır. Daha sonra azize kılıçla başı kesilerek idam edilir. Dolayısıyla Azize Katerina şehitliğine gönderme yapma amacıyla kırık bir tekerlekle veya bir kılıçla temsil edilir.

Veronese’nin söz konusu eserinde Katerina’yı temsil eden bu klasik sembollere rastlanmaz. Çünkü ressam eserinde Katerina’yı temsil eden bir başka olayı yansıtmaya çalışmıştır. Romalılar tarafından yakalanan Katerina idam kararı öncesinde uzun süre zindanlarda işkencelere maruz kalmıştır. Fakat, bu işkencelerle dininden vazgeçmeyince, İmparator Maxentius ona evlenme teklif ederek sahip olmaya çalışmıştır. Fakat, Azize, İmparator’a kendisinin İsa ile evli olduğunu ve bekaretini İsa’ya adadığını açıklayarak bu teklifi reddetmiş ve idama edilmekten çekinmemiştir.

Söz konusu eserde Azize’nin bebek İsa ile yaptığı evliliğin betimlenmesi görülür. Süslü mermer basamaklarla ulaşılan ve Yunan kolonları arasında yer alan bir tahtta Meryem ve kucağında bebek İsa’nın oturduğu görülür. Azize Katerina merdivenlerin üzerinde eğilerek İsa’ya yaklaşmış ve elini uzatmıştır. Bebek İsa’nın azizenin parmağına bir evlilik yüzüğü geçirmekte ve bu şekilde de azize ile sembolik bir evlilik bağı kurmaktadır. Azize Katerina ihtişamlı elbisesi, pelerini, takıları ve prenses kimliğini ortaya koyan tacı ile görkemli bir görünüm çizer. Öte yandan Meryem klasik betimlemelere uygun biçimde kırmızı-mavi tonlardaki elbise ve harmanisiyle bir o kadar sade ve doğal görünmektedir.

Bu üçlünün çevresindeki diğer tüm figürler bu gizemli ve kutsal evliliği kutlamak için bir araya gelmiş meleklerden oluşur. Sol öndekiler müzik aletleri ve inceledikleri ilahi kitabı ile görülürken, sağ kısımdakiler Azize’ye yardımcı olmaktadırlar.

Sahnenin üst kısmında yer alan bebek melekler gökten Meryem için bir taç indirirken, Azize Katerina için ise şehitlik simgesi olan bir palmiye dalı getirmektedirler. Aşağıda bir başka meleğin yukarı doğru ellerini açtığı ve bu göksel hediyeleri kabul etmeye hazırlandığı görülür.

Venedik Rönesansı’nın görsel zenginliğinin en üst noktaya ulaştığı eserlerden biri olan Veronese’nin yapıtı, Venedik Rönesansı’nın göz kamaştırıcı özelliklerini bütünüyle içinde barındırır. Mermer kolon ve merdivenlerin ayrıntılı işlemeleri ve kolonları saran desenli kumaşlar, mermerin keskin çizgilerini ve katı yapısını kırar. Figürlerin üzerindeki özenle resmedilmiş desenli giysiler esere yumuşak ve incelikli bir hava katar ve Venedik Rönesansı’nın temel özelliği olan dokuların ve desenlerin ayrıntılı resmedilmesini ortaya koyar. Altın-gri renkli bulutlar ve uçuşan melekler eserde sıradışı bir ilahi atmosfer yaratır ve seyirciyi gizemli bir ortama sokup gerçeklikten uzaklaştırır.

Aslında Kudüs’te geçmesi beklenen olay Veronese’nin yerel coğrafyası olan Venedik’ten bir sarayda geçiyor gbi yansıtılmıştır. Veronese dehasını kullanarak kutsal bir konuyu bir görsel şölene çevirmeyi ve seyirciyi büyülemeyi başarır.

Konum: Accademia Galerisi “Gallerie dell’Accademia”, Venedik

Tarih: 1575

Erşim: http://sanatabasla.blogspot.com/2015/07/azize-katerinann-gizemli-evliligi.html

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

yorumda sahte e-posta yazanlara cevap verilmez.

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s