MEVLÂNA NUREDDİN ABDURRAHMAN CAMÎ kuddise sırruhu’l-âlî den SEÇME ŞİİRLER

 

Gazel: 1

Cihanda ne varsa hepsi vehim ve hayaldir.

Her şey aynadaki akisler veya gölgeler gibidir.

Hidayet güneşi hayallerin gölgesinde parladı.

Sapkınlık çölünde yolunu şaşırma;

Adem kimdir?

Ebedî Tanrı ışığının yankısı, alem nedir?

Tükenmez denizin dalgası.

Bu yankı ile dalgayı o ışık ile denizin kendisi farzet.

Burada ikilik yer bulmaz.

Aşk yolcularına bak!

Birinin hali nasıl ötekine uymuyor.

Biri, varlığın bütün zerrelerinde parlak ve sönmez bir güneş görüyor.

Öteki varlık aynasından alemin üstü kapalı güzelliklerini seyrediyor.

Bir başkası da her ikisini birden görebiliyor.

Daha başkası bunları perdesiz ve engelsiz temaşaya koyulmuş.

Bahtiyar o aşıktır ki, aşk sultaniyle birlikte vuslatın son menzillerine doğru yol almıştır.

Sevgilisine:     

Ey gül yanaklı gel,o şirin dudağınla bana tatlı tatlı anlat der ve onun fitnelerle dolu oynak zülüfleriyle cilveleşir.

Siyah pırlanta benlerini koklamak için yalvarır.

Deniz kıyısından başka içindeki incileri dışarı atan bir dudak (sırları açıklıyan bir ağız) bilmiyorum.

Yansı ışıktan nasıl ayrılabilir?

Dalga, denizden nasıl uzaklaşır?

 Cihandaki karanlık, bana o zülfün gölgesi gibi geliyor.

Sevgilinin yanağındaki (ben) de bana Tanrı zatının noktası gibi görünmekte.

Camî:   Bu dedikodular daha ne kadar sürecek?

Sesini kes!

Boş sözden ne çıkar?

İnsana hal ehli olmak gerek İçinde cevherin varsa sedef gibi ağzını, kulağını tıka da hakikat denizinin derinliklerine yerleş.

 

Gazel: II

 

Henüz ne üzüm asmasından bir eser, ne de asma dikenlerden bir nişan yokken biz bu meyhanede tortu içiyorduk.

Harabatta oturanlardan ne nişan arıyorsun?

Kendinden geçmiş zavallıların artık adı sanı kalır mı?

Ay çehreli güzellerin her birinde başka bir özellik vardır.

Fakat o canlarda yaşıyan güzelin naz ve cilvedeki şöhreti bütün güzellerden daha üstündür.

Hele bizim gibi gönülsüz kalmışları okşamak için eteklerini beline vurarak diyar diyar dolaşan güzellere can feda.

Ey gönül!

 Meyhane yolunda toprak olsam da ne mutlu!

Ola ki o sarhoş bir gün bu taraftan geçer de üzerimize birkaç damla serper.

Ey öğütçü!

 

Aşk nüktesini taklid yoluyla anlatma.

Önce bu aşk şarabının tadına sen bak da sonra başkalarına tattır.

(Camı).Şu riya hırkasını at:        Çünkü dost elden ayaktan düşmüşlerle, rind meşreblilerle düşer kalkar.

 

Gazel: III

Dünya varlıklarıyla daha ne kadar boş yere üzülüp duracaksın?

 Her şeyden yüz çevir de Tanrı’ya yönel ki, rahat yaşsıyasın.

Gece gündüz gözünün önünde başlangıcı olmayan engin bir deniz dalgalanıyor.

Yaratıkların pisliklerine bulaşırsan kendine yazık edersin.

Uykuyu bırak ki diri gönüllülerin derneğinde bir şey görebilirsen bari ayık gözle göresin.

Sahte bakırla ne uğraşıyorsun?

 İksir ara!

 

Onu hiyle ile altın suyuna batırsan bile ne çıkar ki?

Efendi!

 

Bu karanlık mağarada bahtiyarlık arama.

Göz açıp yumuncaya kadar ayaklar altında kalacaksın.

Gökteki ay gibi varlığını küçültmeye çalış.

Küçüldükçe şüphesiz kendini büyültmüş olursun.

Camî, Dünya varlıklarına sevinmek, yokluğa tasalanmak huyları sende varken (Fakr) denilen yüce mertebeden bir korku duymayacaksın.

Gazel: IV

Yeter ki dertli canımda, uykusuz gözlerimde Sen varsın.

Uzaklarda beliren her hayal bana Seni hatırlatıyor.

Canı ile oynamaktan bıkmıyan bir aşık varsa Ben’im.

Kanımı döktüğü halde cefasından baş çevirmediğim bir güzel varsa Sen’sin.

Gönlüm yaslarla dolmuş ne çıkar?

 Onu okşayacak Sen değil- misin?

 Gam yüzünden ne düşkünlüklere uğradım.

Fakat ey Sevgili!

dert ortağım Sen olduktan sonra ne gam çekeyim.

Sen karanlık gecelerime aydınlık saçan bir ay olduğun için gündüz, sanki o loş gecelerimden ışık toplayan bir dilencidir.

Tanrım!

 

Şu gamlı gecelerde kiminle dertleşeyim?

 Benim sabrımın az, kederimin çok olduğunu bilen ancak Sen’sin.

Vuslat pazarında beni beş paraya almıyorsun.

Amma bendeki övünmeye bak ki hâlâ tek alıcınım Sen’sin diyorum.

Cami, ben senin yârınım demişsin !

Başka sevgili arama!

Eğer yârım Sen isen, kim bilir daha ne kadar yârsız kalacağım.

Gazel: V

Gecem de günlüm gibi Hummalar içinde âhımdan göklerde yıldızlar tutuşur.

Gönül ateşinden vücudum öyle alevlenmiş ki, üstümdeki elbisenin tutuşup yanmasından korkuyorum.

Ateşten Yakut u andıran bir dudağın var ki, ne zaman öpmek hayaline kapılsam dudaklarımı yakacak sanırım.

Ayrılık günü için bu yanıp yakılmalarım gönül çerağını bütün gece söndüremeyeceğim içindir.

Ey rüzgar; küllerimi sevgilimin yollarından süpür !

Olmaya ki kıvılcımlarım atının tırnaklarını tutuştursun.

Ham rakibin henüz pişkinlikten haberi yok.

Yarabbi Onun katı kalbli feryadlarımızla yansın!

Bir kere hasretinin ateşi (Camî) yi sardı mı şüphe yok ki onun bütün varlık sermayesini küle çevirir.

Gazel: VI

Gök kubbeyi tersine dönmüş bir kadeh farzet.

Yüzü koyu dönmüş bir kadeh içinde neş’e şarabı aramak aptallıktır.

Cahil, dünya kazancına Devlet adını verir.

Çocuğunu şişmiş görünce semizlemiş sanır.

Dünya hiç kimsenin boyuna göre beka kumaşından elbise dikmedi.

Ömür pek süslü bir elbisedir ama tek kusuru kısalığıdır.

Meyvalı ağaçlar, alçakların taşından kurtulamaz.

Ne bahtiyardır o eli boşlar ki yüce serviler gibi daima taşlanmaktan uzak kalırlar.

Yol çok dar, gece karanlık, hırsızlar pusuda (böyle şartlar içinde) klavuzsuz yola çıkmak yolsuzluk, ahmaklık alâmetidir.

Ey bahçıvan!

tehlikelerle dolu olan bu bağda hoş geçinmek ümidini besliyorsan fidanlar gibi budanmak ve sökülüp dikilmek acılarına katlanmaya bak.

Her kim bu yolda Cami gibi benlik, senlik dâvasından vazgeçmişse görünüşte henüz toy olsa bile hakikatte ergin sayılır.

Gazel: VII

Yarabbi!

şu iddiacı şeyhlere İnsaf ver de tortu İçen zavallı rind’lere hor bakmasınlar.

Onlar sanıyorlar ki; Şeriat, gönül sahiplerini incitmektir.

Bu maksatla da rasgeleni azarlamak yolunu tutmuşlar.

Gönül, hakikat hazinesinin kilidi Şeriat İse onun anahtarıdır.

Esrar incileri ancak o hazineden çıkarılabilir.

Şeriat anahtarını kendi İsteğine göre çevirmek istiyenlere gönül kapısı değil ancak musibet kapısı açılır.

Tarikat yolunda gidenleri inkâr edenlerin irfandan payları yoktur.

Bu inkârın sebebi de onların yaratılışlarındaki cehaletten başka bir şey değildir.

Attar’ın sözlerinden âlemi aşk kokusu sardı.

Hoca nezleli olduğu için Attar’ı inkâr eder.

 

Ey Cami: Vahdet sırrı Mantıkuttayr kitabında gizlidir.

Ağzını kapa!

Bu sözü bir tek (Süleyman) dan başka kimse anlıyamaz.

Gazel: VIII

Ayna ol da sevgilinin yanağını aynada seyret.

Ondan haber sormakla yetinme, çünkü işitmek görmek gibi değildir.

Yüzünü görebilir miyim?

 diye sordum.

Nazlanarak cevap verdi: Ayna gibi daima temiz kalbli olursan!

Cihandaki zerreler onun güzelliğinin aynasıdır.

Yanağı her aynada başka bir nakış gösterir.

Ey Sofi: Sen hırka giyiniyorsun.

Bizim gibi Rind’ler de yudum yudum şarap çekiyoruz.

Seninle bizim aramızda yalnız ayrılık var.

Camî, iptidası ve sonu olmıyan bir denizin coşkunluğu içinde.

Artık fani varlıkların dalgasından kendini kurtarmıştır.

Kaynak: Camî Hayatı Ve Eserleri, hzl: Ali Asgar Hikmet-, tercüme: M. Nuri GENCOSMAN (İkinci Basılış) 1963, ANKARA

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s