FAKİR SÖZLERİ (İtlâk Tasavvufundan latifeler) Hasan Lutfi ŞUŞUD Efendim

 

Yoku var ve muhteşem gösterdin,
Yeli gizledin,    tozu    gösterdin.

MEVLÂNÂ kaddese’llâhü sırrahu’l azîz

Önsöz

Bu latifeler sohbet mevzûlarıdırlar. Sâf İslam Tasavvufundan nasibi olanlara mahsus ve insanlıktan uyanacak kimselerin malıdırlar, İtlâk tahassürüne, tahkik iştiyakına erişmişler bunların kadrini bilir.

Alışılmış telâkkilere aykırı görünen cihetleridir bu zevata şevk veren, (Kevn) den çıkma yolunu gösteren.

Akıl ve nakil efsânelerinden henüz bîzâr bulunmayanlara da izahları mümkündür.

İnsanda, yâni (idrâk)’da, hudutsuz uçurulmar vardır, daha ulu hakikatleri de hazm eder: kalbin mührünü (fek) etmek şartıyla.

H.Lutfi ŞUŞUD
İSTANBUL — 1958-Doğan Kardeş Yayınları A. Ş. Basımevi

ITLAK (Kelime Manası)

Salıvermek. Bırakmak. Koyuvermek. Serbest bırakmak. Serbest olup her tarafta bulunmak. Cezadan kurtarmak. * Boşama. Boşanma. Afvetmek.(…Elbette mutlak ve muhit olan o ef’âlde iştirak muhaldir. İmkânı yoktur. Evet, ıtlakın mahiyeti iştirake zıddır. Çünkü, ıtlakın mânası, hatta mütenahi ve maddi ve mahdut bir şeyde dahi olsa, yine istilâkârane ve istiklâldarane etrafa, her yere yayılır, intişar eder. Meselâ: Hava ve ziya ve nur ve hararet, hatta su, ıtlaka mazhar olsalar, her tarafa yayılırlar. Ş.)

 

FAKİR SÖZLER

 Hakâiki bulmayanlar merasimi din edindiler.

***

İtlâk zevki, dîne mal olmayan ayn’ı dîn kimsenin malıdır.

***

Allah’tan konuşan çok, Allah’ı bilen yok.

***

Tasavvuf (adem) ilmidir. İnsan için kurtuluş vardır, insanlıktan ötede.

***

Hep sensin, amma sen sen değilsin.

 ***

Ne kadar yoksan o kadar hâkimsin, ne kadar varsan o kadar mahkûmsun.

***

Cihan kıymetlerine temel bir hatâdır : yokun var zannedilmesi.

***

Benî Âdem yoktur, benî İdrâk vardır.

***

Müşahhasta kalma, mücerrede  eriş.

***

Hilkat muamması (adem)’le hallolur.

***

Bedenin cisimdir diye senedin mi var ?

***

Uyanık insan çok, insanlıktan uyanmış yok.

***

Tok beden mukayyede, aç beden mutlağa çalışır.

***

Bulduğun ile mutmain isen ne âlâ, değilsen aliyyül – âlâ

***

Tahkik, vahdet’i vücûd değil, künh’ü vücûd yoludur.

***

Riyâzetsiz ( kaal )’i ( hâl )’e değişemezsin.

***

Tok gezdiğin gün kendini sâlik sayma.

***

İnsan için mahv’dan başka rahat olmadı.

Mürşîd Röntgen gözlü tâlib ister : nazarı bâtın görsün.

***

Kudreti acizde ara

Serveti fakırda ara

Hayatı ölümde ara

Varlığı yokta  ara.

***

Riyâzât, sâliki Zât ile temasa getirir. Rehberden müstağni kılar.

***

Açlık enbiyâ ekmeğidir, pîrân lokmasıdır.

***

Nübüvvet ucuzdur, (fena) bahalıdır.

***

Fakra erişmeyen çok fakirdir.

***

Okyanus gezen’ ırmağı neylesin, mutlağı bulan mürseli neylesin.

***

Mestîyi ayyaş ne bilir, sekri sen küûldan sor.

***

Âlem «keen lem yekûn» vasıflı bir zuhurdur

***

Kıdem (adem)’dedir : ne ki adîmdir, o kadîmdir.

***

Minnetsİz nimet (Gayb)’tır.

***

Cihan kurnazlıklarını terket ki sana ezel zekâsı verilsin.

***

(Kevn)’den çıkmak en ulu keramettir.

***

Her şey maddedir, amma madde madde değildir.

***

Mevcudat tam (realite)’dir, lâkin (realite) (irreelle)’dir.

***

Malûmat Gayb’a perdedir.

***

Hüznün kadrini bil, inkisarı aziz tut.

***

Nedir suâlin odur kemâlin.

***

Doğarken kaybettin, öldükte bulursun.

***

Cihan bir emr’i gayrı vâkidir.

***

Varlık yaprağını çevir, kitap hatm olur.

***

Cisim, madde görünmüş sırf mânâdır.

O kadar git ki, “sende senlik kalmasın”,

Eşyada şey’iyyet kalmasın,

Allahta Ülûhiyyet kalmasın.

***

Fena yolunda sana mubahı haram ederler, bakaada muhali mümkün kılmak için.

***

Hakikî hayâtı ölümde bulursun.

***

(Suğrâ) idrâktir, (kübrâ) gaybtır : tahkik mantığında.

***

Gafil derin Kevin koması içindedir.

***

Cihanın yegâne zevki zevalidir.

***

Allah uçurumdur, sukut sevenler bulur.

 ***

Cihanda bigâne oi Ledünde yegâne ol Mecliste peymâne ol.

***

Mâhiyyetlere eriş, müşküller biter,

***

Tasavvuf bilmek değil, bitmektir.

***

Tasavvuftur : riyâzât ile, tasavvurdur : rivâyât ile.

***

Kapı kapı dolaşma, muradlar sendedir.

***

Müridlere bak mürşidi anla.

***

Hâriçte arama: dışarda bir şey kalmadı da sen var oldun.

***

Esma ile olmaz, fena ile olur.

***

Teselli tasavvufunu ko, tecelli tasavvufuna git.

***

Her mefhum (fena)’da başka hakikate döner.

***

«Les vingt années de Paganini».

***

Riyâzetsiz beden akordsuz çalgıdır.

***

Ülûhiyyet hakikati fenada başka nâm, başka mâhiyet alır.

***

Tahkike erişen kurtuldu : bugün zulmetten, yarın kulluktan.

***

Hak ma’dûmen mevcûddur, Halk mevcûden ma’dûmdur.

***

«Comme le sculpteur, la douleur vous dégage du bloc.»

***

Beşeriyyetin gitikçe zâtiyyetin gelir.

***

Sevgilerin gafletlerindir.

***

Dünyâ bir negatiftir, ki imkân derler.

***

«L’Humain est un compromis entre l’Etre et le Non-Etre.»

***

Hakikat’ı Âdemiyye : munbasit idrâktir. Hakikat’ı Muhammediyye münkesir idrâktir.

***

Allah’ı bulan her şeyi buldu.

***

Göz verildi, görülmezi göresin diye. Ayak verildi, erilmeze eresin diye.

***

İsti’dâd ve iştiyak pasif rabıtadır, riyazetler aktif rabıtadır. Gayrı rabıtalar vehimdir.

***

Cihan harâblıklarla payidardır.

***

Evvel zaman bir karanlıktır : nûrânî.

Âhır zaman bir aydınlıktır : zulmânî.

***

(lntrinseque) imân arayan, dinlerin menbaına çıkar.

***

Sensiz bir âleme hiç ulaştınmı ?,

Zikre gark ol : ne zâkir ne mezkûr kalınca.

Yemek, yeme : açlık vatan, tokluk gurbet olunca.

İnkisar tut : külliyen kurtulunca.

***

Dipsiz uçuruma düş ki sukutlardan âzâd olasın : ecrâm gibi.

***

Gâh ednâdan söylerler, gâh âlâdan: bize tezâd görünür.

***

Fecre kadar yanan kandil o! : Baka bulasın.

***

Fena, varlığın bittiği yerde başlar.

***

İş, vücûddan vecde gidiştir.

***

Rehber deniz feneridir : hedef değildir, ışığını da gizlemez.

***

Dünyâ serâbdır, zehirli : ibâdâttırpanzehri.

***

Hakikî mürşid ilm’i zâtı’i ilâhîdir.

***

Allah mecburu altın yapraktır : ezilir dağılmaz.,

***

Ey Şems’i Tebriz : ne güneş imişsin ki bir nurun cihana Mevlâ oldu.

***

Edyânı ko, Deyyânı bul.

***

Tahkik yolu geçer :

gâh ibâdâttan, gâh hârâbattan,

***

Şenelmeden gönlün dirilmez.

***

Envâr esrardan mahrum kılar.

***

Bir güneş batar, bin güneş doğar :

zahir akşamında, bâtınlar fecrinde.

***

Kerâmât ile hayran mı edersin, yoksa aşk ile mestân mı edersin ?

***

llm’i mâduma (kodeks) olmaz.

***

Ülûhiyyete sığmamış bir Allah ara.

***

Ruh’u hayvanı : cemâdın ötesi,

Ruh’u izafî : cismin ötesi,

Ruh’u mutlak : vücûdiyyât ötesi.

***

Bulduğun mânidir, henüz bulmadığına.

***

Kâinat bi illettir, bi gayedir.

***

Mürşid âyinedir : kadrini dilber bilir.

***

Mâdûmun mucidi ne demek ?

***

Mükuddesût ademiyâttır.

***

Seni senden öteye götürmektir, rehberin işi.

***

(Nirvana) bir peyâledir, sakisi yok.

***

Açlık ölüyü diriltir, tokluk diriyi öldürür.

 ***

Şeytan besmelede gizlendi.

***

Ne aradın da İslâm’da bulmadın ?

***

Aşk mecazîdir, eşhas arasında ve kul ile Rab arasında kaldıkça.

***

İdrâk, vücûb ile imkânın ittisalidir.

***

Mâhiyetlerden gafletin kadardır, ahkâmda tedbirin.

***

Gafil varlıklarla, kâmil yokluklarla beslenir.

***

Hakk avamın rabbıdır, havassın aslıdır.

Havâss’ül havassın ne rabbıdır, ne aslıdır.

***

Mutlak mebde’dir, her suâlin cevabı.

***

Ademe ermeyen Hakka ermedi.

***

Ne vahdettir, ne kesrettir :

Cem’i ma’al – fark’dır.

***

«Kün» ilm’i zatîden ibarettir.

***

Fena (zıddiyyet’i ayniyye) yapar..

***

Köhne şarâb muhakkik kelâmıdır.

***

Maksûd bestedir, güfte vesile,

Murâd mestidir, kadeh bahane.

 Fenâ’i Tiyh’den tecelli’i Sînâ maksûd,

Rûyâ’i şeeden  Ken’ân ı Gaybmev’ûd.

***

Vâkıf isen sırra, çalışmazsın Cihanı islâha.

***

Fena ehli ateşte hayat bulur, semender gibi.

***

Zikrin âlâsı, en âlâ zikrin dahi gaflet olduğunu bilmektir.

***

Nîl’e atılmayan (Kulzüm)’e hükm edemez.

***

Kâmil iki cihan mültekasıdır.

***

Muvahhid illâ der, muhakkik lâ der.

***

Vücûd keynûnetindir, idrâk aynûnetindir, adem gaybubetindir.

***

Mükevvenât (pour memoire) meblâğ gibidir, muhasebe’i itlâkta.

***

“ – Hakikî ismim nedir ? “

– İzzetin isimsiz olmandır.

***

Dinleri izah edemezsin : menşeleri Gayb sırrıdır.

***

Kadîm eser mukaddestir : “ol var idi sen yoğ iken.”

***

(Enel – Hak) tasavvuf değildir.

***

«Marier deux humains, c’est forcer deux univers á se souffrir.»

***

 Seni yakarsa o san’at eseridir.

***

iyrâs ehli vardır, iysâr ehli vardır.

***

“L’Humain est la rive entre l’infiniment existant et l’infiniment inexistant.”

***

Vukuat gayrı vâki’dir, hâdisât gayrı hadistir.

***

Dinler tasavvuftan geldi, tasavvuf dinlerden değil.

***

Ne ki sen değildir, senin ittılâınâ gelirmi ?

***

Fenâ’dan alan mişkât’ı

Muhammed’den aldı.

***

Muhakkiktir tam (realiste) olan : (illusion)’lardan kurtulmakla

***

Âlem muhteşem bir yalandır.

***

Yokluk vatandır, varlık gurbettir: ulu meşrebi i kimseye.

***

Itlak yolunda Allah-perestlik yoktur.

***

Kâse’i fağfur ol : bir dokun bin dinle, kendi sinenden.

***

“- Qu’est – ce que la vie ?

Une agonie.”

***

(Sevâd’ı â’zam) ulvî heyuladır, (arş’ı muazzam) berzah’ı kübrâdır.

 ***

Diyanet saadettir, siyâset felâkettir.

***

Hilkattan murâd idrâktir.

***

Ahlak bedenî sudûrâttır : ilk adımın neyse son adımın odur.

***

İçinden çıkmadıkça dünya bilinmez.

***

Fakır gibi servet olmaz, açlık gibi gıda olmaz.

***

Izâfi’yi bilemedin, mutlak’a ermeden.

***

Iktisâb mertebeleri :

Taleb, tevessül, tasarruf ve istiğnadır.

***********************

 

HASAN LÜTFİ HAZRETLERİNDEN

– Günahlarımız; doğduğumuz çevreye ve dedelerimizden miras kalan ahlaka (genetik) göre açığa çıkar!.. 

– Buğday tohumu çürümeden başak filizlenir mi? Bedenselliğin deforme olmadan İnsanlığın açığa çıkar mı? 

– “Allah şah damarından yakın” demiş. Daha nasıl desin? Denemez ötesi. Anladın sen o yakınlığı! Anladığın gibi, sus… 

– Tasavvuf; davet edemeyeceğin ilimdir. Alacak istidadı olan gelir bulur verecek olanı. Tebliğle anlatılmaz tasavvuf. 

– “İlim bir nokta idi cahiller çoğalttı” (Hz. Ali kerremallâhü vecheh ve radıya’llâhu anh) Ben de şöyle derim:

“Hakikat çok kolay, çok basitti, onu Arifler zorlaştırdı.

– Şeriate uymak lazımdır. Hakikati ne kadar bilirsen bil, uyacaksın. Uymazsan bela yağmuruna hazır ol. 

– Allah, Kur’an, Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem denince gözleri yaşaran dostların oldu mu? Onlar Sıddikiyetten nasip almıştır. Dikkat et. 

Hakikati kavrama noktasına geldinse elimden kim tutar diye dert etme. O an Ehli, Mıknatıs toplu iğne misali çeker seni!

– “Ölmeden evvel ölen”lerden bahsedilir de “Doğmadan evvel ölen”lerden bahsedilmez. Öyleleri de var alemde! Nasiplisine… 

– İslam’ın doğumu için HİCAZı Altın Çağı için ANADOLU’yu seçmiştir Allah. Ben görmem ama siz göreceksiniz o günleri

{H.L.Şuşud ks- 1903/1988}

Erişim: http://mehmetdogramaci.com/2016/05/deginiler-46/

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

yorumda sahte e-posta yazanlara cevap verilmez.

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s