MERLE TRAVİS-SİXTEEN TONS-16 TON

 

Some people say a man is made outta mud

A poor man’s made outta muscle and blood

Muscle and blood and skin and bones

A mind that’s a-weak and a back that’s strong

You load sixteen tons, what do you get

Another day older and deeper in debt

Saint Peter don’t you call me ’cause I can’t go

I owe my soul to the company store

I was born one mornin’ when the sun didn’t shine

I picked up my shovel and I walked to the mine

I loaded sixteen tons of number nine coal

And the straw boss said “Well, a-bless my soul”

You load sixteen tons, what do you get

Another day older and deeper in debt

Saint Peter don’t you call me ’cause I can’t go

I owe my soul to the company store

I was born one mornin’, it was drizzlin’ rain

Fightin’ and trouble are my middle name

I was raised in the canebrake by an ol’ mama lion

Cain’t no-a high-toned woman make me walk the line

You load sixteen tons, what do you get

Another day older and deeper in debt

Saint Peter don’t you call me ’cause I can’t go

I owe my soul to the company store

If you see me comin’, better step aside

A lotta men didn’t, a lotta men died

One fist of iron, the other of steel

If the right one don’t a-get you

Then the left one will

You load sixteen tons, what do you get

Another day older and deeper in debt

Saint Peter don’t you call me ’cause I can’t go

I owe my soul to the company store

Türkçesi de şu şekilde:

On Altı Ton

Bazı insanlar der ki insan çamurdan yapılmıştır

Zavallı adamcağız kas ve kandan yapılmıştır

Kas ve kan ve deri ve kemikler

Zayıf bir zihin ve kuvvetli bir sırt

On altı ton yüklersin, eline ne geçer

Daha da yaşlanıp daha da borca batarsın

Aziz Peter beni çağırma çünkü gidemem

Ruhum şirkete zimmetli

**

Güneşin ışıldamadığı bir sabah doğdum

Küreğimi alıp madene doğru yürüdüm

9 numara kömürden on altı ton yükledim

Ve patron da dedi ki “vay be”

On altı ton yüklersin, eline ne geçer

Daha da yaşlanıp daha da borca batarsın

Aziz Peter beni çağırma çünkü gidemem

Ruhum şirkete zimmetli

**

Bir sabah doğmuştum, hafif yağmur yağıyordu

Dövüşmek ve bela benim göbek adımdır

Bambu çalılığın da bir anne aslan tarafından yetiştirildim

Hiç bir cırtlak sesli kadın beni hizaya sokamaz

On altı ton yüklersin, eline ne geçer

Daha da yaşlanıp daha da borca batarsın

Aziz Peter beni çağırma çünkü gidemem

Ruhum şirkete zimmetli

**

Eğer beni karşıdan gelirken görürsen kenara çekil

Bir çok adam çekilmedi, bir çok adam öldü

Bir yumruğum demirden, öbürü çelikten

Eğer sağdaki halledemezse

Soldaki halleder

On altı ton yüklersin, eline ne geçer

Daha da yaşlanıp daha da borca batarsın

Aziz Peter beni çağırma çünkü gidemem

Ruhum şirkete zimmetli

FRANKİE LANE-SİXTEEN TONS

JONNY CASH-SİXTEEN TONS

THE NİGHTHAWKS-SİXTEEN TONS

KIZILORDU KOROSU -SİXTEEN TONS

TENNESSEE ERNİE FORD’UN İLK MEŞHUR ETTİĞİ HALİYLE -SİXTEEN TONS

ROCKAPELLA SÖYLÜYOR SİXTEEN TONS

LOS HERMANOS BARRON’DAN DİNLEYELİM: 16 TONELADAS.

ERİC BURDON-SİXTEEN TONS

AŞIK MAHZUNİ ŞERİF KISACA ŞÖYLE ANLATIR: TOPTAN ÖLÜR MADENCİLER.

Kara kuyular derindir,

 Burda kalır madenciler,

 Ücreti bir aferindir,

 Zehir solur madenciler

 Bir de kara yüzleri var,

 Yaşamdan hayli uzak,

 Kömür gibi kadere bak,

 Bilmem n’olur madenciler

Grizu gelir uykuda,

 Nice canlar yuta yuta,

 Biz cennet’te, o uykuda,

 Toptan ölür madenciler

Dile kolay kuyu dibi,

 Salınır gezer sağ gibi,

 Bin senelik maden gibi,

 Fosil olur madenciler

Yeryüzünde sevda güzel,

 Derinlerden selam eder,

 Bu dünyadan kömür gider,

 Duman gelir madenciler

Der Mahzuni kuyu dardır,

 Bize kolay o’na zordur,

 Bir onurlu teri vardır,

 Bunu bilir madenciler.

Şair, Melih Cevdet Anday, büyükşehir orta sınıf genç kızlarının kışın en soğuk günlerinde apartmanlarında tişörtle dolaşabilmesini sağlayan ilerleme düzeyimizi şöyle anlatır:

…Dipte, maviliklerin oynaştığı,

Küçük bir balığın kanadı gibi yalnız,

Umutsuzluğun bir anlamı kalmadığı,

Kumlara gömülmüş ya da kayaya takılmış

Çapanın, gemisini bekleyen çapanın

Altında, toprak başlar ya, sonra da

Maden. Az önce çökmüş madenin altında,

Lamba söndükten sonra yıkılmış tavanın

Ve duvarı tutan kalasın altında

Tek başınaydı yaralı işçi, karanlık

Yok etmiş gözlerini ama

Kendindeydi daha, ufak bir güneş,

Dünyanın en ufak güneşi,

Çocukluk gibi, düşüncesiz kuşlar gibi,

Duydu demir aldığını geminin

Gürültülerle.

Ve yukarda,

Uzak bir göğün altındaydı deniz,

Bulutlar, martılar ve deniz.

 

BAŞA DÖN

 

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s