Westworld (2016–) Dizi 2. BÖLÜM

 

Yönetmen: Jonathan Nolan, Fred Toye           

Senaryo: Lisa Joy, Jonathan Nolan, Michael Crichton  

Ülke:  ABD

Tür: Dram, Gizem, Bilim-Kurgu

Rating: 9.2

Vizyon Tarihi: 01 Ekim 2016 (ABD)

Dil: İngilizce

Müzik: Ramin Djawadi

Nam-ı Diğer: Westworld – Dove tutto è concesso

Oyuncular:     Evan Rachel Wood,    Jeffrey Wright,    Ed HarrisEd Harris,    Thandie Newton,     James Marsden

Çeviri ~ Nehirin & Irmak -twitter: Nehirin_ & Irmak_tt 

Özet


Film konusu hakkında şu bilgiler sitelerde gezinmektedir. Önce bakalım.

Dizi, zengin kesim için oluşturulmuş, Vahşi Batı’daki bir eğlence parkında geçiyor. Dr. Robert Ford (Anthony Hopkins) ve ekibi tarafından kurulan parkta ”ev sahipleri/hosts” şeklinde isimlendirilen robotlar bulunuyor. Yaratılan bu evrende kovboylar, randevu evinde çalışan kadınlar, çiftlik sahipleri ve aileleri, hatta kanun kaçaklarıyla Vahşi Batı canlandırılıyor. ”Yeni gelenler/newcomers” olarak adlandırılan müşteriler ise para karşılığında bu oyuna dahil oluyor.

Ancak bazen de evdeki hesap çarşıya uymuyor  ve robotların programları karışıyor. Bu durumda da eğlence parkını kuran ekip onları tekrar programlamak için merkeze çekiyor. Yeniden programlanan robot, Vahşi Batı’daki eğlence parkına geri dönüyor. Buna karşın, bazen de senaryodaki rolü değiştiriliyor. Mesela, önceden profesör iken yeni senaryoda şerif, çiftlik sahibi, barmen olabiliyor. Oyun bu şekilde sürüp gidiyor.

Kasabanın Polyanna’sı Dolores Abernathy ise dizinin bir başka baş karakteri. Evan Rachel Wood tarafından canlandırılan karakter, dizinin sert havasını başarıyla kırıyor. Dolores, son derece optimistik, kırlarda resim yapan, iyi kalpli bir kız. Hiçbir canlıya zarar vermeyen Dolores, bu nedenle bol bol kan dökülen eğlence parkında sürekli tehlikede. İlk bölüm boyunca sevgilisi Teddy (James Marsden) ile ayrılıp ayrılıp kavuşan Dolores, onu sürekli yeniden buluyor. Bu da işe traji komik bir hava katıyor.

http://sinekafe.com/westworld-gercekten-yilin-dizisi-mi/

Film hakkında bizim düşüncemiz, temelde reenkarnasyonun işlendiği ve kaderi planda tanrının yerine oturtulan  Dr. Robert Ford (Anthony Hopkins),  ”ev sahipleri/hosts” ve ”Yeni gelenler/newcomers” ile melekler ve insanlar arası ilişkiler işlenirken, parelel boyutta Dolores’in bir konserve kutusu olayını tekrar yaşayarak başa dönmeler; kaderin değişimi eski sürümlerin yeni sürüm programlar ile değiştirilmesi ile olaylara yön verilmesi ile dünya hayatı sorgulanıyor. Film alt planda varoluş felsefesi, evrim üzerine hikaye dönüp dolaşıyor. Bütün olaylar misal aleminden dünyevi hayata geçişte hayal ve gerçek sorgulanıyor. Neyin gerçek hayal olduğunda kafa karışırken, hayatımızda bazı değişiklilerin olabilme ihtimallerini de öne çıkarırken olması gerekenler için yorum yapmayı izleyene sürekli yaptırmaktadır

SEZON 1

2.Bölüm

Dikkat çeken replikler karartılmıştır.

Kestane: Yeniliğin Tohumlarını Yetiştirmek

Aç gözlerini Dolores.

  Anımsıyor musun?

  Varmak üzereyiz.

 Bardağınızı alabilir miyim?

  Şu anda varış terminaline yanaşılıyor.

 – Gittiğimiz yerde bu kız ancak iki eder.

 – Şu an puştluk yapıyorsun.

 Hayır, kendim oluyorum.

 Ki yolculuğun bütün amacı da buydu.

 Gerçekte olduğun kişi gergin bir puşt değilse bile başka biri olmaktan çekinme.

 – Hadi be.

 – İşte ruh bu! Ne demiştim sana?

 İyi eğlenceler, kendine dikkat et.

 – Yok artık.

 – Ne?

 Sanki kız kardeşim buradayken payına düşen kovboyları becermedi de!

– William olmalısın.

 Batı Dünyası’na hoş geldin.

 – Teşekkürler.

 İlk ziyaretin olduğu dikkate alınınca kişisel birkaç sorum var.

 Mevcut herhangi bir sağlık sorunun var mı?

 – Hayır, bildiğim kadarıyla yok.

 – Kalp sorunları?

 – Yok.

 Herhangi bir akıl sağlığı, depresyon ya da panik atak geçmişi var mı?

 Yalnızca küçük bir palyaço korkusu.

 – Şaka yapıyorum.

 – Sıklıkla sosyal anksiyete yaşar mısın?

 Bu tam olarak ne için acaba?

 Baş edebileceğinden daha fazlasını sana vermeyeceğimize emin olmak için.

 – Burada zarar göremeyeceğini sanıyordum.

 – Yalnızca doğru miktarda.

 Buradaki tek sınır hayal gücündür.

 Parkın ortasında başlarsın.

 Basit ve güvenlidir.

 Macera ne kadar fazla olursa, deneyim de o kadar yoğun olur.

 Ne kadar ileri gitmek istediğin tamamen sana bağlı.

 Peki, bu nasıl işliyor?

 Yönlendirme falan var mı?

 Yönlendirme de, el kitabı da yok.

 Nasıl işlediğini anlamak eğlencenin yarısı.

 Tek yapman gereken buradan başlayarak seçimler yapmak.

 Her şey kişiye özel yapılmış ve tam senin ölçünde.

 – Sormak istiyorsun  o yüzden sor.

 – Sen gerçek misin?

 Ayırt edemiyorsan, önemi var mı?

 – Bunlar gerçek mi?

 – Yeterince gerçek.

 Öldürmemen gereken kimseyi öldüremezsin.

 Hoşuna giden bir şey var mı?

 – Soyunma odası ya da bornoz var mı?

 – Elbette.

 Yardımcı olabilirim.

 – Ya da istersen dışarı da çıkabilirim.

 – Çoğu insan ne yapar?

 Çoğu insan ne yapardı diye endişe etmene gerek yok.

 – Anlıyorum.

 – Gerçekten anlıyor musun William?

 Tüm ev sahiplerimiz sizin için var.

 Ben de dahil.

 İstersen bir süre burada kalabiliriz.

 Ne kadar istersen.

 Teşekkür ederim ama arkadaşlarımı bekletmek istemem.

 Elbette.

 Acele etme.

 Ortaya çıkan yeni hikâye için kurgu ne durumda?

 Buna da vakit ayıracağım.

 Abernathy’deki bozulmanın bulduğu fotoğraf tarafından tetiklendiğini düşünmüştük.

 Bulabildiğim her uyumsuz bölümü inceledim.

 Reaksiyon dolaysız, her seferinde.

 Bu adam evine kadar döner.

 Sanki özellikle buna kafa yoruyor gibi.

 Varoluşsal bir kriz yaşadığını mı düşünüyorsun?

 Algılamasını berbat eden bir şeyler olduğu kanaatindeyim.

 Hem senin de benimle aynı şekilde hissettiğini düşünüyorum.

 – Hatanın nereden kaynaklandığını biliyor muyuz?

 – Tabii ki.

 Hatasının üstünü örten de sensin.

 İzin ver Abernathy’yi onarıp daha ciddi bir şeylere yol açmamasını sağlayayım.

 – Politikayı biliyorsun.

 Oluruna bırak.

 Öyleyse en azından kızı Dolores gibi bağlantısı olan ev sahiplerini toparlayayım.

 – Ne için?

 – Çünkü bu uyumsuz bir bölüm değilse bu durumda Abernathy’de olan, bulaşıcı da olabilir.

 – Tabiri caizse.

 – Dolores incelenip temizlendi.

 Hikâyeleri de konuklara bırakmak en iyisi.

  Unutma.

 Başka bir yerde durabilir misin?

 Kimsenin içerideki malları temsil ettiğini düşünmesini istemem.

 “Şiddetle başlayan hazlar şiddetle son bulurlar.”

Merhaba kovboy.

 Son bir dokunuş kaldı.

 Hangisini tercih edersin?

 Ciddiyim  buraya inanabiliyor musun?

 Peki, parka nasıl gireceğiz?

 Olacaklara hakim olduğun düşüncesinde olduğunu biliyorum.

 Silahlar, memeler ve her şey!

Genelde zevk aldığım anlamsız saçmalıklar.

 Tahmin dahi edemezsin.

 Burası herkesi eninde sonunda baştan çıkarır.

 Sonunda kalmak için bana yalvaracaksın çünkü burası kendine sorduğun o sorunun cevabı.

 – Hangi soru?

 – Gerçekte kim olduğun.

 Ben de o adamla tanışmak için sabırsızlanıyorum.

 Fondip kovboy! Dahası, Donald Pardue ve kardeşinin gaddar cinayeti.

 Bu suçlar için, hastalıklı ruhun aşağıdaki alevlerde ait olduğu mertebeyi bulana kadar boynundan asılacaksın.

 Tanrı ruhuna rahmet etsin.

 Günaydın Lawrence.

 Yine urganlarını düzeltmelerine yardım mı ediyorsun?

 Şuradaki arkadaşımla konuşmayı umut ediyordum.

 Boynu kırılır kırılmaz arkadaşınla istediğin kadar konuşabilirsin.

 Maalesef bu işime gelmez.

 Adamlarıma mezarı birkaç metre daha derin kazmalarını söylememe ne dersin?

 Hepiniz için korkunç derecede daracık olur.

  Hadi! Hadi! Hadi be! Orospu çocuğu! Toparlayabileceğin en iyi teşekkür bu mu Lawrence?

 – Eskiden daha dokunaklı söylerdin.

 – Seni  tanıyor muyum?

 Beni dostun Kissy gönderdi.

 Selam da söyledi.

 – Nedir bu?

 – Ne olduğunu kesinlikle biliyorsun.

 Labirent! Bu oyunun en derin seviyesi.

 Girişi bulmama yardım edeceksin.

 Hayır.

  Şu küçük sesi duyabiliyorsun, değil mi?

  Sana “sakın” diyen şu ses!  Sakın uzun süre bakma.

 Sakın dokunma.

  Sakın pişman olabileceğin bir şey yapma.

 Aynısı bana da olurdu.

 Ne zaman bir şey istesem beklememi, dikkatli olmamı söyleyerek hayatımın çoğunu yaşanmaz kılan o sesi duyabiliyordum.

 O ses beni yalnızca nerede rahat bırakır biliyor musun?

 Rüyalarımda özgürdüm.

 Rüyalarımda hissettiğim gibi iyi ya da kötü olabilirim.

 Bir şey istediğimdeyse yalnızca uzanıp alabilirdim.

 Ama sonra uyanınca ses yeni baştan başlardı.

 Bu yüzden kaçtım, parıldayan denizi geçip sonunda toprağa yeniden ayak bastığımda, duyduğum ilk şey yine o lanet ses oldu.

 Ne dedi biliyor musun?

 Dedi ki  Affedersin, bana izin verir misin?

 – Pekâlâ Maeve, ne dedi?

 – Dedi ki  “Burası yeni dünya ve bu dünyada her kim olmayı istersen olabilirsin.

” Göz bebeği tepkisi de gülümseme de iyi.

 – Kızı düzerdim.

 Sorun ne ki?

 – Konuklar düzmez.

 Sizemore büyük bir hikâye döngüsü başlatıyor ve hafızayı tamamen temizlememizi istiyor.

 Sayılarını başlangıca sıfırlamazsak hizmet dışı kalacak.

 – Saldırganlığını tetikleyelim.

 – Yüzde on?

 – İki katı.

 Fahişe ne de olsa.

 Bilmezden gelmeye gerek yok.

 İşe yaramazsa gönderelim gitsin.

 Bırakalım da uğraşsınlar.

 Söz konusu iki ev sahibini hizmetten aldık.

 Devre dışı bırakmanın ne kadar zor olduğunu değil, onları yaratmayı öğrettin.

 Şeytanla tanışmadan Tanrı’yı oynayamazsın.

 Canını sıkan başka bir şey var Bernard.

 Kafanın nasıl çalıştığını bilirim.

 Fotoğraf tek başına Abernathy’de bu seviyede bir hasara sebep olamaz.

 Dışarıdan başka bir müdahale olmadan mümkün değil.

 Sabotaj olduğunu birinin yaratıklarımızla oynadığını mı düşünüyorsun?

 – En basit çözüm bu.

 – Bay Ockham’ın Usturası.

 Sorun şu ki Bernard, senin ve benim yaptığımız şey çok karmaşık.

 Büyücülük sergiliyoruz.

 Doğru kelimeleri sarf edip sonra da kaostan yaşamın ta kendisini yaratıyoruz.

 Ockham’lı William 13.

 yüzyıl keşişiydi.

 Artık bize yardım edemez Bernard.

 Bizi kazığa bağlayıp yakardı.

 Gidip deneyelim hadi kovboy! Affedersin.

 – Dalga mı geçiyorsun?

 – Ne?

 Hadi git Grizzly Adams.

 Birliğe destek olun!

Ülkenizin çağrısına yanıt verin.

 Bu alay, büyük ulusumuzun geleceğini belirlemek için savaşın tam göbeğine gidiyor.

 Hiç kimsenin boyun eğmediği özgür bir ülke için savaşıyoruz.

 – Bu  

– Üniformalarınızı temin edeceğiz.

 Düşündüğümden de büyük.

 Ne, burası mı?

 Burası yalnızca Sweetwater.

 Parkın geri kalanını görene kadar bekle.

 – Ne kadar büyük?

 – Fikrim yok.

 Sonuna hiç ulaşamadım.

 Hoşunuza giden bir şeyler gördünüz mü?

 En az birkaç şey ama bunun için seni yalvartacağım canım.

  Hadi! – Yardım lazım mı bayım?

 – Sağ ol dostum.

 Yapma! Saçma hazine avı zırvalarıyla aklını çelmeye çalışacak yalnızca.

 Gülümseyin! Bunların hepsi kurgu  o adam, komşu kızı, kasabanın ayyaşı! Ellerinde sana satmak istedikleri büyük bir macera var.

 Hiçbir yere gittikleri yok.

 İlkin bana içki ısmarlayacaksın, tamam mı?

  Sabit durun şimdi.

  Kendini yeniden aktifleştir.

 Merhaba.

 – Son konuşmamızı hatırlıyor musun Dolores?

 – Evet, tabii ki.

 Küçük sohbetlerimizden kimseye bahsetmedin değil mi?

 Bahsetmememi söylemiştin.

 Analize müdahil ol lütfen.

 Son konuştuğumuzdan bu yana kaç etkileşime dahil oldun?

 Bu da dahil olmak üzere 138 karşılaşma.

 Peki bu süre içinde çekirdek sezgisellerini değiştiren ya da güncelleyen birisi oldu mu?

 Hayır.

 Devam ediyoruz.

 Konuştuğumuz şeylerden bahsetmemenin çok daha iyi olacağı kanaatindeyim.

 – Yanlış bir şey mi yaptım?

 – Hayır ama seninle, düşünme tarzınla ilgili farklı bir şeyler var.

 Bunu büyüleyici buluyorum ama diğerleri bu şekilde bakamayabilir.

 Siz mi yanlış bir şey yaptınız?

 Etkinlik günlüğünü kapat lütfen.

 – Bu etkileşimi sil.

 Onayla.

 – Peki.

 Birisi seni aramadan önce geri dönmelisin Dolores.

  Hadi bakalım!   sonunda toprağa yeniden ayak bastığımda, duyduğum ilk şey yine o lanet ses oldu.

 Tüm yol boyunca beni takip etmiş.

 Ne dedi biliyor musun?

 – Hayır.

 – Dedi ki  “Burası yeni dünya ve bu dünyada her kim olmayı istersen olabilirsin.” Teşekkürler.

 Belki başka zaman.

 Bir kadeh sherry.

 İyi olanından! Eski perdelerinden damıttığın o at sidiğinden değil.

 Sana ne dedim ben?

 Bunun için ödeme yapan birisi olmadıkça asla ağzını o kadar büyük açma! Affedersin Maeve.

 Dün gece pek uyuyamadım.

 Yine kâbus mu görüyorsun?

 Bazen.

 Bazen gerçekten kötü.

 Benim yaptığımı yap.

 Kendini kötü bir rüyada bulduğunda gözlerini kapat ve üçten geriye doğru sayıp kendini hemen uyandır.

 Minyatür çüklü bu puştlardan biri tarafından düzülebileceğin güzel, sıcak ve güvenli yatağında hemen uykuya dal.

 İşine geri dön! İyi misin?

 Bana bön bön bakmaya değil içki için para ödüyorsun.

 – Sanırım bir sorunumuz var.

 – Nerede?

 – Mariposa.

 Madam denemede olarak kaydedildi ama verimi daha da düşmeye devam etti.

 Şimdilik Clementine’ı daha önce yaptığı işte yeniden görevlendir.

  Peki ya eski birim?

 Birileri son bir fırsat ister mi diye görmek için gece boyu sahnede bırakabiliriz.

 Sabah da geri çağırıp hizmet dışı bırakırız.

 Çok yazık! Kalite Kontrol bunun için sana ceza keser.

 Hem sorumlu kadın da oldukça zorludur.

 Yalnızca “sürtük” diyebilirsin.

 Yeterince duydum.

 Şirketle konuşmuşsun.

 Sigara yaktığın zamanlar ancak  

Bu karakter analizi lafları gerçekten düşündüğünün yarısı kadar bile hoş değil.

 O hâlde iyi gitti, öyle mi?

 – Yalnızca departmanının başlamaya hazır olacağını söyle.

 – Hazır olacağız.

 Diğer bir konu da Abernathy ve güncelleme.

 Duyduğuma göre departmanın hâlâ sorguluyormuş.

 Bunu yapalım diye ödeme yapıyorsunuz.

 Ama dert etmiyorum.

 – Tüm ev sahipleri normale döndü.

 – Güzel.

 Konuklarımızı tecavüz ve yağmalarından hiçbir şeyin alıkoymasını istemeyiz.

 Onları bizden nasıl ayırt ettiklerini merak ediyorsun, değil mi?

 Anlamanın en hızlı yolu.

 Acaba  yemeyi bitirebilir miyiz?

 Bak, bu senin sorunun dostum.

 Karışıklık yaratmak konusunda her zaman endişelisin.

 İş yerinde de tıpkı böylesin.

 Yetenekli, odaklanmış ve kendi halindesin.

 Burada işten bahsetmek istemediğini sanıyordum.

 Bu yolculuğun iş olmadığını kim söyledi?

  İyi akşamlar.

 Kahretsin.

 Göz teması kurmasana.

 Dostum sabah geçirdiğim talihsiz kazada bana yardım ettiğin için teşekkürler.

 Hadi git başımızdan.

 Minnettarlığımın naçizane bir sembolü olarak sana hayatının fırsatını sunmak isterim.

 – İlgilenmiyoruz.

 – Nehrin karşısında, vahşi toprakların ötesinde bir hazine var.

 Elimde haritası mevcut.

 İlgilenmiyoruz dedim.

 Biliyor musun?

 Zaten canım başka bir şey çekmişti.

 Hadi gidelim.

  Seslere bakılırsa arkadaşın epey eğleniyor.

 O sözü kullanmazdım.

 – Eğlenmeyi mi?

 – Arkadaşı.

 Eğlencelisin.

 Derler ki bir adam ruhunu eğlendirebiliyorsa eğlendirebileceği başka  

– Bunu yapmak zorunda değilsin.

 Tipin değilsem sana uygun harika birini bulabiliriz.

 Hayır, sen harikasın.

 Ama başka biri  Evde beni bekleyen gerçek biri var.

 Anlıyorum.

 Gerçek aşk daima beklemeye değer.

 Şahane ve güçlü, gaga burunlu bir babayiğit olsun.

 İstediğim buydu.

 Bunu  bana bunu mu gösteriyorsunuz?

 Tamirhaneden bir çük kapıp gözlerinin arasına mı sıkıştırıverdin?

  Baştan başlayın.

 – Aşağı doğru tıraşlasak olmaz mı?

 – Dedim ki  Bu sikik işi baştan yap! Her zamanki gibi naziksin.

 Fazladan 50 ev sahibini geriye çekme talebin elime ulaştı.

 Bana yeni hikâyemin konusu için yer lazım.

 İçinde sadece 20 vahşinin yer aldığı bir vahşi sürüsüyle olmaz, değil mi?

 – Fazladan 50 değil, 20 ev sahibi alacaksın.

 – Kurul fazladan birkaç malzemeyi önemsemez.

 Peki hikâye Ford’dan onay aldı mı?

 Hikâye konusu için senelerdir fikir önermedi.

 Şirket maliyetleri azaltmak istiyorsa kesimevine sadece yürekli liderimizin eski ev sahipleri gitmez.

  Kayıp mı oldun?

 Hayır.

 Sadece olmam gereken yerin biraz uzağında dolaşıyorum.

 – Sanırım sen de öylesin.

 – Tatildeyiz.

 Sıkıcı.

 Babam istediğimiz şeyi yapabileceğimizi söylemişti.

 Babam da sadece sıkıcı insanların canlarının sıkıldığını söylerdi.

 Benimki de.

 Eskiden sadece sıkıntı hissetmeyen insanların sıkıcı olduklarını bu yüzden başkalarındaki sıkıntıyı anlayamayacaklarını düşünürdüm.

 Öylesine yürüyordum.

 İstersen bana katılabilirsin.

  Adımında ufak bir sıçrama görelim.

 Çok ileri olmasın ama.

 Bi’ Hadi git! Kim olduğumu biliyor musun?

 Kim olduğunu gayet iyi biliyorum Lawrence.

 Ne de olsa ikimiz arkadaşız.

 İşte bu yüzden dostun Kissy bana burayı anlatınca çok şaşırdım.

 Neredeyiz?

 Evinde.

 Hayır, hayır, hayır.

 İkimiz kışlık yerlerinde Hayalet Ulus yiğitlerinin peşine düşmüştük.

  Viski içmekten hoşlandığını biliyorum.

 İşerken çaldığın ıslığın melodisini tanıyorum.

 Ancak bana bir ailen olduğunu hiç söylememiştin.

 Baba! İşte buranın sevdiğim şeyleri!

Bütün sırlarını onca yıldan sonra bile fark edemediğim küçük şeyleri.

 Bu yer gerçek dünyayı neden alt ediyor biliyor musun Lawrence?

 Gerçek dünya yalnızca karmaşa ve rastlantı.

 Ancak burada her detayın bir anlamı var.

 Senin bile Lawrence.

 – Benden ne istiyorsun?

 – Labirent.

 Girişi nasıl bulacağım?

 O lanet labirent hakkında bir şey bilmediğimi sana söylemiştim.

 Canım bunları al ve onlarla ne yapacağımıza sen karar ver.

 İçkiyi getirmen epey uzun sürdü.

 En seçkin konuklarımız için sakladığım şişeyi almaya gitmiştim.

 Evet, bu aptalın kuzenlerine biraz daha adam getir demesinin seninle hiç alakası olmadığına eminim.

 Bana söyleyecek bir şeyin var mı Lawrence?

 Öyleyse hafızanı canlandırmak için bir yol bulmamız gerekecek.

 Bu konuk daha şimdiden bütün bir grubu ortadan kaldırdı.

 – Adamı yavaşlatmamı ister misin?

 – O beyefendi istediğini elde eder.

 Kendimi kötü hissediyorum dostum.

 Kuzenlerim genellikle çok konukseverdir.

 Anlamıyorsun Lawrence.

 30 senedir buraya geliyorum.

 Bir bakıma burada doğdum.

 İşte bu var ya.

 Gelme nedenim tam olarak işte bu.

  Tanrı’nın Annesi Yüce Meryem! Pekâlâ.

 Bu çok eğlenceli ama yoluma devam etmeliyim.

 Dediğim gibi bunların ikisine ne olacağına sen karar vereceksin.

 Kararın ne olacak?

 Lütfen.

 Labirent nasıl bulunur hiç bilmiyorum.

 Hadi biraz dönelim canım.

 Gerçekten güzel yapılmış fakat bir süre sonra kusurları fark ediyorsun.

  İşte basit duyguları bu yüzden seviyorum.

 – Bunun anlamını biliyor musun?

 – Lütfen.

 Anlamı, acı çektiğin an en gerçekçi halindir.

 Labirent sana göre değil.

 Sana ne söyledim Lawrence?

  Her zaman başka bir bölüm vardır.

 Riski göze alacağım canım.

 Kan Vadisi’ni yılanın yumurtalarını bıraktığı yere kadar takip et.

 Artık istediğin şeye sahip olabilirsin.

 Eve dönüp bizi neden rahat bırakmıyorsun?

 Hayır.

 Anlamıyorsun Lawrence.

 Bu defa eve hiç dönmeyeceğim.

 Dağın zirvesine kadar tırmanmak istemiştik ama babam buna izin vermedi.

 Sonra Tommy bana kafa tuttu.

 İşte geldik.

 Var olmayan diyar.

 Dopdolu olan bir yere bu kelime hiç uymuyor.

 Göremiyor musun?

 Belki yeterince dikkatli bakmıyorsundur.

  Neye?

 Beyaz kiliseli kasaba.

 Dinle.

 Çan sesini duyamıyor musun?

 Evet.

 Evet, şimdi duyabiliyorum.

 Evet.

 Duyabileceğine inanmıştım.

 Sıkkın bir aklın büyücülükle neler yapabileceğini anlıyor musun?

 Bunu nasıl yaptın?

  Bu büyü mü?

 Büyücü dışında bu dünyadaki her şey büyüdür.

 Artık eve gitsen iyi olur.

 – İyi de Tommy bana inanma  – Buraya tekrar dönmeyeceksin, değil mi?

 – Evet.

 – Git hadi.

 – Ofisinde değildin.

 – Beni yine de buldun.

 – Dinle, az önce  – Unut gitsin.

 – Biraz daha kal.

 Konuşabiliriz.

 – Biz hiç konuşmayız.

 – Ciddiyim.

 – Ben de öyle.

 Sen uzun, düşünceli sessizlikleri kesinlikle seven birisin.

 Ne gariptir ki yarattıklarının çenesi hiç kapanmıyor.

 Etrafta konuk olmasa bile hep birbirleriyle konuşuyorlar.

 Her zaman hata gidermeye çalışıp birbirleriyle konuşup alıştırma yapıyor ve böylece kendilerini daha insani yapmaya uğraşıyorlar.

 Sen de şimdi alıştırma mı yapıyorsun?

  Kalite Kontrol onun hizmetten alındığını söyledi.

  – Kalite Kontrol için mi çalışıyorsun?

 – Hayır, ama   Hızlı bir kontrol yapalım.

 Pekâlâ.

 Bazı duraksama problemleri.

 Ufak bir bilişsel uyumsuzluk.

 Hikâyedeki moronların nezaketine epey saldırganlık.

 Niye saldırgan biri olasın, değil mi?

 Sadece kapıdan giren bastırılmış dürtüleri olan eziklere bir ders verdin.

 Yapının arşivine ulaşıp önceliklerini aç.

 Algıyı ve duygusal zekayı %1.5 yükselt.

 – Güncelleniyor.

 – Tamam.

 – Rüya görürler mi?

 – Ne?

 Hikâyesinde rüya gördüğünü söylemiş.

 Onlara rüya mı gördürüyorsunuz?

 Niye böyle bir şey yapalım ki?

 Rüyalar çoğunlukla anılardır.

 Bu zavallı şeyler konukların onlara yaptıklarını hatırlasa ne halde olabileceğimizi düşünebiliyor musun?

 Onlara rüya kavramını, özellikle kâbusları yükleriz.

  Niye?

 Tamir zamanının sonunda olur da birileri onları temizlemeyi unutursa diye.

 Rüya görüyorsa aşağıdaki tamirhanede dikkatsiz salaklar onu yeniden onarır.

 Bazı fiziksel rahatsızlıkları var.

 Bir sonraki rotasyonunda tam fiziksel inceleme yapılsın.

 Pekâlâ güzelim.

  Başlamaya hazırsın.

  Uyan! Üç, iki, bir.

  Bu yüzden kaçtım, parıldayan denizi geçip sonunda toprağa yeniden ayak bastığımda, duyduğum ilk şey yine o lanet ses oldu.

 Ne dedi biliyor musun?

 Dedi ki  “Burası yeni dünya ve bu dünyada her kim olmayı istersen olabilirsin.”

İkna olmuş gibiydi.

 O gemiden indiğimde ilk duyduğum ses neydi biliyor musun?

 Baton Rouge’dan genç, yakışıklı bir adam malum yerimin ona bir günde tamı tamına iki dolar kazandırabileceğini ayrıca bana paranın %30’unu seve seve bırakacağını söyledi.

 Öyleyse sanırım günahlar listene yalan söylemeyi de eklemelisin.

 Yedi ölümcül günahın tek sorunu sayılarının yediyle sınırlı kalması.

 Hazır konu açılmışken benim işlediğim günahlar seninkilerden daha kolay temizlenir.

 En azından kızlarım bir adamla işlerini bitirdiklerinde adam hâlâ nefes alıyor.

 Genelde yani.

  Masamdan Hadi git.

  Hadi! Öyleyse patavatsızlıklarımıza içelim! 

Bir gece olsun saçmalama! Bu çöplükteki herkesi vuracağım.

 Dillendirilenlere ve dillendirilmeyenlere! İşte tatil dediğin böyle olur!  Üç   İki   Bir.

  Buldum.

 Karnında enfeksiyon var.

 – Lanet olası pis hayvanlar temizlenmiyor.

 – Boşuna sinek sorunu yaşamıyoruz.

  Bana hiç bakma.

 Hijyen kralıyım ben.

 Saçmalama.

 Seni gördüm.

  Sıçıyorsun ve sadece duruluyorsun.

 Bilirsin, sabun mekaniktir.

  – Sen neden bahsediyorsun?

 – Baloncuklar.

 Ufak baloncuklar çıkmıyorsa hiçbir şey yapmamışsındır.

 – Hadi! Hadi! – Bu da ne?

 – Hadi be! HasHadi! Uyku moduna almayı unutmuşsun salak.

 Sakın yapma! Hayır, hayır, hayır.

 Yapma sakın! Elindekini hemen bırak! Kafasındaki herhangi bir şeyi bozarsan hasar raporu yazmak zorunda kalırız.

 Tamam.

 Hadi onunla konuşalım.

 – Adı ne?

 – Maeve! Selam Maeve.

 Merhaba Maeve.

 Sakinleşmelisin.

 Tamam mı?

 Hadi oturalım da sana yardım edebilelim.

 Lanet ellerini benden uzak tut.

 Hayır.

 – Uyku moduna aldığıma yemin ederim.

 – Uyku modundaymış gibi duruyor mu?

 Kendine gel ve yardım et de bu şeyi birileri görmeden kaldıralım.

 Burası mı?

 Bu hikâye konusuyla Hieronymus Bosch yavru kedi çiziyormuş gibi görünecek.

 Hikâyem deneysel amaçla hayvan kesme, kendi etini yeme “whoroborus” adını verdiğim küçük özel bir detay içeriyor.

 Küstah gibi görünmek istemem ama parkın sağlayabileceklerinin en üst noktasında bu var.

 – Korku.

 – İlginç bir şey kaçırdım mı?

  Romantizm, heyecan.

 Lee küstah gibi görünmüyor.

 En marifetli konuklarımız parkın dışındaki sınırlarda savaşacak korkusuz yiğitleri yenecek, gelinlik kızları baştan çıkaracak feci şekilde talihsiz kader arkadaşlarıyla dostluk kuracak ve elbette konuklarımız senelerdir süregelen en iyi hikâyelerimizde olduğu gibi ilgilerini en çok çeken karakteri yani kendilerini tanıma imtiyazına sahip olacak.

 Karşınızda konuklarımızın bir sonraki saplantısı! Odysseia Kızıl Nehir’de! – Olmaz.

 – Anlayamadım.

 Hayır, hiç sanmıyorum.

  – Durun, hiç sanmıyor mu  – Hikâyenin amacı ne?

 Zevk almadan birkaç heyecan yaşamak mı?

 Bazı sürprizler mi?

 Ama bu yeterli değil.

 Mesele konuklara istediklerini sandığın şeyi vermek değil.

 Bu kolay olur.

 Heyecan, korku, sevinç.

 Bunlar ucuz numaralar.

 Konuklar yaptığımız ortada olan gösterişli işler için geri gelmez.

 Dönme sebepleri incelikler ve detaylardır.

  Daha önce fark etmeyi akıllarına katiyen getirmedikleri bir şeyi keşfettikleri için bir şeye âşık oldukları için dönerler.

 Onlara kim olduklarını anlatacak bir hikâye aramıyorlar.

 Konuklar kim olduklarını zaten biliyor.

 Olabilecekleri kişiye bir anlığına bakmak için buraya geliyorlar.

  Billy! Gidelim.

  Hikâyenizin bana anlattığı tek şey sizin kim olduğunuz Bay Sizemore.

 Hikâyede hoşunuza giden bir yer olmadı mı?

 Bu botlar kaç numara?

 Bir şey mi söylemek istiyorsunuz Bay Lowe?

 – Kurul, efendim.

 – Evet.

 Bu davranış bazılarını kızdırmış olabilir.

 – Onlara yeni bir hikâye sözü vermiştiniz.

 – Bir hikâyeleri olacak.

 Bir süredir üzerinde çalıştığım oldukça özgün bir hikâye.

Not:

*Chestnut; Cultivating Seeds of Innovation (01.32):

Kestane burada, Yeniliğin Tohumlarını Yetiştirmek anlamında kullanılmış.

 http://oi68.tinypic.com/juv5eh.jpg

 

*Ockham’ın Usturası (17.38): Teori temel olarak “her şeyin birbirine eşit olduğu bir ortamda, en basit açıklama doğruya en yatkın olandır” felsefesi üzerinde  şekillenir.

 13. yüzyıl filozofu Ockham’lı William tarafından ortaya atılmıştır. Latince “Entia non sunt multiplicanda praeter necessitatem” olarak ifade edilen  ilkeye göre zorunlu olmadıkça varlıkları çoğaltmamak gerekir. Bilimsel düşünüşte önemli bir yeri bulunmaktadır.

 Başka bir deyişle şöyle özetlenebilir: Bir olayı, fenomeni açıklamak için kullanılacak olan iki açıklamadan daha basit olanı yani daha az varsayımda bulunanı  tercih edilmelidir. Söz gelimi dünyanın uzaydaki hareketini açıklamak için daha önce geliştirilmiş olan genel cisim hareket yasalarını kullanmak bu duruma özgü  yepyeni varsayımlar geliştirmeye kıyasla daha makbuldür.

 

*Whoroborus (23.48): Bu bölüm için türetilmiş bir kelime.

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s