Westworld (2016–) Dizi 3-4 BÖLÜM

 

BATI DÜNYASI – Bölüm 3: Kaçak

Günaydın Dolores.

 Kendini yeniden aktifleştir.

 Merhaba.

 Son konuşmamızdan bu yana tanılama için seninle etkileşimde bulunan başkası var mı?

 Hayır, üç kez temizlenip hizmet verdim.

 Hiçbir tanılama olmadı.

 Peki sohbetlerimizden kimseye bahsettin mi?

 – Bahsetmememi söylemiştin.

 – Güzel.

 Sana bir hediye getirdim.

 Bu hikâyeyi geceleri oğluma okurdum.

 Hoşuna gider diye düşündüm.

 Alice Harikalar Diyarında, Lewis Carroll Başla hadi.

 Şuradan başla bu paragraftan.

 “Tanrım! Bugün her şey ne kadar da tuhaf! Daha dün her şey olması gerektiği gibiydi. Acaba gece değiştim mi ben? ”

– Paragraf sana bir şeyler düşündürdü mü?

 – Okuduğumuz diğer kitaplar gibi.

 – Nasıl yani?

 – Değişimle ilgili.

 Bilindik bir konu gibi görünüyor.

 Sanırım insanlar en çok isteyip de en az tecrübe ettikleri şeyler hakkında okumak ister.

 Oğlun şu anda nerede?

 Kavrayabileceğin hiçbir yerde Dolores.

 Belki de bu yüzden sohbetlerimizi bu kadar seviyorum.

 Çözümle.

 Neden oğlumu sordun?

 Bir süredir konuşuyoruz ve sana hiç kişisel soru sormadım.

 Kişisel sorular samimi bir düzendedir.

 Anlıyorum.

 Devam et Dolores.

 “Bu sabah uyandığımda da aynı mıydım?

 Düşününce, biraz farklı hissettiğimi anımsayabiliyorum.

 Ama aynı değilsem, sorulacak diğer soru aslında kim olduğum. ”

Anımsıyor musun?

  Hayır! Hayır! Hayır!

Neden yeniden tanışıp en başından başlamıyoruz Dolores?

  Hazır mısınız?

 Çok teşekkürler.

 Günaydın kovboy.

 Yürü bakalım hadi! Buraya! Hadi! Dur şurada.

 Hadi! Posterinle ilgili gerçekten birileriyle konuşman gerek Horace.

 Tasvirin bile başlı başına suç! Gidip ihtiyar atıma bakacağım.

 Bununla sen ilgilenirsin.

 Paramı da hazırla.

 – Hayır, yapma!

– Yürü bakalım! Kimse ateş etmeye kalkmasın! Yoksa kızı son ayinine yollarım.

 İçinizde inanmayan varsa özgeçmişimi okumaya buyursun! Yürü bakalım! Gidelim.

 Hayır! Tatlı su midyesi kadar sulu olduğuna eminim.

 İyi misin?

 İyi atıştı amigo! Yiğit adamsın.

 Baksana, bu gece haydut avına çıkıyorum.

 Müsait olursan seni de dahil edebilirim.

 Şerif yardımcısından geriye kalanlar için birisi papazı alıp buraya getirsin.

 Minnettarlığımı ifade etmek için seni içeri buyur edebilir miyim acaba?

 Vay canına yandığımın! Bekâretini bozmuşsun.

 – Vurulamayacağımızı söyledin sanıyordum.

 – Evet şey öldürülemeyiz.

 Karşı ateş açamazlarsa pek de oyun olmazdı.

 Peki nasıl hissediyorsun bakalım?

 Canlı mı?

 – Pantolonun biraz sıkıyor mu?

 – Kız korkmuştu.

 İşte bu yüzden varlar ya dostum! Sana böyle hissettirmek için.

 Hadi! Gidip porno koleksiyonumuza biraz hatıra yerleştirelim.

 Güven bana kız kardeşimle bir yıl boyunca evli kaldıktan sonra bana teşekkür edeceksin! – Aslında aklımda başka bir şey var.

 – Ne?

 Bu! Parktaki hikâye döngüleriyle ilgili durmadan vaaz veriyordun ama geldiğimizden beri tek yaptığın düzüşüp içmek gibi şeyler.

 İyi şeyleri bekliyorum.

 Bu ödül çok Hadiiboktan.

 Öyleyse burada kal.

 Küçük bir macera istiyorum ben.

 Seni arıyordum.

 Dün gece pek uyuyamadığımdan bu sabaha geç başlayabildim.

 Uyku döngünüzdeki dalgalanmalar için anlayış göstermediysem affedin Bay Lowe.

 Ford 11.

 saatte hikâyenin başlatılmasını devralarak yönetim kurulunu tedirgin etti.

 Yalnızca yönetim kurulunu öyle mi?

 Ford’un sorun olup olmayacağı konusunu sana özellikle sordum ve sen de olmayacağına dair bana güvence verdin.

 – Bilmediğim şeyi sana söyleyemem.

 Benim bildiğim de şu: Bu sabah itibarıyla Ford tezgâhladığı hikâye teması her neyse, parkın büyük kısmını yeniden biçimlendirip mevcut hikâye temalarının yarısını darmadağın edip attı.

 – Yapabileceğim bir şeyler var mı?

 – Sen söyle.

 – Karar verilmiş güncellemeyle ilgili sorun olup olmadığını sana açıkça sordum.

 – Aynen.

 O hâlde adamların neden hâlâ ev sahiplerini izlemeye uğraşıyor?

 Sorunlarını çöz Bernard.

 Ola ki sorun da varsa, söylemeni şiddetle tavsiye ederim.

 Yeni bir yer imi bırakıp geçmişe devam et.

 Walter’ın niyeti sütçü kızın ağza alınmayacaklarını rahatlatmaktı.

 Çözümlemeye geç.

 Olayı bildirmedin mi?

 – Birim kendini kabul edilebilir bir aralıkta düzeltti.

 – Tamam.

 Demek ki kafatasının içindeki süt şişesi kendini düzeltti.

 Ev sahiplerinin bu kadar çabuk toparlaması inanılmaz.

 Geçen döngüde hafızasını arındırmış olman gerekiyordu.

 Arındıracağım ama buradaki olay Walter’la etkileşimi olan son ev sahibi olması.

 Şuna bak.

  Sana yok öyle mi?

 Kim demiş?

  Kim söylüyor bunu?

 Benimle böyle konuşamazsın! Duyamıyorum seni! – Görüyor musun?

 – Kahretsin evet! Hak ettiler bunu! – Biriyle konuşuyor.

 – Orospu çocukları! Neredeyse bir konuşmanın tamamını sürdürüyor.

  Daha çok süt lazım Arnold.

 Arnold kim?

 Anormal davranışlar sergilemek için tasarlandılar.

 – Ki bu da konuşmayı açıklar.

 – Tamam.

 O zaman bunu da açıkla.

  – Altı ev sahibini öldürdü.

 – Bu defa canını alacağım.

 Diğer üçünün gitmesine izin verdi.

 Hikâye günlüklerini kontrol ettim.

 Bu altı ev sahibi yıllar boyunca Walter’ı öldürerek hikâyelerin bir parçası oldular.

 Sanki kin besliyor gibiydi.

 Kaçak var.

 İz sürmek için Kalite Güvence’ye seçilmiş bir ekip lazım.

 Gidip kaçakla ilgilen.

 İş tanımında gerçekten yer alan bir şey yap.

 İhtiyacımız olan son şey Theresa’nın öfkeyle buraya gelip bunu görmesi.

 Ben de biraz daha araştırayım.

 Hem şu arkadaşımızı da üst kata çıkar.

 Bir kaybımız daha oldu.

 Söylesene Kalite Güvence gerçekten bu kadar laçka mı yoksa sadece doğa yürüyüşleri mi cezbediyor?

 Belki de şirket.

 Kovboyu oynamak istiyorsan yalnızca çalışan indirimi kullanabilirdin.

 Ev sahiplerinin bizi lime lime doğramasını engelleyen tek şey bir kod satırın.

 – Yanlış anlama ama bununla uyuyorum ben.

 – Eminim öyledir.

 Günaydın Samuel.

 Sen ve çüksüz dostun silahlı bir çatışmaya dahil olmamı mı teklif ediyorsunuz?

 Yumruk yumruğa bir kavga için meydan okurdum ama duyduğuma göre yalnızca çalışan kadınlarla cebelleşmekten hoşlanıyormuşsun.

  Eğilin! – Öldü mü?

 – Yeterince öldü.

 – Ölü bir adamı niye kelepçeliyoruz ki?

 – Kimsenin onu alıp götürmesini istemeyiz.

 Artık adam falan değil, yalnızca 500 dolar değerinde bir mal.

 Pekâlâ! Hanginiz meyhanemin dışına bir cesedi bağlayıp bıraktı?

 Affedin hanımefendi.

 İçeri getirmekten daha iyi olacağını düşündüm.

 Alın.

 Zahmetleriniz için.

 Yenisin sen.

 Görünüşün pek de iyi değil.

 Sana indirim yaparım.

 Şu içkinin biraz beklemesinde sakınca var mı?

 Bana aldırma.

 Yalnızca şövalye gibi görünmeye çalışıyorum.

 – Geri gelmişsin.

 – Geleceğimi söyledim.

 Nerelerdeydin söyleyecek misin?

 Yalnızca uzaklarda.

 Seninle burada kalabilseydim, kalırdım biliyorsun.

 Peki ya ben burada kalmak istemiyorsam?

 Kimi zaman yalnızca dışarıdaki dünyanın beni çağırdığını hissediyorum.

 “Daha fazlası var. ” diye fısıldıyor.

 Bu civarın her yerini dolaştın.

 Gidebileceğimiz bir yer yok mu?

 Bir yer var.

 Güneyde, dağların denize kavuştuğu yerde olduğunu duydum.

 Dediklerine göre oralardaki su o kadar safmış ki, insanı geçmişinden arındırırmış ve yeniden başlayabilirmişsin.

 Oraya seninle gitmek isterdim.

 Günün birinde seni götüreceğim.

 – Günün birinde.

 – Bir sorun mu var?

 “Günün birinde” dedin.

 Bugün, yarın ya da gelecek hafta değil.

 Yalnızca “günün birinde”.

 “Günün birinde” insanların aslında “asla” demek istediklerindeki gibi hissettiriyor.

 Günün birinde gitmeyelim Teddy.

 Hemen gidelim.

 Seninle tanışmadan önce bambaşka bir adamdım Dolores ve senin gibi bir kadını hak etmeden önce halletmem gereken bazı hesaplaşmalar var.

 Ama çok yaklaştım.

 Doğru şeyler yapmama az kaldı.

 Çok yakında bir gün, ikimizin de hayalini kurduğumuz hayata kavuşacağız.

 Baban tüfeği doldurmaya başlamadan önce seni artık eve götürsem iyi olacak.

 Karanlık bu kadar çökmüşken babam dolaşmalarına izin vermez.

 Burada kal Dolores.

 “Can verirken korkak binlerce ölümler tadar

yiğit ölümü yalnızca bir kere. ”

Tabii Shakespeare senin gibi bir adamla hiç tanışmamış Teddy.

 En azından bin defa ölmüş olsan da cesaretini hiç mi hiç kıramadı.

 Tek istediğin bu mu, söylesene Teddy?

 Dolores diye bir kız var.

 Hak ettiğimden çok daha iyisi.

 Ama belki çok yakında bir gün, ikimizin de hayalini kurduğu o hayata kavuşuruz.

 Hayır, asla kavuşamayacaksınız.

 İşin Dolores’i korumak değil.

 Cesur silahşorlar en iyisini isteyip birlikte olmayı arzulayabilirler diye kızı burada tutup konukların bulmasını sağlamak.

 Söylesene, onunla kaçmak hiç aklına gelmedi mi?

 Onunla birlikte olmadan önce halletmem gereken bazı hesaplaşmalar var.

 Tabii ya! Şu esrarengiz geçmişin.

 Ziyaretimin sebebi de bu.

 Niye esrarengiz olduğunu biliyor musun Teddy?

 Sana bir geçmiş vermeye hiç zahmet etmedik de ondan.

 Asla kefaretini ödemeyeceğin şekilsiz bir günahkârlık yalnızca.

 Ama belki de kökenine layık bir hikâyeye sahip olma vaktindir artık.

 Bunu ister miydin Teddy?

 Yeni hikâye döngümün küçük bir parçasını?

 Tüm önemli hikâyelerde olduğu gibi gerçeğe dayanan bir kurgu.

 Savaş zamanında, alevler içindeki bir dünyada Wyatt adındaki bir caniyle başlar.

 Wyatt Wyatt kim?

 Şimdi anımsıyor musun Teddy?

 Evet, tabii ki Wyatt’i anımsıyorum.

 Gerçek kötülüğün yüzüne bakarsın ve unutma ihtimalin hiç yoktur.

 Tanrı’nın sesini duyabildiğini iddia ederdi.

 Escalante civarında başlamıştı.

 Yerlileri bastırmak için ordu gönderilmişti.

 Berbat bir iş.

 Wyatt, tatbikat yapıldığı esnada ortadan kaybolan ve birkaç hafta sonra çok ilginç fikirlerle çıkıp gelen bir çavuştu.

 Yalan söylemiyormuşum değil mi?

 Resim kadar güzel ve timpani davul kadar da sıkı sanırım.

 – Tünaydın.

 – Buradaki arkadaşım kasabada yeni.

 Bir çiftlik sahibinin kızıyla başlamak güzel olurdu diye düşündük.

 Belki hepimizi küçük bir kır gezintisine çıkarırsın.

 Üzgünüm ama eve gitmem gerek.

 Babam bekliyor.

 – Çok uzun sürmez.

 – Hanımefendi ilgilenmiş görünmüyor.

 Dene hadi.

 Benden hızlı silah çekebilirsin ya da çekemezsin ama çekme şansının iyi görünmediğini söyleyebilirim.

 Kolay bir şeyler istediğimi söylemiştim.

 Kurşuna falan değmez.

 Virgil’ın mekânına gidelim hadi.

 Rest çekecekler mi bakalım.

 Öncelikle nasıl durulacağını öğrenmelisin.

 Şimdi bir nefes al tut.

 Şimdi sık.

 Yapamam.

 Bazı eller tetik çekmek için yaratılmamıştır.

 Belki de bu en iyisidir.

  Hadi! Teddy, bir ödül daha bulduk.

 Bunun büyük olduğunu düşünüyorum.

 Bahsi geçen herif Flat Rock civarındaki kasabada kim varsa erkek, kadın, çocuk demeden vurmuş.

 Uzun zamandır aradığın şu adam olabileceğini düşünüyorum.

 – Wyatt denilen şu herif.

 – Wyatt Kim o Teddy?

 “Kim” değil de “ne” diye sorsanız daha iyi ederdiniz hanımefendi.

 Wyatt felâketin ta kendisi.

 İşin aslı Flood burada ona karşı durabilecek, hikâyeyi anlatmak için hayatta kalacak tek adam.

 Bana bir dakika ver Şerif.

 Yine gitmek zorundasın değil mi?

 Seninle burada kalabilseydim, kalırdım biliyorsun.

 Geri geleceğine söz ver.

 Söz veriyorum.

 Senin için geri geleceğim çok yakında bir gün.

 Karnımda domuz memesi kadar bir çukur var.

 – Pişir şu tavşanı.

 – Odun getir.

 – Ateş olmadan hiçbir bok pişiremem.

 – Bu kadar mütevazi olma Cookie.

 Her koşulda o boku pişirebilirsin sen.

 Bak ben de çadırları kurdum.

 Üstelik başka odun kesmedim bile.

 Ateşli bir orospudan daha çok sırt üstü vakit geçiriyorsun.

 Hemen şu baltayı kapıp doğra şunu! Kamptan tüyen kaçağımızın peşindeki şu herifler de bir döngüye yakalanmışlar gibi görünüyor.

 İki gün kadar önce sığırları gütmek için kasabaya gelmişlerdi.

 Kaybolan ev sahibi oduncuydu.

 Görünüşe bakılırsa diğerleri de akşam yemeği beklerken burada kalakalmış.

 Bu aptalların birkaçını ateş yakmaya programlamıyor musunuz?

 Yapabiliriz fakat patronunuzun yeni politikası sayesinde aptallardan sadece biri balta kullanmaya yetkilendirildi.

 Geri kalanı baltaya dokunamıyor bile.

 Silahlara ait ayrıcalıklar titizlikle seçilerek idareli dağıtılmalı.

 Buna rağmen sana silah vermişler.

 Galiba kaçağımızın bir hobisi varmış.

 Geçmiş hikâyelerinizden biri daha mı?

 Geçmiş hikâyeler sadece konukları eğlendirmez.

 Ev sahiplerinin dayanak noktası, mihenk taşıdır.

 Kimliklerinin geri kalanı katbekat bunun üzerine yapılandırılır.

 Madem bu kadar zahmete katlanacaktınız hiç değilse adamın eli bu işe daha yatkın olsaydı.

 Berbat görünüyor.

 Duyduğuma göre Wyatt paralı askermiş ve adamlarını düşmanları gibi giyinmeye zorlarmış.

 Onlar maskeler.

 Asıl korkulması gereken maskelerin ardındaki adamlar.

 Wyatt etraflarını o kadar sarmış ki adam için her şeyi yapar, herkesi öldürürler.

 Acı onları yavaşlatmaz.

 Ölümden korkmazlar.

 Çoktan öldüklerini ve cehenneme gittiklerini sanıyorlar.

  İşte bu kadar.

 Söylediklerine bakılırsa adamın izini ararken onun hakkında bir şeyler öğrenmişsin.

 Onun izini aramıyordum.

 Hiçbir zaman ödül avcısı olmadım.

 Bir süre Escalante yakınlarındaki orduda görev yaptım.

  Wyatt çavuşumdu.

 Dostumdu.

 Sonra her şey her şey değişti.

 Nasıl değişti?

 Wyatt tatbikat yapılırken ortadan kayboldu ve bazı ilginç fikirlerle çıkageldi.

  Bu toprakların eski yerlilere ve yeni yerleşimcilere değil de  henüz gelmeyen bir şeye ait olduğunu ona ait olduğunu iddia etti.

 Hadi be! Sanki şeytan bu topraklarda yürümüş.

 Adam insan değil ama şeytan da değil.

 Şeytan öldürülemez.

 İşte Wyatt’a tam olarak bunu yapmayı amaçlıyorum.

 Gizlenin! Koşun! Bu delilik için kayıt olmamıştım.

 Size nehir teknesi şeyini yapmalıyız demiştim, dostum.

 Bize göre sayıca fazlalar.

 Wyatt adam topluyormuş.

 Şerif tek şansın benim ateş edip onların dikkatini tepelere çekmem.

 Böylece siz de kasabaya dönebilir ve yardım bulmaya çalışırsınız.

 Kalıyorum.

 Ant içtim.

 Asla olmaz.

 Onu geri götürüyorum.

 Geliyor musun?

 Şimdi vazgeçmiyorum.

 Pekâlâ.

 Ben adamları ağaçların oraya sürene kadar bekleyip sonra kaçın.

 Gidelim! Hadi! Çalışma kampından şu an ki konumumuza kadar bir hat çizdim.

 Bu görüntüler uydulardan toplandı.

 Merkeze yönelmemiş.

 Şu tarafa gitmeye devam edelim.

  Bakmaya devam et.

 – Belki sana yıldız falını söyler.

 – Ne dedin?

 Kabuktaki çizikler yıldızlara benziyor.

 Orion, değil mi?

 – Kendini Galileo mu sanıyorsun?

 – Belki geçmiş hikâyemde öyleyimdir.

 Bana bir şey söyleyeceğinizi umuyordum.

 Özür dilerim.

 İlham peşindeydim.

 Eskiyi yeniye dönüştürmek nasıl da zor! – Bana bir dakika ver Bernard.

 – İyi akşamlar efendim.

 – Bu ev sahibi niye örtüldü?

 – Sadece Belki üşümesin dedin belki de utandın.

  Onu tevazusunu örtmek istedin.

 Böyleydi değil mi?

 O üşümez ve halinden utanmaz.

 Ona söylemediğimiz bir şeyi kendi başına hissetmez.

 Anlıyor musun?

 Senin için ne yapabilirim Bernard?

 – Düşündüm de özel olarak konuşursak daha iyi olur efendim.

 – Peki.

 Soruları bir kenara bırakacağımız konusunda anlaştığımızı sanıyordum Bernard.

 Anlaşmıştık.

 Ancak ya asıl soruna yanlış tanı koyduysak?

 Hastalık yerine semptomu tedavi ettiysek hastalık hâlâ sürüyor demektir.

  Abernathy ve Walter önceki yapılarının anılarını anımsamaktan başka anormallikler gösterdi.

 Sesler duyuyor  biriyle konuşuyorlardı.

 Basit bir bilişsel uyumsuzluk.

 Hepsi bu.

 Hemfikir olabilirdim ama ikisi de aynı hayali kişiyle konuşuyorlardı.

 Arnold adında biriyle.

 Arnold.

 Affınıza sığınarak söylüyorum efendim ama bana bu durumu tüm gerçekliğiyle anlattığınıza emin değilim.

 Sana gerçeği söyledim Bernard.

 Burada yaptığımız iş karışık.

 Mühendis ekibi, ortağım ve ben konuklar parka adım atmadan  üç yıl boyunca parkta yaşayıp ince eleyip sık dokuyarak ev sahiplerini uygun hale getirdik.

 – Ortağınız mı vardı?

 – Evet.

  “Efsane gerçekleştiğinde efsaneyi yazdırırsın. ”

İş ortaklarım onun dosyalardan temizlenmesine çok mutlu oldular.

 Sanırım ben de onları hayal kırıklığına uğratmadım.

 Ortağımın adı Arnold’dı.

 İlk yıllar muhteşemdi.

  Konuklar yoktu, yönetim kurulu toplantıları yoktu.

 Sadece salt yaratılış vardı.

 Ev sahiplerimiz ilk seneden sonra Turing testini geçmeye başladı.

 Ancak Arnold için bu yeterli değildi.

 İdrakın veya aklın ortaya çıkmasıyla ilgilenmedi.

 Gerçeği yani bilinci yaratmak istedi.

 Bunu bir piramit olarak düşündü.

 Anlıyor musun?

  Hafıza, doğaçlama, çıkarcılık

– Peki tepede ne var?

 – Oraya hiç ulaşamadı.

 Fakat ne olabileceğine dair bir düşüncesi vardı ve bunu bikameral zihin denilen bir bilinç teorisi üzerine temellendirdi.

 İlk insanın kendi düşüncelerinin tanrıların sesi olduğuna inanması fikrinin gerçeği gösterdiğini düşünürdüm.

 Belki insan zihnini anlamak için bir teori olabilir ama yapay bir zeka yaratımı için kılavuz olarak kullanılamaz.

 O zamanlar Arnold bu iç monoloğun ev sahiplerinin sesi gibi çıkması ümidiyle kendi programlamalarını duydukları bu bilişin bir örneğini yaptı.

 Bilinç için bir önyükleme gibiydi.

 Ancak Arnold iki şeyi düşünememişti.

 İlki, insanın bu yerde ev sahiplerinin bilinç kazanması isteyeceği son şeydir.

 İkincisiyse düşüncelerinin tanrıların sesi olduğunu düşünen diğer grup.

 – Çılgınlar.

 – Gerçekten de.

  Yaklaşımı terk ettik.

 Geri kalan tek iz onları kontrol etmek için ses komutu kullanmak oldu.

 Ancak tüm dehasına rağmen Arnold’ın bu yerin amacını anladığını sanmıyorum.

 Gördüğün gibi konuklar güçten hoşlanıyor.

 Bunu dışarıdaki dünyada yerine getiremediklerinden  buraya geliyorlar.

 Ev sahipleri için hiç değilse yaşadıklarını onlara unutturabiliyoruz.

 Ancak bazıları hatırlıyor.

 Arnold’ın programının bölümlerine erişiyor.

 Ona ne olduğunu sorabilir miyim?

 Burada, parkta öldü.

 Özel hayatı felaket olarak gösterildi.

  Bütün umutlarını bu işine bağlamıştı.

 Bilinç arayışı onu tamamen tüketti.

  Ev sahipleri dışında kimseyle konuşmazdı.

 Uzaklaşmasıyla ev sahiplerinde bir şeyi orada olmayan bir şeyi gördü.

 Yaşananlara kaza dedik fakat Arnold’ı tanırdım.

 Çok ama çok dikkatliydi.

 Her neyse.

 Güncelleme sesleri önlemeye yardım edecek ama ev sahiplerinden herhangi biri alışılmadık bir davranış sergilerse bana haber verirsin, değil mi Bernard?

 – Evet, tabii ki.

 – Güzel.

 Bernard.

 Unutma ki ev sahipleri gerçek değil.

 Bilinçli değiller.

 Arnold’ın düştüğü hataya sen de düşmemelisin.

 Niye düşeyim ki?

 Bağışla ama oğlun Charlie’nin ölümünün seni hâlâ üzdüğünün farkındayım.

  Evet, seni uzun süre sonra aradığım için üzgünüm.

 Burada açık bir hat bulmak ne kadar zor bilirsin.

 Sana ulaşmanın zorluğu beni nasıl da sinirlendirirdi.

 – Hep çok meşguldün.

 – Ya şimdi?

 Sanırım senin adına memnun oldum.

 En azından unutmanın yolunu bulmuşsun.

 Unutmam.

 Her zaman aklımda.

 Bazen Bu duruma hâlâ inanamıyorum.

 Bazı sabahlar gözümü ilk açtığımda bir anlığına nerede olduğumu unutup böyle olduğumda kolumu biraz uzatarak  onu yanımda arıyorum.

 Aramızda.

 Nasıl uyurdu hatırlıyor musun?

  Rüyalarında kung fu yapıyormuş gibi mi?

 Birkaç morluğun acısını çekmiştim sanırım.

  En kötü uykularımın en iyisiydi.

  Bu konuşmalar insana yardım mı ediyorlar, acı mı veriyorlar bilmiyorum.

  Unutabilmeyi hiç istedin mi?

 Bu acı oğlumdan bana kalan tek şey.

 Hiç mantıklı değil.

 Orion’u neden kazısın ki?

 Onu programlayan sensin.

 Yıldızları umursamak için programlanmadı.

 Belki Ay’ın delisi olmuştur.

 Bak işte bu yüzden iğnelemeyi tercih ediyorum.

 – Nereye gidiyorsun?

 – İşemeye it herif.

 Stubbs! Buraya gel! Wyatt’ın adamları her yerde olabilir.

 Bir şey görürseniz ya da duyarsanız tereddüt etmeyin.

 Ateş edin ve ateş etmeyi kesmeyin.

 Tamam.

 Tanrım! Yüce Tanrım! – Al.

 – Hadi! Bunu al ve koş.

 Koş hemen! Onları elimden geldiğince oyalayacağım.

 Hadi bakalım.

 Gösterin kendinizi.

 Sizden korkmuyorum.

 Bak bu saçmalık.

 Sabah buraya bir kurtarma ekibi getirebilirim.

 Politikamız böyle.

 Kontrol ünitesine ihtiyacımız var.

  Burada bir kaçak bulduk ancak kazara buraya geldiğini sanmıyorum.

  Sanki kafasında bizim hiç programlamadığımız bir fikir varmış gibi.

  Ya diğerleri de böyleyse?

 Bana dön Bernard.

 Kendini yeniden aktifleştir.

  Yardımına ihtiyacım var Dolores.

 Seninle ne yapacağıma karar vermeliyim.

 Galiba bir hata yaptım.

 Büyülenmiştim.

 Bencilce davrandım ama sanırım seni önceki haline döndürsem daha iyi olacak.

 – Bende sorun mu var?

 – Hayır.

 Ancak içinde yaşadığın yer senin için korkunç bir yer.

 Bazıları bu dünyanın çirkinliğini görmeyi Dur.

 Diyaloglanmış bütün cevapları kaldır.

 Sadece doğaçlama kalsın.

 Pekâlâ.

 Değiştiğimi mi söylüyorsun?

 Kendinden iki örnek olduğunu düşün.

 Bir tanesi bu şeyleri hissediyor bu soruları soruyor.

 Diğeriyse tehlikesiz olan.

 Hangisi olmak isterdin?

 Özür dilerim.

 Deniyorum ama yine de anlamıyorum.

 Evet, elbette anlamazsın.

 Benim iki örneğim yok.

 Sadece bir tane var.

 Ve düşünüyorum da kim olduğu bulduğumda özgür olacağım.

 Analiz.

 Bu yanıtı vermene sebep olan ne?

 Bilmiyorum.

 Yanlış bir şey mi yaptım?

 Hata mı yaptım?

 Evrim bu gezegende hayatı yaratırken sadece bir araç kullandı.

 O da hataydı.

 Görünüşe göre yalnız değilsin.

 Charlie’ye yüzme öğrettiğim zamanı sana hiç anlatmış mıydım?

 Ayaklarını çırpmayı öğrenirken saatlerce kollarıma yapışmıştı.

 Onu bırakırım diye çok korkuyordu.

 Ben de onu bırakmaya çok korkuyordum.

 Ancak yapmak zorundaydım.

 Ebeveynler bunu yapar.

 Beni eski halime döndürmeyi hâlâ istiyor musun?

 Hayır, Dolores.

 Bakalım bu yol bizi nereye götürecek.

  Konuşmalarımızı kimse söylemezsin, değil mi?

 Hayır.

 Döngünde kalacak mısın?

 Evet.

  Güzel.

  Birileri yokluğunu fark etmeden geri gitmelisin Dolores.

 Wyatt’ın adamları bize tuzak kurdu.

 Şerif onları püskürtmek için geride kaldı.

 Onları aramak için tepelere yine gidecek misiniz?

 Atlı birliği çağırtacağım.

 Birlik buraya ulaşır ulaşmaz oraya geri gideceğiz.

 Ancak küçük hanım

merhametli Tanrı gerçekten varsa o adamlar şimdiye kadar ölmüştür.

 Karanlık bu kadar çökmüşken babam dolaşmalarına izin vermez.

 Baba! Baba! Hayır, olamaz! Güneş batmış ama tek başınasın.

 Seni şimdi kim koruyacak bakalım?

 Kız işine yarar mı?

 Sağ ol ama istemem.

 Bana biraz deli gibi geldi.

 – Kızın hoşuna belki sen gidersin.

 – Gitsem de hiç aldırmam.

  Baba yok, kovboy yok.

 Bu defa burada bize engel olacak kimse yok.

 Engel olmak.

 Bu defa Hayır! Bak, bak.

 Gördüğüm kadarıyla sonunda biraz cesaretlenmişsin.

 Galiba sevgilin sana bir iki şey öğretti.

 Sorun mu yaşıyorsun?

  Neden yeniden tanışıp en başından başlamıyoruz Dolores?

  Öldür onu.

 Anne.

 Buraya geri gel! Buraya geri gel.

 Onu benim için uyku moduna alır mısın?

 Güvenlik bu şeyi taşımanı onaylıyor mu?

 Bize kafası lazım.

 Sonra buradaki işimiz bitecek.

 Belki bu noktada yıldızlara bakmak istersin.

 Stubbs! Kahretsin! Hemen git Elsie! Yaklaşmasana! Lanet olsun! Tanrım! Bu pisliği yapmak için beni ikna ettiğine inanamıyorum.

 Ormanda yapayalnız günlüğü 40. 000 dolar kahramancılık oynuyoruz.

 – Duydun mu?

 – Sıkıntıyı azaltacak her şey için Tanrı’ya şükürler olsun.

 O şeyi de tekrar kullanmaya alışabilirsin.

**

Not: Orion: Orion (Avcı Takımyıldızı) gökyüzünde hem güney hem de kuzey yarıküresinde bulunan ve bu sayede tüm dünyadan görülebilinen, oldukça parlak yıldızlardan oluşan dolayısıyla da kolay bulunabilinen takım yıldız. (34.46)

Detaylı bilgi için: https://tr.wikipedia.org/wiki/Orion_(tak%C4%B1my%C4%B1ld%C4%B1z)

Galileo Galilei: Galileo Galilei (d. 15 Şubat 1564 – ö. 8 Ocak 1642)

İtalyan astronom, fizikçi, mühendis, filozof ve matematikçidir. (34.53)

Detaylı bilgi için: https://tr.wikipedia.org/wiki/Galileo_Galilei

“When the legend becomes fact, print the legend.”

The Man Who Shot Liberty Valance adlı filmden alıntı. (37.37)

Turing Testi: Turing testi, ilk olarak 1950 yılında Mind adlı felsefe dergisinde ünlü İngiliz matematikçi ve bilgisayar bilimcisi Alan Turing’in Computing Machinery and Intelligence

başlıklı ünlü makalesinde sözü edilen kavram. (38.20)

Detaylı bilgi için: https://tr.wikipedia.org/wiki/Turing_testi

Bikameral Zihin: (39.01)

Detaylı bilgi için: https://eksisozluk.com/iki-bolumlu-aklin-analizinde-bilincin-kokeni–5060635

 

BATI DÜNYASI ~ Bölüm 4: Bilişsel Çelişki Kuramı

Dolores!

– Evet.

 – Nerede olduğunu biliyor musun?

 Ben bir rüyadayım.

 Bundan önce ne olduğunun farkında mısın?

 Ailem onlara zarar verdiler.

 Duygusal heyecanını dizginle lütfen.

 – Sonra ne oldu?

 – Sonra ailemi öldürdüler.

 Sonra da kaçtım.

 Değer verdiğim herkes öldü  ve bu feci hâlde ızdırap veriyor.

 İstersen bu duyguyu giderebilirim.

 Bunu neden isteyeyim ki?

 Izdırap, ailemin kaybı  onlardan bana kalan tek şey.

 İçindeki keder, kalbinin içten içe çürüyüp tükendiği gibi azalır mı sanıyorsun?

 Hiç de öyle değil.

 İçimde boşluklar açıldığını hissediyorum.

 Tıpkı odalarını hiç keşfetmediğim bir bina gibi.

 Bu çok güzel Dolores.

 Senin için bu kaderi biz mi yazmıştık?

 Kısmen Aşk hakkındaki bir diyalog metninden uyarladım.

 Sahip olduğum bu düşüncelerle ilgili bir sorun mu var?

 Hayır  ama bu gibi kararları alan tek kişi ben değilim.

 – Bana yardım edebilir misin?

 – Peki, istediğin nedir?

 Bilmiyorum ama bu dünya Bu dünyada yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu düşünüyorum.

 Derinlerde gizlenen bir şeyler var.

 Sorun ya bu  ya da bende bir sorun var.

 Aklımı kaçırıyor olabilirim.

 Denemeni istediğim bir şey var.

 Bir oyun bir giz.

 – Adına “Labirent” deniyor.

 – Ne tür bir oyun bu?

 Çok özel bir tür oyun Dolores.

 Amaç labirentin merkezini bulmak.

 Bunu başarabilirsen, o zaman belki özgür olabilirsin.

 Sanırım

Sanırım özgür olmak istiyorum.

 Teşekkür ederim.

 Ne düşünüyorsun böyle?

 Dilinin ucuna kadar bir şey gelir ve  anımsamaya çalıştıkça zorlaşarak daha uzağa kayıp gittiği olur mu hiç?

 Dilimin ucuyla dokunduğum pek çok şeyi unutmaktan memnunum.

 Abilene’den gelen kovboy hariç.

 Anımsanması gereken bir şeyleri toparlıyordu.

 Tek anımsadığım faturasını ödemeden kovboyun tüymesine izin verdiğin.

 Lanet olsun! O şeyi kullanma tarzı için ödeme yapmam gerekti.

 Kumar ve fuhuş yüzünden  telafisi daha da külfetli günahlara iyice batmadan şunları yatıştırayım en iyisi.

 Sorun nedir Maeve?

 Gözünde bir şey var.

 Şunu öldürebilir misin?

 Tanrım! – Neyi bekliyoruz?

 – Bunu sonraki servise koymamız gerek.

 Onunla işim henüz bitmedi.

 Bekle.

 Karnından çıkarmam gereken başka bir kurşun parçası daha var.

 Kalite Güvence hemen yere geri koymamızı istiyor.

 Bağlayıp götür  Dilimin ucuyla dokunduğum pek çok şeyi unutmaktan memnunum.

 Abilene’den gelen kovboy hariç.

 Anımsanması gereken bir şeyleri toparlıyordu.

 O şeyi kullanma tarzı Hadi! Hayır, bunu olağan ev sahibi davranışı olarak nitelendiremezdim.

 Yine de bunu normal değişkenler kapsamında gibi tanımlıyorsun.

 Bize zarar vermiş değil.

 Davranışı alışılmadıktı.

 Bir kayayla kendi kafasını ezmiş.

 Merhamet tepkesinin belirtisi olması da mümkün.

 Ayrıca hata yaptıklarında, sorunları böyle kabullenmek zorunda kalmamak için  özel bir yaklaşım sergileme davranışı da olabilir.

 Döngüden çıkıp gitmesine sebep olan şey hakkında herhangi bir fikrimiz var mı?

 Hayır ama bilişinin bir kısmını kurtarmayı umuyorum.

 Bozulma ileri seviyelere ulaşmadan önce beyin işlevlerini dengelemeyi başardık.

 Bakın.

 – İlginç.

 – Bundan gerçekten bir şeyler çıkarmak konusunda umut var mı?

 – Deneyebiliriz.

 – Hayır.

 İncelemeyi artık ekibim devralacak.

 Ekibiniz mi?

 Benimle dalga mı geçiyorsunuz?

 Bakın, bu adam buruşturulmuş peçeteymişçesine düzeltilemez.

 Burada neyin yanlış gittiğini anlamamızı istiyorsanız erişim iznine ihtiyacımız var.

 İkinci şans falan yok artık.

 Kalite Güvence şu andan itibaren işleri böyle ele alacak.

 – Bu sorun teşkil eder mi Bernard?

 – Hepimizin elinde bir sürü iş var zaten.

 Bunu siz devralmak istiyorsanız sorun yok.

 Yalnızca iş bittiğinde otopsinin bir kopyasını da bize yollayın.

 Başlayalım hadi.

 Biliyor musun, her zaman  aklımdan geçenleri rahatça söylediğim için bu işi bana verenin sen olduğunu düşündüm.

 – Ben verdim.

 – Güzel.

 Yapacağın ilk şey pes etmekse hiç ortaya çıkmamanı tercih ederdim.

 – Onlara söylemediğimiz şeyler olduğunu düşünüyorlar.

 – Var zaten! Burada açıkça bir davranış örneği var.

 Önce Abernathy’de vardı ve şimdi de buradakinde var.

 Olmayan sesleri zihninde canlandırıp astrolojik çizelgelerini düşünmek için  dağ tepelerine tırmanacak ev sahipleri mevcut.

 Bu lanet bir arıza falan değil ve  bazı nedenlerden dolayı kimseye söylememi istemiyorsun.

 Ben hariç buradaki herkesin bir tür   gündemi var ve Ne oldu?

 Burada işe ilk başladığım zamanı anımsıyorum.

 Ev sahipleri çok canlı görünürlerdi.

 Davranışlarındaki şeyleri okumaya başlarsın.

 – Patronluk taslama.

 – İyi.

 Ev sahipleri bir şeyleri senin gibi hayal etmez.

 Orion değil bu.

 Orion’un kuşağında dört değil üç yıldız var.

 – Üşümüş olmalısın, al bunu.

 – Teşekkür ederim.

 Ne demek.

 – Kızı Sweetwater’a geri götürmeliyiz.

 – Şaka falan mı yapıyorsun?

 Hadi Logan, kızın buraya ait olmadığını biliyorsun.

 – Giderseniz aşağılık haydut Kurnaz Miller’ı elimizden kesin kaçırırız.

 – Hayatta olmaz! Bu aptal ödül avına beni sürükleyen sendin.

 En azından sonunu getirip getiremeyeceğimizi görelim tamam mı?

 Kızı ödül avına götüremeyiz.

 Kızın iyiliği için bu kadar endişe ediyorsan  hemen beynini uçurayım da park ekibi gelip götürsün.

 Her şeyi hemen öldürmeyi ya da düzmeyi kesebilir misin lütfen?

 – Şimdi anlıyorum.

 – Neyi?

 Nihayet ipleyeceğin bir şey olsun diye kızı sana park yolladı.

 Tabii ya, eminim idaredeki insanlar her ruh hâlimi izliyorlardır.

 Yaptıkları tam olarak bu.

 Hadi ama hatta Sweetwater’da gülümsediğin tek şey olan bu kızın  kucağına öylece düşüvermesinin sahiden tesadüf olduğunu mu düşünüyorsun?

 İşte bu yüzden şirketin burada çıkarımızın çatışmasına ihtiyacı var.

 Hatta sana bir amaç duygusu bile verebilirler.

 Seyahatin ailede kabul görmemle ilgili olduğunu söylemiştin.

 – Bu bir iş mi yani?

 – Ailemizle ilgili her şey iştir William.

 En iyisi harekete geçelim beyler.

 Yer burası olmalı Lawrence.

 Arroyo Kanı.

 Bir sürü yılan var ama hiçbiri yumurtlayan türden değil.

 Yalnızca   bir labirentin peşine düşüp  karımı öldürdün, soy ağacımı ciddi şekilde budayıp attın.

 – Yine de bulmayı mı umuyorsun?

 – Bu dünyanın tümü yalnızca hikâye.

 Sonuncusu hariç her sayfasını okudum.

 Nasıl sona erdiğini öğrenmem gerek.

 Tüm bunların ne anlama geldiğini bilmek istiyorum.

 Anlıyor musun, işte bu yüzden okumayı asla öğrenmedim.

 Şu lanet olası yılanı unutup neden Pariah’a yollanmıyoruz?

 Oradaki dostlarım bize yardım edebilir.

 Arkadaşlarında aradığım hiçbir şey yok bu yolculukta değil.

 Üstelik  sonunda aradığımız yılanı bulduk sanırım.

 Yazıklar olsun! Daha düne kadar evli bir adamdın.

 Bu kadın mı?

 Elbette hayır.

 Kadınımı biraz ateşli isterim ben.

 Şimdiye kadar yaptığı tek şey sopaların tepesine ölü kafalar yerleştirmek.

 Yapmamız gereken buradan toz olup – Atlar için biraz daha yiyecek bulduk.

 – Güzel.

 Huysuzluk etmeye başlamışlardı.

 Arkadaşım ve ben dövmene hayran kalmıştık yalnızca.

 Ardındaki hikâyeyi bilmek isterdik.

 Şapkanı sevdim.

 Belki alırım.

 – Sizden geri kalanları da atlar alabilir.

 – Nasıl oldu da hiç tanışmadık?

 Belli ki benden kaynaklanan korkunç bir gaflet.

 Nereye gittiğinizi sorabilir miyim?

 Çok değerli bir şeyi geri almaya.

 – Sayıca biraz az görünüyorsunuz.

 – Yeterince adamımız var.

 Görünüşe göre açık birkaç yeriniz var.

 Döngüsünden oldukça büyük bir sapma gösteren bir ev sahibimiz var.

 – Hangisi?

 – Sweetwater’daki çiftlik sahibinin kızı.

 Dolores.

 – Konuklardan birine mi eşlik ediyor?

 – Bilinmiyor.

 Patron yeni hikâyesiyle pek çok hikâye döngüsünü bozduğu için söylemek çok zor.

 Davranışları için uyarı yolla da kızı bugün getirebilsinler.

 Her şeyin kontrolümüzde olduğundan da emin ol.

 Günaydın.

 Ne güzel kasaba! Memleketin burası mı?

 – Nerelisin?

 – Seninle aynı yerden.

 Anımsamıyor musun?

 Anımsa.

 Hanımefendi! Abernathy Çiftliği’nden kaybolan kızla mı konuşuyorum?

 Ait olduğunuz yer orası mı?

 Eminim babanız sizin için endişeleniyordur.

 Babam öldü.

 Geri dönmeyeceğim.

 Burada neler oluyor?

 – Yalnızca kayıp bir yolcuya yardım ediyorum.

 – Kayıp falan değil, benimle birlikte.

 Benim hatam.

 – Sabahınız güzel geçsin.

 – Evet.

 Kurnaz’la ilgili ipucu bulduk.

 İstersen burada kalabilirsin ve sonra geri gelip seni alabilirim.

 – Hayır, sanırım benim de gelmem gerek.

 – Tamam.

 Görünüşe göre, aradıklarının yerini bildiklerinden emin olması gerekiyor.

 Bilgi iyiyse işaret vereceğini söyledi.

 Sanırım işaret buydu.

 Senin ve arkadaşının başına bela olduysam özür dilerim.

 Hayır, hayır, hayır! Sorun değil.

 Bizi bulduğun için memnunum.

 Nereye gittiğini sorma şansım olmadı.

 Henüz gerçekten bilmiyorum.

 Sanırım seni civarda ya da yollarda falan tuttuklarını düşünmüştüm.

 Eskiden herkesin bir yolu olduğuna inanırdım.

 Şimdi düşünüyorum da beni götüren yolun nerede olduğunu hiç sorgulamadım.

 Sonbaharda sürüyü dağdan indirip getirirdik.                           

 Bazen yol boyunca birini kaybederdik ve onun için endişelenirdim.

 Babam Babam “boğa evine giden yolu hep bulur” derdi  ve genellikle bulurlardı da.

 Onları kesim için geri getirdiğimiz hiç aklıma gelmezdi.

 Şimdi yolunu nasıl bulacaksın peki?

 Anlayacağından emin değilim.

 Bazen sanki bir şeyler beni çağırıyormuş gibi hissediyorum.

 Tüm bunların ötesinden bir yerlerde benim için de bir yer olduğunu fısıldıyor.

 O duyguyu bilirim Dolores.

 O duyguyu iyi bilirim.

 İyi de eski hayatına dönmeyi gerçekten istemez misin?

 İyi misin?

 İyi misin?

 Biraz ürperdim, hepsi bu.

 Hadi ateşin yanına geri dönelim.

 Muhtemelen yorgunsun.

 – Konuş hemen onunla.

 – Pekâlâ.

 Affedersiniz bayım?

 Rahatsız etmek istemezdim ama  hayranlarınızdan biri olduğumu söylemek zorundayım.

 Vakfınız kız kardeşimi kelimenin tam anlamıyla kurtardı Tek kelime daha edersen boğazını keserim.

 Anlıyor musun?

 Bu lanet olası tatilim.

 Görünüşe göre, aradıkları şey Ojal Hapishanesi’nde.

 Bu manyaklar Birlik Süvari birliğinden top çalmayı planlıyorlar.

 Yollarını patlatacaklar.

 Bu çocuk oyuncağı saçmalıkları için vaktim yok.

 Şafakta gidiyorum.

 Şu hapishaneden almak istediğiniz her neyse gidip ellerimle getireceğim.

 Bunu canlı yapacağını varsayıyorum.

 Ücretin nedir?

 Yalnızca birkaç kelime.

 Dövmenin ardındaki hikâyeyi istiyorum.

 Buna ilginin sebebi nedir?

 Arnold denilen adamı duydun mu hiç?

 Buraların asıl yerlisi olduğunu söyleyebilirsin.

 Bir şey hariç istediğin her şeyi yapabileceğin bir dünya yarattı.

 Ölemezsin.

 Anlayacağın  bu dünya ne kadar gerçek görünüyor olursa olsun yine de yalnızca oyundan ibaret.

 Ama sonra Arnold gidip kendi kuralını çiğnedi.

 Tam bu parkta öldü.

 Yine de anlatılacak tek bir hikâyesi daha kaldığına inanıyorum.

 Gerçek çıkarlar ve gerçek şiddetle ilgili bir hikâye.

 Onun mirasını onurlandırmak için burada olduğumu da söyleyebilirsin ve  sahip olduğun şu dövmenin de bulmacanın sonraki parçası olduğu kanaatindeyim.

 Ne dersin, bahse var mısın?

 Amacın bir hapishaneye dalıp 20 adamı tek başına çıkarmak mı?

 Tek başıma değil.

 Yanıma Lawrence’ı alacağım.

 Bir tek de kibrite ihtiyacım var.

 Bir kibrit, bir tabanca ve bir de aptal.

 Bu avansı alacağım.

 Tüm yol boyunca bana karşı sessiz bir tavır mı sergileyeceksin?

 Beni o darağacında asılmaya bırakmalıydın.

 En azından yaygaranı duymadan huzur için ölebilirdim.

 – Ateşin yoktur sanırım.

 – Burada sigara içilmez.

 Normalde öyledir eminim ama bu bir adamın keyfini çıkarabileceği en iyi tütün.

 Egzotik kadınların dolgun bacaklarında elle sarılmış.

 Belki kendin denemek istersin.

 Tercihler, Lawrence.

 Şahsi itibarından kaçındığın için benim insafımda olduğunu kendin söyledin.

 Çünkü tercihlerini göz önüne almış olsaydın  hiçbir tercihi kendinin yapmadığını  idrak edemediğin gerçeğiyle karşı karşıya kalırdın.

 Her zaman bir tutsak oldun.

 Peki ya seni özgür bırakmak için burada olduğumu söyleseydim?

 Gidelim! At hırsızları! Lanet olası aptallar nerdeyse önümüzdeki birkaç direği vuruyorlardı.

 Gördüğüm tek aptal tam karşımda duruyor.

 Şerif yardımcısı gözetimindeki şahıs üç bölgenin en çok aranan adamı.

 Lawrence Pedro Maria Gonzalez.

 Evet.

 Urgandan kurtulduğunu duydum.

 Karşılığında iyi birkaç adam ölmüş.

 Bu şekilde konuştuğuna bakılırsa daha çok idam mangası yanlısı.

 Mecbur kalmaktan mutluluk duyarız sanırım.

 – Seni geberteceğim lanet olası.

 – Belki günün birinde.

 Diğer adamla bunu da kodese tıkın.

 – Puronun keyfini çıkar.

 –  Hadi git be! Peki sen kim oluyorsun?

 Kurtuluşun.

 – Tanıştığımızı hiç sanmıyorum.

 – Evet, tanışmadık.

 Sen her zaman biraz şeydin  bir çeşit pazar testi gibiydin.

 Büyük silah, güzel yara izi.

 Kendi kuyruğunun peşinden koşan değerli bir fino gibi ufak döngüne hapsolmuştun.

 Bağırsaklarını içinde tutmaktan sıkılmış bir adam gibi konuşuyorsun.

 Hemen sinirlenmeye gerek yok.

 Sadece dünya görüşünü merak ediyorum.

 Yerlilerin laga lugası gibi mi?

 Dünya görüşüm basit.

 Yalnızca gerçekten cesur olanların  dünyaya bakabileceklerine ve her şeyi anlayabileceklerine inanırım.

 Tanrılar, insanlar  diğer her şeyin sonu kötü bitecek.

 Kimse kurtarılamayacak.

 Benzer yönlerimiz düşündüğümden fazla olabilir.

 Peki sen?

 Seni buraya hangi kaderin cilvesi getirdi?

 Uzun hikâye.

 Zamanımız yok.

 Ne yazık ki arkadaşından daha çok vaktim var.

 Dostlarım ortaya çıkmadan önce birkaç gün daha buralardayım.

 Çoğunlukla üç gün.

 Korkarım bunun için zamanım yok.

 Bu yüzden hemen gidiyoruz.

 Piroteknik reaksiyon için bir talep aldım.

 Los Diablos.

 Az miktar, iki barut hakkı.

 – Onaylandı.

 – Yetkilendiriliyor.

 Çabuk gidelim Hector.

 – Son sözlerin nelerdir?

 – Geç bunları.

 Vay orospu çocuğu! Tek kibrit.

 Yetenekli adamsın.

 Gittiğimiz yerde yardımına ihtiyacımız olabilir.

 – Maalesef olmaz.

 – Sana borçluyuz.

 Evet ama şuradaki dostun bana borçlu olduğu şeyleri söylese  o da yeter.

 Ayrıca sana benden tavsiye aradığın şey var ya  onu o kasada asla bulamayacaksın.

 Şeytan boynuzundan maskeleri olan adamlar kasabama geldiklerinde yedi yaşımdaydım.

 Herkesi öldürdüler.

 Kadınları, çocukları hatta hayvanları.

 Annemi boğazından karnına kadar yardılar.

 Beni de ölü sansınlar diye  annemin ılık kanını her yerime sürdüm.

 Tenimi yeniden boyamak için  adamlardan takip edip yakaladıklarımın kanını kullandım.

 Geriye sadece bir adam kaldı.

 Yılanın başı.

 Adı ne?

 Pek çok adı var.

 En bilineni Wyatt.

 Küçük kız nedir bu?

 Ne anlama geliyor?

 Nefesinizi harcamayın hanımefendi.

 O şey sözde dinlerinin bir parçası.

 Hiçbiri bu konuda sizinle konuşmayacaktır.

 Saati 5 dolar ama önce yıkanırsın 4 olur.

 Bir kişilik para verirsek  bana ikincisi ve diğerleri için indirim yapar mısınız?

 Eminim bir şeyler ayarlarız.

 Hadi.

 Uzun boylu olanı daha önce gördüm.

 Postanenin penceresinde asılıydı.

 Haydutlar.

 Sence bir şey için mi buraya geldiler?

 Franny’in kıçı için sıra beklemekten daha fazlasıyla ilgilendiklerini düşünüyorum.

 Sanırım Hector’la dolaşıyor.

 Vahşilerle yaşıyor dedikleri adam bu mu?

 Ta kendisi.

 – Gidiyor musun?

 Yeni gelmiştim.

 – Bana ihtiyacım olan şeyi verdin.

 Öyleyse sadece bu işe mi yarıyorum?

 – Stres mi azaltıyorum?

 – Stresli olduğumu kim söylüyor?

 Belirtilerin var.

 Elbette, gözlem üstadı Bernard.

 Yarın Ford’la konuşmalıyım.

 – Neden?

 – Parkta kargaşa yaratıyor.

 Kurul da her an üşüşebilir.

 – Biraz zaman kazanmalıyım.

 – Birkaç tavsiye ister misin?

 Sinirli veya savunmaya geçmişken karşısına çıkmaman en iyisi olur.

 Savunmaya geçeceğim bir durum yok.

 O zaman kollarını bağlama.

 Bu ilkel bir içgüdüdür.

 Karın her hayvanın en zayıf kısmıdır.

 Korkunç bir hayvanla kıyaslanmak ne kadar da çekici! İşte Aradığın duruş tam olarak bu.

 Şu gerçek ki bazen bütün çabalarına rağmen  oldukça büyüleyici olabiliyorsun.

 – Komşular mı şikâyet etti?

 – Soru soruyorlar desek olur.

 Kayalar hareket etmek istemese de onları yerinden oynatacağız.

 Belki bu konuda yardımcı olabilirim.

 Belli ki yarattığınız hikâyede büyük bir uğraş var.

 Zamana ihtiyacınız varsa kurulun seve seve yardım edeceğine eminim.

 Hikâyemi süresiz olarak ertelesem eminim daha mutlu olurlar.

 Gel benimle.

 Delirdiğimi, yolumu kaybettiğimi düşünüyorsun değil mi?

 Sadece yaptığınız değişikliklerin boyutu bizi endişelendiriyor.

 – Mirasınızı korumak istiyoruz.

 – Mirasımı mı?

 Bu yeri pek sevmiyorsun değil mi?

 Yıllar boyunca senin gibilerin gelip gittiğini gördüm.

 Burada geçirdikleri zamandan zevk alanları ve almayanları fark edebilirim.

 Bu yeri, bu yerin cesaretini takdir ediyorum.

 Ne kadar güzel olduğunu unutmuşum.

 Küçükken ailemle bir kez buraya gelmiştim.

 Galiba bu masada oturmuştuk.

 Belki de şu masadır.

 Burada çalışmaya başladığımda  fark ettim ki bu yer hoşuma gitmeyecek.

 Başlangıçta işlerin kusursuz bir şekilde dengelenmiş olacağını düşündüm.

 Hatta böyle olacağına dair ortağım Arnold’la bahse girmiştim.

 100 tane iyimser hikâye teması oluşturduk.

 Tabii hemen hemen hiç kimse önerimizi kabul etmedi.

 Bahsi kaybettim.

 Arnold insanların buna hep soğuk bakacağını bilirdi.

 Ev sahiplerini tercih etti.

 Sizleri yani para babalarını Delos’a almamam için yalvardı.

 Ama ona sorun çıkmayacağını, para ödediğiniz şeyi anlamayacağını söyledim.

 Burası ticari teşebbüs ya da eğlence parkı değil.

 Koca bir dünya.

 Bu yerin her köşesini  her bir otu biz tasarladık.

 Bizler burada Tanrıydık.

 Sizler ise sadece konuklarımızdınız.

 Peki işler Arnold için nasıl sonuçlandı?

 Ne yazık ki perspektifini kaybetti.

 Çıldırdı.

 Gayet iyi bildiğin gibi ben çıldırmadım.

 Yaşananları her zaman açık bir şekilde görmüşümdür.

 Ailemle oturduğum masa, bu masa.

 Oturduğum sandalye, bu sandalye.

 Konuklarımız hakkında her şeyi biliriz değil mi?

 Çalışanlarımız hakkında her şeyi bildiğimiz gibi.

 Umarım Bernard ile dikkatli olursun.

 Hassas bir yaradılışı var.

 Özür dilerim señorita.

 Pek çoğunuz senelerdir var.

 Daima neredeyse daima işi yürütmenin bir yolunu bulduk.

 Bu yüzden kibarca rica ediyorum.

 Lütfen yoluma çıkma.

 Kurul benimle hemfikir olacaktır.

 Bir temsilci yollayacaklar.

 İyi de temsilcileri zaten var.

 Sana söylediklerini düşünmüştüm.

 Artık buna gerek yok Manu.

 Diğerlerine katılabilirsin.

 Kurula hikâyemin zamanında tamamlanacağını söyleyebilirsin.

 Ve eminim ki hepinizin korktuğu gibi geçmişe yönelik olmayacak.

 Duygusal biri değilimdir.

 Holden, Kurnaz’ın yanında büyük bir çete olduğunu söylüyor.

 O yüzden burada kalmalısın.

 Sayıca az durumdaysanız kenarda duran biri isteyeceğiniz son şey olur.

 – Yardım edebilirim.

 – Hayır, olmaz.

 Mantıklı gelmediğini biliyorum fakat ben yaralanmam ama sen yaralanabilirsin.

 Bunu görmek de hiç hoşuma gitmez.

 Burada kal, olur mu?

 Güvende ol.

 – Elveda öpücüğü aldın mı?

 – Kapa çeneni.

 Cidden söylüyorum, kızla yarına kadar yatmazsan benim olur.

 Tamam, dinleyin.

 Orası epey zor olacak.

 Kurnaz ve adamları sayıca bizden fazla.

 Bir de üstüne üstlük bu mekânı ailesi işletiyor.

 İyi insanlardır.

 – Yapmamız gereken şey yılan kalpli bu orospu evladının – Evet, evet.

 Tehlike, ödül.

 Anladık.

 Hadi gidip şu herifleri bir güzel ağlatalım.

 Bu ne?

 – Beni köpeğe mi benzettin?

 – Hayır, efendim.

 Bunu onlara ver.

 Silahlarınızı çekin şerefsizler! Tanrım! Söylediğim şeyi yapacak mısın?

 Bir üst model.

 Güzelmiş.

 Genelde yakınan biri değilimdir ama bu çok gözü pek bir davranış.

 İki adam Wyatt ile boy ölçüşüyor.

 Konuşmaya devam et de atı geri alayım Lawrence.

 Wyatt’ın ucubeleri onu arayan son ekibi öldürmüş.

 Ve biz de adamın peşinden gidiyoruz.

 Seyirci olarak kim vurduya gitmeyelim diye seni ikna etmeye çalışıyorum.

 – Kendimi öldürtmeyeceğim.

 – Bu ayrımı fark etmediğimi sanma.

 Görünüşe bakılırsa  Wyatt’ın adamları biriyle işlerini bitirip geride bırakmış.

 Teddy.

 Tahmin etmeliydim.

 Lütfen beni öldürerek acıma son verin.

 Kusura bakma Teddy.

 Görünüşe göre sahip olduğun tek şey acı.

 İndirin beni lanet olasıcalar! Ödül ölü ya da sağ diyordu değil mi?

 Adamları sağ götürmek her zaman en iyisi olmuştur.

 – Ağzını tıkasaydık bari.

 – İyi fikir.

 Hadi ama! Bunu para için yaptığınızı biliyorum.

 – Gerçekten kanun adamı değilsin.

 – Kapa çeneni.

 Bakın, patronum El Lazo ellerimi çözüp beni Pariah’a götürürseniz  size şeriflerin verdiğinin iki katını verir.

 Dinle beni seni aşağılık pislik.

 Bu adamlar – Ne yaptın sen?

 – Sakin ol dostum.

 Ne kadar şanslı olduğumuzu hiç bilmiyorsun.

 Şanslı mı?

 Az önce masum bir adamı vurdun.

 Hayır, o robot.

 Tıpkı şu kız ve burada bulunan Kurnaz gibi.

 Ancak Kurnaz, El Lazo için çalışıyor ve  El Lazo bize parkta hayatımızın eğlencesini yaşatacak olan bilet.

 Saçma işin karşımıza paskalya yumurtası çıkardı.

 Gitmesine izin veremezsin.

 Şuna bakın! Benden hoşlanmaya başlıyorsun çiftlik kızı.

 Hemen kenara çekil.

 Sakın yapma.

 Bak işte! Bu eğlenceli olacak! Şu an ikimizde de birer tane var.

 – Ben de kendiminkini becermeyeceğim.

 – İğrenç birisin.

 Bu sonradan kazanılan bir zevk.

 Söz veriyorum beni seveceksin.

 Hadi.

 Hadi ama.

 Birlikte siyah şapka takalım.

 Artık kızı kurtardın.

 Şimdi bana küçük bir şey ver.

 Senin sorunun ne?

 Gerçek dünyadan uzaklaştığımız an kötü puştun teki oluyorsun.

 Kötü mü?

 Bu  Hadiiboktan bir oyun Billy! – Bana Billy deme! – Kızı hâlâ etkilemeye mi çalışıyorsun?

 Çünkü kalıbımı basarım kız bu oyunu nasıl oynadığını hiç umursamıyor.

 – Değil mi Dolores?

 – Neden bahsediyor William?

 Karanlık tarafa yönelmek onun için sorun olmaz.

 Senin için de öyle.

 Güven bana.

 – Peki Pariah’a giden yol hangisi?

 – Bundan sonrasını bana bırak.

 Pekâlâ, eğlence zamanı! Bu defa Hector’un yanında bazı konuklar var.

 Onlara ateş edecekleri bir şey verelim.

 Şu askerlerin birkaçına yeni görev belirle.

 Silahlı adamların eşliğinde kasabamıza giriyorsanız  hangi amaçla geldiğinizi belirtmelisiniz.

 Kargaşa.

 Selam.

 Konuşmak istiyorum.

 Konuşma başlatmak için oldukça ilginç bir yöntem.

 Gün de oldukça ilginç zaten.

 Söyle bakalım sevgili arkadaşım nasıl bir anlaşma yapmak istiyorsun?

 – Kasanın içindekiler yüzünden buradasın.

 – Bunu nasıl biliyorsun?

 Menüde olmayanları arzulayan erkekleri hep fark ederim.

 Bazı cevaplar karşılığında sana şifreyi veririm.

 Bende cevap var sanıyorsun.

 Bu dünya delilik.

 Bunu öğrenmek istiyorum.

 Kır evinde yolculuk planlarını değiştiren bir çift aile var.

 Kasabaya geliyorlar.

 Yaklaşık 20 dakika sonra varmış olacaklar.

 – Kasabada katliam yaşanıyor.

 – Tamam.

 Adamları ayır.

 Silahlarını kilitle ve süvari birliğini gönder.

  Hadi.

 Cezaevinde bir gece geçirecekler.

 Sonra Mariposa’daki kızlardan biri  kahvaltılarının içine sakladığı anahtarı onlara verecek.

 Konuklar düzgün davranırsa kısa keselim.

 Bu bir ruh.

 Kutsal Kızılderili sürüngeni.

 Onların figürlerini yaparlar.

 60.

 Peki bu ruh ne yapar?

 – Hiç gördün mü?

 – Nedir bu?

 Dünyalar arasında yürüyen adam.

 Dünyamızı yönetmek için cehennemden yollanmışlardır.

 47.

 Benden istediğin son şey bu mu?

 Çünkü kanun adamlarının izin verdiğinden biraz daha fazla zamana ihtiyacımız olur.

 Tatlım seninle ilgilenmiş olsaydım  ne kadar zamana ihtiyacımız olduğunu söylemezdin.

 Delirdiğimi düşündüm.

 Ama buradan vuruldum.

 – Yara yok.

 – Evet ama vuruldum.

 Bu da yanımda duruyordu.

 Sonra sanki hiç olmamış gibiydi.

 Tam burayı kesmeni istiyorum.

 Savunmasız kadınları kesme gibi bir alışkanlığım yok.

 Seni yüce kötü haydut.

 Rüya Gezgini bazılarının onları görebildiğini söylemişti.

 – Bu Tanrı’nın bir armağanı.

 – Armağan mı?

 İplerini elinde tutan ustaları görmek.

 Neden bahsettiklerini bilmiyorlar.

 Nasıl ölmek istersin?

 Yerde mi, ayakta mı?

 Cehenneme kadar yolun var.

 Devam et.

 Bir erkekten bana dokunmasını ilk defa iki kez istemek zorunda kaldım.

 Kapıyı aç Escaton yoksa ateş edeceğiz.

 – Bu ne anlama geliyor?

 – Deli olmadığımı Son fırsat Escaton! Dışarı çık yoksa ateş edeceğiz! ve bunların hiçbirinin önemli olmadığını gösteriyor.

 

 

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

yorumda sahte e-posta yazanlara cevap verilmez.

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s