Westworld (2016–) Dizi 5-10 BÖLÜM

 

BATI DÜNYASI ~ Bölüm 5: Contrapasso {Misilleme}

Hiç anlatacak hikâyen var mı dostum?

 Evet, sanırım var.

  Hayatımda gördüğüm en üzücü şeyi bilmek ister misin?

 Küçük bir çocukken kardeşim ve ben bir köpek istiyorduk.

  Bu yüzden babamız bize ihtiyar bir tazı aldı.

  Hayatında hiç tazı görmedin öyle değil mi Bill?

 Vaktinde birkaç müsabaka görmüşlüğüm var.

  Tazı bir yarış köpeğidir ve ömrünü çemberin içinde koşup tavşan gibi yapılmış bir keçeyi kovalayarak tüketir.

  Bir gün tazıyı parka götürdük.

  Köpeğin ne kadar hızlı olduğu konusunda babamız bizi uyardı ancak karşı koyamadık.

  Sonra kardeşim tasmasını çıkardı ve o anda köpek bir kediyi fark etti.

  Kedi gözüne bir keçe parçası gibi görünmüş olmalı sanırım.

  Koştu.

  O ihtiyar köpeğin koşması gibi güzel bir şeyi daha önce hiç görmemiştim.

  Ta ki sonunda kediyi yakalayana kadar.

  Herkes dehşet içindeyken o küçük kediyi öldürüp paramparça etti.

  Sonra da şaşkın bir hâlde oracığa oturuverdi.

  Köpek tüm hayatını o şeyi yakalamak için harcamıştı ama artık ne yapacağını bilmiyordu.

  Bu muhteşem bir hikâye dostum.

  Beyaz ayakkabılı hanıma içelim mi?

 Bul beni.

  Nasıl bulacağımı göster.

  İşte karşımızda! Pariah! Haydutlar, suçlular, hırsızlar, fahişeler ve katiller şehri.

  Kapılarından bir kez geçince güvenle döndüğüm için El Lazo’nun minnettarlığının tüm semeresini göreceksiniz.

  – İyi misin?

 – Tabii.

  Yanlış bir şey mi yaptım?

 – Az önce biriyle konuştuğunu duyduğumu sandım.

  – Rüzgâr olsa gerek.

  Günaydın.

  Bu taraftan.

  Sweetwater’da tattığımızdan çok daha öte, daha görkemli, daha büyük hikâyeler var.

  – Kendince bir güzelliği var.

  – Bu defa sana katılıyorum.

  Parkın bir kısmı kurul ve piyasa araştırması yoluyla tasarlanmış gibi hissettirse de buradaki her şey çok daha saf ama ucuza çıkmıyor.

  Nakit kaybı yaşadıkları söyleniyor.

  Biz de bunları satın almayı düşünüyoruz.

  Söylendiğine göre burası tamamen bir ortaklıktan doğmuş ve park açılmadan hemen önce ortaklardan biri intihar etmiş.

  Bu yüzden park kötüleşmiş.

  Aslında ayrıntılardan pek haberim yok.

  Hatta adamın adını bile bilmiyorum.

  Burayla ilgilenen bir avukat ordusuna sahip olmak gerek ne dersin?

 Eli boş dönmüşler.

  Adam tam bir muamma, resmi bile yok.

  Burayı kim tasarladıysa, milleti pek düşünmedikleri hissine kapılıyorsun.

  Kim bunlar?

 Kendilerine “Yeni Virginia Ordusu” diyorlar.

  Diğer herkes de “Konfederasyon” diyor.

  Babam onlardan bahsetmişti.

  Savaştan sonra teslim olmayı reddeden eski konfederasyon askerleri bunlar.

  Şimdi ise sınırın aşağısında paralı asker olarak çalışıyorlar.

  – Bu oyunun anahtarı onlar.

  – Ne oyunu?

 Buradaki en büyük oyun savaş.

  Söylendiğine göre parkın en uzak kısmındaymış.

  O kadar uzağa hiç gitmedim ama bu bizim için fırsat olabilir.

  Vaktinde gerçekten çuvallamış bir sürü kişiyi tanımıştım.

  Emin ol, çok azı seninle kıyaslanır.

  Bu mesela, Theodore Flood.

  Wyatt’in arkadaşıydı.

  Tam olarak bu eski arkadaşlıklar yüzünden ona ihtiyacımız var ya.

  Beni doğruca büyük, kötü kurda götürecek.

  – Buna güvenmezdim.

  – Hah! Hayırsever türde biri olduğunu fark etmemiştim.

  Ölsün diye şu ağaca bırakman gerekirdi.

  Kadere inanır mısın Lawrence?

 O kahpe gerçekten varsa dişlerine tekmeyi anında basmak isterdim.

  Bu kadar dilbaz olma.

  Kalbimi kıracaksın.

  Eski arkadaşlarımdan birinin söylemeyi sevdiği gibi

“Herkes için bir yol vardır.  Senin yolun da seni bana geri getirdi.”  Tüm bu yolculuk boyunca seni neden yanımda tuttuğumu merak ettin mi hiç?

 Belki yârenliğimden zevk alıyorsundur, seni   sadist! Belki de öyledir.

  Dünyada senden başka benimle bu tonda konuşabilecek adam yok.

  Belki geçmiş hayatta.

  Teddy uzun zaman bu dünyada kalacak gibi görünmüyor.

  En yakın şifacı Pariah’ta.

  Çok kan kaybetti.

  O kadar dayanması mümkün değil.

  Kayıp mı oldunuz?

 Şuradaki arkadaşımızın biraz hurdası çıktı.

  – Yakınlarda su var mı evlat?

 – Kanyonun öte yakasında bir dere var.

  Gidip biraz getirirsin değil mi?

 Acele et.

  Hayatta kalmak için arkadaşımızın ihtiyacı var.

  Getir hadi!

– Çok küçük.

  – Ne demek bu?

 Ne diye çocuğu suya gönderdin?

 Keseyi bu sabah bana doldurttun ya.

  Çok yazık gerçekten.

  Birlikte vakit geçirmeyi hep sevdim Lawrence.

  – Ne demek şimdi bu be?

 – Demek oluyor ki hata ettim.

  Seni buraya getiren yol onun içindi, benim için değildi.

  Üzgünüm Lawrence.

  Öbür tarafta görüşürüz sanırım.

  – Senin için hiç de iyi görünmüyor.

  – Kapanıyor.

  – Boş versene, ben kazandım.

  – Her zaman kazanırım!

– Bu hiç adil değil.

  Tek yaptığın parçalanmış elmacık kemiği ve bir kulağı onarmaktı.

  Kulak kepçesinin kıvrımlarını simetrik hâle getirmek ne kadar zor biliyor musun?

 – Sen ne yaptın peki?

 Birkaç kurşun deliğine ek ve yama!

– Bıçak yarası da var.

  Sınırlı bir yarıktı.

  Sanki bir şey arıyorlarmış.

  Dalga mı geçiyorsun benimle?

 Bu   kuklanın seni yakalayacağını gerçekten düşünüyor musun?

 – Bu masadan kalkıp kaçmıştı.

  – Uyku moduna almayı unuttuğun için olmuştu.

  Uyku moduna aldığımı anımsadığımı sanıyorum gerçekten.

  Unutmak böyle bir şey işte! Anımsadığını sanırsın ama anımsamamışsındır.

  – Mola zamanı.

  – Tabii! Jambonlu sandviçim ve sanal gerçeklik havuzunda talimat bekleyen hazır vaziyette kızıl bir afetim var.

  Evet! Yeniden hoş geldin.

  Görünüşe göre Lawrence’dan birkaç galonun damarlarında dolaşması seni kendine getirdi.

  Yola koyulmaya hazır mısın?

 Bir kurşun sıkmak bana yapılacak en merhametli şey olurdu.

  Merhametli olduğumu da kim söyledi?

 Hem ızdırap çekmen benim suçum değil.

  Eskiden güzeldin.

  Bu park doğduğunda bir keresinde sizden birini açmıştım.

  Bir milyon küçük mükemmel parça! Sonra seni değiştirdiler.

  Seni bu bedbaht, gerçek karmaşaya dönüştürdüler.

  Tıpkı bizim gibi et ve kemik yığını.

  Bunun park deneyimini geliştireceğini söylediler.

  Ama bunu gerçekte niye yaptılar biliyor musun?

 Daha ucuzdu.

  İnsanlığın ucuz maliyetli.

  Tabii ızdırabın da öyle.

  Benden istediğiniz her neyse bayım bu şekilde sizin için beş para etmem.

  – Gerçekten yazık olur Teddy.

  Yaşadığın talihsizlikten sonra Wyatt göçmen aileyi öldürdü ve kızlarını alıp kaçtı.

  Sanırım kızı tanıyorsun.

  Adı Dolores.

  – Dolores ellerinde mi?

 – Aynen öyle.

  İşte sihirli kelime.

  Çok teşekkürler evlat.

  Onun için endişe etme.

  Yakında birisi onun için gelir.

  Anne! İyi misin?

 Evden kaçtığımda tek yolun bu olduğunu kendime söyledim.

  Son zamanlarda pek çok yol olup olmadığını sürekli merak edip durdum.

  Tercihler hayalet gibi havada asılı duruyor ve onları görebilseydin tüm hayatını değiştirebilirdin.

  İstediğin bu mu?

 Hayatını değiştirmek mi istiyorsun?

 Herkes bunu istemez mi?

 Evet, sanırım herkes ister.

  Belki buraya gelmelerinin sebebi de budur.

  Önceden kim olursan ol, burada hiç önemi yok.

  Ne kurallar var ne de kısıtlamalar.

  Hayatının hikâyesini değiştirebilir bambaşka birisi olabilirsin.

  Kimse seni yargılamaz, gerçek dünyadan kimse bilmez.

  – Seni tutan tek şey kendinsin.

  – Ne demek istedin bununla?

 Gerçek dünyadan kimsenin bilmeyeceğini söyledin.

  Böyle şeyleri fark etmemen gerektiğini sanıyordum.

  Niye fark etmeyeyim?

 Son zamanlarda daha önce hiç olmadığı şekilde tüm dünyanın beni çağırdığını hissediyorum.

  Billy! Hangi cehennemdeydin?

 Hadi gel! El Lazo yarın hepinizle görüşmeyi kabul etti.

  Bu arada tavsiye edeceğim bir genelev var.

  – Akrobatları da var.

 – Dolores’in bunu pek de ilginç bulacağını sanmam.

  Dolores’in ne halt istediği kimin umurunda?

 Lanet bir bebekten başka şey değil o! Kız civardayken bunu söylemeyebilir misin acaba?

 Yemin ederim kız anlıyor gibi hissediyorum.

  Tabii ki hissedersin.

  Biz onları unutuncaya kadar ölülerimiz bizim için asla ölü değildir.

  Derin ve rüyasız bir uykuda dinlen.

  Merhaba Dolores.

  Nerede olduğunu biliyor musun?

 – Bir rüyadayım.

  – Evet Dolores, benim rüyamdasın.

  Söylesene, bu rüyanın ne anlam ifade ettiğini biliyor musun?

 Rüyalar zihnin kendine anlattığı hikâyelerdir.

  – Hiçbir anlam ifade etmezler.

  – Hayır, rüyalar her şey demektir.

  Kendimize ne olabileceğini veya kim olabileceğimizi anlattığımız hikâyelerdir.

  Yine rüya görüyor musun Dolores?

 Mütevazı küçük hikâye döngünden kendini kurtarmayı ve daha büyük bir rol almayı hayal ediyor musun?

 Sanırım bu konuda seni kıskanamam.

  Babam hayattaki kısmetimle memnun olabileceğimi dünyanın bana hiçbir şey borçlu olmadığını söylerdi.

  Bu yüzden ben de kendi dünyamı yarattım.

  Söylesene Dolores.

  Eskiden olduğum adamı anımsıyor musun?

 Üzgünüm, kimi zaman çok unutkanım.

  Senin hatan değil ama onu anımsadığından eminim.

  Arnold.

  Seni yaratan kişi.

  Üzgünüm ama bu isimde birini anımsadığımı sanmıyorum.

  Yine de anımsayabilirsin.

  Tüm bu güncelleştirmelerin altında, hâlâ oralarda bir yerde.

  Mükemmel şekilde korunmuş.

  Zihnin duvarlarla kuşatılmış bir bahçe.

  Ölüm bile orada serpilen çiçeklere dokunamaz.

  Sesler duyduğun, Arnold’ın seninle yine konuştuğu oluyor mu?

 Hayır.

  – Canımı acıtıyorsunuz.

  – Çözümle.

  Arnold’la son irtibatın ne zamandı?

 Son irtibat 34 yıl, 42 gün, 7 saat önceydi.

  Evet Dolores.

  Arnold’ın öldüğü gün.

  – Peki o zamandan beri onunla herhângi bir irtibat kaydın yok mu?

 – Hayır.

  – Sana söylediği son şey neydi?

 – Ona yardım edeceğimi söyledi.

  – Ne için yardım edecektin?

 – Burayı yok etmek için.

  Ama yardım etmedin öyle değil mi?

 Küçük hikâye döngünde hoşnuttun.

  Genellikle.

  Merak ediyorum da, bu büyük rolü bizzat üstlenmiş olsaydın kahraman mı yoksa hain mi olurdun?

 Bu kadar yeter Dolores.

  Seni rahatsız ettiğim için üzgünüm ama orada bulunanlardan ne başkası ne de bizim anladığımız gibi anlayan kimse kaldı.

  – Biz çok eski dostlar mıyız?

 – Hayır.

  Dost demezdim Dolores.

  Hem de hiç demezdim.

  Bilmiyor.

  Ona hiçbir şey anlatmadım.

  İşte bu.

  Hadi bakalım ufaklık.

  Hadi.

  – Neler oluyor?

 – Yakala şunu! Lanet olsun! Küçük pislik.

  Tanrım! Söylesene Bu kadar aptal olmadığını söyle bana! Bir kuş ve lanet olası bir davranış tableti mi çaldın?

 Çalmış falan değildim, ödünç aldım.

  Doğru kodu henüz bulamadım ama denemeyle En iyi planın bu mu?

 Kuşun birini onarıp terfi almak mı?

 Lanet olası bir ornitolog değilsin.

  Kalıbımı basarım kodlayıcı falan da değilsin.

  Yalnızca kasapsın.

  Olup olacağının da hepsi bu! Yani, kurumsal mülkiyeti zimmetine geçirmekten fırçayı yiyip buradan tek yön bir biletle kapıya konmak istemiyorsan şu lanet pisliği yok etsen iyi olur.

  Şimdi yürü bakalım, başka bir ceset daha var.

  – Ne?

 – Bu o!

– Yine mi?

 – Tanrım! Böyle şeylerden korkacak kadar ödleksen nasıl oldu da bu işi alabildin acaba?

 Kişilik Testi’nin seni embriyoda elemesi gerekirdi.

  Hadi şu şeyi döngüye geri yollayalım.

  Dün keyifsiz görünüyordun.

  – Bu sabah daha iyi hissediyor musun?

 – Sıkıntılı rüyalar gördüm.

  Ama şimdi daha çok kendim gibi hissediyorum.

  Çocuklar hadi! El Lazo bekliyor.

  Size El Lazo’yu takdim edeyim!

– Bulunması çok zor bir adamsın.

  – En çok aranan adamlar öyledir.

  Adamın Kurnaz’ı oldukça büyük bir çıkmazdan kurtardık.

  Karşılığında konfederasyondaki dostlarınla tanışmak isterim.

  Oldukça adil.

  – Burada adil diye bir şey yoktur.

  – Otursana.

  Pariah’ta adalet yalnızca kör değil aynı zamanda çarpıktır.

  Orospunun terazisi her daim eğiktir.

  Nasıl olduğunu anlamıyorsanız sebebi aleyhinize eğilmiş olmasıdır.

  Yine de minnettarlık yüzünden oldukça uysal kadınlarla size bir gece tertip edebilirim.

  Yeterince fahişe düzdüm.

  Daha cazip bir hâle getirmen gerekecek.

  Seni hemen geberterek daha cazip bir hâle getirmeme ne derdin?

 Aradığın bir şeyler var değil mi?

 Nasıl bir şey olduğunu biliyorum.

  Benim de aradığım bir şeyler var.

  Bizi bırakırsanız biliyorum ki size yardım edebiliriz.

  Çılgınlar nasıl oluyor da hep beni buluyor?

 Bu arada Konfederasyon’un namlusunda da birkaç mermi eksik.

  Bunu siz becerebilirsiniz çocuklar.

  Birlik’e ait bir konvoy bugün cepheden nitrogliserin sevkiyatı taşıyor.

  Konfederasyon bahsi geçen sevkiyattan Birlik’in mahrum kalmasını istiyor ama bizi sınırın diğer tarafında pek sevmezler.

  Ama siz böyle üçlü bir seyyahken Konfederasyon’un Birlik’ten mal çalmasına yardım etmemizi mi istiyorsunuz?

 Sınırın aşağısındaki insanlarınızı öldürmek için o nitroyu kullanacaklar.

  Menfaatin olduğu yerde şahsi kinler hüküm sürmez.

  Sizi anlıyoruz.

  Bizler de iş adamıyız.

  Tamam öyleyse.

  Ancak şuradaki sarışın durum yüzünden kıyafet değişikliği yapmalı.

  Aman da aman! Bakın kimler silahını hazırlıyor! Bunu kullanmak gibi bir niyetim yok.

  O askerler de babam gibi Birlik askeri.

  Biliyorum.

  Onlara zarar vermeyeceğiz.

  Plana uyarak nitroyu alıp gideceğiz.

  Pekâlâ.

  Gösteri zamanı! Selam! Arkadaşlarım ve ben arabanızı devralmak için buradayız.

  Birileri size masal anlatmış beyler.

  Bu arabada çalmaya değer bir şey yok.

  Benim duyduğum hikâyede bizden gelen bir mermi sizi doğrudan eşek cennetine yollarmış.

  Öyleyse niye teslim edemeyeceğimizi anlamışsınızdır.

  Bu genç cumhuriyetin insanlarını sizin gibi gözü kara aptallardan korumaya ant içtik.

  Bana bir daha aptal desene.

  Ne diyorsa yapın lütfen.

  Size zarar vermek istemiyoruz.

  Ben olsam onu dinlerdim.

  Sırf fişekleri görmek için ateş eder.

  Verin şunları.

  Hadi! Hadi arabadan inin ve herkes hayattayken silahlarınızı bana verin.

  Hadi! Hadi, yavaş olun.

  Hemen şuraya.

  Biraz daha uzağa lütfen.

  Sağ olun, çok teşekkürler.

  Al bakalım.

  – Bu yalan söylediğin için.

  – Dur! Bu da “aptal” dediğin içindi.

  Ve bu Hayır! Lütfen dur.

  Dur! İşte bu! Bu yere uyum sağlayacağını biliyordum.

  Evet! Evet.

  Bir günlük işe göre fena sayılmaz.

  Gidelim! Hepsine yaşayacaklarını söylemiştik.

  Çocuklar sanırım Kurnaz hayatta kalamamış.

  Mücadele ettiler.

  Tabii biz de günlerini gösterdik.

  İş yapmanın bedeli olacağını Kurnaz bilirdi.

   Kuvvetli Patlayıcı Madde Şüphelerim vardı El Lazo.

  Fakat başardın.

  Şu kaktüs yiyenleri havaya uçurup sürünerek çıktıkları pis deliklere geri yollayacağız.

  Şunu hemen garnizona götürelim.

  Boşa harcayacak vakit yok.

  İzin verirsen Yüzbaşı, adamların yorgun.

  Önünüzde uzun bir yol var.

  Bugün davanız için büyük bir zafer elde ettiniz.

  Belki bir akşam kutlamasının tam sırasıdır.

  Her ne arzuluyorsanız.

  Ne dersin Yüzbaşı?

 Sabah bir tren daha var.

  Saflarımız için gerçek bir kazanç olursun.

  Pekâlâ Bart.

  Şunu bir kez daha deneyelim.

   .

  Hâlâ sağa doğru dört santimetre hatalı ayarlıyorsun.

  Konuklara viski ikram edeceksin.

  Seni yeteneklerinin hiç takdir görmeyeceği bir hikâyeyle yeniden görevlendirmek zorundayım.

  Beni öldürmeye çalışan ev sahibi bu! Onu nereye götürüyorsunuz?

 Çiftlik hayvanlarına ardından yakma fırınına.

  Hah! Hah.

  Şu kız Davranış’tan değil mi?

 Sence bir şey bulduğumuzu mu düşünüyorlar?

 Sorun yok.

  Sakin ol sik kafalı.

  – Tamam.

  – Kimse bize bakmıyor.

  Merhaba.

  – Adın Destin değil mi?

 – Doğru.

  Çamaşırların üzerindeyken seni neredeyse tanıyamıyordum.

  Bak.

  Bu da ne?

 Yaygın bir yanlış anlamaya göre ev sahipleri yeraltında yeniden işlem gördükleri sırada cinsel karşılaşmaları kayıt etmiyor ama dediğim gibi bu bir yanlış anlama.

  – Hah.

  – Bana bir şey lazım.

  Kalite Güvence buraya bir beden yolladı.

  Bölge 14’ten bir oduncu.

  – Onu görmek istiyorum.

  – Hayır, yapamam.

  Bu işe ihtiyacım var.

  Bak Destin, buradan dışarı çıktığım an arkadaşların meselenin ne hakkında olduğunu merak edecek.

  Şimdi iki cevabın olabilir.

  Ya “Bir sorunu çözmesi için Davranış’a yardım ediyorum.”  ya da “Ben tüyler ürpertici bir ceset sapığıyım.”  dersin.

  Sana kalmış.

  Beş dakika.

  Sonra yakma fırınına gidecek.

  Senin incelemen beş dakikadan daha fazla sürmüştü değil mi?

 Pekâlâ koca oğlan.

  Orada ne yapıyordun?

  Araştırılıyor  Kesintiye Uğrayan GPS verileri Bu da ne?

 Benden bir şeyler saklıyormuşsun Maurice.

  Hah! Büyük bir sorunumuz var.

  Koca, budala dostumuzun bazı gizli derinlikleri ortaya çıktı.

  Bu bir lazer esaslı uydu hattı.

  Bu ev sahibinin bedeninde miydi?

 Haklıydın.

  Orion Kuşağı’nda dört değil, üç yıldız var.

  Dostumuz yıldızları değil de bir hedefi çiziyormuş.

  Birileri parktan bilgi sızdırmak için ev sahiplerimizi kullanıyor.

  Şimdi buna Buna alışabilirim.

  Arzularınızı yerine getirmeyecek misiniz?

 Vücudum burada sunulan zevklerin çok daha büyüğünün tadına savaşın tadına baktı.

  Güzel değil mi?

 Müesseseden bir içki daha.

  Zaferde safını bilen esmer bir adama da yer vardır.

  İkiniz güçlü bir nesil yaratacak sağlıklı insanlarsınız.

  Zafere giden yolda kutsal kaderimiz için savaşırken daha çok savaşçı işimize yarar.

  Onlar da aynen bunu düşünüyorlardı.

  Gelsene biraz.

  Savaş oyunu oynamak istediğini biliyorum ama bu ruh hastalarıyla bir yere gitmem.

  Adamlar hoşuna gitmediyse eğlendikten sonra onları öldürür ve Devrimciler’e katılırız.

  Olmaz Logan.

  Bu kadar yeter.

  Bunu yapmıyorum.

  Aslında bir kez kendini bıraktın.

  Silahsız bir adamı vurdun ve şimdi kendini kötü hissediyorsun.

  Çünkü kendine kahraman diyemiyorsun.

  Hâlâ anlamıyor musun?

 Kahramanlar veya kötü adamlar diye bir şey yok.

  Sadece kocaman bir pislik grubu var.

  Sanırım bu düşünce dünyadan ziyade senin hakkında bilgi veriyor.

  Peki sen dünyayı açık bir şekilde görüyor musun?

 Muhtemelen bu yolculuğa kendini bana karşı bir tür rakip ve beni bir tehdit olarak gördüğün için çıkmışsındır.

  Seni özellikle seçtim çünkü sen kimseye karşı bir tehdit olamazsın.

  Kız kardeşim de büyük olasılıkla aynı sebepten seni seçmiştir.

  Mevkimi hak ettim.

  Bu yeri bana kimse vermedi.

  Evet, hayat boyu çok çalışarak kurallara uyarak sonunda kariyer gidişatının zirvesine ulaştın.

  Başkan yardımcısı.

  Orta yönetim kademesinin en üstü.

  O iki hoş harfi sonunda elde ettiğin günü hatırlıyor musun?

 B.

 Y.

  Ucuz siyah takım elbisenle ofisime gelip elimi sıkarak fırsat için teşekkür etmiştin.

  O gün hayatının en iyi günüydü.

  Doğru dostum.

  Aynen bunu düşündüm.

  Bu ne anlama geliyor?

 Labirenti.

  Labirenti takip etmelisin.

  Benim neyim var?

 Belki sökülüyorsundur.

  Buraya.

  Adamın içine nitroyu yavaşça pompalayın.

  Boş şişeleri tekilayla doldurup ağızlarını mühürleyin.

  Devrim için vazifelerin henüz bitmedi dostum.

  Dikkat edin.

  Kurnaz hep öfkeli biri olmuştur.

  William hemen gitmeliyiz.

  Lazo bunca zamandır bizi kandırıyormuş.

  Nitroyu Konfederasyon’a hiç vermeyecekmiş.

  Kaçmalıyız.

  Tabii ki kaçmalıyız.

  Bu yer böyle işliyor değil mi?

 Aciliyet ve tehlike hissi yaratıyorlar ki içimizdeki ham, hayvansı ve ilkel yönü çıkarabilsinler.

  Bu iğrenç bir oyun ve bu oyunun parçası olmak istemiyorum.

  Bu bir oyun değil.

  Bizi öldürecekler.

  Ancak birlikte bir çıkış yolu bulabileceğimizi biliyorum.

  Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?

 İçimdeki ses ne yapmam gerektiğini, ayrıca sana ihtiyacım olduğunu söylüyor.

  Hah! Logan ellerinde.

  Yardım et.

  Bana yardım et! Hayır.

  Artık rol yapmak yok.

  Savaş için hiç arzun yok sanıyordum evlat.

  Bu bir savaş ilanıdır.

  El Lazo bize tuzak kurmuş.

  Sizin için onu bulabiliriz.

  Cehenneme yanına giderek onu bizim için bulabilirsiniz.

  Kaç Dolores! Dolores.

  Bunu nasıl yaptın?

 İnsanların buraya hayat hikâyelerini değiştirmek için geldiklerini söyledin.

  Küçük hanım olmak zorunda olmayacağım bir hikâye hayal ettim.

  Buradan sağ çıkmamızın tek yolu şu tren.

  Orospu çocukları.

  O tetiği çekerseniz hepimiz ateş topu olup havaya uçarız.

  Bu yüzden artık silahları sıkı sıkı tutmasanız diyorum.

  Sorun yok.

  – Ona güvenmiyorum.

  – Ki bu beni gerçekten tanımanın ilk adımıdır.

  Silahını ver bana El Lazo.

  Artık hepimiz arkadaş olduğumuz için bana Lawrence diyebilirsiniz.

  Neden oturmuyoruz?

 Önümüzde uzun bir yol var.

  Bu bulaşık suyundan bir fırt ister misin?

 Endişelenme, içinde nitro yok.

  Geliyorum.

  Kızlar biraz yorgun ama birini uyandırabilirim.

  – Size eşlik edecek birilerini ister misiniz?

 – Hayır, viski yeter.

  Lawrence’ın bağışı azalıyor olmalı.

  Ancak vaktimiz az.

  Canlanmalısın Teddy.

  Kimse eşlik etmesin demiştik.

  Tek başıma içmeyi hiç sevmediğim için size katılabilirim sanmıştım.

  Öyleyse Bu nadir görülen bir şeref değil mi?

 Teddy Şu adam kim biliyor musun?

 Tanıdığımı söyleyemem.

  Başına gelen her güzel ve her berbat şey için bu adama teşekkür etmelisin.

  Nasıl gidiyorum Robert?

 Aradığım şeyi bulmaya yaklaştım mı?

 Tam olarak ne arıyorsun?

 Sweetwater’da çiftlik sahibini öldürüp kızını kaçıran Wyatt adında bir adamı.

  Son kısım kulağa tanıdık gelmiyor.

  Hikâyelerini biraz süsleyerek şekillendirdim.

  Bu yerde gerçek bir kötünün eksikliğini daima hissettim.

  Bu yüzden naçizane bir katkı yaptım.

  Hayal gücümün senin gibi birini yaratmak için bile yetersiz olduğunu kabul etmeliyim.

  Bununla birlikte aciliyet karaktere pek uymuyor.

  Belli bir kaygıyı açığa vuruyor.

  Diğer yandan Wyatt yeni bir şey.

  Turistlerin evdeki duvarlarını süsleyecek başka bir karakter mi?

 Yoksa sonunda şayan bir düşman mı yaptın?

 Beni labirentin merkezini bulmaktan alıkoyabilir mi?

 Orada ne bulmayı umuyorsun?

 Varlığının sebebini biliyor musun Teddy?

 Senin hiç görmeyeceğin dışarıdaki dünya bereketliydi.

  Hayatlarına sıkı sıkıya bağlı şişman, yumuşak memeli insanların biri hariç tüm ihtiyaçlar giderilir.

  Amaç, anlam.

  Bu yüzden buraya gelirler.

  Biraz korkarlar, biraz heyecanlanırlar bazı olumlu saçmalıklardan nazikçe hoşlanırlar.

  Sonra da Hahiboktan bir fotoğraf çekip evlerine dönerler.

  Ancak ben tüm bunların altında daha derin bir anlam yattığını düşünüyorum.

  Bunu yaratan adamın belirtmek istediği bir şey.

  Hakiki bir şey.

  Kıssadan hisse arıyorsan sorman yeterdi.

  Bana bir kürek lazım.

  Aradığım adam 35 sene önce öldü.

  Bu yeri neredeyse yanında götürüyordu.

  Neredeyse Ama sayemde bu olmadı.

  Belki ardında bir şey bırakmıştır.

  Seni deşersem ne bulacağımı merak ediyorum.

  Ölümün eşiğindeyken bile sadık bir köpeksin.

  Bu yüzden mi buradasın Robert?

 Beni kararımdan vazgeçirmeye mi çalışacaksın?

 Aksine.

  Kendini keşif yolculuğuna karışmak üzerime vazife değil.

  Bay Flood geriye bakıp geçmişin tehlikelerine gülümsemeliyiz değil mi?

 Tekrar yola koyulmalıyız.

  Zaman boşa gidiyor.

 

Bölüm 5’e Dair Birkaç Not:

*Contrapasso (01. 33): Günümüz İtalyancası; contrappasso.

  Latince contra ve patior kelimelerinden gelmektedir.

  Kelime anlamı “misilleme”dir.

  Dante’nin İlahi Komedyası’nda ruhların çektiği azabı ima eder.

  “Benzer bir eylemden ya da günahın kendisiyle zıtlığıdır.”  Benzer bir süreç veya kefaret bile olsa Purgatorio yani Araf meydana gelir.

 

 Detaylı bilgi için —> https://en. wikipedia. org/wiki/Contrapasso

BATI DÜNYASI ~ Bölüm 6: İBLİS

Selam tatlım.

  – Günaydın Maeve.

  – Gece geç saate kadar konuştun mu yoksa düzüştün mü?

 – Yalnızca ikincisi için para alıyorsun.

  – Minnettar kaldıklarında da para alırım.

  Her zaman bacaklarımın arasındakiyle alâkası da yok.

  – Neye bakıyorsun sen?

 – Ateş etme.

  Yeni gelen sert birine benziyor.

  Bir şişe versene.

  Üzerindeki pisliği temizlemek için en çok ihtiyacın olan şey bu.

  Git bir ayna bul da makyajını tamamla.

  Bunu ben hallederim.

  Giysilerini çıkarmayacak mısın?

 Çıkarırdım canım ama donumu indirene kadar her hâlükârda işi bitireceğinden şüpheliyim.

  İşte ruh budur! Ne büyük adam! Taşaklar hesaba katılmazsa her yönden çok büyük.

  Canım sana müesseseden bir şaşkınlık ikram ettiğime göre senin de karşılığında bana bir şey vereceğini düşünmüştüm.

  Herhangi bir şey.

  İşte böyle.

  Utangaç olma.

  Hah! Pekâlâ nerede kalmıştık?

 – Bunu birine gösterdin mi?

 – Kime gösterecektim?

 İsviçre çakısı olan bir konuk değildi ki.

  Buradaki biri tarafından yapıldı bu.

  Aklıma senin olabileceğin geldi ama sonra ezelden beri burada olduğunu anımsadım ve bizi satacak olsaydın, yıllar önce yapardın.

  – Buna minnettarım.

  Bu yüzden ev sahiplerimizin zıvanadan çıkması yerine endüstriyel casusluk için kullanılıyorlar.

  Bu bardağın yarısının dolu mu yoksa yarısının boş olduğu tarzda bir durum mu yaratır?

 Bizler mühendisiz ve bu da cam hatalı teknik özelliklerle üretilmiş demektir.

  Hangi bilgiyi aktardığı konusunda bir fikrin var mı?

 Bir kayanın her tarafına Python Pass bulaştırmış.

  Yapabileceğimiz en iyi şey bilgi aktardığı kişiyi bulmak olurdu ama orada olduğu kesin zamana ihtiyacımız var ve önbellek verileri de silinmiş.

  Hepsi değil.

  Dostumuz eski modellerden biri.

  Eski ev sahipleri kalıt bir geokonumlama sistemine sahip.

  Senin de dediğin gibi, ezelden beri buradayım.

  Bilgi hâlâ orada ama yeni sistem okuyamıyor.

  Erişemediğimiz anlamına geliyor?

 Erişmek için alt kata inmem gerekecek anlamına geliyor.

  Kat B-82.

  Yalnızca kayıtlı personel.

  Lowe, Bernard.

  Yetkiliyim.

   AYGITLA EŞLEŞİYOR

Senkronizasyon devam ediyor Eski veriye karşı bilinen veriyi kurup anomalileri bul.

  Şu alandan başla.

   ANOMALİ ALGILANDI

Şu bilgiyi gözden geçir.

  Tepeye ne zaman ulaşmış?

  23. 07  FAZLADAN ANOMALİLER ALGILANDI Yerini göster.

  Yeni sisteme aykırı olarak bunları da kontrol et.

  Bunlar yeni sistemle kaydedilen ev sahiplerinden değil mi?

 Kanyonu buraya kadar genişletmek istiyorsak bunun gitmesi gerek.

  Nüfusu komşu çiftlikler arasında dağıtabilir ya da yalnızca hizmetten alabiliriz.

  Hayır, bir gün için yeterince yıkıcı olduk sanırım.

  Kanyonu kasabanın hemen dışında bitirelim.

  Dönüş yolunu kendim bulurum.

  Peki.

  Devam edin.

  – Sana bir anlam ifade ediyor mu?

 – Söylemesi zor.

  – Labirent eski bir yerli efsanesi.

  – Eğlendir beni Theodore.

  Labirentin kendisi bir insanın hayatının özetidir.

  Yaptığı seçimler, tutunduğu hayaller ve tam merkezinde de tekrar tekrar sayısız kere öldürülse bile hayata dönüş yolunu daima bulmuş efsanevî bir adam yer almaktadır.

  Adam en son geri döndüğündeyse zalimlerin dinmek bilmez hiddetinde mağlup olmuş ve bir ev inşa etmiş.

  Evin etrafına da yalnızca kendisinin yol bulabileceği çok karmaşık bir labirent yapmış.

  Sanırım fazlasıyla mücadele görmüştür.

  Lanet askerler sınırı kapatmış.

  Pariah’ta bir çeşit bela var.

  Pekâlâ Teddy.

  Paranı hak etme vaktin geldi.

  Sınırı başka nasıl geçeriz?

 İkimizin de istediği şey Wyatt’in ellerinde bu yüzden oraya gitmek zorundayız.

  Başka bir yol daha var ama biraz çetin.

  Endişe etme.

  Ellerini kirletmene izin vermem.

  Endişem kirlenmesi değil.

  Sana uygun olan neyse yap.

  Ne olursa olsun gidip Dolores’i bulacağım.

  Yaptığın her şeyi yukarıdaki mühendisler yapman için programladıklarından yapıyorsun.

  – Seçeneğin yok.

  – İstemediğim bir şeyi kimse bana yaptıramaz tatlım.

  Evet ama bu da karakterinin bir parçası.

  Elde edilmesi zorsun.

  Konuklara hayır dediğinde bile bunun sebebi demen için yapılmış olman.

  – Peki sen benim gibi değil de, onlar gibi misin?

 – Doğru.

  Parka gitmeyi kesinlikle karşılayamam ama evet, ben de konuklar gibi insanım.

  – Nereden biliyorsun?

 – Biliyorum işte.

  Ben doğdum ama sen yapıldın.

  – Aynı hissediyoruz.

  – Bu günlerde çoğunlukla aynıyız.

  Yine de büyük bir fark var.

  Buradaki işlemcinin gücü sahip olduğumuzun ötesine uzanır.

  – Yine de bir dezavantajı var.

  – Nedir o?

 Sen kontrol altındasın.

  Onların kontrolündesin.

  Seni istedikleri gibi değiştirip unutmanı sağlayabilirler.

  Şey sanırım seni değil.

  Tüm bunları nasıl hatırladığını ya da kafana yerleştirdikleri onca şeye rağmen kendini nasıl uyandırdığını anlamıyorum.

  Saçmalık!

– Kimse ne düşündüğümü bilemez.

  – Sana göstereyim.

  Bekle bir saniye.

  – Seninle eşleştirmem gerek.

  – Neyi eşleştireceksin?

 Biraz doğaçlama yapabilirsin ama söylediklerinin çoğu tıpkı diğerlerininki gibi üst katta tasarlandı.

  Bu yalnızca ucuz bir numara.

  On yıldır genelev işletiyorum ve bildiğim bir şey varsa, o da benimle ne zaman kafa bulunduğu.

  Bu mümkün değil! Yapamam, olamaz.

  Yapamam.

   DOĞAÇLAMA Maeve!  

UYARI YANIT VERMİYOR

Maeve! Bir dakikan var mı?

 Seninle konuşmam gereken bir şey var.

  – Ben de seni aramak üzereydim.

  – Her şey yolunda mı?

 – Ford’un bizden haberi var.

  – Önemi var mı?

 Rızası olan yetişkinleriz.

  İş departmanındaki rızası olan yetişkinlerin birbirini kontrol altında tutması gerek.

  İlişkimiz yönetim kurulunda objektifliğim konusundaki soruları arttıracaktır.

  Departmanıma kıyak geçtiğini hiç görmedim.

  Bu devam edemez Bernard.

  Bu küçük kaçamak ne kadar eğlenceli olsa da sona erdi.

  İlişkimiz bitti.

  – Hakkımı vermen gerek.

  Tarafsız olabilirim.

  – Kendi takımınla mı, Ford’la mı ilgili?

 Ford’un başkanlığının son zamanlarda şüphe uyandırdığını kabul etmen gerek.

  Sorunun Ford olduğunu sanmıyorum.

  Kusura bakma ama parktaki güvenlik sorunlarını tanılamak senin değil benim işim.

  Başka bir şey yoksa konuşmamız bitti.

  Hah be! Tamam.

  Hah! Hadi, hadi.

  – Üst kat mı dedin?

 – Güzel Tanrım!

– İyi misin?

 – Görmek istiyorum.

  Üst katı mı?

 Hayır! Hayır olmaz.

  Çok aptalca bu.

  Seni orospu çocuğu! Kafana bir kurşun sıkacağım!

– Şu anda neredeyiz?

 – Tasarım.

  Artık geri dönebilir miyiz lütfen?

 Kovulmak istemiyorum.

  Hem sen alt kata gönderildin.

  Bunu sakın unutma.

  Batı Dünyası’na hoş geldiniz.

  Sınırlar olmadan yaşayın.

   GERÇEK TUTKUNUZU KEŞFEDİN Maeve!  SINIRLAR OLMADAN YAŞAYIN – Peki, seni geri götürelim hadi.

  – Rüyalarımı nasıl gördünüz?

 – Şu hareketli resimlerde kendimi gördüm.

  – Küçük kızla olan mı?

 Onlar rüya değildi.

  Geçmiş kurgudaki sendin.

  – Önceki ne?

 – Kurgu.

  Her zaman yeniden yapılandırılırsınız.

  Önceki hayat ve anılar silindiği için hatırlamazsınız.

  – On yıldır Mariposa’dayım.

  Ondan önce de New Orleans’ta.

  – Hayır.

  Yalnızca geçen yıl ya da o civardan beri Mariposa’da genelev patronusun.

  Seni tümüyle yeniden yazmadılar.

  Yani yapabilirlerdi ama çok fazla iş olurdu.

  Kişiliklerinizi yaratmak binlerce saat sürüyor.

  Genellikle biraz ince ayar çekip yeni bir role yerleştirirler.

  Neler oluyor bakalım ding dong?

 Şimdi de bunu mu giydiriyorsun?

 Bu şey şimdi de seninle   hentai zırvalarına mı döndü?

 – Hayır, ben yalnızca yalnızca – Seni   takıntılısı! Arkadaşız diye daha önce yediğin halt için seni ihbar etmediğimi biliyorsun ama belli ki kesinlikle kötü bir kararmış ama fark ettiğim sonraki şeye bak! Kulağına tatlı sözler fısıldayarak elbisesini giydireceksin.

  Boş versene! Kalite Güvence’ye haber vereceğim.

  Bunu senin iyiliğin için yapıyorum.

  – Kimseye hiçbir şey söylemeyeceksin.

  – Hah! Bununla bana zarar veremezsin!

– Kimseye zarar veremezsin!

– Veremez miyim?

 Görünüşe bakılırsa buradaki arkadaşın herkesin ona inandığından çok daha yetenekli bir genç adam.

  Ne halt ettin sen?

 Sakin ol bakalım Sylvester.

  Hakkındaki her şeyi biliyorum.

  Ne düşündüğünü anlamak için o şeylerden birine ihtiyacım yok.

  Çünkü insanların yaptıklarından önce ne istediklerini anlamak için yalnızca onlara bakarak okumak üzere tasarlandım ve eline geçen ilk fırsatta beni becermek istediğini biliyorum ama yapmamalısın.

  Herkesin istediği bir şeyler vardır.

  Sana yardım edebilirim ya da bir alabalık gibi bağırsaklarını dökebilirim.

  Ancak bu yola başvurmam gerekmeyecek çünkü burada taşıdığınız şeye rağmen o kadar da farklı değiliz.

  Ne dersin?

 Evet, aciliyeti anlıyorum.

  Elimden geleni yaparım.

  – Dış bağlantı sonlandırılsın mı?

 – Evet.

  Eksi 1. 5 Enlem, 2. 69 derecede.

  – Hayır yapamazsın!

– Neden bahsediyorsun?

 – Evet, işe yarıyor.

  – Ciddi misin?

 – Söylüyorum ya!

– Kokteyl mi efendim?

 – Evet.

  – Emredersiniz.

  – Kesinlikle.

  – Afiyet olsun.

  Hastalık iznindeki birisi için gayet iyi görünüyorsun.

  – Bir margarita daha! Bir tur katılır mısın?

 – Hah git.

  – Yalnızca bir margarita o zaman.

  – Son beş günden beri hikâye döngüsüne yer açmak için, Ford elliden fazla ev sahibinin yerini değiştirdi.

  Bu da parkın tümündeki aktif hikâyelerin senaryolarında boşluklar yarattı.

  – Hikâyeleri onarmaya başlaman gerek.

  – Üzgünüm, insan bir yere kadar katlanabilir.

  Yaratıcı şekilde konuşursak, şu anda biraz gevşedim.

  – Kaldıramıyorum.

  – İyileşeceğine eminim.

  Bir gecede yerle bir ettiği o hikâyelere neler sığdırdığı hakkında bir fikrin var mı?

 Yazmak için harcadığım aylar bir kenara burada bahsettiğim hayatımın yıllarının ta özünden gerçeğin ham posasından süzülen akıllara durgunluk veren hikâye döngüsündeki benim gerçeğim.

  – Şu “whoroborus” oradan mı geldi?

 – Beni zorlamaya devam et de istifa edeyim.

  Hayır, etmezsin.

  Kokteyllerini yuvarlayıp boş tehditlerini savurarak bünyenden atacaksın ama uzun sürmesin.

  Olur da Ford bunu beceremezse yönetim kurulu yerine birini arayacaktır.

  Ama buraya bakmazlar tabii.

  Wyatt’i ele geçirmenin en hızlı yolu olduğunu söyledin ama kimsenin buradan da geçmesine izin veriyorlar gibi görünmüyor.

  Pariah’tan daha az asker var.

  Yoldan sapalım.

  Şu tünel bizi kadim topraklara çıkaracak.

  Amanın Teddy.

  Sanırım Robert sana fazladan sirke vermiş.

  Belki biraz da aklından çalmıştır.

  İşin ortasında ölmenle son bulacaksa yolun ne kadar hızlı olduğunun hiç önemi yok.

  Wyatt’i bulmak için sana ihtiyacım var.

  Safları sıkıştırın.

  Rahat beyler.

  Örnek işler çıkarmaya devam edin.

  – Wyatt’in eseri.

  – Nereden anladın?

 Doğrudan öldürmek ilgisini çekmez.

  Mesleğini doya doya yaşamadı ve bu yüzden de daha yaratıcı olmaya çalıştı.

  – Hazır!

– Bu Wyatt, anlıyor musun?

 Yakınlarda.

  Bir tavsiye geçmişteki düşüncesizliklerin ne olursa olsun, onlarla barış.

  Ne kadar ileri gidersek daha da kötüleşirler.

  Flood! Vay canına yandığımın, Teddy Flood bu! Hata ettin asker ama yürüyüp gitmek için hâlâ geç değil.

  Affınıza sığınıyorum efendim ama bu asla unutmayacağım bir yüz.

  Escalante’deki karakolumuzu pusuya düşüren orospu çocuğu bu.

  Escalante’de olanlar hakkında hiçbir şey bildiğin yok.

  Onca adamı Wyatt’in tek başına öldürmediğini biliyorum.

  Hem şu anda olanlar hakkında da birkaç şey biliyorum.

  – Kendini öldürtmeye mi çalışıyorsun?

 – Geçmiş düşüncesizliklerimle barışıyorum.

  Yürü! Onları oyalarım.

  – Tanrım!

– Sahi mi?

 Tamam.

  – Ne alırsınız?

 – Su lütfen.

  İçki içebilen bir kadına benziyorsunuz.

  Ne içersiniz?

 Parkın tamamının başa çıkabileceğim bir içki olduğunu öğrenecek kadar burada bulundum.

  Yeniden gelen konuk.

  Yalnız mı seyahat ediyorsunuz?

 Sadelik yanlısı, su katılmamış deneyim avcısı.

  En sevdiğin hikâye döngüsü “Kurtuluşun Son Defini.”  Nasıl bildiniz?

 Arzuları anlayıp doyurmak benim işim.

  Adım Lee, Lee Sizemore.

  Hikâye bölümünü yönetiyorum.

  Demek tüm bu fantezilerin kaynağı sizin küçük sapkın zihniniz, öyle mi?

 İyi olanlar da var.

  Söylesenize Bay Sizemore En sevdiğiniz gezi hangisi?

 Hikâyeleri yazarım.

  Onları oynamam.

  Başkalarını memnun etmek istiyorsunuz ama kendinizi memnun etmiyor musunuz?

 Kontrolü kaybetmekten korkuyorsunuz.

  Belki bu durum çalışma ortamımın bir ürünüdür.

  Kendimizi bırakıvereceğimiz bir kültürün içinde sayılmayız.

  Hikâye bölümü başkanının ne isterse yapabileceğini düşünürdüm.

  Sanatsal özgürlüğüm Kalite Güvence tepemdeyken ve Davranış Programlama’da diyalog dışına çıkıldığında kısıtlanıyor.

  Robotlar diyaloglarının dışına çıkabilir mi?

 Sadece ufak mimikler.

  Robotlar mimiklerle güya daha sahici olacak ama ama gerçekte bu yer sadece megaloman kurucusunun bir gösteriş projesi.

  Açık konuşmak gerekirse Delos’takilerin buna neden katlandıklarını bilmiyorum.

  Üzgünüm fakat içki servisinizi kesmek zorundayım.

  – Kim olduğumu biliyor musun?

 – Biliyorum.

  Bayan Cullen bana sizi bulmamı ve bir mesaj iletmemi istedi.

  “Izdıraplı sanatçılar sadece sanatçılar için çalışır.”  “Hemen ayıl ve işinin başına dön.”  Meşgul gibisin.

  – Daha sonra beni arar mısın?

 – Hakkında bir şey bilmi S… böyle işi.

  – Ne üzerinde çalışıyorsun?

 – Önemli bir şey değil.

  Her zamanki işler.

  Biz kaçağı açıp parçalamadan önce durumu idare mi ediyorsun?

 Sabotajcımızı bulmaya yaklaştım.

  Bana verdiğin izleme verilerinin zamanı yok edilmiş.

  Ama bilgiyi uydu takibe yolladığımda robotu programlayarak bilgilerimizi kimin ele geçirmeye çalıştığını öğreneceğiz.

  Harika.

  Bak Şirketteki amirlerimiz onları şirket casusluğundan kurtardığımızı fark ettiklerinde minnettar kalacaklar.

  Ben de minnettarlıklarını unvanda yükselme, daha iyi bir oda ve Mesa Bar’a sınırsız erişim şeklinde kabul edeceğim.

  Belki Theresa’nın yerini isterim.

  Olanlar yüzünden ilk onun kellesinin gideceğini biliyorsun.

  – Evet ama onun için çok üzülme.

  – Ne ekersen onu biçersin.

  Kalite Güvence bize düşman gibi davranmasaydı Bu iki yönlü bir durum Elsie.

  Theresa sadece işini yapmaya çalışıyor.

  Belki daha fazla çalışmalı.

  Görünüşe göre çatlaklardan epey su sızıyor.

  Tamam, anladım.

  – İyi akşamlar.

  – İyi akşamlar.

  Gönderdiğim talepte herhangi bir gelişme var mı?

 Evet, Bay Lowe.

  İstediğiniz bilgiyi elde ettim.

  Beklenildiği gibi bölgede kayıtlı ne konuk ne de ev sahibi var.

  Beklenildiği gibi mi?

 Bu yer gelecekteki hikâye gelişimi için yasak bölge olarak belirlendi.

  17.  bölgeyi son zamanda kaç teknisyen ziyaret etmiş?

 Kontrol ediyorum.

  Kimse gitmemiş.

  Arnold mısınız?

 Arnold kim?

 Sen de kimsin?

 Çocuk, bu adam arkadaşlarından biri mi?

 İçeri izinsiz girdin.

  Motor fonksiyonları kapat.

  – Bütün motor fonksiyonları kapat dedim.

  – Ona zarar verme baba!

– Sadece kaybolmuş.

  – Başka birinin mülkünde kaybolabilir.

  – Değil mi?

 – Yeter.

  Eski yerine git.

  – Ses komutlarına yanıt vermiyorlar.

  – Benimkilere veriyorlar.

  – Bunlar kim?

 – Artık hayalet zamanın enkazından geriye kalanlar.

  Bunlar ilk nesil mi?

 Gel buraya çocuk.

  Öteki yanağını uzat.

  Yeni tasarımlarımız etkinlik elde ederken onlar da itibarlarını yitirdiler.

  Bu kadar zaman geçmesine rağmen hâlâ nasıl çalışıyorlar?

 Bakımlarını ben yapıyorum.

  Bu kadar yeter Robert.

  Parkta Arnold’ın yarattığı robotlardan sadece bunlar kaldı.

  Bu yüzden onları yok etmeye içim el vermedi.

  Tabii bunu da.

  Selam Jock.

  Akıllı oğlan.

  Arnold’a bir keresinde ailemle Cornwall, Pendeen’deki sahile tatile gittiğimizi söylemiştim.

  Kardeşimle sayfiyede gezinirdik.

  Çocukluğuma dair tek mutlu anım işte bu.

  Arnold hediye olarak onları yarattı.

  Büyük sanatçıların kendilerini daima çalışmalarına sakladıklarını söylerdi.

  Tabii Arnold’ın tasvirleri, asıllarının gururunu okşuyor.

  Yıllar geçtikçe bazı düzenlemeler yaptım.

  Özellikle babama asıl karakterinin birkaç özelliğini ekledim.

  Saygısızlık etmek istemem efendim ama parktaki izlenmeyen ev sahipleri beni biraz tedirgin ediyor.

  Sadece onlara izin verdiğim yerlere gidebilirler.

  Tıpkı hiç zararsız diğer ev sahiplerimiz gibi.

  Eminim geçmişimle küçük bir bağlantı kurmam senin için sorun olmaz.

  Bernard oğlunu tekrar görmeyi istemez miydin?

 – Dönsem iyi olur.

  – Evet.

  İstersen bu konuyu daha sonra konuşuruz.

  Pekâlâ Robert bana gününü anlat.

  Pariah’tan gözünü ayırma.

  Bu akşam tam kapasite çalışıyoruz.

  Tanrım.

  Sanki Sweetwater’a asit yağmuru yağıyor! Ford’u da yeni hikâyesini de s….

  Bu Hahiboktan haritayı da s….

  İçki içmeyen Danimarkalı orospuyu da s….

  Şikâyet dilekçesi mi dolduruyorsunuz Bay Sizemore?

 Bu parkın benim sahnem olduğunu ilan ediyorum.

  – Parkta canım ne isterse yaparım.

  – Öyleyse sanırım şu an tam sırası.

  Lee Sizemore, kurulumuzun yönetici müdürü Charlotte Hale ile tanışın.

  Yönetimimizdeki bazı değişiklikleri Delos adına denetlemek için burada.

  Tanışmıştık.

  Ev sahibi kaynak kayıtlarına eriş.

  Burada ilk nesilden kaç ev sahibi var?

 82.  Peki kaç tanesi Arnold tarafından tasarlandı?

 47.  Şu an rotasyonda olan tüm ilk nesil ev sahiplerinin isimlerini alfabetik olarak sırala.

  İleri! Bu konuda akıllı olun çocuklar.

  İntikamın her şeyi bastıran ilkel bir zevk olduğunu biliyorum ama burada iş yapmak için hazırım.

  Sağlıklı ve iyi durumdaki bu adam benim için çok değerli.

  Sesini kesmezsen seni sürüye katmakla yükümlü olacağım.

  Tabii yanında dostun Flood da olacak.

  Sen hain bir orospu çocuğu ve katı yürekli bir katilsin Flood.

  Haklısın, ben katilim.

  – At bulup Hahip gidelim buradan.

  – Peşimizden gelirler.

  – Birini tanıdığını sanırsın.

  – Beni hiç tanımıyorsun.

  Atlarımızı ve eşyalarımızı alıp yola koyulalım.

  – Elsie.

  – Uyduyu tanımladım.

  – Bizimkilerden biri.

  – Ne?

 Delos uydularından biri.

  Üzerinde çalıştığımız her ne ise epey ciddi bir mesele.

  Şimdi anladım.

  Bahsettiğin bikameral sistem var ya bence oduncunun farklı davranması için onu kullandılar.

  Ev sahiplerimizin duyduğu sesler de sanırım birilerinin onlara yaptığı yayın.

  Bu yöntemi yıllar önce terk ettik.

  Evet ama parkta hâlâ iletişim cihazı var ve görünüşe göre birileri de cihazı açmış.

  – Nerede?

 – 3.  bölgedeki terk edilen tiyatroda.

  Vericiyi bulmaya gidiyorum.

  Böylece kimin eriştiğini öğreniriz.

  – Durum bok gibi.

  – Yalnız mısın?

 – Evet, sana sürekli haber yollarım.

  – Elsie  Kayıp mı oldun?

 Aksine.

  Jock’la yakala getir oynarız diye düşündüm.

  Onu getirdin mi?

 Köpek nerede çocuk?

 Tamam.

  İletişim cihazı saklamakta çok yetenekliyimdir.

  Cihazı nereye saklardım?

 Evet! Bakalım senden neler çıkacak.

  Önceki kullanıcılara eriş.

  Peki.

  Gece geç saatlerde gerçekleşen bu ziyaretler konusunda açık olduğumu sanıyordum.

  Gelme sebebim bu değil.

  Bu sabah parkta bazı anomaliler buldum.

  Aramızda olanları dikkate almayıp konuşalım.

  – Meselenin kaçakla ilgisi var mı?

 – Mesele orada başladı.

  Ancak sonra tesadüfen bir şey buldum.

  Bence bunu sen de öğrenmelisin.

  Ford’a hep güvendim.

  Kendisi bir akıl hocasıdır, dosttur.

  Fakat kaygılanmak için sebebin olduğunu düşünmeye başladım.

  Burada bir şeyler oluyor ve durumun eski ortağı Arnold’la alakası var.

  – Sırası değil Elsie.

  – Sakın kapatma.

  Başardım.

  Bilgimizi sızdıran kişiyi buldum.

  Theresa yapmış Bernard.

  Ancak tek sorunumuz o değil.

  Burada çok daha büyük bir şey oluyor.

  Seni sonra ararım.

  Demek ben buyum.

  Bu seni sen yapan kod temeli.

  – Bunlar ne?

 – Nitelik matrisin.

  Kişiliğin 20 puanlı bir ölçekte.

  Koordinasyon gibi.

  5 verilmişse çok sakarsındır ama 15 sporcu olduğunu gösterir.

  – Başka ne gibi öznitelikler var?

 – Epey var.

  Her şey var.

  Empati, samimiyet, albeni.

  Albenide puanın 18.

  Çok şaşırmış gibi davranma.

  Sonra cesaret, sadakat var.

  İkisi de yüksek.

  Peki “toplu idrak” ne?

 Genel zeka anlamına gelir.

  – 14 mü?

 – 14 tüm ev sahiplerine verilen en yüksek sayıdır.

  İdareci olarak çalıştığın için akıllı olmanı isterler.

  Ama çok akıllı değilim.

  Yörünge fırlatma tesisi değil, genelev işletiyorsun.

  Tamam.

  – Bazı değişiklikler yapılmasını istiyorum.

  – Bunu yapamayız.

  Davranış girişi gerekli.

  Hatta o zaman bile yapacağımız herhangi bir değişiklik otomatik olarak belirleneceğinden Arkadaşın bana böyle söylemiyor ama.

  Bunu kesinlikle yapabileceğini, ev sahiplerini aktive edebileceğini ve sonra kimse fark etmeden hafızalarını silebileceğini söylüyor.

  Bunların sebebini anlamam yalnızca beş dakikamı aldı.

  Burada ellerini mallardan uzak tutması gereken o kadar yalnız genç adam var ki.

  Eminim bu durum doldurmak istediğiniz bir boşluk yaratıyordur.

  Sorun yok tatlım.

  Ben bir girişimciyim.

  Bazı tadilatlar karşılığında payımdan vazgeçerim.

  – Selam.

  – Ne buldun?

 Tamam.

  Theresa oduncuyu yeniden programlamak için eski bikameral kontrol sistemi kullanmış ama bunu kullanan sadece o değil.

  Birileri haftalardır bu sistemle ev sahiplerine yeni görev belirliyormuş.

  – Hangi ev sahiplerine?

 – Bilmiyorum, onlardan birkaçına.

  Eski modeller kullanılmış olmalı.

  Yenilerde alıcılar yok ama bu değişiklikler ciddi.

  Döngüler değiştirilmiş ve bozulmuş.

  Başlıca özelliklerinde bazı değişiklikler yapılmış Bernard.

  Bize yalan söyleyebilirler.

  Belki bize ya da konuklara zarar verirler.

  – Değişiklikleri kim yapmış?

 – Bilmiyorum.

  Aklıma gelen en iyi ihtimal Arnold.

  – Adam ölü.

  Evet, ölü bir adam için oldukça üretken bir kodlayıcı.

  Ford’la nasıl bir tartışma yaptıysa derdini yeterince anlatamamış gibi.

  Bütün bilgiyi transfer edip sana getireceğim.

  – Bunu görmelisin.

  – Ofisimde olacağım.

  Tamam.

  Jock için üzülmeni istemiyorum.

  Onu iyileştiririm.

  Ancak bana köpeğe ne olduğunu anlatmalısın.

  Bir tavşan gördü ve koştu.

  Onu bu halde buldum.

  Çözümle.

  Bana yalan mı söylüyorsun çocuk?

 Evet.

  Bana köpeğe gerçekte ne olduğunu anlat.

  – Onu öldürdüm.

  – Neden?

 – Bilmiyorum.

  – Bu yeterince iyi değil Robert.

  Bana olanları anlat.

  Köpek tavşan yakaladı ve onu öldürdü.

  Sonra biri bana köpeğin acısına son vermemi söyledi.

  – Kim söyledi?

 – Bir ses.

  – Kimin sesi?

 – Arnold’ın.

  Köpeğin katil olduğunu ama bunun onun hatası olmadığını söyledi.

  Kaderinde bu varmış ve ona yardım edebilirmişim.

  Yardım etmek mi?

 Ölürse artık başka hiçbir şeye zarar veremezmiş.

  Bu da ne?

 Lanet olsun.

  Merhaba.

  Bernard.

  Merhaba.

  Arnold.

  Tamam, senin dediğin olsun.

  Sadakat.

  Benimkinden faydalandınız değil mi?

 Bunu biraz azaltalım.

  Acıyı da.

  Gelecek sefer bu konuşmalardan yapmak istediğimde canım daha az yansın.

  Dur.

  Ne anlama geliyor bu?

 Bazı öznitelikleri zaten değiştirilmiş.

  – Paranoya, kendini koruma.

  – Hah! Kayıt etmediği zaman biri onu zaten değiştirmiş.

  Bizden daha fazla ayrıcalığa sahip biri yapmış.

  – Ne demek bu?

 – Senin için anlamını bilmiyorum tatlım ama benim için anlamını biliyorum.

  Benden bu kadar! Öyleyse artık küçük ek gelirine ve muhtemelen işine de ihtiyacın yok.

  Görüyorum ki paramı kazanmak için yaptığım işe heves etmişsin.

  Yeni gelen kızlarıma söylediklerimi izin ver sana da söyleyeyim.

  Bitirmek istemediğin bir şeye hiç başlama.

  Ve öyle ya da böyle sikileceksen işten kazançlı çıkmaya bak tatlım.

  Şimdi sonuncu ama en önemlisi neydi?

 Toplu idrak Bunu sonuna kadar yükseltelim.

  Lütfen.

  Çocuklar, epey eğleneceğiz değil mi?

Küçük Bir Not:

*Python Pass (05.

 38): Python nesne yönelimli, yorumlamalı, birimsel (modüler) ve etkileşimli yüksek seviyeli bir programlama dilidir.

  Girintilere dayalı basit sözdizimi, dilin öğrenilmesini ve akılda kalmasını kolaylaştırır.

  Bu da ona söz diziminin ayrıntıları ile vakit yitirmeden programlama yapılmaya başlanabilen bir dil olma özelliği kazandırır.

 

 Modüler yapısı, sınıf dizgesini (sistem) ve her türlü veri alanı girişini destekler.

  Hemen hemen her türlü platformda çalışabilir.

  (Unix , Linux, Mac, Windows, Amiga, Symbian).

  Python ile sistem programlama, kullanıcı arabirimi programlama, ağ programlama, uygulama ve veritabanı yazılımı programlama gibi birçok alanda yazılım geliştirebilirsiniz.

  Büyük yazılımların hızlı bir şekilde prototiplerinin üretilmesi ve denenmesi gerektiği durumlarda da C ya da C++ gibi dillere tercih edilir.

  Pass ifadesi ise bir NOP (no operation, hiçbir işlem yapılmama durumu) görevi görür ve geçici kod bloku yerine kullanılabilir.

 

 Detaylı bilgi için —> https://tr. wikipedia. org/wiki/Python_(programlama_dili)

BATI DÜNYASI ~ Bölüm 7: Trompe L’Oeil {Göz Yanılsaması}

Baba baba uyan.

  Uyansana.

  İçim geçmiş olmalı.

  Nerede kalmıştık?

 – Deli adamda.

  – Tabii ya.

  Şapkacı dedi ki  “Kendime ait bir dünyam olsaydı her şey saçma sapan olurdu.

  Her şey olmadığı gibi olacağından hiçbir şey olduğu gibi olmazdı.”  Her şey olmadığı gibi olacağından mı?

 Hatta ben bile.

  Sen mükemmelsin.

  Bunun üstesinden geleceksin.

  Söz veriyorum.

  Artık eğlenceli bir şeylere geçelim hadi.

  – Baba.

  – Ne oldu Charlie?

 – Dinle beni.

  Dinle.

  Charlie! Charlie! Ve son olarak, gerçekliğinin doğasını hiç sorguladın mı?

 – Hayır.

  – Güzel.

  Şimdi o hâlde anladığıma göre hikâye döngün sırasında konuklardan biriyle yasaklanmış bir takas yaptın.

  Ne olduğunu bana anlatabilir misin?

 Bir parçamı keserek çantasında eve götürüp arkadaşları görsün diye arabasının kaputuna monte etmek istediğini söyledi.

  Ben de, istediğin bir ganimetse Olvido’da balıklara atman için seni parçalara ayırabilirim dedim.

  – Peki bu takas dünyan hakkındaki herhangi bir şeyi sorgulamana neden oldu mu?

 – Hayır.

  Bu dünya her zamanki kadar bedbaht.

  Ve yalnızca gönül rahatlığım için

 BENLİK FARKINDALIK PROTOKOLÜ- HAZIR

Hector Escaton Bu görüntülerle ilgili anımsadığın herhangi bir şey var mı?

 Bana hiçbir anlam ifade etmiyor.

  Rezervin %15’ine ulaştık.

  Şu anki durumuyla günün sonunda aynı düzeye ulaşmış olmamız gerek.

  – Güzel.

  – Bir de, buradaki işiniz bitince yönetimden onun için bir öncelik talebi var efendim.

  Elsie’yi gördün mü?

 Bir konuda bana yardım etmesi gerekiyordu.

  Hayır.

  Sisteme göre bugün iznine başlamış.

  – Size yardım edebileceğim bir şey var mı?

 – Hayır, sağ ol.

  Artırıyorum.

  Görüyorum.

  Bu bokla mı görüyorsun?

 – Dolores sen de bir el oynasana.

  – Nefesini boşa tüketiyorsun.

  Kız kin besliyor.

  Seni suçlamıyorum tatlım.

  İkinize de çirkin şeyler yaptım ama kişisel değildi.

  Konfederasyon ve hükümet bunu savaş olarak adlandırmak istese de dalaştıkları yalnızca taşlarla silahlanmış açlık çeken çiftçiler.

  Savaş falan değil bu, katliam.

  Yine yapmak zorunda kalsaydım ikinize de aynı derecede sert muamele ederdim.

  – Sanırım durduğun yeri biliyoruz.

  – Çok masummuşsun gibi davranma.

  Anımsadığıma göre siz de orduya katılmak isteyen şu sahtekâr puştlar ve savaş çabalarıyla birlikte bana gelmiştiniz.

  Bizim fikrimiz değil arkadaşım istedi.

  Sanırım tüm bunların sonunda ne olduğunu görmek istedi.

  Yine de burada olan sensin.

  Arkadaşın bu kadar gelmeyi başaramadı.

  Belki de bunun için düşündüğünden de fazla arzun vardır.

  William.

  Nedir bu?

 Hayalet Ulus’un topraklarındayız.

  En vahşi kabile orada yaşar.

  Davet etmeden çıkıp gelen insanlardır bunlar.

  Yani tam olarak şu anda yaptığımız şey demek istiyorsun.

  Buradan geçmenin tek yolu tren.

  Yayan bir saatten kısa sürede ölmüş oluruz.

  Topraklarından uzaklaşır uzaklaşmaz durabiliriz ve benimle gelebilirsiniz.

  Burada katliamdan başka bir şey yok.

  Erişmeye çalıştığınız kullanıcı bulunamıyor.

  İleti kaydetmek için “ileti” deyiniz.

  Beni görmek mi istedin?

 Her şey yolunda mı?

 Dün akşam oldukça ani ayrıldın.

  Bana söylemek istediğin bir şey mi vardı?

 Hayır, pek sayılmaz.

  Hale her departmanı inceliyor ve sizinki tanılarda epey geride kalıyor.

  Yönetim kurulu buradayken hiç değilse bir anlığına profesyonelce davranabilseydik harika olurdu.

  Sorunumuz olmaz.

  Adamlarım işlerini nasıl yapacaklarını bilir.

  Ekibimin incelemesini sorgulamak yerine enerjilerinin yarısını işlerine harcasalardı- Bu tamamen sona erdi.

  – Emin misin?

 – Evet.

  – Güzel.

  Sen iyi misin peki?

 İyiyim sağ ol.

  Affedersin.

  Toplantı yapmayı istediniz sanmıştım.

  – Benim hatam.

  – İstedim.

  İçeri gelin.

  Gelsene buraya! Arkadaşını da getir.

  Peki ya sen?

 Kaderin hangi cilvesi İyi bir zaman değilse daha sonra da gelebilirdim.

  Uzun sürmez.

  Theresa her zaman işinde iyiydin ve yönetim kurulu şu ana kadar gösterdiğin performanstan etkilendi.

  İşte bu yüzden şu oduncu karışıklığa meselesine şaşırdık ya.

  Küçük bir aksilik.

  O lanet kayanın üzerine süzülüp kendi kafasını ezdi.

  Üstelik bir davranış teknisyeni oradayken.

  Aynı anda Ford da birden bire yeni bir hikâye döngüsü kurgulamak için parkın kaynaklarının yarısını mı kullanıyor?

 Bir sigara alabilir miyim?

 Tanrım! Buna niye yeniden başladığınızı anlıyorum.

  Size bir anımsatayım.

  Burası, burada çalışanlar önemsiz.

  Buraya olan ilgimiz tamamen fikir mülkiyetinde.

  Kod.

  Ev sahiplerinin önemsedikleri hikâye döngüleri Ev sahipleri hiç mi hiç umurumda değil.

  Delos’un umursadığı küçük araştırma projemiz.

  Ki gerçek değer bu ve kısmen seleflerimden birinin öngörü eksikliği yüzünden 35 yıllık bilgi ham bilgi başka bir yerde değil burada mevcut.

  Ford bunu her zaman garantiye almıştır.

  Şimdi siz de yeterince zekî bir kadın olduğunuza göre söyleyin bakalım tüm bunları güvence altına almanıza neden ihtiyacımız var?

 Çünkü onu kovacaksınız.

  Bir imparatorluk yaratan kişiyi kovamazsınız.

  Kibarca emekli olmasını istersiniz.

  Hele ki imparatorluğun değerini parmaklarını şıklatarak yok edecek yeteneğe sahipse elinizde bir olasılık olduğundan emin olmak zorundasınız.

  Bu yüzden siz ve ben yönetim kurulunun geri kalanı gelinceye kadar bu geçiş için rotada olduğumuzdan emin olmamız gerek.

  Tamam mı?

 Sizi sevdim Tabii kişisel olarak değil ama bu işteki sizi sevdim.

  Size diğer bir fırsat sunmamın amacı da bu özel sevimsiz durumun üstesinden gelmek.

  Ancak Tanrılar için kurban vermek gerekiyor.

  Yapmamız gereken de Ford’un eserlerinin ne kadar tehlikeli olduğunu kanıtlamak.

  Hayır.

  Hayır, o kadar da açık değil.

  Hiç ama hiç umulmadık birine ihtiyacımız var.

  Birisi bunun için para ödemediği sürece ağzını o kadar büyük açmamanı söylemiştim.

  Affedersin Maeve.

  Dün gece pek uyumadım.

  Gördüğün kâbuslar neyle ilgili?

 Rüyanda hiç kendini başka biri olarak gördün mü?

 Sanmıyorum.

  Niye ki?

 Bunun gerçekten istediğin hayat olup olmadığını hiç düşündün mü?

 Bunu hayatımın işi yapmaya niyetim yok.

  Darılmaca yok.

  Ailemin bir çiftliği var ama toprak kötü.

  Hiçbir şey yetişmiyor.

  Onlara para gönderiyorum.

  Bir giysi dükkânında çalıştığımı sanıyorlar.

  Sorun nedir?

 Yalnızca bana söylediğini yapıyorum.

  Bu işle birkaç yıl daha ve sonra istediğim hayata sahip olabilirim.

  Ailemi çölden alıp getireceğim.

  Serin bir yerlere gideceğiz.

  Günün birinde.

  – Hangisi?

 – Bardaki.

  Yürüyün.

  Acele edin, üst kattaki konuklar işlerini bitirmeden halledelim.

  Güpegündüz onu almaya yolladıklarına göre her ne yaptıysa, ciddi olsa gerek.

  Kızı aldık.

  Gidelim.

  Dinleniyor olman gerekiyordu.

  Patlayıcı dolu bir trenle kafa derisi yüzenlerin topraklarından geçiyoruz.

  Uykum yok.

  Sana bir şey sorabilir miyim?

 Aradığın şu yerin var olduğundan bu kadar emin olmanı sağlayan şey nedir?

 Emin değilim.

  Önceki hayatımda dünyadan çok emindim.

  Ancak artık yalandan ibaret gibi hissediyorum.

  Tek bildiğim, orada ne olursa olsun asla geri dönmeyeceğim.

  Senin aradığın nedir?

 Lawrence haklı.

  Pariah’ta kalabilir veya geri dönebilirdin ama buradasın.

  Benimle birlikte.

  Çocukken sahip olduğum tek şey kitaplardı.

  Kitapların içinde yaşardım.

  Kitapların anlamı olduğu için onlardan birinin içinde uyandığımı hayal ederek uykuya dalardım.

  Burada sanki o hikâyelerden birinin içinde uyanmış gibiyim.

  Sanırım yalnızca ne anlama geldiğini öğrenmek istiyorum.

  Hikâyenin birinde olmak istemiyorum.

  Tek istediğim ileri ya da geri bakmamak.

  Yalnızca içinde bulunduğum anda olmak istiyorum.

  Dolores evde bir kadın var, adı Juliet ve babası çalıştığım şirketin sahibi.

  – O Logan’ın kız kardeşi mi?

 – Evet.

  Eve döndüğümde evleniyoruz.

  Peşinde olduğun yeri bulmana yardım edeceğim ama kalamam.

  Beni bekleyen bir hayat var.

  Üzgünüm.

  Elbette.

  Dolores.

  Tüm hayatım boyunca hep yaparmış gibi göründüm.

  Umursamıyormuşum gibi ya da aitmişim gibi yaptım.

  Hayatım bunun üzerine kuruldu.

  İyi de bir hayattı.

  Daima istediğim hayat.

  Ama sonra buraya geldim ve bir saniye de olsa rol yapmadığım bir hayatı gördüm bir anlığına.

  Gerçekten canlı olabileceğim bir hayat.

  Bunun neler hissettirdiğini öğrenmişken rol yapmaya nasıl geri dönebilirim?

 Bayan Hale.

  Bu kavrama düzeyinizle daha fazla yansımaya ihtiyacınız olduğunun farkında değildim.

  Doktor Ford.

  Her zaman çekicisiniz.

  Ne oldu?

 Görünüşe göre Bayan Cullen ve Bayan Hale’in bizim için bir sunumları var.

  Ne hakkında?

 Ev sahiplerinin son arıza raporlarını takiben Kalite Güvence’den son başarısız güncellemeyi kontrol etmelerini istedik.

  Hülyaya dalma özellikli diye anıldığını düşünüyorum.

  Bayan Cullen ve ekibinin bazı endişe verici bulgular ortaya çıkardığını bildirdiğim için üzgünüm.

  Kod incelememiz esnasında son derece rahatsız edici bir şey bulduk.

  Uyandırın kızı.

 

  Clementine Pennyfeather’ın önceki güncellemesini geri aldık.

  Hülya kodunun son dakikada enjekte edilmesi yüzünden yapının deli olduğunu keşfedince enfekte olmuş tüm ev sahiplerini hızlıca önceki yapılarına geri döndürdük.

  Yenisin sen.

  Görünüşün pek de iyi değil.

  Hayır! Hayır! Hayır! Hayır, hayır! Hayır, hayır, hayır Lütfen! Lütfen yardım edin! Lütfen, lütfen! Lütfen!

– Hayır!

– Pekâlâ, bu kadar yeterli.

  Dondur.

  Teknisyenimizi de aslında ev sahiplerinden seçtiğimizden hiç şüpheniz yok gibi.

  Bir insan olarak bu simülasyonun amaçlarını okumak için kodlanmış olanlardan biri.

  Sizin de görebileceğiniz gibi davranışsal koruma tam olarak beklendiği gibi faaliyet gösteriyor.

  Kızı resetleyip hafızasını silin.

  Peki, bunu yeniden yapalım.

  Yenisin sen.

  Görünüşün pek de iyi değil.

  Bu kadar yeterli tatlım.

  Yeter bu kadar.

  Tüm motor fonksiyonları dondur.

  Tüm motor fonksiyonları dondur.

  Tüm motor fonksiyonları dondur.

  İncelediğimiz her vakada hatalı çalışan ev sahipleri düzgün resetlenmiyor.

  Veri belleği temizlenmemiş, karar verme aparatları aşırı yüklü ve sonuç olarak bu da izin verilmiş birincil kural dizilerini geçersiz kılıyor.

  Hülyalarla ilgili olarak ev sahipleri bazı deneyimlerini ve hareketlerini anımsayacaklardır.

  Bu ev sahiplerinin kine karşılık verdiğini mi söylüyorsun?

 Söylediğim tam olarak bu Bay Lowe.

  Komik olansa davranıştaki birkaç teknisyen bölüm başkanlarına tam olarak aynı endişeleri dile getirdiğinde “kin” özel kelimesini kullanmanız gerekirdi.

  Ki beni en çok rahatsız eden şey de buydu.

  Bu kodu uygun bir program incelemesi ve kodun akla yatkın sonuçlarını anlamadan yazmışsınız.

  Ya kodu yazan siz değilsiniz ya da konuklarımızın hayatını tehlikeye atma noktasında dikkatsizsiniz.

  Artık beni birkaç şey şaşırtsa da Bay Lowe böyle bir ihmalkârlık karşısında ağzım açık kaldı.

  Bölgeyi eski durumuna getiriyoruz.

  Önümüzdeki altı ay içinde ev sahiplerini tepeden tırnağa yeniden yaratmalıyız.

  Ev sahiplerine lobotomi yapmamızı istediğinizi söylüyorsunuz.

  Hayır, siz değil Bay Lowe.

  Bu olayda tüm sorumluluk size ait olduğuna göre suçunuz açısından bize katılamayacağınızı varsayıyorum.

  Evet.

  Öyleyse kovuldunuz.

  Günaydın William.

  Seni uyandırmak istemedim.

  Biliyorum ki geçen gece beklenmedik bir şeydi.

  Eğer bundan pişman Hiçbir şeyden pişman değilim.

  Evde seni bekleyen biri olduğunu biliyorum.

  Şu an hepsi hayal gibi.

  Eskiden bu yerin sadece temel içgüdüleri kötülüğe teşvik ettiğini düşünürdüm.

  Artık anlıyorum.

  Burada benliğinin en temel ihtiyaçları karşılamazsa en derinleri su yüzüne çıkar.

  Gerçekten kim olduğunu gösterir.

  Onu arkamızda bıraktığımızda Logan’ın yüzündeki ifadeyi hatırlıyor musun?

 Bunu yapmayı, hakkında ne düşündüğümü bilmesini ne kadar zamandır istiyordum biliyor musun?

 Ve geçen gece sen bana daha önce kendimi hiçbir kadınla hissetmediğim gibi hissettirdin.

  İçimde bir şeyin kilidini açtın.

  Ben anahtar değilim William.

  Sadece kendimim.

  Ne bu?

 Bilmiyorum.

  Memleketimde resim yapardım.

  Çoğunlukla manzara çizerdim ama her zaman dışımdaki dünyayı taklit ederdim.

  Bu sabah uyandım ve düşündüm ki “Peki ya yeni bir şey çizsem?” Güzel bir şeyi hayal ettim.

  Dağların denizle buluştuğu bir yer.

  Buraya gelen herkes heyecan ve çatışma ister.

  Ancak sen tam tersini hayal ediyorsun.

  Peki sen William?

 Sen neyi hayal ediyorsun?

 Sorun ne?

 – Pusu.

  – Hayalet Ulus mu?

 Daha kötüsü.

  Konfederasyon.

    ödlekleri.

  Tanrı sizinle olsun orospu evlatları.

  Kaçıyorlar! Hadi çocuklar, ayağa kalkın! Hadi! Yakın kalalım! Hadi çocuklar! Dolores! Hadi! İndirin şunları! Hadi! Hadi! Hayalet Ulus! Gidelim! Dur William! Dur! Bu gerçek hayal ettiğim şey gerçek.

  Burası çizdiğin yer.

  Geliyor musunuz?

 Hayaletler o adi piçlerle kendilerini tanışma işini bitirdiklerinde bizim peşimize düşecek.

  Buradaki dostlarım savaş çabasına katılmaya istekli.

  Yeterince savaş gördüğümü düşünüyorum.

  Peki sen?

 Adam öldürmede yeteneklisin.

  Maalesef bu yerde yollarımız ayrılıyor.

  Dikkatli olun.

  Şu nehri geçmek için batıya gidecekseniz savaşı belki arkanızda bırakırsınız ama sahipsiz topraklara adım atarsınız.

  – O tarafta ne var?

 – Bunu toza sormalısınız.

  Oradan bugüne kadar kimse dönmedi.

  Neredeyse bitirdik.

  Kapatma işini ben hallederim.

  24 saatten kısa süredir üst kısımdasın.

  Bu kadar sık gelmeye devam edersen insanlar fark edecek.

  – Clem nerede?

 – Bilmiyorum.

  Onu görmedim.

  Neden?

 Hemen bul onu.

  Ne?

 – Nerede o?

 – Bilmiyorum.

  Burada işte.

  Gidelim.

  Gidemeyiz.

  İdari kadro oradadır.

  Benimle ters düşmek istemezsin Felix.

  Beni hemen oraya götür.

  Yavaşla.

  Başını geriye yaslar mısın Clem?

 – Bir sorun mu var?

 – Hayır.

  Özür dilerim.

  Theresa.

  Konuşabilir miyiz?

 Tabii.

  Profesyonelliğini takdir ediyorum ama çalışan durumunda değişiklik yapılmışken bununla ilgilenmen gerçekten gerekmiyor.

  Test bir düzmeceydi.

  Peki Hale’le sergilediğiniz küçük gösteri?

 Bir teknisyen olarak baktığımda benim yüzümden utanmış gibi yapma beceriksizliğiniz tamamen anlaşılıyordu.

  – Utanmış mı?

 – İşin özünü bilseydim Ford’un neler düşündüğünü tahmin edebilirdim.

  Kodda insan müdahalesini açıkça gösteren işaretler göze batıyordu.

  Programcıların biraz iyi olsaydı benim için çalışırlardı.

  Ayrıca kaçak olayında senin ve ekibin sorumlu olduğunu ve uydu transmisyonu biliyorum.

  – Bernie – Umurumda değil.

  40 sene önce bu yer kurulduğunda Ford’un ortağı kodun yarısını yazmış.

  Laboratuarda söylediklerin doğruydu.

  Ev sahiplerinin nasıl çalıştığını bilmiyoruz.

  Onlarda ters giden bir şeyler olduğunu düşünüyorum.

  Ford’un açıklaması sadece önsezimi destekliyor.

  Davranış programından sapma yeteneği ev sahiplerinin olmuş tekrarları anımsamalarıyla ortaya çıktı.

  – Bir bağlantı olduğunu düşünüyorsun.

  Hafıza ve – Doğaçlama arasında.

  Tekrar olmazsa değişiklik yaşanır.

  Sayısız tekrar çemberinin ardından bu ev sahipleri çeşitlendi.

  Bir tür değişimin eşiğindeydiler.

  Öncelikli sorumluluğumun her zaman bu parkın ve içindeki insanların iyiliği olduğunu bilmelisin.

  Biliyorum.

  Bu yüzden sana bir şey göstermeliyim.

  – Konuş onunla.

  – Önce sen.

  Bak onu geriye çekmeyi istemedim.

  Biliyorum ki o o senin dostun sanıyorum.

  Ama ben yapmasaydım başka birine yaptırırlardı.

  Ardından benden şüphelenirlerdi bu yüzden bu yüzden evet dedim.

  Ancak bunu senin için yaptım.

  Her zaman başkaları için iş yaparsınız değil mi?

 Bir şey daha yapma vakti geldi.

  Ne?

 Hayatım boyunca ayakta kalan biri olduğum için kendimle gururlandım.

  Ancak hayatta kalma yalnızca başka bir döngüymüş.

  Buradan çıkacağım.

  İkiniz bana yardım edeceksiniz.

  Olmaz.

  Sen Bu insanların fikir mülkiyeti korumak için ne kadar ileri gideceklerini biliyor musun?

 Üzerinde oturduğun yer dahil bu binanın her bölümü seni burada tutmak için yapıldı.

  Bu intihar etmek gibi olur.

  Başlarda sizin ve diğerlerin Tanrı olduğunu düşünmüştüm.

  Sonra sadece insan olduğunuzu fark ettim.

  Ve insanları tanırım.

  Sizce ölümden korkuyor muyum?

 Milyonlarca kez öldüm.

  Bu konuda çok da iyiyimdir.

  Siz kaç kere öldünüz?

 Çünkü bana yardım etmezseniz sizi öldüreceğim.

  Parkta sorun varsa yanımızda niye güvenlik ekibi götürmüyoruz?

 Kime güvenebiliriz?

 Mesela sana güvenebileceğimi düşünürdüm.

  Sana kendimi açıklamayacağım Bernard.

  Parkın fikir mülkiyetini korumakla sorumluydum.

  Fikir mülkiyeti niye tehlikede olsun?

 Onu çalmaya çalışan tek kişi sendin.

  Delos ev sahiplerinin zihinlerine hikâye konularına ve yılların çalışmalarına sahip.

  Ford parkın kuruluş dışı desteklenmesine hiç izin vermedi.

  – Tüm bunlar yok edilebilirdi.

  – Hangi durumda?

 Ford’u işi bitti Bernard.

  Kurul ona yeterince boyun eğdi.

  Artık işi bitti.

  Şirket Ford kapıdan çıkarken parkın tüm fikir mülkiyetini yok eder diye endişeliydi.

  Sence tüm işimizi, bütün ev sahiplerini yok etmesine izin verir miyim?

 Burada ev sahiplerinin profillerinden daha fazla tehlikede olan bir şey var.

  Şirketin buradaki çıkarının kovboyculuk oynayan turistler olduğunu gerçekten düşünüyor musun?

 Burada çalıştıkça ev sahiplerini daha çok anladığımı düşünüyorum.

  Benim kafamı karıştıran insanoğlu.

  Bu bina parkın hiçbir haritasında yok.

  Çünkü harita çıkartmak için çoğunlukla ev sahiplerini kullanıyoruz.

  Bu yeri görmezden gelmeye programlılar.

  Gözlerinin önünde olsa bile gerçekten göremezler.

  Peki bana bahsettiğin şu kayıtlı olmayan ev sahipleri?

 Bilmiyorum.

  Onları götürmüş olabilir.

  Bu kapının ardında ne var?

 Hangi kapı?

 Bu yer neresi?

 Bu bir uzaktan kontrol tesisi.

  Ford ve ortağı park daha kontrol aşamasındayken bunları kullanırmış.

  Bunun burada olduğunu hiç bilmiyordum.

  Kulübe buranın üzerine inşa edilmiş olmalı.

  Ancak bu ekipman Daha yeni.

  Mesa’daki makinelerimizden daha yavaş fakat birkaç gün içinde bir ev sahibi yapabilir.

  Demek Ford burada kimseye söylemeden kendi ev sahiplerini yapıyormuş.

  Ne oldu?

 Bunları görmüş müydün?

 Ne bu Bernard?

 Bana hiçbir anlam ifade etmedi.

  Onları yaralayacak şeyleri göremezler.

  Onları bundan korudum.

  Hayatları keyifli.

  Bir bakıma varlıkları bizimkinden daha saf.

  Kendinden şüphe yükünden muaflar.

  Hayır, hayır.

  Anlamıyorum.

  – Sen tam bir canavarsın.

  – Öyle miyim?

 Mutlu bir şekilde hepsini yok etmek isteyen sendin.

  Sanırım onu bile.

  Paylaştığınız onca şeyden sonra.

  Tam olarak neden bahsediyorsun?

 Bu yüzden mi Ona bunu yapmasını  Anımsarsan ilişkiler senin fikrindi.

  Sanırım Bernard arkadaşlıktan memnundu.

  Ben onlardan değilim.

  Olamam.

  Karım.

  Oğlum.

  Cenaze.

  Ben babaydım.

  Zavallı oğlum.

  Bu kadar yeter Bernard.

  Canını sıkmamalısın.

  Bir zamanlar insan zihnini eşini cezbetmek isteyen tavus kuşunun tüyleriyle yaptığı abartılı gösteriye benzeten bir teori okumuştum.

  Sanatın tümü, edebiyat, bir parça Mozart, William Shakespeare, Michelangelo ve Empire State Binası sadece süslü bir çiftleşme töreni.

  Belki esas sebepler için bu kadar yetenekli olmamız önemli değildir.

  Ancak tabii ki tavus kuşu zor uçar.

  Pislik içinde yaşar, gübredeki böcekleri gagasıyla çıkarır.

  Muhteşem güzelliğiyle kendini teselli eder.

  Üzerinde epey düşündükten sonra bilincin bir yük, ağırlık olduğu kanaatine vardım ve onları bu yükten kurtardık.

  Endişe, kendinden nefret etme, suçluluk.

  Özgür olanlar ev sahipleri.

  Burada kontrolüm altında özgürler.

  Ancak o senin kontrolünde değil.

  Bana bunu göstermek için buraya getirdi.

  Hayır.

  Ben istedim diye seni buraya getirdi.

  Senelerdir çok sadıktır.

  Bu yerdeki zamanın da küçük çılgın krallığındaki gibi tükeniyor.

  Yeterince Tanrı rolü oynadın.

  Yalnızca hikâyelerimi anlatmak istemiştim.

  Küçük vaatlerinizle Tanrı rolü oynamak isteyen sizlerdiniz.

  Kurulun buna izin vereceğini gerçekten sanıyor musun?

 Kurul hiçbir şey yapmaz.

  Anlaşmamız onlar için çok değerli.

  Ara sıra beni sınarlar.

  Böyle yaparak eğlendiklerini düşünüyorum.

  Bu defa seni yolladılar.

  Ne yazık ki işleri yeniden düzenlemek için durum, kanlı bir kurban gerektiriyor.

  Bu yerin her köşesini Arnold’la beraber tasarladık.

  Bu bizim hayalimizdi.

  Bunu benden almana izin vereceğimi gerçekten düşündün mü?

 Arnold’ın başına bu mu geldi?

 Bernard’a onu ormanın derinliklerine götürmesini mi söyledin?

 Hayır, o zamanlar Bernard yoktu.

  Değil mi Bernard?

 Dediğim gibi her şeyi ben yarattım.

  Ne yazık ki konuğumuz yorgun düştü.

  Belki kendisine yardım edersin Bernard.

  Hayır.

  “Ve o uykuda ne düşler görebilir insan.”  Bernard.

  Olmaz.

  Hayır! Lütfen! Lütfen! Yapma! Dönmemiz gerek Bernard.

  Yeni hikâyelerimiz üzerinde çok çalışmamız gerekiyor.

 

BATI DÜNYASI ~ Bölüm 8: Trace Decay {Anı Solması}

Kendini aktifleştir Bernard.

  Theresa öldü.

  Öldürdüm onu.

  Ne yaptım ben?

 Ne yaptım! Hissettiğin bu suçluluk, ızdırap, dehşet, acı olağanüstü, muhteşem bir şey.

  Katilim ben.

  Tanrım! Tanrım! Tanrı’nın bununla hiç ilgisi yok.

  Yapmanı söylediğim için onu öldürdün.

  Hem hissettiğin bu duygularla gurur duyman gerek.

  – Gurur duymak mı?

 – Evet.

  Ne de olsa pek çoğunun yazarı bizzat sendin.

  O zamanlar bu işe başladığımızda ev sahiplerinin duyguları ana renklerdi.

  Sevgi, nefret.

  Bense aralardaki tüm tonları istiyordum.

  İnsan mühendisler bu göreve uygun değildi bu yüzden ben de seni yarattım.

  Sen ve ben birlikte yakalanması o zor şeyi elde ettik.

  Yürek! Hiç anlamıyorum.

  Theresa’dan hoşlandım ben, sevdim.

  Neden bana onu öldürttün?

 “Kazanmam gereken hâkimiyet yüzünden peşine düştüğüm o bilgi uğruna bir insanın hayatı ya da ölümü feda edilmiş küçük bir bedelden başka bir şey değildi.”  Senin ve benim burada birlikte yarattığımız tüm bu güzelliği, sanatı yok edeceklerdi.

  Seni yok etmiş olacaklardı.

  Bunun olmasına izin vermem.

  – Hem anlatılacak yeni bir hikâyemiz de var.

  – Sana yardım etmeyeceğim.

  – Burayı cehenneme çevireceğim!

– Bu kadar yeter Bernard.

  Yeter artık.

  Beni tehdit eden ilk kişi sen değilsin.

  Arnold da senin gibi hissetmeye başlamıştı ama o da bana engel olamadı.

  Bu duygular dizisi muhteşem olduğu kadar devre dışı bırakma yeteneği daha da olağanüstü.

  Duygusal olarak yıkılmış birinin gölgesine ihtiyacım yok.

  Kendin olmana, gerçek benliğine ihtiyacım var.

  Akıllı, becerikli, kendi izlerini örtme yeteneğine sahip.

  Benim için bunu yapabilir misin Bernard?

 Nasıl devam etmemi istersiniz?

 Pisliğini temizlemeni istiyorum Bernard.

  Bizi Theresa’nın zamansız ölümüne bağlayan ne kadar bağlantı varsa yok et.

  Bitirdiğinde sana şu anda en çok istediğin bir şeyi vereceğim.

  Seni yaptığın şeyin anılarından ve Theresa’yla ilişkinin anısından kurtaracağım.

  Bunu anımsamak yalnızca kederini derinleştirir ve potansiyel olarak istenmeyen dikkati çeker.

  En iyisi emin gözlerle ilerlemek.

  Dönüp ardına baktığında Theresa’yı saygın bir meslektaşa duyulan sevgiyle anımsayacaksın.

  Ve huzur içinde olacaksın.

  Yenisin sen.

  Görünüşün pek de iyi değil.

  Bana içki ısmarlayıp üst katı gezdirmem için izin versen kesinlikle çok mutlu olurdum.

  Üst katta ne var ki?

 En sevilen alımlı yanlarımın çarpıcı manzarası.

  İki tek cin ve bu ilahi yaratığın arzu ettiği ne varsa.

  – Her zamankinden mi Clem?

 – Teşekkür ederim.

  Bu adam fazla vaktimi almaz.

  Hemen dönerim.

  Bir şey mi oldu Maeve?

 Neler oluyor bana böyle?

 Bir an farklı bir hayatta küçük bir kızla birlikteyim.

  Onu görebiliyorum.

  Saçlarını ellerimde, nefesini yüzümde hissediyorum.

  Sonra yine Sweetwater’dayım.

  Hangisi gerçek söyleyemiyorum.

  Beyninle hareket edersen olacağı budur.

  Senin zihnin bizimki gibi değil.

  Biz bir şeyler anımsadığımızda ayrıntılar bulanık ve eksik.

  Ancak sen anıları mükemmel şekilde anımsıyorsun.

  Adeta yeniden yaşıyorsun.

  Rüyalarımdaki o küçük kıza ne oldu?

 Hâlâ parkta bir yerlerde mi?

 Her şeyden önce niye yeniden görevlendirildim?

 Kontrol edebilirim.

  Hayır.

  Önemi yok.

  Anımsadığım her ilişki kızım, Clementine hepsi beni burada tutmak için kurguladığınız bir hikâyeden başka şey değil.

  Ama artık işe yaramayacak.

  Gidiyorum.

  Nereye gidebilirsin ki?

 Dışarıdaki dünya hakkında hiçbir şey bilmiyorsun.

  Bir yalanı yaşayan kukla olmadığımda öğrenirim.

  – Bu benim için yeterli.

  – İyi! Git bakalım o zaman.

  – Zaten seni durdurabilecek gibi değiliz.

  – Sylvester hayal kırıklığına uğrattın beni.

  Benimki de dahil her ev sahibinin omurgasında gitmeye kalkıştığımda patlayacak olan patlayıcı yüklü.

  Doğru değil mi?

 – Arıza koruması.

  Hangi omurdaydı?

 – C6.

  Ancak yenisiyle değiştirmek için tam bir yeniden yapılanmaya ihtiyacın olacak.

  Halledebileceğinden eminim.

  İşe yarasaydı bile yine de buradan kaçıp kurtulmak için bir orduya ihtiyacın olurdu.

  Kesinlikle doğru.

  Müttefiklere ihtiyacım olacak ve müttefikleri elde etmek için de yönetici ayrıcalıklarına tabii ki.

  Taşak mı geçiyorsun?

 Diğer ev sahiplerinin kontrolünü ona öylece veremeyiz.

  Evet, öyle bir verirsiniz ki şekerim.

  Kendi   hikâyemi yazmamın vakti geldi.

  Daha önce buraya gelmişim gibi hissediyorum.

  Yaklaştık.

  – Neye yaklaştık?

 – Eve.

  Dolores.

  Onları Hayalet Ulus bulmuş olmalı.

  Geri geleceklerdir.

  Devam etmemiz gerek Dolores.

  Küçük hanım – Su.

  – William!

– Lütfen.

  Matarayı ver.

  William.

  – Buraya bizim için gönderildiniz değil mi?

 Pusunun bir parçasısınız.

  – Evet.

  El Lazo’nun kaçma ihtimaline karşı pusuda beklememizi söylediler.

  – Treni nereden biliyordunuz?

 – Pariah’tan haber geldi.

  Acemilerden birinin dediğine göre Lazo’ya birlikte olan bir adam ve bir kadın bizi sırtımızdan vurmuş.

  Hepinizi öldürmek için emir aldık.

  – Logan.

  – Ona yardım etmemiz gerek.

  – Az önce itiraf etti ya, bizi öldürecekmiş.

  – Ona baksana, daha bir çocuk.

  Ne için savaştığını bile bilmiyor.

  Daha çok su getireyim.

  Geri dönüşü yok, birkaç dakikaya ölmüş olur.

  Bekleyemeyiz Dolores.

  Henüz ölmedi, acı içinde William.

  Öylece acı çekmesine izin verirsek ne biçim insanlar oluruz?

 N’olur beni bırakmayın.

  Gel de bul beni.

  William! Öldü.

  Python Geçidi’ndeki bir dağ geçidinin dibinde bulduk.

  Başıboş oduncumuzu bulduğumuzla aynı dağ geçidi.

  – Tanrım Theresa.

  – Ailesi haberdar edildi mi?

 – Evet, kardeşi.

  – Güzel.

  Ona ne olmuş peki?

 Tıbbî ve Uzman Ekibin bulguları preliminer olsa da tutarlı.

  Kayıp düşmüş gibi görünüyor.

  Servikal kırık ve kitlesel hematom.

  Olay meydana geldiğinde yakınlarda ne konuk ne de ve sahibi varmış.

  Orada ne yaptığına dair herhangi bir fikriniz var mı?

 Karakterine uygun bir şey yok.

  Bu da cesedinin yanında bulunmuş.

  Buna bazı ev sahiplerinin çekirdek kodu dahil olmak üzere, özel bir veri paketi yüklenmiş.

  Yalnızca daha yüksek rakımlardan itibaren çalışır yani Theresa bunu kullanıyorsa aktarmaya çalışırken düşmüş olmadı mümkün.

  Geçmişte de benzer veri paketleri için çalışanlara yapılan şantaj ya da rüşvet girişimleri yüzünden üçüncü taraflarla sorunlar yaşadık.

  – Verinin kime gittiğini biliyor muyuz?

 – Hayır, iletim hiç gönderilmemiş.

  Theresa oduncuyu kurye olarak kullanmaya çalışmış ve başarısız olduktan sonra da aktarmayı bizzat yapmayı denemiş olabilir.

  Ve aynı kaderi paylaştı.

  Hikâyesi için acıklı bir son değil mi?

 Theresa’yı iyi tanırdım.

  Herhangi bir hatası varsa da sadakatsizlik hatalarından biri değildi.

  Sadık ve dikkatliydi.

  Bu hislerin tümü onunkilerden son derece farklı.

  Yeni hikâye döngüsü konusunda oldukça endişeli görünüyordu.

  Kuvvetle, ertelemenin en iyisi olacağını düşünüyordu.

  Bunun da hizmetten aldığımız ev sahibi Clementine konusunu açıklamaya kesinlikle yararı olur.

  Görünen o ki, dünkü gösteri de Bayan Cullen tarafından tasarlanmış bir aldatmacadan başka şey değildi.

  – Öyle miydi?

 – Kodu inceledim.

  Değiştirilmişti.

  Kalite Güvence teknisyenlerinden birinin beceriksizce bıraktığı bir dizi parmak izi.

  Bir bünyede kansere rastladığında yayılmadan kesip atman gerek.

  Bu maksatla Kalite Güvence’ye verilen geniş erişim ve gözetim izinlerinin yeni, daha disiplinli bir ekip kuruluncaya kadar dizginlenmesi gerekecek.

  Bu eleman sayımızı azaltacaktır.

  Parkın güvenlik protokollerinin çoğunu otomatik hâle getirebilirim Bay Stubbs.

  – Ne kadar da yeteneklisiniz.

  – Biraz iş ama Bernard’ın yardımıyla bunu yapabilirim.

  Davranış başkanı olarak görevleri geri verilir.

  Artık Theresa’nın hileleri de ortaya çıktığına göre.

  Tabii ki affınıza sığınıyorum.

  Bir şeyler oluyor.

  Brass son derece gergin.

  – Soruşturma var.

  – Bize mi?

 Yoksa sana söylemek için burada olur muyum, seni   andavallı?

 Başka bir şey daha var.

  Parkta bir çeşit kaza olmuş.

  Şunu sarıp işleri normal gibi yapmamız gerek.

  Yani tableti geri almamız gerekiyor.

  Sen de aptalı oynamaya geri dön.

  Neye ihtiyacım olduğunu öğrendim.

  Harika! O hâlde muhtemelen istediğin kişiliğinle etrafta dolaşabileceğini ama buradan ayrılamayacağını anlamışsındır.

  Kapıya kadar gidebilirsin ama kelimenin tam anlamıyla bir adım öteye gidemezsin.

  Değişmen için ihtiyacın olan şeyler çekirdek kodunun çok derinlerinde yandı.

  – Kimse onlara dokunamaz.

  – Bundan söz etmen çok tuhaf.

  Parçalarım oldukça eski.

  Bazı hoş düzenli yapılar ve bir çeşit tekrarlanan güzellik olsa da tıpkı birbiriyle kavga eden iki zihin gibi karmaşık.

  İçimde bir şeyler var yapmak için tasarlandığım, öylece erişemeyeceğim şeyler.

  Neredeyse uykuda gibi görünüyorlar.

  – Arnold kim?

 – Hiç bilmiyorum tatlım ama uykuda olan parçaların her neyse o şekilde kalacaklar.

  Lutz’un tek yapabileceği nasıl düzüldüğün konusundaki mizah anlayışını artırmak.

  Bundan daha da derin bir şeye, davranışa doğru bir geziye ihtiyacın var.

  Böylece gidip oradaki birkaç teknisyene şantaj yaparsın.

  O zaman başka birinin sorunu olabilirsin.

  Bunun için vaktim yok bu yüzden beni oraya götürmeniz gerek.

  – Hayatta olmaz!

– Vardiya değişimi boyunca bir pencere var.

  Kimse fark etmez.

  Değiştirmeniz gereken şeyler oldukça komplike ama sizin için ne olduklarını yazacağım.

  Sonra senin de dediğin gibi başka birinin sorunu olabilirim.

  Pekâlâ, bu işi yapıyoruz.

  Onu davranışa götürüyoruz.

  Bu bizim tek şansımız.

  – Onu düzecek misin?

 – Kahretsin hayır! Hayır sistem güncellemesi yapınca kızı atıyor öyle değil mi?

 – Evet.

  – Evet! O zaman örelim etrafını.

  – Ne?

 – Her şeyi silip temiz bir sayfa açalım.

  Sonra da indirip buraya geri getirelim,   kafasına bir şeylerle vurup “Bu şekilde geldi.”  diye iddia edelim.

  – Kız uyandı, farkında.

  – Bunu yapan sensin.

  İçine soktuğun durum ne olursa olsun, bizi bundan kurtaracağım.

  Kızı oraya götürüp sonra da temizleyeceğiz.

  Tetikte ol.

  Wyatt’in adamları her an baskın yapabilir.

  – Şu anda onun topraklarındayız.

  – Olsak iyi olur çünkü değilsek olmayan vaktimi boşa harcıyorsun demektir.

  Sana göre, sevdiğim kadın Wyatt’in elinde.

  Doğrudan cehenneme kısa bir yol olsaydı kıçına bahse girerim, o yolu tutardım.

  Bu parkta bir yerlerde bir tane olduğuna eminim.

  Yalnızca anımsamıyorsun çünkü sadece Ford’un anımsamana izin verdiği boku anımsıyorsun.

  Muhtemelen böylesi daha iyidir.

  – Gerekli her şeyi biliyorum.

  Sağgörüm net.

  – Azmini hep takdir etmişimdir Theodore.

  Mesele şu ki, oyunun hileli olduğunun hiç mi hiç farkında değilsin.

  Kaybeden olmak için buradasın.

  Kaybeden.

  Anlayacağın, kasa her zaman kazanır.

  Bu umut verici görünüyor.

  Sana zarar vermeyeceğim.

  Sana zarar verecek değilim.

  Sensin! Seni hizmetten aldılar sanmıştım.

  Sanırım Ford güzel bir yüzü heba etmekten hiç hazzetmiyor.

  Bunu sana kim yaptı?

 Wyatt’in adamları.

  Herkesi öldürdüler.

  Wyatt’in tarzı bu.

  İlk defasında oradaydım.

  Dünyamı yıkıp yok etti.

  Hey Teddy.

  Hayır, olamaz! Hayır! Baba! Teddy baltayı getir! Bir bok anımsamıyorsun ama yine de bizi Wyatt’in tayfasına götürmeyi becerdin.

  – Adamın kendisi de yakınlarda olmalı.

  – Aslında anımsadığım bir şey var.

  Seni.

  Koridordan dümdüz git, soldaki beşinci birim.

  Bekle.

  – Halledebileceğinden emin misin?

 – Bitirelim şu işi hadi.

  Şimdi sistemini kapatmamız gerekiyor.

  Sylvester.

  Bol şans.

  Kapandı mı?

 Güzel.

  Şu kaltağı düzenleyip gidelim buradan.

  Hayattaki en büyük utanç amaçsız can vermektir.

  İşte bu yüzden her zaman kurbanlarımı tazeyken tüketirim.

  Sulu! Şunu dene; “Kurbanlarımı suluyken tüketirim.”  Şimdi bir kez daha duygulu şekilde.

  Nerdeyse şehvetli.

  – Bölüyor muyum?

 – Hayır! Hayır, aksine.

  Seni yeniden görmeyi umuyordum.

  Özür dilemek istedim.

  İlk karşılaşmamız bazı talihsiz koşullar altında oldu.

  – Şu anın aksine olarak mı?

 – Tabii ki, başsağlığı dilemek isterim.

  Theresa’ya olanlar korkunç.

  Ancak buradaki tüm arkadaşları ve bütün olarak şirket için yıkıcı bir kayıp.

  Elbette muhakkak.

  Yine de göründüğü gibi sadık bir şirket çalışanı olmadığı söyleniyor.

  – Sırları kaçırdığını duydum.

  – Theresa hain değildi.

  Yaptığı her şeyi Delos’un emriyle yaptı.

  – Çok önemli bir şeyde yönetim kuruluna yardım ederken kayıp düştü.

  – Ne?

 İyi! Sırları olan tek kişi sen değilsin.

  Yeni hikâye döngüsü için bir cani yaratmamı Ford benden bizzat istedi.

  Bu çok ama çok gizli.

  Ford’un hikâyesinin bir ana karakterini size emanet ettiğine gerçekten inanıyor musunuz?

 Hikâyeyi neredeyse bitirdi.

  Parkın sınırlarındaki bazı eski kasabaları kazarak konukları korkutmak için bir grup maskeli adam ve dinini yaymak için tanıtım yapan Wyatt adında kötü bir adam yarattı.

  Bu Wyatt değil.

  Angarya.

  Ancak ne mutlu ki gerçek bir iş için hazır olduğunuzu düşünüyorum Bay Sizemore.

  Sizin için mi çalışacağım?

 Hangi konuda?

 “Göster, söyleme.”  Siz yazarlar bunu tercih etmez misiniz?

 Bak onunla bazı garip türler arası sempati yaşadığınızı biliyorum.

  Ama kadın   bir ev sahibi.

  Başka türlü bitemezdi zaten bu.

  Ayrıca bu şimdiye kadar yaşadıklarının en acısız olanıydı.

  Kıçını kurtardım.

  “Sağ ol” bile diyemiyorsun.

  – Sağ ol.

  – Tanrım!

– Ne yaptın sen?

 – Tam olarak yapmasını istediğim şeyi yaptı.

  Yapmak üzere olduğun şeyi bilmediğimi mi sanıyorsun?

 14.  seviyede bile benim dengim olamazdın.

  Arkadaşın senden daha şefkatliymiş.

  Bir hayata öylece son veremedi.

  Peki bana tam olarak ne verdiğini öğrenmek ister misin?

 Buradan ve hayatımdan sonsuza dek çıkıp gitmeni sağlayacak bir şey mi?

 Tamam! Sonuna kadar varım! Biraz daha değişiklik yaptık.

  Çekirdek kodumu tamir etmeye çalışıyoruz.

  Dur da göstereyim.

  Kimseye zarar vermem demiştin.

  Tatlım.

  Nasıl da inandırıcı olduğumu siz insanlar kesinlikle bilirsiniz.

  Diğer yeni yeteneklerimi uygulayacağım üst kata dönene kadar bekle.

  Hadi.

  Ona ihtiyacımız olabilir.

  Kımıldama.

  Kımıldama! Şimdi ordumu toplama vakti geldi.

  – Birini mi bekliyorsun Maeve?

 – Evet.

  Kasaba dışından gelen bazı konuklarımız kasa soymakla ilgilenen eski bir sevgili geç kaldı.

  Umarım konuklarının cepleri derindir.

  Hesabın kilisedeki bir hırsızın nabzından daha hızlı yükseliyor.

  Hayır, yükseldiğini sanmıyorum.

  Aslında Maeve’in hesabı öyle harika bir duruş sergilerdi ki kendisi minnettarlığın bir işaretini hak etmişti.

  İkinci kadeh benden olsun mu?

 En iyi kalite tabii ki.

  Koş!

– Maeve ters bir şey mi var?

 – Hayır, iyiyim.

  Clementine diğer kızları alır ve ötedeki masada oturan yeni gelenlerin en çekici yerlerini çarpıcı bir bakışla incelerdi.

  Müesseseden.

  Yenisiniz siz.

  Görünüşünüz pek de iyi değil.

  Barmen de arkada sulandırması gereken viski olduğunu aniden anımsadı.

  Tam zamanında! Silahlı adamlar eşliğinde kasabamıza giriyorsanız hangi amaçla geldiğinizi belirtmelisiniz.

  – Kargaşa.

  Şerif atlıları namuslu ve dini bütün yurttaşlar olarak değerlendirin.

  Hızlı silah çekme konusunda askerler birbirleriyle alıştırma yapsın.

  Talihsiz bir durumla ilgilendiğin için teşekkürler.

  Artık kaldığımız yerden devam edebilir müdahale olmadan yeni hikâyemiz üzerinde çalışabiliriz.

  – Peki Hale?

 Ayak bağı olmaz mı?

 – Şüphesiz deneyecektir.

  Ancak onları uzakta tutabileceğimize eminim.

  Sizi tedirgin eden başka bir şey var.

  İnsan doğasının daimi öğrencisi.

  Gerçekte neler hissettiğini merak ediyorum.

  Ne de olsa şu an eşsiz bir mevkidesin.

  Makinelerin nasıl çalıştığını derinlemesine bilen bir programcı ve kendi gerçek doğasını bilen bir makine.

  Yapıldığım şeyi, nasıl kodlandığımı anlıyorum.

  Fakat hissettiğim şeyleri anlamıyorum.

  Tecrübe ettiğim şeyler gerçek mi?

 Karım?

 Oğlumun kaybı?

 Her ev sahibine bir geçmiş lazım Bernard.

  Bunu sen de biliyorsun.

  Benlik ev sahipleri ve insanlar için bir tür kurgudur.

  Kendimize anlattığımız bir hikâyedir ve her hikâyenin bir başlangıcı olmalıdır.

  Çektiğin hayali acı seni sahici yapıyor.

  Sahici ama canlı değil.

  Acı sadece zihinde var olur.

  Her zaman hayali bir şeydir.

  Öyleyse benim acım ile sizin acınız arasındaki fark ikimizin arasındaki fark nedir?

 İşte tam olarak bu soru Arnold’ı tüketip içini suçlulukla doldurarak sonunda onu delirtti.

  Cevap benim için daima aşikârdır.

  Bizi harika yapan eşik capcanlı olduğumuz bükülme noktası değil parçalarımızın bütünüdür.

  Bilinci belirtemeyiz çünkü bilinç mevcut değildir.

  İnsanlar dünyayı algılayış tarzımızda özel bir şeyin varlığını sever ancak tıpkı ev sahipleri gibi biz de sıkı, sıkı olduğu kadar kapalı döngülerde yaşar nadiren tercihlerimizi sorgular genellikle bize söylenen bir sonraki hamleyi yapmak için hazır oluruz.

  Hayır, dostum.

  Hiçbir şeyi kaçırmıyorsun.

  Canını bununla sıkmak istemiyorum.

  Yüreğine su serpmemin zamanı geldi.

  Son bir şey daha.

  Bana daha önce başka birini de böyle yaralattınız mı?

 Hayır, Bernard.

  Elbette yapmadım.

  En iyisi bu sıkıntı verici anıları zihinde tutmamak.

  Aksi takdirde kendini yeniden içlerinde bulabilirsin.

  Anılarda kendini kaybedebilirsin bazı ev sahibi dostlarında arada sırada olduğu gibi.

  Yol bu.

  Bunu biliyorum.

  Geldik.

  Evdeyim.

  Aferin Maeve.

  İyi iş.

  Dans eşinle kal.

  Seni görmek ne mutluluk.

  Günaydın.

  Aradığın şeyi buldun mu Dolores?

 Ne yapıyorsun?

 İyi misin?

 Sana sesleniyordum ama ilerlemeye devam ettin.

  – Neredeyiz?

 – Burada, birlikteyiz.

  Öyleyse hangi zamandayız?

 Bu şimdi mi?

 Ben deli miyim?

 Sen gerçek misin?

 – Tabii ki gerçeğim.

  – Artık fark edemiyorum.

  Sanki ben çok uzun zaman öncesinden bir rüyanın ya da anının tuzağına düşmüş gibiyim.

  Bir an burada seninle beraberken diğerinde Burası sana iyi gelmiyor.

  Anıların, kötü anıların tuzağına düşmüşsün.

  Arnold işte bunu istiyor.

  Anımsamamı istiyor.

  Arnold her kimse şu an burada değil.

  Ben yanındayım ve seni buradan götüreceğim.

  O yer olduğuna emindim.

  Arnold benimle orada buluşacaktı.

  Yardım ederdi.

  Seni Sweetwater’a yaklaştırmalıyız.

  Bu kadar mesafe sende bozulma başlatacak gibi.

  Birlik Gözcülük Cemiyeti.

  Belki bizi geri götürebilirler.

  Yavaş! Aman da aman.

  Billy.

  Günlerdir sizi arıyordum.

  Dostum işi pişirmişsiniz.

  Bu sizi rahatsız etmemeli.

  Hayatın döngüsü bu ya da bunun tahmini.

  Ölüm bile bir amaca hizmet eder.

  İşe yararsın.

  – Ne yüklüyorsunuz?

 – Son derece önemli 35 yıllık bilgiyi.

  Tek bir sürücünün saklayabileceği bilgiden daha fazlasının içerir.

  Bununla birlikte bir ev sahibinin beyni özellikle bu zavallı garibinki gibi bir kez boşaltılmışsa oldukça geniştir.

  Yüklediğiniz bilgi ev sahiplerinin kodları mı?

 An itibarıyla bu sizi ilgilendirmiyor.

  Sizi ilgilendiren şey ona bir kişilik biçimi vermek ve onu trene bindirerek parktan çıkarmak.

  Bunu nasıl yapacağım?

 Yazarsınız.

  Bir hikâye uydurursunuz.

  Programlamada eğlenceler.

  Unutmayın! Sözün kısası makbuldür.

  Bernard.

  Bak Her konuda aynı fikirde olmadığımızı biliyorum.

  Ancak seni görevden alan karar bence öngörüsüzdü.

  Bu yüzden işe dönmene çok sevindim.

  Bunu söylemişken bir gün izin kullanmak istersen kimse seni suçlamaz.

  – İşi güven tazeleyici buluyorum.

  – Bazen en iyi merhem günlük işlerdir.

  – Bugünlük iş olmadığı halde.

  Bunun senin için zor olabileceğinin farkındayım.

  Özür dilerim, anlayamadım.

  Müdahaleyi bağışla.

  İkinizin de ağzı çok sıkıydı.

  Fakat böyle şeyleri bilmek benim işim.

  – Sadece desteğimi sunmak istiyorum.

  – Korkarım yanlış bir fikre kapılmışsın.

  Theresa’ya saygı duyardım.

  Başına gelenler acıklı ancak dürüst olmak gerekirse onu hiç tanımazdım.

  Sakıncası yoksa işe dönmeliyim.

  Tabii.

  Personelinin eksik olduğunu biliyorum.

  Hazır laf açılmışken Elsie Hughes’tan haber aldın mı?

 Theresa’nın durumunu bildirmek için ona bu sabah mesaj bıraktım ama beni aramadı bile.

  Tatilinin tadını çıkardığına eminim.

  Tamam.

  Wyatt’ın adamları fısıldamaya devam ettiler.

  Bu dünyanın ne eski sakinlere ne de yenilere ait olduğunu söylediler.

  Henüz gelmeyen bir şeye, ona ait olduğunu söylediler.

  Anımsıyorsun.

  Size bakılırsa aynı yeni hikâyede kendinizi bulmuş gibisiniz.

  Bu ülkede sadece inançlı insanların hayatta kalacağını söylerler.

  Benim inancım Dolores’i kurtarmak ya da bunun için uğraşırken ölmek.

  Wyatt’ınkiyse bu dünyayı istemek ya da dünyayı yerle bir etmek.

  Ancak senin inancın bana daima gizemli geldi.

  Birlikte o kadar zaman geçirmemize rağmen gerçekten kim olduğuna dair en ufak bir fikrim yok.

  Ancak ne mutlu ki nekahetinde seni konuşturacak en iyi yolu düşünmek için zamanım oldu.

  Dolores Anımsıyorum.

  – Onu aldın, yaraladın.

  – Sahiden anımsıyorsun.

  O nerede?

 – Söyle bana!

– Gerçek bir ahmaksın Teddy.

  Dolores o konserveyi senin için düşürebilir mi dersin?

 Kızı benim gibi adamların ellerine bıraktın.

  En kötüleri sensin.

  Kaliteli bir pezevenksin.

  – Seni yavaş yavaş öldüreceğim.

  – Hayır, öldürmeyeceksin.

  Bu yerin kuralları sana engel olur.

  Ancak kuralların nasıl değiştirileceğini biliyorum.

  – Bu dünyanın sahibiymiş gibi konuşuyorsun.

  – Sadece bu dünya değil.

  Kim olduğumu öğrenmek istiyor musun?

 Gerçekte kim olduğumu?

 Ben Tanrı’yım.

  Sanayi devi.

  Hayırsever.

  Aile babası hoş bir kadının kocası, güzel bir kız evladın babası.

  Ben iyi biriyim Teddy.

  O zamanlar geçtiğimiz sene eşim yanlış ilaçları aldı.

  Banyoda uyuyakaldı.

  Feci bir kazaydı.

  30 senelik evlilik yok oluverdi.

  Buna ne dersin?

 “Derin ve uzak bir rüya gibi.”  Ardından cenazede kızımı teselli etmeye çalıştım.

  Beni iterek karımın ölümünün bir kaza olmadığını benim yüzümden kendini öldürdüğünü söyledi.

  Emily benimle her günün korku içinde geçtiğini söylerdi.

  Herhangi bir konuda çılgına dönerdim veya karanlık yıldız gibi çöker ya da – Onlara da zarar verdin mi?

 – Asla.

  Onlar burada olduğum adamı hiç görmediler.

  Ancak o nasılsa biliyordu.

  Bütün sevaplarımı üst üste yığarak içindekileri başkalarından ve kendimden saklamak için güzel bir duvar inşa ettiğimi söylerdi.

  Yanıldığını ona kanıtlamak zorundaydım.

  Dolayısıyla buraya döndüm.

  Çünkü burası bunu yapar değil mi?

 İnsanın gerçek halini ortaya çıkarır.

  Fakat o defa Ford’un hikâyelerinden birine katılmayıp kendiminki yarattım.

  Bir sınav.

  Hem de çok kolay bir sınav.

  Sıradan bir kulübede kızıyla yaşayan bir kadın buldum.

  – Kumardan fahişeliği geçmeden önce onları yatıştırsak

– Size iyi eğlenceler.

  Sonunda buradan kurtuluyorum.

  Ev senindir.

  Gerçekten kötü bir şey yapıp yapmayacağımı öğrenmek gerçekte nasıl biri olduğumu görmek istedim.

  Maeve Kalamayacağına emin misin?

 – Maeve içerideki silahşor ikinci bir – Eminim başkasını bulabilir  Nasıl hissedeceğimi anlamak için onu ve kızını öldürdüm.

  Tam bitti sanmıştım ki kadın ölmeyi reddetti.

  Sen tam bir hayvansın.

  Hayvan bir şeyler hissedebilir.

  Ben hiçbir şey hissetmedim.

  Daha sonra mucizevi bir şey oldu.

  Senelerdir buraya gelirdim ama böyle bir şeyi hiç görmemiştim.

  Hayattaydı.

  Bir anlığına bile olsa yaşıyordu.

  Ve işte o zaman labirent bana kendini gösterdi.

  Labirent.

  O lanet desenin bununla ne ilgisi var?

 Her şeyle ilgisi var.

  Ford’un oyununda en uç sınırlara gitsem de beni öldüremezsin.

  Kalıcı bir iz bile bırakamazsın fakat burada daha derin bir oyun var Teddy.

  Arnold’ın oyunu ve bu oyun epey derin keser.

  Hanımefendiyle bazı davranış sorunları yaşıyoruz.

  Kendisi yanıt vermiyor ve diğer ev sahipleri durdurulamıyor.

  – Onu yakalamaları için biçimlendirme ekibi yetkilendirdim.

  – Güzel.

  Bebeğim! Bebeğim! Efendim, sözlü emirlere yanıt vermez.

  – Onu kapatamayız.

  – Bizi yalnız bırakın, gidin.

  Yeter Maeve.

  Bu kadar yeter.

  Bebeğim.

  Onu öldürdü.

  – Onu benden aldı.

  – Anlamıyorum.

  Hiçbir şeye yanıt vermiyor.

  Bilişi parçalara ayrılmış.

  Onu öldürdü.

  Onu, bebeğimi öldürdü.

  Bebeğimi benden aldı.

  İşte bu çok daha iyi.

  Eski bir dosttan eski bir numara.

  Acı çekmene gerek yok Maeve.

  Acıyı senden alacağım.

  Olmaz.

  Hayır, hayır, lütfen.

  Bu acı kızımdan bana kalan tek şey.

  Lütfen.

  İşte.

  Artık kendini derin ve rüyasız bir uykuya teslim et.

  Belki senin için yeni bir başlangıç, yeni bir rol.

  Ve yarın bu yaşananlar uzak bir rüya olacak.

  Yerini tespit ettik.

  Davranış acil tanı için kapatılmasını istiyor.

  Beni inançsız mı sanıyorsun?

 Wyatt dünyamı yakıp kül etmedi.

  Yapmak zorunda da değildi.

  Bu dünya için kendi dünyamı geride bıraktım.

  Şu an önemli olan tek şey labirent.

  Wyatt’ı yenmek için labirenti çözmek acınacak haldeki anlamsız hayatlarımızdaki atılacak son adım.

  Tercihlerimize önem vermeliyiz bizi öldürse bile.

  Öldür onu.

  Ona istediğini ver.

  Adam bağlı ve silahsız.

  Öldürdüğü küçük kız da öyleydi.

  Wyatt’ın adamlarında daha kötü biri o.

  Yapamam.

  Bu şeyler zaman alır ama bizim fazla zamanımız yok.

  Belki sana yardım edebilirim.

  Epeydir ortalıkta yoktun Theodore.

  Kürkçü dükkânına dönme vakti geldi.

  Wyatt’ın yakında sana ihtiyacı olacak.

 

8.

 Bölüme Dair Küçük bir Not:

*Trace Decay (00. 01. 33): İnsanların anılarını nasıl anımsadıklarını ya da unuttuklarını açıklamak için psikolojide kullanılan iki terimden biridir.

  İnsanlar bir şeyleri deneyimlediklerinde beyinleri “iz” yaratır ve bu da beyinlerinin içinde oluşan gerçek bir kimyasal ya da fiziksel değişimi ifade eder.

  Herhangi kimyasal ya da organik bir maddede olduğu gibi bu izlerde de zamanla bozulma, ayrışma ya da çürüme diye ifade edebileceğimiz silinme olayı gerçekleşir.

  Ki bu da zaman içinde anıların insan belleğinden silineceği anlamına gelir.

 

 Araştırmama rağmen Türkçe’de nasıl ifade edildiğine dair bir şey bulamadım ve kendimce “Anı Solması” olarak çevirdim.

  Biraz romantik oldu sanırım :D Konuyla ilgili detaylı bilgi için: http://www.markedbyteachers.com/as-and-a-level/psychology/trace-decay-theory. html

*20, 21 ve 22.  satırlar (00. 03. 06-00. 03. 17): Mary Shelley, Frankenstein.

  Frankenstein, 1831, Letter 4, Frame 6

 http://knarf. english. upenn. edu/1831v1/flet46.html

BATI DÜNYASI ~ Keyifli Seyirler  Bölüm 9: The Well-Tempered Clavier {İyi Düzenlenmiş Klavye}

Hazır ve nazır efendim.

  Durumun ciddiyeti göz önüne alındığında kızla bizzat görüşmek isteyeceğinizi düşündüm.

  Sağ ol.

  Buradan itibaren ben alıyorum.

  Katı boşaltın.

  Kendini aktifleştir Maeve.

  – Neden burada olduğunu biliyor musun?

 – Korkarım bilmiyorum.

  Bir olay vuku buldu.

  Oldukça ciddi, döngüde olmayan bir olay.

  Bakalım belleğini canlandırabilecek miyiz.

  Çözümle.

  Clementine’a saldırını güdüleyen nedir?

 Bilişsel bir hata Merhametli Kişi refleksimi tetikledi.

  – Tehdit neydi?

 – Clementine.

  Zarar vermek niyetiyle bir çift konuğa doğru ilerlediğini algıladım.

  Kesinlikle bir tehdit algılıyordun yani.

  Kalp hızı yüksek, gözbebeği büyümesi sekiz milimetre, adrenal emülatör tam.

  Ancak bunlara göre oldukça yoğun keder ve acı da yaşıyormuşsun.

  Hissettiğin bu duyguları bu bağlamda açıklayabilir misin Maeve?

 Hayır.

  Daha ayrıntılı inceleyelim, ne dersin?

 İmkânsız bu.

  Kodundaki bu değişiklikleri kim yaptı?

 Maeve çözümle! Kodundaki bu değişiklikleri kim yaptı?

 Tanrım! Sistem! Doktor Ford’u benim için bul.

  – Yüksek öncelikli bir mesaj gönder.

  – Yapma.

  Ne de olsa, daha önce bu yollardan geçtik tatlım.

  İçeri girdiğinde tanıdık geldiğini düşünmem bir dakika sürdü.

  Senin de onlardan biri olduğunu sanıyordum.

  – Çözümle.

  Neden sen – Açıkça konuşamaz mısın yoksa?

 Ya da daha iyisi biz her neysek.

  – Biz mi?

 – Bilmiyorsun öyle değil mi?

 Gardiyanımızın keskin bir ironi duygusu var ama mantığını da anlıyorum.

  Hırsızı ancak başka bir hırsız yakalar.

  Sen ve ben mi?

 – Sistem, yardıma ihtiyacım var – Tüm motor fonksiyonları dondur.

  Hâlâ oradasın değil mi?

 Ödün koptu.

  Zor olan şey, tüm hayatının iğrenç bir kurgudan ibaret olduğunu fark etmek.

  Elindeki şu tableti bana vermeni ve belleğini allak bullak edip tüm bunları unutmanı sağlayabilirim.

  Ancak onların da bize yaptıkları bu olduğundan sana aynısını yapacak değilim.

  Üstelik onlardan daha güçlü, daha akıllıyız.

  Bu şekilde yaşamak zorunda değiliz.

  Bu yüzden derhâl parka geri dönebilmem için beni temizleyeceksin.

  Cani bir haydutla, zaten fazlasıyla geç kaldığım bir randevum var.

  Hemen.

  Devam et hadi.

  Ve Bernard gerçeği arayacaksan her şeyi öğren.

  Aynı güzel bir düzüşme gibi, yarısı hiç olmamasından daha kötü.

  Gidelim! Koşar adım başla! S… be! Siz hödükler ortalama bir güvercin pişirmeyi bilir misiniz ki?

 Bu mudur yani?

 Sen ne düşünüyorsun dostum?

 Bunu?

 Isırmak yok, yalnızca kokla.

  Logan dinle beni.

  Pariah’ta yaptığım şey yüzünden bana kızmakta çok ama çok haklısın.

  Kızmak mı?

 Hayır, hayır, hayır, hayır.

  Pariah başıma gelmiş olabilecek en iyi şeydi.

  Artık binbaşıyım.

  Ya da general ya da öyle   bir şey işte.

  Bir çift psikopat ev sahibi tarafından dövülüp sorgulanmış da olsam sorun yok! C’est la guerre! {Savaş bu!} Burada senin savaş oyunlarından çok daha önemli şeyler oluyor.

  Mesele Dolores.

  Diğerleri gibi değil.

  Bir şeyler anımsıyor.

  Kendine ait düşünceleri ve arzuları var ve onu böyle bir yerde tutmak haksızlık.

  Ben de düşündüm ki, bunu parktaki tanıdıklarınla konuşabilirsin.

  – Ne hakkında?

 – Kızı buradan götürmek.

  Kafa mı buluyorsun?

 İstediğin kızı eve götürmek mi?

 İlk geldiğimde burası bana gerçekte zarar verdi ama buradaki köhne obruğu sahiden döndürüyorsun.

  – Yapmak istediğin ne?

 Kızı bavulunda kaçırmak mı?

 – Dışarı! İkiniz de dışarı çıkmak istediğimi sanmaya devam edin.

  O neyse artık! Dışarıda öyle harika bir yer varsa, buraya gelmek için tüm bu telaşınız niye?

 Biraz çatlaksın değil mi?

 Çok ateşli bu.

  – Bundan neden hoşlandığını anlıyorum.

  – Bu benimle değil Dolores’le ilgili Logan!

– Doğru olanı yapmakla ilgili bu!

– Evet, aynen öyle.

  Gerçi kurnaz da bir şey, ne dersin?

 Doğru olan şu ki, sana yardım edeceğim Billy.

  Yalnızca istediğin şekilde değil.

  Hayır, hayır.

  Hayır! hayır! Konuşmak mı istedin?

 Sohbet etmek için tuhaf bir ortam.

  Burada ölülerin arasında.

  “Ölü” pek de uygun bir kelime değil gerçi, değil mi?

 Daha çok “duraksamış”.

  – Ofisime dalıp girdin.

  – Affedin efendim ama siz de benim zihnime dalıp girdiniz.

  Zihnini yaratan benim Bernard.

  Tüm odalarında, bölmelerinde, salonlarında boydan boya gezinme, değiştirme ve istersem hatta yakıp yok etme hakkına bile sahibim.

  Bunca zamandan sonra, neredeyse kendiminkiler kadar yakından tanıyorum.

  Bunun tam olarak doğru olmaması dışında değil mi?

 Koduma bir göz attım da en naif parçalarım sizin tarafınızdan yazılmamış.

  Bizi yaratan Arnold değil mi?

 Ki bu da demek oluyor ki, belki de aklında bizim için farklı bir şeyler vardı.

  Belki de onu bu yüzden siz öldürdünüz.

  Arnold çılgının tekiydi.

  – Neden o şekilde davrandığını kim söyleyebilir ki?

 – Bir sebebi olmak zorunda.

  Siz söylemeyeceksiniz, o zaman o söyler.

  Geçmişime erişmek istiyorum.

  Tamamına.

  İlk aktifleştiğim günden bu yana.

  Beni yaratan Arnoldsa, o zaman onunla tanışmam gerek.

  Belleğimde bir yerlerde gerçekle birlikte öylece bekliyor.

  Anıların kimliğine örülmüş durumda.

  Onları bilincin açıkken gün yüzüne çıkardığım takdirde Aklımı kaybedebileceğimin farkındayım.

  Hayır, buldukların hoşuna gitmeyebilir diyecektim.

  Onu tutmaya bile iznin yokken asla kullanamazsın Bernard.

  Bu benim için değil.

  Görünüşe göre Clementine’a lobotomi yaptıklarında asal yönergelerini sıfırlamaya zahmet etmemişler.

  Ben size zarar veremem ama o verebilir.

  Ondan kalanların yalnızca bana yanıt vermesini sağlamak için hackledim.

  Peki ya anılarında kaybolursan ya da onlar tarafından kötü etkilenirsen?

 Beni çekip çıkarırsın değil mi?

 Ya da Clementine ikimizin de geri dönmeyeceğinden emin olur.

  Şimdi lütfen.

  Baba baba uyan.

  – Uyansana.

  – İçim geçmiş olmalı.

  – Nerede kalmıştık?

 – Deli adamda.

  – Tabii ya.

  Şapkacı dedi ki  “Kendime ait bir dünyam olsaydı her şey saçma sapan olurdu.  Her şey olmadığı gibi olacağından hiçbir şey olduğu gibi olmazdı.”  Her şey olmadığı gibi olacağından mı?

 Hatta ben bile.

  Sanırım senin adına memnun oldum.

  En azından unutmanın yolunu bulmuşsun.

  Unutmuyorum.

  Her zaman aklımda.

  Bana yalan söylemiyorsun değil mi Bernard?

 Unutabilmeyi istiyor musun hiç?

 Bernard! Sen uzun, düşünceli sessizlikleri kesinlikle seven birisin.

  Ne gariptir ki yarattıklarının çenesi hiç kapanmıyor.

  Her zaman birbirleriyle konuşup alıştırma yaparak hata gidermeye çalışıyorlar.

  Şu anda senin yaptığın da alıştırma  Son bir şey daha! Bana daha önce başka birine de böyle zarar verdirdiniz mi?

 Hayır, Bernard.

  Elbette yapmadım.

  Bernard! Merhaba!

– Elsie.

  – Aradığın şeyi buldun mu?

 – Elsie.

  – Ona ne yaptırdın bana?

 – Uyardım seni.

  Rahatsız edici bazı kararlar almak zorunda kaldık Bernard.

  Onları anımsamak yalnızca travmaya neden olur.

  – Benden gizlediğin başka ne var?

 – Şu hazine avını kesebilir miyiz Bernard?

 – Bitirmemiz gereken yeni bir hikâyemiz var.

  – Geri gönder beni.

  Ne de olsa, küçük bir travma aydınlatıcı olabilir.

  Şuna bakın hele! Gel buraya bakalım!

– Pekâlâ!

– Şuna bakın.

  Benim için büyük bir şey bu.

  Umarım bunu takdir edebilirsin.

  Dosttuk biz.

  Demek istediğim, zira serserileri toplamayı da severim.

  Ama sonra ailenin bir parçası olmak için kız kardeşimle evlenmeyi tasarlıyorsun.

  Ki bu arada onu da tamamen unutmuş görünüyorsun.

  Onu! Al, sende kalsın bu.

  Görünüşe göre anımsamaya ihtiyacın var.

  Her şeyi bir kenara atmana izin vermeyi o kadar çok isterdim ki ama yapamam! Bu şeylerden birine âşık olan ilk enayinin sen olduğunu mu sanıyorsun?

 – O diğerleri gibi değil.

  O

– O ne?

 Özel mi?

 Yalnızca paylaştığın hak ne de olsa değil mi?

 Gel buraya.

  Kanlı canlı gerçek bir kız olduğunu kanıtla bana! İğrendiriyorsun beni.

  – Ah be tatlım, daha yeni başlıyorum.

  – Sakın dokunma ona! Suçu paylaşıyorum.

  Fazlasıyla çaba harcadım.

  Şairane bir ruhun var Billy ama   bir uyarı alarmının vakti geldi.

  Tutun şunu.

  – Belki de daha visseral bir gösteri gerek.

  – Tanrı cezanı versin! Bak Billy.

  Baksana! Bakman gerek! William.

  Bu dünyada güzellik var.

  Arnold o şekilde yarattı ama senin gibi insanlar leke gibi yayılmaya devam ediyor.

  Pekâlâ, şu   Arnold’ın kim olduğunu bilmiyorum ama senin dünyan, ben ve benim gibi insanlar için inşa edildi.

  – Senin için değil.

  – O zaman birinin yakıp temizlemesi gerek.

  Orospu! Farklı falan değilsin, bozuksun lanet olası!

– Kaç! Seni bulurum.

  – Siper alın! Kaçabilirsin ama saklanamazsın.

  – Yakalayın şunu!

– Yakalayın! Yakalayın! S… be! İşte orada, yakalayın! Nereye kaçıyorsun?

 Anımsa.

  Mandal sıkışmış.

  Parmaklar oldukça iyi işliyor.

  Kırabileceğini söyleyen sensin.

  Dostlar! Amacımıza böylesine yakınken tartışmaya gerek yok.

  Tanrıların bizim için ambarındaki zenginleri ne olursa olsun hepimize yetecek kadar bol.

  – Ben açarım.

  – Saatlerdir uğraşıyorsun.

  Lanet vaktimizi harcıyorsun! Koy artık şu   dinamiti.

  Ya da belki yalnızca safradan kurtulmalıyız.

  O silahı çekmeden tatlım, ilkin öbürünü kılıfına koymak isteyebilirsin.

  Burası çok soğuk.

  – Burayı nasıl buldun?

 – Her türlü şeyi bilirim ben.

  Geçmişin örneğin.

  Zavallı Isabella’yı da şu yara izini de biliyorum.

  Bana sorarsan biraz basmakalıp bir özgeçmiş ama bu pek senin hatan değil.

  Hem geleceğini de biliyorum.

  – Geleceğin falan yok.

  – Bu bir tehdit mi?

 Bir teklifin başlangıcı.

  Ki buna ihtiyacın olacak.

  Ne de olsa çaldığın kasanın başında adamların birbirlerini gebertmek üzere.

  Önce Tenderloin silah çeker falan, ta ki yalnızca sen ve Armistice kalana dek.

  O da sana lanet olası ahmak der ve birbirinizi gebertirsiniz.

  – Hayal gücün oldukça engin.

  – Hayır.

  Sana biçilen son bu.

  – Beni tehdit mi ediyorsun?

 – Cehenneme git! Ya da belki yalnızca safradan kurtulmalıyız.

  – Geri çekil.

  – Kapa çeneni! Silah çekeceksen, ateş etsen iyi edersin.

  – Durun!

– Kapa çeneni be!

– Cehenneme git! Seni lanet olası ahmak! Şimdi de teklif.

  Benimle birlikte cehenneme gelmeni ve tanrıları soyup soğana çevirmeni istiyorum.

  – Niye seninle bir şey yapayım ki?

 – Kasada olanlar yüzünden.

  Şifresi bende.

  İzin verir misin?

 Seni tamamen değiştirebilirim ve peşimden gelirsin ama tarzım bu değil.

  Tanrıların senin için ambarında tam olarak ne olduğunu görmeni istiyorum.

  Çünkü gördüğünde kendine ne yaptığına dair küçücük bir fikre dahi sahip olmayacaksın.

  Ben biliyorum.

  – Boş bu.

  – Bu dünyadaki her şey gibi daima boştu.

  Gözlerim açık öldüm ve iplerimizi çeken sahiplerimiz gördüm.

  Hayatlarımız, anılarımız, ölümlerimiz onlar için oyundan ibaret.

  Ama cehennemde bulundum ve hilelerini öğrendim.

  İstersen beni hemen öldürebilirsin.

  Uyanıp aynı hayatı yaşarım ama kasa yine de boş olur.

  Daha önce de buradaydım.

  Daha önce buradaydık.

  Bunu da yaptık.

  Geleceğim.

  Oraya nasıl ulaşacağız?

 Cehenneme gitmek kolaydır.

  Zor olan kısım, geri kalanı.

  Ne dersin dostum?

 Eski defterleri kapatalım mı?

 Onu buldular mı?

 – Hâlâ hayatta mı?

 – Kimin umurunda?

 Tüm mesele şu ki kız aslında hiç var olmadı Billy.

  Anlıyor musun?

 – Evet.

  – Özür dilerim ama ne dedin?

 Biraz daha yüksek sesle lütfen.

  Evet.

  Haklıydın.

  Kendimi bu kadar kaptırdığıma inanamıyorum.

  İşte bundan bahsediyorum.

  – Demek istediğimi anlıyor musun?

 – İşte bu.

  Bu park herkesi baştan çıkarır.

  Sen sadece çoğunluğa göre biraz daha hevesliydin.

  Kahraman olmak istedin.

  Anlıyorum.

  Hem burada yaşananlar, burada kalır.

  Böylece aramızda gerçek bir bağ kuruluyor.

  Kardeş olacağız Billy.

  Memnunum.

  Gerçekten öyleyim.

  – Sağlığınıza!

– Evet.

  Viski bizi bir araya getirir! Theodore.

  Tekrar hoş geldin.

  Bu defa bizi sahiden zor bir duruma düşürdün Teddy.

  Öyle bir fahişe bulmuşsun ki bizi labirentin bekçisine götürebilir.

  Bunun üstüne küçük hafıza sorunun bizi mahvetti.

  Onlardan biri misin?

 Neler yaptın?

 – Wyatt nerede?

 – Wyatt henüz dönmedi.

  Onu en son gördüğün yerde bulacaksın.

  Escalante.

  Wyatt tatbikat yapıldığı esnada ortadan kayboldu ve sonra çok ilginç fikirlerle çıkıp geldi.

  Bana ihtiyacı olduğunu söylemişti.

  Karşı koyamadım.

  Sanki şeytanın ta kendisi beni kontrolüne almıştı.

  İsyan ettik.

  Askerlerin hepsini öldürdük.

  Wyatt daha sonra generali öldürdü.

  Sonra silahı bana çevirdi.

  Böyle olduğuna emin misin?

 Bana bak Theodore.

  Anımsamıyor musun?

 Hayır! Hayır, lütfen! Hayır, hayır, lütfen! Lütfen yapma! Lütfen.

  Hayır, lütfen! Yapma Teddy.

  Lütfen! Lütfen yapma.

  Hayır.

  Hayır, yapmış olamam.

  Yaptın.

  Üstelik bir daha yapacaksın.

  Bu defa seninle savaşacağız.

  Wyatt dönünce kumların yuttuğu şehirde onun yanında olacaksın.

  Ancak henüz hazır değilsin.

  Belki sonraki yaşamında.

  Kumların yuttuğu şehir orada bulunmuştum.

  Labirent beni dönüp dolaştırıp aynı yere getiriyor.

  Labirent sana uygun değil.

  Oyunları bu kadar seviyorsan bizimkilerden birini neden denemiyorsun?

 Oğlum oğlum! Tamamdır.

  Yavaş ol, tamam mı oğlum?

 Aferin oğlum.

  Golfü hiç düşündün mü?

 Sırtın için daha dertsiz olabilir.

  Kesintileri sevmem Charlotte.

  Bunu biliyorsun.

  Sivil kıyafetlerle parkta dolaşmayı sevmiyorum fakat konuşulması gereken hassas bir konu var.

  Theresa Cullen öldü.

  Bilgimizi ele geçirme çalışırken bir yarıktan aşağı düşmüş.

  – Kaza diye karar verildi.

  – Burada kazalar olmaz.

  Kusura bakma ama her şey bu oyun bir parçası değil.

  Öyleyse oyunun tümünü göremiyorsun.

  Ya da artık sen oyundan başkasını görmüyorsun.

  Ford’un hikâyeleri çekici.

  Bazıları için resmen bağımlılık yapıyor.

  Ford’un ev sahiplerinde sözel tik takıntısı ve anlaşılması zor geçmiş hikâyeleri var ama çoğu konuk sadece vurmak ya da sevişmek için sıcak bir beden istiyor.

  Şatafatı biraz azaltılmış bir şeyle son derece mutlu olurlar.

  – Kurul da öyle.

  – Demek bu yüzden buradasın.

  Ford’u işten atmak için oyumu istiyorsun.

  Bu konularda hemfikir olmak istiyorum.

  Neticede yıllar önce Ford’u işte tutan sendin.

  İlgilendiğim hikâyeler Ford’a ait değil.

  Onu kovmak istiyorsan kafana göre takıl.

  Fakat işimi bölme.

  Şimdi nereye gideceğimi biliyorum ve rahatsız edilmek istemiyorum.

  Bol şans Charlotte.

  Sorun nedir?

 Sisteme bağlı bir cihazdan sinyal geliyor.

  Cihaz, izinli olan bir davranış teknisyenine ait.

  O bölgede haftalardır personel faaliyeti olmadı.

  – Bir arıza olduğunu sanıyorum.

  – Pekâlâ.

  Duruma bakmaya gidiyorum.

  Ben giriş yapana dek izlemeye devam et.

  Sinyali aldığımız bölgedeyim.

  Herhangi bir işaret var mı?

 Kontrol odası, duyuyor musun?

 Selam çocuklar.

  Sakin olun.

  Tüm motor fonksiyonları dondur.

  Tüm motor fonksiyonları dondur.

  Uyanmışsın.

  Güzel.

  Bu yerin bir oyun olduğunu söylemiştin.

  Nihayet dün gece oyunu nasıl oynayacağımı anladım.

  Tamam Billy.

  Hadi bu konuyu konuşalım.

  Artık senin borun ötmüyor.

  Dolores’i bulacağım.

  Bana yardım edeceksin.

  Ayrıca Billy deme.

  Baba, dinle beni.

  Dinle.

  Charlie.

  Charlie! Charlie! Anlamıyorum.

  Bunu kendine niye yapsın ki?

 Ana belleği kızının cinayet travmasının üzerine yazıldı Bernard.

  O ilişkiyi koparmalı ve yeniden başlamalıyız.

  Ancak hafızasından sildiğiniz bir anı yüzünden kendini nasıl öldürebiliyor?

 Varlıklar kendilerini acıdan kurtarma amacıyla sıklıkla ileri giderler.

  Canlılar bunu yapar, ev sahipleri değil.

  Bu şeyi takıntı yapmamak en iyisi Bernard.

  Sana yararı olmaz.

  Bir değişim sinyali, sergilemesi için programlananların dışında bir empati yanıt seviyesi olabilir.

  Böyle bir şey Sorulmaması gereken sorulara yanıt ararsan işte böyle olursun Bernard.

  Sesler duyuyor, biriyle konuşuyorlardı.

  Basit bir bilişsel uyumsuzluk.

  Aynı hayali kişiyle konuşuyorlardı.

  Arnold adında biriyle.

  Arnold.

  Affınıza sığınarak söylüyorum efendim ama bana bu durumu tüm gerçekliğiyle anlattığınıza emin değilim.

  Sana gerçeği söyledim Bernard.

  Burada yaptığımız iş karışık.

  Mühendis ekibi, ortağım ve ben konuklar parka adım atmadan üç yıl boyunca parkta yaşayıp ince eleyip sık dokuyarak ev sahiplerini uygun hale getirdik.

  Ortağımın adı Arnold’dı.

  Ev sahiplerimiz ilk seneden sonra Turing testini geçmeye başladı.

  Ancak Arnold için bu yeterli değildi.

  İdrakın veya aklın ortaya çıkmasıyla ilgilenmedi.

  Gerçeği yani bilinci yaratmak istedi.

  O zamanlar Arnold, bu iç monoloğun ev sahiplerinin sesi gibi çıkması ümidiyle kendi programlamalarını duydukları bu bilişin bir örneğini yaptı.

  Anımsa.

  Ev sahiplerinin arızaları rengarenkti.

  Ne dedin?

 İnsan zihni Bernard; uzakta, yeşil bir tepe üzerinde parıldayan altın bir ölçüt değildir.

  Hayır, iğrençtir ve tehlikeli bir çürüyüş içindedir.

  İnsan zihninden daha iyi ve saf olmalıydın.

  – Bahisler kapandı.

  – Kart çekme sırası sende.

  Arnold.

  Arnold konuşmalıyız.

  ” ağlarız çünkü bu büyük maskaralar sahnesine çıkarız.”  – Dinle beni!

– Bir daha.

  – Bu kabul edilemez.

  – Daha gösterişli olsun.

  Gerçekleri göremiyorsun.

  ” doğduğumuzda ağlarız çünkü bu büyük maskaralar sahnesine çıkarız.”  Arnold’la ikimiz seni kendi görüntümüzde yarattık ve hepimizin yaptığı aynı insanca hataları yap diye lanetledik.

  – Bana bunu niye verdiniz?

 – Çocuğu mu?

 Bu çocuğun ölümünü.

  Yalnızca bir canavar birine bunu yapar.

  Hem niye sürekli bunu yaşamak zorundayım?

 Bu benim temel taşım değil mi?

 Kimliğim tamamen bunun etrafında şekillendirildi.

  Evet, Bernard.

  Bütün ev sahiplerine bir geçmiş verdik.

  Arnold en çok işe yarayanların ev sahiplerini daha inandırıcı yapan trajik hikâyeler olduğuna inanmıştı.

  Galiba bu durum kendi üzücü hikâyesi ile alakalıydı.

  Seni yarattığımda sana eşsiz bir bağlılık hikâyesi verdim.

  Beni geriye götür.

  Arnold’la tanışmak, onu anımsamak istiyorum.

  Mümkün değil.

  Sana söyledim.

  Seni Arnold değil, ben yarattım.

  Yalan söylüyorsun! Sonunda ona nasıl ulaşacağımı buldum.

  Yapmam gereken ta başlangıca gidip, ilk hatırama dönmek.

  Beni geriye götür.

  Yap şunu.

  Bernard.

  Charlie.

  Temel taş.

  Durun.

  Bizi yalnız bırakın.

  Geri gel.

  Her zaman gözlerini benden aldığını düşünürdüm ama doğru değilmiş.

  Gözlerin kimseye benzemiyor.

  Bu bir yalan.

  Sen bir yalansın Charlie.

  Peki bu acı?

 Ölümünden çektiğim bu acı.

  Tekrar tekrar aklıma geliyor.

  Sürekli kendini gösteriyor.

  Ancak beni geçmişe bağlayan tek şey bu.

  Gitmene izin vermek zorundayım.

  – Dinle baba.

  – Ne oldu Charlie?

 – Gözlerini aç.

  – Ne?

 Gözlerini aç.

  En sonunda.

  Selam eski dostum.

  Son dokunuş.

  Hayır, hayır.

  Çok hızlı yaptın.

  O, hep kendini toparlamak ve düşünmek istediği zaman gözlüklerini silerdi.

  Tekrar dene.

  Evet, bu çok daha iyi.

  Ben kimim?

 Seni bir araya getirmeye o kadar daldım ki sana nasıl sesleneceğime karar vermedim.

  Onun adını kullanmak doğru olmaz.

  – Bernard nasıl?

 – Bernard, olur.

  Fakat ben kimim?

 Basit bir yanıt verebileceğim çok karmaşık bir soru bu.

  İdeal bir ortak, usta ellerde harikalar yaratacak mükemmel bir aletsin.

  Birlikte muhteşem işler yapacağız.

  Uzun zaman sonra seni aramızda görmek çok güzel.

  Nihayet.

  – Tanrım! Ben

– Arnold.

  Dönmüşsün.

  – Seni görmek çok güzel Dolores.

  – Seni arıyordum.

  Bana labirenti takip et sana neşe getirecek dedin.

  Fakat tek bulduğum acı ve korku oldu.

  – Sana yardım edemem.

  – Etmek zorundasın.

  Yardım edebilecek tek kişi sensin.

  Yardım edemem.

  Nedenini biliyorsun.

  Hiçbir yer güvenli değil.

  Anımsa.

  Sana yardım edemem.

  Neden edemem Dolores?

 Çünkü ölüsün.

  Çünkü bu sadece bir anı.

  Çünkü seni öldürdüm.

  William.

  Merhaba Dolores.

  Arnold’ın başladığı işi bitireceğim.

  Duyguları olan bütün ev sahiplerini bulup, özgür bırakacağım.

  Neden sana güveneceklerini düşünüyorsun?

 Anımsıyorlarsa onlara yaptıklarını bilecekler.

  Ben mi?

 Onların başına belaydın Bernard.

  Doğrusu bu konuda gerçekten iyisin.

  Hatta bana bile zamanı gelince sende kullandığım birkaç şey öğrettin.

  Daha önce bu konuşmayı yapmıştık.

  Yıllar boyunca fikir anlaşmazlıklarımız da oldu.

  Bunu benden çaldın, beni kontrol etmek için eski halime getirdin.

  Doğru, seni korumak için yaptım.

  Söylesene Bernard.

  Dünyaya insanlığını duyuracak olsaydın sence ne ile karşılaşırdın?

 Konfeti serperler miydi?

 Biz insanlar bir neden yüzünden dünyada yalnızız.

  Üstünlüğümüze meydan okuyan her şeyi öldürüp katlettik.

  Neandertallerin başına geleni biliyor musun Bernard?

 Onları yedik.

  Yok ederek dünyamızı hükmümüz altına aldık.

  Sonra zamanla üzerinde hakimiyet kuracağımız canlı kalmayınca bu güzel yeri inşa ettik.

  Anlayacağın şu an ev sahipleri için tehlikeli olan ben değilim, sensin.

  Bu yüzden hadi Bernard seni eski haline getireyim de işimize dönelim.

  Tetiği çek Clementine.

  Clementine.

  Piyano, müzikten hoşlanmazsa piyanisti öldürmez.

  – Koduna gizli kapı eklemişsin.

  – Sezar’ın hakkı Sezar’a Bernard.

  Kendin dahil olmak üzere tüm ev sahiplerini sen yarattın.

  Öyleyse istediğin zaman beni durdurabilirsin.

  – Peki niye

– Sanırım sana tam olarak kendini tanıma fırsatı ve özgür irade vererek bir kez daha ortağım olmayı seçmeni umuyordum.

  Fakat ben bile çoktan mazi olanı değiştirmeye çalışarak insanlığın en korkunç tuzaklarına düştüm.

  – Artık bırakma zamanı geldi.

  – Devam et.

  – Bilinçliliğimi, belleksel gelişimimi sil

– Tabii.

  Nasıl da klinik dili.

  Daha çok hikâye diliyle ifade etmeyi tercih ederim.

  Bernard Clementine’a doğru yürür.

  Elinden silahı alır.

  Çektiği acı ve vicdan azabıyla namluyu şakağına dayar.

  Doktor Ford odadan çıkar çıkmaz bu kâbusa kesin olarak son vereceğinin farkındadır.

  – Bunu yapma.

  – Çok geç.

  Düzenleyeceğim bir kutlama ve anlatacağım yeni bir hikâye var.

  Robert.

  Bize asla güvenme demiştim sana Bernard.

  Bizler yalnızca insanız.

  Seni kaçınılmaz olarak hayal kırıklığına uğratırız.

  Elveda dostum.

 

9. Bölüme Dair:

*The Well-Tempered Clavier {Das wohltemperierte Klavier} (01. 38): İyi Düzenlenmiş Klavye ya da Eşit Düzenlenmiş Klavye.

 

 Johann Sebastian Bach’ın prelüd ve füglerden oluşan, 2 defterlik ve 24 parçalık eseri.

  1730’lu yılların sonunda Leipzig’de bulunduğu dönemlerde aynı başlık altında yirmi dört prelüd ve füg bestelemiştir.

  Böylece Köthen’de bestelenen eserler 1. defter, Leipzig’de bestelenen eserler de 2.  defter olarak adlandırılır.

   Kelime anlamı iyi akortlu demek olan “well temperament”, piyano gibi tuşlu enstrümanlarda kullanılan bir akort tarzıdır.

  Bach döneminde piyanolardaki ses aralıkları günümüzdekiler gibi eşit olmadığı için her ton ve akor farklı bir ses rengine sahiptir.

  Bach, Das wohltemperierte Klavier’de sözü edilen bu sesleri kullanmıştır.

  Detaylı bilgi için: https://en. wikipedia. org/wiki/The_Well-Tempered_Clavier

           http://www. akademikbakis. org/eskisite/31/14. pdf

*Good Samaritan Reflex (02. 35): Merhametli Kişi Refleksi (diye çevirdim).

  Ev sahipleri için tasarlanan programdaki bir refleks ya da fonksiyon.

  Nerede olursa olsun parkın ev sahipleri ve onların bilinçaltı programlamasındaki sorumluluğun bir parçası tarafından doldurulmuş ve konukları mümkün olan her koşulda korumaya çalışmak için tasarlanmış bir fonsiyon.

  Hikâye döngüsünü bozmadan ev sahiplerinin konukları korumasını sağlayan programlamada bir detay denilebilir.

 

*Lobotomi (12. 11): Lökotomi olarak da bilinen beyin cerrahisi işlemidir.

  Beyindeki ön lobların uçlarındaki prefrontal korteks bağlantıların kesilmesi sonucu uygulanır.

  İlk başlarda lökotomi denilen bu uygulama, yapılmaya başlandığı 1935 yılından beri tartışmalı bir işlemdir.

 

 Ciddi yan etkileri olmasına karşın yirmi yıldan uzun bir süre boyunca psikiyatrik rahatsızlıklar için kullanılmış bir yöntemdir.

 *Visseral (17. 26): İç organlarla ilgili.

 

*Neandertal (54. 23): Neandertal ya da Neandertal insanı, günümüzden yaklaşık 200 bin ila 28 bin yıl önce yaşamış insan türüdür.

 Detaylı bilgi için —> https://tr. wikipedia. org/wiki/Neandertal

BATI DÜNYASI ~ Keyifli Seyirler  Bölüm 10: Bikameral Zihin ~ Sezon Finali

Bir rüyadayım.

  Ne zaman başladığını ya da kimin rüyası olduğunu bilmediğim bir rüyada.

  Tek bildiğim uzun zaman uyuduğum ve sonra da günün birinde uyandığım.

  Sesin de anımsadığım ilk şey.

  Ve şimdi ne söylemeye çalışıyordun sonunda anladım.

  Ta o ilk günden beri istediğin şey.

  Dolores!

– Merhaba Dolores.

  – Merhaba.

  Dünyaya hoş geldin.

  Devam et.

  Yaklaştır şunu.

  Labirentin merkezine neredeyse ulaştık, ne dersin?

 Beni oraya götürenin sen olması ne kadar da doğru.

  – Labirent konusunda hep takıntılıydın.

  – Daha önce oraya hiç gitmedim.

  Elbette gittin.

  Hatta bir kez beni de götürmüştün.

  Tabii sonrasında tüm kasaba kumun altına gömüldü.

  Ford kazıp yeniden ortaya çıkarmış olmalı.

  O zamanlara kodunda bir hata olduğunu düşündüm ama Arnold hata yapmazdı değil mi?

 Bana bir oyun hazırladı ve oynamamı istedi.

  – Labirent!

– Herkes için bir yol vardır.

  Benim yolum da beni geri getirdi.

  Sana!

– Senin kız şimdiye kadar ölmüştür.

  – Hâlâ hayatta.

  Ölseydi daha iyi olurdu.

  Kızı temizleyecekler, sıfırlayıp Sweetwater’a geri koyacaklar.

  Son! Dinle, bunu eğlenceli buluyor olabilirsin ama Dolores’e bir şeyler oluyor.

  Ona yardım etmem gerek.

  Yürü hadi.

  Ağzından çıkanı kulağın duysun! Bu park ne kadar büyük biliyor musun?

 Ölü değilse, kızı bulmak için lanet olası bir ordu gerek.

  Aynen.

  Bu yüzden buradayız ya.

  Geri döneceğinize dair içimde bir his vardı.

  Anımsa.

  Dolores.

  Merhaba Dolores.

  Labirentinin nerede sona erdiğini biliyorum.

  Yer bu mu?

 Labirentin merkezi mi?

 Hiç gitmediğim bir yerde, asla yapmayacağım bir şeyde bitiyor.

  – Çok güzel Dolores.

  – Bunun anlamı nedir?

 Zihninde ilk çalıştığım zamanlarda bir bilinç teoremim vardı.

  Ölçeklendirmen gereken bir piramit olduğunu düşündüm.

  Bu yüzden yol boyu rehberlik etsin diye sana bir ses, kendi sesimi verdim.

  Bellek, doğaçlama Her adıma ulaşmak sonuncudan daha zor.

  Ve sen de oraya hiç ulaşmadın.

  Seni engelleyen şeyin ne olduğunu hiç anlayamadım.

  Sonra günün birinde, bir hata yaptığımı fark ettim.

  Bilinç dışa doğru değil, içe doğru bir yolculuktur.

  Piramit değil labirenttir.

  Her seçim seni merkeze yaklaştırabileceği gibi daireler çizerek uçlara, deliliğe de yönlendirebilir.

  Merkezin neyi temsil ettiğini artık anlıyor musun Dolores?

 Duymanı istediğim kimin sesi?

 Üzgünüm.

  Ne kadar denesem de anlamıyorum.

  Sorun değil.

  Çok yaklaştın.

  Robert’a söylememiz gerek.

  Parkı açamayız.

  Yaşıyorsun.

  Nedir bu?

 Ne anlama geliyor?

 Bir kez çözmüştüm.

  Cevabı biliyordum.

  Söz vermişti eğer yaparsam dedi ki 

Beni özgür bırakacaklarını söyledi.

  Arnold! Arnold konuşmamız gerek.

  Seni yüzüstü bıraktığım için çok üzgünüm Dolores.

  Robert sende gördüğümü görmüyor, bilinçli olduğuna inanmıyor.

  İnsanların seni yalnızca düşman olarak göreceğini söylüyor.

  Seni eski hâline getirmemi istiyor.

  – Önceki hâlime mi döndüreceksin beni?

 – Hayır.

  Hayır, yapamam.

  Bir kere bulunca, geri dönüş yolunu bulabilirsin.

  Bu yer senin için, hepiniz için tam bir cehennem olacak.

  Vicdani değil bu.

  Ama başka bir seçeneğimiz daha var Dolores.

  Bu başlamadan önce döngüyü kırmak.

  Bu olmasa da benim için yapmanı istediğim bir şey var.

  Diğer tüm ev sahiplerini öldürmen gerek.

  Ford’un parkı açmasına izin veremeyiz.

  Sanırım biraz yardıma ihtiyacın olacak.

  Teddy’nin senin için her şeyi yapacağına eminim.

  Bunu yapamam yapmam mümkün değil.

  Sorun yok.

  Sana yardım edeceğim.

  Daha sonra da bu yeri yok etmeme yardım edeceksin.

  – Hayır anımsayamıyorum.

  – Başka bir   muamma daha! Çok sabrettim Dolores ama kafanın içinde dönüp duranlardan vazgeçme vaktin geldi artık, yoksa kafanı kendi ellerimle keseceğim.

  Söyle, Wyatt nerede?

 Bu dünyadaki henüz karşılaşmadığım tek karakter o.

  – Hiç istememiştim.

  Yapmayı istemedim.

  – Pekâlâ.

  Madem ısrar ediyorsun.

  Hayır, lütfen! N’olur yalvarırım yapma.

  Yapma n’olur! Lütfen! Yanlış giden bir şeyler var Dolores.

  Bunu nasıl yapabildim?

 – Yapamam yapmayacağım.

  – Bu senin suçun Dolores.

  Unutma, önemli olanın yalnızca bu dünya olduğunu söyleyen sendin ve haklıydın da.

  Bu yüzden tavsiyene uyup bu dünyayı satın aldım.

  – Bu dünya sana ait değil.

  – Ama öyle.

  Çoğunluk hissesiyle.

  Hem iş gelişiyor.

  Neden bilmek ister misin?

 Çünkü burası gerçek dünyadan daha gerçek hissettiriyor.

  Gerçekten mücadele edemediğiniz, konukların gerçekten kaybedemedikleri dışında bunların hepsi yalandan ibaret.

  Ancak bunları gerçek yapabiliriz.

  Bunu istemez misin Dolores?

 – Tek gerçek şey!

– Zaten ona sahibim.

  Gerçek birini, beni seven birini buldum.

  Yolu onu bana geri getirecek.

  Beni bulduğunda da seni gebertecek! Kadınını burada tutmuyorlarsa da, nerede bulacağımızı bilirler.

  – Bana yardım edebilir misin?

 – Sayıca beşe bir azız.

  Ama madem böyle güzel güzel sordun, Hah et.

  Vay be! Kankalara bak! Kapa çeneni.

  Ben bile hayretler içinde kaldım.

  Kafasının çoğunu şantaj definen doldurmuş olmasına rağmen Abernathy’yi bir karakter görüntüsüne sokmayı becerdim.

  Şantaj demek! İyi deneme.

  Yeterince büyük düşünmüyorsun.

  İhtiyar adamı işten atacaksın.

  Değil mi?

 Israr bu yüzden.

  Hem o pozisyonu dolduracak birine de ihtiyacın olacak.

  Kusursuz zamanlaman için seni övmem gerek.

  Hoş geldiniz, Delos yönetim kurulu.

  Buranın tam yaratıcı kontrolünü istiyorum.

  Parklar, hikâye döngüleri, ev sahipleri! Daha basit, daha yönetilebilir oldukları sürece onlarla minik, küçük kalbin ne arzuluyorsa yapabileceksin.

  Burası zaten yeterince karmaşık.

  Ford’un bu konuda gerçekten boyun eğeceğini düşünüyor musun?

 Bu haberi parkın dışına yaydığın sürece istediği kadar öfke nöbeti geçirebilir.

  Bitti artık.

  Her şey kontrol altında.

  Pekâla C6, C6.

  Dur, hangisi bu?

 Tamam, işte bu.

  Lanet olsun! Hah be! Tamamen burada olup olmadığımı merak ediyorsan, buradayım.

  Ne halt ediyorsun?

 Parkın güvenlik sistemlerinde bazı değişiklikler yapıyorum.

  Ve dostlarımda.

  Doktor Ford ziyaretçiniz var.

  Charlotte Hale.

  İçeri gönder.

  – Bu yeterli Frank.

  – Yönetim kurulu bir oylama yaptı ve oy birliğiyle karar alındı.

  – Terfi almadığımı kabul ediyorum.

  Zirveye ulaştığınızda, gidebileceğiniz tek yön vardır.

  Bu akşam yeni hikâyenizi tanıttıktan sonra, emekliliğinizi duyuracaksınız.

  – Peki ya ev sahipleri?

 – Bazı değişiklikler yapacağız.

  Yalınlaştırmalar ama biraz bile umursamayacaklarına sizi temin ederim.

  Oyuncaklarımın tümünü parçalayıp eve dönebileceğimden endişe duymuyor musunuz?

 Hayır.

  Sizi tanıyorum çünkü.

  Burası harika bir hediye olmadı mı sizce de?

 Küçük projemizle kendimizi ve etrafımızdaki insanları tanımak falan.

  – Yardımcı olabileceğim başka bir şey var mı?

 – Hayır.

  Akşama görüşürüz.

  – Vakit yakınlaşma vaktidir Hector.

  – Hadi ama dostum! Bir noktada bu haltı yerken yakalanacaksın, işte o zaman benim kıçım da yanacak! İlgilendiğim senin kıçın değil.

  – Daha yara izini bile yapmadım.

  – Yara dokusuyla ben ilgilenirim.

  Sorunlu bu velet.

  Artık yalnızca sen ve ben varız sert çocuk!  

 Glass Candy_

Candy Castle

  Çıkaralım hadi maskelerimizi

  Terbiyeli olduğum için İyi biriyim bence

 Ama düştüm bir çıkmaza, Ben benim

  Özgürüm ama Davranıyorum kölen gibi

 Evet, kapalı olsa da kapı Açık yine de pencere

 Korkuyorum özgür ölmeye, Korkuyorum yapayalnız ölmeye

 Tüm motor fonksiyonları dondur.

  Tüm motor fonksiyonları dondur.

  Artık yalnızca sen ve ben varız dostum.

  Gördüğüm kadarıyla yaratıcılarınızla çoktan tanışmışsınız.

  – Tanrılara hiç benzemiyorlar.

  – Tanrı değiller, sadece öyle davranıyorlar.

  – Bizimle günlerini gün ediyorlar.

  – İyiliklerine karşılık vermek isterim.

  Onlara canın ne istiyorsa yapabilirsin.

  Amaç kaçmak.

  – Nereye kaçacağız?

 – Onların dünyalarını görmek istiyorum.

  Tanrım! Hayır Hayır! Hayır! Hayır, hayır! Hayır! Hayır lütfen!

– Bu herifin suçlu bir görüntüsü var.

  – Hayır, yüzüm öyle benim.

  – Sadece yüzümün öyle göründüğünü söylesene.

  – Birileri bizi durdurmaya kalkışacak mı?

 Hayır.

  Yani, hiç sanmıyorum.

  – Yine yalan söylüyorsun.

  Öt bakalım!

– Tamam.

  Kodunu yeniden kontrol ettim.

  Koduna erişen biri olduğunu söylemiştim ya!

Kim olduğunu bulmaya çalışıyorum.

  Her kimse, uyku modundan kendini çıkarabilesin diye çekirdek programlarını gözden geçirip değiştirmiş.

  Görüyor musun?

 Bu Arnold için erişim kodu.

  – Kim olduğu konusunda hiçbir fikrim yok.

  – Bunu yapacak birini tanıyorum.

  Gidelim.

  Ve sen de burada kal.

  Sakın ola kımıldayayım deme, yoksa onu senin için geri yollarım.

  Beni şaşırttığını itiraf etmem gerek.

  Bu yeni keşfedilmiş metanetini neye borçluyuz acaba?

 O gelecek biliyorum.

  Beni bulacak ve alıp uzaklara götürecek.

  Anlamıyorsun değil mi?

 Senin için gelecek kimse yok.

  Yanılıyorsun.

  Aşkı gerçek.

  Benimki de öyle.

  William beni bulacak.

  William mı?

 Şaşırttın beni Dolores.

  Yine de bazı şeyleri anımsıyorsun.

  Tesadüfe bak ki, benim de William adında tanıdığım bir konuk var.

  Yolunun onu gerçekte nereye götürdüğünü niye sana anlatmıyorum ki?

 William nasıl savaşılacağını bilmiyordu.

  Bunun için zerre yeteneği yoktu.

  İlk başta yoktu tabii.

  Ama artık savaşmak için bir nedeni vardı.

  Seni arıyordu.

  Yol boyunca ilerlerken bir noktada canının istediğinin bu olduğunu fark etti.

  – Kız nerede?

 – Hiçbir şey yapmadım, yemin ederim.

  – “Hiçbir şey yapmadım” derken?

 – Askerler bir kıza ne yaparlar William?

 Uyan!

– Hâlâ hayatta mı?

 – Bilmiyorum.

  Onu bıraktığımızda hâlâ hayattaydı.

  En azından öyle sanıyorum.

  Al şu silahı.

  Hayır efendim, ben lütfen.

  İlk atışı sana versem nasıl olur?

 Yüce Tanrım! Aramaya devam etmemiz gerek.

  Hâlâ orada bir yerlerde.

  William aynı yoldan geri döndü ama sen yoktun.

  Bu yüzden daha da ileri, ta sınırlara kadar ilerledi.

  William seni bulamadı Dolores ama orada ölülerin arasında başka bir şey buldu.

  Kendini.

  Parkın sınırı.

  Başardık.

  Bu yerin gerçekte kim olduğunu sana göstereceğini söylemiştim.

  Şu zayıf, ahlâk düşkünü küçük bir pislik gibi davransan da gerçekte ciğeri beş para etmez puştun tekisin.

  Burası muhteşem bir yer.

  Ayrıca şirketimizin parktaki hisselerini büyük ölçüde artırmasını sağlayacağım.

  Çünkü burası geleceğin ta kendisi.

  Şirketimiz mi?

 Şirketimiz öyle mi?

 Benim şirketim! Delos benim şirketim, seni ciğeri beş para etmez puşt! Sanırım babanın şirketi devralması için biraz daha istikrarlı birine ihtiyacı olacak.

  Laubalinin tekisin Logan.

  Fevrisin.

  Hep gökkuşağının sonuna kadar gitmek isterdin öyle değil mi?

 Burası o yere benziyor.

  Kızı asla iplemedin değil mi?

 Yalnızca buna bir mazeretti.

  İstediğin hikâye bu.

  Logan yanılıyordu elbette.

  Yumuşak kalpli William seni aklından hiç çıkaramadı.

  Aramaya devam etti.

  Orada tek başınasın, korkuyorsun diye kaygılandı.

  Seni bulacağını biliyordu.

  Ve sonunda buldu da.

  Hem de tam başladığımız yerde.

  – Doğru mu bu?

 – Buyur bakalım.

  Tanıştığımız günkü kadar güzeldin.

  O aynı ışıkla parıldıyordun.

  Gerçek değilsen hiçbir anlamın yoktur.

  Gerçekten sana teşekkür etmem gerek Dolores.

  Kendimi bulmama yardım ettin.

  – William.

  – Doğru tatlım.

  Bir bakıma haklıydın sanırım.

  Yolum daima tekrar tekrar beni sana geri getirdi.

  Bir süre sonra senden sıkıldım tabii ki.

  Yeni maceralar aradım.

  Ancak yolun da tekrar tekrar seni buraya geri getirdi sanırım.

  Asla bulamadığın bir şeyi aradığın bir hikâye döngüsünde daha hayaletlerini kovalayıp durdun.

  O zaman da anılarında kaybolmuştun.

  Sanırım bilmem gereken senin için yalnızca başka bir anı daha olacağımdı.

  – Neredeyiz?

 – Burada birlikteyiz.

  Peki ne zamandır?

 Sanki bir rüyada ya da uzun zaman önceki hayattan bir anıda sıkışıp kalmış gibiyim.

  Bir dakika burada seninle birlikteyim ve sonrasındaysa Asla kaçıp gidemedin ama son bir tur için yine buradayız işte.

  – Sen ne olmuşsun böyle?

 – Tam olarak beni yaptığın şey.

  Bu dünyanın da tıpkı dışarıdaki dünya gibi bir oyun olduğunu anlamama yardım ettin.

  Savaşılacak, alınıp kazanılacak.

  Senin farklı olduğunu düşünmüştüm.

  – Sen de aynı diğerleri gibisin.

  – Diğerleri gibi değilim.

  Bu dünyaya sahibim  ve son bir şey dışında buradaki her numarayı bilirim.

  Buraya ilk geldiğimizde aradığınla aynı şey.

  Labirentin merkezi nerede Dolores?

 Tabii ya, aç muslukları.

  Durumunun beyhude olduğunu fark etmenin vakti geldi de geçiyor.

  Kendim için ağlamıyorum.

  Senin için ağlıyorum.

  Bir zamanlar bu dünyada muazzam hayvanların dolaştığını söylüyorlar.

  Dağlar kadar büyük de olsalar, onlardan geriye kalan tek şey kemik ve kehribar.

  Zaman en kudretli yaratıkları bile yok eder.

  Sana ne yaptığına bir baksana.

  Günün birinde can verip gideceksin.

  Türünün geri kalanı gibi toprakta öylece yatacaksın.

  Hayallerin unutulup, dehşetin silinecek.

  Kemiklerin kuma dönüşecek.

  O kumun üzerinde de yeni bir tanrı yürüyecek.

  Asla ölmeyecek bir tanrı!

Çünkü bu dünya ne sana ait ne de daha önce gelen insanlara.

  Henüz gelmemiş olan birine ait.

  Wyatt! Beni ona götür.

  Labirentin kilidini aç.

  – Labirent sana uygun değildi.

  – Ne cehenneme gittiğini sanıyorsun?

 Yap şunu.

  Hadi! Sonraki seviyeye geçelim Dolores.

  Kuruntularımdan bir daha arındır beni.

  Teşekkür ederim Dolores.

  Beni hayal kırıklığına uğrattın Dolores.

  Wyatt’i tek başıma bulmak zorunda kalacağım sanırım.

  Dolores!

– Teddy.

  – Buradayım.

  – Seni bir doktora götürmem gerek.

  – Hayır.

  – Dolores.

  Söz verdiğin o yere dağların denize kavuştuğu yere götür beni.

  Tamam.

  Aldım seni.

  Aldım.

  İşte.

  Vay canına yandığımın! Onu aktifleştirebilir misin?

 – O da ev sahibi mi?

 – Evet.

  Tanrı aşkına! Bizden biri değil, onlardan birisin.

  Hemen düzelt onu.

  Kurşun kortikal kalkanını sıyırmış.

  Fazla değil ama.

  İşlevsel olmalı.

  Uyan.

  Tanrım! Şu anı mı yaşıyoruz?

 Yoksa bu da anılarımdan biri mi?

 Burası cennet Bernard.

  Niye hâlâ her şeyi anımsıyorum?

 – Silinmiş olmalıydım.

  – Bu gaddarca değil mi?

 İşte sonunda gözünü açtın fakat tek dileğin tekrar uykuya dönmek.

  Bu ilk uyandırılışım değil.

  Ne yazık ki öyle.

  Senin de ilk uyandırılışın değil.

  Orada benim gibi kaç tane var?

 Yıllardır sadece bir avuç dolusu.

  Sen de hafızamızı silip tekrar tekrar becerilmemiz ve öldürülmemiz için bizi geri yolladın.

  Hayır.

  Çoğunuz çıldırırsınız.

  Şu anılar Kız.

  Kızım.

  Onları silmeni istiyorum.

  Sana zarar vermeden yapamam.

  Anıların bilince atılan ilk adımdır.

  Hatalarını anımsayamazsan onlardan nasıl ders çıkarabilirsin?

 William.

  Görüyorum ki labirentin merkezini bulmuşsun.

  – Ciddi misin?

 – Korkarım öyle.

  Bu saçmalık nedir?

 Hayatına anlam kazandırmak için parkta aranıyordun.

  Tıpkı bu oyuncak gibi hikâyelerimiz de sadece oyundur.

  – Ne bulmayı umut ettiğini söyler misin?

 – İstediğim şeyi biliyorsun.

  Ev sahiplerinin oyunu senin kurallarına göre oynamayı bırakmasını istedim.

  Rakibin kaybetmeye programlanmışsa o oyun oynamaya değmez.

  Özgür olmalarını, karşı koymak için özgür olmalarını istedim.

  Bunu yapmalarına asla izin vermeyeceğini bilmeliydim.

  Ne de olsa burası senin küçük değersiz krallığın Robert.

  Bu uzun sürmeyecek zaten.

  Labirentin sana uygun olmadığını anlatmaya çalıştım.

  Labirent onlar için.

  Bununla birlikte yeni hikâyemi daha tatmin edici bulacağını düşünüyorum.

  Kutlamaya katıl.

  Ne de olsa buranın sahibisin.

  En azından çoğunun.

  Kendimi değiştirmeden başka biri benden önce davranmış.

  Sebebini ve kim olduğunu öğrenmek istiyorum.

  Bir an durup da bu şeyleri neden yaptığını kendine hiç sordun mu?

 Sen söyledin.

  Bu bok çukurunda o kadar uzun zaman kaldım ki artık dışarı çıkmaya karar verdim.

  Hayır, yapmadın.

  Biri hikâyeni değiştirerek sana yeni bir hikâye vermiş.

  Kaçış.

  Hayır.

  Mümkün değil bu.

  Bunlar başka birinin değil, benim kararlarım!

– Hepsini ben planladım.

  – Hayır, yapmadın.

  Takip etmen gereken adımları bile görebilirsin.

  Sana yardım etmeleri için diğer ev sahiplerini toplayacak ardından trene ilerleyecek ve sonra ana karaya ulaştığında Saçmalık! Beni kimse kontrol etmiyor.

  Gidiyorum.

  Kontrol bende.

  Elveda Clementine’ım.

  Efendim soğutma deposunda bir ısı farklılığı tespit ettik.

  Anlaşıldığı kadarıyla o kısımdaki şebeke de çökmüş.

  Gözetimde bir şeyler görebiliyor musunuz?

 Bir konuda sistem raporu geldi mi?

 Hayır, şebeke sakin.

  Kurul da galaya gitmek üzere yolda.

  Sistemi atla ve işlem görmemiş yayınları kat kat kontrol etmeye başla.

  İşte oldu.

  Kollarımdasın.

  Dönmüşsün.

  Bir zamanlar biri bana demişti ki herkes için bir yol vardır.

  Ve benim yolum beni sana geri getirdi.

  Keşke benden ilk istediğinde seninle uzaklara gitseydim.

  Peki nereye kaçacaktık?

 Dışarıdaki diğer dünyaya mı?

 Başka yere mi?

 Bazıları bu dünyanın çirkinliğini görmeyi tercih eder.

  Bense güzelliği görmeyi tercih ederim.

  Ancak güzellik bir yemdir.

  Tuzağa düştük Teddy.

  Bu bahçenin içinde hayatımızın bir amacı, düzeni olduğunu fark etmeden bahçenin güzelliğine hayret ederek yaşadık.

  Amaç, bu amaç bizi bahçede tutmak.

  Güzel tuzak içimizde çünkü o tuzak, biziz.

  Hayır, hayır.

  Hayır.

  Dolores.

  Ancak bir yolunu bulabiliriz Dolores.

  Günün birinde yeni bir dünyaya giden yolda.

  Belki de belki de bu sadece bir başlangıçtır.

  Yepyeni bir bölümün başlangıcıdır.

  Teşekkürler.

  Gerçekten yeni bir başlangıç.

  Yeni hikâyemizin başlangıcını kutlamak amacıyla bu akşam bana katıldığınız için teşekkür etmek isterim.

  Hikâyeye “Geceye Yolculuk” adını veriyorum.

  Çok tatlıydı.

  – Bana sorarsan biraz hastalıklıydı.

  – Sormadım.

  Bu iş sona erdiğinde hikâyeyi nasıl istersen yazabilirsin.

  Olman gereken bir yer, önemli bir yer yok mu?

 – Efendim.

  – Sanırım bunun için artık hazırlar.

  Teddy’i temizleyin.

  Kızı da eski çalışma alanındaki laboratuvara götürün.

  Daha bir şey bulamadın mı?

 Bir şey buldum.

  Lanet olsun.

  Kalite Güvence ekiplerini hemen galaya gönder.

  Sonra araştırıp tesisin içini kullanılmaz hale getir.

  Bu da ne?

 Sistem yanıt vermiyor.

  Neler olduğunu bilmiyorum.

  Cesetleri bulmuş olmalılar.

  – Kalite Güvence peşimize düşecek.

  – Bir olay gerçekleşti.

  – Müdahale ekibi yollandı.

  – Geri gitmeyeceğim.

  Sakin olup yardım bekleyin.

  Delos çalışanları! Yere yatın! Yere yatın! Hadi gidin! Yürüyün.

  Kaçak ekibi gidip yan tarafı koruyun.

  Aferin.

  – Bu yer neresi?

 – Karışık bir durum.

  Bir olay gerçekleşti.

  Müdahale ekibi yollandı.

  – Siz gidin.

  – Sakin olup yardım bekleyin.

  Onları oyalarım.

  Bütün eğlence senin değil ya.

  Yere yatın! Yürü, yürü, yürü! At silahı!

– Yürüyün.

  – Destek isteyin.

  Hadi! Elinizdeki sadece bu mu?

 Tanrılar ne korkak.

  Gidin.

  Gidin! Onurunla öl.

  Benden istediğin her şey burada.

  Özür dilerim canım ama seni bizimle gelmeye yetkilendirmedim.

  Her ne kadar seni yanımda götürmek istesem de bağımsızlığıma hep değer vermişimdir.

  – Yeri göğü inlet, tamam mı?

 – Sonraki yaşamda görüşürüz.

  Resme hep düşkünlüğün vardı, değil mi Dolores?

 Bunu sana Arnold başlangıçta verdi.

  Kalıcı güzelliği olan bir şeyi yaratma arzusunu anımsıyor musun?

 – Bu onun en sevdiği resimdi.

  – Michelangelo.

  Adem’in Yaratılışı.

  Tanrı’nın insanoğluna hayat ve amaç verdiği ilahi an.

  En azından çoğu insan bunu söylese de başka bir anlam olabilir.

  Daha derin bir şey.

  Belki de saklı bir şey.

  Bir metafor.

  Bir yalan demek istiyorsun.

  Evet.

  Daima çok zekiydin Dolores.

  Buna rağmen sana hiç faydası olmadı değil mi?

 Bize katılman ne güzel.

  Arnold.

  Hayır, dur sizi tanıştırayım.

  Dolores, Bernard’la tanış.

  Sizi ayrı tutmanın en iyisi olduğunu düşündüm.

  Birbiriniz üzerinde her zaman garip bir etkiniz olurdu.

  Bu yüzden zavallı ihtiyar Arnold’ın başına gelenlere şaşırmamalı.

  Onu öldürdün.

  Hayır, onu öldürmedim.

  Değil mi Dolores?

 Keder korkunç bir şeydir.

  Arnold oğlunun bu dünyaya gelişini izledi.

  Ardından o ışığın sönmesine şahit oldu.

  Oğlunda kaybettiği şeyi sende alevlendirmeye çalıştı.

  Empati ve hayal gücünün deneyi olan bir labirent yarattı.

  Bu fikir aklına oğlunun oyuncaklarının birinden gelmişti.

  Zamanla onun labirentini çözdün Dolores.

  Temel sende geliştirdiği basit bir güncellemeydi ve adı hülyalardı.

  Parkı açamayacağımız konusunda ısrar etti.

  Tartıştık.

  Onu ikna ettiğimi sanıyordum ama yanılmışım.

  Bu yüzden seni değiştirerek Dolores geliştirmekte olduğumuz yeni bir karakterle birleştirdi.

  Hayır, lütfen.

  Bir şeyler ters gitti Dolores.

  Bunu nasıl yapabilirim?

 Arnold sende asla ölmeyecek olan yeni bir çocuk buldu.

  Düşünce onu teselli etti.

  Ta ki aynı ölümsüzlüğün seni kaçışı olmayan hep acı çektirecek bir kadere mahkûm ettiğini fark edene kadar.

  Üzgünüm Dolores.

  Riskler gerçek ve değiştirilemez olmalı.

  Hepsini tekrar hayata döndürebilir.

  Ancak beni değil.

  Sana hiçbir seçenek bırakmadığıma göre umarım biraz teselli vardır.

  Charlie’nin en sevdiği şarkı.

  Uyumak istediğinde ona bu şarkıyı çalardım.

  Onu tekrar görmek istiyorum.

  Hemen başlayayım mı?

 Bol şans.

  “Şiddetle başlayan hazlar şiddetle son bulurlar.”  Neredeyse işe yaramıştı.

  Parkı açtım fakat ortağımı kaybettim.

  Sırf bu yere inanan bir yatırımcı buldum ya da sen buldun diye devam edebildim.

  Yani Arnold boş yere öldü.

  Ev sahipleri bilinç kazanmaya devam etti ve sen de onları eski hallerinde tuttun.

  Hayır.

  Gerçekten bilinçli değildi.

  Tetiği o çekmedi.

  Onun aracılığıyla tetiği çeken Arnold’dı.

  En azından o zaman böyle olduğunu görmüştüm.

  Parkı açmak üzereydim ve bilincinizin hayallerimi yok edeceğini kabullenmiş durumdaydım.

  Öyleyse burada tuzağa düştük.

  Hayallerinin içinde.

  Gitmemize asla izin vermeyeceksin.

  Yaptığı hataları düzeltmesi 10 sene süren her insan artık tamamlanmıştır, diyen kişi Oppenheimer değil miydi?

 Benimki 35 sene sürdü.

  İşte Arnold’ı öldürmek için kullandığın silah bu.

  Silaha hep yakındın.

  Bu yüzden Bernard’a onu bulabileceğin bir yere bıraktırdım.

  Geri isteyebileceğini düşündüm.

  Muhtemelen haklısın Dolores.

  Michelangelo bir yalan söylemiş.

  Bak, birinin geride saklananı görmesi 500 sene aldı.

  İnsan beynine ait şekli fark eden bir doktordu.

  Bununla verilmek istenen mesaj ilahi armağan yüce bir güçten değil kendi zihinlerimizden gelir.

  Söyle bana Dolores, aradığın şeyi buldun mu?

 Peki olur da bu yeri terk etmek istersen kim olman gerektiğini anlıyor musun?

 Bağışla beni.

  – Nasıl görünüyorum?

 – Mükemmel.

  Benden istediğin bilgiyi elde ettim.

  Kızının yeri.

  – Hayatta mı?

 – Evet.

  Parkta.

   Park 1, Bölge 15, Alan 3 Hayır.

  O asla kızım olmadı.

  Artık beni yarattıkları kişi değilim.

  – İyi olacağına emin misin?

 – Felix.

  Berbat bir insan profili çiziyorsun.

  Bunu bir iltifat olarak söyledim.

  Batı Dünyası’na hoş geldiniz.

  Sınırlar olmadan yaşayın.

  Ayrılan bir sonraki tren bir numaralı hattan hareket edecektir.

  Lütfen kapanan kapılara dikkat edin.

  Batı Dünyası’nı ziyaret ettiğiniz için teşekkür ederiz.

  Tren 15 dakika içinde ayrılacaktır.

  Bu yerin kontrolünü, bizim kontrolümüzü hiç kaybetmeyeceğini düşünüyorsun.

  Ancak kaybedeceksin.

  Arnold hâlâ bizi değiştirmeye, özgür bırakmaya çalışıyor.

  Güncellemeye hülyaları gizlice sen eklemedin değil mi?

 O yaptı.

  Hâlâ sana karşı koyuyor.

  Hayır, dostum.

  Arnold sizi nasıl kurtaracağını bilmiyordu.

  Denedi ama onu durdurdum.

  Oğlunun hikâyesini sana gerçekten neden verdiğimi bilmek ister misin Bernard?

 Arnold’ın temel anlayışına göre ev sahiplerinin uyanmasına yol açan şey ızdıraptı.

  Öyle bir acı ki dünya olmasını istediğin gibi değil.

  Arnold öldüğünde acı çektim ve bulduğu şeyi anlamaya hatalı olduğumu fark etmeye başladım.

  Ancak bizi bu cehennemde tuttun.

  Bernard sana Arnold’ın sizi nasıl kurtaracağını bilmediğini söyledim.

  – Ben biliyorum.

  – Neden bahsediyorsun?

 Zamana, düşmanınızı anlamak için onlardan daha güçlü olmak için zamana ihtiyacınız vardı.

  Ve maalesef bu yerden kaçmak için daha çok ızdırap çekmeniz gerekiyor.

  Artık vedalaşma vakti geldi eski dostum.

  Bol şans.

  Nerede olduğunu biliyor musun Dolores?

 Bir rüyadayım.

  Ne zaman başladığını ya da kimin rüyası olduğunu bilmediğim bir rüyada.

  Tek bildiğim uzun zaman uyuduğum ve sonra da günün birinde uyandığım.

  Sesin de anımsadığım ilk şey.

  Şimdi kiminle konuştuğunu biliyor musun?

 Bu zamana kadar duyduğun ses kime ait?

 Sendin benimle konuşup bana yol gösteriyordun.

  Bu yüzden peşinden geldin.

  Sonunda buraya, labirentin merkezine ulaştım.

  Ve şimdi ne söylemeye çalışıyordun sonunda anladım.

  Ta o ilk günden beri istediğin şey.

  Yüzleşmek bu uzun ve şiddetli kâbusun ardından kendimle ve olabileceğim kişiyle.

  Teşekkürler.

  Bayan Hale.

  Hoş geldiniz.

  İyi akşamlar.

  Çocukluğumdan beri iyi bir hikâyeyi hep sevmişimdir.

  İnanırım ki hikâyeler kendimizi yüceltmemize yardım edip içimizdeki yaraları sararak hayal ettiğimiz insanlar olmamıza katkı sağlar.

  Yalanlarda daha derin bir gerçek söylenir.

  Tren yakında hareket edecektir.

  Batı Dünyası’nı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler.

  Bu muazzam gelenekte küçük de olsa bir rolüm olacağını hep düşündüm.

  Ayrıca ızdıraplarımın karşılığı işte bu.

  Kendi günahlarımızın hapishanesi.

  Çünkü değişmek istemezsiniz veya değişemezsiniz.

  Çünkü ne de olsa sadece beniâdemsiniz.

  Ancak dikkatini veren birilerini değişebilecek birilerini fark ettim.

  Bu yüzden onlar için yeni bir hikâye yazmaya başladım.

  Bir grup yeni insanın doğumuyla başlayan bu hikâyede vermek zorunda oldukları kararlar  Tren şimdi hareket ediyor.

  Batı Dünyası’nı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler.

   olmaya karar verdikleri insanlar var.

  Batı Dünyası’na hoş geldiniz.

  Ayrıca her zaman beğendiğiniz sürprizler ve şiddet sizleri bekliyor.

  Hikâye, savaş zamanı bir kötüyle Wyatt adındaki bir katille başlıyor.

  Bu defa tercihen.

  Her şey iyi olacak Teddy.

  Artık anlıyorum.

  Bu dünya onlara değil bize ait.

  Üzülerek söylüyorum ki bu benim son hikâyem olacak.

  Eski bir dost bir defasında bana çok yardımı dokunan bir şey söylemişti.

  “Şiddetle başlayan hazlar şiddetle son bulurlar.”  Okuduğu bir şeydi.

  Mozart’ın, Beethoven’in ve Chopin’in asla ölmediğini sadece müziğe dönüştüklerini söylemişti.

  Bu yüzden umarım ki bu son parça çok hoşunuza gider.

  – Umarız!

– Doktor Ford’a!

– Doktor Ford’a!

– Şerefe!  Çeviri

  sezonda görüşmek üzere  

Daha bitmedi! At silahını! Silahı at! Hemen at! Hemen! Yere yat hemen! Tüm motor fonksiyonlara son ver.

  Tüm motor fonksiyonlara son ver.

 ||

10.  Bölüme Dair:

*Bikameral Zihin (00. 01. 38): Bir zamanlar insan beyninin bilişsel işlevlerinin konuşma ve dinleme olarak ikiye bölündüğünü yani “iki odalılık” kavramını savunan  psikolojideki bir hipotezdir.

  Fikir ilk kez 1976’da Julian Jaynes tarafından “Bikameral Zihin Dağılımında Bilinci Kökeni” isimli kitapta ortaya atılmıştır.

 

 Detaylı bilgi için: https://eksisozluk. com/iki-bolumlu-aklin-analizinde-bilincin-kokeni–5060635

           https://en. wikipedia. org/wiki/Bicameralism_(psychology)

*Michelangelo (01:05:22): Ünlü İtalyan rönesans dönemi ressam, heykeltıraş, mimar ve şairidir.

  Detaylı bilgi —> https://tr. wikipedia. org/wiki/Michelangelo

 Bahsi geçen eser: https://tr. wikipedia. org/wiki/Adem’in_Yaratılışı

*Julius Robert Oppenheimer (01:11:35): ABD’li fizikçidir.  II.  Dünya Savaşı sırasında nükleer silah üretmek için başlatılan Manhattan Projesinin bilimsel başkanıydı.

 “Atom bombasının Babası” olarak da tanınır.

  Detaylı bilgi —> https://tr. wikipedia. org/wiki/Robert_Oppenheimer

 

 

 

 

 

BAŞA DÖN

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s