“GÜZEL ANCAK KARADIR”

 

SONE 70

 

Sana kara çaldılar, senin suçun değil bu:

İftira, hep iyiyi, doğruyu hedef bilir;

Güzelliğe takılan bir süs gibidir kuşku,

Karga, gökteki en hoş havalara yönelir.

İyi olursan sana değer katar iftira,

Çağının sevgisini kazanırsın üstelik;

Kurt gibi diş geçirir kötülük goncalara,

İştah açar sendeki saf, lekesiz körpelik.

Artık ardında kaldı gençliğinin tuzağı;

Ayağını denk aldın; yenik düşüremedi;

Ama belli övgünün sonsuz olmayacağı,

Zincire vuramaz ki şiddetlenen hasedi.

 

Kötülüğün lekesi maske olmasa sana

Yüreklerin sultanı olurdun tek başına.

 

SONE 131

 

Sen şu hâlinle tam bir zorbasın: nasıl zâlim

Olursa güzellikle övünüp şişinenler …

İyi bilirsin, benim aşk düşkünü yüreğim

İçin sensin en güzel, en değerli mücevher.

Ama seni görenler içtenlikle diyor ki:

Sevgiye ah dedirtmek gücünden yüzün yoksun.

Yanılıyorlar demek öyle zor geliyor ki

Bunu yalnız kendime söylüyorum, andolsun.

Elbet yemin ediyor değilim yalan yere:

Yüzünü düşününce bin inilti ardarda

Gelip tanık oluyor söylediğim sözlere:

Senin karan en güzel kara benim kafamda.

 

Yaptıkların bir yana, hiç kara değilsin sen:

Sanırım, sana kara çalmaları bu yüzden.

SONE 132

 

Vurgunum gözlerine, o gözler acır bana,

Bilirler, yüreğin hor görüp işkence eder;

Seven yaslılar gibi kara çekmiş sırtına,

Kıvranışımı özlü bir şefkatle süzerler.

Sabahleyin göklerde ışıyan güneş bile

Yaraşamaz Doğunun soluk yanaklarına,

Akşama yol gösteren gür yıldız, görkemiyle

Böyle ışık saçmaz loş Batının yarısına:

Yaşlı gözlerin daha çok yaraşır yüzüne.

Bana da bir pay ayır yüreğindeki yastan:

Seni yas daha güzel gösterir ele güne;

İşte acıma duygun sana biçilmiş kaftan.

 

“Güzel ancak karadır,” diye yemin ederim,

Senin renginden yoksun olan çirkindir derim,

 

SONE 125

 

Anlı şanlı yaşadım, bir alay süs, şatafat;

Dış varlığa bu kadar özenmek neye yarar?

Sonsuzluğa erişmek için bunca temel at,

Hepsi de çöküp gider, kısacık yaşamı var.

Az mı gördük, ikbalde tantanayla yaşarken

Nimetlerin bedeli yüzünden kimler bitti;

Yalın zevki bırakıp debdebeye koşarken

Zavallı eyyamcılar okka altına gitti.

Bense senin gönlünde yaltaklanırım sana,

Al şu armağanımı, yoksul ama yürekten;

Düzmece, düşük şeyler karışmamıştır ona,

İşte değiş-tokuş bu: sana karşılık sırf ben.

 

Vazgeç iftiralardan, özentileri bırak,

Hep kara çalsalar da gerçek ruh kalır ak pak.

 

Kaynak: WILLIAM SHAKESPEARE- TÜM SONELER, Çeviren ve Hazırlayan, Talât Sait Halman, Yeditepe, 1993, İstanbul

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s