KİNG LEAR (1987)- Jean-Luc Godard

 

Süre: 90 dk

Yönetmen: Jean-Luc Godard

Senaryo: Richard Debuisne, Jean-Luc Godard, Norman Mailer

Ülke: ABD

Tür: Komedi, Dram, Bilim-Kurgu

Vizyon Tarihi:17 Mayıs 1987  (Fransa)

Dil: Fransızca, İngilizce, Rusça, Japonca

Nam-ı Diğer: Jean-Luc Godard’s King Lear

Oyuncular: Woody Allen, Freddy Buache, Leos Carax, Julie Delpy, Jean-Luc Godard

Özet

Çernobil’in ardından her şey normale dönmüştür. Yani, sanat hariç her şey. Büyük eserlerin birçoğu kayıptır; ve insan ırkının kayıp sanat eserlerini eski hâline getirmek, V. William Shakespear Junior gibi kişilere bağlıdır. O, bir uğrak noktasında, çete lideri Don Learo ve kızı Cordelia’yı işleyen oyunun tüm dizelerini hatırlatacak bir gidişat ile karşılaşır; Jean Luc-Godard (yazım doğrudur) adlı garip bir profesör, hiçbir makul neden bulunmamasına karşın, tekrar ve tekrar, elinin fotokopisini çeker. Cordelia’ya eziyet eden dört insansı cin tarafından takip edilmektedir. Ayrıca kız arkadaşı, Valerie, her zaman görünür olmayan bir centilmen de vardır. Ardından film, Mr. Alien tarafından kurgulanması için New York’a gönderilir.

Filmden

Sözcükler pervasızdır

Sözcükler bir şeydir ve gerçek, ince gerçek başka bir şey.

**

Neden mafya ile bu kadar ilgilisin?

 Mafyanın Kral Lear’a giden tek yol olduğunu düşünüyorum.

**

Büyük yazar dedi ki: Neden onun beni öpmesine izin vermek yerine onu öpmüyorum ki”

**

Fakat neden beni seçtiler?

 Yirmi yıl sonra hala merak ediyorum.

 Neden başka biri değil?

**

Öyleyse onu bir küçük odaya yerleştirip  onu sonsuza dek münzevi bir hapse mahkum edemezsin  sonsuza dek münzevi bir hapse  sadece  Ingrid!

 Evet, tabii ki  Devinim ve suskunlukla anlatabileceğin herşeyi tükettiğinden emin ol.

**

Eğer bir görüntü tek başına baktığında açıkça bir şey anlatabiliyorsa cesur ol onu yorumla diğer görüntüler bağlamında o kendini dönüştürmeyecektir

Diğer görüntülerin onun üzerinde etkisi yoktur.

**

– Sert, alaycı ve alfabetik  dalgın, hiç sebepsiz karışmış

Tüm perspektifler  ortadan kalkmış gibi dümdüz yayılmış.

 Ve Yaşamdaki en tuhaf şey, dünyanın yaşayan ölüleri bu dünyayı yeniden inşa ediyor

evet!

 -Ateş ve duygular önce gelir.

 Gözden kaçan nokta silinmiştir.

**

ve dünya sanki tek başımayım der gibi zaruretten yakalanmış olarak!

 Bunu değiştiremezsin!

**

 ben ne isem oysam eğer, yok edilmezim 

**

Ve koşulsuz, kendim olduğumda benim yalnızlığım senin yalnızlığını tanır.

**

Eski savasçıların yaptıklarını yineleyeceğim 

Hiç bir şey söylemeyeceğim.

**

 – Hepsi diğerlerine zorbalık yaptı

-Bu bir yalan

– Ben değil Hiç yapmadım .

**

 -Durmadan aranan aç bakışlarım olmadı

**

Sevgi dolu bir kalbin görüntüsüyle gözlerim bayram etti sevgimin görüntüsüyle gözlerim bayram etti renkli bir şölen görüntüsü kazandı

**

gönlüm ejderle gazabı arasına girme

en çok onu sevdim ve onun sevgi dolu kucağında

**

Yaşlılığımın güvencesini görmek için savaştım bu yüzden bakışımı sakındım ondan şimdi, sükunetim benim mezarım ol Ve bu yüzden baba yüreğini geri alıyorum ondan

Sükunet.

 **

Mr. Shakespeare.

 Ejderle gazabı arasına girme.

**

 En çok onu sevdim.

 Ve yaşlılığımın güvencesini

Onun Şefkatli ellerinde görebilmek için savaştım.

 Bu yüzden!

 onun bakışından bile sakındım.

 Şimdi mezarım benim sükunetim olsun.

 Çıplaklık yok.

 Hayır!

hayır’

**

 

 Ve aniden Çernobil patladı.

 Ve herşey yok oldu.

 Her şey.

 Ve bir süre sonra her şey geri geldi.

 Elektrik, evler, arabalar.

 Kültür ve benim dışımda herşey.

 O alanda bireysel olarak kurtulabilen bir kaç kişiden biriydim.

**

Görevim:

Atalarımınkiyle  başlayarak Tüm kaybolan çalışmaları ortaya çıkarmak.

Ancak geri dönerken ‘Olmak ya da olmamak’ ı keşfedişimle başladı burada durdum.

**

Dinliyor musun?

 Neşe kaynağım, hazinem Konuş!

 Cordelia ne diyebilir ki?

 Sev ve sus.

**

 Şimdi, biliyorsun, Bugsy Seigal ve Lansky, hep çatışma halindelerdi mesele şuydu ki, Bugsy gerçek bir katildir yani Richard Nixon gibi değil,anladın mı

– Kaç insan öldürdü?

 – Kaç tane?

 Bildiğim sekiz-on kişi 

– Kendi elleriyle mi?

 – Evet, çoğunlukla.

 Bazen bazı arkadaşlarının yardımıyla 

**

Diyor ki Lansky Bugsy ye:

”İnsan doğasını araştırırken şu sonuca ulaştım” insanlar evde dürüst olmayı tercih ediyorlar ama dısarıda herhangi bir yerde günahkar olmayı 

**

Bana gelince ben: ”ben şunu söylemekten vazgeçmem”

 Paranı kaybettiğinde hiç bir şey kaybetmezsin ama karakterini kaybedersen herşeyini kaybedersin.”

**

Söyle bana.

 Yüreğim dilimde değil!

**

 

 – Dolarlarını ziyan edebilirsin.

 – Nasıl istersen Aşk emekçileri kaybeder.

 Nasıl istersen

Nasıl istersen, nasıl istersen senin gibi, cadı; senin gibi, cadı sen seyrederken, sen seyrederken, sen seyrederken  büyücülük, senin gibi 

”Size Nasıl Geliyorsa!” (As You Like It)

İşte bu  işte bu

**

Ben hiçbir zaman kız kardeşlerim gibi evlenmeyeceğim.

 Sadece babamı severken(!)

Böyle mi devam edeceksin.

 Evet, sevgili efendim.

 **

Yazmaya çalıştığımız bir oyun var, efendim.

 Bir oyun.

 Karakterler.

 Oraya girme.

Nuncle.

 Bu bir hayalet, Yardım et bana.

 – Elini ver, ordaki kim?

 – Bir hayalet.

**

Herkes nerede?

 Biz Neredeyiz?

 – İsmi Goodwater.

 – Goodwater?

Goodwater?

 Güzel isim.

 Hangi şehir burası?

 Fransızlar burdayken Les Oranges derlerdi.

 Ama daha önce İspanyollar varken Los Angeles denirdi.

**

O kim?

 Bilmem gerek.

 ‘Olmak ya da olmamak” problemini bir süreliğine unutmaya karar verdim.

 **

Dehşet verici olsak da Şimdi daha fazla… Daha fazla…

Yalıtılmış adamlarız.

Suç kıtasinın yalnız ve yalıtılmış adamları 

**

ölümü  ölüm değil.

 Şehitlik 

– ve O’nun şehitliği boşuna değil.

 – Doğru.

 Evrensel soru şu; 

ne kadar nüfuz 

Hayır!

 Hayır!

 Ne kadar güç?

 Güc yaz oraya.

 Haklı mıyım?

 Güç.

 Evrensel olarak sorulan soru 

‘Ne kadar güç?’

**

‘Yoksunluğumuzun değişimi ne tuhaf’ Basit şeyleri değerli kılabiliyor.

 en kötü olan gelse bile  zihin özgür olduğunda beden kırılgandır.

 ve sonunda sistem çeteleri tüketir ve arkasındaki devasa ayak takımını bırakarak 

Onun kalbini ne besleyebilir ki !

 Doğada bu katı yüreklere sebep olan ne ola ki?

**

 Ve Suçlu kıtanın suçlu manzarasında yalıtılmış adamlar Kabil’in iziyle damgalandım ve Kabil’in iziyle damgalandım.

 **

kalbimin içinde uyumama izin vermeyen bir çesit kavga var.

 Çocuklar 

Çocuklar 

Bana can verdiniz, büyüttünüz, sevdiniz.

 Buna karşılık ben de bütün görevlerimi yerine getirdim.

 Sizi sevdim, sözünüzü dinledim, herkesten çok saygı duydum 

**

Efendim, sizi sözlerin ifade edemeyeceği kadar çok seviyorum,  göznurundan, uzaydan daha fazla Ve gökyüzünden ve özgürlükten nadir bulunan ve değer verilen  her şeyden çok Ve asla yaşamdan daha az değil lütuf, sağlık, güzellik, onurdan hiç bir evladın sevemeyeceği kadar ya da babanın sevilemeyeceği Nefesi güçsüz, konuşmayı imkansız kılacak bir sevgi Her şeyden her şeyden daha çok Sizi seviyorum.

**

Ne garip bir dönüşüm gücü var muhtaç olmanın, değersiz şeylere değer kazandırıyor. Kardeşimle aynı hamurdanız onun söyledikleriyle değerlendirin beni ki yüreğimin derinliklerinde hissettiklerimi dillendirdi o da akıl özgür olduğunda beden bir hedeftir. ”

Ve kendimi yalnız buldum.’

Ses yapma.

Ses yapma.

**

Konuş benimle.

 – Hiçbir şey.

 – Hiçbir şey?

 Hiç bir şey (No thing)

Bir cerraha ihtiyacım var.

 Beynim parçalara bölünsün.

 Bu hayaletler kadar aptal şeyler görmedim.

 Ya çok erken ortaya çıkıyorlar ya da çok geç

Hiçbir zaman tam olarak bilemezsin Ve yine, sanırım onlar da öyle Bu zarif ve güçlü şeyler; halledemezler.

 İnsan hafızasının gizli ajanları.

 sürekli onu dağıtıyorlar.

 Ve aşkım.

 O basit kadın nerede?

**

Ona inanmıyorum.

 Hayır, biliyorum ki yalan söylüyor.

**

 Beni tanıyan var mı?

 Bu gerçek değil

böyle mi yürür?

 Böyle mi konuşur?

 Gözleri nerede?

 Ya görüşü zayıflamış ya da zihni uyku halinde.

 Uyanıyor!

 Uyanıyor.

”Oyle değil”

Kimdir o?

 Bana kim olduğumu söyleyecek.

**

 Kral’ın gölgesi.

 Gösterdiğinden fazlasına sahip ol

Gösterdiğinden fazlasına sahip ol.

 Bildiğinden az konuş.

 Sahip olduğundan azını ödünç ver.

 Gittiğinden çok gezin.

 Zannettiğinden çok öğren.

 Gösterdiğinden fazlasına sahip ol.

 Bildiğinden azını konuş.

 Sahip olduğundan azını ver.

 Gittiğinden çok gezin.

 Sanmaktan çok öğren.

**

Niçin sıradışı değilsiniz?

 Yaşlıyım.

 Niçin yazıyorsunuz?

 Atalarımın çalışmalarını kurtarmaya çalışıyorum.

 Anlıyorum doktor, burada bunun için çalışıyorsunuz kimse yazmıyor.

 Yine de hala yazı var.

 sorun bizim ne aradığımız

Bir şey ifade etmiyor 

Kimse yazmıyor.

 Tam olarak neyi amaçlıyorsunuz, Profesör?

 Profesör osurduğunda ay ışığı titrer.

 Yo,yo,aptal gibi davranma.

**

Çocuklar.

 Ah, çocuklar 

Öğrenmeye ihtiyaçları neden?

 Hiç bir şey işitmezler.

 İşitiyoruz, profesör.

 Eh, e, a, r, enya.

 O nedir?

**

Küçük, cılız kahkahalar

Hepsi iyiliğe itaatsizlik ettiler , ölüme.

**

Şimdi sen bir sıfırsın.

 Evet, sen kocaman bir sıfırsın 

Şu anda senden iyi durumdayım.

 Ben tamım.

 Sen hiç bir şeysin.

 Evet, Versus sana karşı dilimi tutacağım.

 Sen hiç bir şey söylemesen de yüzün söylüyor.

**

Doğdu ve yandı

Bittiği yerden başlar.

 Aynı anda 

Doğum ve ölüm ağız ve nefes gibi birbirine bağlı

Sorunun cevabı burada.

 Aradığımız şey o, ateş.

 Tahrip ettiği şeyden doğan.

 O halde o nedir?

 Adını söyle bana!

 Ben adlarla ilgilenmiyorum.

 Neden öyle?

 Bak!

 isim yoksa satır yok

Satır yoksa öykü yok.

 

 Şeyleri adlandırmak profesörü işetir.

 Kimdir onlar?

 Var olmak için ada ihtiyaç duyanlar

Benim yaşayan güzelliği görmek için bir ada ihtiyacım var mı?

 Katılmıyorum.

 Kırmızıyı görmek için kırmızı demeye ihtiyacın var mı?

 Ve dudaklara ihtiyacım var mı

Seni seviyorum demek için

Kesinlikle katılmıyorum.

 Kelimeler olmazsa yanılgı gelir

 – Anılara ihtiyacım var

– Ama aramızda kifayetsiz kalıyor.

 – Anılara ihtiyacım var

 – Ama aramızda kifayetsiz kalıyor.

 Hiç bir kelime olmadan kelimelere ulaşmam nasıl mümkün olabilir?

**

 İlk olarak, seçimin trajedisi Ve ikincisi yanlışlıklar komedyası

Çok çok başlarda bir yanlışlık yaptığımızı farzet ve kırmızıya yeşil dediğimizi 

Bugün nasıl bilebilirdik bunu?

 Gözlerim ve kalbim arasındaki birlik 

Anılardaki çarpıtılmış bir gerilim sana nasıl olduğunu göstermek için

Evet, söyleyin bana profesör

– Göster

– Göster

– Ne olduğunu göster.

 Şov sürmeli.

 Şiddetli bir sessizlik.

 Cordelia’nın sessizliği.

 Bir kralın sorusuna cevabı,

babasına 

Hiç bir şey Hiç bir şey.

 Fakat Cordelia sessiz değildi.

 Hiç bir şey söylememiş değildi.

 O dedi ki; (Nothing)hiç bir şey 

Hiç bir şey 

Bir genç kızın dilsiz olmayan o sessizliği şiddet doğurmaz

Ama o sessizliğin etrafında birleşen ve kendini örgütleyen herşey hani o sessizliğe karşı onun sessizliğine işte o şiddet doğurur.

 Delirmeme izin verme.

 Delirmeme , sevgili tanrım

Müşfik ol bana.

 Delirmeyeyim.

 Bana sabretmelisin

 Yaşlı bir bunağım.

 Delirmeme izin verme.

 Delirmeme sevgili tanrım  

**

Bir şekilde onların birlikte gitmesi gerektiğini hissettim; sadece bundan 

Beni suistimal etme.

 Sadece size rahat ettirmek istiyorum.

 Bana tahammül etmelisin

Ben yaşlı bir bunağım.

 Bana tahammül etmelisin.

 Ben yaşlı bir bunağım.

 Ben bilge oluncaya dek

Yaşlanmamalısınız.

 Ah  Delirmeme izin verme.

 Delirmeme  sevgili tanrım!

**

Oh, yaşam değil sadece bir imge.

 İmge, peki o ne?

 İmge ruhun saf bir yaratımıdır.

 Kıyastan doğmaz fakat iki gerçeğin uzlaşmasından doğar

Ayrı düştükçe daha çok sey söyleyen iki gerçekliğin

Bu iki gerçeklik uzaklaştıkça aralarındaki bağlantı da daha güçlenir.

 Daha güçlü hissedilirler

Hiç bağı olmayan iki realite kolaylıkla bir araya getirilemez

İmgenin yaratılması diye bir şey yoktur.

 İki karşıt gerçeklik bir araya gelmez.

 Birbirlerine kafa tutarlar.

 Nadiren biri diğerinin pozisyonundan güç ve kuvvet alır.

 Mumlar tükendi ve karanlığa terkedildik.

 Mumlar tükendi ve karanlığa terkedildik.

 İmge güçlü değildir çünkü çok pırıltılıdır.

 ya da fantastik

Çünkü o soğuk ve gerçek olan fikirlerin duygusudur.

 Böylece direkt olarak elde edilen sonuç bu ölçüde bir arayı kontrol eder.

 Aktarım yaratımın en önemli işaretidir

O, bağlantıların sembollerini öğretir.

 Yaratılmış imgenin erdem ve gücü bu bağlantıların doğasına bağlıdır,

 önemli olan şekil değil kışkırttığı duygulardır

Eğer ikinci güçlüyse imgeyi ayarında elde edersin.

 Böylelikle kışkırtılan duygu gerçektir

Çünkü tüm taklitlerin ötesinde doğmuştur.

 Tümü çağrışım.

Ve tümü benzerlik.

**

Hiç bir şey

O esas olanı istiyor.

 O neye muhtaç?

 Arzulanmaya mı?

 Nesi sevilebilir?

 O güce sahip.

O bir kral.

 İstenilmeyi istiyor.

 Bunu kim ister?

 ”Hiçbir şey”.

 İstek ,zeka ,seks farketmez

Ama hepsi aynı; bir parça et…

Çünkü Learo için işitmek görmek demek İnsan dünyada neler olup bittiğini gözleri olmadan da görebilir.

 Zayıf kulaklarla bakmak.

 Bu ise onun, kendisini L’ear(kulak) diye isimlendiren bir kralın yapmaya çalıştığıdır E A R (KULAK)

Kızlarını dinlerken O onların dışarı yayılan sesleri üzerinden varlığını görmeyi ümit ediyor.

 İstediği; arzuladığı değil.

 İstediği dayanamadığı bu arzuyu unutmak

Cordelia’nın ‘hiç bir şey’ini böylece sessizliği sessizleştirebilirdi.

 TV seyrediyor olsa da dinliyordu.

 Cordelianın konuşurken gösterdiği “hiç bir şey”değildi fakat onun varlığı Onun doğruluğuydu.

**

Gel.

Hapishanemize  gidelim ikimiz başbaşa şarkı söyleyeceğiz.

 Beni mezarımdan çıkar kafesteki kuşlar gibi

Ve lütfumu dilerken

Ölüp gideceğim

Ateşten bir tekerlekte …

Ve senden af dileneceğim Ve yaşayacağız, dua edeceğiz ve şarkı söyleyeceğiz

Ve eski efsaneleri anlatacağız Onlar sözünün eri değildi …

Ve altın yaldızlı kelebeklere güleceğiz

Ve burda, zavallı dilencilerin konuştuğu saray haberlerini haberlerini dinleyeceğiz.

 Onları da konuşacağız Kazanan ve kaybedenleri yükselen  ve düşenleri Ve o şeylerin gizemiyle donanmışcasına

Sanki Tanrının melekleriymiş gibi

Duvarla çevrilmiş bir hapishanede eskiyeceğiz büyük kişilerin çevirdiği dolapların büyüyüp sonra parçalandığını göreceğiz

Alçalır ve yükselirken ay, değişkence insanlar kendi seslerini duyduklarını unuttular kulaklarla değil ama gırtlakları ile

Satırları buldum

Konuyu buldum.

 Şimdi karakterlere kaldı

Ya da aktörler miydi?

 Hangisi Dr. Jeckyl ,hangisi Mr. Hyde?

 Tüm bildiğim ikisini de kontrol edemediğim.

 Belki de onlar beni yönetiyorlar.

 Açık ki bu yaşlı adam güçtü.

 Ve apaçık ki bu kız erdem

Çatışıyorlar.

 Mesele nedir bilmiyorum.

 **

 Bu bakımdan doğa sanata üstün.

 İyi ışık kuzeyden mi yoksa güneyden mi gelir?

**

Buradaki sandalyelerin  hepsi aynı alanda yerleşmiş ve aynı yöne bakıyorlar

Ve sesler buradan çıkıp

Her tarafa yayılıyorlar

Bilirsin ne zaman bir dairedeki sıradan bir oturma odasında birisi konuşsa tüm insanlar etrafına duvar çekilmiş bir alanda onu dinlerler

Burada değil bayan, burada değil.

 Bu bizim icadımız.

 Tüm insanlar aynı yöne bakıyorlar, aynı aynı boşluğa karanlık bile olsa insanlar nereye bakacağını biliyorlar

Basit bir dairedeyken eğer karanlıksa insanlar kaybolur.

 Neye bakacaklarını bilmezler.

 Burada bilirler.

ama neden böyle?

 Bu tatlım, bu seni öldürür

Gerçeği mi kasdediyorsun?

 Evet, eğer mükemmel yerleştirildiyse.

 **

 İcadınızın adı nedir Mr. Quentef?

 İmge, bu önemli bir kelime.

 Onlar sözlerinin eri değillerdi.

 Bana her şeyleri olduğumu söylediler.

 Yalandı.

 Değilim.

 Hiç hata yapmadığımızı umalım, .

 Mr Shakespear – Beş numara.

 – Ne demek istiyorsunuz?

 Tüm şu pervasız ve lanetli sözcükler, kimsenin hiç bilemeyeceği.

 Anlamadım.

 Tahmin et azizim, biz ona imge diyoruz.

 Ve gerçek kelime hakikat.

 O halde değiştir onu.

 Hayır, hayır.

 Bu doğru.

 Geriden gelmeli.

 Geriden.

 Rüzgara kapıldık.

 Bu bakımdan doğa sanata üstün.

 O çok sınırlı.

 Gerçeği dışlama gereksinimi var Her neyse, deneyi durdurmamız lazım.

 Yo, neden?

 Bir şey kayboluyor.

 ya da birisi.

 Ben ordayım.

 Sen de hepimiz gibi deneyi yüzüne gözüne bulaştırdın.

 Hepimiz onun bir parçasıyız.

 Her ne kadar onu bulamasak da, şu hakikat veya imge diye adlandırdığın şey biz onun için mücadele ediyoruz.

 Ve iyi tarafından artık masum değiliz.

 Profesör burda iki kişi var.

 Sükunet, Mr. Shakespeare.

 Ejderle gazabı arasına girme.

 En çok onu sevdim ve yaşlılığımın tesellisini onun müşfik ellerinde bulacağımı düşündüm

Bu yüzden ondan bakışımı bile sakındım.

 Öyleyse mezarım, huzurum ol bu gizemli kadını son bir kez ziyarete gittim

Uykuya dalmak üzereydi belki uyuyordu ya da sadece uyur gibi yapıyordu

Hala cevaplayamadığım bir sürü soru var.

 Ekrandaki yaşlı adam şu kelimeleri söylemeye cesaret edemedi: burada babasının yüreğini ondan geri…

Babanızdan bir mesaj var.

 onları yazdığımda yeterince anlamamıştım onları  yazdığımda yeterince anlamamıştım ama kaybetmeyi göze alamadım

Gel, hapishanemize gidelim.

 Burada babasının yüreğini ondan geri alırken…

**

Biz ikimiz kafesteki kuşlar gibi şarkı söyleyeceğiz.

 Doktor dün gece hapis kelimesini kullandı.

 Hatırlıyor musun?

 Oradaydın Belki ben kendim orada değildim.

 Şimdi ne olacağını düşünüyorsun

Yedi yıl geçmeden …

Amerikalılar tanrının Fransaya verdiği zaferle Fransadaki herşeyini kaybedecek.

 Bunu şimdi söylüyorum ki zamanı geldiğinde

Bunu söylediğim hatırlansın.

 Hangi yıl, hangi gün?

 Bunu benden öğrenemeyeceksin.

 Hayaletlerin kadın mı erkek mi olduğunu nasıl bilebiliyorsun?

 Görüyor ve duyuyorum

-Saçları var mı

-Olabilir

Saçları uzun ve bağlı mıydı?

 kolları ve bedenleri bile var mı bilmiyorum

Bedenleri yoksa nasıl konuşuyorlar?

 Bu hayaletler seni hapisten çıkaracaklarına söz mü verdiler

-Evet,

-Şu anda içinde olduğun hapishaneden mi?

 Sana her şeyi bilemeyeceğini söylemiştim.

 Zamanının gelmesi gerek O zaman serbest bırakılacağım.

 Beni bu dünyadan almak isteyenler benden önce terketmek zorunda kalabilirler

Seslerin her zaman senin serbest bırakılacağına dair söz verdiler.

 Seslerin seni aldattı

Evet.

 beni aldattılar

Aleyhime yazıyorsun.

 Benim için yazmıyorsun.

**

Öyle mutsuzum ki, yüreğimdekileri dudaklarıma yükseltemedim nasıl mutsuzum, yüreğimdekileri dudaklarıma yükseltemedim

İmgeler bilindiği gibi oradaydılar.

 masum, utangaç ve güçlü İmgeler yeni gibi oradaydılar.

 masum, utangaç ve güçlü onu koruyabilirdim ama şimdi o sonsuza kadar gitti

**

Cordelia!

  Birazcık daha kal!

 Neler söylersin?

 Sesi öyle yumuşak ve zarifti ki ve öyle hafif, bir kadındaki en cana değen şey

Haklısınız efendim.

 Öyle miyim, adamım, iyi keskin şahinimle günü gördüm tüm bunları halletmiş olmalıydım.

 Şimdi yaşlıyım ve bu sahtekarlar yağmaladılar beni.

 Kimsin sen?

 Gözlerim iyi değil artık Sana doğruca söyleyeyim.

 İki değerli özelliğin,, sevilen ve nefret edilen

Biz birini gördük.

 Bu bir felaket oğlum

– Sen Edgar’mısın?

 – Evet, efendim Hayır deli değilim, kötüyüm

Bana şefkat göster.

 Delirmeyeyim.

 Ve benim içimde de, dalgalar yükselir.

 Kabarır,kamburunu çıkarır yeni bir arzunun farkına varırım bir kez daha içimden yükselen bir şey sürücüsü yeni mahmuz takmış gururlu bir at gibi ve sonra onu geri çeken.

 Şu an bize karşı galibiyetini sezdiğimiz düşman ne yapıyor?

 Sen, şu anda sürücüsü olduğum

Biz bu geniş yolu eşelemeye devam ederken

Kendisine sataştığım ölüm

**

Ah, ölüm 

O sonsuza kadar gitti.

 Biri öldü mü yaşıyor mu bilirim.

 O toprak gibi ölü bana bir ayna getirin çabuk

Soluğu aynayı buğularsa

– Edgar!

 – o halde yaşıyordur.

**

 Bu kederli günlerin yükünü birlikte taşımalıyız.

 şimdi gerekli olanı değil hissettiklerimizi söylemeliyız

Yaşlılar en büyük yükü çektiler gençler asla böyle acılar görmemeli

– Işık efendim.

**

Niye bu kargacık burgacık peri masalını çekmek için bir kaç cin siparişi vermediler ki?

 Ellerimin arasında şimdi, gelecek ve geçmiş

Hayır.

 Bir sabır örneği olacağım.

 Hiç bir şey söylemeyeceğim.

 **

O sonsuza dek gitti.

 O sonsuza dek gitti.

 Biri yaşıyor mu ölü mü bilirim.

 Biri yaşıyor mu ölü mü bilirim.

 – O bir toprak gibi ölü.

 – Bana bir ayna getirin

Eğer soluğu bu aynayı buğularsa ve leke bırakırsa bu kayalıklarda 

Yaşıyor demektir

 

 

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s