SENİN NİŞANINI TAŞIYAN TASMALI KÖPEKLER OLARAK

“Ey ezelde biz yok iken var olan,

Ey biz yok olduktan sonra da varlığı ebedi olan Allah‘ım!

Devran senin fermanına boyun eğmekte,

 yedi felek buyruğunun dizginlerini çekmektedir.

Biz senin kapını çalanlardan,

senin yolunda dünyasından [vaz] geçenlerdeniz.

Dergâhında kulağı küpeli birer köleyiz.

Hiçbir gönül yapıcıya umut bağlamadık,

senden başka okşayanımız yok.

Bütün şu umutlar; korkular hep senin içindir.

Yargılayıcı sensin, ey kerem ıssı, bağışla bizi.

Biz zavallılara çare bul,

Sen de kapından sürersen kime yüz çeviririz?

Senin nişanını taşıyan tasmalı köpekler gibiyiz.
Şahlar yalnız bu köpeklerle avlanırlar.

Mademki sen, bizim kendi bağından olduğumuzu,

mülkünde boynu halkalı kumruların,

tasmalı itlerin olduğumuzu kabul ediyorsun,

o halde olur mu eksik dil, olur mu eksik dilmenlik? [güzel dil bilen, konuşan, söz söyleyen.]

Söylenmiş, [bizden]

söylenmemiş şeyler ancak pişmanlıktan ibarettir.

Gönül nerede, bu kol kanad nerededir?

Ben kim, Allah’ım seni ululamak nerede?

Senin vasfında dilimiz dönmez.

 “Allah’ı anlayan dilsiz olur” hikmetini okumaktayız.

Hem sözlerimden o kadar utanç duymaktayım ki,

ya Rabbi sen beni nimetlerinle yarlığa,

Senin karşına başsız ayaksız gelsek de,

yine Rabbim  varmak ümidiyle geliyoruz.

Göç yüklendiği halde şu geri kalışımızı gör.

Ey bizim sahibimiz olan Allah‘ım,

şu zavallılığımıza bak.

Sığındığımız kapı senin eşsiz kapındır.

Kaçındığımız kapıdan bize el uzatacak da sen değil misin?

Senin dergâhından başka bir kıbleye yönelmeyeceğiz.

Sen de bizi okşamasan kim yüzümüze bakacak?

Ey yaslılar dostu, bize yâr ol.

Ey çaresizler çaresi, bize çare olur musun.

Bizden önce senin merhametine kim el açtı?

Bizden çok kim göz yaşı döktü?

Suçlanmışı bağışla,

sana yalvarırız.

Bize çare bul, çünkü sana sığınmışız.

Ey Nizami’nin adına şeref veren Allah,

Sana kul olmak onun nazarında efendilik mertebesidir.

Onun diline dua ve şükür armağanlagönder,

seni tanımak bilgisini onun canına ulaştır. ”

Nizami, Mahzen-i Esrâr (Çev.: M. Nuri Gençosmanoglu), İstanbul, 1990, s.18-19.

****

Efendimin kuluyum
Kölesiyim kuluyum
Eğer kulum demezsen
Ya ben kimin kuluyum

 Suzî Ahmed (Tekke Şiiri Antolojisi, s.459)

Kaynak: Abdulhakim KOÇÎN , Dîvân Şiirinde Münâcât- Doktora Tezi- Gazi Üniversitesi- Sosyal Bilimler Enstitüsü- Türk Dili Ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı-Eski Türk Edebiyatı Bilim Dalı -1998 Ankara

 

 

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s