13TH / 13. Madde (2016)

 

100 dk

Yönetmen: Ava DuVernay

Senaryo: Spencer Averick, Ava DuVernay

Ülke: ABD

Tür: Belgesel, Suç

Vizyon Tarihi: 01 Ekim 2016 (ABD)

Dil: İngilizce

Müzik: Jason Mann

Çekim Yeri: Oakland, California, ABD

Nam-ı Diğer: bThe 13th

Oyuncular: Michelle Alexander, Cory Booker, Jelani Cobb, Angela Davis, Henry Louis Gates

Çeviren: Selen Akhuy

Hakkında

ABD Anayasası madde 13’deki “Hükümlüler hariç hiç kimse çalışmaya zorlanamaz” ibaresinin nasıl kötüye kullanıldığını, uyuşturucuyla savaş bahanesi ile savaş karşıtlarının ve zencilerin nasıl hapse atıldığını, hapishanelerdeki özelleşmeyi, Black Lives Matter’ın ortaya çıkış nedenlerini tarihsel olarak gayet başarılı anlatıyor. Bir Netflix yapımı.

Filmden

13th-7

13th-6

13th-5

13th-4

13th-3

13th-2

13th-1

İstatistiklere bakalım.

Amerika Birleşik Devletleri dünyadaki nüfusun %5’ine mahkûmların ise %25’ine ev sahipliği yapıyor.

Bunu bir düşünün.

Dünya nüfusunun %5’ine sahip küçük bir ülke dünyadaki mahkumların %25’ini mi barındırıyor?

Dört mahkûmdan birini mi?

Elleri parmaklılarda, zincirlenmiş her dört insandan biri özgürlükler ülkesinde hapsedilmiş durumda.

1972 senesinde hapishane nüfusu 200. 000 kişiydi.

Bugün ise 2,3 milyona yükseldi.

ABD dünyadaki en yüksek hapsedilme oranına sahip.

Bugünlerde bu konuyla ilgili ani bir uyanış görüyoruz.

“Belki de hapishane sistemimizde küçülmeye gitmek gerekiyor.

Çok pahalı hâle geldi.

Kontrolden çıktı.

” Ama sistemin maliyeti ve şişkinliği ile ilgili endişelerini dile getiren bu insanlar yapılan zararı telafi etmeye gelince ciddi biçimde konuşmaktan imtina ediyorlar.

Tarih kazara meydana gelen olaylardan ibaret değildir.

Eğer beyazsak, atalarımızın seçtiği tarihin ürünleri oluyoruz.

Ama eğer siyahsak, atalarımızın seçmediği bir tarihin ürünleriyiz.

Yine de hepimiz bu seçim kümesinin ürünleri olarak beraberiz.

Ve ondan kaçabilmek için bunu anlamalıyız.

Anayasada yapılan 13.

Değişiklik bir kişinin köle olarak tutulmasını anayasaya aykırı hâle getiriyor.

KÖLELİĞİN KALDIRILMASI

Diğer bir deyişle, tüm Amerikalılara özgürlük tanıyor.

Suçlular dahil olmak üzere bunun istisnaları mevcut.

Yasal boşluk sağlayan bir hüküm var.

BİR SUÇTAN CEZA ALANLAR HARİÇ

Eğer bunu yapının içine, bu anayasal dile yerleştirirseniz, o zaman hangi amaçla kullanılmak istenirse o amaca yönelik olarak kullanılır.

İnsan şunu aklında tutmalı, kölelik ekonomik bir sistemdi.

Ve köleliğin İç Savaş’ın sonunda tasfiyesi Güney’in ekonomisini felç etti.

Bu büyük bir sorundu.

Önceleri mal statüsüne sahip olan dört milyon kişi vardı ve bir zamanlar Güney ekonomisinin ayrılmaz bir parçasını oluşturuyorlardı.

Bu insanlar artık özgür.

O zaman bu insanlarla ne yapacaksınız?

Ekonomiyi nasıl tekrar inşa edeceksiniz?

13. Anayasa Değişikliği’nde bulunan boşluk anında istismar edildi.

İç Savaş sonrasında Afrikalı Amerikalılar toplu hâlde tutuklandı.

Bu, ülkemizdeki hapishanelerde yaşanan ilk patlamaydı.

Esasen yeniden köleydiniz artık.

13. Anayasa Değişikliği şöyle der, “Suçlular hariç herkes özgürdür. ” Suçlu durumuna düşürülürseniz, özgür de olamazsınız.

Aylaklık veya serserilik gibi çok önemsiz suçlar yüzünden tutuklandılar.

Ve İç Savaş sonrası Güney’in ekonomisini yeniden inşa etmek için çalışmak zorundaydılar.

Bunu takiben siyahların suça yatkınlığı miti hızlıca kabul gördü.

VAHŞİ ZENCİLERİN GADDARCA SUÇLARI Eskiye dönüp o zamanlar kullanılan retoriğe bir bakın.

Zencilerin kontrolden çıktığını, beyaz kadınlara karşı şiddet tehdidi oluşturdukları söyleniyordu.

Remus amca ve diğer iyi huylu siyahi figürlerin yerini sürgün edilmesi gereken, zorba ve tehditkâr zenci şeytanlar almıştı.

BİR ULUSUN DOĞUŞU

Bir Ulusun Doğuşu son derece önemli bir kültürel etkinlikti.

Gişe rekorları kıran ilk büyük filmdi ve hem sanatsal başarısı hem de getirdiği politik yorum açısından göklere çıkarıldı.

Gösterime girdiğinde coşkulu bir tepki aldı.

TÜM ZAMANLARIN EN İYİ FİLMİ

Her yerde gösterime girdiği haberleri yer alıyordu.

KALABALIKLAR ÇOK HEYECANLI Bir Ulusun Doğuşu, birçok beyazın İç Savaş ve sonrasına dair anlatmak istediği hikâyeyi doğruluyordu.

Yenilgiyi ortadan kaldırmak ve ondan bir tür şahadet yaratmak.

Dönemin başkanı Woodrow Wilson, filmi Beyaz Saray’daki özel gösterimde izledi.

Buna “Şimşekle yazılan tarih” diyordu.

Siyahlara ait her imge aşağılık, hayvani bir imgeydi.

Yamyam gibi, hayvansı.

Afrika kökenli Amerikalı erkek imgesi.

Erkek bir zenci suçlu tarafından tecavüze uğramaktansa kendini uçurumdan atan bir kadınla ilgili meşhur bir sahne vardır.

SUÇLU

Filmde siyahların beyaz kadınlar için tehdit oluşturduğunu görürsünüz.

Sonuçta tecavüzcü zenciler inanışın ortaya çıkma sebebi beyaz politikacı ve iş adamlarının çalışacak zencilere ihtiyaç duyması gerçekliğiydi.

Bir Ulusun Doğuşu ile ilgili gözden kaçırdığımız nokta ırk olayının ABD’de nasıl ele alınacağıyla ilgili son derece doğru bir öngörüde de bulunmasıydı.

DAVA.

SUÇLU.

Bir Ulusun Doğuşu, Ku Klux Klan’ın yeniden doğuşundan neredeyse doğrudan sorumluydu.

Romantik, coşkulu ve cesur bir portre çizilmişti.

Klan’ın asla içinde haç yakılan bir töreni olmamıştı.

Fikir D. W.

Griffith’e aitti, bunun harika bir sinematik imge olduğunu düşünüyordu.

Bu esas itibarıyla hayatın sanatı taklit ettiği bir durumdu.

Bir Ulusun Doğuşu, sinemanın ilk dönemine ait olduğu için etkisi dalga dalga yayıldı.

Ku Klux Klan’ın Bir Ulusun Doğuşu ile elde ettiği muazzam popülerlik sonucu başka bir terörizm dalgası geldi.

İKİ ZENCİ ÖLDÜRÜLDÜ

Yeniden İnşa dönemi ve İkinci Dünya Savaşı arasında linçler oldu.

BİR ZENCİYİ ASTILAR

Binlerce Afrika kökenli Amerikalı suç işledikleri gerekçesiyle kalabalıklar tarafından öldürüldü.

New York’ta yapılan 1924 tarihli Demokrat Parti Kongresi’nde delegelerin en az 350’sinin Klan üyesi olduğu tahmin ediliyor.

Ülkenin demografik yapısı bu dönemde şekillendi.

Artık Los Angeles, Oakland, Chicago, Cleveland, Detroit, Boston ve New York’ta Afrika kökenli Amerikalılar yaşıyor.

Pek az kişi, bu Afrikalı Amerikalıların yeni ekonomik fırsatların peşinde oralara göçmediğinin farkındadır.

Onlar terörden kaçarak gittiler.

2015’te kendiliğinden Oakland, LA, Compton, Harlem ve Brownsville’e gelmedik.

Bu nesillere ait bir travma.

“KKK” harfleri bir çakı ile Houston, Texas’ta bir meşe ağacına asılan ve zincirle kırbaçlanan bu adamın göğüs ve karnına kazınmıştı.

3000 KİŞİ ZENCİYİ YAKACAK

Chicago’lu genç zenci Emmett Till, Roy Bryant’ın çekici karısına göz koymakla suçlanıyor.

ZENCİ GENÇ ‘BİR KADINA ISLIK ÇALDIĞI’ İÇİN ÖLDÜRÜLDÜ KAYIP ZENCİ GENÇ VURULMUŞ OLARAK NEHİRDE BULUNDU

Bu kadar açık biçimde AMERİKA’NIN EN BÜYÜK AYIBI terörizme bulaşmak kabul edilemez olunca, olay daha yasal bir hâle dönüştü.

SONSUZA KADAR IRK AYRIMI Irk ayrımı.

Jim Crow.

YURT DIŞINA SEYAHAT SİLAH EDİNMEK Afrikalı Amerikalıların daimi olarak ikinci sınıf statüye indirgenmesini sağlayan yasalar kabul edildi.

300. 000’DEN FAZLA ZENCİ ALA’DA OY KULLANAMAYACAK SADECE BEYAZ OLMAYANLAR POLİS EMRİ Tüm bunlar, Griffith’in ırkların nasıl etkin olacağına dair kehanetinin JELANI COBB PROFESÖR hayata geçtiğini gösteriyordu.

Tüm bunların merkezinde bu suç korkusu vardı.

“Beyazlar ve beyaz olmayanlar” levhasını her görüşünüzde ön kapıyı kullanamayacak olmanın yarattığı öfke ile BRYAN STEVENSON AVUKAT baş etmek zorundaydınız.

Oy vermenizin veya okula gitmenizin engellendiği her gün, onur kırıcı bir yükü taşımak zorunda kalıyordunuz.

Vatandaşlık hakları savunucuları sadece vatandaşlık değil, bir insan hakları hareketinin de zorunlu hâle geldiğini gördüler.

Artık kaçınılmaz olan için hazırlanmamız gerektiğini düşünüyorum.

Evet! O an geldiğinde karşılaştığımız durumları büyük bir ağırbaşlılık ve sağduyu ile ele alalım.

Beyaz çocuklarla beyaz olmayan çocukları bir potada birleştirmek ve bu sayede melez ve kırma yığınlardan oluşan bir insan sınıfı yaratmak istiyorlar.

Böyle bir hareket, her iki ırkı da yok eder.

Az önce öğrencilerin içeride olduğunu haber aldık.

Zenciler plajları ortak olarak kullanmaya çalışıyordu.

ABD Vatandaşlık Hakları Komisyonu’na bağlı Florida Danışma Kurulu, şehrin her an patlamaya hazır bir bombaya dönüştüğü konusunda uyarıda bulundu.

Vatandaşlık hakları savunucuları medya ve birçok politikacı tarafından suçlu olarak resmedilmeye başlandı.

Güney’de var olan ırk ayrımı yasalarına kasten karşı gelen insanlar olarak gösterildiler.

KAPALI

Yıllardır “bekle” kelimesini işitiyorum.

Her zencinin kulağına çok aşina gelen bir söz.

Bu “bekle”, neredeyse her zaman “asla” anlamını taşıyor.

Çok geç gelen adalet, adalet değildir.

Vatandaşlık hakları hareketinin en parlak taktiklerinden biri suç kavramının dönüştürülmesiydi.

Tutuklanmak ilk kez asil bir anlam ifade ediyordu.

HENRY LOUIS GATES TARİH PROFESÖRÜ

Beyazlar tarafından tutuklanmak herkesin en kötü kabusuydu.

Birçok Afrikalı Amerikalı için hâlâ öyle.

Peki, ne yaptılar?

Gönüllü olarak tutuklanma merkezli bir hareket yarattılar.

Olayı tersyüz ettiler.

Bu ülkede siyah insanların verdiği çeşitli mücadelelere bakılırsa, hepsinin arkasında eksiksiz ve karmaşık insanlar olarak anlaşılma çabasının olduğu görülür.

BEN BİR İNSANIM

İnsanların bizi ilişkilendirdikleri bu ilkel suç makinesinden, korku ve tehdit imgesinden başka bir şeyiz.

Biz demokrasi için dayak yemeye hazırız ve siz onu sokakta kötüye kullanıyorsunuz.

Anlamsız farklılıkları bir kenara bırakalım ve ulusumuzu yeniden bütünleştirelim.

Vatandaşlık Hakları Yasası ve Oy Hakkı Yasası, “Nihayet kabul ediyoruz.

Kölelik, Aralık 1865’te kaldırılsa da biz bu insanların haklarını gasp ettik ve şimdi bu durumu düzelteceğiz” dedi.

İlk kez, eşit ölçüde adalet vaadi en azından bir olasılık olarak beliriyor.

Onların davası, bizim de davamız olmalı.

Ne yazık ki, vatandaşlık hakları hareketinin güç kazandığı bu dönemde, ülkedeki suç oranı da artmaya başlamıştı.

JOHN HAGAN PROFESÖR

Doğum oranının arttığı İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde suç oranı da artmaya başlamıştı.

Artık yetişkindiler.

Yani, sadece demografik değişim sonucu suç miktarında artış gerçekleşti.

ve politikacılar için vatandaşlık hakları hareketinin artan suç oranına katkıda bulunduğunu söylemek çok kolay hâle geldi.

MICHELLE ALEXANDER EĞİTİMCİ VE YAZAR

Zencilere özgürlüklerini verecek olursak, ulusça bunun bedelini artan suç oranıyla ödeyecektik.

ABD’deki hapishane nüfusu 20. Yüzyılın genelinde büyük oranda sabitti.

Yukarı veya aşağı, kayda değer bir hareket olmadı.

Ancak bu durum 1970’lerde değişti.

1970’lerde “topluca hapsetme” olarak tanımlanan dönem başladı.

Burası kanunlara tabi bir ülke.

Abraham Lincoln’un dediği gibi, “Kimse kanunun üstünde değildir. Kimse kanunun altında da değildir. ”

Kanunları uygulayacağız, kanun ve nizam istiyorsak Amerikalılar bunu hiç unutmamalı.

Taş kırıyorum burada Ayağımda pranga Taş kırıyorum ve cezamı çekiyorum Taş kırıyorum burada Ayağımda pranga Çünkü hüküm giydim Sen sıkı tut, ben vurayım Tarihteki her an değerli ve benzersizdir.

Ancak bazıları başlangıç anları olarak öne çıkar bu anlarda on yıllara, hatta yüzyıllara şekil verecek rotalar belirlenir.

Bu, öyle bir an olabilir.

ABD HAPİSHANE NÜFUSU 1968 = 346. 830

Nixon döneminde, kanun ve nizam devrinde, suç, ırk yerine geçmeye başladı.

ANGELA DAVIS EMEKLİ PROFESÖR

Eğer “savaş” kelimesini kullanmanın uygun olacağı bir alan varsa o da suç ile savaş alanıdır.

Konuştuklarının bir kısmı suç ile savaş hakkındaydı.

JAMES KILGORE HAPİS YATMIŞ YAZAR

Ama bu aslında “köpek ıslığı politikası” dediğimiz şifreli bir konuşmaydı ve Nixon’ın savaşmak zorunda hissettiği Kara Güç, Kara Panterler, savaş karşıtı hareket, kadınlara ve eşcinsellere özgürlük gibi dönemin politik hareketlerine gönderme yapıyordu.

Federal hükümetin FBI yoluyla bir bölgeye girmesi, bu hareketlere dahil olanların eninde sonunda tutuklanacağına dair bir uyarı niteliği taşımalıdır.

Kanun ve nizam talep ediliyordu.

Ve Nixon da bu talebi kusursuz biçimde seslendiren kişi oldu.

Amerika’da yasalara saygı olmadan ilerleme olamaz.

Birçok kişi kontrolün elimizden gittiğini düşündü.

Şehirlerde ortaya çıkan kötülüklere karşı Birleşik Devletler’de topyekûn savaş vermeliyiz.

Yerelde kanunların uygulanması için federal harcamalar ikiye katlanacak.

Amerikan toplumunda var olan suç ve yozlaşma odakları için zaman daralıyor.

Suç dalgası, Amerika Birleşik Devletleri’nde geleceğin dalgası olmayacak.

“Topyekûn savaş” adını verdiğim mücadeleyi ABD’deki bir numaralı halk düşmanı olan tehlikeli uyuşturucular sorununa karşı vermeliyiz. “Uyuşturuculara karşı savaş.

” Bu sözler, uyuşturucu bağımlılığı ile bir sağlık sorunu değil, bir suç unsuru olarak mücadele etmeye karar verdiğimiz dönemin başlangıcı oldu.

Yüz binlerce insan esrar bulundurma ve benzeri küçük çaplı suçlardan dolayı hapse gönderildi.

Birleşik Devletler’de bir numaralı halk düşmanı uyuşturucu bağımlılığıdır.

Bu düşmanla savaşmak ve onu yenmek için yeni ve toplu bir saldırı başlatmak gerekiyor.

Bu kanun ve nizam talebi Güney stratejisi olarak adlandırılan bir akımla bütünleşir.

Nixon eskiden sıkı Demokratlar olan Güneyli beyazları Cumhuriyetçi saflara katmaya başlar.

OYLAR CUMHURİYETÇİLERE

Fakir ve işçi sınıfından beyazları topluca Cumhuriyetçi Partiye katılmaya ikna eder.

KHALIL G. MUHAMMAD PROFESÖR

İncelikli, ırkçı olmayan terimlerle konuşarak örtük bir ırkçı çağrı suçtan, kanun ve nizamdan veya vatandaşlık hakları hareketinin

kentlerde yarattığı kargaşadan söz ediyordu.

Ülkemizde suça, uyuşturuculara ve aşırı serbestliğe karşı toptan bir taarruz başlattık.

“Sert olun” ve “kanun ve nizam” retoriği kısmen vatandaşlık hakları hareketine karşı bir tepkiydi.

JOHN EHRLICHMAN RICHARD NIXON’IN DANIŞMANI

Nixon yönetiminden bir görevli uyuşturucuya karşı savaşta asıl amacın siyahları hapsetmek olduğunu itiraf etti.

Şöyle demişti, “1968’teki Nixon kampanyasının ve onu izleyen Nixon Beyaz Sarayı’nın iki düşmanı vardı, savaş karşıtı sol ve siyahlar.

Anlıyor musunuz?

Savaş karşıtlığını veya siyah olmayı yasa dışı ilan edemeyeceğimizi biliyorduk.

Kamuoyunun hippileri esrar, siyahları ise eroin ile özdeşleştirmesini sağlayarak ve her ikisine de suçlu muamelesi yaparak bu toplulukları parçalayabildik.

Liderlerini tutukluyor, evlerini basıyor, toplantılarını durduruyor ve akşam haberlerinde onları kötüleyebiliyorduk.

Uyuşturucular hakkında yalan söylediğimizi biliyor muyduk?

Tabii ki biliyorduk.

” ABD HAPİSHANE NÜFUSU 1970 = 357. 292

Reagan döneminin sonu On bir, on iki yaşlarındayım Her şeyin toptan değişeceğini Anlayacak kadar büyüğüm Uyuşturucuya karşı savaş ilan ettiler Teröre karşı savaş gibi Ama aslında olan şey Polisin istediğini terörize etmesiydi Çoğu siyah gençlerdi Bize zenci derlerdi Göbeğimizin üstünde yere yatırır Elleri tetikte beklerlerdi Sağ elinizi kaldırarak söylediklerimi tekrar edin.

Ben, Ronald Reagan, yemin ederim ki Ben, Ronald Reagan, yemin ederim ki tüm sadakatimle görev yapacağım Ronald Reagan’ın seçilmesi, birçok açıdan, olumsuz anlamda dönüştürücüydü.

“Uyuşturuculara karşı savaş” terimini ilk ortaya atan Başkan Richard Nixon’dı, ama söze dayalı bir savaşı gerçeğe dönüştüren Ronald Reagan oldu.

Amerikalı çocuklar için okula dönme zamanı.

Ve uyuşturucu ve alkol bağımlılığı tüm kuşakları etkilese de, özellikle geleceğimizin bağlı olduğu genç insanlara zarar veriyor.

Uyuşturuculara karşı modern savaş, 1982’de Ronald Reagan tarafından başlatıldı.

Ulusal kampanyamız için seferber olduğumuz şu günlerde uyuşturucuların milyonlarca kişiyi esir aldığını düşünüyorum.

O döneme ait kamuoyu yoklamaları bunun ABD genelinde bir sorun olmadığını gösteriyor.

Ama Reagan bu konuyu gündeme getirerek bir sorun olarak tanımlamakta kararlıydı.

Uyuşturucuya karşı savaş, bireysel mücadelelerden oluşur.

Reagan, örneğin, “Hayır deseniz yeter” kampanyasında eşini kullanmıştı.

Birçok gencimize uyuşturucuya hayır diyebilmesi için yardımcı oldu.

En büyük pay sana ait Nancy.

Bu sizin beyniniz.

Bu uyuşturucu.

Bu da uyuşturucu etkisi altındaki beyniniz.

Ben katıldım.

“Nasıl Ronald Reagan gibi birinin uyuşturuculara karşı CHARLES RANGEL KONGRE ÜYESİ açtığı savaşa katılabilirsin ki? ” diyenler oldu.

Nancy Reagan’ın yanında yer aldım, zira “Hayır deseniz yeter” dedi.

O kadar yüksek sesle hayır deyin ki, herkes sesinizi duysun.

Burada genel bir eğitimden söz ediyoruz.

İnsanları hapsetmekten bahsetmiyoruz.

İnsanları eğitmekten ve önlem almaktan söz ediyoruz.

O tarihlerde ABD ekonomisinde kriz vardı.

Üzülerek söylüyorum ki, Büyük Buhran’dan bu yana en büyük ekonomik kargaşanın içindeyiz.

İnsanlara destek olmaları için tasarlanan kurumlar, eğitim sistemi, sosyal yardım, iş imkânları, sağlık hizmetleri doğrudan saldırı altındaydı.

Dengeli bir bütçeden karşılanamayan hükümet programları sizin cebinizden karşılanmalı.

Zenginler daha zengin, fakirler daha fakir oluyor diyorlar.

Amerikan iş dünyasının ve girişimci sınıfın özgürlüğünü genişletme fikri 1982 mali yılında 1,8 milyar dolar tasarruf edeceğiz.

Neiman Marcus gibi lüks mağazalar rekor satış öngörüyor.

Yoksulluk sınırının altına düşen Amerikalıların sayısı son 20 yılda en yüksek seviyesine ulaştı.

Evet, yoksulluk seviyesinde bir artış oldu, ama bu noktaya gelmemizden önceki yıllara göre daha düşük bir artış hızı var.

Hızı kesilmiş olsa da hâlâ yükseliyor.

1980’lerin ortasında uyuşturuculara karşı savaş başlatmıştık.

Derken, birdenbire, taş kokain denilen yeni bir uyuşturucu çıkageldi.

Steve Young’ın haberi, taş denilen yeni bir kokain türü hakkında.

Tehlikeli.

Ölümcül.

İnsanı öldürür.

“Uyuşturucu salgını, karşımıza dikilen bir terörist kadar tehlikeli.

” Bu sözler bugün Amerika’daki uyuşturucu bağımlılığının ele alındığı meclis ve senato komitelerinde sarf edildi.

Çok ufak dozlarda ve nispeten ucuz pazarlanabilen bu uyuşturucu, başta Afrikalı Amerikalılar olmak üzere, birçok topluluğu ele geçirecekti.

Taş, daha ziyade şehir içi bir sorunken kokain, banliyölerde yaygındı.

Taş da denilen, tüttürülebilen kokain, kontrolden çıkmış bir yangına benziyor.

Kongre, rekor sürede, taş kokain için toz kokaine göre çok daha ağır olan zorunlu cezalar getirdi.

28 gram taş kokain için hapis yatma süresi 2,8 kilo toz kokain ile aynıydı.

Polis taş kokain satıcılarına göz açtırmıyor.

DAVID DINKINS NEW YORK’UN 106. BELEDİYE BAŞKANI

Genellikle siyah veya Latin kökenli olan bu kişiler, taş kokain bulundurmaktan uzun hapis cezaları alıyordu.

Üzerinde taş kokain bulunan bir siyahsan, hayatının geri kalanını hapiste geçirirsin.

SHAKA SENGHOR HAPİS YATMIŞ AKTİVİST

Eğer beyazsan hafif bir cezayla kurtulursun.

Kokain daha sofistikeydi.

Tozdan ibaretti.

Uyuşturucu yasasının uygulanmasıyla ilgili harcamalarımız gelecek seneye kadar 1981 seviyesine göre üç kattan fazla artacak.

Birdenbire siyah halkın üzerinden bir tırpan geçiverdi.

PAT NOLAN HAPİS YATMIŞ AKTİVİST

İnsanlar ailelerinden kopartılarak büyük yığınlar hâlinde, uzun süreler için hapishanelerimize konmaya başladı.

Ceza ve infaz kurumları için milyonlarca dolar ayrılacak.

Reagan yönetiminde yaşanan bu tür dengesizlikler hızla topluca hapsedilme döneminin kapılarını açtı.

Reagan’ın nihai olarak yaptığı, ekonomik eşitsizlik sorununu, Amerikan şehirlerindeki yoğun ırk ayrımını ve uyuşturucu bağımlılığı problemini bir arada ele alıp tümünü uyuşturuculara karşı savaş başlığı altında suçlulaştırmaktı.

Taş ve toz kokaine kesinlikle aynı muameleyi yapmalıydık.

Siyah toplum üzerinde büyük bir yük oluşturmasının yanı sıra temel adalet duygusunu da sarstı.

Taş kokain 80’lerde ortaya çıktığında birçok belediye reisi tehdit hissetti ve üzerine gitmek istedi.

Rangel daha ağır cezalar verilmesi için bastıranlardan biriydi.

O zaman için iyi bir fikir gibi görünmüş olabilir, ama etkili olamadığı kesin.

Daha sonra, yıllar içinde, tarih yeniden yazılmaya çalışıldı ve kötü beyaz adamların sebep olduğu ırksal bir eşitsizlik gibi gösterildi.

Ama bu doğru değil.

Birçok açıdan, uyuşturucuya karşı savaş, beyaz olmayan topluluklara, siyah topluluklara, Latin kökenli topluluklara karşı verilen bir savaştı.

Richard Nixon tarafından politik stratejisinin parçası olarak başlatılan retoriğe dayalı savaş, Ronald Reagan tarafından beyaz olmayan yoksul topluluklarca neredeyse bir soykırım gibi hissedilen gerçek bir savaşa dönüştürüldü.

Nixon’ın Güney stratejisi vatandaşlık hakları hareketinden hemen sonra uygulamaya konmuştu.

Seçimi kolayca kazanmak için suç korkusundan, kanun ve nizamdan dem vuruyordu.

Reagan, zenginlere vergi indirimi ve tüm taş kullanıcılarını hapse atma sözü verdi.

Her ikisi de beyaz olmayan toplulukları mahvetti, ama Güneyli oyları alma konusunda etkiliydi.

Irkı merkeze almadan Amerikan politik kültürünü anlamak mümkün değildir.

1981 yılında, Reagan başkan olmadan hemen önce, kampanya stratejisti Lee Atwater Güney stratejisini anlatırken kayda alınmıştı.

Diğer bir deyişle, yola çıkarken Bu söylediklerimi duymamış olun 1954 yılında zenci, zenci, zenci diyerek işe başlarsınız.

1968’te artık zenci diyemezsiniz.

Size zarar verir.

Ters teper.

Siz de “zorunlu taşıma”, “eyalet hakları” ve benzeri şeyler söylersiniz.

O kadar soyut hâle getirirsiniz ki vergi indirimden bahsetmeye başlarsınız.

Bu konuştuklarınız ekonomik konulardır.

Ve onların yan ürünü ise siyahların beyazlardan daha fazla zarar görmesidir.

ABD HAPİSHANE NÜFUSU 1980 = 513. 900

Benim suçlu olduğumu iddia ediyorlar Hayret ediyorum Bazı insanlar nasıl bilemiyor Düşmanları onların dostu Ve koruyucusu olabilirdi Ben bir holigan değilim Partide eğlenirim Beni gördükleri anda korkarlar Tam ibretliğim Bir halk düşmanı Kullanılmışım, kötüye kullanılmışım Öfkelenmeyi reddediyorum Yine de haberlerde Yutturmacaya inanmayın Sakın ona kanmayın

ÇILGIN GENÇLER TECAVÜZDEN TUTUKLANDI YEDİSİ KURT SÜRÜSÜ’NDEN KURT SÜRÜSÜ

Uyuşturucuya karşı savaş, Cops gibi dizilerle popüler kültürümüzün parçası oldu.

Gece yerel haberlere baktığınızda elleri kelepçeli siyah erkeklerin ekranda resmigeçit yaptığını görürsünüz.

Siyah erkekler ve genel olarak siyah insanlar haberlerde yoğun biçimde suçlu olarak resmediliyor.

Yani, gerçekte olduğundan daha fazla suçlu olarak gösteriliyorlar.

Oysa FBI istatistiklerine bakıldığında durum öyle değil.

Ben çoğu siyah ve kahverengi tenli olan insanları kafese kapatılmış hayvanlar gibi gösteren klişelerle dolu medyanın gücüne inananlardanım.

BAZ DREISINGER EĞİTMEN VE YAZAR

Bunları seyreden biri televizyonu kapadığında “İyi ki cezaevleri var.

Yoksa bu çılgın tipler mahallemde dolaşacaklardı” diye düşünür.

İnsanların korku duyacağı bir bağlam yaratmak.

CORY GREENE AKTİVİST

İnsanları korkutursanız, başkalarını çöp kutusuna atmayı her zaman haklı gösterebilirsiniz.

Para çantanızı veya cüzdanınızı aşırmak için bekleyen bir çocuğa rastlayabilirsiniz.

Ülkedeki tüm medya organları benim insan olmadığımı düşünüyor.

Sanki kendi adımmış gibi “azılı avcı” kelimesini duymaya başladım.

– Azılı avcı.

– Yırtıcı hayvan.

– Azılı avcı.

– Azılı avcılar.

Bu kuşağı tanımlamak için kullandıkları kelime buydu ve çok etkiliydi.

Uzmanlar onlara süper avcılar diyor.

Onlar artık sadece çocuk çeteleri değil.

Bu tür çocuklara genellikle azılı avcılar deniyor.

Vicdan ve empati sahibi değiller.

Babasız, tanrısız ve işsiz olarak büyüyen bir grup çocuk.

Beni rahatsız eden, siyahların da büyük ölçüde bu yemi yutmuş olmaları.

Kontrol altında tutulması gereken hayvanlar, vahşiler.

KOCH ONLARA ‘CANAVAR’ DİYOR

Büyükanneleri, “Ama o iyi bir çocuk.

Kötü bir şey yapmadı” dediğinde sakın inanmayın.

Birçok siyah topluluk, çocuklarını suçlu duruma düşüren politikaları desteklemeye başladı.

DEBORAH SMALL AVUKAT

Geçen gece, saldırı yüzünden suçlanan sekiz genç tecavüz ve cinayete teşebbüsten hakim karşısına çıkarıldı.

Central Park koşucu davasında beş suçsuz genç hapse atıldı, çünkü bu “hayvanların” kapatılmasını isteyen kamuoyu baskısı çok güçlüydü.

PARK SERSERİLERİ BUNA ‘YAĞMA’ DİYOR

Emin olabilirsiniz ki bu kıza vahşice tecavüz eden insanlardan nefret ediyorum.

Donald Trump onlara ölüm cezası verilmesini istiyordu.

Baskı oluşturmak için tam sayfa ilan yayınladı.

Dördü 18 yaş altında olan bu çocuklar, DNA verileri hepsinin suçsuz olduğunu kanıtlayana kadar altı ile on bir yıl arasında yetişkin cezaevlerinde yattılar.

Suçu onlarla özdeşleştiriyoruz.

Onları böyle tanıtıyoruz.

“Tecavüzcü.

Katil.

Hırsız.

Cinsel suçlu.

Soyguncu.

Çete reisi. ”

Bu gözle bakıldığında onların suçlu olduğunu ve hapse girmeleri gerektiğini kabul etmek de çok kolay oluyor.

Nesnel gerçek şu ki, hiçbir beyaz aslında Amerika’da siyah olmanın zorluğunu anlamıyor.

Bir halkı bilinçli olarak yıllar boyunca, siyah erkekler başta olmak üzere genelde tüm siyah insanların suçlu olduğuna inanmaları için eğitmiş oluyorsunuz.

Açıkça ifade edeyim.

Sadece beyazlar buna inanıyor demiyorum.

Siyahlar da buna inanıyor ve kendimizden korkuyoruz.

Askeri olarak zayıf olduğumuz, suçlulara kurbanlardan çok özen gösterdiğimiz günlere geri mi dönelim?

Bu riski alamayız.

Salı günü oyunuza talibim.

Sizden yana olan bir lider.

Başkan adayınız Michael Dukakis.

Başkanlık kampanyasının ortasında Willie Horton adında bir kişi hakkında bir duyuru yayınlandı.

Bush ve Dukakis’in suça yaklaşımları.

Dukakis, ölüm cezasına karşı çıkmakla kalmadı, birinci derece katillere hafta sonları hapishaneden çıkma izni de verdi.

Willie Horton onlardan biriydi.

Bu, tüm başkanlık kampanyasının odak noktası hâline geldi.

Horton kaçtı, genç bir çifti kaçırdı, adamı bıçakladı ve kız arkadaşına defalarca tecavüz etti.

Hafta sonu hapishaneden çıkış izinleri.

Dukakis’in suça yaklaşımı.

Dukakis programı korudu, iptaline yönelik bir teklifi veto etti ve katillerin hafta sonları salıverilmesini desteklemiş oldu.

Aynı Dukakis, kampanya Willie Horton’a odaklanmadan önce Bush karşısında çift haneli avantaja sahipti, ancak sonrasında Bush, Dukakis’i geçti ve seçimleri kazandı.

Hangi başkan adayına suça karşı dik durma konusunda güvenebilirsiniz?

George Bush.

Bush, öyle yaptığını söylemeden, suçlu siyah adamlar korkusu yaratarak seçimleri kazandı.

Bu, ırklar arasında büyük ayrılık yaratan bir andı.

Bu kampanyada Afrikalı Amerikalılar bilerek suçlu olarak tasvir edildi.

Kimse beni tersine inandıramaz.

Liberaller, önemsemez bir ifadeyle ona Willie Horton diyorlar.

Orijinal makale Reader’s Digest’ta yer aldı.

William Horton, fotoğrafsız.

Demokratlar siyah olduğunu bilmenizi istiyordu.

Teşekkürler, Grover.

VAN JONES AKTİVİST VE YAZAR

Konu ismi değildi sansasyon yaratan onun imajıydı.

Bir katil ve tecavüzcüyü eleştirmenin zalimce olduğunu söyleyen liberaller, bu tartışmada tüm inanılırlıklarını kaybediyorlar.

Bu kesin.

Ve insanlar, “Suç hakkında söyleyeceklerinizi duymak istemiyoruz,” diyor.

Kim ne diyor veya yapıyor olursa olsun, o ilanla neyi amaçladıklarını gayet iyi biliyorlardı.

Adamı bıçaklamak ve kız arkadaşına tecavüz etmek.

Bu durum çok temel bir Amerikan korkusunu ortaya çıkardı, zira Willie Horton kölelik sonrası zamandan bu yana beyazların hayal gücünün ana ögesi olan siyah tecavüzcünün ta kendisiydi.

Ortada tecavüzden hüküm giymiş siyah bir erkek vardı SUÇLU.

“Beyaz nüfusun kurtarıcısı ve koruyucusu olacağım.

” Bu ülkede ırklar arası tecavüzün tarihine bakıldığında, beyaz erkeklerin siyah kadınlara tecavüzünün, tersine göre çok daha yaygın olduğu gerçeğine aldırmadan söylenmiş bir söz.

ON İKİ YILLIK ESARET STEVE MCQUEEN Patsey.

KAÇIRMA – BIÇAKLAMA – TECAVÜZ

1915’te, Bir Ulusun Doğuşu’nda bu kadar büyük sanatsal fayda sağlayan bu fikir aynı yüzyılın sonunda hâlâ politik kazanç getiriyordu.

Ülkemizde oy verenlerin korku ve endişe duygularına hitap etmenin yolu siyah cesetlerden geçiyor.

ABD HAPİSHANE NÜFUSU 1985 = 759. 100

Küçük Kadeija’nın babası hapiste Patlatmak ister kilidi Ama hapishane Özel bir depo gibi Kız rüyasında görür Onun salıvereceği günü Kız polisten nefret eder Ama onu kucaklayıp öpen ninesi Onu çok sever Babası siyasi tutuklu Özgür Fred Hükümetin vurup öldürdüğü Bir Panter’in oğlu Düşman hattının ardında Zenciler hücre arkadaşları Gençlerin çoğu Kaçamaz hapse girme kaderinden Devasa kamplar Oyun planını ilerletecek Bizi adamın ellerine teslim edecek Kilit altında Onlar yeni bir Demokrat kuşağından, Bill Clinton ve Al Gore.

Eski partililerden farklı düşünüyorlar.

Ölüm cezasını destekleyerek suçlulara güçlü bir mesaj verdiler.

Demokratların 1988’de veya benzer şekilde 1984 ve 1980’de nasıl yenilgiye uğradığına bakılırsa, Demokratlar arasında daha merkeziyetçi bir pozisyon alınması gerektiği hissinin uyandığı görülür.

Bir politikacının aday olması ve suça karşı yumuşaklık göstermesi imkânsız hâle gelmişti.

Bahsettiği yasa tasarısından yana değildim.

Suçlulara karşı yeterince sert değildi.

Herkesin suça karşı sert olma konusunda rekabet içine girdiği bir ortamda herkes hızla aynı konuma itilecektir.

Daha fazlası yapılmadığı sürece politik bir avantaj sağlamayacaktır.

Sokaklarda daha fazla polise ihtiyacımız var.

Sokaklardaki polis sayısını artıracak bir yasa tasarısı, çoğunluğunu Cumhuriyetçilerin oluşturduğu senatörlerin Senato’yu tıkamasıyla engellendi.

Argüman hep “Yumuşak liberaller sizi koruyamaz. Sert muhafazakarlar korur” oldu.

Bu savaşı her seferinde kazandık.

80’lerin sonuna, 90’ların başına doğru ise Bill Clinton gibi kişiler bizimle bu konuda boy ölçüşmeleri gerektiğini anlamaya başladılar.

ABD Başkanlığı görevimi sadakatle yerine getireceğim.

Bill Clinton, esasen hâlâ Reagan’a ait olan bu ülkeyi bir Demokrat olarak nasıl yönetebileceğini anlamaya çalışıyordu.

Şiddetli suçlar ve yarattıkları korku toplumumuzu felç ediyor.

O sırada bazı yüksek profilli, korkunç suçlar işlenir.

Bölge sakinleri 12 yaşındaki Polly Klaas’ı elbirliğiyle arıyor.

Şu anda cesedini bulma çabaları sürüyor.

Yatak odasından kaçırılan ve daha sonra öldürülen Polly Klaas, California’nın “üç cezada işin biter” yasasına yol açtı.

Üçüncü kez bir şiddet suçu işlersen, hapse atılırsın, hem de temelli.

Üç cezada işin biter.

Bir kişi üçüncü kez hüküm giyerse, o kişi hayatının geri kalanını hapiste geçirmek zorunda kalır.

Mahkemeyi bekleyen üç kez ceza almış pek çok sanık var.

Los Angeles Şerif Departmanı yeni gelen üç kez ceza almış mahkûmlara yer açmak için her ay hafif suçlardan yatan 4200 mahkûmu serbest bırakmak zorunda.

Bu, zorunlu asgari ceza başta olmak üzere oluşturduğumuz diğer politikalar ile uyumlu.

“Zorunlu cezalandırma.

” Hakimlerin bir suça eşlik eden koşulları göz önüne almalarına artık izin verilmeyecek dedik.

Zorunlu bir ceza uygulayacağız.

Bu hakimler için zor bir durumdu.

NICK TURNER VERA ADALET ENSTİTÜSÜ

Günlük olarak adalet dağıtmaya çalışırken bunu yapamaz hâle geldiler.

Birçok California topluluğunda tüm hukuk davaları ceza davalarının iş yüküyle baş edebilmek için ertelendi.

Takdir hakkını, muhtemelen mahkemelerin en tarafsız parçası olan hakimlerden alıp savcılara verdik.

KEN THOMPSON BÖLGE SAVCISI

ABD genelinde, seçilen savcıların %95’i beyazlardan oluşuyor.

Ciddi suçlar işlemiş mahkumlar, cezalarının en az %85’ini çekecek.

Mahkûmların cezalarının %85’ini çekmelerini sağlayan Gerçek Cezalandırma yasasını çıkarttık.

Gerçek Cezalandırma.

Belli bir süre için hapis cezası almışsınızdır.

Kamuoyu, bu cezayı tamı tamına çektiğinizden emin olmak ister.

Şartlı tahliyeyi ortadan kaldırdık.

DAVID KEENE AMERİKAN MUHAFAZAKAR BİRLİĞİ

Federal sistemde, 20 veya 30 sene ceza aldığınızda, bunun karşılığı budur.

İnsanlar artık kamu güvenliği için bir tehdit oluşturmuyorlarsa, cezaevlerinden çıkabilmeleri için şartlı tahliye sistemi vardı.

Sharanda son 16 yılını hapiste geçirdi ve orada ölecek, zira şartlı tahliyesiz ömür boyu hapis cezası almıştı.

Tek suçu neydi?

Kokain taşımak.

“Tek suçu” derken gerçekten tek suçunu kastediyorum.

Daha önce tutuklanmamıştı.

Hem de hiç.

Hakim, Sharanda’ya ömür boyu ceza vermek zorunda kalmıştı.

Daha uzun cezalar, üç cezada işin biter, idam cezası gerektiren yaklaşık 60 yeni suç Bunun üzerine Kongre, 1994 yılında yasaların hapis yoluyla uygulanmasına yönelik önlemlerle dolu 30 milyar dolarlık bir federal suç yasa tasarısı önerir.

Topluluklarımızı daha da güvenli hâle getirmek için en son teknoloji ve taktikleri içeren 21.

Yüzyıla yönelik bir suç yasa tasarısı öneriyorum.

O torba yasa taslağı hapishane sisteminin dev boyutlara ulaşmasından sorumluydu.

Dahası, kanun kuvvetlerine, bugün kötü muamele olarak gördüğümüz pek çok şeyi yapmaları için para veriliyor ve teşvikte bulunuluyordu.

100. 000 caniyi sokaklardan uzak tutacak hapishaneler yapmakta kullanılacak.

Uyuşturucu suçlarına karışmış azami sayıda kişiyi hapsedecek hapishaneler inşa edilmesi için eyalet fonlarını artırmakla kalmıyor, aynı zamanda 100. 000 polis memurunu sokağa çıkarıyordu.

Suç, bizi bölmek için bolca kullanılmış ateşli bir siyasi mesele olmuştur.

CRAIG DEROCHE HAPİS YATMIŞ AKTİVİST

Başkan Clinton’ın 1994’te yaptığı şey seleflerinin yaptıklarından daha zararlı, çünkü bugün gördüğümüz altyapıyı inşa etti, SWAT ekiplerine sahip küçük kırsal polis karakollarına varıncaya kadar tüm kademeler askerileşti.

Ve yine her seviyede tutuklanan insan sayısında böylesi artışlar ve hapishane nüfusunda böyle bir patlama görüyoruz.

CORY BOOKER ABD SENATÖRÜ

Özgürlük iddiasında olan bir ülkeyiz, yine de en kırılgan vatandaşlarımızı içine alıp öğüten topluca hapsetme uygulamamız ve çok yüksek bir tutuklu nüfusumuz var ve sistem, beyaz olmayanlara karşı büyük ölçüde önyargılı.

ABD HAPİSHANE NÜFUSU 1990 = 1. 179. 200

Ama bu konuda bir şeyler söylemek istiyorum.

Çünkü durumu kötüleştiren bir kanun tasarısı imzaladım.

Bunu itiraf etmek istiyorum.

Şimdi bir hata olduğunu itiraf ettiği 1994 tarihli kanun tasarısı Daha uzun cezalar vardı.

Bu kişilerin çoğu eyalet kanunları uyarınca hapiste, ama federal hukuk bir eğilim belirledi.

Ve bu abartıldı.

Bu konuda yanlış yaptık.

Başkan Clinton’ın, işlerin onun ve hepimizin umduğundan farklı şekilde geliştiğini kabul etmesi önemlidir bence.

Yöntemlerindeki hatayı fark ettiği için mutluyum.

Bence o zamanlar da bunun iyi bir politika olmadığını biliyordu.

O zamanlar artan suç oranı konusunda feryatlar yükseliyordu.

DEMOKRAT PARTİ BAŞKANLIK TARTIŞMASI

Tüm topluluklardan insanlar bu konuda bir şeyler yapılmasını istiyordu.

Eşim geçen yaz NAACP’de bunun bazı sorunları çözerken başka sorunlar ortaya çıkardığını söyledi, buna katılıyorum.

Özür dilediğini görmek güzel, ama sorumluluk alıp hesap vermesi gerekir, Hillary’nin de, çünkü bunu desteklemişti, yakın zamana dek de destekliyordu.

Bill Clinton bir grup Siyahların Yaşamları Değerlidir protestocusuyla yüzleşti.

Siyahların hapsedilmesinde artışa yol açtığını söyledikleri 1994 suç yasasını protesto ediyorlardı.

On üç yaşında çocuklara taş kokain verip onları diğer Afrikalı Amerikalı çocukları öldürsünler diye sokağa salan gangsterleri nasıl tanımlarsınız bilmem.

Belki iyi vatandaşlar olduklarını düşünüyordunuz.

O aynı fikirde değildi.

Değildi! Değerli bulduğunuz hayatları öldüren insanları savunuyorsunuz.

Doğruyu söyleyin.

Burada gücün gerçekliğini göz ardı edemeyiz.

Bill Clinton’ın öne sürdüğü politikalar, zorunlu asgari hapis cezası, üç ceza kuralı Bunlar siyasi gücün kullanımına örnekti.

Bugün hapiste olmayacak milyonlarca kişinin hapse girmesine neden oldular.

Ailelerin dağılmasına neden oldular.

Çocukları ebeveynsiz bıraktılar.

Olan bu.

2001 AFRİKALI AMERİKALI TUTUKLU NÜFUSU 878. 400

Neden?

“Bill Clinton neden bu kadar güçlü?

” diye sormamalıyız.

Sormamız gereken şu, “Siyah toplum kendini korumakta neden bu kadar güçsüz?

” 60’lı ve 70’li yıllarda kaç şehit verdiğimizi unutmayalım.

Kaç liderimizin ülkeyi terk etmek zorunda kaldığını veya hapse girdiğini de.

Bütün bir lider kuşağını ortadan kaldırdınız.

Onları ülkeden sürdünüz, hapse attınız, mezara soktunuz.

Sonra bu yıldırım harekatına başardınız ve biz kendimizi koruyamadık.

Amerika’da beyaz liderlerin hikâyelerini anlatırken FBI’dan söz etmeyebilirsiniz.

Siyah liderlerin bir tanesinin bile hikâyesini, siyah muhalifleri silah hâline getiren ceza muhakemesi sisteminin bütün ağırlığını hissetmeden anlatamazsınız.

Her gün ölüm tehdidi altında yaşamaktan bıktım.

Şehitlik kompleksim yok.

Bu akşam binada bulunan herkes kadar uzun yaşamak istiyorum.

Dr. King’in herkesin baş tacı ettiği sevilen bir kişilik olmadığı unutuluyor.

Federal Soruşturma Bürosu’nun başındaki kişi tarafından Amerika’daki en tehlikeli kişilerden biri olarak kabul ediliyordu.

Dr. King’in sokaktaki genç kardeşlerle alakası olmadığını söylemeyin.

Onlar polisle uğraşıyorlar.

O da en üstteki polisle uğraştı.

Buraya zorla getirildik.

Buraya vatandaş olmak üzere getirilmedik.

Buraya uzun uzadıya övdükleri anayasal lütufların keyfini çıkarmak üzere getirilmedik.

Malcolm’un yakın çevresine polisler sızmıştı.

Maiyetinde sıradan insanlar kadar sivil polisler de vardı.

Siyah muhaliflerden o kadar korkuluyordu.

FBI Müdürü J. Edgar Hoover Kara Panterler’in ülke için en büyük iç tehdidi oluşturduğunu belirtti.

J. Edgar Hoover, Panterler’in o dönemin Amerikan demokrasisi için en büyük tehdit olduğunu söylemişti.

Panterler hiçbir zaman o boyutta olmadılar.

Aklı başında hiç kimse Kara Panterler’in dünya tarihindeki en büyük askeri gücü alaşağı edeceğine inanıyor olamaz.

Bütün hareket hükümet tarafından suçlu gösterildi ve sistematik bir şekilde yok edildi.

Fred Hampton gibi birini kaybetmenin ne demek olduğunu anlaşılmadı.

Fred Hampton 21 yaşındayken bir şekilde siyahları, beyazları, Porto Rikoluları ve Amerikan yerlilerini bir araya getirmeyi başarmıştı.

Bundan sonra, ben hapse girdikten sonra, herkes hapse girdikten sonra, devrimciler hapsedilebilse bile devrimin hapsedilemeyeceğini söyleyeceğiz.

Ortadan kalkması gerekiyordu.

Polis bugün Kara Panterler’in Illinois’deki liderini Chicago’da öldürdü.

Panter Lideri Fred Hampton ve Illinois’den bir başka lider öldürüldü.

‘POLİS İÇERİ DALIP ATEŞ ETMEYE BAŞLADI’ Sabahın 4. 30’unda yatağında uyuyan başkanımızın beyninin dağıtıldığı yer burası.

Resmen bütün evi havaya uçurdular.

Hamile eşi yatakta yanında yatıyordu.

İnsanları birleştirebilen bir liderden bu kadar korkuyorlardı.

Bu sistemlere bu şekilde başkaldırmış halkların tarihlerini biliyoruz.

Sistemin onları öldürdüğünü, katlettiğini, sürgüne gönderdiğini, dışladığını veya itibarsızlaştırdığını biliyoruz.

Assata Shakur, Siyahlara Özgürlük Ordusu’nun önemli bir lideriydi.

J. Edgar Hoover tarafından verilen emir bu ülkedeki her siyah, ilerici Üçüncü Dünya hareketini yok etmek üzerineydi.

Onu hapse attılar ve dostları “Onu hapiste bırakmayacağız” dedi.

Bunu söyleyen beyaz yandaşları vardı ve onu hapisten çıkarıp Küba’ya götürdüler.

Şimdi Küba’da.

KAÇAK KATİLİN KÜBA’DA OLDUĞU BİLDİRİLDİ

Sonraki beş yıl içinde yaklaşık 300 hapishane planlanma aşamasında.

Bu hükümet daha fazla insanı hapse atmaya niyetli.

Assata Shakur suçlu gibi gösterildi.

EMNİYET TEŞKİLATI NEW YORK ŞEHRİ Onu tehlikeli bir suçlu olarak göstermek için medya kullanıldı.

Ve elbette, benim durumumda, FBI tarafından silahlı ve tehlikeli olarak gösterildim.

FBI TARAFINDAN ARANIYOR ANGELA YVONNE DAVIS FBI siyah militan Angela Davis’i En Çok Aranan On Kaçak listesine koydu.

Angela Davis’le birlikte siyah entelektüel güç Konuşmamız, ele almamız gereken şey tüm bu suç meselesi.

Bu toplumda suçlu olmak ne demek?

Bunun kırılması gerekliydi.

Benim zamanımda Ronald Reagan Kaliforniya valisi, Richard Nixon da ABD başkanıydı.

Bütün devlet aygıtı bana karşıydı ve sırf ibret olsun diye beni ölüme göndermek istiyorlardı.

FBI’ın Angela Davis’in tutuklanması sırasındaki eylemleri yine dikkat çekici bir hikâyedir.

Sistem onu mahkemeye çıkarmayı denedi, kardeşimiz “Hayır, biz sizi mahkemeye çıkaracağız” dedi.

Kocaman Afro’suyla içeri girdi, saçını düzleştirmemişti.

Uzun bir hapis cezasıyla karşı karşıyaydı.

Çoğu kişi saçını fönler.

Beyaz eldivenler giyer, İsa’ya dua ederler.

O böyle geldi.

Savcılığın canına okudu ve oradan özgür olarak çıktı.

Ama soru şu, oraya nasıl varılacak?

Karşı koyarak mı?

Şiddetle mi?

– Bunu mu sordunuz?

– Evet.

Ben Birmingham, Alabama’da büyüdüm.

Dört genç kız Onlar Bir tanesi kapı komşumdu.

Bir diğerinin kardeşiyle çok iyi arkadaştım.

Kız kardeşim hepsiyle arkadaştı.

Annem onlardan birinin öğretmeniydi.

Hepsi öldüler.

Peki ne buldular?

Her yana dağılmış organlar ve kafalar buldular.

Çok küçük yaştan beri sokakta patlayan bombaların sesini hatırlıyorum.

Evimizin sarsıldığını.

Babamın sürekli silah taşımak zorunda kaldığını.

Çünkü her an saldırıya uğrayabilirdik.

O yüzden biri bana şiddet hakkında bir şey sorunca Kulaklarıma inanamıyorum.

Çünkü bu, soruyu soran kişinin Afrika kıyılarından kaçırılan ilk siyahtan bu yana bu ülkede siyahların neler çektiğinden hiç haberi olmadığı anlamına geliyor.

Bütün bir lider kuşağını ortadan kaldırıp insanları ülkeden sürdüğünüzde, öldürdüğünüzde, hapse atığınızda, Bill Clinton’a veya herhangi başka birine karşı kırılgan olursunuz.

Size istediklerini yaparlar.

ABD HAPİSHANE NÜFUSU ABD HAPİSHANE NÜFUSU 2014 = 2. 306. 200

Bir adam var, dolaşır İsimler alır Babamın ismini aldı Bu benim yüreğim dağladı Bir adam var, dolaşır İsimler alır Dolaşır Dolaşır Silahlı bir mahalle nöbeti lideri Martin’in Orlando yakınlarında korunan bir mahalleye girdiğini gördü.

On yedi yaşındaki bu çocuğu şüpheli buldu.

Elini beline sokmuş.

Ve siyah bir erkek.

Bu şerefsizler hep yırtıyorlar.

– Onu takip ediyor musun?

– Evet.

Bunu yapmanı istemiyoruz.

“İmdat” diye mi bağırıyor?

– Evet.

– Pekâlâ, senin Bu gece Sanford’daki çatışmada bir ölü var.

Polis, silahı ve ateş edeni buldu, ama onu tutuklamadılar.

Silahlı George Zimmerman, amiri aksini söylediği hâlde, tırnak içinde şüpheli bir çocuğu takip etti.

Kavga ederken yere düştüler ve George Zimmerman, Trayvon Martin’e ateş ederek onu öldürdü.

Polis, Zimmerman’ı tutuklayamadı, çünkü Meşru Müdafaa adlı bu Florida kanununa göre kendinizi tehdit altında hissettiğinizde adam öldürebilirsiniz.

Oysa Martin’i elinde silahla mahallede takip eden Zimmerman’dı.

Bay Zimmerman kendini savunmak için silahını ateşlemek zorunda kalmış.

Cinayetten sonra tutuklanmadığı gibi, mahkemede meşru müdafaa iddiasında bulundu ve ceza almadı.

Jüri olarak George Zimmerman’ı suçsuz buluyoruz.

Florida’da yürürlüğe giren bu yasa Trayvon Martin trajedisinde önemli bir rol oynamıştı ve bugün gördüğümüz hareketi ateşleyen de bu oldu.

ADALET İÇİN MÜCADELE ET

Trayvon Martin’in ölümünden sonra Florida’daki bu kanun mercek altına alındı.

Florida’da ve ülke çapında nasıl yürürlüğe girmişti?

ALEC AMERİKAN YASAMA DEĞİŞİM KONSEYİ ALEC,

Tüm parmaklar ALEC’i işaret ediyordu. otla kafayı bulup babasının Saab’ını hurdaya çeviren liseli bir hokey oyuncusunun adına benziyor.

Ama aslında çok daha beteri.

ALEC, siyasi bir lobi grubu.

JONATHAN PROTESTOCU – Kanunları yazıp – Kanunları yazıp – Cumhuriyetçilere veriyorlar.

– Cumhuriyetçilere veriyorlar.

– Meşru Müdafaa kanunu

– Meşru Müdafaa kanunu – ALEC tarafından yazıldı.

– ALEC tarafından yazıldı.

ALEC özel bir kulüp, üyeleri de politikacılar ve şirketler.

Ama asıl soru şu, politikacılar ve şirketler aynı kulüpte olmalı mı?

ALEC çatısı altındaki şirketler çoğu Cumhuriyetçi olan siyasi mevkidaşlarına kanunlar öneriyorlar.

AMERİKAN KEFALET KOALİSYONU ALEC vasıtasıyla şirketler kanunlarımızda söz sahibi oluyor.

SENATO YASA TASARISI NO XXX ALEC

toplantılarında şirket lobicileri gizli oylamada kanun koyucularla eşit haklarla oy kullanıyor ve sonra kanun koyucular bu tasarıları eyaletlerimizde uygulamaya koyuyorlar.

ALEC her yerde.

Kabaca dört yasa koyucudan biri buna üye.

Bugün ALEC’le birlikte olmaktan gurur duyuyorum.

Sebebini anlamak zor değil.

ALEC onların işini çok kolaylaştırıyor.

Örnek teşkil eden Elektrik Özgürlüğü yasa tasarıları bir noktada şöyle diyor, “Bu nedenle, adı geçen eyalet, yenilenebilir enerji zorunluluğunu feshetmiştir.

” Eyaletinizin adını hatırlayıp heceleyebildiğiniz sürece yasaları yürürlüğe sokabiliyorsunuz.

Yasa koyucunun ALEC antetini silmeyi unuttuğu ALEC yasaları çıkarttığını bile gördük.

ALEC antetini silmeyi unutmak, ALEC’in ve ALEC şirketlerinin o yasalardaki rolünü saklamamak demektir.

Merak ediyorum.

Yasamanın ALEC’le bağlantısı var mı?

EYALET TEMSİLCİSİ STEVE GOTTWALT

Neden bu tip şeyler sorulduğunu anlayamadım.

Bu benim yasa tasarım.

ALEC’in değil.

Sormamın sebebi daha önce dağıttığınız belgelerde üst tarafta “Gottwalt” ve “Sağlık Hizmeti Sözleşmesi” yazıyor.

Sayfanın tam ortasında da bir logo var.

ALEC’in web sitesine baktım, aynı fontta, aynı boyutta aynı logoyu gördüm.

Resmen kelimesi kelimesine.

ALEC’in kırk küsur yıldır var olduğunu bilmek şaşırtıcı.

Bunun nasıl başladığını görmek daha da şaşırtıcı.

ALEC kanun koyucularla şirketler ve iş camiasındaki liderler arasında benzersiz bir ortaklık kurmuş.

Şirketler on yıllardır ALEC vasıtasıyla kanunları etkiliyor.

Herkesin oy kullanmasını istiyorlar.

PAUL WEYRICH ALEC KURUCU ORTAĞI 1980 Ben herkesin oy kullanmasını istemiyorum.

Oy veren nüfus azaldıkça, seçimlerdeki nüfuzumuz ciddi şekilde artıyor.

Hemen her ALEC yasa tasarısı, onu fonlayan şirketlerden birine fayda sağlıyor.

ALEC üyesi Wal-Mart, sözde Meşru Müdafaa kanunu kabul edildiğinde uzun süredir ALEC üyesiydi.

Bu kanun, silah satışlarının patladığı bir atmosfer yarattı.

Wal-Mart ABD’de uzun namlulu silahların en büyük satıcısı.

Dünyadaki en büyük mermi perakendecisi.

Yani, Wal-Mart’ın ALEC’in ileri sürdüğü bu kanundan faydalandığını düşünmek mantıklı.

Trayvon’un katilinin tutuklanmasını önleyen bu kanun, onun tutuklanıp yargılanmasını ve hüküm giymesini önlemek için tasarlanmıştı.

Jüriye verilen talimatlar değişti, onlara George Zimmerman gibi birinin meşru müdafaa hakkı olduğu söylendi, ama Trayvon gibi birinin ona silah doğrultan George Zimmerman gibi biri karşısında meşru müdafaa hakkı olduğu söylenmedi.

OBAMA, TRAVON MARTIN’DİR Meşru Müdafaa yasası ve Trayvon Martin trajedisinin kopardığı gürültüden sonra Wal-Mart ALEC’ten çıktı.

ALEC’ten ayrıldı, ALEC’i terk etti.

Ama Wal-Mart ailesi ALEC’i fonlamaya devam ediyor.

Diğer şirketler de aynı şeyi yapıp ALEC’ten uzaklaştılar, ama birçok şirket hâlâ üye.

Bunlar arasında Koch Industries, State Farm Insurance ve eczacılık endüstrisinin lobi grubu PhRMA da var.

ALEC tütün endüstrisi ile AT&T ve Verizon tarafından destekleniyor ve yaklaşık yirmi yıldır Amerika Cezaevleri Şirketi tarafından da.

Her gün toplumumuza hizmet ediyoruz.

Küçük kasabalardan büyük şehirlere kadar ülke çapında 60’tan fazla yerdeyiz.

Ülkenin en büyük cezaevi sistemi olarak güvenli cezaevleri inşa ediyoruz ve bunları işletiyoruz.

CCA, ABD’deki ilk özel hapishane şirketiydi.

1983’te Tennessee’de küçük bir şirket olarak işe başladı.

Eyaletlerle sözleşmeler yapmaya başladılar.

Yatırımlarını korumaları gerekiyordu, böylece kimse suç işlemese dahi, eyaletlerin bu hapishaneleri dolu tutması isteniyordu.

80’li yılların sonunda ve 90’ların başında Amerika tarihinde pek az görülmüş bir büyüme içine girdi.

Başarılı olması kesin olan bir modeldi.

Bunun yollarından biri de ALEC içindeki CCA’in bir dizi yasa tasarısı sunmasıydı.

Çok karşı olduğumuz tüm yasalardı bunlar, mesela “üç cezada işin biter ” Üç cezada işin biter.

ALEC TARAFINDAN ÖNERİLDİ zorunlu asgari ceza yasaları cezalarının en az %85’ini çekecekler.

Bu yasalarla KYUNG-JI RHEE ÇOCUK ADALETİ MÜDÜRÜ önceden hazırlanmış akşam yemeği menüsü gibi, sürekli bir insan akışı sağlanıyordu, elde edilen gelir de hissedarlara gidiyordu.

ALEC vasıtasıyla CCA özel hapishanelerde lider konuma geldi.

Bugün milyarlarca dolarlık bir iş.

CCA 1,7 MİLYAR DOLAR KAR Ceza sistemi üzerinden yaratılan zenginlik.

Biz Amerika’da ortak işletilen cezaevlerinde lideriz.

Biz CCA’iz.

Böylece ALEC vasıtasıyla CCA ülke çapında suç politikasının biçimlenmesinde rol oynadı.

Hapishaneler özelleştirilmekle kalmadı, suçlulaştırma da hızla arttı.

Bence bu suçlama, açıkçası tamamen yanlış.

ALEC’in özel sebeplerle bir sürü kişinin hapsedilmesinden MICHAEL HOUGH ALEC EYALET LİDERİ yana olması Bence bu maalesef ALEC’e karşı yürüttükleri taktiklerden biri.

ALEC hapishanedeki insan sayısını çoğaltmak ve hapisteki insanların ceza süresini artırmak için politikalar ileri sürdü.

Bunu nasıl ele alacaksınız?

Bu noktada halk hikâyesinden ibaret olan bir şeyi ele almak zor.

O geçmişi temizlemek veya ileri sürdükleri aşırı politikaların gerçek insanlar üzerindeki gerçek sonuçlarını ele almak için bir şey yapmıyorlar.

Geçmişlerinden söz etmiyorlar bile.

Yani neden söz ettiklerini anlamakta bile güçlük çekiyorum.

CCA, Amerikan Yasama Değişim Konseyi’ne yaptığı yatırımdan doğrudan faydalandı, doğrudan kâr sağladı.

Amerikan halkı, özellikle beyaz olmayan nüfusun topluca hapsedilmesine yol açan bu politikalardan birçok bakımdan zarar gördü.

Şu anda, daha az kişinin hapiste olmasını istiyoruz.

Bunun özel hapishane endüstrisine yardımcı olacağını sanmam.

Ben ve kanun koyucular devleti yürütmenin daha iyi ve yaratıcı yollarını arıyoruz.

Serbest piyasa ve sınırlı devlete inanan muhafazakarlar olarak bundan gurur duyuyoruz.

Bizim yenilikler getiren bir parti olmamız bekleniyor.

ALEC’in geliştirdiği bir başka yasa tasarısı SB 1070’ti.

CCA, polise yasa dışı görünen herkesi durdurma hakkı veren bir kanunu ileri süren ALEC çalışma grubundaydı.

Bu kanun, göçmen tutukevlerini doldurdu ve ALEC üyesi CCA’in işine yaradı.

CCA, SB 1070’ten büyük maddi fayda sağlayabilecekti, zira 1070, Arizona’da federal göçmenlik suçlarından çok daha fazla kişiyi hapsetmek üzere tasarlanmıştı.

KORKUN, HEM DE ÇOK KORKUN Çoğu çocuk olan kayıtsız göçmen akını Arizona’da Amerika Cezaevleri Şirketi CCA tutuklanan göçmeleri barındırmak için federal bir sözleşme yapmış durumda.

Bu da ayda 11 milyon dolardan fazla para demek.

Göçmenler için yapılmış tesislerimiz rezalet durumda.

Aileler korkunç şartlarda tutuluyorlar.

 

Bunlara “tutukevi” deniyor.

Göçmenler için hapishaneler bunlar.

“Tutukevi” demek onları hapishane olmaktan çıkarmıyor.

Onlar hapishane.

Sadece isimleri farklı.

Bu duruma bazıları, suç-göç sistemi oluşturmak adını veriyor.

Göçmenlik yasalarıyla kanun uygulama sistemimizin MARIE GOTTSCHALK PROFESÖR birleşmesi söz konusu.

Uyuşturucuya karşı açılan savaşta kullanılmış olan bazı şeyler şimdi diğer topluluklara uygulanıyor.

Donald Trump’ı duymuşsunuzdur, siyahlardan değil, Meksikalılardan söz ediyor.

“Onlar tecavüzcü, katil.

Tabii aralarında iyi insanlar da olabilir.

” Vay canına.

Neresinden başlasam?

ŞİRKET ÇIKARLARI SB 1070 YASASINI NASIL YÜRÜRLÜĞE SOKTU?

2010’da, ALEC’i SB 1070’i öne sürmekle suçlayan ulusal radyo haberinden sonra CCA, ALEC’ten ayrıldı.

ALEC göçmenlikle ilgili bir şey yapmıyor.

Hayır.

Hiçbir surette.

Ne öyle, ne böyle.

Hiç.

Bu konuda söyleyebileceğim bir şey yok.

Kusura bakmayın.

ALEC kısa süre önce halkla ilişkiler hareketi denebilecek bir şey yaptı, suçu doğru ele alacağını söyledi.

Ceza muhakemesi politikası ve reformunun doğru tarafında olacağını açıkladı.

Bu hareket, çok sayıda şirketi kaybetmesinin ardından geldi.

Sonuçta yönetim kurulumuz ALEC’in üzerinde durduğu konulara baktı ve sosyal konuları değil de ekonomik konuları ele almaya karar verdi.

2007 öncesindeki mevzuatımızın yükünden neredeyse tamamen kurtulduk.

Temel olarak Yeni bir sayfa açarak ilerliyoruz.

Taze bir başlangıç yapıyoruz.

Bu endüstri, ölmekte olduğunun farkında ve bir sonraki şeye hazırlık yapıyor.

Kefalet gibi bir sisteme yol açıyor.

GINA CLAYTON AVUKAT Kanserin sürekli biçim değiştirdiğini görüyoruz, değil mi?

Olan bu.

Son birkaç yıldır, 2008’den bu yana, toptan bir reform çabası içine girdik.

31 eyalet, cezalandırma, şartlı tahliye ve gözaltı reformları konusunda olumlu değişiklikler yaptı.

ALEC hükümetin hemen her yönünü özelleştirme konusunda çaba gösteriyordu, ama şartlı tahliye ve gözaltını da özelleştirmeyi hedeflediklerinden haberimiz yoktu.

ALEC artık CCA ve CCA’in çıkarlarıyla ilgilenmiyor.

CCA artık ALEC’le masaya oturmuyor, dolayısıyla ALEC’in CCA’in karını artıracak politikalar ileri sürme konusunda maddi bir çıkarı yok.

Ama Amerikan Kefalet Koalisyonu hâlâ ALEC’in parçası.

Bugün devlet cezaevleri ağzına kadar dolu, tutuklularla dolup taşıyor.

Baskıcı sistemleri düşününce, tarihsel olarak bunlar bu ülkede ve başka yerlerde dayanıklı oluyorlar.

Burnunuzun dibinde kendilerini yeniden yaratmanın yolunu buluyorlar.

Yapmak istedikleri şeylerden biri GPS izleme.

Çocuklar için bir ev hapsi sistemi kurmak harika bir şey.

Ebeveynleri sorumluluk almaya zorluyor.

Hapishaneler, evlerimize yerleşecekti.

Bazıları GPS’le izlenecek.

Yani parmaklıklar ardında, hücrede veya bir kurumda tutulmayacaklar.

Ayaklarında bileklikleri olacak.

Ellerinde bileklikleri olacak.

Bu hapishanelerdeki yığılma sorununu çözmeye yardımcı olur mu?

Kesinlikle.

Benim endişelendiğim şey, biz ayakta uyurken bir de bakacağız Amerika’nın her yanındaki kırsal bölgelerde hapishanelerimiz kalmamış, insanlar kendi toplulukları içinde hapsedilmişler.

Bence buna odaklanılıyor.

Tutukluları topluluk cezaevlerine, şartlı tahliye ve gözaltına programlarına koyup bunlara yatırım yapmak önem kazanıyor.

Beyaz olmayan topluluklar hâlâ sürekli gözetim ve kontrol altında olacaksa bu bir ilerleme sayılır mı?

Üstelik şimdi kişinin parmaklıklar ardında hapsedilmesindense GPS izleme üzerinden para kazanan özel bir şirket var.

Yasama bölgenizde suç kurbanlarının sayısını azaltmanıza yardımcı olabiliyorsak müsaade edin de biraz para kazanalım.

Böylece ALEC, birdenbire, hiç beklenmedik şekilde, suç reformunu destekleyen güçlü bir retorik sergilerken aslında bir yandan da maddi çıkarlarını korumayı sürdürüyor.

Sağ olun hanımlar ve beyler.

Hapishane işindeyseniz reform istemezsiniz.

İstediğinizi söyleseniz de istemezsiniz.

Hapishane nüfusunun bir kişi bile azalmaması için ellerinden geleni yapanlar var, çünkü ekonomik modelleri buna ihtiyaç duyuyor.

Hapishane endüstriyel kompleksi terimi, topluca hapsetme sistemi DANIEL WAGNER MUHABİR ve şirketlerin bundan kâr elde etmesi anlamına geliyor.

Bu hem çok dikkat çeken özel hapishane işletmelerini hem de geniş bir hizmet sağlayıcı yelpazesini kapsıyor.

Telefon hizmetleri sunan SECURUS Technologies geçen yıl 114 milyon dolar kâr elde etti.

Hapishanelerde aileye ve arkadaşlara açılan telefonlar epey para tutuyor.

Mahkûmlardan ve mahkûm ailelerinden alınan ücreti şişiriyorlar.

Örneğin Maryland’da asgari ücret kazanıyorsanız on dakikalık telefon görüşmesi için bir buçuk saat çalışmanız gerekir.

En büyük yiyecek hizmeti sağlayıcılardan biri olan Aramark da var.

Birden fazla eyalette sundukları yemeğin içinden kurt çıktığı için şikâyet aldılar.

OHIO’LU TUTUKLULAR YEMEKTE KURT ÇIKMASINDAN ŞİKAYETÇİ

Corizon Sağlık Hizmetleri, 28 farklı eyalette sağlık hizmeti sunuyor.

Bu hizmetler için milyonluk sözleşmeler yapılıyor.

Uzun vadeli sözleşmeler için muazzam teşvikler veriliyor.

Hatta hizmeti vermenin bir getirisi yok, çünkü zaten paranızı alıyorsunuz.

BİR TUTUKLU YEDİ GÜNDE GÜÇTEN DÜŞTÜ TUTUKLUNUN ÖLÜMÜ NEDENİYLE SAĞLIK HİZMETİ TEDARİKÇİSİNE DAVA AÇILDI TUTUKLULARIN FITIK AMELİYATLARI YAPILMADI.

Bu ülkede topluca hapsetmeden söz etmenin ve bunu sorgulamanın bu kadar zor olmasının sebeplerinden biri yoğun biçimde parasallaştırılmış olmasıdır.

UNICOR adındaki küçük bir şirket yılda 900 milyon dolarlık iş yapıyor.

Bunu nasıl yapıyorlar?

Hacim.

Ayrıca tutuklu işgücü.

Cezaevleriyle özel şirketler arasındaki ortaklıklar Amerika’da milyarlarca dolarlık bir endüstrinin hızla büyüyen bir kesimi.

Burada kötü çalışma koşullarından söz ediyoruz.

Yurtdışında yoksuları ve özgür işgücünü sömürenlere kızıyoruz, ama burada olup bitenlere bakmıyoruz.

Bu serbest işgücüne yatırım yapan şirketler var artık.

Her yerdeler.

Spor, üniformalar, şapkalar, Microsoft, Boeing.

Federal mahkûmlar, Patriot füzelerinin yönlendirme sistemlerini yapıyorlar.

JCPenney kotları Tennessee’de yapılıyor.

Victoria’s Secret.

Anderson ahşap zemin kaplama ürünleri Georgia’da yapılıyor.

Idaho patatesleri öteden beri meşhurdur.

Bunları eken, yetiştiren, hasat eden, paketleyip gönderenler mahkûmlar.

Victoria’s Secret ve JCPenney bağlantıları ifşa olunca tedarikçilerini değiştirdi.

Basitçe ifade etmek gerekirse şirketler hapishanede iş yapıyor ve ceza üzerinden kâr elde ediyor.

Hapishane endüstrileri o kadar büyüdü ki BOB SLOAN GAZETECİ artık onları ortadan kaldırmak çok zor.

Ortada çok fazla para ve lobiye maruz kalıp bunu destekleyen çok fazla kanun koyucu var.

Dolayısıyla halk buna karşı çıkıp geri almalı.

Onlar yapmazsa asla olmaz.

Gördüğüm kadarıyla her şey para Yüzsüzler düştüler peşime Suçluymuşum gibi davranıyorlar bana Evet, durum bu Ve olan bu Suçlu gibi davranırlar sana Bildiğin tek şey suçsa Zenci gibi selamlarlar seni Göstereceğin tek şey oysa Bir halk düşmanı Herkesin gözündeki yeri Tutuklandığı gece Kalief Browder, Bronx’taki bir partiden evine yürüyordu.

Polis onu durdurdu.

Kalief’e bir suç isnat edildi, gerçekten küçük bir suç.

Sonradan o suçu işlemediği anlaşıldı.

“Seni karakola götüreceğiz” dediler.

“Sonra da eve yollarız herhâlde.

” Ama eve hiç gidemedim.

– Kefalet verebileceğini söylediler.

– Evet, bu doğru.

– 10. 000 dolar.

– Evet.

– Ve tabii – Bunu veremezdim.

Ailem ödeyemezdi.

Şu anda binlerce kişi sırf dışarı çıkacak paraları olmadığı için hapis yatıyor! Ceza muhakemesi sistemimiz zengin ve suçlu olanlara, yoksul ve masum olanlardan daha iyi davranıyor.

Sonucu belirleyen masumiyet değil, zenginlik oluyor.

Amerikalıların çoğu mahkeme dizilerini falan izledikleri için ceza muhakemesi sisteminin yargıçlardan ve jürilerden ibaret olduğunu sanıyor.

Durum böyle olmaktan çıktı.

Herkes mahkemeye gitmeye karar verirse bu sistem var olamaz.

Herkes mahkemede ısrarcı olursa bütün sistem çöker.

Genellikle savcı şöyle der,

“Anlaşırsan sana üç yıl veririm, ya da mahkemeye çıkarsın ve 30 yıl yersin.

Seçim senin, keyfin bilir.

” Yoksul mahallelerde kimse mahkemeye çıkmaz.

Hapisteki kişilerin %97’si suçu kabul ederek indirim almıştır.

Ve bu, Amerika Birleşik Devletleri’nde insan haklarının en kötü biçimde ihlal edilmesidir.

Bu ülkede işlemedikleri suçları kabul eden insanlar var, bunun nedeni de zorunlu asgari ceza alarak hapse girme düşüncesinin azap verici olmasıdır.

Kalief Browder “Kabul etmeyeceğim” dedi.

On beş yıla kadar hapis cezasıyla, işlemediğin bir suçu itiraf edip eve gitmek arasında kalıyorsun.

Bana yanlış yapıldığını hissettim.

Bu konuda bir şey yapılmalıydı.

Bir şey söylenmeli.

Tırsar ve yaptım dersem bu konuda bir şey yapılmamış olacak.

Suçu işlemedim.

Adalet yerine gelmeyecek.

Size söylenmeyen şey, mahkemede ısrarcı olursanız ve hüküm giyerseniz daha fazla cezalandırılacağınızdır.

Mahkemeler onu cezalandırdı.

Suçu kabul etmeyip mahkemeye gitme cüretini gösterdi diye.

Orada oturduğu ve hiçbir şeyle suçlanmadığı o üç yılda akıl sağlığı bozuldu ve kavgalara karışmaya başladı.

Bir süre sonra üç yıldır aynı şeyi duyar olmuştum ve orada olmakla baş etmeyi öğrenmeye başladım, zor oldu.

Zaten biliyordum Bir süre sonra ümidimi yitirdim.

Rikers Island’da ikisi tecritte olmak üzere üç yıl kaldı.

O bir çocuktu, bebekti.

Evin her şeyini özlüyorsun.

Temiz hava, ailen, bazı olaylar.

Evde olmak istiyorsun.

Doğruca eve gitmeyi teklif ettiklerinde “Eve gitmek istiyorum” diyorsun, ama suçu işlemediğini biliyorsun.

Suçu kabul edip yaptım demek istemiyorsun.

Bu doğru değil.

Bütün gün korkuyordum, çünkü nereden geleceğini bilmiyordum.

Nereden bir zarar geleceği belli değildi.

Kalief hem diğer tutuklulardan hem de gardiyanlardan o kadar çok dayak yedi ki, birçok kez intihara teşebbüs etti.

Hapiste neredeyse üç yıl geçirip mahkemesini bekledikten sonra hakkındaki tüm suçlamalar düştü ve serbest bırakıldı.

İki yılını geçirdiği ortamın 30 gün içinde insanın direncini kırmak üzere tasarlandığı söyleniyor.

Yani sırada ne var, söyleyemem, ama Bu her gün oluyor.

Hapishaneden salıverildikten iki yıl sonra Kalief Browder, Bronx’taki evinde kendini astı.

22 yaşındaydı.

Suçu kabul edersem hikâyem asla duyulmayacaktı.

Kimse beni dinlemek için vakit ayırmayacaktı.

Sıradan bir suçlu olacaktım.

Hapishane endüstriyel kompleksi, sistem, endüstri, bu bir canavar.

Siyahları ve Latin kökenlileri yiyor.

Günde üç öğün.

Bu insanlarla vakit geçirme işini kimin yaptığını düşünmedik bile.

Yoksa sosyal hizmet görevlileri ve öğretmenler isterdik.

İnsan davranışını anlayacak insanlar isterdik.

Ama tersini yapıyoruz.

Anında hissizleşiyorsun.

Bence hapishane insana bunu yapıyor.

Anında insanlıktan çıkmayı ve duyusal yoksunluğu yaşamayan anlayamaz.

Son 14 yılda oğlum bir memur tarafından kelepçelenmek dışında insani bir temasta bulunmadı.

Hücresinde pencere bile yok, bu beni çok rahatsız ediyor.

Beni üzüyor.

Buna inanamıyordum.

Ülkemizde böyle bir mimari tasarıma sahip olduğumuza bile inanamıyordum.

Hapishane hücrelerinin böyle inşa edildiğini bilmiyordum.

İnsanlar kilit altında ve parmaklıklar arkasında olmak için doğmazlar.

Çoğu kişi ev hayvanlarını bile insanları barındırdığımız bu koşullarda tutmaz.

Hapishaneler ve cezaevleri depolara dönüştüler, toplum olarak öyle bir hâle geldik ki insanı özgürlüğünden mahrum etmek yetmiyor.

Cezalandırmak da istiyoruz.

Toplumun çoğunluğu o koca kapıların ve dikenli tellerin ardında olmanın ne demek olduğunu anlamıyor.

Tutuklanıp hüküm giyen biri bitmiştir.

Kimse onu umursamaz.

Birçok açıdan hapishane sistemleri karanlıkta kalıyor.

Bu da kolaylaştırıyor Bilişsel ve duygusal olarak “İnsanları oraya yollayın” demek kolay geliyor.

Soruna bakarsanız “Ne yapıyoruz biz? ” dersiniz.

Çok fazla şey için çok fazla insanı hapsetmenin çok fazla yolu var.

Ağır cezalar veriyor, onları hapse atıyoruz ve hapiste bulundukları sürede çıktıklarında sivil topluma dahil olabilsinler diye onları rehabilite etmek için pek az şey yapıyoruz.

Çıktıklarında da onları dışlıyoruz.

Ceza muhakemesi sistemimizden geçenler için 40. 000’den fazla tazminat hakkı doğmuş.

“Herhangi bir suçtan hüküm giydiniz mi? ” sorusu iş başvurularında yer alıyor.

Bazı durumlarda öğrenci kredisine erişmenize mani oluyor.

İş ruhsatı, yiyecek karnesi alamıyorlar.

toplu konutlar yerine özel kiralama.

Hayat sigortasında da bu soru var.

O damga bu ülkede hayatınız boyunca sizi takip ediyor.

2015 martında on binlerce kişi Selma’ya gelerek Edmund Pettus Köprüsü geçişinin 50.

Yıl dönümünü kutladı.

O insanların pek azı bugün Alabama’daki siyah erkek nüfusun %30’unun hüküm giydiği için oy verme hakkından temelli mahrum kaldığının farkında.

Yanlış bir şey yaparsanız bedelini ödemelisiniz, sonra hayatınıza devam etmelisiniz.

Ama Amerika’da olay kapanmıyor.

Amerikan vatandaşlarına topluma olan borçlarını ödediklerinde vatandaşlığın onlara yine de men edileceğini söylüyoruz.

Suç olarak damgalanan eski Jim Crow yasasının pek çok unsuru geri geldi.

OY VERME VELAYET HAKKI Amerika’da ırkçılık kalesini yıkmış değiliz, sadece yeniden tasarladık.

Değişimin kendisi ol Zincire bağlama beni Kurtarıyormuşsun gibi yapma bizi Yine aynı Uyduruyormuşum gibi yapma Bizi suçluyorsun Yüzde kalsın Bize verdiğin isimler Hala zincirliyiz Hala zincirliyiz Bizi rezil ettiniz Demokratlarla Cumhuriyetçilerin, hapishane sistemini olduğu gibi korumanın çıkarlarına uymadığına karar verdikleri bir çağdayız.

Şimdi birdenbire Hillary Clinton, Siyahların Yaşamları Değerlidir aktivistleriyle bu konuyu konuşuyor.

Topluca hapsetme konusundaki yaklaşımımızı değiştirip bunu sona erdirmenin zamanıdır.

Konuyu etraflıca ele aldı.

Ceza muhakemesi sistemimizde baştan sona reform yapacağız ve kanun kuvvetleriyle hizmet ettikleri toplum arasındaki güveni tazeleyeceğiz.

Başkan Obama bir hapishaneyi ziyaret eden ilk başkan oldu.

ilk kez hapishane ziyaret edildi.

Bir değişim yaratma fırsatımız var, genel suç işleme oranının düştüğü bir dönemdeyiz, ayrıca geçen yıl hapse girme oranı kırk yıldır ilk kez inişe geçti.

Muhafazakarlar her zaman suça karşı katı tutum içinde olarak görülür ve bilinirdi, ama şimdi adalet reformuna kucak açtılar.

Bu, insanın köpeği ısırması haberi gibi.

Texas, insanları küçük suçlardan hapse atmak için milyarlar harcardı.

Odağımızı, topluluk gözetimi gibi farklı taktiklere kaydırdık.

Kendimize şunu sormalıyız, “Siyaseten uygun geldiğinde insanların liderliğe soyunması karşısında kendimizi rahat hissediyor muyuz? ” Tarihsel olarak reform çabalarına baktığımızda kaçınılmaz olarak daha fazla baskıya yol açtıklarını görüyoruz.

Onlara bırakırsak sistemi tamir etmeye çalışırlar.

Ülke olarak bizi bu berbat durumdan kurtaracak değişimi gerçekleştirmezler.

Ve kesinlikle geri dönüp kendi yarattıkları karışıklığı düzeltmeye çalışmazlar.

Bunu kabul etmeye hazır değiller.

Ülke olarak da bunu kabule hazır olduğumuzu sanmıyorum.

Bugün içinde bulunduğumuz duruma yol açan kölelik ve Jim Crow kanunu gibi şeyleri ve tüm baskıcı sistemleri düşünecek olursak toplulukları ve birçok nesli ezip geçtiğimizi kabul etmemiz gerekir.

Çok eğlenceli! Bayıldım! Eğleniyor muyuz?

ABD! ABD! ABD!

Siktir git! Bu ne cüret! Bu ne cüret! İyice benzetin, tamam mı?

Cidden! Çıkarın onu.

Çıkarın onu buradan! Eski güzel günlerde böyle bir şey olmazdı, çünkü onlara çok sert davranılırdı.

Bir kere protesto edecek olsalar bir daha kolay kolay cüret edemezlerdi.

Yüzünü yumruklamak istiyorum.

Eski günleri seviyorum.

Böyle bir yerde onun gibilere ne yaparlardı, biliyor musunuz?

Sedyeyle götürürlerdi.

Evet, aynen öyle.

Gevezenin ağzını burnunu kırın.

Onu bir daha görecek olursak öldürmemiz gerekebilir.

Eski güzel günlerde onu o koltuktan kaptıkları gibi – Kapa çeneni.

Sus ulan.

– Hayır.

Hayır, susmayacağım.

Neden buradasın?

Götürün onu buradan.

Defol git.

– Saygılı ol! – Oğlumun geleceği için yapıyorum! Eski güzel günlerde, kanun kuvvetleri bundan çok daha hızlı tepki verirdi.

Çok daha hızlı.

Kanunları uygulayacağız.

Kanun ve nizam istiyorsak, Amerikalılar bunu hatırlamalı.

Ben kanun ve nizamın adayıyım.

SİYAHLARIN YAŞAMLARI DEĞERLİDİR

Düşünmüştük ki Buna köleliğin sonu “jübilesi” deniyordu.

O zaman işimiz bitti diye düşünmüştük.

Sonra 100 yıl boyunca Jim Crow, terör ve linçler devam etti.

Dr. King, Ella Jo Baker, Fannie Lou Hamer gibiler sahneye çıktı, oy vermemizi sağlayan kanunlar kabul edildi, sonra kelepçeler kırıldı.

Suçlu olarak etiketlenirsen oy kullanamaz, işe giremezsin.

Bunun sonraki tekrarı ne olacak bilmiyoruz, ama olacak.

Bu olacak.

Ve tetikte olmalıyız.

MÜEBBET HAPİS CEZASI OLASILIĞI BEYAZ ERKEKLER 17’DE 1

Altıya dokuzluk ufacık bir hücreyim Ben hapishanede Cehennem hayatı, taş duvar, parmaklık Hapisteki tanrılar için Lakabım, kodes, delik, dam altı Çok kişi korkar benden Çünkü çıkış yoktur buradan Adalet Bakanlığı her üç genç siyah erkekten birinin hapse girmesinin beklendiğini belirtti, bu inanılmaz derecede dehşet verici bir istatistik.

Siyah erkekler, ABD nüfusunun yaklaşık %6,5’unu oluşturuyorlar.

Hapishane nüfusunun da %40,2’sini.

Artık cezai gözetim altındaki Afrikalı Amerikalıların sayısı 1850’lerdeki kölelerin sayısını aştı.

Hapishane endüstriyel kompleksi tarihsel olarak köleliğin mirası üzerine kurulu.

NE KÖLELİK NE ZORUNLU HİZMET BİRLEŞİK DEVLETLER’DE OLAMAZ 13. Anayasa Değişikliği’ne göre, “Bir suçtan hüküm giymiş olanlar hariç kimse zorunlu hizmete tabi tutulamaz.

” Bir suçtan hüküm giydiğinizde devletin kölesi hâline gelirsiniz.

BİR SUÇTAN CEZA ALANLAR HARİÇ Kalemin, kendi kendine gücü yetmez.

13. Anayasa Değişikliği özgürlüğe doğru bir dönüm noktası olarak yüceltilirken ve köleliğin kaldırılmasından yana olanlar kutlama yaparken KEVIN GANNON PROFESÖR hakikat daha sorunlu.

O madde oraya konduğu anda bir araç hâline gelir.

Oradadır.

Yapının içine yerleşmiştir.

Bu suçluluk unsurunu kullanmak isteyenler için de güçlü bir araç hâline gelmiştir.

Ayrıcalıklı.

Anayasanın içinde.

Ülkenin başlıca kanunu.

Amerikan tarihinde Afrikalı Amerikalılar tekrar tekrar kontrol altına alındı, ırksal ve sosyal kontrol sistemleri ölüyormuş gibi görünüyor, ama yeni bir formda yeniden doğuyordu, dönemin ihtiyaçlarına ve kısıtlarına göre biçimleniyordu.

Köleliğin çöküşünden sonra yeni bir sistem doğmuştu, hükümlü kiralama.

Bu, köleliğin yeni bir formuydu.

Hükümlü kiralama ortadan kalkınca yeni bir sistem doğdu, Jim Crow sistemi Afrikalı Amerikalılara daimi olarak ikinci sınıf statüsü veriyordu.

Ve şimdi Jim Crow sisteminin çöküşünden onlarca yıl sonra Amerika’da yeni bir sistem doğdu.

Topluca hapsetme sistemi bir kez daha milyonlarca yoksul kişiyi, özellikle de beyaz olmayan yoksulları vatandaşlık hakları hareketiyle sözüm ona kazanılmış haklardan mahrum ediyor.

Bu konuda konuşmak yerine hayata devam etmeyi denedik.

Vatandaşlık Hakları Kanunu kabul edildikten sonra böyle devam etmeye çalıştık.

Üzerinde durmadığımız için ırk farklılığı söylemi devam etti.

Ve bu, siyah ve kahverengi tenlileri her gittikleri yerde takip eden tehlikelilik ve suçluluk varsayımına dönüştü.

Sokağı boşaltmanız gerekiyor.

Yolu açın! St.

Louis İlçe Polisi konuşuyor.

Yoldan çekilin.

Ferguson, sadece Mike Brown’la ilgili değildi.

Aynı zamanda bu kitlesel suçlulaştırma ve topluca hapsetme örüntüsüyle ilgiliydi.

Geri çekilin.

Ferguson’da hane başına ortalama üç arama emri düşüyordu.

Dolayısıyla insanlar başkaldırdılar, çünkü kendilerinin de devlet düşmanı olduklarını, devlet düşmanı olarak görüldüklerini anladılar.

Siyahların yaşadığı mahalleler işgal edilmiş bölgelere dönüştü ve siyahlar düşman savaşçılar gibi görülmeye başlandı.

Bu kişilerin hakları yokmuş, durdurulmaları, üstlerinin aranması, tutuklanmaları, alıkonmaları, sorgulanmaları ve öldürülmeleri cezasız kalabilirmiş gibi.

Yakın tarihimizdeki büyük çaplı ayaklanmalara bakacak olursak, Rodney King’den 1967’deki Detroit ayaklanmasına, 1967’deki Newark ayaklanmasına, 1964’teki Harlem ayaklanmasına, 1965’teki Watts’a kadar Bu ayaklanmaların her biri polis vahşetinin sonucunda oldu.

Ortak özellik bu.

SİYAH ÇOCUKLARI ÖLDÜRMEYİN!

– Karşı koy!

– Yumruk havaya! Mevcut bağlamda birçok kişinin yaptığı gibi, polise karşı olanların kanuna ve nizama da karşı olduğunu söylemek yanlış olur.

Bunlar çalışkan kamu görevlileri.

Sizin için hayatlarını tehlikeye atıyorlar.

Bu doğru.

İnsanlar böyle şeyleri yapabilmek için polis kuvvetlerine katılıyorlar.

Ama siyahların polisin kötü muamelesiyle ilgili şikâyetlerini günümüz koşullarına bağlayarak görmezden gelirseniz işin özünü gözden kaçırmış olursunuz.

Tarihimizde hiçbir zaman devletin kanun ve nizam anlayışının siyah toplumun özgürlüklerine, haklarına, seçeneklerine ve seçimlerine karşı işlemediği bir dönem olmamış.

Bu ırksal mirası ve bağlamı görmezden gelmek siyahlarla polisin bugünkü ilişkisi hakkında verilere dayalı bir tartışmaya giremeyeceğiniz anlamına gelir.

Bu durum yok yere ortaya çıkmadı.

Bu, yüzyıllar süren tarihi bir sürecin ürünü.

Ve bununla hesaplaşmamak, çözümlere kapıyı kapatmak demektir.

Ku Klux Klan’ın çarşaflarını kaldırmış olabiliriz, ama siyah çocukların vurulduğunu gördüğümüzde, bu kanseri yenememiş olduğumuz açıkça anlaşılıyor.

Aileleri bunları yaşamış olan, bu tür bir baskının uzantısı olan bizler neler olduğunu anlamak için filmler görmeye gereksinim duymuyoruz.

Bu aslında hayatları boyunca bunu görmezden gelmiş olan kitlelere hitap ediyor.

Ama aynı zamanda sadece siyah cesetler göstermekte de bir sorun var.

Her şeyin aşırısı, sağlıksız ve faydasız hâle gelir.

Bence aileleri onay veriyorsa bunlar görülmeli.

Ancak vatandaşlık hakları hareketinde olan bitenler görselleştirildikten sonra gerçekten halkın dehşete kapılmış vaziyette harekete katıldığını gördük.

Dikkat etmeleri için şok yaşamaları gerekiyor.

Ama medya ve teknoloji vasıtasıyla izini sürebileceğimiz tarihsel bir süreç var.

Otobiyografiler veya köleliğe dair anlatılar yazıldığında kölelik dönemine geri döndük.

BENİM ÖZGÜRLÜĞÜM.

KÖLE HAYATIM.

ÖZGÜR İNSAN HAYATIM.

Daha sonra 19. Yüzyılda, fotoğraf kullanmaya başlandı ve imgeler gösterdiler.

Köle Gordon’un sırtını gösteren ünlü bir fotoğraf var.

Yaralı dokunun oluşturduğu desen görünüyor.

Yediği kırbaçların kanıtı bu.

Veya beyazların ürettiği linç imgeleri.

Emmett Till’in öldürülmesi gerçekten de vatandaşlık hakları hareketinin başlıca katalizörü olmuştu.

Annesi cenazede MAMIE TILL EMMETT TILL’İN ANNESİ açık tabut istemişti.

Yüzlerce siyah, tabutun önünden geçip Güney’de beyaz ırkın üstünlüğüne inananların öldürdüğü bu genç çocuğu görmüşlerdi.

O fotoğraflar siyah medyada yayınlanmıştı.

JET – ÖZEL HABER Şimdiki Facebook veya Twitter gibiydi.

Böylece bütün siyah dünya olanları görebildi.

1950’lerde Dr.

King ve vatandaşlık hakları hareketi televizyonu bu şekilde kullanmıştı.

“İşte ayrımcılık böyle bir şey.

Bu köpekler çocuklara saldırıyor.

Bunlar yangın hortumuna maruz kalanlar.

” Deneyiminize uygun teknolojiyi kullanarak insanlık durumunuzun tanınmasını sağlıyorsunuz.

Şimdi farklı olan şey şu, bunlardan birini kullanarak her şeyi kaydedebilirsiniz.

YouTube’a koyabilirler ve bütün dünya bununla uğraşır.

Yeni olan bu.

Protesto değil.

Vahşet değil.

Bu konuyu gündeme getirebilmemiz.

Polis şiddetinin sonuncu olarak sürekli öldürülüyorduk.

Genellikle bize “suçlu” diyerek bahane buluyorlardı.

Oscar Grant’i öldürdüklerinde OSCAR GRANT’İN AİLESİNİN İZNİYLE Eric Garner’ı yakaladıklarında Nefes alamıyorum.

Nefes alamıyorum.

ERIC GARNER’IN AİLESİNİN İZNİYLE Nefes alamıyorum.

Nefes alamıyorum.

Nefes alamıyorum.

Herkes şu sözlerine dikkat çekti, “Nefes alamıyorum.

” Ama ondan önceki cümleler şuydu, “Neden hep beni durduruyorsunuz?

Neden her gün, her hafta beni durduruyorsunuz?

” Bence bu çok önemli.

Devletin elinde öldürülen çocukları düşündüğümüzde on iki yaşındaki Tamir Rice’ın TAMIR RICE’IN AİLESİNİN İZNİYLE öldürülüş biçimi aklıma geliyor ve bu bana dokunuyor.

Hadi, emniyet kemerini çöz.

Dur! SAM DUBOSE’UN AİLESİNİN İZNİYLE FREDDIE GRAY’İN AİLESİNİN İZNİYLE JASON HARRISON’IN AİLESİNİN İZNİYLE İyi misin?

20 EKİM 2014 LAQUAN MCDONALD’IN AİLESİNİN İZNİYLE – Karnının üstünde yuvarlan.

Hadi! – Kavga etmeyin! – Özür dilerim.

– Kahretsin.

Beni vurdu.

– Vuruldum.

– O bir şey yapmadı.

Sen bir şey yapmadın, duyuyor musun?

– Nefes alamıyorum.

– Nefesine sıçayım.

Benimle kal.

Arka farımız yanmadığı için durdurulduk.

PHILANDO CASTILE’NİN AİLESİNİN İZNİYLE PHILANDO CASTILE – VURULDU BRIAN ACTON – AŞIRI GÜÇ KULLANIMI ARIEL CLARK – FİZİKSEL KISITLAMA POLİSİN ÖLDÜRDÜĞÜ SİLAHSIZ SİYAHİ KURBANLAR Polis şiddeti tek başına bir sorun değil.

Çok daha büyük ve vahşi bir sistemin yansıması.

Topluca hapsetme olarak bilinen ırksal ve sosyal kontrol mekanizması bu tür bir polis şiddetine yetki veriyor.

Bana göre Siyahların Yaşamları Değerlidir’in mükemmelliği burada.

Dağıtılmış bir liderlik modelleri var.

Adreslerini bulamıyorsunuz.

Siyahların Yaşamları Değerlidir bir kurşunla veya başka bir şeyle durdurulabilir bir olgu değil.

Ve bu sayede bir ümit var.

İnsanlar şunu anlamalı, siyahların yaşamları değerliyse, herkesin yaşamı değerlidir, bu ceza muhakemesi sistemine ve bu hapishane endüstriyel kompleksine giren her bireyin yaşamı önemlidir.

Mesele sadece siyahların yaşamları değil.

Önemli olan, bu ülkenin insan saygınlığına bakışını değiştirmek.

# KARA BAHAR JAMAR İÇİN ADALET! Siyahların Yaşamları Değerlidir hareketinde asıl soru kimlerin hayatını daha değerli buluyoruz sorusudur.

PHILANDO CASTILE ADALETİ HAK EDİYOR SIRADAKİ BEN MİYİM?

Suçlulaştırmanın tersi, insanileştirmedir.

Anlaşılacağını umduğum şey bu.

Bu bizi halk olarak yeniden insanlaştırmakla ilgili, bizi, yani halk olarak hepimizi.

BEN BİR İNSANIM SİYAHLARIN YAŞAMLARI DEĞERLİDİR

Topluca hapsetme sistemi büyüdü, serpildi ve gittikçe artan bir iştahla her renkten insanları yutuyor.

Ama bu, ulus olarak önemsememeyi öğrendiğimiz ırkla tanımlanmış bir grupla başlamış olmasaydı, bugün parmaklıkların arkasındaki iki milyon insandan söz ediyor olmazdık.

Sürekli şöyle söyleniyor, “Köleliği nasıl hoş görebildiler?

Bununla nasıl barışabildiler?

İnsanlar nasıl linç etmeye gidebildi ve buna katılabildi?

Ayrımcılığa, beyaz ve sadece renkliler ayırımına nasıl mana verebildiler?

Delilik bu.

Ben o zaman yaşıyor olsaydım böyle bir şeyi asla hoş görmezdim.

” İşin gerçeği, bu zamanda yaşıyoruz ve bunu hoş görüyoruz.

Güneyli yapraklar gibi Sarkıyoruz güneyli ağaçlardan Çıplak ruhlar Söylenmemiş kahramanlık şarkıları Bağışla onları peder Bu düğümün çözüldüğünü biliyorlar Ninemin boyadığı İple atılmış bu düğümün Hacıların gururu Milyonların hayatını etkiler Kölelik ayırdığından beri Babaları çocuklardan Kurum, sadece bir bina değildir Bir yöntemdir Siyah ve kahverengi bedenlerle Doldurulan Hisseden insanlar olarak Görmüyorlar bizleri Hiç Amerikalı olabilecek miyiz?

Yeni Jim Crow’u biliriz Durdurur ararlar, ruhlarımızı tutuklarlar Polis ve politikalar Kontrol için devriye felsefeleri Zapteden zalim bir el Özgürleştireceğiz onları Özgürleştirmek için kendimizi Amerika’nın İsa’ya kavuşma fırsatı – Özgürlük – Özgürlük Gelsin özgürlük Dayanın – Yakındır – Yakındır – Özgürlük – Özgürlük – Gelsin özgürlük – Gelsin özgürlük – Dayanın – Dayanın – Yakındır – Yakındır Kafesteki kuş şarkı söyler Özgürlük için Siyah bedenler kaybolur Amerikan rüyasında Siyahların kanı pastoral bir manzara Kölelik yaşıyor hâlâ Bak 13.

Değişiklik’e Şimdi kamçılar ve zincirler bilinçaltında Zenci yerine Suçlu diyorlar Tatlı özgürlük ülkesi Hapsedilmiş memleket Reagan’la vurdun beni Şimdi Trump’la vurmak istiyorsun Hapishane bir iştir Amerika bir şirket Yatırım yapar adaletsizliğe, korkuya Ve uzun acılara Yine kaldık Nefretle karşı karşıya O nefret ki Amerika’yı yeniden yüceltecekmiş İnsanlıktan çıkarılana Yok teselli Amerika’nın yükselmesi için Siyahların yaşamları önemli Özgürleştireceğiz onları Özgürleştirmek için kendimizi Amerika’nın İsa’ya kavuşma fırsatı – Özgürlük – Özgürlük – Gelsin özgürlük – Evet Dayanın – Yakındır – Yakındır – Özgürlük – Özgürlük – Gelsin özgürlük – Gelsin özgürlük – Dayanın – Dayanın – Yakındır – Yakındır – Özgürlük – Yakındır – Gelsin özgürlük – Özgürlük – Dayanın – Dayanın – Yakındır – Yakındır – Özgürlük – Özgürlük – Gelsin özgürlük – Gelsin özgürlük Dayanın – Yakındır – Yakındır – Özgürlük – Yakındır Gelsin özgürlük – Dayanın – Dayanın – Yakındır – Yakındır – Özgürlük – Yakındır – Gelsin özgürlük – Gelsin özgürlük Dayanın – Yakındır – Yakındır – Özgürlük – Yakındır – Gelsin özgürlük – Gelsin özgürlük – Dayanın – Dayanın – Yakındır – Dayanın – Özgürlük – Yakındır – Gelsin özgürlük – Gelsin özgürlük Dayanın – Yakındır – Gelsin özgürlük Özgürlük – Gelsin özgürlük – Gelsin özgürlük – Dayanın – Dayanın – Yakındır – Yakındır Yakındır Ah, özgürlük Yakındır

 

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

yorumda sahte e-posta yazanlara cevap verilmez.

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s