CAMI AŞTIK

 

İnsan, kapalı bir pencerenin dibinde vızıldayan kör ve nafile bir böcekten başka nedir ki?

 Pencerenin ötesindeki ışık ve ısı odağını içgüdüsel olarak hisseder.

 Ama kördür, göremez; ışıkla arasına giren şeyi de göremez.

 Dolayısıyla, gözü dönmüş bir halde ışığa yaklaşmaya çalışır; ışıktan uzaklaşsa da, pencereden geçerek ona asla yaklaşamaz.

 Bilim bu böceğe nasıl yardım edebilir?

Camın yüzeyinin eğri büğrülüğünü, pürüzlerini keşfedebilir, kimi yerinin daha kaim kimi yerinin daha ince olduğunu, bir yerinin daha kaba başka yerinin daha incelikli olduğunu saptayabilir: Ama kibar filozof, bütün bunlarla ışığa ne kadar yaklaşabilir?

 Gerçekten görebilecek kadar yakın olabilir mi?

 Sanırım dışardaki ışığa kendini fırlatabilmek için pencereyi bir biçimde zorlamayı her şeye rağmen başaran dâhi insan ya da şairdir.

 O zaman da, herkesten çok daha öteye gitmenin sıcaklığını ve sevincini hisseder -ama, o bile, hep kör değil midir?

 Ezeli Hakikat’i gerçekten daha yakından tanıyabilir mi o?

İzin verin, metaforu biraz daha sürdüreyim.

 Kimileri pencereden ters yönde, geri geri uzaklaşır; ve önünde pencereyi bulamayınca, işte, o zaman, “Camı aştık!” diye haykırırlar.

sh:15

Kaynak: Pessoa Pessoa’yı Anlatıyor , Fernando Pessoa, Derleyen ve Çeviren: Işık Ergüden, Birinci Basım: Ekim 2012,İstanbul

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s