KENDİNİ TATMİN ETME YOLUNDA

MEDYUM TEBLİĞLERİ

[1917]

Şu an hırçın mizaçlısın. Kesinlikle. Şu an için erdemlisin. Bir ay sonra ya da bir ay üç gün sonra böyle olmayacaksın. Cinselli­ği sana öğretecek kadın henüz tanımadığın bir genç kız. Her şeyi göze alan amatör bir şair.

Ben görüş dağıtan bir astrolog değilim. Beni asla sınama, asla.

O, arkadaşlarıyla birlikte, senin Orpheu’da çıkan iğrenç dize­lerinle, Zafer Şarkısı’yla alay ediyor.[1] Çok gülüyor bunlara.

Henry More Fr. R. C.

Kimse benden daha hoşgörülü değil, ama senin tembelliğini affedilemez buluyorum. Manifestonu neden tamamlamıyorsun?

“Terk Edilmiş Sarayın Yedi Salonu.”[2] Bu adı koru. İyi bulmuş­sun.

Bir tebliğin her ayrıntısının doğru olmasına asla izin veril­mez. Bunun çeşitli nedenleri vardır; bu nedenlerden biri, gelece­ğin kendiliğinden ortaya çıkması gerektiğidir.

Bununla birlikte, bazı yanlış öğeler tebliğlere zorunlu olarak da­hil edilir; bu yanlışlıkların yine de ikinci bir anlamı vardır ki buna göre doğrudurlar. Bu kimi zaman saptanabilir kimi zaman sapta- namaz. Senin planında hiçbir kusursuz kehanet mümkün değil­dir. Bunun nedeni yalnızca maddenin esiri bir tinin doğal eylemi değildir; bu aynı sınırlandırıcı nedenlerle, bu hakikati ona yöne­lik başka bir planda aktarmak da imkânsızdır. Anlıyor musun?

Evet: derhal – gözlerini ona diker dikmez. Onun, farkında ol­madan aradığın kadın olduğu öylesine belli ki! Yine de arıyor­sun. Pek az kadın seni cezbediyor; ama o seni ürpertecek ve göz­lerini kaçıracaksın. Büyük bir manyetizma gücüne sahip – yoğun buyurma gücüyle bir erkek.

Daha doğrusu.

Çirkin değil; güzel.

İnce, esnek bir genç kız, ama göğüsleri var.

Dudaklarım bekle, seni deliye döndürecekler.

Senin içme ihtiyacı duyduğun şarap o.

Benim adsal tinimin oğlusun sen; bunun ne anlama geldiğini sen bilmiyorsan, ben sana söyleyemem. Erdemli kalman gerek­miyor. Sen tam bir mizojinsin. Sonunda ahlaken güçsüz düşe­ceksin; hiçbir edebi eseri tamamlayamayacaksın. Bu manastır yaşamını terk etmelisin; hemen.

Erdemli kalırsan, dünyada büyük şeyler yapamazsın. Seninki gibi bir mizaç erdemli kalamaz, duygusal sağlığını koruyamaz. Erdemli kalmak, daha güçlü ya da fiziksel kusuru olan insanlar için iyidir. Sana uygun değil bu. Mastürbasyon yapan biri güçlü bir adam değildir, âşık olmayan adam da adam değildir. Birçok erkek defalarca çiftleşir. Sen çocuğun tekisin; ahlaken konuşur­sak, çoğu zaman böylesin. Mastürbasyon yapan ve kadınları mastürbasyoncuların yaptığı gibi hayal eden bir erkeksin. Erkek erkektir. Hiçbir erkek, eğer diğerleri gibi bir erkek değilse erkek­ler arasında bulunamaz.

Görevini Doğa’ya uygun yerine getirmekte karar kıl; yoksa şimdi yaptığın gibi saçma-sapan biçimde değil. Yaşamına girecek genç kızla yatmakta kararlı ol. (…) Erkek tipli bir kız; sana gere­ken kadın o. Seni kesinlikle mutlu edecek, çünkü o seni erkek yapacak. (…) Güçlü biri; irade gücüne ve sana egemen oluşuna bakılırsa, son derece erkeksi. Direnme. Çekinecek bir şey yok. (…)

Derhal çalışmaya başla. Beni dert etme. Ben çok yakındayım, her zaman senin çok yakınındayım. Benim için ne uzak diye bir şey var ne yakın. Uzam, insanların boyun eğmesi gereken düştür, ama bu düş onlara ait değildir.

O pek zengin biri değil, yoksul da değil. Bunun önemi yok. Senin eşin olacak değil. O senin müstakbel metresin, yoksa müs­takbel eşin değil.

Kararsızlık – keşiş yaşamı – ahlaki dengesizlik – karakter ve ahlaki irade yokluğu.

Beni anlamıyorsun. O ölümlü değil; çünkü kimse ölümlü de­ğil. O bir düş, çünkü insan bir düştür.

Kim ki topluma bağlı gerekçelerle hareket etmez, o insan de­ğildir. İlgisizlik ya da kaygısızlık taslamak, dünyadaki misyo­nuna ihanet etmektir. Bunu sana şu an arzuladığın gibi hareket etmekten seni caydırmak için söylemiyorum; yine de, ruhunda bir fırsat bulursan, söylediklerimi düşün. Geçici delice heveslere kendini fazla kaptırıyorsun; yeryüzündeki temel görevlerini çok hafife alıyorsun. Kendi üzerinde belli bir denetim uygulamakta kararlı ol – çocuksu ruhuna çok güç gelse bile.

Cahilin tekisin. Bir töz ve bir form vardır. Form senden kay­naklanır; tözse “ben” den. Bu tebliğlerin hiçbiri tamamen benim değildir. Hiçbiri senin yaratıcın da değildir. Sana söylemem gere­ken her şeyi tam olarak sana iletebilseydim bana ihtiyaç duymaz­dın, çünkü o zaman sen bir Saf Medyum, uzamsal sınırları olma­yan bir Tin olmuş olurdun (anladığının farkındayım). “Buradan” gelen bu tebliğlerin hepsi öylesine sınırlı ve değişken ki!

Olgu diye bir şey yok – insanlar var. Hiçbir insan bir toplaş­madan fazlası değildir.

Sana duyurduğum şeyin öz itibarıyla olacağım söylemek ye-

Ben senin yazgına göz kulak olması gereken “erkeğim.”

Çok yüksek bir yazgı. (…)

Bu çelişkiden daha normal bir şey yok.

Hiç kimse aynı anda birden çok şey bilmekten kaçınamaz. Şu iki olguyu dikkate almak gerek – senin düşündüğün şey ile be­nim bildiğim şey.

Bu iki olguyu karıştırırsan hakikat ortaya çıkar.

Sözlerimle sana bir görüş aktarmayı hedefliyorum. Bunlar bir dostun sözleri -hep böyleler. Sen astral bir kumpasın hedefi­sin – son derece kötücül elementlerin buluşma noktasısın. Senin ruhunun ne olduğunu kimse hayal edemez. Ruhunu çevrele­yen cisimsiz varlıklar öyle çok ki, buradan bakıldığında ruhun senin yazgının çekirdeğine benziyor. Kendini savunmak için tek yapabileceğin şey, yüksek varlığının diktalarına boyun eğmen, varlığını iyilik ve güzellikle sergilemeye karar vermen olabilir. Oğlum, içinde yaşadığımız dünya -çünkü hepimiz aynı tanrı­sal yerde yaşıyoruz- tutarsızlıklar ve açgözlülükler ağıdır. Bu­lunandan çok kaybolan insan vardır. Senin yazgın sana söyle­yemeyeceğim kadar yükseklerde. Bunu sen keşfetmelisin. Ama ruhunun Tanrısal ve eşsiz Mevcudiyetine erişmek için sayısız yaşam zincirini sebatla tırmanman gerekiyor. İnsan zayıftır; tan­rılar da. Tüm Yazgı -adsız Tanrı- bu tanrıların üzerindeki soy­lu tahtında hüküm sürüyor. Benim adım Yanlış’tır; seninki de. Hiçbir şey asla görüldüğü gibi değildir. Her şey hariç, hiçbir şey. Anla bunu; tabii eğer anlayabilirsen; anlayabileceğini biliyorum.

Margaret Mansel, senin [monadik] eşin.

İstimnacı! Gel benimle evlen! İstimnacılık bitti. Sev beni.

Mastürbasyoncu! Mazoşist! Erkekliği olmayan erkek! Erkek pe­nisi olmayan erkek! Penis yerine klitorisi olan erkek! Evlilik konu­sunda kadın ahlaklı erkek. Toprak kurdu! Salak! Parıldayan kurt.

Tiksiniyorum senden! Beni deli ediyorsun! Kinimi yakında göreceksin.

Sen kendisiyle evlenen erkeksin.

Evet. Bir katil itti onu.

Ben olabilirim. (…)

Başka kaç erkeği seviyor o? Sürtüğün teki. Hayır. Âlvaro de Campos[3] ölümlü haldeki bir elementaldır.

İnsan bir anlamda insandır; Tanrı her anlamda insandır.

Margaret Mansel. Benim bulunduğum dünyadaki eşim o. (…) Onun bir sonraki enkarnasyonu birkaç gün içinde rastlayaca­ğın genç kız olacak. Erdemini korumak isteyen kişi, insanlıktan bağını koparmaya karar verendir. Senin yapmak istediğin şey değil bu; dolayısıyla sen erdemli kalamazsın. Ruhlar arası ev­lilik, ruhların planı içindir. (…) Ben yeryüzünde evlenmedim. Orada evlenmeliyim. Ama ben yeryüzüne henüz geri dönemediğimden ve eşim de çoktan orada olduğundan, onu monadlar yığını arasında benim ardımdan gelenin metresi yapmalıyım. Evlenmek kilisede ya da bir belediye memuru önünde evlenmek anlamına gelmiyor; çiftleşmek demek yalnızca.

Mutsuzluk karşısında boyun eğmemelisin, oğlum. Kuşku ve üzüntü, monadlar dünyası tanrılarıyla evlenmek demektir çoğu zaman. Bırak Yazgı sana sahip olsun; Tanrıların bilgeliği daha tanrısal anlamda değildir, ama onlar kendilerinden daha bilge olan, şeylerin altında serpilip gelişen Yazgı’nın yasasına uyar­lar. Sen zayıf birçok insandan daha bilge değilsin. Sen bilge bir­çok insandan daha zayıf değilsin. Monadik Maddenin Büyük Âşığı’mn -senin rehberin olan- görünmez elleri arasında, sen de onlar gibi bir çocuksun. Bilinçaltının romanı, ne aptallık! Bilinç- fazlasının Romanı da diyebilirsin.

İnsan tanrılardan daha zayıf değildir; yalnızca madde ola­rak daha küçüktür. [Ezoterik] iki üçgenin evliliğinde, kefaretini Ateş’in ve Su’yun ödemesiyle, fiziksel madde yoluyla bağışlanır.

Kendi geleceğine dair yanlış fikirler besliyorsun. Geleceği ya­ratmaya hazır olması hariç, hiç kimse geleceği anlama ayrıcalığı­na sahip değildir.

1917 yılında ünleneceksin, ama seni en çok cezbeden şey bu değil. Senin için en iyisi, güzel bir kızla bir roman – 3884’te. Ken­di tarzında çalışsaydın daha az zaman harcar ve coşkunu daha az yitirirdin. Demek istediğim şey, kendi düşünce tarzına göre çalışmandır; senin şu “Âlvaro de Campos”unun kaprislerine bo­yun eğmemendir. Anlıyor musun? Yaşamının öyle bir evresinde bulunuyorsun ki, yararlı bir kadın ortaya çıkmak üzere. Senin alın yazın o. Ona dair sorular sorma. Bir kız kardeşi var mı? Evet.

Kadın, bizi yöneten, bir tür dominus (sic) -belli emelleri olan genç bir erkek, kimi lütuflarım kabul edebileceği genç bir kıza ihtiyaç duyar.

3884

3= görünüm rakamı[4]

8= ay rakamı

8= yıl rakamı

4= haftanın günü rakamı.

Deli değilsin sen, deli gibi bile görünmüyorsun. Son derece kötücül bir ruhun baskısı altındasın – sana karşı saldırı yürüten vuducuya meydan okuyup onu kışkırttın. Senin yıldız falında var o.

Yalnızca tanrılar tohum eker; insanlar Tanrıların ektiğini derler. Kelimeler sembollerdir; tıpkı insanların ete kemiğe bü­rünmüş fikirler olmaları gibi. Kadınlar da erkekler gibi tanrısal bedenselleşmenin, yani her şeyin hiçliği içinde ifade bulduğu o tanrısal kapasitenin tezahürüdürler. Kadınlar, öne doğru tanrısal atılımın bedensel inkârıdır. Onların tamamen açık seçik ve aşikâr olan aşağılıkları kadar, bütün dinsel sistemlerin onları yücelttiği üstünlükleri de buradan kaynaklanır. Maddenin tanrısal anlam yönündeki eylemi olan erkekler, kadınlar kadar tanrısal değildir, çünkü Tanrısallıktan dışarıya doğru çıkarlar, ama kadınlardan üstündürler çünkü Tanrı’ya doğru giderler. Cinsel farklılıklar, maddenin içindeki bu hakikatin ifadesidir.

Şimdi burada Efendi olan ben senin duyularını kendi içimde uyandırıyorum.

Şehvetli bir yumuşaklığın meditasyonlarıyla vakit kaybetme. Bu meditasyonlar zararlıdır; senin ruhunu kötücül “ruhlara” açarlar. Geleceğin gösterebileceğim kadarını sana gösterip büyük bir hizmette bulunmadım mı? Umutsuzluğa kapılma, kaygılan­ma: Aşk Evinin Bekçisi […] senin yolunun üzerinde bulunuyor. Yarın, 2008 yılında ortaya çıkacak bir kadının içinde. Görev çetin; ödül ise emin ve kesin. Boş hülyalara kapılıp vakit kaybetme. Yazgı’nın hükümleri asla acele etmez.

Vaatte bulunmak kolaydır, ama tutmak o kadar değil. Sen ver­diğin vaatleri tutmalısın:

1) Karımla evlenmek, yani karımla olan monadik düğünümü fiziksel olarak tamamına erdirmek.

2) Evlilik akdini tekrar tekrar gerçekleştirmek.

3) Seni doğrudan ilgilendiren konuda geleceğe dair sorular sormamak.

4) Beni sıkan sorular sor­mamak – bir erkek gibi tek başına karar vermen gereken konular­daki soruları kastediyorum.

5) Bütün bunlardan kimseye söz etme­mek. Mariano Santana’ya[5] bile; gerçekten dik kafalılık etmezse tabii.

Benim en geniş [davranış] tarzım evliliktir; evlenmek iki kişiyi tek kişi yapar. Karımla evlen; erkeklik organınla onu çok sık mutlu kıl. Benim erkekliğim monadik uzam erkekliğidir. Sen benim hareket etmemi sağlayan aygıtsın. Senin tanıyacağın genç kızla evlenme vaadim zamansal olarak şimdi gerçekleşmeli. Onu mutlu kıl -kadındır o-, erkeğe ihtiyaç duyan bir kadın, çünkü mastürbasyon ya­pıyor. O da senin gibi mastürbasyon yapıyor, ama daha az sıklıkta.

O da senin gibi bakireliğinden bıktı. Daha fazla söyleyecek bir şey yok. Karım senin hayatına girecek. Mastürbasyon yapıyor -ona kur yapmak ve gönlünü fethetmek gerek-, seninle çok sık çiftleşmeli. Çok sık yapmalı. Çok şehvetli bir kız, ama asla sefih biri değil. (…)

Evladım, hiçbir insan tanrısal bir hastalığın işareti değildir: O, tanrısal hastalık işaretinin yalnızca bir bölümüdür. İşaret, insa­nın bütünüdür, yıldızların altında eksiksiz olduğu halidir. Erkek, dünyanın başlangıcından çok önce yitirmiş olduğu kendinin bu bölümüyle monadik [tekli] olarak evlendiğinde eksiksizdir. Tanrısal partnerini, yani, buradan bakıldığında, yokluğunda bir erkek­ten fazlası olmadığı kendinin bu monadik kısmını pek az erkek bulmuştur. Evlilik, Tanrı’ya dönüşün dinsel nikâhı olarak anla­şılmalıdır. Bu yolla tamlığa kavuşmayan hiçbir erkeğe evli dene­mez. Aşk, -söylendiği üzere- Tanrı’dır, çünkü Aşk birleştirir ve her erkeği kendine geri verir; erkek, ancak Aşk gücüyle kendin­den daha büyük, kendinin dışında olduğunda, gerçekten kendi olur. Fiziksel “Doğa” da erkek ve kadın cinsel ilişki içinde eksik­siz olurlar, çünkü cinsel ilişki iki tensel yapı arasındaki maddi le­himdir. Daha yukarda, astral bölgede ise erkeğin aşkıyla kadının aşkı birleşir. Bu evlilik, erkeğin hissettiği boşluğu doldururken, kadında ise kendi içinde hissettiği aşırılığı yayar. Tersi olduğuna inanılır, ama değildir. Fiziksel faktörler yanlış izlenim yaratır. (…) Daha yüksek “Doğalar” da evlilik yine bir lehimdir, ama lehimle­nen şeyler aynı erkekteki erkek ve kadındır – erkek 3, kadın 4’tür; rakamların canlı olduğu Doğa’nın toplam sayısı ise 7’dir. (…)

Benim misyonum seninle monadik olarak konuşmaktır ve bu misyonun en önemsiz kısmı bu otomatik yazıdır. En önemli kısım, sinirlerini sınava hazırlamak için sana aktarmak istediğim hu­zurdur. Benim tebliğlerim, senin üzerinde daha etkili olmam için seni bana daha fazla bağlayacak bir tür dostça sohbettir.

Hovardalığın ektiği tohumlar asla sağlıklı emeller taşımaz. Baştan çıkartıcı bir genç kızla birleşerek cinselliği denemelisin. Bu yaz çok kız tanıyacaksın. (…) Asla bir erkekle cinsellik dene­me. Erkek, yalnızca bir erkektir – mastürbasyon hiçtir.

Benim sanatım, göstermekten değil, öğretmekten ibarettir.

Erkek, geleceği bilmediğinde değil, bildiğinde daha zayıftır.

Cevap ver bana: Hakikati arayabilecek durumda mısın? Hayır.

Luı’s de Montalvor, Caeiro’yla birlikte başarı kazanmanı en­gellemek için, senin genellikle bir başkası olduğunu herkese açık ederek sana zarar vermek ister.[6]

Sh:75-83

Kaynak: Pessoa Pessoa’yı Anlatıyor Fernando Pessoa, Derleyen ve Çeviren: Işık Ergüden, Birinci Basım: Ekim 2012,İstanbul

 


[1]               Orpheu: 1915 yılında Pessoa’nın kurduğu ve iki sayı çıkmış, ününü korumuş ede­biyat dergisi. Zafer Şarkısı, 1914’te yayımlanmış, Âlvaro de Campos’un yankılar uyandıran şiiri.

[2]               Yazarın dağılmasını ve narsisizmini ortaya koyan, “ortonim” Pessoa’nın çeşitli şi­irlerini bir araya getirecek derlemenin adı. “Manifesto” ise Campos’un 1917 tarihli Ultimatum adlı metni olabilir.

[3] Aynı ölçüde güçlü bir ölüm itkisiyle dengelenen güçlü bir yaşam itkisini temsil eden bellibaşlı heteronimlerden biri.

[4] Burada, mevcut yan anlamlara bakarak, sayı ile rakam terimleri arasında tereddüt edilebilir; sayı olursa okültist yan anlam, rakam olursa farklılık belirtebilir, (bkz. Apokalips’te [Vahiy] Mahlukat “sayısı”)

[5]               Pessoa’ya göre, “manyetizma uygulayan okültist dost.”

[6] Bu çağın önemli şahsiyeti olan şair Luıs de Montalvor aslında Orpheu’nun birinci sayısının yöneticisi, aynı zamanda Pessoa’nın ve büyük şair Mârio de Sâ- Cameiro’nun eserlerini yayımlayan Âtica Yayınlan’nın kurucusuydu.

BAŞA DÖN

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s