ERZURUMLU KEMANİ HAYDAR TELHÜNER’İN HAYATI VE ESERLERİ

 

Hzl: İSMAİL BİNGÖL

 

Kemanî Haydar Telhüner

Temmuz ayının 7’si, saat 01’i göstermekte. Bir şeylerle uğraşıyor, bir yandan da televizyon kanalları arasında dolaşıyorum. TRT 4’de tanıdık yüzler ve konu dikkatimi çekiyor:

Ankara radyosu ses sanatçısı Kubilay Dökmetaş, Erzurumlu sanatçı Kemanî Haydar Telhüner’i anlatıyor. Program içinde kendisine ayrılan bölümde, her hafta ayrı bir kişiyi anlatan ve eserlerinden örnekler veren Dökmetaş, bu haftaki bölümü Haydar Telhüner’e ayırmış.

Uzun yıllar Erzurum radyosunda ses sanatçısı olarak görev yapan sanatçı, aynı zamanda iyi bir arşivci… Çok iyi bir plak koleksiyonuna sahip olduğunu, kendi ifadelerinden ve burada çalıştığı yıllarda yaptığımız sohbetlerden hatırlıyoruz. Türk halk müziğine, sesiyle olduğu kadar, yazdıklarıyla da hizmet eden sanatçının bu çabaları övgüye değerdir.

Dökmetaş’ın, “Arşivleri taradım, plağına rastlamadım.” dediği Haydar Telhüner’in, kendi özel arşivinde bulunan “Bu gece” adlı tek plağını dinliyoruz. Sözü ve müziği kendisine ait şarkıda, sanatçının sesi stüdyoyu doldururken, Erzurum’dan görüntüler geliyor ekrana…

Kubilay Dökmetaş’ın söylediğine göre ( Bu arada; kendi yaptığı araştırma yanında, aktardığı bazı bilgileri aldığı kişiler arasında, Erzurum’dan Sebahattin Bulut’u, Zeki Kurnuç’u ve Kenan Tuna’yı sayıyor.); “Yüzlerce bestesi var Telhüner’in… Ve bunları, devrin çok ünlü sanatçıları plaklara okumuşlar. Zeki Müren, Suzan Yakar bunların en başta gelenleri… Yaptığı bestelerin çoğu tanıtılmamış. Hakkında araştırma yapınca, talihinin bu açıdan hiç yaver gitmediğini görüyoruz. İçinde bulunduğu şartların da bunda etken olduğu söylenebilir. Gerçi bu bahtsızlığı, ölümünde de görmek mümkün. “

Şafak Yıldızı adlı Şafak söktü yine sunam uyanmaz / Hasret çeken gönül derde dayanmaz” şeklindeki, çok hazin bir makamda söylenmiş bu türküyü, yıllardan beri, severek dinleriz, söyleriz. Ama çoğumuz, Telhüner’in olduğunu bilmeyiz. Bu türküyü, Kenan Tuna kitabına(Erzurum Türküleri ve Nazariyatı, Özel Yayın, Ankara- 2001) almış; ne var ki, notasının yazılı olduğu bölümde, Telhüner’le ilgili her hangi bir bilgi yok. “Yöresi” kısmı da boş bırakılan türkünün, kimden alındığı, derleme tarihi (18 Nisan 1950) ve notaya alan yazılı sadece. “Erzurum Yöresine Ait Türküler” çizelgesinde (s.105) ise adı kaynak kişi olarak geçiyor. Yani, bilgiler birbirini tutmuyor. Zaten, repertuardaki Erzurum türküleriyle ilgili bölümde, adının geçtiği başka türkü de yok Telhüner’in. Bunun cevabını Kubilay Dökmetaş veriyor: Şafak Yıldızı adlı türkünün yöresi, uzun yıllar Orta Anadolu olarak söylenip durdu radyolarda… Bu yanışlık, seneler sonra ancak düzeltilebildi. Tanrıdan diledim bu kadar dilek, Mavi yelek mor düğme, Geceler yarim oldu/ Ağlamak kârım oldu adlı türkülerin kaynak kişisi hep o… Adının geçmemesi yıllar sonra bile devam ediyor bu türkülerde. Bu durumu düzeltmeye çalışıyoruz. (Bizce de bir sanatçının hatırasına karşı yapılabilecek en güzel vefa örneği bu olsa gerek.İ.B. )Sanat müziğiyle uğraşmasına rağmen, halk müziğinden ayrılamadığını ve çok etkilendiğini görüyoruz. Karacaoğlan, Dertli, Seyrani gibi halk edebiyatının başta gelen ozanlarının tesirleri yakından görülüyor yaptığı bestelerde… Şarkılarını da ‘şehir klasiği’ diye bilinen türde bestelemiş ve yazmış.

Sanatçıların parayla araları iyi olmamıştır çoğunlukla… Çünkü his âleminde gezinen bu insanlar, maddiyatın baş tacı edildiği bir dünyanın kurallarını kavramakta zorlanmışlardır. Dolayısıyla, pek çoğunun hayatı, sefillik ve perişanlıkla noktalanmıştır. İmparatorluk döneminde sarayın kanatları altındaki bazı sanatçılar bu durumdan biraz olsun kurtulabilmişlerdir. Gerçi artık günümüzdeki bazı sanatçılar da(!) parayla ünsiyet peyda etmeyi öğrenmiş durumdalar. Zamaneye göre davranmayı da sanatlarının bir parçası haline getirmeyi başardılar da denebilir buna.

Ama ne yazık ki, sanatın ve sanatçının, hele özellikle de Türk müziğiyle uğraşanların hemen hiç bir kıymetlerinin olmadığı bir devirde bestekârlıkla uğraşıp, sanat yapmaya kalkışan Haydar Telhüner’in sonu da diğerlerinden farklı olamazdı. O da maalesef hiç bir şeyin sahibi olamamış, yoklukla dolu bir hayat sürmüştür.

Gurbette olduğu, İstanbul gibi bir şehrin derdini çektiği için, sılasından ayrı düşmenin ızdırabını hep yaşamış ve bunu bazı bestelerinde dile getirmiştir. Ölümüne yakın bir zamanda bestelediği sanılan türkü formundaki bir bestesinde, yerinden yurdundan ırak düşmenin matemini ruhunda ne kadar derinden yaşadığı apaçık görülmektedir:

 

Erzurum dağları görünmez oldu

Zümrüt ovaları bilinmez oldu

Hayali kalbimde görünmez oldu

Benden ıraklara kalan Erzurum

Hayali gözümde tüten Erzurum

 

Erzurum’da yaşayan bir çok kişinin, adını bile duymadığı Haydar Telhüner’in hayatı hakkında şu bilgilere ulaştık:

Halk havalarının kendine has, elle tutulur ızdırabını duyduğumuz bestelerin sahibi Kemanî Haydar Telhüner, 1911 yılında yüzbaşı Derviş beyin ve Cemile Hanımın oğulları olarak Erzurum’da dünyaya gelir.

İlk çalgısı mey olan sanatçı, daha sonra, dinlediği şarkılarda duyduğu keman ve ud sesinden etkilenerek, bu sazlara yönelir. O günün şartlarında bu sazı öğretecek birini bulmadığından olsa gerek; kendi kendine çalışıp, bu yolda ilerler.

Musikiye olan ilgisi gün geçtikçe artan Telhüner, kendindeki eksikliği gidermek için, bir dönem, Erzurum Lisesi müdürü Murat Uraz’ın yardımıyla, bu okuldaki musiki derslerine devam eder ve bu sayede nota öğrenir. Bir müddet Erzurum öğretmen okuluna devam ettiğini gördüğümüz Telhüner’in, içindeki sanat aşkı, onun bu mesleğe intisab etmesine mani olur ve okulu bırakarak, notaların izinde yürümeye devam eder. (Sebahattin Bulut, Erzurum’da İz Bırakanlar, s.146, Kültür Yayınları, İstanbul 1995)

Elde olmasa da, bir çok plak yaptığı ve böylelikle Erzurum ismini, taş plaklara kadar taşıdığı bilinen Haydar Telhüner’den, ilimizin renkli simalarından, 1984 yılına kadar TRT Erzurum Radyosunda çeşitli statülerde profesyonel saz sanatçısı ve Türk sanat müziği koro şefi olarak görev yapan Kıyasettin Temelli’nin de, solfej ve bestekâ rlık dersleri aldığını, internette yayımlanan hayat hikâyesinden öğreniyoruz.

İlk eserini 1930 yılında, Faruk Nafiz’in;

Soldukça günün matemi altında çiçekler,

Bir gölge tanırdım ki, uzaktan beni bekler.

Kalbimde emel, yolda vefasız kelebekler

Bir gölge tanırdım ki, uzaktan beni bekler” şeklindeki şiirini besteleyerek, böylece bestekâ rlığa ilk adımını atan sanatçı, daha bunun gibi pek çok esere imza atar. Şarkılarında çok yoğun olarak gurbetin ve karşılıksız bir aşkın derin izlerine rastlanan Haydar Telhüner’in, eserlerinden bazılarının adları şöyle:

Hüsnüne Güvenme Ey Ruy-i Mahım”,

Vurma Avcı Vurma Kalbim Yaralı”,

Sen Seher Yelisin Esersin Serin”,

“Eşini Kaybetmiş Bir Garip Kuşum”,

“Palandöken Dağlarının Yaylası”,

Gönülde neşemiz ziyade sanki,

Gurbette bir çiçek açmadı bu yaz,

Dediler yar sevme pişman olursun,

Eşini kaybetmiş bir garip kuşum,

Palandöken dağlarının yaylası,

Geceler yarim oldu türküsünün de kaynak kişisidir.

Devrin ünlü bestekârları Sadettin Kaynak ve Selahattin Pınar’ dan “feyz” alan sanatçı, hayatının son yıllarında, muhtemelen umutsuz bir aşkın pençesine düşer ve kendisini alkole kaptırır.

Yolları beklerim, hiç gelenim yok

Ağlarım, yaşımı hiç silenim yok

Hastayım, derdimden hiç bilenim yok

Büküyor belimi zalim ayrılık”

diyerek, içine düştüğü durumu müziğin yardımıyla hazin bir şekilde ifade eden Haydar Telhüner, 1963 yılında bir gün, Yeşilköy civarında, bindiği trenin penceresinden kendini atmak süretiyle, hayatına son verir.

Gurbet acısından, aşk yarasından geriye kalan bedenini ise, samimi arkadaşı udi Kadri Şençalar, Şişli’deki kendi aile kabristanına defneder.

Hasretliği, ölümünden sonra da devam eden sanatçının durumunu, sözleri Mustafa Nafiz Irmak’a ait, kendi bestesi olan şu hicaz şarkı daha iyi açıklar:

Eşini kaybetmiş bir garip kuşum

Yuvamı yel aldı, kanadım kırık

Ben gurbet elinde unutulmuşum

**

ESERLERİ

Bu Gece İçimde / Uşşak /

Solist: Erol Armutlu

Söz-Müzik: Haydar Telhüner

 

 

Bu gece içimde garip (odamda başka) bir hal var

Yatak garip yorgan garip ben garip

Sessizlik içinde ta fecre kadar

Ruhum garip başım garip ben garip

Dalmışım gecenin sessizliğine (ıssızlığına, derinliğine)

Ay vurmuş yatağın solgun rengine

Bıraktım kendimi durgun engine

Engin garip gece garip ben garip

 

Şafak söktü yine sunam uyanmaz

Söz-Müzik: Haydar Telhüner

Şafak söktü yine sunam uyanmaz

Hasret çeken gönül derde dayanmaz

Çağırırım sunam sesim duyulmaz

Uyan sunam uyan derin uykudan.

 

Çektiğim gönül elinden

Usandım gurbet ilinden

Hiç kimse bilmez halimden

Uyan sunam uyan derin uykudan.

 

Bunca diyar gezdim gözlerin için,

Niye küstün bana el sözü için.

Dilerim Allah’tan sızlasın için

Uyan sunam uyan derin uykudan.

Hüsnüne güvenme, ey ruy-i mâhım

 

Beste: Haydar Telhüner

Güfte: Seyrânî

Makam: Hicaz

Usûl: Sofyan

Form: Şarkı

 

Hüsnüne güvenme, ey ruy-i mâhım

Niceler bu tarz-ı revişten geçti

Seni vefasız,seni vefasız

Sana kâr etmedi feryâd-ü âhım (aman)

Benim âhım kûh-i Keşiş’ten geçti

Seni vefasız,seni vefasız

 

Aman, aman

Seni bî-mürüvvet,seni bî-vefâ

Kim kime etmiştir ettiğin bana

Şimdi yâr olmayı istersin ama

Nideyim, güzelim, iş işten geçti

Seni vefasız,seni vefasız

 

Benden sana destur, ey çeşm-i âfet

Kiminle istersen eyle muhabbet

Şimden gerû sen sağ, ben de selamet

(Aman) Fevkiya bu alışverişten geçti

Seni vefasız,seni vefasız

**

“Vurma Avcı Vurma Kalbim Yaralı”

 

Sen seher yelisin esersin

 

Sen seher yelisin esersin yakın

Çıkar gökyüzünde pervaz idersin

Mevla’yı seversen dur seher yeli

Şol didem kan ile bir name yazdım

Götür bu namemi ver seher yeli

 

Sen seher yelisin esersin yakın

Yarimin yüzüne havarlı dokun

Eğer uykuda ise uyartma sakın

Sağına soluna es seher yeli

(Zülfünü yüzüne sür seher yeli)

 

Seher yeli her yellerin başısın

Yare urgun urgun selam taşırsın

Sen de sevdiğimin bir sırdaşısın

Gizli esrarımı ver seher yeli

Soldukça Günün Matemi / K.Hicazkar /

Solist: Çiğdem Yarkın

Söz-Müzik: Haydar Telhüner

 

Soldukça günün matemi altında çiçekler

Bir gölge tanırdım ki uzaktan beni bekler

Kalbimde emel yolda vefasız kelebekler

Bir gölge tanırdım ki uzaktan beni bekler

 

Leyla Sende Buldum / Muhayyerkürdi /

Solist: Çiğdem Yarkın

Söz-Müzik: Haydar Telhüner

 

 

Leylâ (ah ah Leylâ) sende buldum aşkımı kaderimi

Terkedersen duyarsın bir sabah ölüm haberimi

Bırakma ellere atma çöllere

Düşürme dillere kalbindeki yerimi leylâ

Mecnun Leylâsız yanıp tüter mi

Sevda çölünde çemen biter mi

Ömrünü verse acep yeter mi

Bırakma ellere atma çöllere

Düşürme dillere kalbindeki yerini leylâ

**

Mecnun / Muhayyer /

Solist: Çiğdem Yarkın

Söz-Müzik: Haydar Telhüner

 

Vefasız Leylaya gönül verdi Mecnun

İçinde bir ateş ah tutuştu Mecnun

Kuşlar yuva yaptı Mecnunun başında

Terk etmedi yine o çölleri Mecnun

Leyla kapısında secde etti Mecnun

Bakmadı vefasız onun yüzüne

Görmedi Leylayı yoldu saçlarını

Fakat Leylasını o Allahta buldu

**

Dilber Kalk Gidelim / Gülizar /

Solist: Erol Armutlu

Söz-Müzik: Haydar Telhüner

 

Dilber kalk gidelim bağ arasına

Şakısın bülbüller gül incinmesin

Eser badı saba zülfün dağıtır

Gerdana dökülmüş tel incinmesin

 

Aç güzel yüzünü gözler kamaşa,

Ak gerdana benler elâ temaşa

Aşık maşuk iler sarıp sarmaşa

Dudak zahmet çeksin dil incinmesin

**

Açsam Sana Birgün / Segah /

Solist: Çiğdem Yarkın

Söz: Anonim

Müzik: Haydar Telhüner

 

Açsam sana bir gün o derin hicranımı şöyle

Sızlar yüreğin billahi acır sen de yanarsın

Aşkımdaki sonsuzluğu gör bir bak kerem eyle

Sızlar yüreğin billahi acır sen de yanarsın

**

Gönlümü Verdim Ey Güzel / Uşşak Gazel /

Solist: Ubeydullah Sezikli

Söz-Müzik: Haydar Telhüner

 

Gönlümü verdim ey güzel senin rengi ruhsarına aman aman

Alıştım dem be dem tutuştum eyvah senin narına aman aman

Vaktâki sevdim seni bakmadım ellerin yüzüne meded ey

Çektiğim şahmaranın zehrin güzelim senin aşkına

**

Sonsuz Karanlıklarda / M.kürdi / 

Solist: Çiğdem Yarkın

Söz-Müzik: Haydar Telhüner

 

Sonsuz karanlıklarda güneşim Leylâ

Hem güneşim, hem eşim, yoldaşım Leylâ

Kovsan kapından yine gelirim Leylâ

Bırakma beni yalnız başıma ah Leylâ

Sen olmayınca bahar gelmiyor Leylâ

Hiç kimse bu derdimi bilmiyor Leylâ

Sızlayan kalbim sensiz dinmiyor Leylâ

Kovsan kapından yine gelirim Leylâ

Bırakma beni yalnız başıma ah Leylâ

 

Pencereden Ay Doğdu / Uşşak /

Esmer Dün Gece Mecliste / Hüseyni /

Solist: Haydar Telhüner

Söz-Müzik: Anonim

Solist: Erol Armutlu-Çiğdem Yarkın

Söz-Müzik: Haydar Telhüner

 

Keman Taksimi / Haydar Telhüner

 

Pencereden Ay Doğdu

 

Pencereden ay doğdu

Sandım ki sabah oldu

Ben Alimi görünce

Hemen aklım kayboldu

Alim gel Alim

Ellere bakma Alim

Canımı yaktın Alim

Gönlümü çaldın Alim

Alimin yollarına

Döktüm gözyaşlarımı

Dizlerinin üstünde

Tarasam saçlarını

Alim gel Alim

Ellere bakma Alim

Canımı yaktın Alim

Gönlümü çaldın Alim

 

 

Esmer Dün Gece Mecliste

 

Esmer dün gece mecliste doldurdu bir bade verdi

Şen olsun benim meclisim doldur esmer ver badeyi

Esmer gitme akşam oldu dağlar şimdi tenha oldu

Bekler seni meclisi mey doldur esmer ver badeyi

Ağzı gonca yanağı gül sevdalıdır ona gönül

Dalında ötüpde bülbül doldur esmer ver badeyi

**

Gönülde Neşemiz Ziyade Saki

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s