ÖLÜM ÜZERİNE -Hermann Hesse

Ölüme çağrı aynı zamanda sevgiye çağrıdır. Ölümü kabullenip de yaşamın ve değişimin büyük ve ezeli biçimlerinden biri olarak benimsedik mi ölüm tatlılaşır.

Ölmek kolektif bilinçaltının kapısından içeri girmek, kendini burada kaybedip bir biçim, saf bir biçim kazanmaktır.

* * *

Ölümle aramdaki ilişki eskiden nasılsa yine öyledir. Ölümden nefret etmiyor, korkmuyorum. Eşimden ve oğullarımdan başka kiminle ve neyle düşüp kalktığımı şöyle bir araştırmaya kalksam, bunların yalnızca ölülerden, değişik çağlarda yaşamış ölülerden oluştuğu görülecektir. Müzisyenler, yazarlar, ressamlar, yapıtlarında yoğunlaşmış olarak yaşamlarını sürdürürler çağdaşlarının çoğundan daha çağdaş, daha gerçek bulurum onları. Hayatta tanıdığım, sevdiğim ve sonra yitirdiğim ölülerde de, bu dünyadan göçüp gitmiş annem, babam ve kardeşlerimde de değişik değildir durum, onlar da hayatta oldukları zamanki gibi bugün de benim içimde, benim yaşamımda bir yer sahibidir. Kendilerini düşünür, onları düşlerimde görür, günlük yaşamımın kapsamı içine alırım.

Demek istiyorum ki, ölümle aramdaki ilişki bir kuruntu değil, tatlı bir hayal değildir. Kuşkusuz geçiciliğin üzüntüsünü biliyor, sararıp solmakta olan bir çiçek gördüm mü bu üzüntüyü duyuyorum. Ama umutsuzluğa yer vermeyen bir üzüntüdür bu.

* * *

Öldükten sonra bir başka kılıkta varlıklarını sürdürüp birbiriyle buluşacaklarına inananlara ne mutlu! Bizlerinse sevdiğimiz ölülerin bütün canlılardan daha çok bizimle yaşadığına ve onlardan daha canlı sayılacaklarına ilişkin içimizdeki yaşantıyla yetinmemiz gerekiyor. Kimi zaman sadece saatler boyu sürer bu yaşantı, ama bizim için eşi bulunmaz saatlerdir bunlar.

* * *

Can çekişme de doğumdan daha az yaşamsal bir olay değildir, çokluk her ikisi birbirine karıştırılır.

* * *

Her ölüm olayından sonra yaşam daha narin, daha incelikli niteliğe bürünür.

* * *

Us insanı, sömürülmesi için dünyanın insanlar eline bırakıldığına inanır. En çok korktuğu düşman ölümdür us insanının, yaşamının ve yaptığı işlerin geçiciliği düşüncesidir. Ölümü aklına getirmekten sakınır kendini, ölüm düşüncesinden kaçamadığı zaman etkinliğe sığınır, çabasını ikiye katlayarak ölümün karşısına çıkmaya çalışır, mal mülk, bilgi edinir, yasaklar koyar ortaya, dünyayı us yoluyla egemenliği altına almaya uğraşır. Ölümsüzlük inancı ilerlemeye beslediği inançtır, ilerlemenin ebedî zincirinde etkin bir halka olarak kendini büsbütün yok olup gitmekten koruyacağına inanır.

Kanımca mizaç, eğitim ve yazgı bir insanın intiharını olanaksız kılmış, böyle bir şeyi ona yasaklamışsa, bazen hayal gücü böyle bir çıkış yolunu karşısına dikerek kendisini intihara sürüklemek istese bile söz konusu eylemi gerçekleştiremeyecek, bu eylem ona düpedüz yasaklanmış kalacaktır. Durum başka türlüyse, biri çıkıp da artık katlanamadığı yaşamı bir kararlılıkla kaldırıp atıyorsa, bana göre nasıl başkaları ecelleriyle ölme hakkına sahipseler, onun da böyle bir eylemi gerçekleştirmek hakkıdır. Canlarına kıymış bazı kimselerin ölümünü, eceliyle ölmüş diğer pek çok kişinin ölümünden daha doğal ve anlamlı bulmuşumdur.

* * *

İnsanın ölümü öylesine ağır bir tempoyla gerçekleşiyor ki! Gıdım gıdım ölüyor insan. Dişlerden, kaslardan ve kemiklerden her biri, sanki sizinle arası çok iyiymişçesine özel bir vedayla size veda ediyor.

*   *

Acı ve sızlanma, sevilen kimsenin kaybına karşı verdiğimiz ilk ve doğal tepkidir. İlk yas ve sıkıntı döneminin aşılmasında yardımını esirgemez bizden, ama bizi ölüyle birleştirmeye yeterli değildir. Böyle bir şeyi ilkel kavimlerde yaşayan ölü kültü sungular sunarak, ölünün mezarını süsleyerek, ölü için anıtlar dikerek, mezarının üzerini çiçeklerle donatarak yapar. Ne var ki, bizim uygarlık düzeyinde ölülere sungunun. düşünceler ve titiz anımsamalarla, sevgili varlığın içimizde yeniden inşasına çalışmalarla ruhumuzda gerçekleşmesi gerekiyor. Bunu başarabildik mi. ölen kişi yanı başımızda eskisi gibi sürdürür yaşamını, imajı esenliğe kavuşturulmuştur ve söz konusu imaj acımızı verimli kılmada bize yardım elini uzatır.

Ölüme karşı savaşmak için bir silaha gereksinim duymam; bence ölüm diye bir şey yoktur çünkü. Ama bir başka şey vardır: Ölümden korku. Bu korku hastalığım da iyileştirmenin çaresi bulunmaktadır.

 

Kaynak: Hermann Hesse, İNANÇ DA SEVGİ DE AKLIN YOLUNU İZLEMEZ, Çeviren: Kâmuran Şipal, Ağustos, 1999,İstanbul

 

BAŞA DÖN

 

Reklamlar