HANGİSİ RIZA

 

 

Rıza; talebi yüksek tutmak daha öteye gözü koymak, o bulunan hale razı olmak değildir.

Biliriz ki; bulunduğumuz hal en yüksek değil belki geçilmesi gereken haldir.

Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem biliyordu ki, her makamdan daha yüksek makam var. İlimden daha yüksek ilim var.

Allah’ın bildiği gibi Allah’ı bilemediği için: “Ya rabbi Seni bilemedik” derdi.

Yoksa bu kelam , Allah’ı bilmediğini göstermezdi.

Sırası geldi âleme: “Allah’ı en iyi tanıyanınız benim” dedi.

“En çok korkanınız benim” dedi ama sonra: “Ya Rabbi senden hakkıyla korkamadık” da dedi.

Yani Onun hakkından kastı; bizzat Allah’ın Allah’ı bilmesi.

İşte bu kula mümkün değil.

Ama kul için daha ötelere, daha ötelere varmak mümkün.

Razı olmak demek yani o anki halinden razı olmak değil; bilakis “Allah’ın Allahlığından razı olmaktır. Bu farklı bir şeydir.

Bu anlaşıldı.

Şimdi, iki tane çocuğunuz olduğunu düşünün.

İkisi de seni kendilerinden razı etmeye uğraşıyor.

Birisi senin kendisinden razı olmanı istediği için otur dediğin zaman oturuyor, kalk dediğin zaman kalkıyor ve bunun dışında da hiç bir şey yapmıyor, seni razı edecek ya.

Diğeri de sen otur demeden bazen oturuyor, kalk demeden kalkıyor.

Ama bütün bunlar seni razı etmek için, kendini feda ediyor.

Onun rızası seni kendisinden razı etmek için değil. Belki senin menfaatini düşünüyor.

Yani bu oğlan fark etti ki; senin menfaatin orada onun oturmasını değil, kalkmasını gerektiriyor ama sen oturmasını emretmişsin. O kalkıyor.

Aradaki inceliği anlamış oldunuz.

O kalkıyor. Yani bu oğlanın tavrı şudur; senin kendisinden razı olmanı beklemeden o senden razı. Ama ötekinde; senin kendisinden razı olmanı bekliyor ki aksi takdirde senden razı değil.

İnceliği anlaşıldı.

Ruhu feda etmek budur…

Nefsi feda etmekten daha ötedir.

Evet, Allah, nefsini feda edenlere cenneti vaad etti; ruhunu feda edenlere de……

Ancak biz hem ruh ve nefsini feda eden ince çizgi üzerinde olanlara hasret duyuyoruz.

Onlar bu inceliğin merkezindedirler.

Bunlar çok az kişilerdir.

Ey zahid dışına takıldığın çok yerde harabat ehli yol bulmuş giderken;

sen hala o mu bu mu doğru olacakta oy alınıyorsun.

Gel sözü tut.

Gelimli gidimli dünyadan eğrilerin ve doğruların kaybolduğu âleme doğru seyre çık.

Bu yolculukta tek sermayen kendinin iyiler yanında olduğunu bilmendir. Yaptığın her iyilik çok zaman  hatalıda olsa sen sınıfını orada seç.

Kalaycı Babanın dediği gibi “nefsini fedâ eden Rabialardan daha cömerdi var mı dünyada kaç tane nefsin ateşini söndürdüler”, dermiş.

Sus, sus ki sana anlatmaya başlasınlar. Yoksa çok beklersin…

 

Hakk ilmine bu âlem bir nüsha imiş ancak,

Ol nüshada bu Âdem bir nokta imiş ancak.

Ol noktanın içinde gizli nice bin deryâ,

Bu âlem o deryâdan bir katre imiş ancak.

Âdemliğini her kim bulduysa odur Âdem,

Yoksa görünen sûret bir gölge imiş ancak.

Bu zevki yeler herkes bulmaz veli her nâkes

Eren anâ Âdemde bir fırka imiş ancak.

Kim ol deme buldu yol vasl oldu Niyâzî ol,

Nâcî denilen fırka bu zümre imiş ancak.

Mef’ûlü Mefâ’îlün Mef’ûlü Mefâ’îlün,

Âdemde olan esrâr bu demde imiş ancak.

“B. Şahin’den iktibas”

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s