İNSANLARIN KANALİZASYONU

 

Komplo teorileri üretmek bir ayrıcalıktır. Son zamanlarda milletimiz içerisinde bu kabiliyette olan insanlar/insan pek kalmadı. Az zaman önce bir Aytunç Altındal vardı. O muhterem insan milleti peşinden sürükler ve sayesinde birileri de bilirmiş endamıyla bir şeyleri peşinen yuvarlardı.

Şimdi ki var olanlar için laf etmeye gerek yok… Hikâye bile yazamıyorlar.

Sözü buradan insanların kanalize edildiği ve duyguların matematiksel çarpılmasına gelelim.

Bir insanın karnı doyarsa, mecburen boşalma ihtiyacı vardır. Bu bir ihtiyaçtır.

Bir genç ve faal zihin patlamaya hazır bir bomba haline getirdiyse şartlar, muhakkak bir çevresel eyleme doğru yönelme ihtiyacı duyacağı kesindir.

O zaman onu yapmalı, kontrollü patlatmasına yardım etmeli ancak uzaktan uzağa tatmin olmasını sağlamalı.

Hem zarardan ve hem de mazrur olmadan…

Nasıl yapmalı?

Dindar bir genç düşünün. Onu din için oluşan eksiklilere müdahale yapma kuvvetini zayıflatmak için, iç sorunların önüne set çekerek, dış devletlerdeki olaylara çevirmek gibi.. bu şekilde o zihnini boşaltarak, bir şeyler yaptım dünyaya sesimi duyurdum diyerek orgazma ulaştırılır. Bu kontrollü boşalmalar ile huzur bulurlar.

Öyle ki gerçekten bir şey yapmış gibi…

Yapılan bir şey yoktur. Olan şey iç patlamayı uzak diyarlara sürükleyerek birikmiş gazı almış olunur.

Günümüzde insanların uzağı görüp yakına bakmayışlarının nedeni bu yapılan özel komite çalışmaların semeresidir.

Sen söyle… sen işit kabilinden, sürekli gündemin gerisinden gittiğimiz bir hayat içinde birileri düşüncelerimizi kontrol edecek ve biz onların düşünmesini istediği şeyleri düşünmeye mecbur kalacağız/kalıyoruz.

Ne yazık ki milletimiz birilerinin düşünmesini istediği şeyleri düşünmeye mecbur oluşunu, bir noksanlığına mı saymalı, yoksa cahillik, saflık… gibi çeşitli nedenlere mi bağlamalıyız?

Bu konuda en iyi cevap, birilerinin her attığı yongayı alıp yakmak yerine kendimizi yetiştirmek için çok okumak ve akıl dâne geçinenlerin özel hayatlarındaki sosyal refah sevilerini iyi bilmemiz gerekiyor. Fakirlik edebiyatı yapan dindarın kâşanede oturuşuna müspet bir çözüm üretmek yerine onun bu tezat durumuna izah getirmesini sorgulamalıyız.

Binlerle ifade edilen dolar karşılığı köşe yazıları ile geçinen herzevekillerin, market raflarında 500 bin baskısı yapılan kitapların, dernek katkılı seminerlerde anlatılanların doğruluğuna   şüpheci yaklaşmak vazifemiz olmalıdır.

Bize de uyumak/uymak düşünce; birileri bizi çok kandırıyor; ve kanalizasyonda  bir çok insan ideal adına bulaşık fikirleri ile dünyayı kurtardığını sanarak…boşalıyor… ancak kurtuluş böyle değil gibi görünüyor…

İhramcızâde İsmail Hakkı

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s