HZ. RASÛLU’LLÂH SALLA’LLÂHU ALEYHİ VE SELLEM İLE UĞRAŞMAKTAN KENDİLERİNİ UNUTANLAR

“Ölüm insanlara gelişini bir gösterseydi;
onlar neyi yemezlerdi?
Ölmemek için bok dahi yerlerdi.”

Not: Bir bela geleceği zaman şımarık elit insanların umumun alakası olmadığı bir meseleyi gündeme taşımaları, Allah’ın bir musibet göndereceğine işaret sayılmıştır.

Türkiyede deve sidiği şöyle dursun deve etini yiyen pek bulunmazken bazı herzevekiller sahih miş değil miş davası ile Peygamberimize ve dine saldırıyorlar.
Bu yapılan hareket hayrın değil şerrin hayat bulmasına yol açar.
Kim ne konuşursa konuşsun. Geçmiş hakikati ile orta durmaya devam ederken lüzumunu aşan bazı kişiler kendilerini kötü hallere düşürmekten öteye gidemeyecekler. Bu bir hakikattir.

Nuh aleyhisselâm gemiyi yapmaya başladı. Gemiyi yapınca, kafirler gelip, geminin içini tuvalet gibi kullandılar. Nuh aleyhisselâm geminin içine girilmez hale geldiğini görünce:

            – Ya Rabbi! Ben bunu nasıl temizleyeyim, dedi. Allah Teâlâ:

            – Ben, onu onlara temizleteceğim, dedi. O kavme bir uyuz hastalığı verdi. Herkes uyuz oldu. Birisi tuvalete otururken, pisliğin içine düştü. Dışarı çıktı. Onun uyuzu geçti.

            – Hangi ilacı sürdün? dediler. O da:

        – O pisliğe düştüm, ondan sonra hastalığım geçti, dedi. Herkes gelip, kovalarla pislik götürüp, evlerinde süründüler. Hastalığın geçtiğini gören diğerleri de geldiler. En son gelenler yıkadılar, temizlediler, onun suyunu götürüp süründüler. Geminin içi tertemiz oldu.

            Allah Teâlâ’nın lütfundan verdiği şifalarla; şifalı otlarla, Kur’an şifasıyla hastalık geçer. Kahrından verdiği hastalık da, haram pis şeylerle geçer.

Şimdi:
Kim doğru kim haklıdan çok bu meseleyi ortaya atan insanlar gerçekten ne yapmak istiyorlar merak ediyorum.
Biliyorum ki; Cengiz Han Bağdat’a geldiğinde insanlar mestin altına mı üstüne mi mest yapmalı diyorlardı.  Birde Timur  Günleri var. 

Sonuçta fesat yayıldı. Hiç bir şey değişmedi.

İhramcızade İsmail Hakkı

 

MESELE DEVE İDRARI DEĞİL. SİZ HALA ANLAMADINIZ MI?

Yazan: Ozan Ay

Caner Taslaman!

Sen sıhhat şartları tastamam olan ‘’Deve İdrarı’’ hadisini inkar ediyorsun.

Bu hadisi televizyon ekranlarında, bu şekilde gündem ederek, halkın indinde ‘’bu hadisçiler işte böylesine pis adamdır’’ görüntüsü oluşturmak istiyorsun. Hadisin şerhlerine bakmadın, geçmişte getirilen itirazlara verilen cevaplara dair bir fikrin de yok. Belki de biliyorsun ama amacın pislik yapmaktı . Rahatsız oldun ve rahatsız ettin. Fakat sana söylemek, hatırlatmak istediğim bazı şeyler var.

Mesela;

-Japon bilim adamlarının inek pisliğinden vanilya üretmesi, seni muhtemelen rahatsız etmez. Hatta bu bilimsel gelişmeyi takdirle de karşılarsın.

-Tereyağında pişirilen timsah derisi pullarının bazı cilt hastalıklarına şifa olduğunda da tiksinmezsin. Fakat kaynak Sahih Müslim olsaydı ortalığı ayağa kaldırırdın.

-Maymunun kol etinin kaynatılarak yapılan toniğin bazı romatizmal hastalıklara iyi gelmesine karşı da değilsindir. Haberi sana getiren Ahmed b. Hanbel değil nasılsa…

-Seni Enerji içeçeği içerken gördüğümde, aynı zamanda muhtemelen boğanın üreme sıvısını içtiğini de hatırlatacağım. Yapılan araştırmaya göre en iyi ihtimalle (Boğa’nın üreme sıvısı olmasa da) boğanın safra suyundan elde edilen Taurin’i içtiğini öğrendiğinde muhtemelen yüzün buruşmayacak. Akademisyen adamsın enerjiye ihtiyacın vardır.

-Kullandığın parfümlere de değinmem lazım. Ünlü bir parfüm imalatçısının beyanı ve resmi verilere göre: Dünya üzerindeki parfümlerin büyük bir çoğunluğunda hammadde olarak Civet kedisinin, ilişkiye girmek istediği zaman anüsünden salgıladığı sıvı kullanılıyor. Bu kediyi tanırsın. Hani dünyanın en pahalı kahvesini çiğneyip, dışkı olarak üreten kedi var ya işte o! Civet hammaddesi Chanel No 5, Calvin Klein Obsesion, YSL Kouos, Guerlain Shalimar ve Roma gibi birçok parfümde kullanılıyor. Saf hali çok iğrenç kokar ama seyreltildiği zaman çok hoştur. Ama bu seni rahatsız eder mi emin değilim. Çünkü herhangi bir hadis külliyatında yer almıyor. Düşünsene bu tarifin bize bir hadis yoluyla geldiğini…

-Yok ben piyasadaki başka kokuları mesela Misk ve Amber’leri kullanıyorum diyorsan:  Amber Sperm balinasının kusmuğundan elde edilir. Bu kusmuk denizin üstüne çıkar, dalgaların yardımı ile kıyıya vurur ve kıyılardan toplanır. Misk ise özel bir geyik cinsinin midesi ile cinsel organı arasındaki bir bezedir. Misk Sanskritçede testis anlamına gelir. Gerçek misk çok pahalıdır. Geyiğin testislerinin üzerinden alınabilmesi için hayvanın öldürülmesi de gerekiyor.

-Zengin adamsın, pahalı ve kaliteli şeyleri tüketmeyi seversin. Mesela sana Kopi Luwak kahvesini tavsiye edebilirim.. Dünyanın en pahalı ve en az üretilen kahvesidir. Kopi luwak, Endonezya’nın Sumatra adası ile çevresindeki birkaç adada yaşayan palmiye misk kedisinin yediği ve sonrasında dışkıladığı kahve çekirdeklerinden üretilmektedir. . O çıplak heykel motifli kravatını takıp kedi dışkısından imal edilen kahveye, dünyanın parasını rahatlıkla verip, afiyetle içeceğinden eminim. Kaynak İslami bir eser olmadığı için senin açından pek sorun yok…

-Kopi Luwak’ın bir rakibi var mesela. Black Ivory adlı kahve. Kanadalı girişimci Blake Dinkin, Tayland’da tam 20 tane filden oluşturduğu sürüyle dünyanın en pahalı ve en özel lezzetli kahvesi olarak bilinen “Black Ivory Coffee”yi üretiyor. Tayland’da koruma alanındaki fillere kahve taneleri yediriliyor. Kahve taneleri sindirilip vücuttan atılınca fil dışkıları toplanıyor, kahve taneleri ayıklanıyor, temizleniyor ve kahve tozu haline getiriliyor. Fil dışkısından kahve imali zor bir işlem olduğu için piyasada bu kahveden sadece 50 kilo kadar var. Sinir sistemiyle alakalı pek çok soruna iyi geldiğini de söylüyorlar. Bu bilgi Buhari’de yer alsaydı televizyona fil dışkısı getirip karşındaki hocaya ‘’ye bunu derdin ’.

-Televizyon’da kanın necis olduğunu söylemiştin. Sana yeni bir haber vermek istiyorum. Hastanın vücudundan alınan bir şırınga kan, hasarlı kasların onarılmasını sağlayan bir ilaca dönüşüyor. Adına PRP yöntemi diyorlar. Bu bir hadis olsaydı, kas ağrısı çeken bir hocamıza bir ünite kan getirip ”iç bunu derdin” değil mi?

-Türkiye’de de bazı bilimsel gelişmeler var. Türk bilim insanları, köpeklerin göbek kordonundan kök hücre elde etmek için çalışıyor. Bu kök hücre hayvanlar ve insanlar üzerinde kullanılacak.  Ama bunu 1400 sene önce bir peygamber haber vermiş olsaydı ve henüz bilim bunu keşfetmeseydi, çenenden nasıl kurtulacaktık?

-Bakıyorum da saçların dökülmeye başlamış. Ama üzülme, “Yapılan bilimsel araştırmalarda Saç Aşısı olarak tanıtılan ve PRP ve D vitamin ile combine edilerek kullanılan ECM (ektrasellüler hücre matriksi)’nin domuz mesanesinden elde edildiği kesinleşti… Düşünsene böyle bir bilginin Ebu Hureyre tarafından rivayet edilen bir hadiste yer aldığını. Bu hadisçiler ne pis adam yahu(!) ! Yandaşlarının tweetlerini hayal ediyorum da… Neyse…

– Senin derdin İslam ile. Mesela doktor sahabelerden biri Peygamberimizin bir hadisine dayanarak, insan idrarının difteri hastalığına iyi geldiğini söyleseydi ve bilim insanları hakkında henüz bir şey konuşmasaydı kafamızda boza pişirirdin. Neyse ki ilahın olan bilim bazı veriler koydu önümüze, Alman Profesör Falke köylerde yaşlı kadınların difteriye tutulan çocuklara idrar içirerek iyileştirdiğini kaydetti. Amonyak boğazdaki kabuğu eritiyor ve hastalar rahat nefes almaya başlıyordu. Ayrıca bademcik iltihaplarında idrarın etkilerinden biri daha ortaya çıkıyor ve idrar gargara yapmak için kullanılıyordu. Bir gün Difteri olursan artık yöntemi biliyorsun, hem hakkında hadis te yok, rahat olabilirsin yani (!) Ah şu akıl (!), difteri için insan idrarını kabul eder de deve idrarını kabul etmez.(!)..

-Evli misin, bilmiyorum ama eşin Plazan Cosmetic ürünleri kullanıyorsa bilmesi lazım ki: Firma ürünlerinde plasenta kullanıyor. Neden? Çünkü kırışıklıkları gidermekte son derece etkili olan hyaluronik asit ve protein hydrolysate gibi hormonları plasentadan elde ediyorlar.  Hayvan Plasentasından elde edilen ürünlere değinmiyorum bile. Bilmeyenler için Plasenta, gebeliğin ilk haftalarından itibaren anne ve bebek arasındaki besin alışverişini sağlayan organdır. Endişelenme, bu konuda da hadis yok.

-İngiliz bir blog yazarı olan T. Kiss, erkeğin üreme sıvısının kadın cildine ciddi faydalar sağladığını yazdı ve bu yazısı bazı ilmi çevrelerce de desteklendi.  Spermin içinde bulunan; spermidin, hücre yapımında ve mevcut hücrelerin tamirinde oldukça etkili bir maddedir. Dünyaca ünlü tıp dergilerinde yayınlanan araştırmalar neticesinde; spermidin maddesinin, hücre çekirdeği ile buluştuğunda, çekirdeği tekrar programladığı ve gençliğe yönlendirdiği tespit edilmiştir.  Ayrıca spermin içinde bulunan protein sebebi ile cildin gerildiği ve yenilendiği ispatlanmıştır. Bu sebeple iddiaya göre sperm ile her gün cilde maske yapmak, cildin daha genç kalmasını sağlar.  Ortalama 1 çay kaşığı sperimin içinde  150 mg protein, 6 mg yağ, 11 mg karbonhidrat, 3 mg kolesterol, %7 potasyum ve %3 bakır, çinko vardır.

Buhari’de yazsaydı mahvolmuştuk. Neyse ki İngiliz basınında geniş yer buldu da ırzımızı bu adamlardan koruduk…

Yazı örneklerle uzayıp gidebilir fakat uzatmak  istemiyorum.

Deve idrarını meşrubat gibi içiyorlar havası vermeye çalışıp, tiksindirme yöntemi ile hadis inkarcılığı aşısını yaparken; deve idrarının belirli oranlarla başka maddelerle karıştırılıp bazı hastalıkların şifası için içildiği gerçeğine hiç değinmedin. Bilmiyordun ya da sakladın. Öğrendin ama utanmadın.

Deve idrarı veya onlarca tiksindirecek madde yukarıda yer verdiğim  ürünlerde kullanılınca bir sorun yok. Ama şifa için belirli oranla karışım haline getirilmesine itiraz ediyorsun çünkü haberin kaynağı hadis. E, sen de inkarcısısın ve bir şekilde bu halkı da bid’atine çağırman lazım. Sen de bu yolu seçtin. Sen ve o ne idüğü belirsiz takipçilerin ‘’ Hehe bu salaklar idrar içiyor’’ temalı tweetler atarken bedenlerine gıda, ilaç, kozmetik, giyim vb. yollarla hangi maddeleri soktuklarını hatırlayıp utanmadılar…

Peygamberimiz diyor ya ”Utanmadıktan sonra dilediğini yap.” sen de yapıyorsun işte…

Gayba, vahye, hadise iman etmek, teslim olmak yok.!

Derdin illa bilim ise, (ki ona tapıyorsun)  pek çok Müslüman ve Gayri Müslim bilim insanı geçmişte Deve idrarının tıpta kullanımına değinmişti. Mesela  İbn Sina’nın dünyaca eseri olan ‘’ El-Kanun fi’t-Tıb’’. Ama senin derdin başka… Ayrıca ilmi bir yol izleyip hadisin alimlerce yapılan izahlarına da bakmadın.

Değerli Müslümanlar: Adamlar din mensubu değil, din tenkitçisi. Dini yaşamak yok, dini masaya yatırmak var. İttiba yok. Geçmiş yok. İlmi miras yok. Akıl var. Süzgecinden geçerse, hadis canını kurtarabiliyor. Geçemezse ‘’Uydurulmuş din’’ in parçası oluyor.

Tarihte görülmemiş usuller ve ciddiyetsizlikle hadis tenkidi yapıyorlar. Temsilcileri ise İslam tarihinde adı sanı duyulmuş, eserleri ve fikirleriyle yer bulmuş ilmi şahsiyetler değil.

Ehli Sünnet’le münazara ederken tıpkı bir ateist gibi davranıyorlar. Onların metodu ile yaklaşıyorlar. Peki ateistler, akıl ve bilim temelli itirazlarınızın aynısıyla Kur’an ayetlerine geldiklerinde ne yapacaksınız? Hiçbir şey yapamayacaksınız! Çünkü ateistçe tartışıp Müslümanca cevap veremezsiniz.

Bu noktada Fikret Çetin’in ‘’ Bu Âyetler ya Hadis Olsaydı Caner Bey?’’ adlı makalesini hatırlatmamda fayda var.

Bu fikir, dini ve ilmi temeli olan ciddi bir yapı değil, sapkın bir ideolojidir. Allah’ın izniyle uzun soluklu olmaz ama ateizm otobüsüne bindirdikleri o insanlara yanarım….

Allah’tan acilen ıslahınızı diliyorum. Allah bütün ümmeti şerrinizden korusun.

********

Deve idrarı hadisi uydurma değil, adeta bir Mucizedir

deve-sidigi-hadisi-deve-idrari-hadisi-abd-pantent-kanser-tedavisi

Kanser tedavisinde kullanılmak üzere Deve idrarından üretilen kapsül şeklindeki ilaç için Amerika Patent Ofisinden Patent alındığını gösteren belge…

Hadis inkarcıları hadisleri atmaya çalışmak yerine, Kur’an’da belirtildiği gibi azıcık “akıllarını” kullanarak bu hadis üzerinde düşünüp araştırma yapsalardı da patentini alıp kanserle mücadelede kullanabilseydik.

***

Hadis-i şerif inkarcılarının kendi tezlerini delillendirmek gayesiyle ve “çok bilmiş” bir edayla yaptıkları ilk iş; uydurulmuş olduğunu zannettikleri hadislerin bir listesini hazırlayıp muhatabını akıllarınca “etkisiz” hale getirmektir. Bu listenin başına umumiyetle “deve sidiği hadisi” dedikleri rivayeti koyarlar. Halbuki bu şekilde önümüze getirilen birçok hadis-i şerifin aslında uydurma olmadığını gerek ayetlerle ve gerekse mantıki izahlarla defalarca delillendirmiştik. Bu yazıda ise hadis inkarcısı cahillerin “en etkili silahı” olarak gördükleri “deve sidiği” hadisini masaya yatıracağız. Bakalım onların iddia ettikleri gibi uydurma ve akla ziyan bir rivayet miymiş göreceğiz…

Evvela hadisin bir versiyonunu özetleyerek buraya alalım:

“Hz. Enes anlatıyor: Ukl veya Ureyne kabilesi halkından sekiz kişilik bir grup Medine’ye gelip Hz. Peygamber (a.s.m)’e biat ederek Müslüman oldular. Bir müddet sonra Medine’nin havası onlara dokundu ve hasta oldular. Şikâyetleri üzerine Hz. Peygamber (a.s.m), çobanlarıyla birlikte Medine’nin dışına çıkıp, develerin sütlerinden ve sidiklerinden içmelerini öğütledi. Adamlar bir müddet devlerin süt ve sidiklerinden içtiler ve sağlıklarına kavuştular. Derken, çobanları öldürüp develeri önlerine katıp götürdüler. Olaydan haberdar olan Hz.Peygamber (a.s.m) birkaç adam peşlerine taktı ve nihayet onları bir yerde yakalayıp getirdiler. Hz. Peygamber (a.s.m) onlara hakkettikleri ağır bir cezayı tatbik etti. Ellerini, ayaklarını kesti, gözlerine mil çekti ve güneşin altında ölüme terk etti…”[1]

Hadis inkarcıları, sanki Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize çok saygı duyuyorlarmış gibi “bu hadis Peygamber’e iftiradır, O kimseye deve sidiği içirmez!” şeklinde biraz da romantizm soslu bir tepki gösteriyorlar. Halbuki hadis sahihtir. Bu hadisi kabul etmemizin birinci sebebi sahih bir senetle rivayet edilmiş olmasıdır. Buna ilaveten bilimsel araştırmalar da bu hadisin adeta bir mucize olduğunu bize gösteriyor. Zira yapılan araştırmalar hayvan ve insan idrarının birçok hastalığa iyi geldiğini ortaya koymuştur. Bu husus çok sayıda kitaba konu olmuş ve geniş bir literatür oluşmuştur.

Mesela Avrupa’da “Avicenna” olarak tanınan Türk ve Islam Dünyasının en önemli Bilim Adamlarından biri olan Ibn Sina, hayvan sidiklerinde sağlığa faydalı unsurların bulunduğunu kabul eder ve bunlar arasında sidiği en faydalı olanın, havası enfes olan Arap badiyelerinde otlayan develer olduğunu belirtir.[2]Evet, bu kanaat, yaşadığı devirde bütün dünyayı etkisine almış ve eserleri yıllarca Avrupa’da ders olarak okutulan ünlü bir filozof aynı zamanda tıp alimi olan Ibn Sina’ya aittir.

“Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi” yani “NASA” dahi idrar hakkında bir araştırma yapma ihtiyacı hissetmiştir. NASA’nın laboratuvar verilerine dayanan raporunda, idrarda faydalı maddelerin bulunduğu ortaya konmuştur.[3]

Idrar ile alakalı NASA raporunun ilk sayfası…

***

Sağlık alanıyla alakalı kaleme aldığı kitaplarla tanınan Harald W. Tietze’nin ilk baskısı 1996’da yapılan ve “International Bestseller” olan yani Dünya çapında en çok satan kitaplar arasına giren “Urine The Holy Water” yani “Kutsal Su Idrar” başlıklı kitabında, idrar tedavisinin faydalarından bahsedilir ve tedavinin en sık uygulandığı ülkenin Almanya olduğu yazar.[4]

“Deve sidiği” içilir mi diyerek alay eden hadis inkarcıları utanır mı bilmem ama, kitabın 44. sayfasında “Deve idrarı”nın kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarına iyi geldiği yazmaktadır.[5]

Harald W. Tietze’nin ilk baskısı 1996’da yapılan ve “International Bestseller” olan kitabı…

2. Dünya Idrar Terapi Konferansı Mayıs 1999’da Almanya’da yapıldı…

***

Dr. Johann Abele ise 1995 yılında yayınlanan kitabında 5 milyon Almanın şifa bulmak için idrar kullandığını ifade eder.[6]

Birçok makalenin yer aldığı “Holistic Health Healing & Astrosciences” adlı kitabın ikinci cildinde “Idrar Terapisinin Mucizeleri” başlıklı makalede, Idrar terapisinin soğuk algınlığından kansere ve eklem iltihabından AIDS’e kadar birçok hastalığı tedavi etme potansiyeline sahip olduğu yazar.[7]

Almanya’da faaliyet gösteren “Sağlık Merkezi” isimli kuruluşun internet sitesinde, idrar terapisinin bağışıklık sistemini aktive ettiği ve özellikle de alerji, astım, gut, romatizma, kronik ürogenital enfeksiyon ve cilt hastalıklarının tedavisinde çok iyi neticeler verdiği belirtilmektedir.[8]

Dr. Johann Abele’nin [6] no’lu dipnotta bahsi geçen kitabı…

[7] no’lu dipnotta sözü edilen “Holistic Health Healing & Astrosciences” adlı kitap…

[8] no’lu dipnota dair… Almanya’da faaliyet gösteren “Sağlık Merkezi” isimli kuruluşun internet sitesi…

***

Idrar tedavisinin temel fikri, kendi kök hücrelerini vücudunuza geri göِnderdiğiniz için kendinizi iyileştirmenizdir. Bilim adamları şimdi bu kök hücreleri yeni vücut parçalarının üremesi için kullanıyor.

Aşağıdaki videoda, Japon bilim adamı Dr. Nakao idrarın faydalarını anlatıyor. Ayrıca sohbetin bir yerinde idrarın oluşum sürecini anlatırken, idrarın dışkı gibi kirli olmadığını özellikle vurguluyor.

*https://youtu.be/IEPrB6x02CI

Videoyu iyi izleyin Hadis inkarcıları… Dr. Nakao, size fena çakao, lafları ağzınıza ağzınıza sokao… Ne zaman akıllanacaksınız?

***

Idrarın birçok hastalığı tedavi ettiğine dair geniş bir literatür oluşmuştur. Bunlardan birkaçını şuracıkta paylaşmanın faydalı olacağı kanaatindeyiz.

Almanca bir kitap: Carmen Thomas, Ein ganz besonderer Saft, Urin, (Çok Özel bir Su, Idrar), VGS Verlagsgesellschaft, Kِöln 1993. Bu kitap “Çişteki mucize” başlığıyla türkçeye de çevrildi. Leman Çalışkan’ın tercüme ettiği bu kitap, 1995 yılında “Doğan Kitap” tarafından basıldı. Hatta Pakize Suda“Hürriyet”teki köşesinde bir nevi tanıtımını da yaptı. (Bakınız; http://www.hurriyet.com.tr/cisteki-mucize-4828428 )

Almanca bir kitap: Flora Peschek-Bِöhmer, Urin-Therapie – ein Tabu wird gebrochen, Heilerfolge bei vielen Krankheiten und Beschwerden, (Idrar Terapisi-Bir tabu yıkılıyor, Birçok Hastalık ve Rahatsızlıklarda Şifa Başarıları), Heyne Verlag, 1995.

***

Almanca bir kitap: Angela Martens, Heilsaft Urin – Ein altes Mittel neu entdeckt, (Şifa Suyu Idrar – Yeni keşfedilmiş eski bir ilaç), Weltbild Buchverlag, 1999.

***

Almanca bir kitap: Gennadi Malachow: Urin-Therapie, (Idrar Terapisi), Verlag Phِönix, 1999.

***

Ingilizce bir kitap: John W. Armstrong, The Water Of Life: A Treatise on Urine Therapy (Hayat Suyu: Idrar Terapisi üzerine bir Araştırma), Published by True Health Publishing Co. By Health Science Press, Rustington, Sussex, 1948.

Coen van der Kroon, idrar terapisi için bir kılavuz bile neşretti; Coen van der Kroon, The Golden Fountain: The Complete Guide to Urine Therapy (Altın Çeşme: Idrar Terapisi için Tam Kılavuz), Publisher: Amethyst Books, 1995.

***

Gördüğünüz gibi, idrarın birçok hastalığa iyi geldiği yapılan araştırmalarla sabittir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ise 1400 küsur sene evvel hastalanan birkaç kişiye bunu tavsiye etmekle adeta bir mucize göstermiştir, diyebiliriz. Hz. Peygamber aleyhisselatu vesselam Efendimiz bunu söyleyince “alay” edenler, batıyla neden alay etmiyor? Işte bu aşağılık kompleksinin bir tezahürüdür. Bütün dünya eski medeniyetlerden kalma yazılı metinleri bulmak için arkeolojik çalışmalar yaparken, bizim hadis inkarcıları elimizin altında bulunan ve hazine kıymetinde olan kaynakları atmakla iftihar ediyor. Bunun adı kelimenin tam manasıyla “barbarlık”tır… Kaldı ki, bu hadiste “hepimiz deve idrarı içelim” şeklinde bir emir falan da yok.

Ayrıca bazı cahiller, Hz. Peygamber (s.a.v) nasıl olur da bu adamların ellerini ve ayaklarını keser diye isyan ediyor. Bunların dinden haberi yok. Bu ceza Islam’a uygundur. Zira bu adamlar iyileştikten sonra Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimizin çobanlarını öldürüp develeri de önlerine katıp götürmüşlerdi.

Allah Teala Kur’an’da şöyle buyuruyor:

“Allah ve Resulüne karşı savaşan ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi, ya da yeryüzünde başka bir yere sürgün edilmeleridir. Bu, dünyada onlar için bir zillettir. Ahirette ise onlar için büyük bir azab vardır.” (Maide Suresi, Ayet 33)

Peki bu hadis inkarcıları şimdi ne yapacak? Şimdiye kadar bu hadis üzerinden hadis alimlerine etmedikleri hakaret kalmadı. Sahih bir hadis-i şerife “uydurma” diyerek vebale girdiler. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin sözünü ayıpladılar, alaya aldılar. Bu veballe işleri çok zor. Allah’tan ümid kesilmez, fakat tevbe edeceklerini hiç zannetmiyorum. En iyisi onlar için şöyle dua edelim:

Ya Rabbi! Bu hadisi inkar edip hadis alimlerine hakaret eden, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin sözünü ayıplayan bu cahilleri öyle bir hastalığa düçar et ki, şifası sadece “deve idrarı” içmek olsun.

Bu bir beddua değil, bir duadır. Zira hadis inkarcıları sadece canları yanınca geri adım atar.

**********

KAYNAKLAR:

[1] Buharî, Vudu, 66; Tıp, 5- 6; Diyat, 22; Müslim, Kasame, 9-11; Ahmed b. Hanbel III/107,163; Ebu Davud, Hudud,3; Tirmizi, Taharet, 55, Nesaî, Tahrimu’d-dem, 8-9.

[2] Ibn Kayyım, Zadu’l-Mead, cild 4, sayfa 47, 48.

[3] David F. Putnam, Composition and Concentrative Properties of Human Urine, NASA Contractor Report, Temmuz 1971. Rapor için bakınız;
https://ntrs.nasa.gov/archive/nasa/casi.ntrs.nasa.gov/19710023044.pdf

[4] Harald W. Tietze, Urine The Holy Water, Harald W. Tietze Publishing: 2003, 3rd edition (3. baskı. 1. baskı: 1996), P/L, Australia, sayfa 15.

[5] Harald W. Tietze, Urine The Holy Water, Harald W. Tietze Publishing: 2003, 3rd edition (3. baskı. 1. baskı: 1996), P/L, Australia, sayfa 44.

[6] Dr. Johann Abele, Die Eigenharnbehandlung-Erfahrungen und Beobachtungen, (Idrar Terapisi-Deneyler ve Gözlemler), Haug-Verlag, 1995.

[7] Dr. B.D. Sharma, Holistic Health Healing & Astrosciences (An International Sourcebook), Holistic Health & Healing in 21st Century, cild 2, B. Jain Publishers: 2003, sayfa 279.

[8] Almanya’da faaliyet gösteren “Sağlık Merkezi” isimli kuruluşun internet sitesi için bakınız; https://www.zentrum-der-gesundheit.de/eigenurintherapie.html

**********

Kadir Çandarlıoğlu

http://www.belgelerlegercektarih.net

http://ilimcephesi.com/deve-idrari-hadisi-uydurma-degil-adeta-bir-mucizedir/

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s