ASSASSİN’S CREED (2016) SUİKASTÇI İNANCI

115 dk

Yönetmen: Justin Kurzel

Senaryo: Michael Lesslie, Adam Cooper, Bill Collage

Ülke: İngiltere, Fransa, Hong Kong, ABD, Tayvan, Malta

Tür: Aksiyon, Macera, Fantastik

Vizyon Tarihi:23 Aralık 2016 (Türkiye)

Dil: İngilizce, İspanyolca

Müzik: Jed Kurzel

Kelimeler:artefakt, barmen, suikastçı, devamı…

Nam-ı Diğer: Assassin’s Creed: The IMAX Experience

Oyuncular: Michael Fassbender, Marion Cotillard, Jeremy Irons, Brendan Gleeson, Charlotte Rampling

Özet

Ölüme mahkum edilmiş bir suçlu olan Callum Lynch (Michael Fassbender), Abstergo Industries adında çok zengin bir şirket tarafından ele geçirilir. Şirketin büyük yatırım yaptığı Animus Projesi, kişilerin atalarından kalan ve genlerine işlenmiş hatıra ve yeteneklerini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır.

Callum Lynch, 15. yüzyıl İspanyol Engizisyonu döneminde Suikastçiler adıyla bilinen bir örgütlenmenin üyesi olan Aguilar de Nerha’nın akrabası olduğunu öğrenir ve onun hatıralarıyla yeniden yüzleştirilir. Bu esnada atasının olağanüstü yetenekleriyle donanan Lynch, Suikastçiler’in o dönemki en büyük düşmanı olan Tapınakçılar’ın günümüzdeki temsilcileriyle mücadele etmeye hazır hale gelecektir

Filmden:

Asırlar boyunca, Tapınak Şövalyeleri efsanevi Cennet Elması’nı aradılar.

Elma’nın sadece insanlığın ilk başkaldırışının tohumlarını içermediğini ayrıca özgür iradenin anahtarı olduğuna da inanıyorlardı.

Bu kutsal emaneti bulup, sırrını çözerlerse tüm düşünce özgürlüğünü kontrol altına alacak bir güce sahip olacaklardı.

Önlerindeki tek engel ise Suikastçılar adındaki topluluktu

ENDÜLÜS, İSPANYA,

1492 Engizisyon, İspanya’yı tamamen Tapınak Şövalyeleri’ne teslim etti.

Sultan Muhammed ve halkı halen Granada’da direniyor.

Ancak oğlu, yani prens esir edilmiş durumda Sultan, şehri ve Cennet Elması’nı teslim edecek.

Sen, Aguilar de Nerha topluluğumuzda özgürlük için savaşacağına şerefin üzerine yemin ediyor musun?

İnsanoğlunu Tapınak Şövalyeleri’nin zorbalıklarına karşı koruyup kollayacağına yemin ediyor musun?

– Ediyorum.

Elma onların eline geçerse Tapınak Şövalyeleri yollarına çıkan her şeyi yok eder.

Karşı çıkmak, karşı koymak, düşüncemize göre hakkımızdır.

Burada bulunanların hayatını kurtarmak için canını feda edeceğine dair bana yemin et.

Yemin ediyorum, Üstat.

Bizim hayatlarımız hiçbir şeydir.

Elma ise her şeydir.

Kartal’ın ruhu, gelecekte bize göz kulak olacak.

Diğer insanların körü körüne hakikatın peşinde koştuğu yerde unutma ki, hiçbir şey doğru değildir.

Diğer insanların ahlak ya da kanunla sınırlandırıldığı yerde unutma ki, her şey mübahtır.

Aydınlığa hizmet için karanlıkta çalışırız.

Bizler Suikastçı’yız.

SUİKASTÇI İNANCI

CALIFORNIA, MEKSİKA, 1986

Siktir be.

Anne?

Baba?

Kanın sana ait değil, Cal.

Bizi buldular.

Gölgelerde yaşa.

Git!

Git hemen!

30 YIL SONRA HUNTSVILLE HAPİSHANESİ TEKSAS,

ABD Ruhumu kurtarmak için buradasın.

Öyle sayılır.

Ben Bugünün doğum günün olduğunu öğrendim.

Öyle.

Parti yeni başlıyor.

Otur.

Beni geriyorsun.

Tanrım günahlarımı bağışla ki tertemiz olayım.

Yeniden.

Pek İncil adamı sayılmazsın, değil mi?

Bilinmelidir ki Callum Lynch birinci derece cinayetten suçlu bulunmuş ve bugün, yani 21 Ekim 2016 günü idamla cezalandırılacaktır.

Mahkum son konuşmasını yapacak mı?

Babama söyleyin, onunla cehennemde görüşeceğiz.

Adım Dr. Sophia Rikkin.

Dün akşam saat 18:00’da idam edildin ve öldüğün açıklandı.

Şimdiye dek, dünyada seni tanıyan ve değer verenler için artık sen yoksun.

Oturman iyi olur.

– Gözlerim

– Şu an hissettiklerin son derece normal ve rahatsız edici.

Cal.

Sana yardım etmek için buradayım.

Sen de bana yardım etmek için buradasın.

Bırakın gitsin.

Ona dokunmayın.

Devam et.

Yap hadi.

Atla.

Burada mahkum değilsin, Cal.

Seni korumak için buradayım.

Beni dinlersen, her şey anlamlı hale gelecek.

Bana güvenmelisin.

Neredeyim ben?

Kendini insanoğlunu mükemmelleştirmeye adamış gizli bir kuruluş olan Abstergo Vakfı’nın Madrid’teki rehabilitasyon binasındasın.

Senin yardımınla, şiddeti yok etmek için yeni yollara öncülük edebiliriz.

Ben hallediyordum.

– Babanız adamın içeri girmesini istiyor.

– O benim hastam.

Bu da benim programım.

Animus’u hazırlayın.

– Bıçaklar hazır mı?

– Burada.

– Kökenlerini doğruladık mı?

– Aguilar’a aitler.

Onun mezarından aldık.

Bunlar nedir?

Son hazırlıklar tamamlansın.

Bağlanım noktamız, Endülüs, 1492.

Her şeyi kaydedin.

Kol hazır.

Bu nedir?

Özür dilerim, Cal, bu şekilde yapmayı sevmiyorum.

Yapma o zaman.

Epidural’ı takın.

– Benden ne istiyorsun?

– Geçmişini.

Beni dikkatle dinle, Cal.

Animus’a giriyorsun.

Gördüğün, duyduğun, hissettiğin şeyler 500 yıl önce ölen başka birisine ait anılardır.

Bekle biraz.

Olanları değiştiremezsin, Cal.

Tarayıcıyı bağlayın.

Durum nedir?

DNA zinciri taranıyor.

Zaman yapısı aranıyor.

İlk anı eşleşmesi kenetlendi.

DNA eşleşmesi tanımlandı.

Anıda dur, Cal.

Senkronizasyonu başlat.

Onu bulduk.

Aguilar’ı bulduk.

Senkronizasyon sağlandı.

İşte.

Bağlanımı başlatın.

Görevimiz çocuk.

Bu prens.

Çocuğu saklayan aile hangisi?

Yalnızca bendim.

Çocuğun burada olduğunu kimse bilmiyordu.

Ailesini asın, adama da izletin.

Tüm köyü yakın.

Granada Prensi’nin esaretiyle, babası yani Sultan kafirlerin son güvenli bölgesi olan isyancı şehrini teslim edecek.

Tanrı, onun sapkın halkını cezalandıracak.

Nihayet İspanya, Tapınak Şövalyeleri’nin egemenliğine girecek.

Anıdan ayrılma, Cal.

Aguilar!

Çocuk, Aguilar!

Çocuk!

Aguilar, çocuk!

Çıkarın!

Rehabilitasyonu başlatın.

Sistem kontrolünü çalıştırın ve onun durumunu kaydedin.

İyi iş çıkardın, Cal.

Geçmişe baktığımızda dünya tarihindeki şiddetin tarihçesi çok açıktır.

Geçen yıl antisosyal davranışların ekonomik etkisi 9 Trilyon Dolar’dı.

İnanıyoruz ki, günümüzdeki saldırganlık düzeyinin deneyimi insanlığı makul bir yola ulaştıramaz.

Şimdi tüm bu masrafların başka bir yere harcandığını düşünün

Bağlanım iyi mi geçti?

Lynch aradığımız kişi.

Doğrudan Aguilar’ın soyundan geliyor.

İlk kez her şey netti.

Hayal ettiğimiz şey nedir?

Daha barışçıl bir dünya.

– Bakıyorum da yine benim sözlerimi aşırmışsın.

– En iyi laf edenden çaldım.

– Eser ne durumda?

– Elma.

Ona ulaşabiliriz.

Orada ne oldu?

Neden onu anıdan çıkarttın?

Çıkarmak zorundaydım.

Sağlığını korumalıyız.

Güvenini kazanmalıyız.

Biliyorum ki bu işte bize, o yol gösterecek.

– Onu zorla.

– Animus’un işleyişi böyle olmaz.

İşte oldu.

Teşekkür ederim.

1917’de Rutherford atomu parçaladı.

1953’de Watson ve Crick ikili sarmalı buldu.

2016’da kızım şiddetin tedavisini buluyor.

Hep benden daha parlak biriydin.

Geç kaldım.

Kıdemliler’e rapor vermeliyim.

Francisco Rizi’nin Büyük Engizisyonu.

1492.

Savaş, dini takibat ve Peder Torquemada veya tarikatımızdan birinin Cennet Elması’nı bulmaya en çok yaklaştığı zamandı.

– Nasılsın dostum?

– İyiyim.

– Ekselansları.

– Gelecek haftaki Kıdemliler toplatısında senin Abstergo projenin sonlandırılması için oylama yapacağız.

Sana verdiğimiz yıllık 3 Milyar’ı başka yerlere harcamamız daha iyi olur.

– 3 Milyar alınacak sonuca göre

– Biz kazandık.

İnsanlar artık insan haklarını değil, kendi hayat standartlarını önemsiyor.

Modern dünya özgürlük gibi düşünceleri geride bıraktı.

İtaat etmekten memnunlar.

Özgür irade var olduğu sürece tehdit de artacaktır.

Asırlardır dinle, politikayla şimdi ise tüketicilikle karşıt düşünceyi bertaraf etmeye çalıştık.

Bilim yolunu denemenin vakti gelmedi mi?

Kızım sonuca hiç olmadığımız kadar yakın.

Güzel kızın nasıl?

Elma’nın koruyucularının izini buldu.

– Nerede?

– Endülüs, 1492.

– Soy ne durumda?

– Tüm kan bağlarının soyu tükenmiş.

Biri hariç.

Geçmişinin izini 500 yıl öncesine, Suikastçılar Kardeşliği’ne kadar sürdük.

Sanrılar, “sızma etkisi” dediğimiz şeyden dolayı oluşuyor.

Bağlanımının görüntüleri senin günümüzdeki görüşüne yansıyor.

Bana müsaade edersen, bunları nasıl kontrol edeceğini öğretebilirim.

Gelmeyin.

Ben hallederim.

– Öyle olsun.

– Ne o?

Makine ne iş?

Genetik hafıza.

Animus’u kullanarak bizi biz yapan kişilerin hayatlarını tekrar yaşayabiliriz.

Orada gördüklerim, gerçek gibiydi.

Öyleydi zaten.

– Bir bakıma.

– Benim tepemi attırma!

Artık farklı hissediyorum.

– Bu saldırganlık neden?

– Ben saldırgan biriyim.

– Burası nasıl bir hapishane böyle?

– Burası hapishane değil, Cal.

İşbirliği yaparsan daha çok şey öğrenirsin.

Bırak beni.

Acıktım.

Benimle gel.

LYNCH 1979-GÜNÜMÜZ

– Nedir bu?

– Hakkındaki her şeyi biliyorum, Cal.

CALLUM LYNCH İÇİN ENDİŞELER ARTIYOR LYNCH ÖLMELİ

Tıbbi verilerin, psikolojik profilin, MAO-A geni dönüşümlerin.

Koruyucu aileni biliyorum.

Gençlik evini biliyorum.

Sen kalıtım ile suç arasında bağ olduğunun yaşayan kanıtısın.

– Beni nasıl buldunuz?

– Biz Aguilar’ı bulduk.

Tutuklandığında senin DNA’n onunkiyle eşleşti.

– Aguilar da kim?

– Senin atan.

Ailesi Suikastçı’ydı.

Tapınak Şövalyeleri olan Torquemada ve gördüğün kara şövalye Ojeda tarafından yakılarak öldürüldüler.

Aguilar, Suikastçılar’ın gayesinin peşinden gitti.

– Dışarıya çok çıkar mısın?

– Senden daha çok.

Peki ya buradaki diğerleri?

Onlarda mı deney faresi?

Onlar da Suikastçı, ataları gibi katiller.

Senin gibi, Cal.

Hepsi şiddete meyilli doğumlar.

Katil demek.

– Bir adam öldürdün.

– Pezevenkti.

Tekrar öldürür müsün?

Mutlu aileymiş.

Annen çok gururlanmıştır.

Bunu bilemem.

Bir Suikastçı tarafından öldürüldü.

Tıpkı annen gibi.

Başın sağ olsun.

Annemi benim ihtiyar öldürdü.

Peki bu konuda ne hissediyorsun?

Onu öldürmek istiyorum.

Ya bunun hayatımızın geri kalanında bizi etkilemesine izin veririz ya da bu konuda bir şeyler yaparız.

Sen şiddete yöneldin, ben ise bilime.

O Cennet Elması’dır, Cal.

Onun var olduğuna inanıyorum.

İncil bize, insanlığın ilk başkaldırısının tohumlarına sahip olduğunu söyler.

Ama bazılarımız Tanrı’nın ya da bazı kadim uygarlıkların, insanların neden şiddet dolu olduğuna yönelik bize bıraktıkları bir harita olduğuna inanır.

Aguilar, Elma’ya sahip olan son kişiydi.

Onu nereye sakladığını bulmak için sana ihtiyacımız var.

– Tedavi için burada olduğumu sanmıştım.

– Şiddet bir hastalıktır.

Tıpkı kanser gibi.

Ve kanserde olduğu gibi, bir gün bu hastalığı da kontrol etmeyi umuyoruz.

– Beni hayatta tutan şey şiddettir.

– Resmî olarak, sen ölüsün.

Açım.

Bana ne olacak?

Önce araştırmam tamamlanacak, o zaman seni burada tutmak için sebep kalmayacak.

– Hayatıma geri mi döneceğim?

– Daha da iyisi.

Yeni bir hayatın olacak.

Acıkmıştın.

Onun kim olduğunu, ne olduğunu bilmiyorsun.

O tehlikeli biri.

Ona biraz daha zaman tanı, Emir.

Adam damarlarındaki asil kanı kanıtlayabilir belki.

Buraya oturmaz mısınız, efendim?

Açık büfemiz var, ama tavuğu tavsiye ederiz.

Size ne getireyim, Sayın Lynch?

Açık büfemiz var ama tavuğu tavsiye ederiz.

– Biftek alacağım.

– Öncüye bir biftek.

Sen kimsin?

Bana Moussa derler.

Ama ismim Baptiste.

Şu an itibariyle 200 yıldır ölüyüm.

Zehirleyen büyücüyüm.

Kendi halinde biriyim işte.

Seni izliyorlar.

Kim olduğunu görmeyi bekliyorlar, öncü.

Henüz onunla tanışmadın mı?

Henüz onunla tanışmadın mı?

Bizler Elma’nın son koruyucularıyız, dostum.

Yanlış şıkkı seçersen, hepimizi sonsuzluğa yollarsın.

Bu sana ait.

– Bununla onlara doğru yolu göstereceksin.

– Hayır, onu yiyeceğim.

Ne oluyor lan?

Animus’a geri dönmeli.

Hemen.

– Tekrar girmeden önce zamana ihtiyacı var.

– Zamanımız yok.

Neden?

Adamın hayatını riske atmayacağım.

Öyleyse bunu yapacak başka birini bulurum.

– Ayağa kalk, sert çocuk.

– Ben deliyim.

Ben deliyim.

Yalnız hissetmekten deliyim.

Onu tekrar sokuyorlar.

Bize ihanet etmeden önce onu durdurmalıyız.

Tarihi 6’ya ayarla.

Durumu kötüleşirse çıkar.

– Babanız

– Babamın dedikleri umurumda değil.

Dünyada ben ne yaptım ki?

– Cal, beni dinle.

– Denemekten deliyim – Beni dinle.

Aguilar’a odaklanmak zorundasın.

– Ağlamaktan deliyim

Senkronizasyonu terk etmen tehlikeli olabilir.

Seni sevmekten deliyim.

Yakında Granada’ya ilerleyecekler.

Sultan Muhammed güçsüz.

Prensi kurtarmak için Elma’yı teslim edip İnanç’a ihanet edecektir.

Sevgi bizi güçsüz kılar.

İnanç’ın kurtuluşu için kendi canımı memnuniyetle feda ederim.

Bugün ölürsem, benim için gözyaşı dökme.


 

Tanrımız konuştu.

Ve dedi ki: “Eğer birisi bana sadık kalmıyorsa o kişi ateşe atılıp yakılmalı!

” Onlarca yıl dini anlaşmazlıklarla lime lime edilmiş bu dünyada yaşadınız.

Tanrı’ya ve Engizisyon’a şükürler olsun ki yakında bu hastalığı arındıracağız!

Karşınızdaki bu günahkârlar kutsal savaşımızdaki son kafir kale olan Granada’nın kafir Prensi’ni korumanın peşinde koştular.

 

Ve bugün, Kral ve Kraliçemiz’in huzurlarında Tanrımız’ın kutsal ateşi ile yıkanıp arınacağımıza yemin ederim!

Bakın Tanrı’nın isteği bu!

Üstadınızın yanışını izleyeceksiniz, sonra da yavaşça öleceksiniz.

Gelecek için sena nasip et.

Bize değil.

Senkronize oluyor.

Kahrolası kafirler!

Kaçmalarına izin vermeyin!

Atla.

Senkronizasyon bozuldu.

İndirin onu!

Doktor çağırın!

Tamam.

Yok bir şey.

Cal, benimle kal.

Cal.

Dur Yok bir şey.

Acele edin!

Tamam.

Tamam.

Bana bak.

Bana bak.

Bacaklarımı hissedemiyorum.

Geçici felç oldular.

Kötü haber ne?

Bu olay nörolojik parçalanmaya sebep oldu ama bunun üstesinden geldik.

Bu seferlik.

Burada öleceğim, değil mi?

Hayır.

Hür iradenle oraya girersen ölmeyeceksin.

Bunu yapamam.

Evet, yapabilirsin.

Elma.

Onu bulabilecek tek kişi sensin.

Acıya son verebiliriz, Cal.

Herkes için.

– Bunu nereden buldunuz?

– Babam, annenin öldürüldüğü yerden kurtardı.

– Ve korumak için buraya getirdi.

– Korumak mı?

– Çalmışsınız.

– Annenin kolyesi.

Senin almanı istedim.

– Baban neden oradaydı?

– Anneni korumak için.

– Kimden?

– Kendi halkından.

– Bunun seninle ne ilgisi var?

Suikastçılar ve Tapınak Şövalyeleri asırlardır savaşıyor.

Niyetim bu durumu değiştirmek.

Doğru ya, aklımdan çıkmış.

Saldırganlıkla mücadele için buradayız.

Sanırım yöntemlerini sevmiyorum.

– Ben bir bilim insanıyım.

– Şiddeti tedavi etmek için buradayım.

Peki seni kim tedavi edecek?

 

**

Resmen canavarı besliyoruz.

Onu daha da güçlendiriyoruz.

Ben Dr. Rikkin. Alan.

Abstergo’daki işlerle ilgileniyorum.

– Sizin ailede bir şeyleri elinde tutmak seviliyor, değil mi?

– Evet.

Sana rahatsızlık verdiysek özür dilerim.

– Yapabileceğim bir şey var mı?

– Beni bırakmaya ne dersin?

Bu yapamayacağım bir şey.

Anlaşma yapmak için buradayım.

Bizim Elma’ya ihtiyacımız var.

Ve senden onu bizim için bulmanı istiyoruz.

Animus’tayken senkronizasyonu bozuyorsun.

Bunu yapmanı istemiyoruz.

Beni makineye geri mi gönderiyorsunuz?

Hayır, görmemiz gereken şeyi zaten bize gösterdin.

Öyleyse bizi serbest mi bırakacaksınız?

Yeni gelen elemandan ne elde etmeyi umuyorsunuz?

Hepimizin çıkarına olacak bir şey.

Senin de, Moussa.

Onlara ne yaptınız?

Bağlanıma kendi iradenle girmediğin vakit olacak olan bu.

Bunu bildin mi?

Suikastçı bıçağı.

Bu, babanın annenin canını alırken kullandığı bıçak.

Baban burada, biliyor muydun?

Annenin ölümü, Cal.

Bir çocuk böyle bir şeyi görmemeli.

– Bu yaptığın yanlış.

– Bana başka seçenek bırakmadın.

Oraya kendi özgür iradesiyle girmeli, bana böyle söyledin.

– Pazarlık etmek durumundaydım.

– Yönlendirmeyi mi kastediyorsun?

Kıdemliler’e Elma’nın Londra’ya kadar elimizde olacağı teminatı verdim.

Yani iki günümüz var.

O ne geçmişini, ne de babasını öğrenmek istemiyor.

İkisini de yok etmek istiyor.

Bizim işimiz canavar yaratmak değil.

Biz ne canavar yarattık, ne de onları yok ettik.

Biz sadece onları, kendi acımasız inançlarına terk ettik.

– Tam annenin oğlusun.

– Ne demek bu?

Damarlarında akan kan sana ait değil.

İnanç’a ait.

Annen bunun farkındaydı.

İnanç yaşasın diye annen öldü.

Bana tam olarak nasıl olduğunu hatırlatsana!

Gördüğün şeyi ben yaptım.

Onu öldürdün.

Hayatı o makine tarafından çalınmadan önce ben aldım.

İnsan görevinin yüceliği ile büyür.

Seni de öldürmeliydim.

Yapamadım.

İşte.

Al şunu.

30 yıl önce yapamadığın şeyi yap.

Artık bu senin elinde, Cal.

İstedikleri şey bu.

Dök kanımı.

Ama Animus’a girme.

Neden?

Elma, özgür iradenin genetik kodunu kontrol eder.

Bunu bizi yok etmek için kullanacaklar.

Onu bulacağım.

Ve onların seni ve İnanç’ını yok edişlerini izleyeceğim.

İnanç’ı öldüremezsin.

O senin kanında var.

Elma her şeydir.

Annen onu korumak için öldü.

Başka çaresi yoktu.

Benimse var.

İnanç’ı öldüreceksin!

Beni Animus’a götürün.

Beni içeri sokun.

Animus’u hazırlayın.

Gönüllü bağlanım.

Suikastçılar adının nereden geldiğini biliyor musun?

Arapça “Haşhaşi” kelimesinden gelir.

Toplumdan dışlanmış kişilerdi.

Hırsızlar, soğuk kanlı katillerdi hepsi.

İnsanlar onlarla alay ederdi.

Asiler, aptallar, uyuşturucu bağımlıları derlerdi.

Ama bilgeydiler.

Bu namlarını kullanıp, ilkelerine bağlı kalarak en güçlü düşmanlarının bile ötesinde saklandılar.

İşte bu yüzden onlara hayranlık duyarım.

Ama sen onlardan biri değilsin.

Değil mi?

Hadi öğrenelim.

Bağlanım başlıyor.

Bu hayatımın işi.

O benim hayatım.

İnanç için.

Hayatlarımız önemsiz.

Önemli olan arkamızda bıraktığımız izdir.

Sultan.

Elma’yı teslim et.

Suikastçı koruyucularınız artık yok.

İnanç’ın işi bitti.

Oğlumu verin.

 

İşte insanlığın ilk itaatsizliğinin tohumu olan özgür irade burada yatıyor.

Cennet Elması için teşekkürler.

Dünya yeni bir çağa girecek.

 

İnsanlığın tüm muhalif halklarının Tapınak Şövalyeleri’nin egemenliğine boyun eğip mutlak bir itaat gösterecekleri bir sulh çağına.

Elma.

Ona ver.

Hemen.

İnanç için.

Şimdi!

Beni bağışla.

Artık bitti!

Suikastçı!

İnanç atlayışı.

Neredeyiz?

Askeri bir limana benziyor.

Kadiz, Palos de la Frontera.

Suikastçılar bunun yüzünden öldü.

Bunu hayatın pahasına koru.

Ben İnanç’ın dostuyum.

Bunu mezarına götür.

Söz veriyorum.

Ne dedi?

Çevirisini yapın.

Güneşin parıltısını takip ederek, bu eski dünyayı geride bırakacağım.

Bu Christopher Columbus.

Gömüldüğü yer neresi?

Ondan geriye kalanlar İspanya’ya gönderilmiş.

Mezarı Sevilla Katedrali’nde.

Onu bulduk.

Yıldız oyuncular, bir baksanıza.

Seçin birini.

Herhangi birini.

– Müşterek odada ihlal var.

– Animus’u mühürleyin.

Bu bir anı mı?

Hayır.

Gelin bakalım!

– Nakliye aracı?

– Hazır bekliyor.

Animus’u koruyun.

Tesisi arındırın.

Öncelikle sizi buradan çıkarmalıyım.

– Hayır!

– Gitmeliyiz, Sophia.

Hayır!

Hayır!

Kapıyı tutun!

Yalnız değilsin, Cal.

Hiç yalnız olmadın.

– Bekleyemeyiz, koruyucu.

– Hadi.

ANIMUS A KAPISI

Diğer insanların körü körüne hakikatın peşinde koştuğu yerde unutma ki

– Hiçbir şey doğru değildir.

Diğer insanların ahlak ya da kanunla sınırlandırıldığı yerde unutma ki

– Her şey mübahtır.

Aydınlığa hizmet için karanlıkta çalışırız.

Bizler Suikastçı’yız.

Şimdi ne olacak, öncü?

Savaşacağız.

Ekselansları.

Övgüyü baban alacak.

Ama ikimiz de onu bulanın kim olduğunu biliyoruz.

Senin vaktin de gelecek, çocuğum.

ULU TAPINAK ŞÖVALYELERİ MERKEZ BİNASI LONDRA

Bunun için sana Nobel Barış Ödülü verecekler.

Konuşmanı yazmaya başlasan iyi olur.

– Senin konuşmanı okudum.

– Ve?

Özgür iradeyi yok edersek, Suikastçılar’ı da yok etmiş oluruz.

Toplumu asırlarca tehdit eden bir kanseri.

En iyi çalışmam değil, ama ana fikri anlatıyor.

Biz çözüm arıyorduk.

Sen sorunu ortadan kaldırdın.

Benim programım sayesinde Toplum ilk kez bir düzene girdi.

– Bunun sorumlusu benim.

– Sorumlu zaten sendin.

Çalışmamız Kıdemliler’e ait.

Bu onların en başarılı dönemi.

– Bana yalan söyledin.

– Kalbinde ilk olarak bilim insanı ikinci olarak Tapınak Şövalyesi olduğunu hep biliyordum.

Son çalışman oldukça etkileyiciydi ama o çalışma bizim, insanlığın kurtarılamayacağı inancımızı da doğruladı.

Her şeyi düşünmüşsün.

Pek değil.

Konuşmam.

Senin zarif başlangıçlarından biriyle iş görür.

Artık, ölüm ben oldum dünyaların yok edicisi.

Bunu kullanabileceğimden emin değilim.

Bu gece büyük bir zevkle takdim edeceğim kişi kadim tarikatımızın geleceğinin mimarıdır.

Huzurlarınızda, Abstergo Vakfı’nın Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Alan Rikkin.

Elmanın geri alınmasıyla birlikte insanlık içgüdülerinin tamamlanmış genetik haritası artık tasarrufumuzda bulunuyor.

Bağımsızlığa karşı gelen herhangi bir direniş veya isyan dürtüsü ezilecektir.

Sürecimizin ilerleyişine karşı gelen herhangi bir eğilim artık yok edilecektir.

**

Yapmam gereken tek şey çığlık atmak.

Sana yardım etmek için buradayım.

Sen de bana yardım etmek için buradasın.

Artık sana yardım edemem.

Tüm o muhteşem planlarına ne oldu?

Şiddeti tedavi etme, saldırganlıkla mücadele.

Gerçekleşmeyecekler.

Bunu sen başlattın, Sophie.

Öylece çekip gidemezsin.

Bundan sonra ne olacağını ikimiz de biliyoruz.

Her şey yaşamaya layık değildir.

Bunu yapamam.

Evet, yapabilirsin.

Kendimiz için değil ama gelecek için sena etmeliyiz.

Suikastçı İnancı’ndan arındırılmış bir gelecek!

Hanımefendiler ve beyefendiler, huzurlarınızda Cennet Elması.

Buna ben sebep oldum.

Kıdemliler adına o eseri geri alacağım.

Lynch, senin icabına ben bakacağım.

Kendimiz için değil, ama gelecek için sena etmeliyiz.

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s