ARAP  BİRLİĞİ, İSRAİL’İN ELİNDE

 

Nijerya’daydım. Başkâtibim ama, büyükelçi olmadığı için maslahatgüzarım. Böyle olunca da milli günlere, davetlere gidi­yorum. Lagos’da birçok büyükelçilik var. Hemen hepsiyle arka­daş olduk. En yakın olduklarımız da Araplar. “Moslem brother” diye şapur şupur öpüşüyoruz.

Nijerya’da iç savaş (Biafra savaşı) oluyor. Bu arada İsrail- Mısır savaşı oldu: Ünlü altı gün savaşı. İsrailliler, altı günde Mı­sır’ı darmadağın ettiler. Biz de Mısırlıları teselli için büyük yakın­lık gösterdik.

Nijeryalılarla çok iyi arkadaş olmuştum. Özellikle NBC (Nigerian Broadcasting Corporation) Televizyonunun Müdürü Se gun Olusola ve karısı Elsa tiyatrocu olduklarından samimiyeti­miz çok.

Mısırlı, telefon etti: “Elimizde bir belgesel film var” dedi. “Al­tı gün savaşı sırasında İsraillilerin yaptığı kıyımı anlatıyor. Pro­paganda filmi. Televizyonda gösterilmesini istiyoruz. Sağlayabi­lir misin?”

“Segun’la konuşayım. Size bildiririm.”

Segun’u buldum. Olumlu karşılar!. “Bana göndersinler, bir seyredelim. Büyük ihtimalle gösteririz.

Ertesi akşam Avustralya Milli Günü. Büyük bir garden parti veriyorlar. 5-600 kişi var. Hemen herkes orada. Gittim, Mısırlıyı buldum:

“Filmi Segun Olusola’ya gönderirseniz, seyredecekler. Gösterecekler.”

Çok memnun oldu: “Ben onu Suriyeliye vermiştim” dedi. Ayak parmaklarının ucunda yükseldi. Seslendi:

“Ya Ahmed!” Eliyle işaret etti. Suriyeli geldi. Filmi istedi. Suriyeli:

“Ben onu Iraklıya verdim” dedi. Ayaklarının üstünde yüksel­di, seslendi:

“Ya Necdet!”

Iraklı geldi, ona söylendi.

“Ben onu Suudiye vermiştim.” O da seslendi:

“Ya Said!” Suudi Arabistan Maslahatgüzarı geldi. O da Ku­veytliye vermiş. O çağrıldı. Abartıyorum sanılmasın. Sudanlıya vermiş. O çağrıldı. Beş dakika sonra altı Arap tartışmaya başla­dılar. Tabii, heyecanlı bir Arapça tartışma olduğu için ben iyi iz­leyemiyorum. Ama “Sendeydi, bendeydi” diye birbirlerinden he­sap soruyorlar. Sonunda, ertesi gün bu işi halletmeye, filmin kimde olduğunu bulmaya karar verdiler. Benim yapacak fazla şeyim yok:

“Bulunca, lütfen Segun’a gönderin,” dedim, onlardan ayrıl­dım.

Artık partinin dağılma zamanı. Gittim, ev sahibi Avustralya Yüksek Komiseri ve eşine veda etmek üzere kuyruğa girdim. Bi­raz sonra, omzuma biri dokundu. Döndüm: İsrail Maslahatgüza­rı! En tatlı gülücüğüyle sordu:

“Ne konuşuyordu o arkadaşlar öyle gümbür gümbür?”

“Kimler?”

“Araplar!”

Canım sıkıldı. Sustum. O halinden gayet memnun:

“Filmi arıyorlar, değil mi?”

“Ne filmi?”

“Propaganda filmi. Mısır’ın filmini.. Ama bulamazlar.”

“Neden?”

“Film bende de ondan.”

Sh:11-12

Kaynak: Ergun SAV, Diplo-dra-matik Anlatılar, Bilgi Yayınevi Kasım 1992, Cağaloğlu – İstanbul

 

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

....

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.