BENİMDİR NOKTA-İ SÜVEYDA

 

 

Nokta-i Süveyda, sevda noktası ismiyle anılır. Kalpte olduğuna inanılır ve burası bir basiret-olgunluk merkezidir. İnsanın tüm varlığının hakikati oradadır. Bu öyle bir özdür ki maddi ve uhrevi âlemin tümünü kuşatır. Nasıl ki bir meyvenin çekirdeğinde kendi ağacı toplu bir şekilde mevcut ise aynı şekilde bu süveyda adı verilen noktada da bütün kâinat bir öz şeklinde mevcuttur. Aslında süveyda için gönül noktası dense yeridir.

 Zira ilahi namenin nüshası gönüldür. Sırların taşıyıcısı gönüldür. Bu itibarla her kim ki kendi gönlüne girmiştir, su ve toprak zahmetinden kurtulup can ve gönül sohbetini bulmuştur.

 Âşık olacak kişi sevdiğini görür, birden manevi kalbindeki o noktaya sevgi girer. Aşk arttıkça bu nokta büyür. İlk önce kalbin ortasında küçük bir noktayken çok yer kaplamaya başlar. Artık kişi ilk âşık olduğu günkü gibi bir mutluluk bir heyecan içinde değildir.

 Yavaş yavaş mutluluğu söner ve tam göğsünün ortasında bir acı hisseder -ki bu öyle bir acıdır ki hiç gitmez-

Devamlı bir hiçlik hissi oluşur. Gözyaşı tam göz pınarına gelir ama dökülmez. Böyle garip bir şeydir. Zamanla bu his derinleştikçe-çoğaldıkça Nokta büyürde büyür. En sonunda bu siyah nokta kalbin tamamını kapladığı zaman işte buna Sevda denir.

 Nokta-i Süveyda hakkında 2 teori vardır. Biri mutasavvıflardan nakledilen ÖZ noktası olmasıdır.

Diğeri de kalpte var olan süveyda adındaki bir pıhtıdır. Diğer ismiyle sevda-ül hıtl olan bu pıhtı kalbin içinde siyah bir benek halindedir. Eğer insan sevdaya tutulursa bu süveyda denilen kara pıhtı yavaş yavaş çözülür ve kana karışır.

 Yani o insan artık süveydanın çözünmesine uğramış bir kara sevda hastasıdır. Böyle durumlarda hasta savunmasız olur. Melankoliden dolayı savunmasız kalan düşkün hastalar, ince hastalık türünden bir hastalığa yakalanır. Sevdiklerinden başka hiç bir şeyden hoşlanmazlar. Hatta hastalık ileri dereceye varınca hastalar sevdiklerine duydukları sevgiye dayanamayıp ya cinnet geçirirler ya mecnun olurlar ya da ayrılığa ve hasrete dayanamayıp ölürler.

Bu hastalığın adı aşk olur ki tıpkı zehirli sarmaşık çiçeği gibi yakaladığı bedeni sarar ve nihayetinde kendisiyle birlikte kurutur.

Kalp beş esasta ele alınıyor. Kalbin makamı ve merkezi yürektir. Yüreğin ortasında siyah bir nokta vardır, bu nokta iç âleminin güneşini bilen, cihanın ruhudur ve insanlık âleminin arştaki adı gönüldür. Bu en büyük noktanın aynası insan ruhunun başlangıcıdır. Beden ikliminin sultanı, küllî aklın halifesidir. Onun sırrına eren beşeriyetten çıkmış melekleşmiştir. Gözlerin göremeyeceğini görmüş ve ilâhi meclise varmıştır.

Bu nokta, kâmil insanın aynasıdır. İlâhi güneş ışığının insanın kalbine doğmasıdır.

 Hayvani ruh uyurken, duyu organları çalışmaz iken uyumayan ve rûya gören de işte bu noktadır. Onun mânevi ışığı yürekten akla akseder, orayı aydınlatır. Bundan duyu organlarına, bedene kuvvet, hayat ve ayrıca canlılık gelir.

 Bu sayede duyu organları işler. Sonsuz ilâhi sırlar gönüle dolunca can ve gönül sohbetine girilir.

Nokta-i süveyda denilen siyah noktadır ki, görülen ve görülmeyen âleme karşı çevrili şekilde yaratılmıştır.

 Eğer kalp aynası cilâlı olursa onda ilâhi nur ve sırlar belirir. Eğer ona öfke, şehvet ve dünya sevgisi aksederse kararır…

 

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

....

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.