BANA BANA DEDİN, YOK MAALESEF

 

Allah Teâlâ dinini muhafaza eder.  Kuluna muhtaç değildir. Bu hususta zatındaki samedâniyetinden neşet eden mekrin cilvesiyle aldananlar, kendilerine çıkarttıkları vazife-i vehmiye, sukuta uğrayınca, niye böyle oldu diye pişman olsalar da, iş işten geçmiş olur. Kullar kendilerini gurur, kibir gibi habis sıfatlara büründürdüğünde, onları değiştirmek Allah Teâlâ için çok kolaydır.  İrade-i külliyenin emrine mutî olmaktan başka çaresi olmayan kulun, varlığının  vazgeçilmez olduğu zannına düştüğünde, onun yerine daha hayırlısını getirmek Allah Teâlâ’nın kaderî muradıdır. Çünkü Allah Teâlâ sameddir. Allah Teâlâ kaderinde acele etmez. Bu hikmeti anlamayanlar sahib-i ruhsat  olduklarını sanırlar. Bilmezler ki, Allah Teâlâ, “ O küfre sapanlar, kendilerine tanıdığımız süreyi sakın kendileri için hayırlı sanmasınlar, biz onlara, ancak günahları daha da artsın, diye süre vermekteyiz. Onlar için aşağılatıcı bir azab vardır.” [Kur’ân-ı Kerim, Âl’i İmran-178]  diye elim kazaya uğratır .

54. Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven müminlere karşı alçak gönüllü (şefkatli), kâfirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. (Bunlar) Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar (hiçbir kimsenin kınamasına aldırmazlar). Bu, Allah’ın, dilediğine verdiği lütfudur. Allah’ın lütfu ve ilmi geniştir.

55. Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah’tır, Resulüdür, iman edenlerdir; onlar ki Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılar, zekâtı verirler.

56. Kim Allah’ı, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar şüphesiz Allah’ın tarafını tutanlardır.[Kur’ân-ı Kerim-Mâide Süresi -54-56]

Şeyhülislâm ibn-i Kemâl kaddese’llâhü sırrahu’l azîz buyurdu ki;

Şeriat kim, saray-ı Kibriya’dır

Hakikât mülküdür, muhkem binadır

Anın bir taşını her kim koparırsa

Yoluna başını koymak revâdır.

Bu hikmet anlayana kolay gelse de, kudretliyim zannedenlerin inkâr ettikleri bir husustur.

 “Allah insanlara zerre kadar zulmetmez, haksızlık etmez. Fakat insanlar birbirlerine zulmediyorlar, kendilerine yazık ediyorlar.[Kur’ân-ı Kerim, Yunus, 44]

Naklolunur ki: Abdülkadir Geylânî  kaddesellâhü sırrahu’l azîz kendi gibi büyük bir velî ile birlikte başlarını göğe kaldırdılar, semâ’ya yaklaşıp tekrar yere indirdiler ve başlarını peş tahtasının altına sakladılar.

Peş tahtası: Gölge oyununda, gerginin arkasında, çerçeveye iplerle tutturulmuş raf. Buraya gergiyi ve tasvirleri aydınlatan mum, çıra ya da ışıtaç konulur. Buna destgah da denir.

Bir derviş bu hali gördü ve sebebini sordu. Dediler ki;

“Zamanın kutublarından biri ahirete irtihal eyledi ve tâcını semâ’ya astılar. Olabilir ki başımıza giydirirler kuruntusuyla başlarımızı kaldırdık ve gördük ki, o tâcı Frenk diyandaki’da bir kâfirin başına giydirdiler ve onun şapkasını astılar.”

Meleklerin birbirlerine, “Bu tâc mukarreblerden (büyük derecelere ulaşmış) birinin başına giydirilecektir”, duyunca bizim (meleklerin) başımıza giydirilmesinden korkup, Allah Teâlâ’ya sığınıp yeryüzüne inip, başımızı sakladık.” demişler.

Yine kitablarda zikrolunur ki, Hz. Mevlâna kaddesellâhü sırrahu’l azîz, kibir olur diye mum yakmayıp bezir yakarmış.  İblis ve benzerleri, kibir, kendini beğenme, gurur ve başkasının iyiliğini istememekle dergâhı İlahîden kovulmaya ve lânete lâyık oldular.

(Kaynak:Bor’lu Mer’aşî-zâde AHMED KUDDÛSÎ Pendnâme-Nasihatnâme-İcâzetnâme-Vasiyetnâme-Mektuplar, Tarihsiz, İstanbul, sh:43)

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s