SPİRİTÜALİZME İNANANLAR APTAL MIDIR?

 

ALFRED RUS SEL WALLACE VE S.J. DAVEY- R ay Hyman

S.J. Davey 1880’lerde gerçekleştirdiği bir dizi deneyle, görgü şahidi ifadelerine dayanan safsatalarla ilgili ilk sistematik araştırmayı yaptı (Davey 1887; Hodgson 1887; Hodgson 1892). Davey spiritüalizm hakkındaki deneyimleri ve bu deneylerin yapılmasını özellikle teşvik etti. Davey 1883’te kısa süre önce ölen bir arkadaşının görüntüsüyle irkilmiş ve araştırmaya koyulmuştu. Spiritüalizm literatürünü ve psişik araştırmaları yoğun bir şekilde okudu. 1884’te İngiliz medyum Eglinton’un yönettiği seanslara gitmeye başladı. Eglinton’un özelliklerinden bir tanesi, taş levhaların üzerinde sözde öteki dünyadaki ruhlara ait olan yazılan görünür kılmasıydı. Davey, Eglinton’un güçleri hakkında çeşitli dergilere parlak yazılar yolladı. Davey kendisinin de doğaüstü güçleri olduğuna inanmaya başladı. “1884 Eylülünde, bir öğleden sonra, iki tane taş levha alıp ruhlarla bağlantı kurmayı denemeye karar verdim. Bunları aralarına kurşunkalem sığacak şekilde arka arkaya tuttum. Kütüphanemdeydim. Taş levhaları kutusundan kendim çıkarmıştım. Onlara iyice baktım ve biraz önce anlattığım şekilde tutmaya devam ettim. Birkaç dakika sonra taş levhaları kaldırdım ve üstte duranın alt tarafında büyük harflerle ‘DİKKATLİ OL’ yazdığını gördüm (Davey 1887, sayfa 406). Bu tür deneyler Davey’i doğaüstü güçlere sahip olduğuna inandırdı. Bir süre sonra esrarengiz gözüken deneylerin aslında arkadaşları tarafından kendisine oynanan oyunlar olduğunu anladı.

Davey, seanslara bir arkadaşının Eglinton’u hile yaparken gördüğünü söylediği 1885 yılına kadar devam etti. Davey, bu olaydan Eglinton ve benzeri medyumların hileye dayalı işlerini defalarca tekrarlayabilecekleri sonucunu çıkardı. Kendisi de spiritüalist hileler sergilemeye başladı ve izleyicilerin verdiği tepki onu şaşırttı.

Birçok kişinin, onlara gösterdiğim yazılarla ve bu yazıların ortaya çıkma koşullarıyla ilgili açıklamalarda bulunduğunu ve bu açıklamaların benim Eglinton hakkında yazdığım raporlarda anlattıklarım kadar etkili olduklarını fark ettim. Üstelik bu açıklamaların büyük bölümü tamamıyla yanlıştı. Hatta bazen bunları hokkabazlıkla yaptığımı itiraf etsem de çoğunlukla duyduğum yanıt şu biçimdeydi: ‘Evet, hokkabazlık olduğunu söylüyorsunuz, ama şöyle yaptığımda (farz edilen bir testi anlatarak) yazılar bu şekilde ortaya çıkamazdı. Ama gene de hep aynı yazıları gördük.’ (Davey 1887, sayfa 408)

Davey bu tür tepkileri sistematik olarak incelemek için sabit aktivasyonlu bir seans geliştirdi. Daha sonra aralarında akademisyenlerin, spiritüalistlerin, şüphecilerin ve diğer kişilerin bulunduğu küçük gruplar için bu seansları yönetti. Her seansı kendi hazırladığı metne göre yürüttü. Her seanstan sonra katılımcılardan olabildiği ölçüde deneyimlerini yazmalarını istedi. Bu raporların çoğunun tamamı yayımlanmıştır ve hâlâ sahtekârlığa ait görgü tanığı ifadelerinin geniş çaplı analizi olarak kabul edilirler (Davey 1887; Hodgson 1887; Hodgson 1892).

Bu raporlarda, psikolojik araştırmalarda ortaya çıkarılan bellek ve ifade çarpıklıklarına ilişkin tüm verileri bulmak mümkündür. Davey’in deneylerinden önce şüpheciler ve inananlar da dahil olmak üzere herkes sıradan insanların anlattıklarını genellikle güvenilir bulmuştu. Yazısında Davey’in çalışmasına yer veren Richard Hodgson 1877’deki durumu şöyle anlatıyordu:

Bay A. R. Wallace spiritüalizmin fiziksel olgularıyla ilgili olarak şunları söylemiştir: “Hepsi veya neredeyse hepsi 20 yıldır dünyanın gözü önündeydi; teoriler, gözlemciler ve eleştirmenlerin teorilerinde ve açıklamalarında onlara dokunulmamıştır; bunlar her düzeyden şüpheci kimseler, her türden sahtekârlığı veya illüzyonu bulabilecek yetkinlikteki kişiler tarafından -eğitimli fizikçiler, hekimler, avukatlar ve işadamları sınanmış ve incelenmiştir, ama her seferinde araştırmacılar şaşırıp bocalamış veya bunlara inanır hale gelmiştir.”… Belki de spiritüalistlerin çoğunluğu bu fiziksel olgularla ilgili tanıklıkların bunların gerçekliğini göstermeye yeterli olduğunu, hatta namuslu her araştırmacının kişisel deneyimlerine dayanarak bunların gerçekliğini saptayabileceğini düşünmüştür. Yaklaşık on yıl önce ilk seansa katıldığımda ben de bu görüşe büyük ölçüde katıldım; ama bugüne kadarki kişisel deneyimlerim -çok geniş olmamakla birlikte-Bayan Sidgwick’in deneyimleriyle aynı tabiattadır.

Tanık olduğum fiziksel olguların hileli oldukları arkadaşlarım ve benim tarafımdan açıkça saptanmış veya belli bir sonuca ulaşmayan ve hile kuşkusunu kuvvetle destekleyen koşullar altında gerçekleştirilen olaylar saptanmıştır…” (Hodgson 1887, sayfa 381)

Hodgson’un giriş bölümünde alıntı yaptığı Alfred Russel Wallace akıllıydı ve tüm zamanların en büyük bilim insanlarından biriydi. Doğal ayıklanma evrim teorisinin eş kurucusu olan Wallace, kariyeri boyunca antropoloji ve biyolojiye üstün katkılarda bulunmuştur (Kottler 1974; Williams-Ellis 1966). Ayrıca tartışmalı politik, sosyal ve bilimsel görüşleri destekleyen bir muhaliftir (Kottler 1974; Wallace 1875; Williams-Ellis 1966). Aşının ateşli bir karşıtı ve frenolojinin * kuvvetli bir taraftarıydı. Wallace, uzun süre Doğu Hindistan’da yaşadıktan sonra İngiltere’ye dönerek spiritüal seanslara katılmaya başlamış, edindiği deneyimler sonucu meslektaşlarını hayrete düşürecek düzeyde ateşli bir spiritüalizm taraftan olmuştu. Hile yaparken yakalanan medyumları bile savunuyordu.

* Frenoloji:Kafatasının şekline göre bir kişinin zekâsı veya yetenekleri hakkında hüküm verme

Bir doğa bilimci olarak Wallace, sözde psişik olgular hakkında yalnızca kendi gözlemlerine değil, tanıklarınkine de güveniyordu. Seanslar sırasında ölmüş akrabalarını gördüklerini söyleyen katılımcıların ifadelerini, doğruluklarını bile sorgulamadan kabul ediyordu. Bir medyumun 180 cm boyundaki bir ayçiçeğini seans sırasında görünür kıldığına tanık olduğunda ısrarla bunun hile ile yapılmasının mümkün olmadığını savunmuştu (Wallace 1875, 1898). Journal for the Society for Psychical Research dergisinde yayımlanan Davey’in deneylerine gösterdiği tepki ilginçtir. Davey, basit hileler yapan bir hokkabazın, sözde gerçek medyumlar tarafından yönetilen seanslardaki psişik ifadeleri aydınlığa kavuşturabileceğini iddia ediyordu. Davey deney sonuçlarına ilişkin ilk yazılarında seanslarını nasıl gerçekleştirdiğiyle ilgili sırları açıklamadı. Deneylerine devam etmek istediği için yöntemlerini kendisine saklıyordu. Wallace Journal for the Society for Psychical Research dergisi editörüne bu bağlamda bir mektup yazmıştır:

Sayın Bay, -Derginizin ocak sayısında Bay S. J. Davey’nin ölüm haberi Proceedings’in 4. cildinde yayımlanmış olan “deneylerine” atıf yapılarak verilmiştir. Ben ve diğer bazı spiritüalistler bu deneylerin Bay Davey’in iddiaları haricinde başka kimsenin değerlendirmesi göz önüne alınmadan “hileli” olarak nitelendirilmesini bilim dışı ve adaletsiz bir muamele olduğunu düşünüyoruz, çünkü spiritüalistlerin görüşlerine en ufak değer verilmeksizin sadece kendi kişisel ifadesi kanıt olarak kabul edilmiştir.

Artık daha fazla ketum olmaya gerek yoktur. Bay Davey’in haberleştiği Bayan Sidgvvick, Bay Hodgson ve diğerleri, Bay Davey’in “hileli” olduğu izlenimini verdiğini düşündüğümüz gerçek olgulara ait “metotlarının ayrıntıları” açıkladığı takdirde, iddialarının vakaların gerçek unsurlarıyla ne kadar desteklendiğini göreceğimize olan inancım tamdır.

Eğer 11. ve 12. oturumlarda kaydedilenlere benzer deneylerin sözde medyumların başvurduğu mekanik el çabukluğu hileleri olduğu açık ve net biçimde ortaya konmuşsa, bu spiritüel olguların kanıtlarını bugüne kadar öne sürülen karşıt görüşlerden çok daha fazla zayıflatacaktır. Bir tanığın söylediği gibi: “Metotlarının tam olarak açıklanması, uygar toplumların hemen hepsinde zihinleri karıştıran, iyi insanları sıklıkla çıldırtan ve spiritüalizm olarak adlandırılan olgulara karşı tüm dünyada duyulacak bir ‘silahı ateşleyecektir’. Ama böylesi bir etkiye bazı olguları hile yoluyla açıklayıp daha gizemli olanı çözümsüz bırakarak ulaşılamaz. Olguların hepsinin hile olduğu iddia edilmiştir ve hepsi böyle açıklanmadıkça çoğumuzun düşüncesi Bay Davey’in hem gerçek bir medyum, hem de hokkabaz olduğu yönünde doğrulanır, bu durumda yaptıklarının hepsini “hile” üzerine inşa etmesi toplumu aldatmaktır (Wallace 1891, sayfa 43).

Hodgson (1892) Davey’in kullandığı metotları ayrıntılarıyla betimlemiştir. Aynı yazıda Wallace’ın mektubuna da yanıt vermiştir. Hodgson şunları belirtir: “Spiritüalizme inananlar arasında Wallace’dan daha ünlüsü yoktur. Wallace’ın yanıtı, Bay Davey’in gösterileriyle sıradan ‘medyumsa!’ olgular arasındaki farkı ayırt edemediğini gösterir; tuhaf biçimde Bay Wallace’ın vardığı sonuç, Bay Davey’in gösterilerinin hile yapan ‘medyum’ raporlarına benzemekten ziyade ‘medyumsal’ olduğu yönündedir… Bizden Bay Davey’in medyum olmadığını kanıtlamamız istenir!” (sayfa 254-255)

Daha sonra Hodgson, Davey’in spiritüalist olguları başarıyla simule ettiği metotları tam olarak açıklamış olsa da, Wallace medyumsal olguları canı gönülden savunma konusunda tereddüt etmemiş; spiritüal ve psişik olguların gerçekliği hakkmdaki her şüpheli yaklaşımı kanıtlarla çürütme konusunda yorulmak bilmedi. Şüpheyle yaklaşanlarla girdiği tartışmaları bugün tekrar okuduğumda, rakiplerinin zayıf noktalarını bulmada gösterdiği hüner ve zekâ karşısında etkilenmemek mümkün değil. Başka inananları utandıracak ölçüdeki görüntüler ve itiraflar, sözde medyumların, benzeri diğer eylemlerini mantıklı gösterecek yollan her zaman bulmuştur.

İtibar edilmeyen inançlara bu denli bağlı olmasının nedenlerini kişisel etkenlere, daha önce ortaya attığı orijinal iddialarının haksızca eleştirilmesine, Viktorya toplumundan uzun süre yalıtılmış olmasına, eğitimsizliğine, vs bağlamak kolaydır. Merhamet prensibi açısından bile itibarsız medyumları desteklemesini ve Davey’in karşı yöndeki açıklamalarına rağmen onun gerçek bir medyum olduğu konusundaki ısrarını mazur görmekte zorlanıyorum. Wallace’ın spiritüalist arkadaşları ve paranormal olaylara inananlar bile, Wallace’ın en itibarsız medyumlara desteğini yanlış bulmuşlardır.

Peki, Wallace’ın belli bir alanda aptalca davranan akıllı bir kişi olduğunu söyleyebilir miyiz? Örneğimizde alanına son derece bağlı bir uzman mı söz konusu? Wallace, biyoloji ve botanik alanındaki yeni türleri tespit etmede önemli bir bilgi ve bilgelik kazanmıştı. Ancak psişik araştırmalar konusunda Stemberg’e göre ahmak, günlük kullanıma göre muhtemelen aptaldır.

Özellikle Wallace’la ortaya çıkan durum, akıllı insanların akıllı olmaları dolayısıyla da aptal olabilecekleridir. Eğer Walace daha az akıllı ve becerikli olsaydı spiritüalizm ve frenolojiye duyduğu güçlü inancına karşı sunulan kuvvetli argüman ve kanıtları savuşturamazdı diye düşünüyorum. Zekâsı inançlarına yöneltilen saldırıları püskürtecek akıllı yöntemler bulmasına olanak sağlamıştır.

Sh:28-34

ARTHUR CONAN DOYLE VE PERİLER

Arthur Conan Doyle tüm zamanların en önemli dedektif kahramanı olan Sherlock Holmes’un yaratıcısıdır. Holmes dikkatli bir gözlem ve tümdengelim ustasıydı. Sözde paranormal olan olaylarla karşılaştığında Holmes bunları kanıtlarla çürütüp, mükemmel dünyevi açıklamalar getirmiştir. Yaratıcısı, Holmes’un birçok niteliğini paylaşsa da bazı önemli noktalar da ondan ayrılıyordu (Stashovver 1999). Doyle hayatının son dönemini spiritüalizmi ve ilgili psişik konuları yaymaya ayırdı. İki ciltlik History of Spiritualism (Spiritüalizmin Tarihi [1975]) kitabı her spiritüalist iddiayı en üst düzeyde destekleyen tezleriyle Wallace’ınkiyle yarışır. Tıpkı Wallace gibi Doyle da bariz şekilde hile yaparken yakalanan medyumların dahi sahiciliğini savundu. Ve yine Wallace gibi, karşı argümanları zekâsının kıvraklığını kullanarak savuşturdu.

Bilindiği gibi Doyle roman kahramanı dedektifini sevmiyordu (Stashower 1999). Sherlock Holmes’un popülaritesinin, onun ciddi bir tarihi roman yazarı olma isteğini baltaladığını düşünüyordu. Doyle iki kez Holmes’u romanlarında öldürerek ondan kurtulmayı denedi. Ama okurların tepkisi o kadar güçlü oldu ki, Doyle her seferinde kahramanını tekrar diriltmek zorunda kaldı. Bazı yorumcular Doyle’un Holmes’u öldürmeye kalkışmasının aslında, kişiliğinin psişik ve diğer olası olmayan olaylara tamamen inanmasına engel olan şüpheci yanını bastırma çabası olduğuna inanırlar.

Doyle’un sağduyudan uzaklaşmasına dair en çarpıcı örnek, perilerin gerçek olduğunu savunmasıydı. Kitabı The Corning of the Fairies (Perilerin Gelişi [1972]) iki genç kızın ormanda yalnız başlamayken perilerin fotoğraflarını çekmeleri üzerine kurgulanmış bir öyküydü. Doyle kitaba bu fotoğrafları koyup Sherlock Holmes tarzıyla perilerin gerçek olduğunu ispat etmeye soyundu.

Kendi adına gerekenden belki de daha “akıllı” olduğuna dair başka bir örnek Doyle’un, The Edge of the Unknown (Bilinmeyenin Kenarında) kitabında yer alan Houdini’nin 1928’de ölümünden kısa bir süre sonra yazmış olduğu “The Riddle of Houdini” (Houdini Muamması [1970]) adlı büyüleyici bölümdür. Doyle bu bölümde spiritüalizmi çürüten ve ünlü bir sihirbaz olan Houdini’nin iyi ve kötü huyları olarak düşündüğü özelliklerini ele alır. Doyle efsanevi dedektifin kullanacağı türden argümanlarla adım adım Houdini’nin ünlü kaçışlarını ve medyumlara yönelik acımasız saldırılarını anlatır. Doyle’a göre, Houdini haksız saldırılarda bulunarak, gerçek medyumlarla sahtelerini aynı kefeye koymuştur. Doyle yavaş yavaş ve Holmesvari bir kusursuzlukla Houdini’nin gücünün el çabukluğunun ötesinde olduğunu, onun ünlü kaçışlarını ruh haline geldikten sonra tekrar vücut bularak gerçekleştiren gerçek bir psişik medyum olduğunu kanıtlamaya çalıştı. Eğer Houdini’nin böyle psişik güçleri vardıysa neden hayatını bu tür güçlerin varlığını reddetmeye adadı? Doyle’un (Holmes’un) yaratıcılığı yardıma yetişir. Derhal Doyle’un ifadelerine bakılırsa, Houdini, gerçek psişik güçlerin varlığını ve kendisinin de güçlere sahip olduğunu insanların bilmelerini istemedi. Eğer insanlar Houdini’nin psişik güçlere sahip olduğunu anlasalardı, ona becerikli bir sihirbaz olarak saygı göstermeyeceklerdi. Doyle’a göre Houdini öylesine gururlu biriydi ki, becerikli bir sihirbaz olarak görülmeyi tercih ediyordu. Kendisinde veya başkalarında paranormal güçlerin var olduğunu tam da bu yüzden reddetmişti. Doyle akıllı olma özelliğini kendi aklını çiğneyip spiritüalizm ve perilere olan sevgili inancını korumada kullandı.

Sonuçlar

Akıllı insanların neden aptal olduğu (veya böyle göründükleri) sorusu birçok tartışmaya beraberinde getirir. Yazarlar bazı konular hakkında görüş ayrılığına düşseler de, açık ya da üstü örtülü bir fikir birliğine varılabildiğini ve bazı konuların dile getirilebildiğini düşünüyorum. Bu ortak fikirlerin bazıları şöyle:

1.            Aptallık hem bilişsel hem de ahlaksal anlam içerir.

2.            Gerekçelenebilir hata veya gaflar “aptalca” olarak tanımlanmamalıdır. Zekâ ve mantıklılık, problemi ortaya koyanın aklındaki temsili üretme yeteneğini içerebilir.

3.            Aptallığın veya görünürdeki aptallığın birçok eylemi düşüncesizlikten kaynaklanır. Az sayıda gerçekleşen düşünceli hareket etme kapasitemizi önemli olaylara saklamak için dünyevi süreçleri olabildiğince otomatikleştirmekten başka seçeneğimiz yoktur.

4.            Birçok bariz aptallığın nedeni sınırlı veya yetersiz bilgi ve kaynaklardır. En kapsamlı psikolojik araştırmalarda dahi sözde psişiklerin söylediklerinde tutarlı herhangi bir geçerlilik bulunmadığı halde, onlar bu korelasyonların gerçek olduklarına inanırlar. Bu insanların büyük bir kısmı algıladıkları korelasyonların hayali olduğunu gösterecek bilgilere kayıtsız kalmaktadır.

5.            Budala insanlar aptalca şeyler yapmaz.

6.            Akıllı insanlar akıllı oldukları için aptal olabilirler. Bu noktaya değinmek için Alfred Wallace ve Arthur Conan Doyle örnekleri gibi.

Açıkça görülüyor ki, akıllı olma, bilgelik, aptallık ve ahmaklık hakkında söylenecek daha çok şey var.

Sh:34-39

Kaynak: Akıllı İnsanlar Neden Bu Kadar Aptal Olabilirler, Editör: Robert J. Stemberg, Orijinal Adı: Why Smart People Can Be So Stupid , trc: Metin Hüner Güncel Yayıncılık Eylül 2006 İstanbul

 

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

....

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.