AŞK’OLSUN

 

(Mevlâna- Divân-ı Kebir-hzl:Şefik Can )

Elma, kendisini bir şey zannederek bir davaya girişti:

“Benim Cenab-ı Hakk’a karşı zannım iyidir; O, her şeyi yerinde ve güzel yaratır!”

diyerek benliğe kapıldığı için;

“Bakalım elma eziyetlere katlanıyor mu, Allah’tan gelen belalara  sabrediyor mu?”

diye imtihan edilmek istendi. O yüzden, herkes onu taşlamaya, başına taşlar yağdırmaya başladı.

(c. II,

**

Haydi gel[sene], yüzük taşı gibi aşıkların halkasında yer al[sana] !

(c. II,913)

**

Aşkın gül bahçeleri kan perdeleri arasında olduğu için, ölümü göze almayan, oraya varamaz.. (c.I, 132)

Eğer aşk derdine tutulursan, eğer yaratıcıya aşık olursan, imtihan için onun verdiği belalara sabredersen; o zaman gönlün huzura kavuşur.

(c. II, 959)

**

Eğer sen; “Ben aşığım.” dersen, bil ki senin için bir çok imtihanlar vardır.

Başını eğme, aşıkların kadehinden iç[sene]!

(c. III, 1259)

**

Ettiğin ahd, ettiğin yemin, verdiğin söze;

ne oldu?

Nerelere gitti?

“Hani gökyüzü döndükçe, başı dönmüş bu şaşkın aşıktan yüz çevirmeyecektin?”

Sen böyle dememiş miydin?

“Güneşin gönlü sıcak kaldıkça, bizim aşkımızın sıcaklığına bir soğukluk gelmez”

dememiş miydin?

“Bütün ermişlerin canlarına, erkekliğine yemin ederim ki. gönlümüz bir kalacak, birbirinden ayrılmayacak.”

diyen sen değil miydin?

“Sen bana daha önce cevretmiştin de, onun için ben de sana cevr ettim ”

[mi diyorsun.]

Benim gibi bir dilenciye senin gibi bir padişahlar padişahının karşılık vermesi doğru olur mu?

[mi diyorsun.]

 “Ben değersiz bir varlığım, toprağım, rüzgarının önünde toz olur savurulursam beni ayıplama, hoş gör!”

[mi diyorsun.]

 “Benim gibi bir hiç olan, ayaklar altında çiğnenen tozdan yola bir ayıp gelmez. Senin aşkın yüzünden solmasından, sarı olmasından altın utanmaz.”

[mi diyorsun.]

 

(c. VI,2661)

**

Kardeşim!

Herkes aşık olamaz.

Aşık olan kişiye dert gerek, dert nerede?

Aşık olan kişinin sabırlı olması, aşkına sadık kalması lazımdır. Böyle bir er nerededir?

Gerçek aşık nerededir?

Ne zamana kadar böyle yersiz, manasız düşüncelere kendini kaptıracaksın?

Ne zamana kadar “Ben” düşüncesine saplanıp kalacaksın?

Hani ateşli naralar, nerede sararmış yüzler ?

Ben kimya ve altın aramıyorum. Altın olmaya istidadı bulunan bakır nerede?

Aşka doğru hararetli hararetli, hızlı hızlı gideni kim bulmuştur. Yarı hararetli, yarı soğuk yol alan nerede?

(c. V, 2206)

 

**

Sana merhamet etmede, okşamada anandan, babandan daha ileriyim. Sana onlardan daha fazla acırım.

Seni belalarla, dertlerle imtihan edişim, seni sevmediğimden ötürü değildir.

Senin olgunlaşman, pişkinleşmen içindir.

(c. V. 2259)

**

Mezar[ımın/nın] taşına şu derin manalı sözü yaz[ınız]:

“Ben başımı beladan, sık sık, karşılaştığım imtihandan kurtardım!”

(c. III, 1546)

Sen [Allah’ım], uçsuz bucaksız bir ırmaksın.

Cihan da bir köprü [olsaydı]

Uçsuz bucaksız bir ırmağın üstüne köprü kurulabilir mi?

kurulsaydı, bu köprüden geçilebilir miydi? (c. II, 857)

(Mevlâna- Divân-ı Kebir)

**

[Ey âşık] Aşk sözünü bırak!

Zira o, bir geçit yoludur, bir köprüdür!

Sen, elinden geldiği kadar Allah’a kulluk et, iyi bir insan ol!

(Mevlâna -Divân-ı Kebir bir eski yazma)

“Hani” “Aşk”

…………………

 

 

 

BEN Mİ SENSİN? SEN Mİ BEN?

 

(Mevlâna- Divân-ı Kebir-hzl:Şefik Can )

“Ne ben benim,

ne sen sensin,

ne de sen, bensin!

Hem ben benim,

hem sen bensin,

hem ben benim

 ey tutili güzel!

Senin ile öyle bir haldeyim ki

anlayamıyorum,

Ben mi sensin?

Sen mi bensin?

[Rubaî]

 

Ey cana canlar katan,

dayanamadım, gittim.

Kızıp gittim ama,

sensiz yaşamaya da

dayanamıyorum.

Ayrılığa alışayım dedim,

fakat doğrusunu söyleyeyim,

ayrılığa dayanamıyorum.

Bir saman çöpü,

kehribarın çekişine nasıl dayanır?

Ben bir saman çöpüyüm,

kehribara karşı da koyamıyorum,

dayanamıyorum.

Her cefa çeken, vefa ümidine kapılır,

vefa gününü bekler.

Bense öyle cefa çeken bir aşığım ki,

sevgilimin cefası bana çok tatlı geliyor

 vefa beklemiyorum,

vefayla gelirse,

vefasına dayanamam.

Yumuşak yumuşak;

“Yine geldin.” derse.

Ona derim ki:

“Ey canan, sana dayanamıyorum.”

Başıma vuruyordu da:

“Sen buna layıksın.” diyordu.

Layık değilim,

layık değilim, ama

dayanamıyorum.

Ölümü de denedim,

yaşamayı da denedim.

Öyle bir haldeyim ki

yokluğa da dayanamıyorum,

varlığa da!

Ey mutrip!

Allah aşkına,

sen çalgınla şu perdeyi çal:

                               “Allah’ım, Allah’ım, ayrılığa dayanamıyorum.”

(c. IV,1676)

 

Ben o padişahın yüzünden

yalnız aklımı kaybetmedim,

kendimi de kaybettim.

Bu sebepledir ki, sen uzaktan;

beni gezen, yürüyen,

giden normal bir kişi olarak görüyorsun ama,

hakîkatte senin gördüğün ben,

ben değilim;

ben bir hayalden,

bir gölge varlıktan ibaretim!

Daha doğrusu ben yoğum,

yokluktan başka bir şey değilim!

(c. 1,331)

 

Cenab-ı Hakk; “Dostlar, geceleri uyumazlar.” diye buyurdu.

Bu ayeti duyup, hatanı anlayarak utandınsa

artık uyuma!

            [Bensiz derim]

(c.1, 312)

Sevgilim dedi ki:

 “Filan, ne ile diridir?

Mademki ben onun canıyım,

o cansız nasıl yaşar?”

Ben dayanamadım, ağladım…

Dedi ki:

“Bu defa şaşılacak bir şeydir?

Ben ki, onun iki gözüyüm, o bensiz nasıl ağlayabildi.

[Rubaî]

 

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

....

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.