TECRÜBE EDİLMİŞ HİKEM

 

CİNSEL TACİZDE BULUNAN /ZÂNÎ EŞTEN KORUNMAK İÇİN MANEVİ YARDIM

 

أَلَمْ أَعْهَدْ إِلَيْكُمْ يَا بَنِي آدَمَ أَن لَّا تَعْبُدُوا الشَّيْطَانَ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ

 

Elem a’had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta’budûş şeytân(şeytâne), innehu lekum aduvvun mubîn(mubinun). Yâ-Sîn, 60)

«Ey Âdem oğulları! Size şeytana tapmayın, çünkü o sizin apaçık bir düşmanınızdır» demedim mi?

Yâ-Sin sûrenin okuyucusuna, taşıyıcısına ve devamlı yüzünü çevir­meden nazar eden kimselere velilik mertebesi nasip olur. Her ne söylerse elbette Allah Teâlâ sözünü rast getirir.

Şehvet ehli /azmış/zinâ yapmaktan kendini alamayan/eşine gayri meşru yoldan ulaşmak isteyen/cinsî sapıklığa düşen/ bu vefki taşımaya başlarsa bahsedilen bütün halleri sakinleşmeye başlar. [veya kendini eşine karşı korumak ve emin olmak isteyen bu şekilde korunur.]

Mesela bir kadın kocasının/başkasının gayr-ı meşru istekleri karşılaşırsa bu vefki üzerinde taşırsa ve bu ayeti okumaya devam ederse Allah Teâlâ melekleri ile ona yardım gönderir. Azgın kişinin şehveti ona karşı yok olur gider.

Yine sapık duygularından kendini alamayan bir kişi Bursalı Emir Sultan kaddesellâhü sırrahu’l azizin ruhaniyetine her gün bir fatiha üç ihlâs suresini okuyup bu ayeti okumaya devam ederse rahatsız olduğu bütün halleri kaybolup gider.

Bilhassa bu vefki daha çok meşâyıh, hal­vet ve uzlet ehline şâyeste ve lâyıkt görmüşlerdir. Bu şekilde halvette olanların sabrı kat kat artmıştır.

Ayrıca bu vefk ve ayet ile keşfi açılıp birçok gizli sırlara vâkıf olurlar. Bütün âhireti teşrif eden şanlı nebilerle velilerin ruhlarına meclûp olup yönelirler. Her işinde hayra ma’tuf olmak şartıyle kılavuzluk ederler.

 

İŞ ARAYANLAR ve BOZULANLAR İÇİN MANEVİ YARDIM

Bir gün iki kişi Şeyh Ebü’l-Vefâ Kaddesellâhü sırrahu’l azîz Hazretlerine gelmişler. İkisi de bir iş bulmak; devlet kapısından bir memurluk istemek maksadıyla Şeyh Efendiden himmet taleb etmişler.

Gelenlerden birisi ehl-i vird Yani, zikrin usûl ve şartlarına vâkıf sâlih bir zât imiş. Diğeri pek fazla ilmi olmayan sade bir vatandaş imiş. Şeyh Hazretleri vird ehli olana şu duayı tâlim buyurmuşlar:

(Allahümme yâ vehhâbü rabbi hebli mülken lâ yenbeği li ahdin ba’di inneke entel vehhâb).

Yetmiş yedi bin kere bunu oku demiş. Ve o kişi de Şeyh Efen­dinin bu tenbihini yerine getirmiş. Şeyh Efendinin çevresinde bulunan kimseler bu zâtın görevi alacağına muhakkak nazarı ile bakıyorlarmış. Zikir âdâbını bilmeyen, ilmi az olana ise bu âyet i lâtifi bir kâğıt üzerine yazıp herkesin içinde adamın sarığının kenarına sokmuştur. On gün sonra hiç ihtimal yokken, vefk’in müvekkilinin yardımı ile vazife bu zâta verilmiştir, öbür vird ehline verilmemiş.

Şeyh Ebü’l-Vefâ Hazretleri şöyle buyurmuştur:

“Esmaları vefk’e (sayıya) uygun okumamakla şimdiye kadar geçen ömrümüze yazık etmişiz. Adetâ soğuk demiri dövmüşüz de haberimiz yokmuş Vefksiz elli yıl zahmetlerle çektiğimiz esmayı vefk’e uygun ektiğimizde o esmâ’nın te’siri göz açıp kapayacak kadar kısa bir zamanda güneş gibi doğmuştur.»

Vefksız esma zikri kıyaslanacak olursa; vefk ile yapılacak zikre nisbetle katrenin denize, zerrenin güneşe nisbeti gibidir.

Not: Vefk’in murabbaı çizilirken de dikkat edilecek hususlar vardır. Çizgiler biribirine eşit gayet düzgün olmalıdır. Mümkün olursa kuş­luk vakti çizilmelidir.

Vefk’e sâhip olup üzerinde taşıyan âlemde hayır namına ne mümkün ise verir ve şerleri de ondan uzaklaştırır.

Bir kimse vefk’i üzerinde devamlı bulundursa ulvi ve süfli ruh­lara mâlik ve üzerlerinde tasarruf sahibi olur.

Ancak vefk’i taşıyan kimse her zaman temiz olup; asla cünüp gezmemelidir. Gözlerini haramdan çekmeli; unutmamalıdır ki vefk’i taşıyan kişi ilâhi esmâ’yı cezbeder ve bu esmânın müvekkeli olan melek yanından hiç ayrılmaz. Çünkü taşıdığı vefk ol meleği mıknatısın demiri cezbeylediği gibi cezbeyler. Hattâ vefk’in sahibi vefk ile meşgul olmasa dahi te’siri yine de bâki kalır. O müvekkel melek bu takdirde dahi yanından hiç ayrılmaz; ufak bir himmet nice zor işleri kolaylaştırır.

Kaynak: MELİH YULUĞ,  Yâsin-i Şerifin Havâssı ve Esrâru-  Yâsîn-i Şerifin Meâl Tefsir Ve Hâssaları, 1991, İstanbul

 

 

TEVHÎD-İ RENK

«Zuhuru reng-i kesret pertevi nûr-u Hudâdandır,

Televvün hey’et-i eşyâda te’sir-i ziyâdandır.»

“Hakikatta görünen bütün nurlar bir tek nurdan ibarettir. Eşyada gördüğün türlü türlü şekiller, o nûrun çeşitli aynalarda akseden ziyasının te’sirinden başka bir şey değildir.”

Güneşin renk renk camlara aks etmesi sonucu güneş türlü türlü renk almaktadır. Yeşil, kırmızı, sa­rı vesaire gibi. Amma esasta güneşin birliğine ve vahdâniyetine hiç bir zarar gelmemektedir. O ne yeşildir, ne de sair renktedir. O aynı güneştir ve tektir. Yukarıdaki şiirde beyân edildiği gibi “televvün ancak te’slr-i ziyadandır”. Böyle olduğu içindir ki, ahadiyyet nuru­nun iki veçhesi vardır. Biri nura, yâni asıl hüviyyetine, taallûk eden veçhesi, diğeri renge (levne) taallûk eden cephesidir.

Bir kimse renk mertebesinde iken haddini bilmez de (Enel-Hakk=Ben Hakk’ım) derse açık küfür işlemiş olur. Çünkü mutasavvıfin-i kirâm indinde vech-i hâssa ibâdet küfürdür. Amma nûra müteveccih kısımda ve o mertebede olan bir zât Enel Hakk derse hakikati ifade etmekten baş­ka bir şey yapmamış olur. Nitekim Mevlânâ Celâleddin-i Rûmi kaddesellâhü sırrahu’l azîz Haz­retleri şöyle buyuruyor:

“Bir demir parçası ateşte nâr-ı beyzâ hâli­ne geldiğinde ben ateşim derse hakikati söylemiş olur, amma soğu­yup demir hâline dönüştükten sonra ben âteşim derse söylediği ya­landır. Çünkü o artık bir demir parçasıdır.”

Ehlûllah ile mukallidlerin Enel Hakk deyişlerindeki büyük uçurumu var da sen bundan kı­yâs et. Yüce Mevlânâ Celâleddin-i Rûmi Hazretleri, aşağıdaki sözle­riyle hem tasavvufu, hem de onunla eş değer olan vahdet-i vücûdu emsalsiz bir şekilde bakın nasıl dile getiriyor

«Câh güneş gâh deniz, gâh Kafdağı olursun, sen zâtında ne o, ne de bu olursun.

Ey evhâmu idrâkten bâlâter [Pek yüksek, daha yüksek. ]ve ziyadan ziyâde, yâni hakiki âlemleri ihâta eden Zât-ı Ecellü A’lâ!

Sen sûretsiz ol­duğun hâlde bunca suretlerle tecelli ettiğinden dolayı senden hem muvahhid, hem de müşebbih mütehayyirdir

(Rengi olmaz bulunanın şimdi ben suyundanım).

«Bul aceb deryayı gör kim mevclne yok inkıta’,

Aslı bir deryâ havadan oldu envâr-ı sıfat.»

Menkıbe

Hazret-ı Mevlânâ’nın beşeriyyet gereği hiç yanından ay­rılmayan, fakat hakikatinden habersiz bir zâhir erbâbı varmış. Bir de her zaman yanında bulunmayan fakat Mollâ-yı Rûmun hakikatine vâkıf diğer bir arkadaşı varmış.

Bir bahar mevsiminde bu iki arkadaş gezerlerken söz Mevlânâ’ya intikal etmiş. O hakikatına vâ­kıf arkadaş, Mevlânâ ile her gün beraber olan fakat bir türlü haki­katini bilmeyen ahbabına dönerek sormuş :

Sen Mevlânâ’yı tanır mısın?

Zâhir dostu hayretle:

Bu nasıl söz, hiç tanımaz olur muyum, her gün beraberim,, demiş.

Ehl-i hakikat olan arkadaşı yine ısrar edince karşısındaki tek­rar — tanırım cevabını vermiş. O zaman gönül gözü açık olan zât:

Bak öyle ise! demiş.

Bir de bakmış ki dağlar taşlar Mevlânâ kesilivermiş. Zâhir perest korkudan düşüp bayılmış.

Ey aziz, işte böyledir. Onlar öyle zâtlardır ki zamanlarında ken­dilerinden başkasına yer yoktur.

«İlmin erişmediğine kılma gazap,

Ehl-i nâr olmağına olma sebep»

beytini aşağıdaki dörtlü gibi ârifâne hiçbir beyit izah edemez.

«Uyarsın nefs-i ağyâre, düşersin ta’n-ı ahyare,

Salarsın kendini nara, edip bunlara bühtanı.

Bu sû‘-i zannile kalbin nice bulur Hakk’ı heyhat.

Bu göz ile senin canın göremez vech-i cânânı».

**

«Zâhidâ esmâ’da kalma, gel müsemmâ dersin al,

Bil müsemmâdır kamu ta’lîm-i esmâ’dan garaz».

 

Kaynak: MELİH YULUĞ,  Yâsin-i Şerifin Havâssı ve Esrâru-  YÂSÎN-I ŞERİFİN MEÂL TEFSİR VE HÂSSALARI, 1991, İstanbul

 

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

....

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.