WİLD WİLD COUNTRY (2018) Vahşi Kırlar

 

Tv Dizisi 120 dk

 Yönetmen:Chapman Way, Maclain Way

Sezon:1.Sezon

Tür: Belgesel

Vizyon Tarihi:01 Mart 2018         (ABD)

Müzik:Brocker Way

Oyuncular: Bhagwan Shree ‘Osho’ Rajneesh, Ma Anand Sheela, George Meredith, Jon Bowerman, Krishna Devi

Özet

Tartışmalı bir tarikat lideri, Oregon çölünde ütopik bir kent kurar. Ancak yerel halkla yaşanan sürtüşme ulusal çapta bir skandala dönüşür

Filmden

1. BÖLÜM

ANTELOPE BELEDİYE BAŞKANI : Evimizin olduğu yerden yaklaşık üç dört blok uzaklıktaki postaneye doğru yürüyordum ve sokağın ortasında biraz yapılı bir adam duruyordu  Amerikalı olmadığını anladım.

 Avrupalıları ayakkabılarından tanırsınız.

 Modaya uygun deri ayakkabıları vardı, kovboy çizmeleri değil.

 Dedi ki: “Burada mı yaşıyorsun?” “Evet, burada yaşıyorum.” dedim.

 “Geliyorlar.” dedi.

 “Diğerleri de burada olacak.”

“Büyük karmaşa çıkacak. Burada çok insan olacak.” diye ekledi.

 İnsanı kuşku içinde bırakıyordu.

 Olayların bu şekilde ortaya çıkacağını kim beklerdi ki?

 Hatta rüyalarınızda bile hayal edemezdiniz.

 İnsanın hayal edebileceğinden çok daha korkunçtu.

**

 

ROSEMARY VE KELLY MCGREER : Antelope şehri:  Antelope ıssızlığın ortasında sakin ve küçük bir yerdi.

 Neredeyse her şeyden uzaktaydı. yaklaşık 50 nüfuslu dingin ve küçük eski bir kasabaydı.

 Ufaktı ve sakindi.

Postanesi vardı.

 Bir dükkân vardı.

 Eski okul binası vardı.

 Ve şehirdeki eski kilise.

 Antelope kesinlikle sessizdir.

 Antelope’da herkes birbirini tanır.

Herkes iyi anlaşır ve birbirine yardım eder.

 Toplu mangal partileri, Noel partileri ve daha neler neler olurdu.

 Daha çok emekli olmuş işçi sınıfından insanlar vardı ve hayatlarında ilk kez burada bir ev sahibi olabilmişlerdi.

 Son yıllarını huzur ve sakinlik içinde geçireceklerdi.

 Ve belirli bir derecede yalnız kalabileceklerdi.

 Gazetede çok kısa ve küçük bir haber vardı.

 Sadece iki ya da üç cümle. GRUP OREGON’DA ÇİFTLİK ALDI “Zenginlerin Rolls Royce’lu gurusu Antelope’da bir çiftlik aldı.” O zaman ne saçma bir şey diye düşündüm.

 Başka nasıl ifade edebilirim bilmiyorum.

 Yaklaşık 32 bin hektarlık Big Muddy Çiftliği’ni satın aldılar.

 Sarp, kayalıklı, dik yamaçlardan oluşan bir yer.

 Vahşi ve engebeli.

 Orada hiçbir şey yok ki.

 Sadece birkaç eski bina ve 24 bin hektara yayılan kayalıklar.

 İnsanlar onların ne yaptığına dair hiçbir şey bilmiyordu.

 Duyduğumuza göre bu tarikatın aldığı 

Ya da o zaman tarikat diyorlar mıydı?

 -Hayır.

 -Bilmiyorum.

 Bir grup insan bir tarım komünü satın almıştı, ki bu biraz tuhaftı.

 Bir gün aniden telefon çaldı ve karşıdaki “Ben burada çiftçiyim, bu adamlar geliyor.

 Bu adamların gelmesini engellemek için elinizden geleni yapmanız gerek.” dedi.

 Neler oluyordu?

 Anlaşılan burada benim için yepyeni bir dünya başlıyor, diye düşündüm.

 Bu insanların kim olduğunu merak ediyorduk.

 Neden buradalar?

 Daha ne kadar kalacaklar?

 Burada neler oluyor?

 Çok geçmeden, çevrelerindeki yolları kapatmaya çalıştılar, böylece insanlar giremeyecekti.

 O zaman merak etmeye başladık, biz burada neye tapıyoruz?

 Kısa bir süre sonra Bhagwan geldi, biz de ne olduğunu anladık.

 Antelope yakınlarında yaşayan komşularım bütün o inşaat malzemelerinin ve prefabrik evlerin getirildiğini görebiliyordu.

 Açıktı ki, bunlar çiftlik işletmek için gerekli değildi.

 Amacının, çölde bir yerde 50 bin nüfuslu bir şehir kurmak olduğuna dair söylentiler ortaya çıktı.

 Ve bir iki hafta içinde bu önemsenmeyen konu önemsenir hâle geldi.

 Birçok kişi, uzun vadeli planları olduğundan şüpheleniyordu.

 Kimse bu boyutta bir şeyin ortaya çıkacağını hayal edemezdi.

 Şimdi insanlara anlatıyorum da, bana hâlâ inanmıyorlar.

 Çünkü inanılır gibi değil.

 Bu nasıl olabildi?

 Bir gün birisi bununla ilgili bir kitap yazacak ve sizi temin ederim, kitap çıktığında, insanlar onu okuyacak ve bu kurmaca diyecek.

 Amerika tarihindeki  en büyük zehirlenme olayını, en büyük telekulak davasını ve Amerika’da meydana gelen en büyük göç yolsuzluğunu soruşturacağımız aklımıza gelmezdi.

 Buraya ilk geldiklerinde bize uğradılar ve kendilerini tanıttılar.

 Vurguladıkları nokta, “Tek istediğimiz toprağımızı ekip biçmek, dinimizi yaşamak ve iyi komşular olmak”tı.

 Ve bence sorun Sheela buraya geldiğinde başladı.

 Ma Anand Sheela Rajneesh Vakfı’nı ve ona ait milyonlarca doları kontrol ediyordu.

 Gurunun söylediğine göre Ma Anand Sheela Bhagwan’ın özel sekreteriydi.

 Yani sözcüsüydü.

 Benim düşünceme göre aslında bütün komünü yöneten oydu.

 Bhagwan’ın üst düzey yardımcısı Ma Anand Sheela ve komünün bir düzineden fazla diğer liderlerinin güney Almanya’da saklandığı düşünülüyor.

 Hayatının büyük bir kısmını Bhagwan’ın yanında geçirmiş.

 Bu iş için mi yetiştirilmiş bilmiyorum ama kesinlikle o çevreye dahil olmuştu ve son derece güvenilir bir yardımcıydı.

 Bu ülkedeki federal savcılar Batı Almanya hükümetinden, Ma Anand Sheela’yı Birleşik Devletler’e iade etmesini istedi.

 Bhagwan Rajneesh’in eski sekreteri olan Sheela yolsuzluk ve Oregon’da cinayet girişimiyle suçlanıyor.

 Kendi gündemi vardı ve kimsenin yoluna çıkacağına inanmıyordu.

 Polis, Sheela’nın nerede olduğunu biliyor mu?

 Bize Zürih’in dışında bir yerde ormanda yaşadığı söylendi.

 SHEELA: Her taç, giyotinle gelir.

 Giyotin olmadan tacı takamazsınız.

 Ve bu benim kaderimdi.

 Ama insan neden bir başkasını giyotinin altına yatırır?

 Gücü yüzünden.         

 Gücünü kırmak isterler.

 Ve giyotine rağmen beni henüz öldüremediler.

 Ruhumu henüz öldüremediler.

 Nereye gidersem gideyim bu tacı takacağım.

 Giyotinin altında olmak beni korkutmuyor.

 Upuzun bir liste oluşturan iğrenç suçlarla suçlandım.

 Tabii ki hepsi suç girişimi.

 Normalde, yaptığım işte başarılı olurum.

 Bu bir şaka.

 Dünya bana ve karakterime karşı sık sık suikast düzenliyor.

 Kaybedecek bir şeyim yok.

 Kaybedecek neyim var?

Bhagwan’la ilk tanıştığımda 16 yaşında küçük bir kızdım.

 Babam hepimize Bhagwan’ı ziyaret edeceğimizi söyledi.

 Dedi ki, eğer bu adam uzun yaşarsa ikinci Buda olacak.

 Dilinden Saraswati düşmüyor.

 Dilinden Bilgelik Tanrıçası düşmüyor.

 Böylece dairesine gittik.

 Babamla birlikte sırtımızı duvara yaslayarak oturduk.

 Oturma odasına güzel bir Aralık sabahı esintisi geliyordu.

 Bütün duvarlar yüzlerce kitapla kaplıydı.

 Ve  Bhagwan’ı gördüm.

 Bu benim sonumdu.

 DAHA SONRALARI OSHO OLARAK BİLİNECEK Bhagwan arkadan böyle geldi.

 Üzerinde beyaz şalı vardı, bir de lungi’si.

 Altında hiçbir şey yoktu, güzel kıllı göğsü görünüyordu.

 Sonra fark ettim ki, yanaklarımdan göz yaşlarım süzülüyor.

 O gülüşünü ve açık kollarını gördüm.

 Ve o zaman kollarına koştum.

 Bütün zihnim eridi.

 İşte o an eğer ölüm gelseydi kabul ederdim.

 Hayatım tamamlandı.

 Hayatım tekamüle erdi.

**

 PERTH: Roger ve ben 1966 yılında evlendik.

 O zamanlarda batı Avustralya’da yaşıyorduk.

 Evlenmeniz ve aile kurmanız son derece normaldi.

 Evlendikten iki yıl sonra oğlumuz doğdu, Peter.

 Bir rüyayı yaşıyorduk.

 Genç insanlar tanışır, birbirlerine aşık olur, evlenir, çocukları olur, sonsuza dek mutlu yaşar.

 Ama bence bu böyle değil.

 Bence farklı.

 Çok kırgın ve öfkeliydim.

 Roger’la ben evliliğimizde ciddi sorunlar yaşıyorduk.

 Her şeyi içime attım, içime attım ve sonra patladım işte.

 Kendi kendime dedim ki: “Bir daha buraya gelmek istemiyorum.

 Bunu istemiyorum.

 Bu konuda bir şey yapmam gerek.” Genç bir komşum bana, toplum sağlığı merkezindeki bir psikologdan bahsetti.

 RAJNESSH SANNYAS AŞRAMI

Roger da benimle geldi.

 Çok ama çok gergindim.

 O adam o küçük binadan çıktı ve bize doğru geldi.

 Uzun turuncu bir elbise giydiğini fark etmemiştim.

 Ve boynunda boncuklu bir kolye vardı.

 Hiç fark etmemiştim.

 Dedi ki: “Burayı bir meditasyon merkezi yapacağız.

 Şimdilik ufak bir yer.

 Sadece başlangıç için böyle.

 Ve biz de meditasyon yapacağız.”

“Meditasyon mu?

 O da ne?” diye sordum.

 Oradaki küçük binaya davet edildik.

 Bir sürü başka insan da vardı, yine turuncu kıyafetler giymişlerdi.

 Ve Bhagwan’ın çok büyük fotoğrafları asılıydı.

 Gerçekten ışıltılı gözler.

 Sanki  derin kuyular gibi.

 Psikolog Roger’la bana maske verdi, etrafı göremiyorduk.

 DİNAMİK MEDİTASYON

Dinamik Meditasyon, Hinduizm ve psikoterapinin birleşimidir.

 1. KISIM: KAOTİK NEFES Bize, müziğin ilk kısmında burnumuzdan çok hızlı ve şiddetli nefes alıp vermemizi söyledi.

 Şiddetli nefes alıp verme ve hiperventilasyon, Kundalini adı verilen uyuyan gücü uyandırmak için kullanılıyor.

 İkinci kısımda ise her şeyi bırakacaktık.

 2.  KISIM: PATLAMA İçimizden geldiği gibi bağırmak.

 Ne gelirse, izin verecektik.

 3.  KISIM: HU! Üçüncü bölümde, ellerimizi kaldırıp aşağı yukarı zıplayacaktık.

 Ayaklarımız yere her değdiğinde “Hu! Hu!” diyecektik.

 4.  KISIM: SESSİZLİK Ardından dördüncü bölüm sessiz kısım olacaktı.

 Çok sessiz ve sakin kalıyordunuz.

 Ancak bittiğinde ben ağladım.

 Bu beni rahatlatmıştı.

 Öylece ağladım.

 Roger beni o grup hâlindeki insanların içinde buldu.

 Çok büyük bir insan grubuydu.

 Elbiselerimi çekiştiriyordu.

 Gerçekten beni sertçe çekerek “Geri dön! Geri dön!” diyordu.

 Sürekli “Geri dön! Geri dön!” diyordu.

BHAGWAN’IN ŞAHSİ AVUKATI :Öncelikle Sannyasin’lerin çoğunluğunun neden Osho öldükten sonra Sannyasin olduğunu anlamanız gerek.

 Onu hiç görmediler, hiç duymadılar, çiftlikte hiç bulunmadılar.

 Çiftlikte olanlar ise, aralarında bir bağ geliştirdi.

 Bu belki bir savaşa birlikte gitmek gibi bir şey.

 Aşırı derecede yoğun bir deneyimi paylaşmanın bağını hissediyorsunuz, birbirinizle yakınlaşıyorsunuz.

 Aileden de çok daha öte, çok derin bir bağlantı ve bağ, anlıyor musunuz?

 Sevgi.

 Orada olanlar böyleydik.

 Ben dünya tarihinde birinin doğabileceği en iyi zamanda ve en iyi yerde doğdum.

 1940’ların sonunda, savaş sonrasında Birleşik Devletler’de doğdum.

 O zaman orta sınıftan insanlar başarılı olup, düzgün yaşayabiliyordu.

 Eğer zekiyseniz, paranız olmasa bile eğitim alabiliyordunuz.

 Böylece hukuk fakültesine gittim.

 Ve  Zekiydim.

 Saldırgandım, muhaliftim.

 Ve hayatımda ilk kez bu alanda, bunlar işime yaradı.

 Los Angeles’da bir firma beni işe aldı.

 Manatt firması.

 O zaman Birleşik Devletler’in en hızlı büyüyen hukuk firmasıydı.

 İkinci kıdemli avukattım.

 Davalarda gerçekten iyiydim.

 Adeta, rakiplere karşı mücadele için doğmuştum.

 Jack Kent Cooke’un ve Lakers’ın, Linda Ronstad’tın avukatıydım.

 Shaun Cassidy için büyük bir davaya baktım.

 Çok havalıydı.

 Ama deli gibi çalışıyordum.

 Resmen tükenmiştim.

 Bitmiştim.

 Bir dostum vardı.

 Yakın arkadaşlarımdan biri Hindistan’a gidiyordu.

 Hatta geri geldiğinde onu ben almıştım ve dağlara çıkmıştık.

 64 model bir Volkswagen minibüsümüz vardı, hani ev gibi olanlardan.

 Sanki değişmiş gibiydi.

 20 yaş gençleşmişti.

 Yüzü aydınlanmıştı.

 Küçük bir çocuk gibi gülümsüyordu.

 Sam yanında Osho’nun kasetlerini getirmişti.

 Daha önce onları hiç duymamıştım.

 Ve bir anda hayatımın değiştiğini anladım.

 Bhagwan çok moderndi.

 Çok trenddi.

 Bir modaydı.

 Entelektüelleri cezbediyordu.

 Yani gelenekler ve dünyevi hayat tarzından sıkılmış entelektüelleri.

 Ben Bhagwan’ı tanıdığımda, gücünün zirvesindeydi.

 Durdurulamaz bir gücü vardı.

 Bhagwan gidip küçük gruplar hâlindeki insanlarla konuşuyordu.

 Orada müritler ediniyordu.

 Çektiği kitle, toplumun kaymak kesimiydi.

 Sonra kendi kitaplarını yayınlamaya başladı.

 BOŞ TEKNE

Göz açıp kapayıncaya kadar rock yıldızlarından daha büyük olmuştu.

 Stadyumlar dolup taşıyordu.

 20 bin, 30 bin kişi diyebilirim.

 Bir gün yağmur yağmaya başladı.

 Birkaç kişi ayağa kalkmaya yeltendi.

 O sırada Bhagwan şöyle seslendi: “İşte bunlar arayış içindekiler.

 Birkaç damla yağmura bile dayanamıyorlar.” Herkes ayağa kalktı.

 Derin bir sessizlik oldu.

 Ve o konuşmaya devam etti.

 Verdiği derse gitmiştik.

 Bir anda Bhagwan beni ön sıradan çağırdı.

 Ayağına yarım metre uzaklıkta oturuyordum.

 Beni kutsadı ve dedi ki, “Sheela sen bana aşıksın, ben de sana aşığım.” İnsanları provoke etmekten utanmazdı.

 Spiritüalizm, kapitalizm ve cinsellik üzerine konuşurdu.

 İleri derecede devrimciydi.

 Gitgide daha fazla batılı geliyordu.

 Uluslararası bir komün kurmak istedi.

 Meditasyon yapacağı ve bir enerji alanı yaratabileceği bir topluluk.

 Böylece Bhagwan Puna’ya taşınmaya karar verdi.

 Ona yakın olmak bir gereklilikti.

 Fiziksel bedeni hepimiz için çok önemliydi.

 RAJNEESH AŞRAMI POONA, HİNDİSTAN

Hindistan’a gidip Bhagwan’la tanışmak için çok sabırsızlanıyordum.

 Meditasyon merkezine gelen bazı insanlar ziyarete gidip, geri dönmüştü.

 Aşramı, Bhagwan’ı ve ayağının dibinde oturabileceğinizi anlatıyorlardı.

 Ben de ustamın ayağının dibinde oturma ihtiyacı hissetmeye başladım.

 Ve bir noktada dedim ki: “Ben Hindistan’a gidiyorum.” Boşandıktan sonra, sabah kalkıp “Ne yapıyorum ben?” diye düşünmeye başladım.

 “Ne yapıyorum?

 Çok yiyorum, çok içiyorum, çok çalışıyorum.

 Ne için?” Sonra yeter dedim ve ortaklıktan çekildim.

 İnsanlar altın madenini bıraktığım için deli olduğumu düşündü.

 Böylece Hindistan’a gittim.

 Hindistan’a ilk gidişimi hatırlıyorum.

 Uçaktan indim ve taksiye atladım.

 İki şeritli yollar vardı.

 Hindistanlı kamyon ve otobüs şoförleri, hepsi birbirini atlatmaya çalışıyordu.

 Başlangıcından beri tamamen kendimi kaybetmiştim.

 Çok fazla insan vardı, çok farklı kokular, rayihalar birbirine karışıyordu.

 Ve gürültülüydü.

 Hayatınızda göremeyeceğiniz kadar büyük gecekondu semtleri vardı.

 Tam ortasında ise aşram bulunuyordu.

 Bir kapısı vardı.

 Kapı açıldığında ve Roger’la birlikte içeri girdiğimde, bambaşka bir dünyayla karşılaştım.

 Gerçekten huzurluydu.

 Çok yeşil, yemyeşildi.

 Turuncular içinde küçük gruplar hâlinde insanlar etrafta oturuyor ya da ayakta birbirleriyle sessizce konuşuyorlardı.

 Gerçek bir vaha gibiydi.

 Ve Bhagwan’ın evi, o yeşilliklerin arasında öylece görünüyordu.

 O an şöyle hissettim: “Sonunda, başardım.” O gün, güneşli bir gündü.

 Bir sürü ağaç, çok güzel yaşlı ağaçlar papağanlarla, binlerce papağanla doluydu.

 Bordo elbiseler giymiş bir insan denizi etrafta dolaşıyordu.

 Ama son derece hafif bir hareketti.

 İnsanlar birbiriyle konuşuyordu.

 Oturup çay içenler vardı, sarılanlar vardı.

 Orada olmak istemiştim.

 İşte geldim, diye hissettim.

 Buraya ait değilim diye hissederek geçirdiğim bir hayattan sonra.

 Buna ailem de dahil.

 Sanki eve gelmiş gibiydim.

 Bhagwan her sabah vaaz veriyordu.

 Ve onu ilk kez gerçekten fiziksel olarak o zaman gördüm.

 O günlerde Bhagwan dümdüz beyaz bir elbise giyiyordu.

 Elbisenin etekleri ayak bileklerine kadar iniyordu.

 Uzun bir sakalı vardı.

 Kesinlikle bilge bir görünüşü vardı.

 Elleri, bir tür selamlama olan namaste pozisyonunda kapıdan içeri girdi.

 Ve kapıdan sandalyesine doğru ilerledi.

 Ve bana sanki o yere değmiyormuş, sadece süzülüyormuş gibi geldi.

 Yaptığı bir hareket nedeniyle sakalında ufak bir hareketlenme oldu.

 Sonra yerine oturdu.

 Arka taraftaki sivrisinek tellerine yaslanıyordum.

 Ben hiç kimseydim.

 Onu dinlemek ve onunla olmak o kadar güçlüydü ki.

 Müthiş güçlüydü.

 O sırada ne düşündüğümü hatırlamıyorum bile.

 Ama kendimi onun ayağının dibinde otururken buldum.

 Ve sonra benimle konuştu.

 Ben hiçbir bakımdan özel değilim.

 Tanrının oğlu olduğumu iddia etmiyorum.

 Basitçe bir şey söylüyorum.

 Uyuyordum, şimdi uyandım.

 Siz de uyuyorsunuz ve siz de uyanabilirsiniz.

 Ben insanların uyanmasına yardım etmeye devam edeceğim.

 Uyanmış insan, yeni insan olacak.

 YENİ İNSAN

Hristiyan veya Hindu olmayacak.

 Muhammed’in dininden olmayacak.

 Hint olmayacak.

 Alman olmayacak.

 İngiliz olmayacak.

 Sadece uyanmış bir insan olacak.

 Bhagwan, yeni insanı yaratmak istedi.

 BHAGWAN SHREE RAJNEESH’İN DOĞUM HARİTASIU BİR ARAYA GELİYORLAR ÖNGÖRÜ Yeni insan bir diğeriyle uyum içinde yaşar.

 Doğayla uyum içinde yaşar.

 Bütün milliyetler, bütün renkler, bütün dinler bir arada oturur.

 Bu yeni insanın sadece bir diğerine saygısı vardır.

 Doğu, sözde spiritüellik nedeniyle aksak kaldı.

 Teknolojisi olmadan, yoksul ve bilimsellikten uzak kaldı.

 Batı ise materyalizmi seçti.

 Ama insan boşluk ve anlamsızlık içinde.

 Spiritüellik olmadan bir merkez olamaz.

 İnsan parçalanıyor.

 Batı insanı yarım.

 Doğu insanı da yarım.

 Benim buradaki çabam bütün insanı yaratmak.

 Normal gurular maddeyle ve cinsellikle ilgili her şeyi tümden reddeder.

 Eski dönemlerde bu akım işe yarıyordu, her şeyi tasfiye edebilirdiniz.

 Güzel.

 Ama artık modern zamanlardayız.

 Bhagwan bütün bunlara saldırıyordu.

 Reddedilme olmadan da ruhani olabilirsiniz.

 Şimdi iki yol var.

 Ya dünyanın sözde dini gelenekleri doğrultusunda seksi baskı altına almak ya da onu dönüştürmek.

 Ben dönüştürmekten yanayım.

 Dolayısıyla ben Sannyasin’lerime yaratıcı olmalarını öğretiyorum.

 Müzik yaratın, şiir yaratın, resim yaratın, seramik yaratın.

 Bir şey yaratın! Ne yaparsanız yapın, büyük bir yaratıcılıkla yapın.

 Yeni bir şeyleri var edin.

 Ve cinselliğinizi de daha yüksek bir düzeyde yaşayacaksınız.

 Benim için sanki bir anda bir kapı açılmıştı.

 Çünkü Bhagwan çok derlemeci ve çok bilgiliydi.

 Felsefe profesörüydü ve daha önce hiç duymadığım şeylerden bahsediyordu.

 Bütün farklı dinlerden bahsediyordu.

 Buda’dan, Zerdüşt’ten bahsediyordu.

 Bunlara saygı göstermemesine kapılmıştım.

 Bunu çok yenileyici bulmuştum.

 Benim için, bu harikaydı.

 Bir şeylere gülebilirsin.

 Hayatla ilgili sürekli ağlamak zorunda değilsin.

 Tartışma yaratıcıydı ve çok popülerdi.

 Engin özellikleri vardı.

 Onunla, bir salonda altı yedi bin kişiyle birlikte oturduğunuzda oradaki ona dönük herkesin sarhoş olduğunu görüyordunuz.

 Yani o kadar sarhoş oluyorlardı ki vaazdan sonra hızla ayağa kalkarlarsa sendeliyorlardı.

 Bu inanılmaz enerjiyi insanlara kanalize edebiliyordu.

 Size çalışabileceğiniz güvenli bir alan sağlanması gerek.

 Sıradan şeylerin, tabuların, yasakların bir kenara kaldırıldığı bir alan.

 Ve bu sadece bir başlangıç.

 Çok daha fazlası gelecek.

 Yoldalar.

 Gelecek olanlar yoldalar.

 Daha milyonlarcası gelecek.

 Bu yüzden sizin sorumluluğunuz büyük.

 Çünkü yolu siz hazırlıyorsunuz.

 Herkes, büyük deneyin başlangıcında olduğunu hissediyordu.

 Ve gerçekten bunun, gezegendeki bilinçliliği dönüştürecek potansiyele sahip olduğunu gördük.

 Gerçekten seçilmiş insanlar olduğumuzu hissettik.

 Biz materyalist spiritüalistleriz.

 Dünyada daha önce hiç böyle bir şey görülmedi.

 Bu yeni bir deney, yeni bir başlangıç.

 Ve harika bir geleceği var.

Aslında kurumsal finans alanında çalıştım.

 One Wall Street’te uluslararası bir bankada çalışıyordum.

 ULUSLARARASI RAJNEESH VAKFI BAŞKANI:

Bu holistik topluluğu kurmak istedim ve bunu Sannyasin olmadan çok önce yapmak istemiştim.

 Neo-Balans adında bir şirket kurarak Hindistan’a mal akışını kolaylaştırdım.

 Ve bu topluluğun yeşermesi için temel altyapıyı düzenledim.

 O sırada Vietnam dönemine girmek üzereydik.

 Hükümetimiz ve kültürümüz tarafından bize söylenen, aslında olan biten şeyler değildi.

 Üniversiteye gitmemiz, işe girmemiz, aile kurmamız bekleniyordu.

 İnsanlar dinlerin, hükümetlerin geçerliliğini sorgulamaya başlıyordu.

 Ve bence o dönemde birçok gencin buna başkaldırmasının ve bu cevapları bulmak için kendi içlerine dönmesinin nedeni buydu.

 Birçokları için insan potansiyeli hareketi yüzyılın en önemli toplumsal icadı.

 BIOFEEDBACK- BATININ YOGASI

Bu hareket ticarileşti.

 NEW AGE’İ KEŞFEDİN

Yüz binlerce insanı insan potansiyeli uzmanlığına 

TAROT SINIFI TİBET MEDİTASYONU 

kendini gerçekleştirmeye, aydınlanmaya, yaratıcılığa yöneltti.

 Ruhani gelişime çeken bir din, bir karşı kültür, kökleşmiş bir olgu hâline geldi.

 Bunun geleceğimiz olabileceğini söylüyorlar.

 Osho meydana gelen New Age uyanışının bir parçasıydı.

 Ve Puna’daki aşramda, dünyada herhangi bir yerde var olan en dinamik New Age terapileri uygulanıyordu.

 Bu Avrupalılar ve Amerikalılar, doğunun nasıl bir yer olduğunu görmek için Hindistan’ı dolaşıyordu.

 Burası sanki benim ailem, benim yuvam gibi.

 Zenginlik ve bolluk var.

 Benim için artık batıda bir şey yok.

 Diğer spiritüel felsefeler ve Berkeley’deki o bütün ezoterik saçmalıklar üzerinde çalışıyordum.

 O sırada arkadaşlarımdan biri Puna’dan geldi.

 Onda büyük bir değişiklik gördüm.

 Sanki benim aradığım şeyi bulmuş gibiydi.

 Ben de bulmak için Puna’ya gittim.

 Bu, çok hızlı büyüyen topluluğun ihtiyaçlarını karşılamak için sürekli bir gelir sağlıyordu.

 Bhagwan finans işinden anlıyordu.

 Batılılar rupi yerine dolarla geliyordu.

 Meditasyon da bir üründü.

 Onun zihninde yapmayı düşündüğü işi yapmasını sağlayan parayı getiren bir ürün.

 Ben meditasyon yapmıyordum.

 Bu konu beni çekmiyordu, benim ilgi alanım değildi.

 Ben çalışmayı severim.

 Ama bu Bhagwan’la aramda bir soruna neden olmadı.

 Pazarlama yeteneğini biliyordum.

 Örgüt oluşturmayı biliyordum.

 Kapitalist yöntemle çalışan bir topluluk kurmayı biliyordum.

 Sheela zekiydi.

 Eğlenceliydi.

 Kurnazdı.

 İktidar isteği vardı.

 Çok cezp ediciydi.

 İnsanlarla nasıl başa çıkılacağını, yeni bir komünü nasıl yöneteceğini biliyordu.

 Paraya ihtiyaç vardı.

 Barınmaya ihtiyacımız vardı.

 Ve yeni arazi almamız gerekiyordu.

 Bir fikir öne sürdüm.

 Burada en azından üç dört bin Sannyasin var, bize borç verebilirler.

 Bir gecede kart sistemi olan küçük bir banka kurduk.

 Kesinlikle büyük bir nakit akışı oldu.

 Bir anda elimize birkaç yüz bin dolar geçti.

 Ve bu para Hindistan için büyük bir miktar.

 Geçmişte bütün komünler, servet karşıtlığını savunan bu aptal fikir yüzünden dağılıp gitti.

 Bhagwan’ın öğretisi şuydu: Kendimizi soyutlamak, Himalayalar’da oturup meditasyon yapmak zorunda değiliz.

 Piyasanın bir parçası olmalıyız.

 Şu anda komünde 1500 Sannyasin çalışıyor.

 Kıyafete ihtiyaçları var.

 İlaca ihtiyaçları var.

 Her şeye ihtiyaçları var.

 Bu komün yaşayacak.

 Ve bunun mümkün olmasının tek yolu zengin olmak.

 Ne kadar çok yaparsak o kadar büyürüz.

 Sürü hâlinde insan geliyordu.

 Müritler duvarı aşarak geliyordu.

 Hiçbir engel tanımıyorlardı.

 Bhagwan beni gözlemliyordu.

 Beni denemek istedi.

 Ve ben asla ona söylemek istediğimi söyleyemeyecek kadar yetersiz hissetmedim.

 Şimdi anlıyorum ki, gözü hep benim üzerimdeydi.

 Yaptığımız ilk şey, ön büroya gitmek oluyordu.

 Burası önü camlı bir büroydu.

 Ön kapıdan girdiğinizde hemen karşınızdaydı.

 KAPISIZ GEÇİŞ DANIŞMA

 Tam orada çok ufak tefek Hindistanlı bir kadın kocaman bir koltukta oturuyordu.

 BHAGWAN’IN SEKRETERİ:Anlaşılan oranın patronu oydu.

 Bu Laxmi dediler, Bhagwan’ın sekreteri.

 Osho’nun özel sekreteri olmak, tahmin edebileceğinizden daha fazlasıydı.

 Osho’nun sekreteri temel olarak her şeyi yönetmekten sorumludur.

 Bhagwan’ın özel sekreterinin rolü, onun için çarmıhı taşımak gibidir.

 Büyük bir roldü.

 Laxmi’nin rolü ise Bhagwan’ın sözcüsü olmaktı.

 Dışarıdan bakıldığında sanki sınıfsız bir toplum var gibiydi.

 Aşrama gittiğinizde, farklı yetkilere sahip insanlar olduğunu görüyordunuz.

 İş istemek için büroya gittim.

 Laxmi’nin sağ yanında son derece neşeli genç bir Hindistanlı kadın vardı.

 SEKRETER YARDIMCISI :Sheela’yı ilk kez o zaman gördüm.

 Bana dedi ki: “İş mi istiyorsun?

 Çok iyi.

 Sorumluluk sahibi bir temizlikçiye ihtiyacımız var.” Temizlikçi mi?

 Bunca yolu temizlik yapmak için mi geldim?

 Ortak tuvaletleri temizlemek ilk yıl boyunca benim işim oldu.

 Bhagwan zihinsel eğlence için buraya gelen insanları istemiyordu.

 Bir topluluğu destekleyecek insanları istiyordu.

 İlk günlerde yüksek eğitimli entelektüeller, doktorlar, avukatlar, şehir plancıları olarak bir araya geldik.

 Amacımız dünyada mümkün olabilecek şeyin bir örneği olabilecek bir topluluk yaratmaktı.

 Bu ilk Sannyasin şehri olacak.

 Beş yıl içinde 50 bin Sannyasin buraya gelecek.

 On yıl içinde 100 bin Sannyasin buraya gelecek.

 Bhagwan yeni bir komün, Buda sahası oluşturmak istiyordu.

 Bu Buda sahası vaat edilmiş topraklardı.

 RADHA MEDİTASYON ALANI

Bu yüzden yeterince büyük bir nüfusu barındırma potansiyeli olan bir arazi arıyorduk.

 On bin kişiye yetecek yerimizin olması gerekiyordu.

 Barınma tesisleri olacaktı ve Bhagwan yoluna devam edecekti.

 Farklı bir platoya, farklı bir seviyeye geçecekti.

 Bhagwan, Laxmi’yi yeni topraklar bulması için gönderdi ve bu işi sonlandırmadan geri dönmemesini söyledi.

 Laxmi’yi, Delhi, Kutch ve Bombay’a gönderdi.

 Sorun şuydu, o dönemde Başbakan Bayan Gandhi’ydi.

 Siyasi olarak bir tıkanma noktasına gelmiştik.

 Bizi kendi toplumlarına bir tehdit olarak görüyorlardı.

 Onun, kendi ülkesinde bile kendini ifade edemeyen muhteşem bir spiritüel öğretmen olduğunu düşünüyordum.

 Bir gün Puna’ya köktendinci bir Hindu geldi.

 Vaazın ortasında ayağa kalktı ve Bhagwan’a bıçak fırlattı.

 Bıçak Bhagwan’a isabet etmedi ama kıl payı geçti.

 O zaman Bhagwan anladı ki, kendisini, aşramını ve insanlarını korumak için artık başka önlemler almamız gerekiyordu.

 O zaman kütüphaneye gittim.

 İnsan Hakları Bildirgesi’yle Anayasa’nın kopyasını aldım.

 Birleşik Devletler bütün insanlara dini inançlarını uygulama hakkı veriyor.

 Hindistan’dan çıkmayı araştırmamız gerektiğini düşünmeye başladım.

 Bir akşam tam duştan çıkmıştım ki, telefon mesajı geldi.

 Bhagwan’ın odasına çağrıldım.

 Bana “Sheela, ön sıralardasın.” dedi.

 Ve sonra “Laxmi’yle ilgili ne düşünüyorsun?” diye sordu.

 Bhagwan’a dedim ki: “Bu konuda pek umut göremiyorum.” Laxmi ona bir arazi bulmayı beceremiyordu.

 Bana “Bhagwan gibi bir adamı nereye götürürsün?” diye sordu.

 Bense “Belki Amerika’da iyi bir iş çıkarabilirim.” dedim.

 Yüzü bir anda aydınlandı.

 Bhagwan’a dedim ki: “Birleşik Devletler’de hiçbir sorun yaşamayacağımıza dair bir kanıya sahibim.

 Anayasaları çok saygıdeğer”.

 Bana, “Sheela, sana bir haberim var.” dedi.

 Elini başıma koydu.

 Sadece ona baktım.

 Gözlerimden yaşlar süzülüyordu.

 O sırada dedi ki: “Sheela, sen benim yeni sekreterimsin.” Hemen ardından ekledi: “Tamam, gidip Amerika’da yer bak.” 68 yılıydı.

 17 yaşındaydım.

 Babamız bize ,”Eğitim almanız için sizi Amerika’ya gönderiyorum.” dedi.

 MONTCLAIR EYALET ÜNİVERSİTESİ

Amerika’yla ilgili beni heyecanlandıran ne miydi?

 Galiba o dönemde her şeydi.

 Amerika vaat edilmiş topraklar gibiydi.

 Özgürlük fikrinden, kadınlarla erkekler arasındaki eşitliği görmekten büyülenmiştim.

 Ve renkler.

 Bu önemliydi.

 Birinci sınıfta, Montclair Eyalet Üniversitesi’nde kocam Mark’la tanıştım.

 Henüz bir Chinmaya değildi.

 Güzel bir adamdı.

 İlk aşkım.

 Beni hep güldüren, Yahudilere özgü bir mizah duygusu vardı.

 Gülmekten karnım ağrırdı.

 Kanal Caddesi’nde yürümeyi severdik.

 O büyük binalar arasında turşu yerdik.

 Hani şu büyük bidonlardan.

 Kendimi çok iyi hissediyordum.

 Ama hasta bir adamdı.

 Mark’ın Hodgkin hastalığı vardı.

 Bununla 13 yıl mücadele etti.

 Ölüm kılıfsız bir kılıç gibi hep burasındaydı.

 O ölmeden önceki gece aynada kendime baktım ve bir anda yüzümü gri gördüm.

 Chinmaya’yla ilgili ters giden bir şeylerin olduğunu anladım.

 Bhagwan’a dedim ki, “Sanırım Chinmaya ölüyor.” O da dedi ki, “Doğru hissediyorsun.

 Ama gözlerinde yaş olmasını istemiyorum.

 Çünkü eğer gözyaşlarını görürse, ölmek onun için daha zor olur.” Ve Chinmaya’nın önünde tek bir gözyaşımın bile akmasına izin vermedim.

 Bu kadar derin bir acıyı hiç yaşamadım.

 Bhagwan doktorlara beni üç gün uyutmalarını söyledi.

 Üç gün sonra uyandığımda, “Bu sayfa kapandı.

 Şimdi artık işe gömüleceksin.” dedi.

POONA AŞRAMI,

 1980 Bir gün geldi ve Bhagwan sabah vaazında bize, içimizden yeterince kişinin onunla sessizlik içinde iletişim kurabileceğini, artık daha fazla konuşmayacağını söyledi.

 Duyulmamış bir şey.

 İnanılmaz.

 Ama konuşmayı kesti.

 Bahçede kahvaltıda yanımda bir Sannyasin oturuyordu.

 “Osho nasıl?” dedim.

 “Sessizlik içinde.” dedi.

 Bunca yolu karşısında oturup onu dinlemek için geldim ama o sessizlik içinde.

 Bu aynı zamanda inziva da demekti.

 İnsanlarla görüşmüyordu.

 O sessizliğe gömüldüyse kim konuşacaktı?

 Bhagwan halka açık ders vermeyi bırakınca, sekreteri olarak sözcüsü ben oldum.

 Omuzlarıma büyük bir yük bindi.

 Bhagwan’ın yasalarla doğrudan çatışmaya girmesini istemiyorduk.

 Bu yüzden bana vekaletname verildi.

 Süresiz genel bir vekaletname.

 İnsan bu kadar yetkiyi sadece çok güvendiği birine verebilir.

 Ekibimle büyük bir toplantı yaptım.

 Amerika’ya gideceğimizi açıkladım.

 “Hindistan’ın ortasında, dalları ve kökleri böylesine yayılmış devasa bir ağacı taşımanın ne demek olduğunu iyi anlayın.” dedim.

 Büyük bir tehlike söz konusuydu.

 Bu insanlara çenelerini tutmanın ne demek olduğunu anlattım.

 Kimsenin olan bitenden haberinin olmaması gerekiyordu.

 Çünkü eğer insanlar duyarsa, bu gerçekleşemezdi.

 Bombay’a gittim.

 Vize başvurusunda bulundum.

 Göçmenlik ofisine gittim.

 “Sizinle şahsen görüşmek istiyorum.” dedim.

 O kağıdı kendi gözlerimle gördüm, “Bhagwan’a vize verilmesi” yazıyordu.

 Randevu ofisindeki patronum dışarı çıkmamı söyledi.

 Ona tedirgin gözlerle baktık.

 Ama orada öylece durduk.

 O sırada kapı açıldı, Bhagwan’ın zırhlı beyaz Rolls Royce’u kapıdan çıktı, garaj yolunu geçti ve aşram kapısından çıktı.

 Hindistan’da olduğum dört yıl boyunca hiç aşramdan dışarı çıkmamıştı.

 Ve bir anda gidiverdi.

 Gecenin bir yarısı havaalanına gitmek zorundaydık.

 Uçağımız bir 747 Pan-am’dı.

 Ve üst katı tamamen ona ayrılmıştı.

 Şuradaki, şu güzel fotoğrafta ona ilk içkimi koyuyorum, bir kadeh şampanya.

 Koyduktan sonra şişeyi eline aldı.

 “Şimdi de Sheela’m için.” dedi.

 Bana da içki koydu.

 Ve Hindistan’dan ayrıldık.

 Tanrı kaçtı.

 Görünüşe göre Bhagwan 1 Haziran’da Puna’daki aşramdan herhangi bir bilgi vermeden, vedalaşmadan ayrıldı.

 Müritlerine nerede olduğu söylenmedi.

 Bazı söylentilere göre kendisi hâlâ Birleşik Devletler’de.

 Böylece Los Angeles’a döndüm.

 Ne yapacağımı bilmiyordum.

 Bir Pazar sabahı eski bir kız arkadaşımla takılıyorduk.

 Yatakta kahve içip kurabiye yediğimizi hatırlıyorum.

 Arkadaşım o sırada L.A.Times’ı getirdi.

 GURU AŞRAMI OREGON’A GETİRİYOR

Russell Chandler’ın hazırladığı büyük bir haber vardı.

 Osho, Birleşik Devletler’deydi.

 Aşramdaki taşınabilir her şey yavaşça ama güvenli bir şekilde söküldü, satıldı ya da götürüldü.

 Çocuklarımı ve kocamı alıp Bhagwan’la yaşamak için Hindistan’a gitmiştim.

 Bildiğim her şey, bütün dünyam paramparça oluyordu.

 Telefonu aldım ve 5-0-3 bilgi hattını aradım.

 “Orta Oregon’daki şu insanlarla konuşmak istiyorum.” dedim.

 Kadın dedi ki: “Bekleyin, bağlıyorum.” Herkes kim olduğunu ve neler olduğunu biliyordu.

 “Bakın, ben Los Angeles’da bir avukatım.

 Yakınlarda Sannyas dersleri aldım ve sizin için ne yapabilirim?” dedim.

 30 saniye sonra Sheela’yla konuşuyordum.

 “Oregon’a kaydoldunuz mu?” diye sordu.

 Hayır dedim.

 “Oregon’a kaydolun ve buraya gelin.” dedi.

 Ben de öyle yaptım.

 Bhagwan porselen gibiydi, çok kırılgandı.

 Çok değerliydi, milyon yaşındaydı.

 Ve ben de onu bir ülkeden diğerine götürme sorumluluğunu alma şansına eriştim.

 Hem de çok genç yaşta.

 Bu hayatımın macerasıydı.

 Sanki biri ayaklarımın altından halıyı çekmiş gibi hissettim.

 Ama beklemekte kararlıydım.

 Geri geleceğini biliyordum.

 Çünkü eğer gelmezse, ben ne yapacaktım?

 Ama geri gelmedi.

 Yedi sene geri gelmedi.

 Rajneeshpuram canlı büyük bir operaydı.

 Sheela sopranoydu.

 Bhagwan tenordu.

 Rajneeshpuram ise sahneydi.

 Operaların sonu hep trajiktir.

 Ama bu operanın o kadar farklı yüzleri ve boyutları vardı ki.

 Oregon halkına şunu demek isterdim, “Bu opera ayağınıza geldiği için kendinizi şanslı sayın.” ANTELOPE SINIRI, NÜFUS: 40 DİKKATLİ SÜRÜN

2. BÖLÜM

BİRLEŞİK DEVLETLER MAHKEMESİ

Birleşik Devletler savcılık dairesinde tek yapmanız gereken, tek endişe etmeniz gereken şey, iyi olmaktır.

 ABD SAVCI YARDIMCISI

Kendinizi, olabileceğiniz OREGON BÖLGESİ en iyi dava avukatı hâline getirme lüksüne sahipsiniz.

 Ve içinizde bu varsa, orada, o yerde, omzumun üstünden mahkeme salonunu gösteriyorum, dava avukatları çok ilerleyebilir.

 Tek diyebileceğim bu.

 Rajneeshee davasının kapsamı çok genişti.

 Aşramı, küçük bir şehir olan Pune’dan her şeyle birlikte Birleşik Devletler’e taşımak ve bu süreçte binlerce suç işlemek.

 Amacımız, bunun mimarlarını bulmaktı.

 Ve hedeflerimizden biri açıkça Sheela’ydı.

 -Peki Guru  -Önce ifademi bitireyim.

 Bu açgözlülükten kaynaklanmıyordu.

 Bu  Bu şeytaniydi.

 Oregon’a gelişimizi hatırlıyorum.

 İnsanlar çiftliğin büyüklüğünü gördüler.

 Yaşananlar tarihiydi.

 WASCO BÖLGESİ, OREGON

Dünyadaki cennet gibiydi.

 Orası cennetti.

 Erken kalktım ve hazırlanmam söylendi.

 Gidip Amerika’ya uygun olacak   kıyafetler almam söylendi.

 Kot pantolon gibi.

 Yine de turuncu olmalıydı  “MA SHANTI B”  ama pantolon ve gömlek almalıydım.

 Oregon’a uçacaktım.

 Sanırım Oregon nerede, onu bile bilmiyordum.

 Tüm bunlar benim için büyük bir bilinmezdi.

 Sanki şöyleydi: SWAMI PREM NIREN BHAGWAN’IN AVUKATI Hiçliğin coğrafi merkezinde bulunuyorduk.

 Bildiğiniz hiçlik.

 Orada başka kimse yoktu.

 En yakın kasaba, 30 kilometre uzaklıktaki Antelope idi.

 Ve orada, sokakta yürüyen beş kişi bile görmedim.

 Antelope’dan, bu sakin kasabadan ayrılıp çiftliğe doğru gitmeye başladığımızda hayli şaşırdım, çünkü orası çok vahşiydi.

 Çok engebeliydi.

 Ama çok genişti.

 Gerçekten yabani bir araziydi.

 İKİNCİ BÖLÜM

Otobüsle bir adam beni aldı ve çiftliğe doğru sürdü.

 Yol çok rüzgârlıydı.

 Dar, iki şeritli bir yoldu.

 İnerken vadiyi görüyordunuz.

 Çok güzeldi.

 Big Muddy’nin üzerinde durdum, binlerce tepe görünüyordu.

 Manhattan büyüklüğündeydi.

 25 bin hektar.

 Bana gözünün alabildiği kadar yer, görebildiğin her şey sana ait dediler.

 Vaat edilen topraklara geldiğimiz açıktı.

 Kuzey Oregon’da, Hint bir gurunun müritleri Oregon’un en yeni şehrini kurup yönetmekten sadece bir oy uzaktalar.

 RAJNEESHPURAM ŞEHRİ KURULUŞ

 1981 Kendi kendimizi yönetmeye karar verdik.

 150 Birleşik Devletler vatandaşı, kendi şehirlerini kurabilir.

 Bu hüküm  Bu temel bir hak.

 OYLAR BURAYA!

Çiftlikteki 154 kayıtlı seçmen oy vermeye gitti ve oybirliğiyle Rajneeshpuram’ı şehir ilan ettiler.

 Oregon eyaletinde, topluluk halinde yaşayan bir grup, tüzel kişilik kazanabiliyor.

 Özerk yönetim hakkı elde edebiliyor.

 Kendi şehrinizi kurma hakkınız oluyor.

 Birleşik Devletler Anayasası bu hakkı veriyor.

 Toplanma özgürlüğü  Örgütlenme özgürlüğü deniyor.

 Rajneeshpuram şehrinin ilk şehir konseyi toplantısı gerçekleşecek.

 -Harika.

 -Tamamdır! RAJNEESHPURAM ŞEHRİ BELEDİYESİ Bir şehre ihtiyaç olacaktı.

 Topluluk kendi inşaat izinlerini verebilir, kendi emniyet gücüne sahip olabilirdi.

 Bağımsız olabilirdi.

 Kuzeybatının en büyük çiftliklerinden birindeyim.

 Oregon’da 260 kilometrekarelik bir arazi.

 Eskiden Big Muddy Çiftliği denirdi.

 Bugün Rajneeshpuram adını taşıyor.

 Çünkü önde gelen bir Hint gurusu ve müritleri burayı satın aldılar ve guru Bhagwan için bir vahaya çevirmek istiyorlar.

 Çok güzel bir şehir, evrende benzeri hiç var olmamış, halkı uyum ve sevgi içinde yaşayan bir şehir.

 Güzel bir şehir, evren için bir örnek.

 Bunun gibi kurulmuş ve inşa edilmiş başka bir şehir daha olduğunu sanmıyorum.

 Sevgi, şefkat ve paylaşma üzerine kurulmuş bir şehir.

 Sahiplik, kin ve öfke üzerine değil.

 Ve biz  orada yaşamış olan insanlar, bunu inşa ettiğimizi biliyorduk.

 Oraya gittim çünkü sıfırdan bir topluluk kurmanın heyecanlı olacağını düşündüm.

 MA PREM SUNSHINE Bu ülkedeki en tarihi topluluğun ilk kuruluş aşamasında  MA PREM SUNSHINE  yer alacaktık.

 O hâlâ hayattayken, Bhagwan için  “SUNNY”  bir tapınak inşa etmek istiyoruz.

 Basın ilişkilerinde çalışıyordum.

 Kapılarımızı basına açıyorduk çünkü yaptığımız işten, kimliğimizden ve yarattığımız şeyden gurur duyuyorduk.

 İnsanlık tarafından ileri teknolojinin, doğa ile uyum içinde yaşamamız için kullanılmasının ilk denemesi muhtemelen.

 Önümüzde bir görev vardı.

 Tembel insanlar, onları istemiyorduk.

 Meditasyoncular, öncelik değildi.

 Şimdi çalışma zamanıydı.

 Sannyasin’leri yıllardır tanıdığımızdan  JAYANANDA  kimlerin hangi uzmanlığından yararlanacağımızı biliyorduk.

 Eğitim, öğretim ve kendi potansiyelimizi ortaya çıkarmak için uzman getiriyorduk.

 BAŞKAN ULUSLARARASI RAJNEESH ÖRGÜTÜ

Bu Sannyasin’ler, nitelikli mimarlar, bilim insanları ve planlamacılar, modern Amerika’nın konforunun, sürdürülebilir olmadığını söylüyorlar.

 Tüm havuzdan en yetenekli insanları seçerek, onların beyin fırtınası yapıp yaratıcı şeyler bulmasını sağlıyorsunuz.

 Sıfırdan, en baştan bir şey yaratmak için büyük bir deney yapıyorduk.

 Çok büyük bir çabaydı, özellikle ilk aylarda.

 Oradaki insanlar, bu konuda gerçekten çok tutkuluydu.

 Her şeyi yapmaya hazırlardı.

 Gece gündüz çalıştık, üç vardiya, dört vardiya, ne gerekirse.

 İnşa edip durduk, ta ki vücut yorulana dek.

 İnsanlar çalışarak kıçlarını yırtıyordu ama mutlulardı.

 İnsanlar çalışarak kıçlarını yırtıyordu ve yine de hepsi gülüp şakalaşıyordu.

 Günde 16 saat çalışsak da kimse şikâyet etmiyordu.

 Hiçbir şikâyet yoktu.

 Harika bir şey yaptığımızı düşünüyorduk.

 Rajneesh’teki inşaat tüm hızı ile devam ediyor.

 Bhagwan’ın müritlerinden 100 kadarı ibadet dedikleri işte, tüm gün çalışıyor.

 Bir şehir inşa etmeyi hayal edebilirseniz, gereken her şeyi inşa ettik.

 Altyapı oluşturduk.

 Kendi elektrik şebekemizi kurduk, 10 bin kişiye yetecek kadardı.

 Tesisatı kurduk.

 Tüm çiftlikten borular geçiyordu.

 Yol açmak için büyük bir çaba vardı.

 En büyük buldozerler geldi.

 Adamlar D-9’lara binip, tonlarca toprağı itiyordu.

 Bu şekilde giderek kanyon yamacını kazıyorlardı.

 Bu beni acayip korkutmuştu.

 Kadınların Rajneeshpuram’ın inşasında çok önemli bir rolü vardı.

 Kendilerini erkeklerle eşit hissediyor, kamyon şoförü bile olmak istiyorlardı.

 Çamura ve toprağa girmekten keyif alıyorlardı.

 Merhaba anne.

 Bu kimsenin görmediği bir düzeyde şehir planlaması idi.

 Bu boyutta ve büyüklükte bir şey inşa etmek 

RANCHO RAJNEESH’İN RAJNEESHPURAM ŞEHRİNE DAHİL ALANLARI GÖSTEREN HARİTASI GOTAMA BUDA KORUSU

Çalışma çok güzel gidiyordu.

 UZAK DURUN İNŞAAT ÇILGINLIĞI

İnanamıyordum, önceden hiçbir şey olmayan yerde, artık yerleşim birimleri vardı.

 Küçük A gövdeli yapılar yaptık.

 Ve sonra bir alışveriş merkezi inşa edildi.

 Bir banka işlem merkezimiz vardı.

 Bir pizza dükkânı.

 Bir butik.

 Renk seçenekleri biraz sınırlıydı.

 Bir meditasyon binası vardı.

 Ve çok büyüktü.

 10 bin kişi alabiliyordu.

 Kendi havaalanımızı inşa ettik.

 Çok büyük bir baraj inşa ettik.

 Yarattığımız bir abideydi.

 O kadar genç yaşta, bu kadar yaratıcı, bu kadar yapıcı bir şeyler yaptığınızı görmek çok iyi bir his.

 Tüm bu yaptıklarımızla gurur duyuyoruz.

 Bunu görmeyen anlayamaz.

 Herkesin hayalini kurduğu Shangri-La bu, diyorum.

 Herkes bu Shangri-La’nın bir parçası olmak istemişti ama asla gerçekleştirmemişti.

 Şunu anlayın, çiftliği aldığımızda, tamamı kullanılamaz arazilerden ibaretti.

 Tüm o binaların yanı sıra, çiftlikler de kurduk.

 Çevreye son derece duyarlı, araziyi geri kazanmayı sağlayan, az su harcanan, akıllı çiftçilik yöntemleri uyguladık.

 Kötü kullanılan, ihmal edilen araziyi alıp geri kazanmak istedik.

 Bolca çaba ve sevgi ile geri kazanılabileceğini düşünüyoruz.

 Çok önceden güneş enerjisi, sulama gibi kaynaklar geliştirdik.

 Toprağı iyileştirdik, insanları holistik bir yaklaşımla besledik.

 Daha önce tarım arazisi olmayan yerlerde MARY CATHERINE RAJNEESH ÜYESİ tarım arazileri yaratacağız.

 Kendine yeten bir topluluk kuracağız.

 Yiyeceğin çoğunu, sütün çoğunu, peynirin çoğunu kendi topluluğumuz içinde üretiyoruz.

 Baraj kontrol bentlerini yeniden inşa ettik.

 Basbayağı çölü yeşile çeviriyorduk.

 Ve arazi iyileşince, vahşi canlılar geri gelmeye başladı.

 Çünkü yeniden inşa ediliyordu.

 Doğayı geri getirdik.

 Alın terimiz ve sıkı çalışmamız ile bu araziyi canlandırdık.

 Bize Nobel Ödülü sunmalılardı.

 Sadece kendimle değil, tüm topluluğumla gurur duyuyordum.

 Bunu Bagwan’a sunabilirdik.

 BHAGWAN’IN GELİŞİ AĞUSTOS 1981 Kocasını ilk gece bekleyen yeni evlenmiş bir gelin gibi hissediyordum kendimi.

 Evinin etrafına 370 metrekarelik yeşil çim halı serdik.

 Ve çiftliktekiler, hazırlananlar her şeyi kusursuz yapmaya çalışıyordu.

 Tavus kuşu gibi hayvanlar getirdik.

 Küçük bir karşılama müziği.

 Güzel bir Fellini filmi gibiydi.

 Ve Bhagwan gelip koltuğuna oturdu.

 Sessizce insanlara baktı.

 Bhagwan’ın gülümsemesini ve sakalının rüzgârda uçuşmasını görmek.

 Onun gözlerinden bana doğru bir sevgi yansıması geliyordu.

 Antelope, Oregon, nüfusu 40.

 Son zamanlara dek, kasabanın en büyük sorunu, itfaiye merkezinin çürüyen zemini idi.

 Sonra yabancılar geldi.

 ROSEMARY VE KELLY MCGREER Bu aklınızın alamayacağı kadar tuhaftı.

 Tüm bu saçmalıklar nereden geliyordu?

 Bu, kızıl giysililerden de kötüydü.

 O molladan yani.

 Ne deniyor bilmiyorum ama kötüye işaretti, öyle söyleyeyim.

 Bu doğru gelmiyordu.

 Hepsinde bizim  JOHN BOWERMAN ÇİFTÇİ  “bakış” dediğimiz bir şey vardı.

 Sanki etki altında gibilerdi.

 Hepimiz gözlerindeki o bakışı fark ettik.

 Bunun tuhaf olduğunu düşündüm.

 JOHN SILVERTOOTH ANTELOPE BELEDİYE BAŞKANI Tuhaflardı işte.

 O daha Birleşik Devletler’e gelmeden bir hipnozcuydu.

 Bana ilk öğretilen şey kollarımı kavuşturmamdı.

 Bu onlara, bunun işe yaramayacağına dair bir sinyal yollayacaktı.

 Çok da işe yaradı! Kollarınızı kavuşturunca, yaptıkları şeyi bırakıp geri çekiliyorlardı.

 Antelope’da kimse Rajneesh’e güvenmiyor ve herkes kasabadaki Sannyasin akınından nefret ediyor.

 Bu benim için yeni bir şey.

 BOB OSBORNE KASABA SAKİNİ Hakkında bir şey bilmiyorum.

 Sadece bilinmezden endişe ediyorum.

 Bize yabancılar.

 Ve yaşam şekilleri alışkın olduğumuzdan farklı.

 Onlara hazır değiliz çünkü burası küçük sakin bir kasabaydı.

 Emekli kasabasıydı ama şimdi çok hareket var.

 Bence herkes o tarafa gitmeli ve yaptıklarını incelemeli.

 Bana göre, bu ülkeye faydalı bir şey yapmıyorlar.

 -Sakin yaşamlarınız sona mı erdi?

 -Kesinlikle! Tamamen yok oldu.

 İster beğenin ister beğenmeyin, onlardan yüzlercesi var.

 En başından itibaren yerli halk arasında endişe yarattılar.

 Yeni komşularının gelişi izlenirken Antelope’da çok şey konuşuluyordu.

 Daha sonra, ulusal bir dergide bir ilan çıkınca merak yerini endişeye bıraktı.

 “Cinselliğinizdeki gizli kapaklı yerleri keşfedin.”

 Bu kasaba halkını rahatsız eden bir öneri.

 Bu, medeniyetimizin çöküşü.

 Serbest aşk ve benzeri şeyleri onaylamıyorum.

 Biz evliliğe inanıyoruz.

 VERNE MOBLEY ANTELOPE SAKİNİ

Aile kurmaya inanıyoruz, onlar da öyle.

 Ama evlilik kısmından emin değilim.

 Bana açık evlilikten söz edin.

 Açık evlilik hakkında ne bilmek istiyorsun?

 Buradaki herkesin evliliği evlenen çiftin evlilikten ne istediği ile alakalı.

 Burada tabu yok.

 İnsan ilişkilerinin nasıl olması gerektiğine dair bir rehber, bir öneri yok.

 Bizim hayatımıza bakınca gördüğümüz şuydu: Sokaklarda sarılan insanlar, sokaklarda öpüşen insanlar, gülen, müziksiz dans eden insanlar.

 Ama tüm bunlar seks tarikatı ve seks gurusu olarak yansıtıldı.

 Bizim orada bir şehrimiz olması fikri  Bundan gerçekten korktular.

 Bunlar çoğunlukla muhafazakâr Hristiyan insanlar.

 Bu insanlar korktuklarında dar fikirli oluyorlar, anlatabildim mi?

 MARGARET HILL ANTELOPE BELEDİYE BAŞKANI

Tamam Margaret.

 Buraya gel.

 Antelope Belediye Başkanı da bu işe bulaştı.

 Herkes gibi o da karıştı çünkü Antelope’ta başka bir şey olmuyordu.

 Margaret Hill bu saçmalıklar başlayınca zor bir durumda kaldı.

 Buraya ilk geldiklerinde, onları gerçekten de aramızda hoş karşıladık.

 Onlar farklıydı ve farklı olan herkese daha çok bakılır.

 Onlarla ilgileniyorduk.

 Asıl yüzlerini göstermeye başlayana kadar kötü gözle bakmadık.

 Bu hiç de hoş bir tecrübe değil.

 O, birilerine karşı koyabilecek birisiydi.

 Bunun gerekli olduğu da ortaya çıktı.

 O doğru kişiydi, ancak işler kısa sürede ona fazla gelebilirdi.

 Evet.

 Bir grup insanın bir bölgeye girmesine  MARGARET HILL ANTELOPE BELEDİYE BAŞKANI  ve oradaki kültürü silip atmasına izin mi verilmeli?

 Margaret ile konuşuyordum.

 “Nasıl olur da bir şey yapmazsın?”

 dedi.

 Kelly’yle arkamıza yaslanıp düşündük ve dedik ki: “Henüz neler olduğunu bilmiyoruz ve çok fazla şey olmadı.

 Bekleyip göreceğiz.”

 Margaret “Gel bak, ne göstereceğim.”

 dedi.

 Ve onlarla ilgili yazıları, onlar hakkındaki haberleri okudu.

 Çocuklarına neler olduğunu anlatan çeşitli insanlardan mektuplar vardı.

 İnsanın gözünü açan bir tecrübeydi.

 Hindistan’dan bir mektupta Bhagwan Shre Rajneesh’in müritlerine acımasız savaşçılar deniyordu.

 Yeni Zelanda’dan bir mektupta endişeli bir anne kızını arıyordu.

 Hill, mektupların rivayet olduğunun farkında ancak yine de endişeleniyordu.

 Basında ve gelen mektuplarda şiddet olaylarından kırık kemiklere, morarmış gözlere neden olan farklı şekillerdeki sözde terapilerden ve farklı uygulamalardan söz edildiğine şahit olduk.

 Bir diğer şey de şu ki onların gerçeği söylememe alışkanlığını çok rahatsız edici buluyoruz.

 Onları yalan söylerken yakalasanız bile hiçbir şey olmamış gibi normal davranıyorlar.

 Bizim çok zeki olmadığımızı düşünüyorlardı.

 Biz iyi eğitimli değildik ve güya bize kusursuz toplumun nasıl olduğunu göstereceklerdi.

 Bir şey bilmez kıroların yanına taşındıklarını, hiçbir şey anlamayacağımızı düşünüyorlardı.

 Bizden çok daha zeki olduklarını sanıyorlardı.

 Çok zeki olmakla sağduyulu olmak arasında bir fark vardır.

 Onlar zekâlarının ötesinde eğitilmişlerdi.

 İnsanlar daha dirençliydi.

 Beklediklerinden fazla neler olduğunu anlamaya daha yatkındılar.

 Adalet Bakanlığı’ndaysanız  WILLIAM GARY  devlet yönetimini ilgilendiren her sorun  BAŞSAVCI YARDIMCISI  Başsavcı’nın masasından geçer.

 Bizim yaptığımız iş gerçekten de Tanrı’nın işiydi.

 Önemliydi ve böyle bir yürütme görevinin asil olduğuna inanıyorduk.

 Şey gibiydi  Jonestown’da henüz bir süre önce gerçekleşmişti ve Jonestown’daki gibi bir olayın gerçekleşmesinden korkuyorduk çünkü böyle olaylar insanlar özgür iradelerini Bhagwan gibi bir lidere teslim ettiğinde meydana gelebiliyor.

 İnsanlar tamamen açıklanamayacak şeyler yapabiliyorlar.

 Bundan endişeleniyorduk.

 Özel yayınımızı Guyana’daki toplu intihar ve kongre üyesi Leo Ryan’ın öldürüldüğü Halkın Tapınağı’na dair özel bir haber için kesiyoruz.

 HALKIN TAPINAĞI TARIM PROJESİ’NDEN SELAMLAR Halkın Tapınağı olarak bilinen dini bir tarikat Kaliforniya kongre üyesi Leo Ryan’ı Jonestown, Guyana’ya Kasım 1987’de getirdi.

 Tam havaalanına götürülmek üzereyken, bıçaklı bir adam Ryan’ı öldürmeye çalıştı.

 Evet, hırsızlık, boğma, öldürme ile ilgili bir şeyler söyledi.

 Asıl niyetinin beni öldürmek olduğunu söyledi.

 Bunlar pusuya düşürülmeden birkaç dakika önce oldu.

 Tarikat lideri Jim Jones’un müritlerinden biri Ryan’ı öldürdü ve 917 can alan toplu intiharı tetikledi.

 Bugün bir tarikat ve onun bir müridi ile ilgili ürkütücü bir hikâyemiz var ve bazıları bunda Jonestown katliamındaki korkutuculuğu görebilir.

 Ryan’ın cenazesinde yas tutanlardan biri, kızı Shannon’dı.

 Shannon bugün kendisine Pritam diyor.

 Bu adı ona şu an müridi olduğu, Hindistan’daki bir ruhani lider verdi.

 Ama o, bunun bir tarikat olmadığında ısrarcı.

 Shannon, babasının hayat sigortasından gelen parayla Rajneesh’e katıldı.

 Merak eden çok, baban burada yaşaman hakkında ne hissederdi?

 Bence babam gelip bunu görseydi anlardı ki  Bu iki oluşum tamamen zıt, bence öyle.

 Buradaki herkes bunu görebilir, eminim.

 Jonestown’a gidip orada hayatta kalıp buraya gelseydi akla kara gibi farklı olduklarını görüp beni desteklerdi.

 Ryan’ın kızı kendi söyledi, burası farklı.

 Doğru görselerdi, kimseye bir tehdit olmadığımızı görürlerdi.

 Jonestown hikâyesine konu olan adamın kızı çıktı bir de.

 “Bunun olanlarla ne ilgisi var?”

 dedim.

 Ama bu bir bağlantıydı.

 Jonestown’ı bize bağlıyordu.

 Ama bizimle hiçbir ilgisi yoktu.

 Jim Jones hikâyesi.

 Jim Jones doğu mistisizmi hakkında hiçbir şey bilmiyordu.

 Meditasyon nedir bilmiyordu.

 O bir Hristiyandı! Bizden çok onlara daha yakındı.

 Bu gülünç bir karşılaştırma.

 Bizimkisi yaşam yolu, intihar yolu değil.

 Biz hayata olumlu yaklaşırız, negatif değil.

 Tüm bu tarikat yaklaşımı Hristiyanların kullanabileceği bir şeydi.

 Sadece bu kelime, yani Jonestown yüzünden korku yarattı.

 Sanırım özellikle Jones olayından bu yana.

 Herkes tarikatlardan korkuyor.

 Ve sizin kendinizi kontrol etmenizdense, tarikatlerin sizi kontrol ettiğini düşünüyorum.

 Rajneesh, İncil’deki tanımıyla Deccal.

 Hristiyan kilisesi bunu fark edip buna hakikatle yanıt vermeye hazır olmalı.

 Bu Rajneesh topluluğuna  ANTELOPE PAPAZI  ve karanlıkta yaşayan bu dünyaya örnek olmak ve ispat etmek istiyorum.

 Bir tarikat üyesine yaklaşınca Hristiyan inancınızla karşısına dikilin.

 Ama Hristiyanlık sevgisi ile yaklaşın.

 GECE KUŞAĞI TARİKATLAR TEHLİKELİ Mİ?

 Tarikat tanımlaması  Basın buna yapıştı.

 Her gün saat ikide, 52 yaşında bir adamın Rolls Royce’uyla geçmesini izlemeye gelip buraya diziliyorlar.

 Neden bunu yapıyorlar?

 Neye inanıyorlar?

 Ve çoğu zaman haberlerde gördüğünüz üzere gazetelerin satılmasını olumsuz şeyler sağlar.

 Marcia, bu kendisini tanrı ilan eden adamın Hindistan’dan nasıl geldiğini, tarikatın nasıl büyüdüğünü ve bölgedeki tansiyonun nasıl yükseldiğini izledik.

 RAJNEESH: UMUT MU TEHDİT Mİ?

 Ve bu gece, Rajneeshee’ler tehlikeli mi?

 Sadece komşuları için değil, hepimiz için.

 Bugün Jim Jones gitmiş olabilir ama ruhu, öfkeli paranoyası hâlâ canlı.

 Güney Amerika ormanlarından birinde yeniden doğmadı ama Oregon’un hafif eğimli tepelerinde dolaşıyor.

 Rajneesh, Jonestown gibi bir şey istese, ki zaten Oregon’da bir Jonestown’ı var, müritlerine zehirli Kool-Aid içmeyi emretse sence bunu yaparlar mı?

 Yapmamalarını umuyoruz.

 Ancak çok büyük bir kontrole sahip.

 Doktor, bu gece incelediğimiz Rajneesh grubu nasıl?

 Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

 Ortada dengesiz bir kişilik varsa, bu, çok sayıda kişi üzerinde büyük bir güçle birleştiğinde -ölümcül bir durum riski olur.

 -Evet.

 Bu tarikat karşıtlığı uzmanları gülünçtü çünkü bir tarikatın ne olduğuna dair tanımlar veriyorlardı.

 Kural odaklı tek bir lider ve bireyden üstün bir topluluk var, diyorlardı.

 Bu bizden çok Birleşik Devletler ordusuna uyuyor.

 Bizler bir grup çılgın bireyciydik, burayı inşa etmek istiyorduk ve bir şekilde yeterince örgütlenebilmiştik.

 Bize nasıl inanacağımızı, dua edeceğimizi, yaşayacağımızı söylemelerini istemiyorduk.

 Özgür olmak istiyorduk.

 Ve tarikat karşıtlığı savunucuları, bizim insanları koşullandırdığımızı söyleyenler bireysel özgürlükten dehşete düşüyorlardı, dehşete.

 O sıralarda, Rajneesh hakkında bilgi almak çok zordu.

 Konuştuğum gazeteciler bile bir şeyler bulma çabasındaydı.

 Onlar hayli gizli kapaklıydı yani.

 POONA’DAKİ AŞRAM 1981’DE ÇIKTI

O film, Poona’daki Aşram, bilirsiniz   tam bir şok etkisi yarattı.

 Öyle olacaktı tabii.

 Bence onu izleyen herkes bu yeni komşulardan dehşete düşerdi.

 Filmi genç bir Alman yönetmen, Wolfgang Dobrowolny çekti.

 O, guru Bagwan Rajneesh tarikatına sempati duyuyor.

 Ve sadece bu yüzden, Bhagwan topluluğundan görüntüleri filme almasına izin verildi.

 BBC ve diğerlerine bu izin asla verilmezdi.

 Şu Wolfgang, terapi gruplarından birine gizli kamera götürmüş.

 Ki bu, gruptaki bireylerin haklarının ihlaliydi.

 Gizlice mi kaydedildi yoksa açıkça mı çekildi bilmiyorum.

 Hiçbir fikrim yok.

 Ancak Teertha’nın Poona’daki grubundan görüntüler çekilmiş.

 O ilk günlerde, her şeye izin vardı.

 Filmin biletleri ilk gece yok sattı.

 İzleyicilerden bazıları, Bhagwan Shree Rajneesh ve müritlerini ilk kez görmek için Antelope’tan geliyorlar.

 Antelope ve çevresindeki insanlar bunu izlemeliler ve bu bizim kimliğimiz ve orada yapacağımız şeyler olarak sunuldu.

 Birazdan izleyecekleriniz rahatsız edici.

 Sansasyonel olması için hiçbir şey eklenmedi.

 Hindistan’a gidip kendim gördüm.

 Ve bununla karşılaştım.

 Gel.

 Korku! Bulamıyorum onu.

 Nerede?

 Bu görüntüler, bu insanların nasıl insanlar olacaklarına dair endişe uyandırıyor.

 Orada pek çok şeytani şey oluyordu.

 Sanırım o zamanlar Edmund Burke’ün sözünü söylemiştim.

 “Kötülük için tek gereken şey, iyi insanların bir şey yapmamasıdır.”

 Bu doğru.

 Bazen bu, hayatınızda planlamadığınız bir şey olsa da bazen bir şeyler yapmanız gerekir.

 BOWERMAN Bu bölgedeki Bowerman tarihi, 1869’a dek uzanıyor.

 Büyük büyük dedem bu kasabayı kurmuş.

 WASCO BÖLGESİ BILL BOWERMAN (1919-1999) Babam zenginlik amacıyla yola çıkmadı.

 Ünlü olma amacıyla yola çıkmadı.

 Eugene’de Bill Bowerman İngiltere’de Kraliçe Elizabeth gibiydi.

 Yani esas adam oydu.

 Askeriyede hizmet verdi.

 İtalya’ya gitti ve Apenin dağlarında savaştı.

 Savaşın sonuna doğru Alman hatlarının arkasına geçti ve Alman sekizinci ordusunun tümünü teslim aldı.

 Bu nedenle çok sayıda madalya aldı.

 Sonra Oregon Üniversitesi’ne gitti.

 Orada bir takım kurdu, insanlar izlemeye geliyordu çünkü başarı kazanmaya başlamışlardı.

 Dört ulusal üniversite şampiyonluğu ve yarışmaların 12’sinde ülke şampiyonluğu kazandı.

 1972’de olimpiyat koçuydu.

 Münih’te, o felaket yaşandığında oradaydı.

 Bu onu hayli etkiledi.

 Ve altı ay sonra, olimpiyatlarda koçluk yaptıktan sonra emekli oldu.

 Aynı zamanda, Amerikan ayakkabı şirketlerinin kötü koşu ayakkabıları yaptığını fark etti.

 Deneyler yapmaya başladı.

 Bir gün küçük bir yuvarlak, yaklaşık 16 santimetre çapında gofre ızgarası aldı, biraz lastik aldı ve lastik ayakkabı tabanları yapıp onları eski bir çift ayakkabının hayli yıpranmış tabanlarına yapıştırdı.

 Ve sonunda Nike ortaya çıktı.

 Nike markası 1971’de doğdu.

 Bill Bowerman, Knight Koleji koşu koçu ünlü waffle şekilli ayakkabı tabanını tasarladı.

 Bir koşu patlaması yaşandı ve bu zorunlu olmayan ürün temel bir ihtiyaç maddesi oldu.

 Ayakkabılar çok popüler, trendi oldular.

 Koşudan aerobiğe, yürüyüşe dek yaygınlaştılar.

 Günümüzde milyonlarca kişi Nike giyiyor.

 Büyük bir iş.

 Üç milyar dolar değerinde.

 Nike halka açıldığında, babam bir anda çok zengin oldu.

 OREGON’UN 1000 DOSTU ÇEVRECİ HUKUK GRUBU Rajneeshee meselesine ilk girdiğimizde Nike’ın kurucu ortaklarından Bill Bowerman  MARK GREENFIELD AVUKAT  bizimle temasa geçti.

 Big Muddynin yakınlarındaki bir çiftliğe sahipti.

 Yine Big Muddy’ye komşu bir çiftlik arazisi sahibi olan Kelly ve Rosemary McGreer da bizimle temas kurdu ve onları temsil etmemizi istediler.

 İlk geldiklerinde bir tarım komününden söz ediyorlardı.

 ROSEMARY MCGREER ÇİFTÇİ Sorun olmazdı, tarımı destekliyorduk.

 Ama artık 500 odası olan, Portland şehir merkezindeki Hilton kadar büyük bir oteli olan bir şehirden, üretimden bahsediyorlardı.

 Bunların bir çiftlikle hiç ilgisi yoktu.

 Asıl istedikleri bir şehirdi, 10 bin kişiden söz ediyorlardı ve onu Oregon’un çok ıssız bir yerinde istiyorlardı.

 Yani evet, şu anda bunun komşu arazileri nasıl etkileyeceğini tartışmalıydık.

 Toprak kullanımına etkisi ne olacaktı?

 Tabii ki Oregon’un 1000 Dostu, diğer bağlamlarda bununla zaten ilgiliydi, ancak Rajneesh bağlamında henüz ilgili değillerdi.

 Adım Bill Bowerman.

 Rajneesh  Buraya geldiler.

 Kendilerinin Big Muddy çiftliği dediği, Mud Creek Kanyonu’nda güzel bir tarım topluluğu kuracaklarını söylemişlerdi.

 Bizim yasalarımızı ihlal ediyorlar.

 Bizim kurallarımızı ihlal ediyorlar.

 Bir tarım topluluğu olmadıkları açıkça ortaya çıktı.

 Bu konuda iyi hisler beslemiyorum.

 BOWERMAN, GURUYA MEYDAN OKUYOR Babam Rajneesh’ten hoşlanmıyordu.

 Bunun savaşmaya değer olduğunu düşündü.

 Babam, Oregon’un 1000 Dostu’na yardım ettiği için çok şanslıydık.

 1000 DOSTUN RAJNEESHPURAM ŞEHRİNE KARŞI SAVAŞTA YARDIMINIZA İHTİYACI VAR Oregon’un 1000 Dostu en büyük yardımcılarımızdandı.

 Onlar Oregon’un, Oregon gibi kalmasını istiyorlardı.

 YALNIZCA ENDİŞE DUYMANIN FAYDASI OLMAZ! Bill ve 1000 Dost bizimle konuşmaya geldi ve çiftliğe karşı davaya katılmamızı istedi.

 Avukatlar ya da mahkemelere dair bir şey bilmiyorduk.

 ÇİFTLİK YÖNETMEK İÇİN ŞEHRE GEREK YOKTUR! Bu yüzden aceleyle hızlı bir eğitim aldık.

 Burada korkunç bir örnek oluşturacaksınız.

 KELLY MCGREER ÇİFTÇİ Wasco’da karavanlar, komünler, şehirler olacak sizin yüzünüzden.

 İster dini olsun, ister tamamen finansal temelli.

 1000 Dost, Rajneeshpuram’a bir dava ile meydan okuyacak herhâlde tek oluşumdu.

 1000 Dost tüm yükü sırtladı ve bununla savaştı.

 Oregon’un 1000 Dostu, Rajneşpuram’daki binaların yıkılması için başvuruda bulundu bile.

 Wasco Bölgesi Yönetimi’nin bu binaların kullanımını durdurmasını ve binaları yıkmasını bekliyorum.

 Mahkemelerde tarım arazisinin tarım, çiftlik arazilerinin çiftlik için kullanılması gerektiğini, şehir amaçlı olamayacağını söyledik.

 Bu binaların yıkılması için gerekenin yapılmasını beklediğimi söyledim çünkü inşaatları yasal değildi.

 Mahkemede bu şehrin varlığına son veren gelişmeler olabilir.

 O şehrin yok olduğunu göreceğimize gerçekten inanıyorum.

 Yeniden huzur ve barış içinde yaşama döneceğiz ve Oregon haritasında o yer yeniden boş olacak.

 Oregon’un 1000 Dostu bir zehirdi.

 Bizim verdiğimiz çabaları yıkmak istiyorlardı.

 Bağnazlığın ötesine geçtiler KRISHNA DEVA RAJNEESHPURAM BELEDİYE BAŞKANI ve mantıksız yıkım istiyorlar.

 Başarılı bir topluluğu arazi kullanımı adına öldürmek istiyorlar.

 Çok kısa sürede, milyonlar harcandı.

 Sheela, Big Muddy projesinin işe yaramasını çok istiyordu.

 O noktada gerçekten kızmıştı ve bu onu öfkelendirdi.

 Oregon’un 1000 Dostu, niyetlerinin bu yerin boşaltılması olduğunu söylüyor.

 Güzel.

 Gelebilirler, başımızın üstünde yerleri var.

 Yolda olacağım.

 Benim üzerimden geçmeleri gerek, bu onların seçimi.

 Buldozerlerini kanımla boyayacağım.

 O buldozerlerin altında kalmaktan gurur duyarım.

 Sizce o noktaya gelinir mi?

 Kararlılığımın farkında değillerse onlar aptal demektir, akıllı değillerdir.

 Oregon’un 1000 Dostu, toprak kullanımını, bizi haklarımızdan mahrum edip yok etmek için bahane ediyordu ama biz biraz daha zekiydik.

 Bu grubun lideri Sheela Silverman istediğini almaya alışkın birisi ve Muddy Ranch’te kendi şehrine sahip olamayacaksa ona en yakın şeyi almaya kararlı: Antelope kasabası.

 Yasalardaki küçük boşlukları bulamıyorsanız bu sizin kaybınızdır.

 Bir şehir olarak varlığımızı güvence altına almak için Antelope’ta mülk almaya başladık.

 Ve orayı ele geçirdik.

 ANTELOPE’A GİRİYORSUNUZ – NÜFUS 40 DİKKATLİ SÜRÜN O sırada Antelope’ta yaşayan 40 kişi vardı.

 Kasabadaki mülklerin yarısından fazlası, mülk derken evleri falan kastediyorum, satılıktı, ucuzdu.

 Bu yüzden bu mülkleri alıp işleri orada yürütmek kolay bir işti.

 TARİKAT ELE GEÇİRMEYE HAZIRLANIYOR Mahkeme sonuçsuzdu ve ev, dükkân, ihtiyacımız olan basım evi türünden şeyler için Antelope’a gittik.

 Çiftlik arazisindeki şehrimizde faaliyet izni alana dek burada konuşlanacağız.

 Hayatta kalmak için yapmamız gerekeni yapmalıydık.

 Ve buna ne dediler?

 Antelope’un ele geçirilmesi.

 Ülkeden diğer haberlerde Antelope’ta, Oregon’da, Batı’daki uzak bir kasabada eskilerle yeni gelenler, geçmişte silahla çözülecek bir kavgaya tutuştu diyorlar.

 Bu küçük kasabaya taşınan üyeler bazı bölge sakinlerine saygın gelmeyen bir yaşam tarzı sürdürüyorlar.

 Ve Rajneesh uzun süre kalmayı planlıyor.

 Bulabildikleri her şeyi satın alıyorlar.

 Antelope’ta olan şey şu, buraya bir silindir gibi girip her şeyi ezip geçtiler.

 Geçen aya kadar burası Antelope Kafe’ydi.

 Kasabanın 40 sakininin buluşma yeriydi.

 Kafeyi daha sonra Rajneeshpuram komünü satın aldı.

 Ve adını Zorba Buda’ya çevirdiler.

 Artık pastırma değil, muz kızartıyorlar.

 İlk bozulan şey o oldu.

 İlk onu ele geçirdiler.

 Pek çok Antelope sakinine göre kafe kasabada yaşanana bir örnek.

 O kafeye iki hafta önce gittim ve son adım atışım oldu.

 -Neden?

 -Onlardan hoşlanmıyorum.

 İkisinin karışımıydı, dini ön yargı ve tutucu yaklaşım.

 Buraya önce ben geldim, o yüzden burada olamazsın.

 Zaten satılık olan birkaç evi aldık.

 Antelope halkına tam paralarını ödedik.

 Sırada, hemen yan taraftaki Hicks arazisi vardı.

 Mart sonunda, sekiz arsa ve kafe komünün mülkiyetine geçti.

 Onlar eski serayı satın aldılar.

 Kasabanın aşağısındaki araziyi aldılar, orada üç beş arsa var.

 Öyle bir şey.

 Sanırım kasabanın diğer tarafındaki yedi arsayı da aldılar.

 Verandasında tüfeği ile oturan bir adam hatırlıyorum.

 “Onlara asla satmam.”

 İki hafta sonra, cebinde bir çek vardı.

 Ve yaşlılar, sabit ücretliler vardı.

 Sheela altın keseleri ve pırlanta yüzükleri ile onlara gidip “Burası için size 50 bin dolarlık bir çek yazacağım.”

 diyordu.

 İnsanlar “Buna nasıl hayır diyebilirdim?”

 diyordu.

 50 bin doları alıp kaçıyorlardı.

 Sheela, “Şimdi satmazlarsa daha sonra benim istediğim rakama satarlar.”

 demişti.

 Ev sahipleri sattığına memnundu, yıllardır satılık olan evlerini alıyorduk.

 Kimsenin almadığı evleri.

 Orası bir hayalet şehirdi.

 Ve sonunda, satabildikleri şanslı bir gün yaşamışlardı.

 Tüm politikacılar, yaşlıların yaşadığı bu kasabayı bir tarikatın korkunç bir biçimde ele geçirmesinden söz ediyordu.

 Biz sadece satılık olan yerleri alıyorduk.

 Şehrin kontrolünü ele geçirdiler, ne şansımız var ki?

 FRANCES DICKSON KASABA SAKİNİ Şimdiden sayıca az kaldık.

 Onların kasabamızı ele geçirmeleri çok kolay.

 Nasıl “bizim kasabamız” diyebildiklerini anlamıyorum.

 Bu herkesin kasabası.

 Bizim de onlar kadar hakkımız var.

 SHEELA SILVERMAN RAJNEESH VAKFI BAŞKANI Biz kırsal bir topluluk olarak  FRANCES DICKSON ŞEHİR KONSEYİ ÜYESİ  bir tarikat tarafından ele geçirilmek istemiyoruz.

 Şu anda olan şey bu.

 “Ele geçiriliyoruz, toplumumuz yok ediliyor.”

 Orası bir hayalet şehirdi.

 Tam aksine o topluluğa hayat veriliyordu.

 Bunu yaptığımız için kötü biz olduk.

 Rajneesh, Antelope’u ele geçirmeye çalışırken, bir çatışma vardı, savaştan farksızdı.

 Hemen bastırmaya başladılar, bir şekilde onları gücendirdiğimizi iddia ettiler.

 Dürüst olmak gerekirse, ilk senenin ardından, bu civardaki insanlar onları istemiyordu.

 Uzun süredir Antelope’tesiniz, izlenimlerinizi aktarın.

 Birisinin gelip kasabayı ele geçirmesinden hoşlanmıyorum.

 Bu bana uymuyor.

 Tek bir Tanrı olduğuna inanıyorum, tek bir Tanrı.

 İnsana boyun eğmeye başladığınızda, şeytanın sizi itmesine izin veriyorsunuz.

 Onlar şeytani bir güçle yönetiliyorlar.

 Onu çıkarın buradan.

 Hangisini?

 Onu da.

 Yerel çiftçiler gerçekten korkuyordu.

 İlla ki korkudan kaynaklanmayan şeyler de yapmaya başladılar.

 Korku ve sonra öfke.

 Korkuya ek olarak, Antelope’ta ve yakın çevrede öfke de var.

 Rajneeshee’lerden öç almaya kalkabilecek infazcılardan bahsediliyor.

 Onlar mermi mi?

 Bunlar kesinlikle mermi, .

300 Savage.

 İşte bu savaşmaya hazır olduğumuzu gösteriyor.

 Bizler Amerikalıyız.

 Anladınız mı?

 Aynen öyle.

 Amerika’yı tüm kalbimle seviyorum.

 Bu adamın bize bunu yapmasına dayanamıyorum.

 İstila ediyorlar.

 Belki mermilerle değil ama parayla ve ahlaksız seksle.

 Resmen eşyalarımızı toplayıp gitmemizi istiyorlardı.

 Rajneeshee’lere sadece yasal yollarla karşı çıkılmıyor.

 Portland’daki otelleri, bir gecede iki kere saldırıya uğradı.

 KIZIL ÖLDÜ Ayrılmayacağız, burada kalıcıyız dedik.

 Antelope’ta yaşadım.

 Pek çok Amerikan bayrağı asıldı.

 Ve daha sonra ilk gördüğüm şey, “Bhagwan’ı çuvala sok!” afişiydi.

 İSTENMİYOR NE ÖLÜSÜ NE DİRİSİ Ortalık nefret doluydu.

 Çiftçilerle olaylar yaşandı, trafik tabelalarına ateş ettiler.

 Havaya birkaç el ateş ettiler.

 Sannyasin’lere kafalarını patlatacaklarını söylüyorlardı.

 Silahını al, oraya git ve kafalarını uçur.

 Onları harca.

 Böyle bir ruh hâline girdiler.

 Orta Oregon’un bu bölümünde, geyiklere dikkat edilir.

 Rajneeshee’lerse avcılara dikkat etmeliler.

 Bir Rajneesh helikopteri bir grup avcıyı görüp yakından geçti.

 O helikopteri al ve onu buradan götür! Korkutucuydu.

 Pek çok insan pikaplarının arkasında tüfeklerle dolaşıyordu.

 Bunlar belki de o kadar boş tehditler değildi.

 Sadece vurulmayı istemiyorlardı.

 Onun için yalvarıyorlardı.

 Eski bir deyiş vardır: “Düşmanını dikkatli seç çünkü o düşmanların savaşma şekline dönüşürsün.”

 Neredeyse hemen sonra Antelope sakinlerini rahatsız etmeye başladılar.

 Geceleri evimize spot ışıkları tutuyorlardı.

 En büyük kızım çığlık atmıştı.

 Işık, pencere boyunca sağdan sola gidip duruyordu.

 O grup çok kindardı.

 Yaşlı insanlar çimlerini biçmeye dışarı çıkınca, Rajneeshler sokağa kamera kurup, onları videoya çekerlerdi.

 -Sizce neden fotoğraf çekiyorlar?

 -Bir nevi taciz.

 Arkadaşlarımın fotoğraflanıp bir şüpheli listesine koyulması çok umurumda değil.

 Her şeyin resmini çektiler.

 Kasabada dolaşıp herkesi filme alıyorlar, her şeyi çekiyorlardı.

 İnsanlar ürkmeye başladı.

 Bu insanlar çok korkuyorlardı.

 Tüm gün resimlerini çekiyorlardı.

 Taciz işte, ötesi yok.

 Komşu sevgisi buysa, ben yanlış anlamışım.

 Aylar süren tacizin ardından, artık canımıza tak etmişti.

 Daha fazla dayanamadık.

 Gerçek bir kabus gibiydi.

 Bu herkese fazla geldi.

 Daha ne kadar süreceğini merak ediyordunuz.

 Sizin dayanabileceğinizden daha uzun sürüp sürmeyeceğini.

 Şeytanın bu savaşı kazanmadığına emin olması gerekenler bizlerdik.

 KASABA VE GURU Antelope, Oregon.

 Bir Hint gurusuyla müritleri burayı ele geçirmek üzere.

 Kasaba halkı bu fikirden hoşlanmıyor ki hiç kasabaları olmasa daha iyi olacağını düşünüyorlar.

 Küçük Antelope kasabasının sakinleri, Rajneesh Vakfı ve Oregon’un 1000 Dostu arasında kaldılar.

 Şehir yönetimini dinciler ele geçireceğine  ANTELOPE, KIZILDANSA ÖLÜ DAHA İYİ  belediyenin intihar etmesine karar verdiler.

 Fesholmaya çalıştık.

 Bunun ardındaki fikir, fesholursak, onların burasını istemek için bir nedenleri kalmayacağıydı.

 Rajneeshee’ler buna kızdılar.

 Mevcut şehir konseyi fesih amacıyla oylama yapılması için dilekçe verdi.

 Halk şehrin kendini yok edip fesholmasını istiyordu.

 Böylece bu kızılların Antelope’ta gelişmesini engelleyeceklerdi.

 Antelope’lular, Rajneeshee’ler ele geçirmeden feshedilmek için bir seçim tarihi belirlediler.

 Bir afişte şöyle yazıyor: “Kızıldansa ölüm daha iyi.”

 Kimse oylama sonucunu tahmin edemiyor ama bir şey kesin, multi-milyon dolarlık bir organizasyon ile savaşmak bu küçük kasabanın liderlerini yıpratmış.

 Belediye başkanı sizsiniz ve politik sistemde bir pozisyonunuz var.

 Ancak ondan vazgeçilmesini öneriyorsunuz.

 Bu zor bir şey.

 Bu konuda konuşamam.

 Bu Oregon’daki küçük bir toplulukta yerel bir seçim ama ülke çapında ilgi çekiyor.

 Bölgenin uzun süredir burada olan sakinleri ve yerel bir komün üyeleri bugün oy vermeye geldiler.

 Sorulan soru şu: Bu kasaba yaşasın mı, ölsün mü?

 1982 Seçim Günü OYLAR BURAYA Bu belediye tüzüğünü feshetmek için bir oylama, Antelope’un bu insanların politik kontrolüne geçmesini önlemek için son bir çaba.

 Hikâye burada, Antelope kasabasında başlıyor.

 Her iki grup da, kasabaya akın eden gazeteciler ve kameralardan bunalmış durumda.

 Tüm dünyadan haber medyası akın etmişti.

 ABC, CBS, NBC, ana haber bültenleri.

 İlginç bir deneyimdi.

 Bu sabahki katılım oranı yüzde 120.

 Kayıtlı seçmen sayısı bir basketbol maçının skoru kadar çabuk değişiyor.

 Her zamanki gibi oy veriyorum.

 Burada çok fazla insan ve çok fazla yoğunluk var.

 Pek çok şey normalden farklı ancak seçim prosedürleri yasaya uyduğu sürece, en önemli şey bu.

 OYLAR BURAYA! Bu kadar çok sevildiğimi bilmiyordum! Bu sabah oy kutuları açılmadan önce, Rajneesh açık ara öndeydi.

 Dün gece itibariyle 52’ye 39.

 İki saat sonra, kasaba halkı farkı üçe indirdi.

 Gün ortasında 90’dan fazla seçmenin çoğunluğunun Rajneeshee’ler olduğu ortaya çıktı.

 Son toplam: 42 evet, 55 hayır.

 Sonuçların açıklanmasından sonra belediye başkanı Margaret Hill “Antelope sakinleri bu akşam seçimden fazlasını kaybetti.”

 dedi.

 Bunu çok üzücü buluyorum.

 Neden bilmiyorum.

 Sanıyorum ki  başkaları da öyle düşünüyor.

 Rajneesh kontrolü ele geçirdi.

 Durdurmak için bir şey yapılmazsa tüm eyalet kızıl olacak.

 Bana inanın öyle yapacaklar.

 Bence bu saçmalıktı çünkü yönetim şeklini, temsili demokrasi dediğimiz şeyi kendimizi korumak, bizi yok etmek isteyenlerden korunmak için kullanmakla suçlanmıştık.

 Ve bunun için, bizi bu küçük topluluğu korkunç biçimde ele geçiren kızıllar olarak gösterdiler.

 ANTELOPE’A GİRİYORSUNUZ – NÜFUS 95 DİKKATLİ SÜRÜN Adım adım, bölüm bölüm Rajneeshee’ler Antelope’u ele geçirdiler.

 RAJNEESH ŞEHRİNE HOŞ GELDİNİZ Yöre halkı seçilmiş her kamu görevlisini ve hükûmet görevlisini arayıp şöyle soruyordu: “Birisi ne zaman Rajneeshe’ler konusunda bir şey yapıp acıma son verecek?”

 Diyordum ki: “Şimdilik, bu ABD savcılık dairesinin takip edeceği bir dava değil.

 İşler değişir ya da bundan daha büyük, geniş çaplı bir hâl alırsa lütfen bizi arayın.

 Konuya memnuniyetle bakarız.”

 Bu 1982 senesiydi.

 1983’te her şey değişti.

 Ve aniden uyandım.

 Ateşler içinde yatağımda oturuyordum.

 Uyuyamadım.

 Tüm vücudumda bir rahatsızlık vardı.

 İçimde tuhaf bir ürperti vardı.

 Ne olduğunu bilmiyordum ama bir sorun vardı.

 Dört saat geçti Portland’dan bir çağrı aldık.

 Otelimiz bombalanmıştı.

 Bugün Portland, Oregon’da, üç patlama tartışmalı dini tarikat lideri Bhagwan Shree Rajneesh’e ait şehir merkezindeki oteli salladı.

 İlk bomba, bu gece 01:19’da patladı.

 Amir Klum’u asıl endişelendiren şey, binada daha fazla patlayıcı olabileceği.

 Görünen o ki patlayıcı cihaz zeminde bir delik açmış.

 Banyo kapısını uçurdu, oda kapısını uçurdu ve cam kırıkları sokağa saçıldı.

 Federal ve yerel bomba uzmanları soruşturmalarına başlarken 405 numaralı odaya gelen adamın kimliği henüz bilinmiyor.

 İçeri girdi, giriş yaptı, aracından başka bir çanta daha getireceğini söyledi.

 Arabasına döndü, iki çanta aldı ve üst kata çıktı.

 Daha sonra 02:56’da adamın odasındaki iki bomba daha patladı.

 Şimdiye dek, ölüm bildirilmedi.

 60’tan fazla mürit binadan tahliye edildi.

 Şehir sokaklarında durup, tüm gece otellerinin yanmasını izlediler.

 Bu beklediğimiz türden bir şeydi.

 Bekliyorduk çünkü bağnazlık ve ortalığı karıştıracak şeyler yaşanıyordu.

 Bu kadar erken beklemiyorduk ama kan döküleceğini biliyorduk.

 Rajneesh ve müritleri, iki sene önce Oregon’a geldiklerinden beri çok tehdit edildiler.

 Yaşananların, onları ayrılmaya zorlamayacağını söylüyorlar.

 Hiçbir şey bizi korkutup Oregon’dan kaçıramaz.

 Burada kalıcıyız.

 Burayı seviyoruz.

 Bu kadar basit.

 Her şeye karşı hazırlanıyoruz.

 Havadan gelsin, karadan gelsin.

 Nasıl gelirse gelsin, hazırlıklı olacağız.

 Ve herkesin bunu bilmesini istiyoruz.

 Herkesin, eğer şiddet kullanacaksanız kendimizi korumak için ne gerekiyorsa yapıp, buna hazır olacağımızı bilmesini istiyoruz.

 Bombalamanın ardından bu netleşti.

 Topluluğumuzu korumak için ben önlem almazsam başkası kesinlikle almayacaktı.

 İşte o zaman gidip çiftliğe silahlar aldık.

 Ama çocuklarınız, topluluğunuz, ustanız hakkında böyle hissetmiyorsanız bu acınası olurdu.

 Bhagwan en baştan itibaren “Ben İsa değilim, Gandhi değilim.”

 diyordu.

 İsa “Diğer yanağını çevir.”

 der.

 İki yanağına da patlatın.

 Alt yazı çevirmeni: Kadir Daniş||

3. BÖLÜM

Bu güzel evimiz için minnettar olun.

 Ona bakıp, büyütmeye devam edelim.

 Böylece zarafetle daha çok büyüsün ve daha güzel olsun.

 Hayır, bizler kurban olmayacağız.

 Bize büyük silahlarla saldıracaksanız  “SUNNY” BASINLA İLİŞKİLER  sizin istediğiniz gibi oynayacağız.

 Bu çoğumuz için rahatsız ediciydi ama aynı zamanda  Tuhaf bir biçimde bir güvenlik hissi verdi.

 Otelimiz bombalanana dek burada bir tane tabancam yoktu.

 Burada bir tane bile silahım yoktu.

 Fakat ben diğer yanağı çevirmeye inanmıyorum.

 Smith & Wesson’larla ateş etmeyi öğrendik.

 Meditasyon duruşuna geçersem hedefi vurabildiğimi fark ettim.

 Her şey nefesime ve farkındalığıma bağlıydı.

 Silahlar konusunda tecrübem zaten vardı çünkü babamın tabancası vardı.

 Eskiden, gidip tavşan vururduk ve Sheela bundan çok memnundu.

 Etrafta dolaşıp herkese, “Shanti B çok iyi nişan alır.”

 diyordu.

 Ve onlara, ne kadar iyi eğitildiğimizi gösterdiğimizde   şoke oldular.

 Oregon halkı, silahlı olduğumuzu, silahlarımızı iyi kullanabileceğimizi   ve işler zora girerse, o silahları kullanacağımızı biliyordu.

 ÜÇÜNCÜ KISIM Kuzey Oregon’da, eskiden Antelope adlı küçük bir kasaba vardı.

 Dün, Antelope’ta seçmenler, kasabanın ismini Rajneesh’e değiştirdiler.

 Bu, Hint Guru Bhagwan Shree Rajneesh’in müritleri için politik bir zafer.

 Değişim geliyordu ve Antelope bugün bir Kızıl Şafak’a uyandı.

 İsmini Rajneesh şehri olarak değiştirdiler.

 ANA CADDE Her şeyin adını değiştirdiler, kendi markalarını koymalılardı.

 KABIR Kasabalıların çoğunluğu onlardaydı, seçime girdiler ve şehir konseyini ele geçirdiler.

 Konseyde Rajneeshee’lerle savaşan bir adam olan Don Smith bana geldi ve dedi ki: “Seçime girmek için ismini yazdıracak birisini bulamadık.

 DON SMITH ANTELOPE SAKİNİ Bu seçimi onlar kazanacak, biliyoruz.

 Ama onlara öylece devretmek istemiyoruz.

 Senin adını yazalım mı?

 Kaybedeceğini bile bile gönüllü olmak ister misin?”

 Ben de, “Tamam, neden olmasın?”

 dedim.

 Umurumda değildi.

 Rajneeshee’ler, her şeyi ele geçirmiş gibi görünmek istemediler.

 Üç tane onlarınkine, iki tane bize oy verdiler.

 Bana ve başka birisine daha oy verdiler.

 Öbür adam bunu görür görmez, iki günde şehirden kaçtı gitti.

 Gitmişti.

 Antelope şehir konseyinde, tek bir kişi Rajneeshee değil.

 Beni korkutmadılar.

 Bazen düşmanlarını yakında tutmalısın.

 Anlatabildim mi?

 İyi davranarak çok şey öğrenirsin.

 Böyle çok şey öğrenilir.

 Rajneesh’in bu küçük kasabada ele geçirdiği her şey yasal.

 Asıl soru, doğru olup olmadığı.

 RAJNEESH’E GİRİYORSUNUZ NÜFUS 95 Rajneesh kontrolündeki yeni şehir konseyi, otlarla kaplı bu şehir parkını çıplak güneşlenme alanına çeviren bir karar aldı.

 Çok tuhaf şeyler oldu.

 Geceleri burada, olan biten her şeyin sesini duyabiliyorsunuz çünkü arka plan sesi yok.

 Bu bir şehir gibi değil.

 Ve onları tüm gece duyabilirsiniz.

 Aynı odadaymışsınız gibi.

 Teyzem bundan hiç memnun değildi, yatak odasını bu insanlarla paylaşmaktan, olup bitenleri duymaktan memnun değildi.

 Ve  Onları göremiyordum ama duyabiliyordum.

 Ve çıkardıkları sesler  Hayvan sesi gibiydi.

 Orada, başka hiçbir yerde olduğunu bilmediğim bir şehvet, cinsel takıntı var.

 İnsanların gece gündüz orgazm deneyimleri yaşadığını duyabiliyorsunuz.

 Komşu olmak isteyeceğiniz birileri değillerdi.

 Kuzenime yazın çiftlikte sığır gütmeye yardıma gitmiştim, eve döndüm ve karım, “Orada silahları var.”

 dedi.

 “Olamaz!” dedim, “onlar şiddet kullanmadıklarını iddia ediyorlar.”

 Orada, tarlamın hemen üzerinde, tüm yaz boyunca oturup, yarı otomatiğe benzer silahlarla geziyorlardı, en az yarımız, bu iş bitmeden önce birilerimizin öldürüleceğini düşünüyorduk.

 Nehrin ötesinden, otomatik saldırı tüfekleriyle evimizi izliyorlardı.

 Oyuncak silah olmadıkları kesindi.

 Antelope’ta polis güçleri vardı, tüm gece sokaklarda devriye geziyorlardı, ışıkları yanan araçlarla dolaşıyorlardı.

 İnsanlar uyumaya çalışırken dolaşıyorlardı.

 Ona Barış Gücü diyorlardı.

 O bir Barış Gücü değildi.

 Bir taciz gücüydü.

 OREGON POLİS AKADEMİSİ TEMEL SINIF 111 Tüm yasal yükümlülükleri yerine getirip onları polis yaptılar.

 RAJNEESHEE’LER OREGON POLİS AKADEMİSİ’NDE EĞİTİMDE Silahları ile bekliyorlardı, şehrin her iki ucunda onları görüyordunuz.

 İstila gücü inmişti.

 Rajneeshee olmayan bazı kasabalılarla konuşunca “Arabalarımız izleniyor, hareketlerimizi işaretli ve işaretsiz araçlardaki Rajneeshee polisler not ediyor.”

 dediler.

 Uzun süredir burada yaşayan birisi, kasabanın gözetlenmeye başlanmasından memnun değil.

 Jim biraz fevridir  KIZIL OLACAĞINA ÖLÜ OLSUN Bir afiş yaptı ve kasabada Rajneeshee yerleşiminin önünde turlayıp durdu.

 O akşam saat 21.

00 civarında, gelip onu tutukladılar.

 Rajneeshee polisi onu “tehdit” suçu ile tutuklayıp Wasco Bölgesi hapishanesine attı.

 Ellerini önden kelepçelediler çünkü kollarını arkasına götüremiyordu, ağır artrit hastasıydı.

 Bu olay beni değiştirdi.

 O noktada Antelope’tan umut kalmadığını biliyorduk.

 Sanki yangına körükle gidiyorlardı.

 Komşu kasabalarda silah satışları tavan yaptı.

 İnsanlar arayıp silah fiyatı soruyorlar, av silahından çok korunma silahı istiyorlar.

 Birçok yaşlı insan, endişe ve korku içinde arıyor.

 Sheela Antelope’u tutuyordu  -Rehin.

 Öyle dediler.

 – rehin.

 Bhagwan’ın baş yardımcısı, eyaletin Rajneeshee’lere kendi çiftliklerinde şehirlerini kurma izni verirse Antelope’tan ayrılacaklarını söylüyor.

 Hayatta kalma mücadelemiz hariç Antelope’la hiç ilgimiz olmadı.

 Şehrimizin gelişmesini istiyoruz.

 Bu şehir gelişirse, o zaman tabii ki Rajneeshpuram’a sahip olacağız.

 Her türlü kazanıyoruz.

 Sheela’yı vurmak isteyecek çok kişi vardı.

 Ben bile onu birkaç kez boğmak istedim.

 O kadın, ömrümde gördüğüm Hitler’e en benzer şey ve ben Buchenwald’dan, Dachau’dan çıkan insanları görmüştüm.

 Onda olmayan tek şey fırınlar.

 Gördüğünüz gibi, Rajneeshee’ler ve kasaba halkı arasında işler hızla kötüye gidiyor ve çok yakında şiddetinin çok artma ihtimali var.

 THE MERV SHOW Geçen temmuzda, Antelope’un 40 sakini, yeni komşularının olacağını öğrendi, ruhani lider Bhagwan Shree Rajneesh’in yüzlerce müridi.

 Öncelikle, Rajneesh Vakfı’nı ve şaşırtıcı hikâyelerini dinleyeceğiz.

 Vakıf Başkanı Ma Anand Sheela’ya merhaba deyin.

 MA ANAND SHEELA RAJNEESH VAKFI Medya pahalıdır ve kimse bedava reklam fırsatını kaçırmamalı.

 Birazdan, Rajneeshee tarikatının sözcüsü Ma Anand Sheela ile konuşacağız.

 -Ma Anand Sheela.

 -Ma Anand Sheela.

 Washington’dan, Crossfire.

 O, Bhagwan Shree Rajneesh’in özel sekreteri, şu anda şeyin başında  -Dinin.

 -Dinin.

 Teşekkürler.

 Bhagwan bana medyada çok güçlü olmamı söyledi.

 Provokatif olmalıydım.

 Provoke etmeliydim.

 Lideriniz serbest seks gurusu değil mi?

 Serbest derken?

 Para almıyoruz, onu diyorsanız.

 Evet.

 Bizler zührevi hastalıkları olmayan, suç, uyuşturucu, alkolizmin olmadığı tek topluluğuz.

 Ve bir şey daha söyleyeyim, bizler cinsellikten tam olarak keyif alan tek insanlarız.

 “Bunu nasıl yapabildin, nasıl ?”

 Ben de, “Bana sormayın, işimi yapıyorum.”

 dedim.

 Hepsi bu.

 Sheela, planlarınız her neyse, Rajneeshee’leri istemiyoruz.

 Kasabamızda turuncuları istemiyoruz.

 Ne diyebilirim ki?

 Çok beklersin.

 Korkusuzluk, çok özel bir nitelikti.

 Ben saklanmıyorum bayım.

 Ben saklanmıyorum.

 Ve sizin gibi birisi mi saklanmama neden olacak?

 -Bu bir şaka olmalı.

 -Şey  Şoke edici olmayı öğrendi.

 Ancak doğasının bir parçası da buna kolayca uyum sağlamaya hazırdı.

 Hoşuna gidiyor gibi.

 Onlara hareket gösterir gibisin.

 Merv Grifin aradı ve programa çıkıp çıkmayacağımı sordu.

 ROSEMARY MCGREER “OREGON DOSTLARI” Sheela’nın, hak ettiğinden fazla göz önünde olduğunu söyledim.

 İnanılmaz küstahtı ve bambaşka bir yerdeydi.

 Bhagwan’ın dört ilâ 13 Rolls Royce’u var.

 -Eklememe izin ver, 17 Rolls Royce.

 -17.              

 Harika.

 Ayın ikisinde, 20 Rolls Royce olacak.

 Herkes, “Bu adam da kim?

 Ve bu kadın kim?”

 diyordu.

 -Bu tek bir şey, izin ver  -Saçmalıyorsun.

 Bu konuda hiçbir halt  Mikrofonu kapatalım o zaman.

 Katıldığınız için çok teşekkürler.

 İyi atış Sheela.

 Eski numaraları kullanmaya devam ediyorsun.

 Bu insanlar yasaları kendi çıkarları için eğip büküyorlar.

 -Yasal olması, doğru olması demek değil.

 -Palavra! Pekâlâ, bir tane söyledin Sheela.

 Kötü söz hakkını kullandın.

 Her programda bir hakkın var.

 Medyada daha çok yer aldıkça, uluslararası kitap satışı da artıyordu.

 Ve böylece dünyanın dört bir yanında insanlar sadece bu dünyevi hikâyeyle değil, Rajneesh’in kim olduğuyla da ilgilenmeye başladılar.

 Bhagwan her yere yayılıyordu.

 Bhagwan en sadık destekçilerini, dünyanın dört bir yanına Avrupa’da Buddha alanları kurmaya yolladı.

 Yani Kopenhag’tan İtalya’ya, İngiltere’den Batı Berlin’e Rajneesh merkezleri açacaklar.

 Dünyanın hemen her yerinde Bhagwan komünleri çalışıyordu  Hindistan’da komünlerimiz vardı, Avustralya’da bazı komünler vardı.

 İtalya’da çok komün vardı.

 Almanya’da, Amsterdam’da, İsviçre’de.

 Portekiz’de bir komün vardı.

 Ve tüm komünler farklı faaliyetlerle, örneğin inşaat şirketleri, restoranlar, diskolar sayesinde kendilerine yetiyordu.

 Çalışan Sannyasin’lerin resmi sayısı 30 bin kadardı.

 Bhagwan’ın Sannyasin olmayan müritlerini de eklediğinizde  500 bin.

 Ve onun vizyonunu fiziksel dünyada göstermekten korkmuyorduk.

 Yeni komün artık küresel.

 Küresel bir topluluk.

 Binlerce ve binlerce Sannyasin var.

 Ve Avrupa’da inananlar, Temmuz’daki yıllık festivalde Oregon’a gitme keyfi için yıl boyu çalışıyorlar.

 Bu para ile hepimiz Rajneeshpuram’a, kutlamaya, festivale, Bhagwan’ı görmeye gidebiliriz.

 Yılın en önemli zamanı.

 1983 DÜNYA FESTİVALİ RAJNEESHPURAM, OREGON Dünya festivali, tüm Sannyasin’ ler için büyülü bir zamandı.

 Önemli bir etkinlik.

 İnsanlar takvimlerini işaretleyip, para biriktirip geliyorlardı.

 Bir gelip bir giden otobüsler, dünyanın dört bir yanından Sannyasin’ lerle doluydu.

 Rajneesh hareketi Japonya’da büyüyor mu?

 Evet, tabii.

 Tokyo’da pek çok insan Sannya alıyor.

 Sadece üç senede burası Oregon’un en büyük turizm etkinliklerinden biri oldu.

 Yine de pek çok kişi için, bu ruhani bir ziyaret.

 -Sizi buraya getiren şey ne?

 -Macera, sevgi.

 Dans etmek, kutlamak, şarkı söylemek istiyorum.

 Kalbim şarkı söylemek istiyor.

 Nereye giderseniz gidin, insanlar kutlama yapıyordu.

 Bir bira çadırı vardı, bir kumarhane, bir disko, bir de yiyecekler ve bir şeyler satın alan insanlar.

 Dünya festivallerinde çok para kazanıyorduk.

 Bir etkinlik patlaması yaşanıyordu.

 Rajneesh, bariz bir kapitalist.

 Komün butikleri, ışığı görmek veya öz benliğinizi ruhani çamaşırlarla donatabilmek için birçok yol sunuyor.

 Evet, Rajneesh’in yüzü hemen her şeyin üzerinde.

 Ve Rajneesheel’er para kazanıyor, hem de çok.

 Rajneesh Uluslararası Vakfı: 19 milyon.

 Rajneesh Yatırım Ortaklığı: 31 milyon.

 Ve son olarak, komünün kendisi: Varlıkları 15 milyon değerinde.

 Bu festivaller sırasında gelen para, geçinmemizi ve büyümemizi sağlıyordu.

 Ancak ilerideki küçük Antelope için bu gülünecek bir şey değil.

 Burada, Antelope kasabasında, bu hafta sonu kutlama yapmıyorlar.

 Burada yürüyüşler, toplu piknikler yok ve havai fişekler sadece sözle atılıyor.

 Orada bir toplama kampı var.

 Orası artık sessiz sakin emekli yeri değil.

 Rajneesh’in ilk dünya kutlaması arefesinde hava kapalı ve yağışlı.

 Festival için bu havayı özel olarak istemediniz mi?

 Kesinlikle istedik.

 Sanırım şehirdeki herkes yağmur yağmasını umuyordu.

 Kutlamamızdan dolayı kıskanıyorlar.

 -Öyle mi dersin?

 -Kesinlikle.

 Baksanıza, hangi çiftçi bu topluluk kadar başarılı?

 Kıskanıyorlar.

 Vermek istediğim tek bir diğer mesaj da, KRISHNA DEVA RAJNEESHPURAM BELEDİYE BAŞKANI kıskanç, cahil ve aptal oldukları için bu şehri yok etmeye çalışanlara.

 Bir tarafınıza girsin.

 Benim için tüm enerji, bir ziyafet gibiydi.

 Göz ziyafeti, kulak ziyafeti, gülücük ziyafeti.

 Bir renk ziyafetiydi.

 Bhagwan’ın 15 bin hayranı vardı.

 Çoğu Bhagwan’ı hayatlarında ilk kez görecekti.

 Ve güzel giysileri ve takıları içinde Bhagwan, bir kral gibi takdim edildi.

 Enerjiyi harekete geçiriyordu.

 “Hadi, daha fazlasını verin.

 Hepsi bu mu?”

 Ve 10 bin insanı gerçekten harekete geçiriyordu.

 O bir rock yıldızıydı.

 Ve ben, “Rock and roll mu istiyorsun?”

 dedim çünkü böyle yaptı.

 Ben de “Tamam.”

 dedim.

 Hemen karşısına geçtim ve ben de karşısında dans ettim.

 Kalabalık tamamen çıldırdı.

 Aynı zamanda onun bir erkek, bir insan olduğunu ve oynamak istediğini ve benimle oynamak istediğini gördüm.

 Ve bu en güzel anımdı.

 Bhagwan’ın çok özel bir yanı var.

 Bunu kelimelere dökmek zor.

 Hepimiz, o fiziken burada olduğu için çok memnunuz.

 Onu ne zaman görsem, ağlamam gerekiyor.

 Bu benim için çok duygusal.

 Evet, onu seviyorum.

 İçimizde havai fişekler atılıyor ve gösteriler yapılıyor.

 Bu yaşanası bir tecrübeydi.

 Bilemezsiniz.

 Bu anı bir daha yaşamak imkânsız.

 Size bir hikâye anlatayım, aslında bunu anlatmamam gerek.

 Hiç açık açık anlatmamıştım.

 Onlar bilmiyordu ama ben onları gözetliyordum.

 Küçük bir şehir çöplüğümüz vardı.

 Bir gün oraya çöp götürüyordum ve çöpte onların attıklarını gördüm.

 Bir poster.

 Bunu alsam hoş olur diye düşündüm.

 RAJNEESHPURAM ÜÇÜNCÜ GELENEKSEL DÜNYA KUTLAMASI Çöplüğe atladım.

 Eğildim ve posteri aldım ve   başka bir çok şey vardı.

 Bakmaya başladım.

 Ne kadar ilginç diye düşündüm.

 Ve orada başka şeyler de buldum, üzerinde “Toplantıdan sonra bunu yırt” yazan şeyler.

 BU NOTLARI KULLANDIKTAN HEMEN SONRA YIRTINIZ.

 Bir süre o şeyleri inceledim, alabildiğimi aldım.

 Etrafa bakıyor, tepeden gelen var mı diye izliyordum.

 Aralarında suçlayıcı şeyler vardı.

 Çiftlikte olanları açıklayan iç komite tutanakları vardı.

 GADDARCA.

 Posta sansürü konusunda talimatlar vardı.

 RAJNEESHPURAM POSTANESİ Atılmadan önce her şeyi okuyorlardı.

 Anlaşmalı evliliklere ilişkin belgeler vardı.

 Orada çok fazla atılmış evrak vardı.

 Büyük bir sızıntıları vardı, ve bundan haberleri bile yoktu.

 O noktada, yıllardır tanıdığım insanlara bile götürmeyecektim çünkü kimseye güvenmiyordum.

 ADALET SARAYI Dave Frohnmayer, başsavcıydı.

 Onu yıllardır tanıyordum.

 Oregon Üniversitesi’ndendi ve birbirimizi uzun süredir tanıyorduk.

 Ona, “Hadi buluşalım.”

 dedim.

 Ve ona bu toplantıların bazı notlarını verdim.

 İşte o zaman ilk kez sis perdesi aralandı.

 Orada olanlar konusunda yalan söyledikleri ortaya çıktı.

 1983’ün ortasında, Dave Frohnmayer ilk kez sahneye çıktı.

 Oregon eyaletinin başsavcısıydı.

 DAVE FROHNMAYER 1940-2015 Hayatım boyunca Frohnmayer ailesiyle birbirimize yakın olduk.

 Frohnmayer’lar ve Bowerman’lar her yıl toplanırdık.

 Ve Dave’i doğduğu andan beri tanırdım.

 WILLIAM GARY BAŞSAVCI YARDIMCISI Dave, etkileyici bir adamdı.

 O, bir Harvard mezunuydu, Rhodes bursu vardı, Boalt Hall’da hukuk okumuştu.

 DAVE FROHNMAYER’A OY VERİN 1980’de başsavcı adayı oldu ve seçildi.

 OREGON’UN GÖZÜ PEK LİDERİ Bu iş için biçilmiş kaftandı.

 ABD’nin en iyi adalet departmanını kurma amacındayım.

 Oregon daha azını hak etmiyor.

 Dürüstlük olması gerek çünkü bu makam Anayasa ve Oregon eyaleti yasalarıyla belirlenen görevleri yerine getirmelidir.

 Cesur olmak gerek çünkü aldığınız birçok karar beğenilmiyor.

 Dave Başsavcı olduğunda, babam ve ben yazışıyorduk.

 Dave’e bir mektup yollayıp, “Hey, bunlar yaşanıyor.”

 diyebilirdim.

 TESLİM ALINDI Sayın Dave Saygılarımla W.J. Bowerman TESLİM ALINDI Adalet Sarayı Adalet Bakanlığı Jon Bowerman – Başkan Yardımcısı Saygılarımla Bill TESLİM ALINDI Bir sorun olduğunu Dave’e iletmek için elimizden gelenin en iyisini yaptık.

 Belki de ailemize bir iyilik olarak, Dave’in soruşturması başladı.

 Ve dişlerini kemiğe geçirince, onu bırakmayacaktı.

 Rajneeshpuram’ın en büyük yasal zorluğu eyalet başsavcısının ofisinden geliyor.

 Dave Frohnmayer, şehrin Anayasa’daki kilise ve devlet ayrımını ihlal ettiği gerekçesiyle Oregon vatandaşları adına dava açtı.

 Bir din yönetim görevini icra ediyorsa, kilise ve eyalet işleri birbirine karışıyor demektir ve böyle önemli bir sivil özgürlük ihlalinin değerlendirilmesi gerekiyordu, bundan kaçınamazdık.

 Rajneeshpuram şehrinin hukuka uygun bir yönetim organı olup olmadığı ya da o yönetim organının bir din tarafından kontrol edilip edilmediği sorgulanıyordu.

 İkisinin birbirine ayrılmaz biçimde bağlı olduğunu bulmamız bir sorun yarattı.

 VAKFA AİT YATIRIMLAR ŞİRKETİ KİRALIK ÇİFTLİK – KOMÜN – DESTEKLER Rajneeshpuram şehrinde resmi bir emniyet birimi vardı ve emniyet kuvvetlerinin veri sistemine, suç ve geçmiş kayıtlarına erişim imkânları vardı.

 Bunlar vatandaşlar hakkında hükûmetin sahip olduğu en hassas bilgilerdi.

 Ve vatandaşların kullanamayacağı silahlar taşıyabiliyorlardı.

 Okul konusunda da sorular vardı.

 Rajneesh şehrindeki devlet ilkokulu, gerçekten bir devlet okulu mu?

 Bununla ilgili bir süredir tartışmalar sürüyor.

 Öğretmenler devlet okulunda öğretirken, dini kıyafetler giyebilir mi?

 Okul dini simgelerle dolu.

 Ne göze ne de kulağa devlet okulu gibi geliyordu, öyle bir his uyandırmıyordu.

 Bizim davamız dinin yönetimi kontrol etmesine dayanıyordu.

 Kimin belediye başkanı olacağına Bhagwan karar veriyordu, şehir konseyi üyelerini Sheela veya Bhagwan seçiyordu.

 Seçim yapıyorlardı ama hepsi bir gösteriydi.

 Şehir, sadece görüntüde vardı.

 Bu çok temel bir konu, o kadar ciddi ki, bir mahkeme kararıyla çözülmeli.

 Kararımızın çok önemli yansımaları olacağını ve pek çok kişinin anayasal haklarını etkileyebileceğinin farkındaydık.

 Bunun çok büyük bir dava olmasının beni etkilediğini hatırlıyorum.

 Bu, önemliydi.

 “Umarım haklıyızdır.”

 diye düşündüğümü hatırlıyorum.

 Başsavcı saçmalıyor.

 Bir cümle, her şeyi, Başsavcı’nın bir başsavcı gibi değil de, politikacı gibi davrandığını özetliyor.

 Kelime haznemde, insanları evlerinden atmak için politika ve yasaları kullanan bir adamı tanımlamak için herkesin önünde söyleyebileceğim yeterince sert bir söz bulamıyorum.

 Frohnmayer bir fikir yazdı ve Anayasa’daki kuruluş hükümlerini ihlal ettiği için şehir yönetiminin geçersiz ilan edilmesini istedi.

 Hükümlerde Kongre’nin bir din oluşturmaya yönelik yasa çıkaramayacağı belirtilmişti.

 Bu, dikkatli bir analiz gerektiriyor çünkü bunlar paranın iki yüzü, değil mi?

 Din özgürlüğü ve bir oluşumdan kaçınmak.

 Kuruluş konusunda pek çok dava vardı.

 Genelde öğretimle ilgili davalar olurdu.

 Bir öğretmenin dersten önce dua ettirmesi gibi bir nedenden.

 Sonunda, bunun yapılmaması yönünde bir karar çıkardı.

 Kuruluş hükmü yüzünden bir şehir yok edilmezdi.

 Sorunu çözerdiniz.

 İhtiyati karar alınır, “Bunu yapmayı bırak.”

 denirdi.

 Belirli bir din mensuplarının çoğunlukta olduğu şehirler çok ama çok yaygınlar.

 Tarihimize bakarsanız  Boston’daki Katoliklere bakarsanız, büyük çoğunluk ve yönetim tümüyle onlardaydı.

 Utah’ta Mormonluk, bütün bir eyalet.

 Ama günümüzde bile Salt Lake City’de kimse bu insanlara bir şehre sahip olamayacağını söylemiyor.

 Kimse şehirleri olamayacağını düşünmüyor.

 Bize kadar kimse bir sorun bile çıkarmadı.

 Bir dini azınlığa ait bir topluluğu yok etmek gibi bir şey düşünülmedi  Var olmasın diye.

 Bu da, çok temel toplanma, ifade, din, örgütlenme haklarını etkili bir biçimde olumsuz yönde etkiliyor.

 Dini özgürlükleri boş verin, değil mi?

 Gerçekten umurumuzda mı?

 Hükûmetin istediğini yapabileceği   bir test gerçekleştirelim.

 Ve dini azınlıklar, bunları pek önemsemiyoruz.

 Şu ana kadar, Rajneeshpuram  ROBERT WEAVER ABD BAŞSAVCI YARDIMCISI  polis gücüne sahipti.

 Herkes onların rozetlerine değil, Bhagwan’a bağlı olduğunu biliyordu.

 Yarı otomatik silahları, gaz bombaları vardı.

 Rajneeshpuram Belediye Başkanı iç savaş tehdidinde bulunuyordu.

 Bugün baktığımda gördüğüm şeyse bu ülkede bir iç savaşın başlangıcı.

 İsteğiniz buysa, öyle olsun.

 Evet, bu büyük bir sorundu.

 Biz yakalamak için sadece liderlerin peşinde değildik, Birleşik Devletler hükûmetine karşı, bu geniş komplonun sorumlusu olan mimarları arıyorduk.

 Onları durdurmanın tek yolu buydu.

 Tüm kurumların, Oregon’un 1000 Dostu, Fronmayer, Vali Atiyeh ve diğer politikacıların, bizim var olmamızı zorlaştırmaya çalıştığı çok açıktı.

 Vali, Baghwan Shree Rajneesh hakkındaki hislerini gizlemiyor, tekrar tekrar şahsen onların ayrılmasını tercih edeceğini söylüyordu.

 Oregon meclisi, Rajneeshpuram ve Rajneesh-Antelope’un kent tüzüklerini fesh edecek üç önerge sundu.

 Önergeler, topluluğu yok etmek için bir araçtı.

 Benim en sevdiğim, girişim dilekçesiydi: “Rajneesh tarikatını Oregon’dan atın.”

 Akıllarında ne vardı acaba?

 Oregonlu politikacıların aptallığı beni hem şoke etti, hem de eğlendirdi.

 Oregon, bir gericilik bataklığı olarak uluslararası ün ediniyor.

 PREM SANGEET RAJNEESHPURAM BELEDİYE AVUKATI Başa çıkmak için, Rajneesh sorunu ile ilgilenen bir görev gücü organize edildi.

 26 Eylül akşam üzerinde, eyalet ve federal memurlar, Salem’de bir konferans salonunda toplandı.

 Orada Rajneeshee’leri tartıştılar ama basın davet edilmedi.

 Görüşme kapalı kapılar ardında gerçekleşti.

 En son ne zaman bir sorun duydunuz?

 Yahudi sorunu?

 Rajneesh sorunu?

 Bu nasıl bir saçmalıktır?

 Bu eyalette neler döndüğünü bilmek istiyorum.

 Önceden meclise “sirk” denmişti.

 Şimdiyse ben “hayvanat bahçesi” diyorum, en azından sirk hayvanları eğitimlidir.

 Tüm birimler, federal, eyalet, bölgesel ve yerel seviyede organize ve birleşikti.

 Başsavcınız, bölge yöneticileriniz, kapalı kapılar ardında Rajneeshee’lere karşı birçok politika belirlediler.

 Şimdi onlara gidin, gelip bana uzlaşmadan söz etmeyin.

 Sheela gibi birisi, topluluk yok edileceği için kendini kaybetmişti.

 Bu tahminler doğruydu.

 Bu zulüm sona ermeli.

 Herkese karşı, tüm ırklara, tüm dinlere karşı zulüm durmalı.

 Bu eyalet bunu yapmaya hazır olmadığı sürece, Rajneeshee’ler durmayacak.

 Bir süre sonra, Sheela odak noktası oldu.

 Ve bu neredeyse kazaen oldu.

 Bhagwan evine çekildi ve onu görmedik.

 Sheela öne çıktı.

 Zamanla kendimi ona gitgide daha çok adadım.

 Bhagwan’a olan bağlılığım yayıldı ve Bhagwan’la beraber Sheela’yı da içine aldı.

 Bilmezsiniz, Sheela asla  O içinden geldiği gibi davranır, hem de çok.

 Duygularıyla hareket eder.

 Rüzgârla hareket eder, günün saatine göre hareket eder.

 Bu tuhaf, hepiniz beni bir şekilde sözcü olarak görüyorsunuz ama beni kişisel olarak hiç tanımıyorsunuz.

 Çünkü insanlar kişiliğimi çözemiyorlar.

 Ben sandığınız kişi değilim.

 Jesus Grove, Sheela’nın eviydi.

 Zaman geçtikçe, eklemeler yapıldı.

 Çok büyük bir yaşam alanına dönüştü.

 Sheela, işine yarayan insanları o eve yerleştirdi.

 Eğer Jesus Grove’da yaşıyorduysanız, Sheela’nın emrindeydiniz.

 Jesus Grove önemli kişilerin zaman geçirip önemli kararlar aldığı bir yerdi.

 Onlara Sheela’nın teğmenleri diyorlardı.

 Onun her sözüne uyan bir grup vardı çünkü Sheela her akşam gidip Bhagwan’la buluşuyordu.

 Geceleri, Sheela’ Rajneesh’le görüşmeyi hiç kaçırmazdı.

 Bhagwan’la buluşurken, yanında kimse olmuyordu.

 Dini ve Rajneeshpuram’la ilgili diğer meseleleri konuştukları söyleniyor.

 Sheela’nın akşamları Bhagwan’la görüşmesinden dönüp, bize bir nevi hikâyeler anlatması bir gelenek olmuştu.

 Bize Bhagwan’ın söylediklerini anlatıyor, bizden istediklerini, bir daha ne yapacağımızı, neden yapacağımızı anlatıyordu.

 Ve ben kendimden geçiyordum.

 En çılgınca hayallerimde bile, Bhagwan’a bu kadar yakın bir konumda yer alacağımı düşünemezdim.

 Bir noktada, yatakta derin uykudayken gece saat 23.

00’de uyandırıldım, ve bana Jesus Grove’a gitmem ve ağdamı götürmem söylendi.

 Sheela bacaklarına ağda yapmamı istedi, ben de yaptım.

 Bundan kısa bir süre sonra, Sheela beni evine aldı.

 Sorunlarla daima bir birim olarak yüzleşirdik.

 Bu sorunu nasıl çözebiliriz?

 Biz ne kadar yaratıcı olduysak, politikacılar bize karşı o kadar yıkıcı oldu.

 Kendimizi korumak, kendimizi sakınmak, hayatta kalmak için adımlar atmaya bizi zorlayan, onların nefretiydi.

 Eli kulağında bir duyurunuz olduğunu anlıyorum.

 -Bu doğru.

 -Herkes sabırla bunu bekliyor.

 Belki bize ne duyacağımızı tahmin etmemizi sağlayacak bir fikir verirsiniz.

 Herkes sabırla bekliyor, aynısını söylerim.

 Siz de sabırla beklemelisiniz.

 Duyurunun büyüklüğüyle ilgili bir ipucu var mı?

 Bu duyuru  Tüm dünyada gerçekleşen ilk proje olacak herhalde.

 -Bunu tekrar edebilir misiniz?

 Üzgünüm.

 -Dünyada herhalde ilk bizim gerçekleştireceğimiz bir proje olacak.

 Bir dünya projesi olacak.

 İnsanlar Sheela’nın odasında buluşmaya başladı, insanları getirmek için bir plan geliştirildi.

 WASHINGTON D.

C.

 Yarın gelmek için en iyi zaman ne zaman?

 Yapman gereken şey, hemen şimdi burada otobüs biletleri var.

 LOS ANGELES Phoenix’te ve San Diego’daydım, evsiz barınaklarına gittim, bir Greyhound otobüsünün kapısını açıp, “Gelin, bize katılın.”

 diyordum.

 DALLAS, TEKSAS Oregon’da güzel bir şehir var, yeni gelişiyor.

 Bu oluyor ve bu şehir, dünyanın başka hiçbir yerinde olmayan bir yer.

 -Uyuşturucu yok, değil mi?

 -Yok.

 TUCSON, ARIZONA -İçki içemiyor musun?

 -Günde iki bira alıyorsun.

 -Günde iki bira.

 -Evet.

 Herkes binsin, Rajneeshpuram’a! LAFAYETTE PARKI HAIGHT AND STANYAN SAN FRANSISCO Kadın olmanız, derinizin rengi, gazi olmanız önemli değildi, herkes davetliydi.

 -Nerelere gittin?

 -Her yere gittim, New York, Chicago, Teksas.

 Doğu yakası, batı yakası, güney yakasına ve her yere.

 “Otobüs burada.”

 diyordum, “Gelmek isterseniz, binin.”

 Gitmeye karar verdim, sokaklarda yaşamaktan bıktım.

 Son altı aydır tek yaptığım, sokaklarda yaşamak.

 Tüm Amerika’daki şehirlerden, düzenli bir insan akını gelmeye başladı.

 Politik savaşlar ve mahkeme davaları.

 Bir Hint guru ve müritlerinin 1981’de buraya yerleşmesinden beri, Oregon eyaleti pek nirvana halinde değil.

 Son çatışma, evsizleri dâhil eden bir programla ilgili.

 Biletleri nereden alıyoruz?

 Bu evsizlere Rajneesh kompleksine ulaştıktan sonra ne olduğu bir Rajneesh sırrı olarak kalıyor.

 Bu insanlara bakıyorduk.

 Bu toplumdan dışlananları, konuklarımız olmaya davet ettik.

 Hindistan’da, bir konuk geldiğinde, bir tanrının kılık değiştirmiş hali olabilir.

 Biz onları temizledik, açık yaralarını temizledik, ücretsiz diş bakımı sağladık, gözlerini muayene ettik.

 Onlara özgüvenlerini geri verdik.

 Şu ana kadar, toplum bu insanları hayatları boyunca taciz etti, ben dünyada daha önce hiç görülmemiş bir durum yaratmak istedim.

 Oregon tepelerinden geldik, hep beraber geldik ve Oregon tepelerinde buraya kalmaya geldik.

 Jesus Santos, Colorado Eyalet Hapishanesi’ndeki altı aylık cezasını geçen sene tamamladı.

 Bu bir toplum hissi sağlıyor ve bana benimle ilgilenen insanlar sağlıyor.

 Bu hayatım boyunca sahip olmadığım bir şey.

 Bence bu yalnızca insanların değil, aynı zamanda tüm dünyanın ihtiyacı.

 Ben şehir çocuğuyum, ama bilirsiniz, bunu çocukluğumdan beri hep yapmak istemişimdir.

 Güzel.

 Bayılıyorum.

 Kesinlikle.

 Hiç şüphe yok.

 Bilmiyorum, dışarıda başka bir şey yok.

 Burası gerçekten çok güzel.

 Bhagwan’ı takip etmeye karar verdim çünkü bu bir his.

 Sanırım buradaki herkesin hissettiği bir şey.

 Burada o kadar güzel olan nedir?

 Burada suç yok.

 Sokakta yürürken bıçaklanmak veya vurulmaktan korkmanıza gerek yok.

 Bunu açıklamak zor.

 Bu insanların hayatında kısa bir sürede çok önemli değişimler gördüm.

 Bu beni çok şaşırttı.

 Değiştiler, açıldılar.

 Ruhani olarak kendilerini keşfetmeye başladılar.

 Tüm basın burada mı, Isabel?

 Evsiz dediğiniz insanlar, terk edilmiş, suçlu ya da ayyaş dedikleriniz, öyle değiller ve saygı görüyorlar.

 Onlara saygı gösterirseniz, onlar size on katını gösterir.

 Birleşik Devletler’deki her büyük şehirden toplanıyorlar.

 Bu çabalar, ülke çapında dikkat çekiyor.

 Washington D.

C.

‘de Rajneeshee’ler, yiyecek, barınak ve Oregon’a bedava otobüs yolculuğu vaadiyle evsizleri toplamayı sürdürüyor.

 Evsizler, Rajneeshpuram’a akın etmeye devam ediyor.

  Oregon’a akmaya devam ediyorlar.

 Rancho Rajneesh’te bir sözcü bugün beş otobüs dolusu evsizin daha geldiğini söyledi.

 39 günde Rajneeshpuram’a 3500 evsiz geldi.

 Gelecek hafta, evsizlerin sayısı Rajneeshee’leri ikiye katlayacak.

 Hepsi, Rajneeshee topluluğunun bir parçası olacak, onları birleştiren ortak güvene dayalı inançları var, artık evsiz değiller.

 Amerika kalbini kaybetti.

 Kalbi artık burada, Rajneeshpuram’da.

 Dışarıda değil.

 Rajneeshpuram artık Amerika’ya, “Bize yorgunlarınızı, fakirlerinizi, özgür olmak isteyen evsizlerinizi getirin.

 Onları Ellis Adası’ndaki gibi aşağılamayacağız.

 Chicago ve New York’taki gibi fabrikalara koyup köle gibi günde 12 saat çalıştırmayacağız.

 Onlara saygıyla yaklaşacak, güzel evler vereceğiz.

 Güzel kıyafetler, yeni bir yaşam vereceğiz.

 Biz buna sahibiz.

 Eğer   Amerikan ve demokratik olan bir şey varsa, o Rajneeshpuram’dır, dış dünya değil.

 Burası evimiz ve çok seviyorum.

 Sağ olun.

 Çiftliğin iki kat büyümesiyle, Antelope değişmeye başladı.

 Orada yüzlerce, binlerce evsiz vardı, kimse nedenini bilmiyordu.

 İki hafta önce, evsizler Rajneeshpuram şehrine varmaya başladı ve bugün, çoğu Wasco Bölgesi sakininin aklındaki soru şu: “Neler oluyor?”

 Ne yapabilirler bilmiyorum.

 Bilinmezden korkuyoruz.

 HAZEL PHILIPS BÖLGE SAKİNİ Daha sonra ne yapacaklarını bilmiyoruz.

 Bu bilinmiyordu ancak insanlar onların delirdiğini düşündü.

 Evsizler geliyordu.

 Boş arsalarda veya insanların garajlarında, bir arabanın altında ve başka yerlerde uyuyorlardı.

 Burası deliler için bir mıknatıstı.

 İnsanların, onların gerçekten ne yaptıkları hakkında hiç fikri yoktu.

 Çoğu Wasco’lu, teklifin gerçek olamayacak kadar iyi olduğunu düşünüyor.

 Kendilerine neden güneydeki Rajneeshee komşularının birden bu kadar cömertleştiğini soruyorlar.

 Ülkenin her yerinden, altı bin komşu.

 Evsizler buraya getiriliyor, onlara yiyecek ve başlarını sokacak bir dam veriliyordu, tek yapmaları gereken oy vermekti.

 WASCO BÖLGESİ’NE GİRİYORSUNUZ JOHN DAY NEHRİ WASCO BÖLGESİ 1984 SEÇİMİ ’84 seçimleri, Rajneeshpuram’ı kapatmak için bir komplo gibiydi.

 Politikacılar, Rajneeshee karşıtı Cumhuriyetçilerden kurulu bir komisyon seçmeyi planlıyordu.

 JOANNE BREWER KOMİSYON ADAYI Bhagwan Sheela’ya Wasco Bölgesi’ni alma vaktinin geldiğini söyledi.

 Wasco Bölgesi’nde üç Rajneesh temsilcisi olmalıydı ve onu çok zorluyordu.

 Bu noktada, eğer yasaların izin verdiği ölçüde bu evsizleri getirerek kendimizi korumasaydık, aptallık etmiş olurduk.

 Bu gece ilk defa, Rajneeshee’ler açıkça Kasım seçimlerinde Wasco Bölgesi temsilcilerinden ikisini kendi adaylarından seçtirmeyi planladıklarını açıkladılar.

 Haftalarca reddettikten sonra, Ma Anand Sheela, Rajneeshee’lerin Wasco Bölgesi yönetimini ele geçirme hedeflerini açıkladı.

 Bu ele geçirmenin, topluluğun nefsi müdafaası olduğunu söyledi.

 -Wasco Bölgesi’ni mi istiyorsunuz?

 -Kesinlikle.

 Seçim kampanyasına çıkan ilk kişi olacağım.

 Kaynama noktasına ulaşması gerekiyor, ki tek seferde buharlaşıp gitsin.

 MA ANAND SHEELA RAJNEESH SÖZCÜSÜ Ancak kaynama noktası, birilerinin yanacağı anlamına geliyor.

 Ne olmuş?

 İnsanlık için küçük bir yanık, buna değer.

 Her gün, yeni evsizler gelmeye devam ediyor.

 SEÇMEN LİSTESİNE BUGÜN ADINIZI YAZDIRIN Kaç Rajneesh oyu verileceği, seçim gününe dek bilinmeyecek.

 Tüm gaziler! -Tüm gaziler, masaya lütfen! -Tüm gaziler.

 Bu, dün geceki toplantının Rajneeshee kaydı.

 Rajneeshee’ler evsizlerle beraber yedi bin kişi olduklarını söylüyor.

 Evimize geldik ve doğru şeyi yaptık.

 Efendimiz bizi, neo-kolonici, emperyalist, teknokratik Birleşik saldırı Devletleri toplumundan korumak için eve getirdi.

 Orada Hristiyan olduğunu iddia eden pek çok kişi var.

 Bize tanıdığınız bu fırsatı vermediler.

 Beni istemediklerini söylediler.

 Bir evimiz var, onu koruyalım.

 Onu istemeyenler, defolup gidebilirler! Tüm bu insanları, ülkenin dört bir yanından altı bin kişiyi getirmeleri, aniden şu gerçeği gözler önüne serdi: Antelope’u ele geçirdiklerinde, bu Antelope’un sorunuydu.

 Şimdi Wasco Bölgesi’ni ele geçireceklerdi.

 Bu Wasco Bölgesi’nin sorunundan biraz daha büyük olabilirdi çünkü bölgeyi ele geçirince, sırada eyaleti ele geçirmek mi vardı?

 İyi akşamlar.

 Wasco Bölgesi halkı, Rajneeshee’lerle savaşmak üzere bu gece toplandı.

 İki bin kişiyle bu, en büyük Rajneesh karşıtı toplantıydı.

 Öfkeli, rahatsız ve korkmuşlardı.

 Rajneeshpuram’da yakın zamanda yaşanan gelişmeleri kendilerine, arkadaşlarına ve eyaletlerine tehdit olarak görüyorlar.

 Bu akşam pek çok kişi Dalles Lisesi koridorlarını doldurdu.

 İçeride, konuşmacılar Wasco Bölgesi halkına neden oy vermeleri ve neden öfkeli olmaları gerektiğini anlattı.

 Bu insanları Oregon eyaletinin  ROBBIE ROBINSON TOPLANTI ORGANİZATÖRÜ  orta bölgesine getirdiler.

 Şimdi herkese şunu söylemek istiyorum, sadece 570-800 oy veren kişinin olduğu bölgelerde, onları durdurmanın bir yolu yok.

 İşin bittiğini düşündüm.

 Altı bin kişi blok halinde oy verirse, onları yenemezdiniz.

 Gelecek 15 sene içerisinde, 2000 senesinden önce, eyaletin kontrolünü ele geçireceklerini söylediler, bu çok büyük bir tehdit.

 Bizim seçim yasalarımızda  Bundan gerçekten korkuyorum.

 Altı veya yedi bin oyları varsa, bağımsız bir adayı güçlü bir biçimde destekleyebilirler.

 Onlar yenilmeyi sevmeyen bir grup.

 Rajneeshee’lerin Wasco Bölgesi’ni ele geçirmesi mümkün mü?

 Wasco Bölgesi’ni kolayca ele geçirebilirler, evet.

 Bakanlık ile çalışarak, sadece Oregon’daki meşru seçmenlerin, Oregon’da ikamet etmiş ve etmeye niyetli kişilerin oy vereceğinden emin olacağız.

 İnsanlar nasıl otobüsten inip yasal olarak oy verebiliyor?

 Seçim gününde 18 yaşında bir ABD vatandaşı ve 20 gündür Oregon eyaletinde yerleşikseniz oy kullanabilirsiniz.

 Bakanlık olarak yapabileceğimiz çok az şey var çünkü Oregon oy vermenin en kolay olduğu yer.

 Diyelim ki en kötü korkularınız gerçek oldu ve tüm bu insanlar gidip oy verecekler.

 Daha önce de dediğim gibi, bunu mümkün kılan yasayı geçirdiniz.

 Sizi sevmedikleri için oy vermezlerse?

 Amerikan yöntemi, değil mi?

 Yasalara bakınca otobüslerin gidip gelmesi ironik.

 WAYNE FAWBUSH OREGON EYALET TEMSİLCİSİ Ve bu aşamada Oregon yasaları buna engel olmuyor.

 Amerikan yönteminde, Anayasa’ya uyulması gerekiyor.

 Oy vermek isteyen herkesin oy kullanabilmesi gerekiyor.

 Bugün, Cumhuriyetçi Donna Zajonc saldırıya geçti.

 Sadece oy kullanma kurallarına meydan okumuyor, başsavcının da, yakın zamanda gelen evsizlerin, Wasco Bölgesi’nde oy kullanabilmesinin Anayasa’ya aykırılığını araştırmasını istedi.

 Seçim yasalarını ihlal eden herkes farkına varmamız halinde ceza alacak, başarılı biçimde işlem gerçekleştirmek için gereken her adımı atacağız.

 Suç yoktu, öyle dedim.

 Suç yoktu.

 Bu, oy verme niyeti ile ikamet.

 Ortada suç yoktu.

 Kesinlikle.

 Taşındılar, buraya getirildiler, topluluğun amacına yakın hissettiler ve oy vermek istediler.

 Belki yıllardır oy vermeyen bu insanlar gelir gelmez, oy verme haklarının tehdit altında olduğunu görünce, dediler ki: “Lanet olsun, oy vereceğim.”

 Evsiz, başıboş olduğumu söyleyip haklarımı almaya çalışıyorlar.

 Bu benim doğuştan gelen hakkım, oy kullanabilirim.

 Geldiğim bu yerde “Oy veremezsin.”

 diyorlar.

 Oraya gidip oy vereceğim.

 Biz Amerikalıyız! Hepimizin hakkı var, doğuştan gelen oy kullanma hakkı.

 Gelecek Pazartesi, Rajneesh karşıtı grup, Salem’de yürüyerek Rajneesh etkinlikleri nedeniyle Vali Atiyeh’in olağanüstü hal ilan etmesini isteyecek.

 Amerika’mız yok ediliyor, Tanrı’dan korkmayan, sadece parayı önemseyen insanlar tarafından satılıyor.

 Amin! Ama söylemek isterim ki, sahip olduğumuz özgürlük parayla değil, önderlerin kanıyla ödendi.

 Vali’yi, Rajneeshpuram’ı hak ettiği gibi var olmayan bir şehir ilan etmeye ve bu tarikatı ordusunun elinden silahlarını almaya davet ediyoruz.

 Valilerinize, başsavcınıza, oradaki tüm bağnaz domuzlara söyleyin.

 Halkımızdan bir kişiye dokunurlarsa, oradan 15 kişinin kafasını alırım.

 Size diyorum ki, bölgeniz o kadar bağnaz ki ele geçirilmeyi hak ediyor.

 THE DALLES, OREGON SEÇİME 42 GÜN KALA SAAT 10 HABERLERİ Rajneeshee’ler ve Wasco Bölgesi’ndeki oylamayla ilgili büyük gelişme.

 -Herkese iyi akşamlar, ben Kim Singer.

 -Ben Gary Hill.

 Rajneeshee’ler, bir otobüs dolusu evsizi, seçmen olarak kaydetmek üzere The Dalles’a götürdü.

 Onları bir sürpriz bekliyordu.

 Rajneeshee evsizleri, seçmen kaydı için The Dalles’a geldiler.

 Onları Wasco Bölgesi kâtibi Sue Profit karşıladı.

 Bir bildiri okuyacağım.

 Herkes beni duyuyor mu?

 -Evet.

 -Tamam, lütfen dikkatlice dinleyin.

 “Kasım genel seçimlerinde oy vermek için, Wasco Bölgesi’nde kayıtlı seçmenler konusunda hile yapılması için organize çabalar olduğuna inanmamı sağlayan sebepler olduğundan, Wasco Bölgesi’nde yeni seçmen kayıtlarının tümüyle reddedilmesine karar verdim.”

 Otobüsteki 30 Rajneeshee ve evsiz, kaydolmaya gittikleri ofisten geri çevrildi.

 Bölge, oy verme hakkını askıya aldı.

 Bu ABD’de sadece birkaç kez olmuştu, gördüğüm en küstah ve güçlü biçimde.

 Buna gerçekten çok sinirlendim.

 Bu insanlar, Anayasa’yı nasıl böyle çiğneyebiliyorlardı?

 İnsanlar tüm gününü harcayıp buraya geliyor, oy verme haklarını reddediyorsunuz.

 Bu yasanın iğrenç bir yorumu ve bunu bilmelisiniz.

 Amerika’ya olabildiğince katkı verdik.

 Bizler, Amerikalı olduğumuz için, politik sisteme katılmak ve vazgeçilmez hakkımızı kullanmak istiyoruz.

 Bu vazgeçilemez bir hak.

 Neler olacağını bilmiyorum ama iyi olmayacak.

 Sanki topluluğun ortasında bir bomba patlamış gibiydi.

 Bölge yönetimi, bu insanların seçmen kaydını reddetmişti.

 Bu bir felaketti.

 Binlerce evsiz, tam bir karmaşa yaratıyordu.

 Topluluğun tam ortasında bir eşek arısı kovanı olduğu ortaya çıktı.

 İçlerinden biri, çok iri bir adam, tamamen çıldırmış ortalığı dağıtıyordu, bir şeyler kırıyor, çığlık atıp bağırıyor, arabaları durdurup sürücü kapısını açıyor, şoförleri indirip yere atıyordu.

 Sheela olanları duydu.

 Evinden çıktı, doğruca gidip onunla konuştu.

 Ağzından köpükler saçılıyordu.

 Beni boğazımdan yakaladı.

 Ve beni öldürmek istedi.

 Onu boğazından yakaladı, havaya kaldırdı ve vahşice sarstı.

 Tüm Barış Gücü, kimse hareket edemedi, ileri adım atamadı.

 O gün öleceğime emindim.

 O sırada doktorlardan biri geldi, sakinleştirdiler.

 Bir arabaya koyup, Rajneeshpuram dışına, çiftliğin dışında bir banka bıraktılar.

 Kaosu azaltmak amacıyla, bu durumla başa çıkmak için, tüm evsizlere sakinleştirici vermeye karar verdiler.

 Bir yatıştırıcı olan Haldol, evsizlere akşam yemeğiyle verilen biraların içine koyuldu.

 Kimse bunu isteyip istemediklerini sormadı.

 İlaç verildiğini bilmiyorlardı.

 Burada kameraya bir şey söylemek istiyorum.

 Çok güzel biranız var.

 Tüm bu saldırılar devam ediyordu ve iyi görünmüyordu.

 O ana dek, bizi birkaç kez engellemişlerdi.

 Sheela onlara karşılık vermek istiyordu.

 Sheela, seçimi kazanmanın olası başka yollarını bulmak için farklı insanları odasına çağırdı.

 Konuşmalar çok tuhaf bir hâl aldı.

 Sheela kendisini bu insanların annesi olarak tanımladı.

 Sonra bilindik Sheela tarzında bir konuşma yaptı.

 O kadın, o şıllık, hayatının en büyük hatasını yaptı.

 Neden biliyor musunuz?

 Çünkü korkuyor, altına yapıyor.

 Parmağımla onları gösteriyorum, bunu yapamadılar.

 Sizi bir insan olarak kabul edecek cesaretleri yoktu ve siz onlar için savaşmıştınız! Onlar için savaştınız! Ben sizin için savaşacağım! Efendiye itaat, taşranın ortasındaki o şehre itaat, bazı insanların Sheela’nın onları yapılmaması gereken şeyleri yapmaya yönlendirmesine neden oldu.

 Artık numaralarla yolunu bulmak, bağırarak ya da zorla istediğini elde etmek yerine işler değişmişti.

 Artık istediğini elde etmek için insanları öldürmekten, ortadan kaldırmaktan söz ediliyordu.

 Nefesimi tutuyor ve bunun gerçek olmamasını umuyordum.

 Hepimizin içinde bir karanlık var.

 Hepimizin karanlık bir tarafı var.

 Bu insan doğasının bir parçası.

 Bu sizi kötü biri yapmaz.

 Alt yazı çevirmeni: Kadir Daniş||

4. BÖLÜM

DAN DUROW 1981 Temmuzunda Wasco bölgesinde baş şehir plancısı olarak  ŞEHİR PLANCISI  işe alındım.

 Çiftliğe birçok ziyaret yapmamız, nelerin inşa edildiğine bakmamız  RAJNEESH BİNASI BÖLGE YÖNETİMİ TARAFINDAN KONTROL EDİLDİ  ve sonra tebligat göndermemiz gerekiyordu.

 Bu ziyaretler pek de keyifli değildi.

 Antelope’un dışına çıkar çıkmaz midenize kramplar giriyordu.

 Sadece şerif yardımcısıyla gitmemiz gerekiyordu.

 Ayrıca kıyafetlerimizin altına kurşungeçirmez yelek giyiyorduk, çünkü silahlı bir sürü adam vardı.

 Birçok evsiz dolaşıyordu.

 Biz de oraya teftiş için gidiyorduk.

 Yolda bir virajda bir kamyonun arkasında kaldık.

 Bunun bir tezgah olduğunu düşünmemiştik.

 Yolu kapatıyorsunuz.

 Fotoğraf çekmeye çalışıyoruz -ve siz bize engel oluyorsunuz.

 -Özür dilerim.

 Yolu çok etkili biçimde mi kapatıyorlar?

 Yolu kapatmada harika bir iş çıkardılar.

 Daha iyisini yapamazlardı.

 O sırada Sheela geldi, ben de “Burası bir sirke dönüyor.”

 dedim.

 Sheela, bu bir kaza mı?

 Bilmiyorum.

 Şimdi geldim.

 Ne yapmamı bekliyorsunuz?

 Yeni geldim.

 Bir bakayım.

 İlerlemek mi istiyorsunuz?

 O zaman bir bakayım.

 Bu şaka mı?

 Dalga mı geçiyorsunuz?

 Hayır, dalga geçmiyorum, ciddiyim.

 Burada bir sürü insanımızın hayatı söz konusu.

 Bu bir şaka değil.

 Ana yoldan saptık, çevresini dolaştık ve hemen alana geldik.

 Önümüzde üç tane geniş bina vardı.

 İçeri girmek istedim, bu yüzden arabadan indik.

 K.D. hemen önümüze park etti.

 “Bu binaya girmek istiyorum.”

 dedim.

 “İçeride sadece temizlik malzemeleri var, bakmanıza gerek yok.”

 dedi.

 Sonra “Zaten kilitli, anahtarı bende değil.”

 gibi laflar etti.

 Bu sözler hâlâ kulağımda.

 Ne yapacağımızı bilemiyorduk ve hava kararıyordu.

 Kendi güvenliğimiz için The Dalles’a dönmeye karar verdik.

 Arabaya bindik ve oradan ayrıldık.

 O zamandan beri bunu sık sık düşünürüm.

 O gün ısrarcı olsaydım, acaba neler olurdu?

 Sonradan ortaya çıktığına göre orası laboratuvarlarıymış.

 SEÇİME 28 GÜN KALA THE DALLES, OREGON Sağlık yetkililerinin kafası karışık.

 Semptomların böyle hızlı ilerlediği bir vaka görmediklerini söylüyorlar.

 Hafta sonu, hastalığın nedenini bulmaya çalışacaklar.

 Bu arada, semptomların görüldüğü kişilerin bölge sağlık müdürlüğüne acilen başvurmasını istiyorlar.

 Wasco Bölgesi Sağlık Müdürlüğü’nün telefonları iki gündür aralıksız çalıyor.

 Arayanlar hasta.

 Kusuyorlar, başları ağrıyor ve ishaller.

 Herkes korkuyor.

 Onları suçlayamam.

 Ben de korkuyorum.

 Ne olduğunu bilmediğim şeyler olsa ben de dışarı çıkıp yemek yemek istemezdim.

 TACOTIME SALSAS Eyalet Sağlık Bölümü’nden bir müfettiş bu öğlen the Dalles’a geldi.

 Bu gizemli gıda zehirlenmesine yol açan şeyi bulmak için Georgia, Atlanta Hastalık Kontrol Merkezi’nden müfettişin bugün veya yarın gelmesi bekleniyor.

 SPOOKYS Oregon kongre üyesi Jim Weaver, hükûmet kurumlarının sorunu  JIM WEAVER ABD KONGRE ÜYESİ (DEMOKRAT PARTİ)  ele almasının zamanı geldiğini belirterek oturum planlıyor.

 Tuhaf şeyler oluyor.

 “Sakin olun.”

 demek işe yaramaz.

 Oturumun bir nedeni de bu.

 Federal kurumlara ne yapabileceklerini soracağım.

 Sayın Başkan.

 “Sayın Başkan, Meclise anlatacağım tuhaf ve dehşet verici bir hikâyem var.

 Zehirlenen bir kasabayla ilgili.”

 Böyle korkunç bir şeyi kim yapar?

 Bütün bir kasabayı kim zehirler?

 700 kişi ölümcül şekilde hasta.

 The Dalles’ta bir manyak mı dolaşıyor?

 Bu kasabaya saldıracak nedene ve doğuştan bir yeteneğe sahip bir kişi ya da kişiler olması gerek.

 Çünkü bu gerçekten oluyor.

 Aslında şunu söyleyeyim, Ma Anand Sheela baş belasının tekiydi.

 DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

SKIPPERS DENİZ MAHSÜLLERİ VE BALIK ÇORBASI -The Dalles’ta salmonella salgını.

 -Salmonella aşırı susuz kalmaya neden olduğu için çok ciddi olabilir.

 Salmonella salgını  Gizemli salgın 750 kişiyi hasta etti.

 750’den fazla kişinin gıdadan zehirlenmesi.

 Salmonella yüzünden bu kadar çok sayıda insanın hastalanması görülmemiş bir olaydı.

 Ve bu sayı yükselmeye devam ediyordu.

 Tam bir kaos hâkimdi.

 REKREASYON MERKEZİ BOWL REKREASYON MERKEZİ Ortalıkta bütün bir kasabayı zehirleyen biri var.

 Bu kadar korkunç bir eylemi yapabiliyorlarsa, her şeyi yapabilirler.

 Önce midem bozuldu.

 Sıtma tuttu, sürekli titriyordum.

 Sonra o kadar üşüyorsunuz ki hiç ısınamıyorsunuz.

 Damadım bu sabah hastaneye kaldırıldı.

 Kızım da çok hasta.

 Hamile olduğu için onun için çok endişeliyiz.

 İnsanlar onar onar, sonra yüzer yüzer hastalanmaya başlayınca, sağlık müdürlüğünde bir komuta merkezi kurduk.

 Neler olduğunu izlemeye başladık.

 BURGERVILLE ABD İnsanların nerede ve ne yediklerinin bilgisi, hiçbir belirli kaynağa işaret etmiyordu.

 Sanki her yere yayılmış gibiydi ve kimse, Hastalık Kontrol Merkezindekiler de neler olup bittiğini anlayamıyordu.

 Evet, hiçbir şey bilmiyorduk.

 Gerçeklerin ne olduğuna dair parçaları birleştirmek için eski usul sıkı bir soruşturma yürütüyorduk.

 Şu ana kadar üç restoranın salgınla bağlantısı saptandı: Arlo’s, The Portage Inn ve Shakey’s.

 Ancak sağlık görevlileri, hastalığın bir müşteriden mi personelden mi yayıldığını bilmiyor.

 The Dalles’taki eyalet müfettişlerinin vardığı ilk sonuç, çiğ gıdalara, hasta personelin hastalık bulaştırdığı yönünde.

 Sağlık yetkilileri suçu yemek hazırlayanlara attı.

 Birçok restoran çalışanının aynı evde yaşadığı biliniyor.

 Dolayısıyla bir tür bulaşma zincirinin olduğunu düşünmek akla yatıyor.

 Restoran çalışanlarının daha iyi eğitilmesi öneriliyor.

 Ben de dedim ki, “Bu duyduğum en aptalca şey.

 Restoran çalışanlarının bununla bir ilgisi yok.”

 Bütün bir kasabanın zehirlenmesi, ülkemizdeki en büyük terörist eylemlerden biridir.

 O sırada ofiste farklı insanlar, Rajneeshee’lerin bu işle ilgisinin olduğu konusunda farklı derecelerde emindi.

 Rajneesh Tıp Şirketinin Rajneeshpuram’da tam teşekküllü bir laboratuvarı var.

 TEMSİLCİLER MECLİSİ Sadece bir sabotaj gerçekleştiği sonucuna varabiliyorum.

 Bugün, Rajneeshee’ler Weaver’a veryansın etti.

 Rajneesh Tıp Şirketinin sözcüsü, Weaver’ın konuşmasının çirkin ve tamamen kasıtlı olduğunu söyledi.

 Kesinlikle doğru değil.

 Bu çirkin ve korkakça bir yalan.

 Jim Weaver ülkenin diğer ucundan, kendi eyaletindeki bir dini azınlığa saldırdı.

 Bu alçakça ve haince bir şey.

 Burada Rajneesh Tıp Şirketi hedef alınıyor.

 Aynı zamanda hukuk departmanını da koordine ediyordum ve halledilmesi gereken bazı sorumluluklarım vardı.

 Desteklemek için Sheela tarafından gönderildim.

 Öfke doluydum ve aynı Sheela gibi davrandım.

 Ve bulaştıracağız.

 Sadece The Dalles’a, Portland’a, Salem’a değil, yalnızca bütün Oregon eyaletine değil, bütün Amerika Birleşik Devletleri’ne değil tüm dünyaya Rajneeshee’ler neşeyi ve kahkahayı salgın düzeyinde bulaştıracak.

 Ve kıyamet koptu.

 Bütün eyalet çıldırdı.

 Beni deli gibi göstermeye başladılar.

 The Oregonian gazetesinin ilk sayfa haberi, “Weaver yine tutarsız ve abuk subuk konuşuyor.”

 diye başlıyordu.

 18 yaşındaki kızım bile çok eleştirildiğim için deli olduğumu düşünüyordu.

 Kimseyi suçlayacak hiçbir doğrudan delilim yok.

 Bunu açıkça ifade edeyim.

 Kimseyi suçlayacak hiçbir doğrudan delilim yok.

 Ama kendi fikirleriniz var mı?

 Kendi fikirlerim var, buna hiç şüphe yok.

 Bill Bowerman ofisime geldi ve dedi ki, “Jim, bu insanların katil ve acımasız olduklarını biliyor musun?”

 Bunun üzerine, “Hey, dur bakalım.

 Bu konuda kimse bir şey yapmıyor, bu yüzden ben yapacağım.”

 dedim.

 Ve incelemeye başladım.

 Sheela gerçekten çok zor bir durumda kaldı.

 Çünkü Bir-Yuva-Paylaş projesi çöküyordu.

 Sheela epey sarsıntılı bir zeminde kaldı.

 Bhagwan Sheela’ya ilçe komisyonuna Rajneeshee’lerin seçilmesi gerektiğini söyledi.

 Sheela bunu çok ciddiye aldı, çünkü bu onun Bhagwan’ın sekreteri olarak devam edip etmeyeceğini belirleyecekti.

 O zamana kadar, kendi çaplarında zengin birtakım insan Rajneeshpuram’a gelmişti.

 Hollywood ahalisi olarak biliniyorlardı.

 Bu son derece radikal bir durumdu.

 Sheela’nın Bhagwan’ın sekreteri olarak konumu tehlike altındaydı.

 HOLLYWOOD HILLS Los Angeles’ta üst düzey, iyi eğitimli profesyonellerin Hindistanlı bir guruyu takip ettikleri ve güney Kaliforniya’daki meditasyon merkezlerini desteklemek için para verdiklerini duyunca, daha fazlasını öğrenmek istedik.

 Yeni bir grup vardı, adları Hollywood ahalisiydi, Hasya grubun merkezindeydi.

 Her zaman en iyisini istedim.

 MA ANAN HASYA RAJNEESHE Kendime en iyinin ustası diyebilirim.

 The Godfather’ın yapımcısı Al Ruddy’yle evliydi.

 45. GELENEKSEL AKADEMİ ÖDÜLLERİ Ve kazanan  Albert S. Ruddy, The Godfather.

 Hasya yumuşak huylu biriydi, çok para kazanıyordu ve güzeldi.

 Kocaman bir evleri vardı.

 Akdeniz tarzında büyük beyaz bir yapıydı.

 Büyük bir yüzme havuzu vardı.

 Hatta ben de oraya birkaç kez gittim.

 Çok eğlenceliydi.

 Bhagwan için para toplamak üzere Hollywood’da parti vermeye başladılar.

 John Bhagwan için Batı Hollywood’daki bu evi aldı.

 Burası Sannyasin arkadaşlarının meditasyon yapıp para toplaması için mükemmel.

 İnsanların gelip “vay canına” diyebilecekleri, onun Los Angeles’taki özünü ifade edebilecekleri bir yol arıyoruz.

 Bir işe alım merkezi gibi kullanılıyordu.

 Varlıklı insanlar partilere davet ediliyor ve üstada teslim olmanın coşkusu onlara tanıtılıyordu.

 Hollywood ahalisi Bhagwan’a muhteşem mücevher broşürleri göndermeye başladı.

 CARLYLE’NİN MÜCEVHERLERİ Sheela ona asla göstermezdi çünkü bunları isteyeceğini biliyordu.

 O sanki, parlak şeyleri toplayan bir kuş, bir karga gibiydi.

 Hollywood’dan insanlar ona elmas bir saat aldı.

 Değeri bir milyon dolardı.

 O da hepimiz gibi güzel şeyleri seviyor.

 Dahası, müritleri ona her şeyin en iyisini vermek istiyor.

 John, Bhagwan’a ne kadar para verdiğini düşünüyorsun?

 Birkaç yüz bin dolar.

 -Hasya?

 -Ben de birkaç yüz bin dolar.

 O zamana dek, Hollywood’dan insanların Bhagwan’a doğrudan erişimi vardı.

 Bhagwan’a erişmek her şeydi.

 O da onları Sheela yanlarında olmaksızın zaman geçirmek için davet ederdi.

 Çiftliğe çok yakın bir zamanda gelen Kaliforniyalı zengin bir kadın olan Hasya ortaya çıktığında Sheela kendini tehdit altında hissetti.

 Bhagwan’ı etkileyen başka insanlar da olabileceğinden şüphelenmeye başladı.

 Hatta Bagwan o kadar ileri gitti ki Sheela’yı evine çağırdı ve başka bir kurumun kurulacağını ve bu kurumu Hasya ile John’un yöneteceğini söyledi.

 Bu Sheela’yı gerçekten çok kızdırdı.

 Babamın her zaman şöyle dediğini hatırlarım, “Sen ve Bhagwan, bir arada olmak için yaratılmışsınız.

 Siz ayrılmaz bir ekipsiniz.”

 Bhagwan arkamda olduğu sürece her şeyi yapabileceğimi hissederdim.

 Güven ve sevginin gücüne sahip olurdum.

 Bhagwan’ın vizyonunu, Bhagwan’ın insanlarını korumak varlığımın birinci göreviydi.

 İnsanlarını kendi insanlarım olarak benimsedim.

 Bhagwan’la birlikteydim çünkü ona aşıktım.

 Birlikte büyük bir yolculuğa çıktık.

 Ama ne yazık ki, Bhagwan’ın dikkati dağılmaya başladı.

 Bazı konuşmaları tutarlı olmamaya başladı.

 Davranış değişikliklerini görebiliyordunuz.

 Bhagwan’ın durumu kötüleşmeye başladı.

 Bhagwan Sheela’ya bir kıyamet günü senaryosu anlatmaya başladı.

 Dünya kaosa girecek ve parçalanacaktı.

 Sannyasin’leriyse güvende kalacak, yer altı sığınakları yapılacak yeni insan olarak yeniden doğacak ve vizyonunu sürdüreceklerdi.

 Mantıksız davranışlarını görmeye başladım.

 Bir gün eczacımız çok üzgün bir şekilde bana geldi.

 Yanında doktorunun Bhagwan için yazdığı ilaç reçetesi vardı.

 Dehşete düştüm.

 Bu zengin insanlar grubu, Bhagwan’ı gülme gazı ve valyumun birleşimi olan bir uyuşturucuya alıştırmıştı.

 Bhagwan’la konuşmaya gitmek için akşama kadar bekledim.

 Benim için çok uzun bir gün oldu.

 Çünkü çok üzgündüm.

 Aklıma gelen bütün argümanları sıraladım.

 Uyuşturucu, yasal kurumların bizi kapatması için çok cazip bir nedendi.

 Tam olarak bekledikleri şeydi bu.

 Bhagwan her şeyi duydu.

 Ve dedi ki  “Sen bu işe karışma.

 Bırak Deva Raj işini yapsın.”

 Odasından kalp kırıklığı ve gözyaşları içinde çıktım.

 Bir yandan vizyonunu, öğretisini, komününü ve kendisini korumamı istiyordu.

 Ama şimdi de kalkmış “Sen karışma.”

 diyordu.

 Buna tahammül edemedim.

 O zaman sabrım taştı.

 Birleşik Devletler’de  eğer hükûmet sizi yakalamak isterse   yakalar.

 Herhangi birinin peşinden gitmek ve başarılı olmak için kaynakları ve güçleri vardır.

 Ama bunu kendi topluluğunuza yapmanız, hükûmetin hoşgörülü davranmasına engel olmanız, hatta onun yasalarını, prosedürlerini eğip bükmeniz ve ihlal etmeniz ve bunu tepeden bakan bir tavırla yapmanız.

 Göçmenlik ofisi o topluluğu yok etmek için açıkça bir araçtı, en büyük araç, çünkü Washington DC’den bu adamın peşine düşmek ve ondan kurtulmak konusunda büyük bir baskı vardı.

 ADALET BAKANLIĞI Göçmenlik soruşturması, Başkan’ın siyasi bir bağışçısının Edwin Meese’e mektup gönderip Oregon’daki bu tarikatla ilgili bilgi vermesi ve Osho’dan kurtulmaları gerektiğini söylemesiyle başladı.

 Göçmenlik hizmetlerinden bir yetkili yazdığı notta, “Bu belki bir hayaldir ama yaptığımız baskılar, toplanıp gitmelerini sağlayabilir.”

 diyordu.

 Tarikat karşıtı uzmanlarla zaman geçiriyorlardı.

 Onun dini bir lider olamayacağını çünkü din karşıtlığı öğrettiğini söylüyorlardı.

 Kasım 1982’de, din öğretmeni ve lideri olarak vize için başvurdu.

 Amacı, Birleşik Devletler’de kalması gerektiğine yetkilileri ikna etmekti.

 Statüsünü din çalışanı olarak değiştirmek ve orta Oregon’daki çiftliğinde kalıcı olarak ikamet etmek istiyor.

 Göçmenlik ofisi talebi geri çevirdi.

 ABD GURUNUN TALEBİNİ REDDETTİ Göçmenlik ve Vatandaşlığa Kabul Hizmetleri, Bhagwan’ın statüsünü ziyaretçiden din çalışanına değiştirmeyi reddetti.

 Sınır dışı etme çabaları beklemede.

 Rajneesheel’er ve yetkililer arasındaki sorun, hükûmetin Bhagwan’ın sınır dışı edilmesini istemesiyle başladı.

 Bugünkü protestolar, Rajneeshee’lerle göçmenlik yetkilileri arasındaki bir toplantıyla ilgili.

 O guruyu ve kötü etkilerini şehrimde istemiyorum.

 Göçmenlik ofisi, onun ülkede yasa dışı bulunduğunu biliyor.

 Kanuna uymalarını ve onu atmalarını istiyorum.

 Bhagwan Shree Rajneesh’in sınır dışı edilme emri şu anda gözden geçiriliyor.

 Hindistan’a ne zaman döneceğiyle ilgili net bir tarih yok.

 Reddetmeleri gülünçtü.

 Yaklaşık bir buçuk yıldır sessiz kalması sonucunda, organizasyonunun kendi belgelerinde yer alan görevleri bile yerine getirmediği ve getiremediğini biliyoruz.

 Sizden tek duyduğum bu.

 Eğer daha fazlası varsa, söyleme fırsatını size vermek istiyorum.

 Sorun, bu adamın halka açık konuşmaması mı?

 Dini törenlerde aktif olarak yer almıyordu.

 CARL HOUSEMAN GÖÇ VE VATANDAŞLIĞA KABUL HİZMETLERİ Organizasyon, onun görevlerini tanımlamış ya da görevlerini yerine getirmesini bir yükümlülük olarak belirlemiştir.

 Niren, cevap vermek ister misin?

 Nitelikleri kesinkes uygundu.

 Eğer o bir dini öğretici veya lider değilse kimse değildir.

 Bu beni çok öfkelendirdi.

 Göçmenlik ofisi şu anda “Sessiz olan kişi dini lider olamaz.”

 görüşünden rahatsız durumda.

 “Papanın boğazı şişmişse papa değildir.”

 demek gibi.

 Hiç mantıklı değil.

 Biz şunu öne sürüyoruz: Ortada bir taraf tutma var, önyargı var, dini ayrımcılık var, ırk ayrımcılığı var.

 Onun ülkeden gitmesini ve bu ülkede yasal olarak bulunan müritlerinden kurtulmak istiyorlar.

 O toplulukta gerçekten bir kahramandım.

 Çünkü bir bakıma hayatta kalmak için mücadele eden mızrağın ucu gibiydim.

 İnsanlar bana karşı çok sevgi doluydu, çok güzel davranıyordu.

 Yaptıklarım için o kadar mutlu ve minnettardılar ki.

 Kâr amacı gütmeyen yasal bir dernek kurdum.

 Çiftlikte 20 kadar avukat, 25 stajyer avukat bir araya geldik.

 Her iddia onlarca delille çürütülüyordu.

 Perşembe günü, avukatları, gurularının kalmasına neden izin verilmesi gerektiğini açıklayan binlerce sayfalık belgeyi Portland şehir merkezinde göçmenlik hizmetleri ofisine getirdi.

 Göçmenlik hizmetleri kazanamayacaklarının farkına vardı.

 Bütün incelemeleri ön yargıyla yürütülmüştü.

 Kararları kanuna aykırıydı.

 Kayıtta mıyız?

 “Şubat 1984’te, ki bu benim doğum günüm, göçmenlik hizmetleri ona bir din öğretmeni ve lideri olarak vize verdi.”

 Bir din öğretmeni ve lideri olduğunu kabul ettiler.

 Oldu! Oregon’da her şeyi kazanmamıştık.

 Ama onu kazandık.

 Ama sonra  Charles Turner davaya müdahil oldu.

 CHARLES TURNER ABD OREGON SAVCISI Göçmenlik hizmetleri onu sınır dışı edememişti, bu yüzden savcıyı devreye sokarak cezai bir kovuşturma yolu bulmaya çalışıyorlardı.

 Charlie Turner kanun uygulayıcılarının altın ölçüsüydü.

 Reagan başkan seçildiğinde, Charlie Turner Birleşik Devletler savcısı olarak atandı ve benim suç biriminin başında görev yapmamı istedi.

 Bundan onur duydum.

 Göçmenlik hizmetleri 1983’te bize başvurduğunda dava ortadaydı ama deliller yoktu.

 Charlie ve ben hızlı adımlarla ilerledik.

 İki yıl, bu dava üzerinde çalışmaktan başka bir şey yapmadık.

 Bu insanlar temel olarak toplumumuzun yasalarına uyamayan ya da uymayan ahlak dışı insanlar.

 Ama ne zaman toplumun normlarına uymayan ya da uymaya isteksiz insanlarla karşılaşsanız, ortada potansiyel suçlu olan biri vardır.

 Turner, “Soruşturmazsam, adam kalacak.

 Bu yüzden elimden geldiğince derinliğine inceleyeceğim.”

 diyordu.

 Üç büyük adım geriye giderseniz ve Rajneesh’in felsefesinin en tartışmalı başlıklarından birini düşünecek olursanız, onun fikirlerine göre evlilik değersiz bir kurumdu.

 Evlilik, ruhsal aydınlanmaya ulaşmak için gereken özgürlükle çatışıyordu.

 Sonra bir anda çiftlikteki bir sürü Sannyasin’in evlendiğini görüyordunuz.

 Komplo, federal bir savcının en iyi arkadaşıdır.

 Komplo, Birleşik Devletler’i dolandırmak için yapılan bir anlaşmaydı.

 Yani tipik olarak dava şöyleydi: Bir Amerikan vatandaşı olan Swami Prem Robert’ın Houston, Teksas’a gitmesi emredildi.

 Yabancı bir Sannyasin olan Ma Hanna’nın aynı şekilde Houston, Teksas’a gitmesi emredildi.

 Kendilerine ait olan, Sannyasin olmayan isimlerine dönmeleri istenmişti.

 İkisi de işe girdi.

 Birlikte daire kiraladılar.

 Dışarıdan bakıldığında birbirlerine bağlı bir yaşam kurdular.

 Belediyeye başvurup evlilik cüzdanı aldılar.

 Birkaç hafta sonra Göçmenlik Ofisine gidip, “Resmi olarak birlikteyiz ve göçmenlik yasalarına göre yeşil kart almak istiyoruz.”

 dediler.

 Yeşil kart çıktı ve haydi bakalım! Her iki taraf da hızla çiftliğe gidiyor, başlangıçtaki hayat ve eşlerine geri dönüyordu.

 Ve bu Dallas’ta, Güney Kaliforniya’da, Seattle’da, Trenton, New Jersey ve Philadelphia’da Birleşik Devletler’in her yerinde olduğu için yöntemin tespiti zordu.

 Bu, ABD tarihinin en büyük göçmen sahtekârlığı davasıydı.

 Charlie’yle ben davayı sürdürdük ve sonuçlara göre, Rajneesh’in bunun planlanması ve gerçekleştirilmesinde şahsen söz sahibiydi.

 O zamana dek Rajneeshee’ler dahil herkes adına şunu düşünebiliyordum: Eğer Bhagwan ceza alır ve sınır dışı edilirse, Rajneshpuram dünyadan silinebilirdi.

 O zamanlar birileri Sheela’nın Jesus Grove’daki odasına çağırıldığında komünün düşmanları listesi yapılıyordu.

 İnsanlar başka insanları öldürmekten bahsediyordu.

 Sheela, Bay Turner’ı komünün gerçek düşmanı olarak görüyordu.

 Bay Turney, Bhagwan’ın Amerika’da kalıp kalamayacağına dair son sözü söyleyecek insandı.

 İnsanları vurma konusu açıldığında, Sheela, “Shanti B yapar, iyi nişancıdır.”

 dedi.

 O zaman ben de “Tamam, iyi nişancıyım, ben hallederim.”

 dedim.

 Sheela bana Portland’a gidip bir kadınla buluşmamı söyledi.

 Onunla buluştum.

 O da Sannyasin’di.

 Ama günlük kıyafetler giyiyordu.

 Beni Portland’da bir daireye götürdü, orası güvenli evmiş.

 Dairede dolaplar günlük kıyafetlerle doluydu.

 Giymek için bir şeyler seçmemi söyledi.

 Biri geldi ve ihtiyacımız olabilecek silahları anlattı.

 Daha küçük silahlar ve tabancalar almalıymışız çünkü taşıması daha kolay olurmuş.

 Bindiğim arabadaki küçük bir grup insan beni Bay Turner’ın çalıştığı yere götürdü.

 Sabahın erken saatlerinde McDonald’s’ta oturduk.

 Kahve içtik.

 Hayatımda ilk kez sigara içtim.

 Ama Bay Turner’ın çıkmasını beklediğimiz park evi tarafındaki kapıyı gözetliyorduk.

 O sırada yanımdaki kişi bana “Hadi gel, aşağı doğru gidelim, nereden dışarı çıkacağını göstereyim.”

 dedi.

 Bay Turner’ın arabasını park ettiği yeri gösterdi.

 Kendi kendime “Ne yapıyoruz böyle?

 Bu tamamen çılgınlık.

 Kasabanın göbeğindeyiz.

 Burada birini mi öldüreceğiz?”

 diye düşünüyordum.

 Hayır.

 O gün dışarı çıkmadı.

 Bu yüzden onu hiç görmedim.

 Ana yola doğru giderken, arabada ben dahil hepimiz, üçümüz de, onu belki de park evinde vurma ihtimalimizi konuşuyorduk.

 LES ZAITZ ARAŞTIRMACI GAZETECİ Bütün hayatım boyunca gazeteciydim.

 İlk gazetemi üçüncü sınıftayken çıkardım ve o zamandan beri 50 yıldır Oregon eyaletinde gazeteciyim.

 Araştırmacı muhabir olmak için doğduğumu düşünüyorum.

 Böyle bir eğilimim var.

 Hikâye bulabiliyorum.

 En iyi hikâyeler “Burada bir şeyler ters gidiyor.”

 şeklinde içgüdümün olduğu olaylardan çıkar.

 Araştırırım ve neden olduğunu bulurum.

 Bu hikâyeye Rajneeshee topluluğuyla Oregon eyaleti arasındaki tartışmalar iyiden ayyuka çıktığında el attık.

 Siyasi, dini, insan haklarıyla ilgili gerilimler vardı.

 İnsan akışı, para akışı artmaya devam ediyordu.

 Bir anda büyük bir soru işareti zihnimizde belirdi: Kimdi bunlar?

 Nereden geldiler?

 Neden Oregon’dalar?

 Burada gerçekten neler oluyor?

 Hindistan’a gitmem istendi, çünkü oradan gelmişlerdi ve bir sebeple oradan ayrılmışlardı.

 Yaklaşık 35 bin sayfalık materyal topladım ve örgütün tarihçesini çıkardım.

 Açıkça görülüyordu ki, komün Hindistan yetkilileri tarafından suçlanıp yakalanmadan kaçmak için Hindistan’dan ayrılmıştı.

 Göçmenlik sahtekârlığı  GÖÇ SIKINTISI RAJNEESHEE’LERE BELA OLDU  ve çeşitli vergi sorunlarıyla boğuşuyorlardı.

 HİNDİSTAN MÜRİTLERİ ARIYOR Döviz ve altın kaçakçılığı.

 Kundaklama, sofistike suç oluşturan eylemler.

 ANAND SHEELA 18 ay boyunca yazdım ve 20 bölümlük bir yazı dizisi ortaya çıktı.

 Bu The Oregonian gazetesinde bugüne dek yayınlanan en uzun yazı dizisiydi.

 Araştırmacı Gazeteciliğimizin Bir Tarikatı Tam Olarak Takip Edemediği Tek Yer Çiftliğe ve belediyeye gittim.

 Şehrin verdiği her çeki görmek istedik.

 Finansal irtibatlardan bir örümcek ağı gibiydi.

 RAJNEESH’E GÖRE DÜNYA Bildirilmemiş dört milyon dolar gelir Oregon operasyonunun çölde inşa edilen büyük bir zenginlik illüzyonu yaratmak için kaçınılmaz bir nakit ihtiyacı vardı.

 Bu da para demekti.

 HAYAT RAJNEESHEE’LERE ARTIK TOZPEMBE DEĞİL Bence bunun artık sürdürülebilir bir fantezi olmadığı gayet açıktı.

 SEÇİME 10 GÜN KALA Rajneeshpura’da Bhagwan’ın müritleriyle buraya davet edilen birçok evsiz arasındaki balayı sona erdi.

 Evsizler Ma Anand Sheela’nın dün bütün evsiz nüfusunu bu büyük toplantı salonuna çağırdığını ve bir tür mahkeme kurduğunu söylüyor.

 Şunu anlamanızı istiyorum, bugünden itibaren sorun çıkaran, alavere dalavere çeviren kimseye müsamaha göstermeyeceğim.

 Yarın sabah “Gitmeniz gerekiyor.”

 şeklinde mesajlar almaya başlayacaksınız.

 Sen. Otobüse.”

 diyordu.

 Adamın yanına hemen birileri geliyor, eşyalarını toplayıp giderken sıkı güvenlik altında ona eşlik ediliyordu.

 Güvenlik görevlileri tarafından yerde sürüklenerek dışarı atılan beş altı kişi gördüm.

 Gece yarısı civarı valilikten bir telefon geldi.

 Rajneeshee’lerin The Dalles’ta minibüslerle dolaştığını, evsizleri mahallelere bıraktığını, karşılarına biri çıkıp ne yaptıklarını sorarsa onlara otomatik silahlarını doğrulttuklarını ve uzaklaştırdıklarını söylediler.

 “Ne yapmalıyız?”

 diye sordu.

 Bu, muhtemelen bugüne kadar bir müvekkilden gelen en sıra dışı ve zor yasal tavsiye talebi oldu.

 Şimdiye kadar çiftlikten ayrılanların çoğu kendi isteğiyle ayrılmıştı.

 Ama bu son grup, yepyeni bir olayı gösteriyor.

 Rajneeshee’ler insanları topluca çıkarıyor ve fiziksel şiddet uyguluyor.

 Bizim yerimize gelen sokakta yaşayan insanlar arasında tam yetkinliği olmayanlar da vardı.

 Bu gerçekten büyük tedavi gerektiren bir durumdu.

 Şiddete eğilimli insanlar, psikozun eşiğinde yaşayan insanlar vardı.

 Rajneesh yetkilileri, bugün Portland’a bırakılan dört adamın sorun çıkardıklarını söyledi.

 Sorun çıkardığımızı söylüyorlar.

 Evet.

 Bunları kızgınlık yüzünden yaptığımızı açıkça itiraf ettik.

 Bilet gişelerini devirecek ve orada bulunan bütün ağaçtan evleri yıkacaktık.

 Sokakta yaşayan o özgür insanları sakinleştiricilerle bile kontrol edemediler.

 Bunu başaramadılar.

 Ben kendim çıkmak istedim.

 Taptığımız o adam, tam da şeytan gibi görünüyordu.

 Başka gençlere öneriniz nedir?

 Gelmesinler.

 Tabii ibne olmak istemiyorlarsa.

 Çünkü orada her türlü ibne yaşıyor.

 Kendim gördüm.

 Öpüşüyor ve sarılıyorlar.

 Lezbiyenler de var.

 Erkekler bu odada yerde, ranzalarda, sandalyelerde, buldukları her yerde uyuyor.

 Hepsi Rajneeshpuram’dan geldi ve şimdi hepsi Portland şehrinde kalakaldı.

 Sonra orta Oregon’daki kasabalara gittiler.

 Bazıları sonradan Portland’a geldi, hayatta kalmak için dilenmeye ya da hırsızlık yapmaya başladı.

 Bu, topluluk içinde ve dışında muazzam bir gerginliğe neden oldu.

 Madras, Oregon sakinleri, çaresiz durumdaki evsizler Rajneeshpuram’dan ayrılmaya devam ettiği için güvenliklerinden endişe ediyor.

 Kasaba sakinleri, vali tarafından kendilerini yakındaki Rajneeshpuram’dan gelen evsizlere karşı korumak için kapılarını kilitleme konusunda uyarıldı.

 Bazı insanlar histeri noktasına gelmiş, evlerinden dışarı çıkmaya korkuyordu.

 Şu an Madras’ta insanlar, hayatlarından endişeli.

 Evsizlerin gelip onları yataklarında öldürecekleri korkusuyla yaşıyorlar.

 Madras halkı yardım çığlığı atıyor.

 Rajneeshpuram’da reddedilip kasabalarına akın eden insanlarla ne yapacaklarını bilmiyorlar.

 İstemedikleri insanları reddettiler.

 Buraya bıraktılar.

 Nereden geldilerse oraya bırakın.

 Onların reddettikleriyle uğraşmak zorunda değiliz.

 Onları burada istemiyoruz.

 Onları kasabaya beş parasız bir hâlde bırakırsanız ne olacak?

 Siz söyleyin.

 Bence birilerinin bir şeyler yapma zamanı geldi.

 Evsiz insanların bu bırakılma şekilleri  DAN DUROW ŞEHİR PLANLAMACISI  seçim süreciyle ilgili olayların kızıştığını ve kriz noktasına geldiğini net olarak gösteriyordu.

 Buradaki herkes gibi ben de korkuyorum.

 Bunun nasıl bir sonuca varacağını, sanırım ayın altısına kadar öğrenemeyeceğiz.

 Ancak bu kadar zorlayabilirdiniz.

 “SIRADA NE, KİM, NERESİ VAR?”

 SORUSUNA SHEELA “ÖNCE WASCO, SONRA OREGON” DEDİ Wasco bölgesi bir kavgaya gebeydi.

 Dün gece bir grup kızgın Oregonlu Rajneesh-karşıtı strateji planlamak üzere bir araya geldi.

 Buna karşı uyarılmalarına rağmen, gruptaki birçok kişi, Rajneesheelere karşı yasa dışı oy kaydı açmaya yemin etti.

 Albany sakini JoAnne Boies tarafından organize edilen plana göre seçimden bir gün önce kayıt yaptırılacak, oy kullanılacak ve ertesi gün gidilecek.

 Size söylüyorum, kıçınızı kaldırmazsanız boynunuzda Bhagwan’ın resmini taşımak zorunda kalacaksınız.

 Oregon eyaletini veya Birleşik Devletler’de herhangi başka bir eyaleti almalarını istemiyoruz.

 Burası bizim ülkemiz.

 DÜNYA WASCO BÖLGESİ OYLAMASINI İZLİYOR Wasco Bölgesi’ndeki tartışmalar, bazı ulusal gazetelerde Rajneeshee’lerin sandığa gidip gitmeyeceğiyle ilgili manşet atmasına neden oldu.

 Rekor bir seçmen katılımı bekleniyor.

 WASCO BÖLGESİ’Nİ KURTARMAK İÇİN OY VERİN SEÇİM GÜNÜ Seçmenler Wasco Bölgesi’nde rekor sayıya ulaşıyor.

 Sabah 8’de sandıkların açılmasıyla kuyruklar oluştu ve hiç azalmadı.

 Daha önce hiç böyle bir şey olmadı.

 Böyle bir kalabalık akşam 6 ya da 7’de olabilirdi, ama sabah olmazdı.

 Sayı yüksekti.

 Haberlere önem verdiklerini gösteriyordu.

 Neyin tehlikede olduğunu anlamışlardı.

 Demokrasilerini korumak için gelip oy kullandılar.

 Sheela sürekli ne yapacaklarını söyleyip duruyordu.

 Bu hiç de dürüstçe değil.

 İnsanlar galiba kızıl gömleklilerin kazanmasını istemedi.

 -Bu seçim ne kadar önemli?

 -Çok önemli.

 Verilen oyların, bize gelmesi gerek.

 Rajneeshee’lerin oy sayısı blok oy alabilmek ve kendi insanlarını komisyona sokabilmek için gerekli olanın çok altındaydı.

 Sorun şuydu: Wasco Bölgesi, Rajneeshee’lerin büyük sayılarla kontrol edebileceklerinden biraz daha büyük bir yerdi.

 Bu seçimden önce ortaya çıktı.

 6 Kasım farklı insanlara farklı şeyler ifade ediyor.

 Ama bugün Rajneeshpuram’da bunun anlamı protestolara dönüştü.

 Anayasayı okuyabiliyoruz! Bize oy kullanamayacağımızı söylüyorlar! Rajneeshpuram seçmenleri, oy sandıklarına erişemedikleri için protesto edenler tarafından karşılandılar.

 İnsanların bana söylediği, bu sürecin berbat bir şey olduğu.

 Böyle hisseden kişiler var mı?

 İşte bu demokrasi.

 Bana bundan gına geldi.

 Sheela süreci gözlemlemek için alana geldi.

 Oy verebilse bile vermeyeceğini söyledi.

 İktidarın suistimal edilmesi, kendi vatandaşlarına karşı suistimal edilmesiydi.

 Amerikalılara karşı, Amerikalı savaş gazilerine karşı.

 Bu çirkin zihniyete diyecek bir şey bulamıyorum.

 Wasco Bölgesi’ndeki seçimleri tarif eden en iyi ifade: umut kırıcı.

 Rajneeshee’lerin bölge yönetimini ele geçirecek kadar oy kullanacağı korkusu asılsız çıktı.

 Rajneeshee’lerin yönetimi ele geçirme tehdidi asla başarılı olamasa da rekor bir seçmen katılımına neden oldu.

 Yüzde 93 katılım.

 Gerçekten büyük bir oran.

 Son derece muhteşem ve bölge sekreteri de çok mutlu.

 Wasco Bölgesi’nde herkes Rajneeshee’lerin oy kullanmamasından memnun.

 Yaptık, doğru yaptık, yasal olarak yaptık, düzgün bir şekilde yaptık.

 Sandıkların saygınlığı korunmuş oldu.

 Buradaki yetkililer derin bir nefes aldı ve halk ülkedeki herhangi bir bölgenin devamını sağlamak zorunda olduğu demokratik sürece en büyük tehditlerden birine karşı bir arada durduğu için gururlu.

 Bu durumda Sheela kaybetmeyi hoş karşılamadı.

 Bundan sonra silahları bırakmadı.

 Uzun süre sessiz kalmadı.

 Son derece hızlı bir şekilde saldırganlaştı.

 Bizi yok etmek istiyorlarsa üzerimize bomba atabilirler.

 Ölmeye mutlu bir şekilde hazırız.

 Ama faşist bir hükûmetin kurbanı olmak, hiç Rajneeshee tavrı değildir.

 Bu sanki Hitler birliklerinin müttefikleri katletmesi için beklemesi gibi.

 Olaylar gün yüzüne çıkmaya başladıkça bunların gerçek şiddete dönüşme riski de ortaya çıkmaya başladı.

 Oregonlular.

 Ender görülen bir tür.

 Tek söyleyebileceğim şey bu.

 Ender bir tür.

 Şimdi ne demek istediğinizi öğrenmek isteyecekler.

 Bununla ne demek istedim?

 Derslerini almadılar.

 Henüz.

 1984’e gelindiğinde her yer yangın yeriydi.

 Gerçek bir yangın yeri.

 Derin uykudaydım ve telefon çaldı.

 Gecenin bir yarısıydı.

 Arayan sekreterimdi.

 “Planlama ofisine gelmeniz gerek, yangın çıktı.”

 dedi.

 Gerçekten yangın çıkmıştı.

 İki üç kişi içeri girmişti.

 Neredeyse her dosyayı çekmecelerden çıkarıp etrafa fırlatmışlardı.

 Mumları kesip her yere çakmak gazı dökmüşlerdi.

 Yangın çıkınca da duvarlardaki her şey yanıp kül olmuştu.

 EYALET KUNDAKÇILIK DEDEKTİFLERİ WASCO YANGININI ARAŞTIRACAK Bir gün herkes birer kutu çikolata aldı.

 Bir kutu çikolata geldi.

 Karanlık Sırlar.

 Dışarıdan bakılınca sıradan çikolataya benziyor ama içi  Üzerinde “Kolombiya Nehri Kanyonu’nu korumaya destek olduğunuz için teşekkürler.”

 yazıyordu.

 Kutuyu açtık ve yemeye başladık.

 Bir iki gün sonra Bob asansörde Kolombiya Kanyonu Dostları Başkanı Bowen Blair’le karşılaşmış ve “Bowen, gönderdiğin çikolatalar için teşekkür ederiz.”

 demiş.

 Bowen, “Size çikolata gönderdiğimizden haberim yok.”

 demiş.

 Kutunun ortasında bir şeker buldular, dibinde bir iğne deliği, içi eğlenceli bir şeyle doldurulmuştu.

 Jefferson Bölge Savcısı Mike Sullivan neredeyse ölüyordu ve kimse nedenini bilmiyordu.

 SULLIVAN ZEHİRLENDİ Cildim farklı renkler aldı ve dudaklarım oksijen azlığı nedeniyle morarmaya başladı.

 cinayetler planlandı Bill Hulse çiftliğe gitmişti ve bir ara ona su ikram ettiler.

 BILL HULSE WASCO BÖLGESİ HÂKİMİ O suyu içince şiddetli bir mide ve bağırsak krampı başladı.

 Ölümcül derecede hastalandı.

 Neredeyse Bill’i kaybediyorduk.

 Ve ne olduğu belli değildi.

 İnsanlar hayatlarından endişeliydi ve bunun bir nedeni vardı.

 RAJNEESHEE’LER ETRAFINDA GERİLİM ARTIYOR Biz, ABD Savcılık dairesindekiler güvenliğimizden endişeliydik.

 BAŞSAVCI: “ŞİDDET MÜMKÜN” İki eyalet polis dedektifi geldi ve beni küçük sorgu odalarından birine götürdü.

 Benim cinayet hedefi olarak belirlendiğime dair bilgileri açıklamaya başladılar.

 O insanlar o kadar kötüydü ki işimi yaptığım için beni öldürmeyi bile düşünüyorlardı.

 Rajneesh söylenti hattı henüz dün öğleden sonra açıldı.

 Ancak şimdiye kadar Rajneeshee’lerle ilgili endişeleri bulunan yaklaşık 3000 vatandaştan telefon geldi.

 3000 çağrının çoğu Rajneesh karşıtı.

 Neyin gerçek olup olmadığını ayırt etmek zor bir işti.

 Çünkü duyduğumuz şeylerin çoğu hayal ürünüydü.

 Oregon komünü Rajneeshpuram’la ilgili çok ilginç bir hikâye ortaya çıkıyor.

 Sheela ve çetesiyle ilgili yeni bir suçlama yapıldı.

 Wasco Bölgesi mahkeme binasını havaya uçuracaklardı.

 Bir Rajneesh pilotu, Sheela’dan gelen binayı bombalama emrini reddettiğini söyledi.

 İnsanlar dedikodulara inanmayı tercih eder.

 Gerçeklerin kafalarını karıştırmasını değil.

 Durum böyle olduğu sürece şiddet yaşamamız çok olası.

 Bir söylentiye göre salmonella salgınını Rajneeshee’ler başlattı.

 Arayan diğer kişilerse Rajneeshpuram’daki silahlardan endişeli.

 İhbar hattı, yasa dışı bir şeyin bulunmadığını söylüyor.

 Tehdit, Rajneeshpuram veya Rajneeshee’lerden değil.

 Şiddet tehdidi bu insanlardan ve onlar gibi insanlardan kaynaklanıyor.

 Yobaz insanlardan.

 Mahkemenin kendisinin böyle aşağılanmasına izin vermesi mide bulandırıcı.

 Oregon eyaleti ölmüş.

 Sheela ve ekibinin bu işe sonuna kadar dahil olduğuna dair hiçbir şüphemiz yoktu.

 Bir insanın bunu yapabileceğine inanmak zor.

 Yine de geriye dönüp baktığımızda duyduklarımızın çoğunun doğru olduğunu biliyoruz.

 Savaşın ortasındaydık ama kazanamıyorduk.

 Sheela eyaleti yenmeye niyetliydi ama yenemedi.

 Durumu gözle görünür şekilde kötüleşiyordu.

 Korku, anksiyete ve gerginlik.

 Bence bunlar onu tüketti.

 Ama ne kadar tükendiğini o an için bilmiyorduk.

 Daha çok paranoya görüyordum.

 Sadece dışarıdaki insanlarla ilgili değil, içeridekilerle ilgili de paranoya vardı.

 Sheela ve Bhagwan’ın evindeki insanlar arasında her zaman bir gerginlik vardı.

 Sheela, Bhagwan’ın özel doktorundan hoşlanmıyordu ve Hasya, Bhagwan’ın doktoru Deva Raj’la evlendi.

 Onunla benim aramdaki sorunun, Deva Raj’la evlenmemden kısa bir süre sonra başladığını biliyorum.

 Evliliğimden hemen sonra bir şeyler değişti.

 Böylece Hasya, Bhagwan’a Sheela’dan daha çok erişebiliyordu.

 Sheela için, bu bardağı taşıran son damlaydı.

 Savaşı kaybettiğinin farkına vardı.

 Bütün bunların ortasında, Bhagwan’ın haberi olmadan, onu korumak için odasına dinleyici yerleştirdi.

 Sheela Bhagwan’a yönelik muhtemel bir tehlikenin farkında olmalıydı.

 Bence Bhagwan’a söylenen şeyleri duymak ve kontrol etmek istiyordu.

 Evinin yakınında bir kule vardı.

 Kayıtlar orada yapılıyordu.

 Ben orada duruyordum.

 K.D. yukarı çıkıp kasedi kayıtçıdan alıp başka bir kaset takıyordu.

 Sonra bu kaset aşağı indiriliyordu.

 Birisi oturup bunu dinliyor ve neler konuşulduğunu Sheela’ya rapor ediyordu.

 Sheela bana bir kayıt dinletti.

 Aklıma gelebilecek her şeyden çok daha şoke ediciydi.

 Bhagwan doktoruna, ölümün nasıl daha onurlu ve acısız olabileceğini soruyordu.

 Doktoru da ona önce damarına morfin verileceğini, vücudu felç etmek için kürar ekleneceğini ve sonra kalbi durdurmak için üçüncü bir madde katılacağını açıklıyordu.

 Ses kayıtlarında, Bhagwan’ın doktoru ona ilaçların geldiğini söylüyordu.

 Bhagwan da, ihtiyaç olana kadar onları bahçede güvenli bir yere gömmesini istiyordu.

 Bhagwan, Sheela’dan krematoryum için bir bina ayarlamasını istedi.

 Ayrıca Sheela’ya, Üstatlar Günü olan 6 Temmuz’da öleceğini söylemişti.

 Hayal etmesi çok kötüydü.

 Ne anlama geldiğini bilmiyordum.

 Çok korkmuştum.

 Ama çok kötüydü.

 O günden sonra Bhagwan’a, doktorundan veya dişçisinden gelecek tehlikelerden bahsettiğinde Sheela’yı dinledim.

 Tıbbi deneylerde fare ve tavşanların kullanılmasından şikâyet ediyoruz ama onlar bu entelektüel devi böyle aptal bir deneyde kullanmayı düşünüyorlar.

 Daha ne kadar aptal olabilirler?

 Hiçbir ahlakları yok.

 Tıbbi etik nedir bilmiyorlar.

 İnsani etikleri yok.

 Anlaşılan o ki, guru ile müritleri arasındaki ilişkiden de haberleri yok.

 6 Temmuz 1985 Üstatlar Günü arifesinde Sheela, beni ve bir grup insanı evine çağırdı.

 O akşam berbat görünüyordu.

 Beti benzi atmıştı.

 Bize “Bhagwan yarın ölümünü gerçekleştirecek.

 Yarın Deva Raj onu öldürecek.

 Bunu durdurmamız gerek.

 Bir şey yapmamız gerek.

 Eğer Deva Raj’ı durdurabilirsek, eğer Deva Raj’ı öldürürsek, Bhagwan ölmeyecek.

 Bunu kim yapar?”

 dedi.

 Kimse konuşmuyordu.

 Hepimiz şok olmuş susup kalmıştık.

 İmkânsızdı.

 Bhagwan’ın ölmesi imkânsızdı.

 Ama sonra biri konuştu ve “Ben yaparım.”

 dedi.

 O bendim.

 Benim sesimdi.

 O sessizlikte kalkıp “Ben yaparım” demişti.

 Sonra ortalık karıştı, insanlar hep bir ağızdan konuşuyordu, ama ben kendi içime çekildim.

 Gerçekten dinlemiyordum.

 Ne dediklerini duymuyordum bile.

 Sonra, herkes gidince, kendim tek başıma Sheela’nın hemşiresine gittim.

 Bana ihtiyacım olacak şeyleri verdi.

 Bir şırınga ve bir madde.

 Giyim odasına gittim ve giyeceğim kıyafetleri seçtim.

 Şırıngayı koymak için bir cebim vardı.

 Her şey Bhagwan’ı hayatta tutmak içindi.

 Bhagwan yaşamalıydı.

 ÜSTATLAR GÜNÜ 6 TEMMUZ 1985 O sabah gitmek için giyindiğimde korkmuyordum.

 Çok güçlü hissediyordum ve ne yaptığım konusunda kafam netti.

 Festivale gittim.

 Bir ortaçağ şövalyesi gibi hissediyordum.

 Savaşa giden Jeanne d’Arc gibi hissediyordum.

 Hemen doktorun arkasına oturdum.

 Tören bilinen şekliyle devam ediyordu.

 Çok fazla gürültü, müzik ve dans vardı.

 Bhagwan gitmek için ayağa kalktığında, herkes bağırmaya ve mutlak bir coşku ve neşe içinde ellerini kaldırıp sallamaya başladı.

 Ben de Deva Raj’a yaklaştım ve kulağına bir şey söyledim.

 Bana doğru eğildiğinde şırıngayı batırdım.

 Hemen arkasını tuttu, şırıngayı tutan elimi tuttu.

 Biraz çekiştik.

 Ama ben şırıngayı çıkardım ve attım.

 Onu alması gereken kadın da gelip aldı.

 Deva Raj’a sanki bir şey olmamış gibi davrandım.

 Anlamamış gibi ona bakarak “Neyin var?

 Ne oldu, sorun ne?”

 dedim.

 Ayağa kalktı, sendeledi, geriye adım attı.

 Onu takip ettim.

 “Neyin var?

 Sorun ne?

 Ne oldu, sorun ne?”

 Benden uzaklaşınca   arkamı dönüp yürüdüm.

 Kalabalığa doğru yürüdüm.

 Diğer tarafa geçtim.

 Yaşadığım Jesus Grove’a yürüdüm.

 Tamamen tek başınaydım.

 Kimse benimle konuşmadı, ben de kimseyle konuşmadım.

 Yalnız kalmak istiyordum.

 İçimde bir yerde Bhagwan’ı kurtardığımı düşünüyordum.

 Yapmam gerekeni yapmıştım.

 Ama derinlerde bir yerde paramparçaydım.

 Asla öldürmemem gerektiğini bilerek büyümüştüm.

 Şimdiyse birini öldürmeye çalışmıştım.

 Ne olmuştu?

 Çizgiyi aştığımı biliyordum.

 Diğer tarafa geçtiğimi biliyordum.

 O gün oradan ayrılmam gerektiğini de anladım.

 Son aylardaki fotoğraflarımı görseniz bitik haldeydim.

 Tamamen acı çekiyordum.

 Her gece annem yanıma gelirdi.

 Yatağıma oturur, gözyaşlarına boğulur ve “Böyle devam edersen yakında öleceksin.”

 derdi.

 Hâlâ annemin çektiği acıyı görebiliyorum.

 İşte bu   bardağı taşıran son damla oldu.

 İki gün sonra Rajneeshpuram’dan ayrıldım.

 O son iki gün, acı doluydu.

 Benden ayrılmasının   mümkün olmadığını düşündüğüm adamı, Bhagwan’ı, terk etme kararı alıyordum.

 Beni seven bütün o güzel insanlardan ayrılma kararı alıyordum.

 Aforoz edileceğimi biliyordum.

 Ama gidiyordum.

 Bhagwan’dan öğrenmiştim: Köprülerinizi yakın.

 İleri gidin.

 Sheela ve yakın arkadaşları güpegündüz bu uçağa atlayıp ayrıldı.

 Rajneeshee’leri terk ederken arkalarında hangi sırları bıraktılar?

 Sheela çok ciddi görünüyordu.

 Etrafıma bakındım, neler olduğunu bilmiyordum.

 “Neler oluyor?”

 dedim.

 Sheela bana baktı ve “Ben gidiyorum.”

 dedi.

 O dakika, kafama dank etti.

 “Sen gidiyorsan ben de gidiyorum.”

 dedim.

 13 Eylül 1985 benim kişisel bağımsızlık günümdü.

 O gün Bhagwan’ı terk ettim.

 Benimle gece gündüz birlikte çalışan insanlar da benimle geldi.

 Bhagwan’a olan sadakatlerini bana aktarmışlardı.

 Çünkü bende gerçek sadakati görmüşlerdi.

 Onları götüren pilot, 20 bagajla ayrıldıklarını söyledi.

 Yaklaşık 100 Rajneeshee, gidişlerini seyretmek için toplandı.

 Havalandıklarında komünün eski başkanının “En azından kraliçeler gibi ayrıldık.”

 dediği duyuldu.

 İşe geldiğimde biri bana Sheela’nın çiftlikten ayrıldığını ve yanındaki birkaç kişinin de onunla gittiğini söyledi.

 Ben de  Düşündüm de  Ben  Hayır  Şoktaydım.

 Sheela bir gecede kalkıp gittiği için şoka girmiştim.

 SHEELA VE DİĞERLERİ KOMÜNÜ BIRAKTI Komün, Bhagwan’ın özel sekreteri olan Ma Anand Sheela’nın Rajneeshpuram’dan grup liderleriyle ayrıldığı haberiyle sarsıldı.

 Ama kızım ve ben uçağa bindiğimizde ve gerçekten kaçış başladığında, moralim çok bozuldu.

 Üstadı terk etmiştim.

 Bu imkânsızdı.

 Kaçıyorduk.

 Yeni bir hayata doğru uçuyorduk ve o hayatta ne olduğunu bilmiyorduk.

 Zamanı gelmişti.

 Kendi başıma gitmem gerekiyordu.

 Hayatı kendim bulmam gerekiyordu.

 Ve Bhagwan’ı terk ettikten sonra, bir daha birbirimizin yoluna hiç çıkmadık.

 Sheela’nın sekreteri, Lao Tzu’nun evini aradı ve Osho’yla konuşmak için randevu aldı.

 Yukarı çıktı, Osho’yla konuştu ve ona olanları anlattı.

 Hiç mutlu olmadı.

 Öfkeliydi, onu yakalayacaktı, onu yakalamak istedi.

 Yakalanmasını emretti.

 24 saat içinde ona o kadar çok bilgi gelmişti ki çıkıp konuşma yaptı.

 Durumun daha da kötü bir hâl alacağını bekliyordum.

 Tarikatın lideri Bhagwan Shree Rajneesh.

 Son derece gizemli biri olduğunu söyleyebiliriz.

 Dört yıldır halkın karşısında konuşma yapmıyordu.

 Ama şu anda tam olarak bilmediğimiz sebepler dolayısıyla sonunda sessizliğini bozuyor.

 Çiftlikte başka olaylar da oluyor.

 Bhagwan’ın sessizliği sona erdi.

 Kanal 8’in öğrendiğine göre bu öğleden sonra iki saat içinde Bhagwan, Rajneeshee müritlerine bir konuşma yapacak.

 Bu akşam bir basın toplantısı düzenliyoruz.

 Bhagwan konuşacak.

 Gelmek isterlerse diye basına haber veriyoruz.

 Üç buçuk yıldır sessizdim.

 Elinde güç bulunduran insanlar sessizliğimden faydalandı.

 Sheela ve grubu üç kişiyi öldürmeye çalıştı.

 Komündeki insanları öldürmeye teşebbüs etti.

 The Dalles’taki insanları öldürmeye teşebbüs etti.

 İnsanların evlerini ve benim evimi dinlemeye çalıştı.

 Bu insanlar kesinlikle suçlu.

 İnsanlık dışılar.

 Caniler.

 Görünüşleri itibariyle faşistler.

 Rajneeshpuram’dan gelen haberler her gün farklı düzeylerde daha da tuhaflaşıyor.

 Yeni söylentilerin bir numaralı kaynağı Bhagwan.

 Neredeyse her çıkışında yeni bir suçlamada bulunuyor.

 Bir saray darbesi, milyonlarca doların çalındığı iddiası.

 Ma Anand Sheela’nın nerede olduğu bu gece de gizemini koruyor.

 Bhagwan’a göre, bunların hepsi Sheela’nın ve faşist çetesinin işi.

 Burada olup benimle yüzleşmesi gerekirdi.

 Benimle vedalaşmaya bile gelmedi.

 Suç işlememiş insanlar bu şekilde kaçmazlar.

 Daha ne kadar saklanabilirsin?

 Eğer polis eyleme geçmezse, benim halkım eyleme geçecektir.

 Alt Yazı Çevirmeni: Uğur Çakıroğlu||

5. BÖLÜM

ALMANYA, 1985 Bu çamaşırlarda alışılmadık bir şey var mı?

 Otelinizde tuhaf şeyler mi oluyor?

 Evet, çok tuhaf.

 Ne gibi?

 Gördüğüm yalnız kırmızı giysiler.

 Neden böyle oluyor bilmiyorum.

 Ne düşünüyorsunuz?

 Sanırım bu, Bhagwan.

 Bhagwan’ın adamları, onun giysileri.

 Neredeyse hemen sonra yaşam değişti.

 Neler olduğunun farkında değilmişim.

 Olanları düşünmek için zamana ihtiyacım vardı.

 Kızım Kylie ve ben oturduk.

 Rahatlamış ve mutluyduk.

 Hoş bir yerdeydik ve Almanya’da hoş karşılandık.

 Herkes mutlu ve heyecanlı bir şekilde etrafımızda oturuyordu.

 Sonra diğer odadan telefon çaldı, birisi gidip baktı.

 Çiftlikten aradıklarını söylediler.

 İnsanlar odaya geri girmeye başladı.

 Çok farklı durumdalardı.

 Tamamen farklılardı.

 Tam ayrılmıştık ki Bhagwan   köpeklerini peşimizden yolluyordu.

 Sheela’yı yok etmek istediği açıktı.

 Sheela’yı ister sevin, ister nefret edin, işini çok iyi yapmıştı ve onun için yapmıştı.

 Onun ihanete uğradığını hissettim.

 Siz Ma Anand mısınız?

 Yoksa Sheela mısınız?

 -Bayan Silversmith rolü mü yapıyorsunuz?

 -Ben Ma Anand Sheela’yım.

 Yine kızıl giysiyi giyecek misiniz?

 Şimdilik değil.

 Güvenliğim söz konusu, fiziksel güvenliğim.

 Bhagwan ortadan kaldırılmamı istedi.

 Çok öfkeliydi ama Bhagwan’la yüzleştim.

 Geçmişte kimse onunla yüzleşmemişti  Ama ben yüzleştim.

 İşte Sheela ve Bhagwan ya da dedikleri gibi “İmparatoriçenin Karşı Saldırısı”.

 Size ne dediğini görmek ister misiniz?

 Bhagwan, insanlara kim olduğunu, seni tanıdığım halini açıklama vaktin geldi.

 Bir yandan dâhi, güzel bir adamsın.

 Öte yandan, insani zayıflıklarını ve duygularını kullanarak onlardan faydalanıyorsun.

 Uyuşturucu almış.

 Ağır uyuşturucu kullanıyor.

 Ayrıca Bhagwan’ın aydınlanmayla en ufak ilgisi olmadığını söylediniz.

 Yani bu bir oyundu.

 Kesinlikle.

 Siz de dev bir oyun üzerine kurulu bir imparatorluğu kraliçe olarak yönettiniz.

 Evet, yönettim.

 Onunla hiç birlikte olmadım, orası kesin.

 Belki de kıskançlıktan diyordur.

 O hep istemişti  Ancak ben asla bir sekreterle sevişilmemesi gerektiğini söyledim.

 Bhagwan’ı yıkılmış bir halde buldum.

 Ben onu terk edince, Bhagwan da benim acı duyduğum gibi acı duymuştu.

 Aşk ilişkisi asla bitmez.

 Nefret ilişkisine dönüşebilir.

 O bir kadın değil, kusursuz bir şıllık olduğunu kanıtladı.

 Doktorunu, dişçisini, yardımcısını zehirlemeye çalıştığınızı söylüyor.

 Asistanlarınızdan biri   doktorunun poposuna iğne batırmış.

 Bu çok hoş.

 Başarılı olmuş mu?

 Doktoru hâlâ hayatta görünüyor.

 Demek ki başarılı olamamış.

 Hapse girmeden önce akıl sağlığını giderek yitirecek.

 Bekleyin ve görün.

 Ya kendisini öldürecek   işlediği suçların ağırlığından dolayı.

 Ya da tüm hayatını hapiste geçirecek.

 Çok şey biliyordum.

 Ailem, bugün bile Bhagwan’ın Sannyasin’lerinin   bana yapabileceklerinden korkuyor.

 NBC ALMANYA Bildiğim şeyler  Elimdeki bilgiler  İçeriden bilgiler   beni tehlikeye atıyor.

 Ama kim?

 Bhagwan’ın sizi arayıp öldürmesi için katiller tutabileceğini mi düşünüyorsunuz?

 Yine bunun mümkün olduğunu söyleyeceğim.

 Burada 21 kişilik bir gruptuk.

 Tehlikedeydik.

 Bu durum bizi bir araya getirdi.

 Ben kesinlikle Sheela’yı takip ediyordum.

 Kendimi tamamen Sheela’ya adadım.

 Yeni liderim o oldu.

 Bugün, o sözlerin beni daha da güçlendirdiğini anlıyorum.

 Artık halkımı korumak için daha da vahşi, daha da güçlü olmalıydım.

 Taviz vermemeliydim.

 Korkuyor musunuz?

 Hayır, ben cesur bir kadınım.

 Kendimi tanımak, benim güçlü yanımdı.

 Yola devam etmek için güç birliği yapmalıydık.

 BEŞİNCİ BÖLÜM Sanki bulduğu şeyden konuşmaya başlayınca, salona bir bomba düştü.

 Herkes için bir bombaydı.

 Basın için bir bombaydı.

 Sannyasin’ler için bir bombaydı.

 Bhagwan için bir bombaydı.

 Kendisi de şoktaydı, şokta görünüyordu.

 Ancak kimin kalıp kimin gittiğini bilmediğimiz hissindeydik.

 Harekete neler olacaktı?

 Onun gidip gitmeyeceğini bile bilmiyorduk.

 Çok belirsiz bir dönemdi.

 Bu hafta Rajneeshpuram’da yaşananlar, neredeyse herkesi etkiledi.

 Burası bir şehir olsa da, liderleri politikacılardan fazlası.

 Yönetim değişikliğiyle birlikte, çiftlikte de işler farklılaştı.

 Olanları anlamaya çalışıyorlar.

 Açıklaması zor.

 Bir açıdan, hiçbir şey farklı değil.

 Başka açıdan her şey farklı.

 Bildiğinizi düşündüğünüzde, güvende hissedersiniz, değil mi?

 Bir şeyler bildiğimi sanıyordum.

 Şimdiyse bilmediğimin farkındayım.

 Şoka girdim ve kalp acısı çekiyorum.

 Hepsi bu kadar.

 Ben  Daha fazlasını söyleyemem.

 Burada kalmayı mı planlıyorsunuz?

 Mümkün olduğunca uzun süre, evet.

 Kesinlikle.

 Pek çok farklı his yaşıyordum.

 Bir yandan, bazen içim acıyordu  Çünkü güvendiğimiz bu insanlar   onlar hakkında düşündüğümün tam tersi çıktılar.

 Şok oldum.

 Hatta canım yandı.

 “Hayır, ne?”

 diyebildim.

 Açıkçası, bunu ilk duyduğumda, büyük bir hüzün duydum.

 Çok üzgündüm.

 Şimdi bile düşününce, “Bu insanlara ne oldu böyle?”

 diyorum.

 Onun yakınlarında olup nasıl bu kadar yanlış yapabildiler?

 Bunu aklım almıyordu.

 Aynı zamanda onlar için üzüldüm de.

 Delirdiklerini düşündüm.

 Gerçekten.

 Günler geçti ve Bhagwan bize bu toplulukta olan, bizim bilmediğimiz gerçekleri anlatmaya başladı.

 Bu sırtımızda bir yük olmaya, depresyon, üzüntü ve öfke hissi uyandırmaya başladı.

 İhanete uğradığımızı hissettik.

 Bu topluluk, pek çok yönden saldırı altında.

 Burada, güvendiğimiz insanlar bize kazık attılar.

 Önümüzde çok temel bir seçim olduğunu hissediyorum.

 Seçim şu, burada bir arada kalmak istiyor muyuz, istemiyor muyuz?

 Topluluğun genelindeki tepki, benim tepkimle aynıydı: Rahatlama.

 Bu  Hadi ama.

 Bu güç delisi, megaloman, uzun süredir herkesi ezen kişi gitmişti.

 Bilemiyorum.

 Sanki bir anda karanlık bulutlar yok oldu.

 Bizim farkında bile olmadığımız bulutlar.

 Sheela ayrıldıktan kısa süre sonra, Hasya, Osho’nun yeni özel sekreteri seçildi.

 Mütevelli Heyeti, Hasya’yı Uluslararası Rajneesh Vakfı’na başkan olarak atadı.

 Aynı zamanda Bhagwan Shree Rajneesh tarafından özel sekreter seçildi.

 Hasya adında varlıklı bir film yapımcısı, Sheela’nın yerine geçti.

 Baba filminin yapımcısıydı.

 Şimdi çiftliğe huzur getirmeye çalışacak.

 Hasya ilk günlerinde, basınla ilgilenerek durumu ve yaşananları   sakinleştirmeye çalıştı.

 Hasya söz konusu olduğunda Oregonlular tarafından hangi farklı yol izlenecek?

 Bu sanırım beni nasıl karşıladıklarına, bizi nasıl görmeye başladıklarına bağlı.

 Kesinlikle onlara zarar verme niyetinde değilim.

 Onlara kollarımız açık.

 Avuçlarımız yukarıda.

 Sheela ayrıldıktan sonra, sanırım şehir konseyinin yarısı da yoktu.

 Belediye başkanı gitmişti.

 RAJNEESHPURAM BELEDİYE BAŞKANI Rajneeshpuram Belediye Başkanı kim?

 Bugün açıklanacak.

 Açıklanacak mı, atanacak mı?

 Birisi bana geldi ve dedi ki  Osho senin Belediye Başkan adayı olmanı istedi.

 Ben de “Güzel, ihtiyacım olan bu, daha fazla iş.”

 diye düşündüm.

 Ama o öyle istemişti.

 Pek şaşırtıcı olmayan biçimde   Belediye Başkanı oldum.

 Tek adayı takdim etmek isterim: Swami Prem Niren.

 Bunlar çalıştığım yeni kişilerdi.

 Hepimiz bir araya gelip topluluğu kurtarmaya çalışıyorduk.

 Yani umut vardı.

 Komün hâlâ burada.

 Diğer herkes hâlâ burada.

 Daha önce olmadığımız kadar özgürüz.

 Kalacak mısınız?

 Tabii ki kalacağım.

 Başka bir yer yok.

 Rajneesh sessizliğini bozdu.

 Bu, yaptığı en büyük iki hatadan biriydi.

 Sessizliğini bozdu ve dünyaya şaşırdığını açıkladı.

 “Tanrım, şoke oldum.

 Size söyleyeyim, şoke oldum.

 Duyduğumu sizinle paylaşacağım.”

 Bhagwan, Sheela’ya karşı halkın gözü önünde cephe alıyordu.

 Burada neler oluyor?

 Bu insanlar orada havuç yetiştirmiyor.

 Komünün bazı üst düzey yetkilileri, liderleri Bhagwan Shree Rajneesh’in onları suçlaması üzerine kaçtılar.

 Don Oliver, bu kusursuz görünen topluluğun hiç de öyle olmadığı haberini paylaşacak.

 İşte yine konuşuyor, söyledikleri, müritlerinin ağzını açık bırakıyor.

 Cinayete teşebbüs, casusluk ve sabotaj hikâyeleri, Rajneeshpuram’daki en yakın yardımcılarının ihaneti.

 Sheela pilotlarımızdan birisinin bombaları alıp, uçağı Wasco Bölgesi binasına çarpmasını istedi.

 O paradan 43 milyon dolar çaldı.

 Wasco Bölgesi ofislerinden biri yakıldı.

 Onların peşine İnterpol takılmalı.

 Kelepçeli olarak geri getirilmeliler.

 Bu durum, FBI’ın yetki alanındaki suçların ilk kez araştırılması için FBI’ı çiftliğe davet etti.

 Bhagwan bu suçlamaları yapınca, bize kapının anahtarını vermiş oldu.

 Şehre girdiğimde, ilk gördüğüm şey  LYNN ENYART FBI GÖREV KUVVETİ BAŞKANI  bölgenin batı ucundaki bir köprüde seks yapan bir çift oldu.

 Federal soruşturma için bu toplulukta geçireceğim iki aylık tuhaf süreç böyle başladı.

 Topluluk üyeleri arasında açık ve sık seks yapılıyordu, normalde kabul görmeyecek, Oregon eyaletinin diğer bölgelerinde rastlamayacağınız şeyler yaşanıyordu.

 Dört yıl önce komünün kuruluşundan beri ilk kez, emniyet güçleri suçlamaları incelemek üzere davet ediliyorlar.

 Resmen bizim yardımımızı istediler.

 FBI, Alkol-Tütün-Silah Masaları, eyalet polisi, yerel emniyet güçleri ve bizim ofisimiz bu soruşturmaya dahildi.

 Federal, eyalet ve bölge dedektifleri Rajneeshpuram’a yerleşerek, gurunun suçlamalarını destekleyecek kanıt arıyor.

 İşbirliği yaptık.

 Geldiler, onlara belgeleri verdik, insanlarla konuşmalarını sağladık.

 Benim odaklandığım tek şey, emniyet güçleriyle birlikte çalışmak, bu topluluğun üyeleriyle emniyet güçleriyle mümkün olan her şekilde işbirliği yapmak.

 Sheela’nın evinin altındaki gizli bir odada bulunan, on binden fazla kaydı teslim ettik.

 Sheela ve diğer üst düzey Rajneeshee’lere karşı soruşturma devam ederken, Sheela’nın eskiden yaşadığı evdeki gizli bölmelerden haber var.

 Sheela’nın lüks evinde, ikinci günde yeni şeyler ortaya çıktı.

 Yüzme havuzunun altında ve evdeki gizli bölmelerde göze görünenden fazlası var.

 Gizli bir kol, eski yatak odasına giden koridordaki gizli bölmeyi açıyor.

 Sheela, banyosundaki gizli bir kapıdan buraya girebiliyordu.

 Yapılmasına yardım edenlere, bunun Bhagwan için güvenli bir yer olduğu söylendi.

 Klimadaki tuş, başka bir gizli kapıyı açıyor.

 Dik merdivenler, banyo ve dolapları olan geniş bir odaya açılıyor.

 Bir koridor, geniş bir jakuzinin bulunduğu bir odaya iniyor.

 Köşede bir gizli kapı daha var, bu bir tünele açılıyor.

 İşin şeytani yönü, gizli kapaklı bir şeyler olması.

 SWAMI ANSHUMALY Bizimkisi gibi bir toplulukta bu, akıl almaz.

 Bizi şaşkına çevirdi.

 Rajneeshpuram’ı ziyaret eden herkes kaydedilmiş olmalıydı.

 Yer aldıkları her aktivite kaydedildi.

 Şehirdeki her binada gelişmiş bir sistem vardı.

 Rajneesh emniyet güçleri, çok sayıda casus aleti ortaya çıkardı.

 Belli ki kayıt, fotoğraf ve bazen zarar verme amacıyla kullanılmışlardı.

 NASIL ÖLDÜRÜLÜR?

 V. CİLT CIA BASİT SABOTAJ CİHAZI TACİZ TEKNİKLERİ Bu, tüm ülkelerin tarihindeki en büyük dinleme vakasıydı.

 FBI’ın elinde o kadar çok konuşma kaydı var ki bir insanın hepsini dinleyebilmek için günde sekiz saat ve iki yıldan çok çalışması gerekiyor.

 Kayıtlarda, diğer suç iddialarına dair bilgiler olabilir.

 Saldırılara, yaralamalara, cinayet teşebbüslerine ve diğerlerinden daha ciddi suçlamalara odaklandık.

 Bunlar en ciddi suçlardı ve bize göre ciddi cezalar gerektiriyordu.

 Sheela, Bhagwan ve Rajneeshpuram’ı terk etmeden önce, bir gün restorana inmem söylendi.

 Sheela “Senin için bir işim var.

 İzi sürülemeyecek silahlar gerekli.

 Sen ve Rita gidip onları alacaksınız.”

 dedi.

 Bir uçağa bindik ve Teksas’a gittik.

 TİCARET MERKEZİ ALIM SATIM TAKAS Farklı silah dükkânlarına gidip silah aldık.

 Bir dükkândan yeni bir silahla ayrılıp, bir diğerine gittik.

 Silahın faturasını yırtıp parçaları camdan savuruyordum, gülüp şarkılar söyledik çünkü çok mutluyduk.

 Silahları bir çantada taşıdım.

 Otobüsle Portland’a döndük.

 Otobüs garajında, bize ne tür silahlar almamızı söyleyen adam bizi karşıladı.

 Elimdeki epey ağır çantayı aldı.

 Onları bir daha görmedim.

 ABD Donanması dalgıçları, Rajneeshpuram’daki bu gölde silah varsa bulacaklarını söylüyor.

 Silahların, Başsavcı Frohnmayer gibi eyalet yetkililerini öldürme girişimlerinde kullanıldığı iddia ediliyor.

 Doğrudan bağlantısı olduğunu öne süren bir muhbire göre, suikast komplosu başarısız olduğunda silahlar Patanjali gölüne atılmış.

 Dalgıçlar, bir firkete kadar küçük parçaları bile bulabilen hassas metal detektörleri kullanıyorlar.

 ABD Başsavcı Yardımcısı Robert Weaver, CBS News’a, ABD Savcısı Charles Turner’a suikast girişimiyle bağlantılı olabilecek bir silah bulunduğunu söyledi.

 Dave Frohnmayer ve Charlie Turner’ın ev ve ailelerini aylardır izleyip  “KARA LİSTE”/BEŞ KOLAY LOKMA  suikast  ÖLDÜRÜLMESİNİ iSTEDİĞİ KİŞİLER  planlıyorlardı.

 SUİKAST Dave Frohnmayer’ın genç kızı Katie, bir gün okuldan eve dödüğünde, girişte kanlı hayvan iç organları ve bazı gazete haberleri ile karşılaştı.

 Rajneeshee’ler başkanın atadığı Charles Turner’ı öldürmeye çok yaklaştı.

 Onu öldürmeye bu kadar yaklaştılar.

 Birleşik Devletler savcısını veya Oregon başsavcısını öldürmek, bu bir suikasttir ve çok büyük bir suçtur.

 Bu yeminli ifadede anlatılanlara göre, ilaçlar ve potansiyel zehirler Rajneesh Tıp Şirketi’nden geliyordu.

 Şirketin muhasebesinin başındaki Ma Anand Puja, tüm organizasyonu kontrol ediyordu.

 Tanıklara göre, tüm ilaçları o sipariş etti, dağıttı ve geçen sonbahar çiftliğe gelen evsizlerin birasına karıştırılmasını sağladı.

 Bence tüm operasyonun en korkunç karakterlerinden biri  LEST ZAITZ ARAŞTIRMACI GAZETECİ  hemşirelik eğitimli Ma Anand Puja’ydı.

 Çıkıp itiraf ettiler, bu Puta  Adı neydi?

 Puja, evet.

 Puta, İspanyolcada söylemek istenmeyecek bir şey miydi?

 Puja iç kontrol için zehiri kullanıyordu.

 Zorluk çıkaran kişi çok hasta oluyordu.

 Polis, Bhagwan’ın Sheela ve arkadaşları hakkında, Bhagwan’ın doktorunu zehirleme girişimi iddiasına dair klinikte kanıt arıyor.

 Hafif bir acı hissettim, tuhaf bir his.

 Bir anda, neler olduğunu fark ettim.

 Shanti Bhadra, sol kalçamdaki acı, zehirleme olayı.

 Her şey bir anda netleşti.

 “Tanrım, bu insanlar ” Bu inanılmaz, ama kesinlikle gerçekleşti.

 FBI, herhangi bir şekilde zehirlendiğimi düşünüp düşünmediğimi sordu.

 Bir gün bana bir bardak kahve getirmişlerdi.

 Kahveyi içtim ve hemen banyoya koştum, başım dönüyordu.

 Birisi kapıyı çaldı ve doktorlar, “Ambulans geliyor, iyi misin?

 Kapıyı aç!” dediler.

 Sonra kendimi Pythagoras Tıp Merkezi’nde bir sedyede buldum, bayılmıştım.

 Gözlerimi açtım ve kapadım.

 Birkaç gün sonra uyandım.

 Hatırlamaya başladım, evet, Rajneesh, Rolls Royce’u kutlamalar sırasında önümde durdurmuştu.

 Rolls Royce’unun üzerinde çok sayıda gül vardı.

 “Bu gülleri almamı mı istiyorsun?”

 diye sordum.

 Bir gül aldım.

 Camını indirdi.

 Adımı bildiğini bilmiyordum.

 “Hayır Sunny, tüm gülleri almalısın” dedi.

 Geçmişe bakınca, “Aman Tanrım, o kıskançtı.”

 diyorum.

 “Bu sadece kadınsı, bilinçsiz bir davranış.”

 Sheela, Osho’nun ilgi gösterdiği herkesi mahvedecekti.

 Osho’nun ilgisini gören herkes, Sheela’nın saldırısına uğrayacaktı.

 Çoğumuz bunu hissettik ama bir şey söylemeye korktuk.

 Daha sonra yaşanacaklardan korktuk.

 -Ne hissettiniz?

 -Hayli korkmuş.

 Bu konuşulmuyordu ancak Sheela’dan veya tepedekilerin yapabileceklerinden korkuluyordu.

 Sizi kovabilirlerdi.

 Sanırım insanlar, özellikle de Bhagwan’ın onlara izin vermesinden sonra, Sheela hakkında bir şeyler anlatmaya daha gönüllü oldular.

 Bhagwan’ın söylediklerinden çok daha fazlasını hem de.

 Dört günlük konferans ve vaazlarda, Rajneesh, Sheela ve dostlarının geçen güz salmonella zehirlenmesinin suçlusu olduğunu iddia etti.

 Eyalet sağlık yetkilileri, restoranlardan alınan yiyeceklerdeki salmonellanın, soruşturmada çiftlikte bulunanlarla genetik olarak aynı bakteri olduğunu söylüyorlar.

 Laboratuvar yetkilisi salmonellayı kültürledi.

 Bu salmonella kültürünü alıp, The Dalles’taki salata barları ve restoranlardaki yiyeceklere döktüler.

 ARLO’S RESTORAN Uzun kollu ceketleri vardı ve kollarının altında bir sistem vardı.

 Ellerini salata barının üzerine tutup aktarabiliyorlardı.

 Dolaşıp, onu yayıp insanları hasta ettiler.

 Büyük bir salgın için ortam hazırlıyorlardı.

 Rajneeshee’ler o sırada, seçimi etkilemeye çalışıyordu.

 Bu durum Rajneeshee’ler için çok ciddi.

 KEZI TV MUHABİRİ Wasco Bölgesi mahkemesindeki politik yapı, şehrin geleceğini belirleyebilir.

 Milyonlarca dolarlık yatırım söz konusu.

 Rajneeshee’ler, bu yüzden Wasco Bölgesi’nde siyaset konusunda olabildiğince çok kontrol sağlamak istiyorlar.

 Bu politik açıdan çok mantıklı.

 Amaçları, bir salgın yaratıp, seçim gününde yeterince kişiyi hasta ederek, seçimlerde gereken oy çoğunluğunu sağlamaktı.

 Salata barları ilk girişimleri değildi.

 Şehrin su rezervleri tehdit altındaydı.

 Bölgenin büyük bölümünde açık rezervlerimiz vardı.

 The Dalles suyunun çoğu, Mount Hood barajından geliyordu.

 Büyük, açık bir barajdı.

 Birisi, kunduzların kötü bir bakteri kaynağı olduğunu okumuştu.

 Bu nedenle The Dalles’taki sisteme kunduz sokmak istediler.

 Kunduzları alıp oraya gittiler.

 Ancak kapakta çok küçük bir açıklık olduğunu ve tellerle kaplı olduğunu fark ettiler.

 Kunduzları suya sokamamışlardı.

 YASAK BÖLGE İZİNSİZ YAKLAŞMA Bu yüzden geri gittiler, kunduzları öldürüp karıştırıcılara koydular, kunduzları ezip karıştırdılar ve su kaynağına döktüler.

 Bu gerçek hikâye mi, fikrim yok ancak bu hikâyeyi orada bulunmuş birisi anlattı.

 Bu insanlar çılgın.

 Bu, olup bitenler konusunda ve insanların neler yapabileceği konusunda daha fazla şüphelenmeme neden oldu.

 Weaver boş senato önünde durdu.

 Bu insanlar hakkında baştan haklı olduğunu söyledi.

 WASHINGTON, D.C.  NEWS 8 Sonunda ortaya çıktı, ben haklıydım, kazanmıştım.

 Çok rahatladım.

 Bir kahramandım.

 Gidip kurulla konuştum, Cumhuriyetçiler beni ayakta alkışladılar.

 Üç, iki, bir.

 Şunu unutmamak gerek: Suçlamaların tamamı, Bhagwan’dan ya da grupta kalanlardan geldi.

 Bu, astları tarafından kandırıldığını iddia eden aydınlanmış üstadın aklanma çabası olabileceğini akıllara getiriyor.

 Çok çalkantılı bir dönem.

 Shelaa’nın ayrılması ve Bhagwan’ın tüm yasa dışı faaliyetleri ortaya çıkarmak istemesiyle çabucak fark ettim ki INS ve çeşitli hükûmet kurumları, Bhagwan’ı ülke dışına çıkarmak istiyor  Topluluğun dağılmasını istiyorlar.

 Balayı uzun sürmedi.

 Her iki tarafın birbirine uzun süreli güvensizliği bir gecede silinemez.

 Bazılarının suçlamalara savunmasız olabileceği açık.

 Çıkarlarını asla kenara atmamalarıyla bilinen Rajneeshee’ler, bir numarayı aramaya başladılar.

 Soruşturma sırasında Rajneesh yetkililerinin işbirliği yaptığını söyleyebileceğimiz bir an bile olduğunu sanmıyorum.

 Bu daima tartışmalı bir ilişkiydi.

 Sadece suçlarını araştırmıyorlardı.

 Davalarını destekleyebilmek için, sadece Sheela değil, çiftlikteki insanlar hakkında da işlem yapabilecekleri kanıtlar topluyorlardı.

 O noktada, onlarla konuşan herkes, bir avukat tutmaya başladı.

 Bizi hedef aldıkları ortaya çıkınca işbirliği çok daha sınırlı bir hal aldı.

 Sadece görmemizi istedikleri şeyleri görmek üzere davet edilsek de, bize söylediklerini doğrudan kabul edecek değildik.

 Bize tüm hikâyeyi anlattıklarını da düşünmedik.

 Bhagwan’ı tamamen temize çıkarmaya hazır değildik.

 Açıkçası   Osho işlenen adli suçlarla ilgili hiçbir şey bilmiyordu.

 Öğretileri ya da çalışmaları söz konusu olduğunda  Ancak bunun dışındaki konularda, göreve getirdiği kişileri daima desteklemişti.

 Anladığım kadarıyla onun amacı, insanlığın bilincini arttırmaktı.

 Hedefi buydu.

 Çabası buydu.

 Konuşması için tek sebep buydu.

 Osho için, tüm bunlar bir oyundu.

 Bunların tamamı, bilinci değiştirecek bir bilinç oyunuydu.

 Gurdjieff adında biri vardı  Ünlü bir mistikti  Araç dediği şeyler yaratıyordu.

 İnsanları zorlu psikolojik ve fiziksel durumlara sokuyordu.

 Bu durumlarla yüzleşen insanlar, kendilerini zorluyor, kendileri hakkında bir şeyler öğreniyorlardı.

 Bazı açılardan, Osho için tüm bu şeyler, büyük bir Gurdjieff aracı gibiydi.

 Amerika Birleşik Devletleri’nin kendini görmesi için bir araçtı.

 Sheela’nın kim olduğunu görmesi için bir araçtı.

 Toplumdaki herkesin, baskı altında neler yapacaklarını görmek için bir araçtı.

 Amerika kesinlikle tüm dünya için bir umut.

 Ama şimdiki haliyle değil.

 Amerika’nın programını değiştirmeliyiz  Kirli politikalardan  Fanatik dinlerden  Her tür iki yüzlülükten arındırmalıyız.

 Aniden kendimizi burada bulmamız, bir tesadüf değil.

 İnsanlık uğruna çok büyük bir şey yapmalıyız.

 Gurdjieff haklıydı.

 Bravo, Amerika.

 Guru dün gece, Rajneesh dininin, kendi izni olmadan eski sekreteri Ma Anand Sheela tarafından başlatıldığını söyledi.

 Ben tüm dinlere karşıyım.

 Ben lideriniz değilim.

 BHAGWAN SHREE RAJNEESH Sizler müritlerim değilsiniz.

 Her şeyi yok ediyorum ki  Tarih tekerrür etmesin.

 Bhagwan, müritlerinin istedikleri rengi giyebileceğini ve adanmışlık simgesi malalarını bırakabileceğini söyledi.

 Organize dinlerin hiçbir tuzağını istemiyor.

 Turkuaz rengi bir kazak bulursam, dünyanın en mutlu kadını olacağım.

 Ancak butikte hepsi satılmış.

 Bence bu çok güzel çünkü Sannyasinler ve dünyanın geri kalanı arasında bir ayrım olmadığı anlamına geliyor.

 İnsanların özgür olmasını istedi.

 İnsanların koşullanmadan özgür olmasını, o koşullanmadan tamamen kurtulmasını, kendi enerjilerine, kendi anlayışlarına, öğrenimlerine açık olmalarını istedi.

 Tüm insanlık tarihinde   ilk defa   bir din öldü.

 Tamam, herkese merhaba! Bu, Sheela’nın başrahibe olma isteğiydi.

 Ve Sheela’nın papa olma isteğiydi.

 Bugün, Rajneeshizm’in ölümünü kutluyoruz.

 Bhagwan’ın ne kadar öfkeli olabileceğini gördük.

 Rajneeshizm dua ve tören kitaplarının yakılmasını emretti.

 Sheela’nın dini giysilerini yaktırdı.

 Sanırım aforoz edilen birini   yakmak geleneksel bir şey.

 Eski bir gelenek  Cadıları yakmakla aynı şey.

 Sheela, bir din kurulmasını söylemediğini belirtiyor.

 Sizin değil, onun mu fikriydi?

 -Ben bunları düşünemezdim.

 -Bhagwan mı düşündü?

 Bunları düşünüp sizi suçladı, şimdi onlardan kurtuluyor mu?

 Evet, suçlayabilmek için özel bir sekretere ihtiyacı vardı.

 Bhagwan giysilerimi ve Rajneeshizm kitabını yakmalarını söyledi.

 Beni yakmıyorlar.

 Bhagwan’ı ve kendilerini yakıyorlar.

 Bu bana yansımıyor.

 Bu insanlara yansıyor.

 Üzüntü ve öfkesi o kadar çokmuş ki, beni yakmaya hazırdı.

 KARA ORMAN Sheela ve grubumuzun bir kısmı, Kara Orman’daki bir pansiyondaydık.

 Tam bir medya çılgınlığı vardı.

 Sheela tüm dünyada tanınıyordu.

 Ma Anand Sheela.

 GURU, 55 MİLYON DOLARIN KAYIP OLDUĞUNU SÖYLEDİ Bhagwan her gün yeni suçlamalarda bulunuyordu.

 SHEELA KAÇTI, SUÇLAR AÇIĞA ÇIKTI Basının daima yazacak bir şeyi vardı.

 Çok sıcak bir konuydu.

 Tüm dünyada bu konu üzerine yazılıyordu.

 Grubun paraya çok ihtiyacı vardı.

 Yemek yemeliydik, barınmaya, giysilere ihtiyacımız vardı.

 Bunlar bermuda şortlar.

 Bunlara ihtiyacımız yok.

 Sıcak bir şey gerek.

 Benim gibi  İnsanları yöneten birisi  Rajneeshpuram’da her şeyi yapabilirdim.

 Dağları oynatıp, evler inşa ettirebiliyordum.

 Ama gerçek dünyada  Bunu nasıl yapacağımı bilmiyordum.

 25 kişiydik.

 Bir pansiyonun tamamını kiraladık  Para gerekiyordu.

 Gazetelere veya kimseye nerede olduğumuzu söylememiştik.

 Almanya’da çok popüler olan Stern dergisi, Sheela’ya ulaştı.

 Stern dergisi, özel bir hikâye için yüklü miktarda para ödedi.

 Her ne olursa olsun, basınla konuşmamız yasaktı.

 Stern dergisi muhabirleri, Sheela’nın bir at arabasıyla gizlice çıkarılması, sonra bir minibüse bindirilip, tekneyle Kuzey Denizi’nde bir adaya götürülmesi için her şeyi ayarladı.

 Stern hikâyesi çıktığında, çok hoş bir otelde kalıyorduk.

 Hikâye patladı.

 Sheela yatakta çıplak poz verdi.

 Ben de o resimde, yanındaki korumalarından biri gibi görünüyorum.

 Stern dergisi o kadar çok kopya sattı ki, inanamazsınız.

 Her şey tamamlandığında   bir gün pencereden baktım.

 Otelin dışında bir muhabir sürüsü gördüm.

 Panik yaşadık.

 Sheela’nın yerini bulmuşlardı.

 Avrupa’daki yeri, yakın zamana dek bilinmiyordu.

 Ancak yeri bulundu, Almanya kıyılarının hemen açıklarındaki Juist adası.

 Stern dergisine, Rajneesh’in suçlamalarının saçmalık olduğunu söyledi.

 YOLSUZLUK SUÇLAMALARI “SAÇMALIK” Artık insanların ağzındaki ekmeği alıp, ona Rolls Royce almamak için çiftlikten ayrıldığını söyledi.

 Federal ya da yerel herhangi bir kurum, Sheela’nın iadesini istiyor mu?

 ABD Adalet Bakanlığı’yla konuştum.

 Şu anda iadesi için bir talep olmadığını söylediler.

 Bu konuda fazla yorum yapmadılar.

 Bir gün ofisimde oturuyordum, telefon çaldı, açtım, arayan FBI’dı.

 “En yakın telefon kulübesine gidip beni şu numaradan ara.”

 dedi.

 Önce, paranoyakça davrandığımı düşündüm.

 Bu, Rajneesh’in başka bir numarası mıydı?

 Konu neydi?

 007 filmi gibi bir şeydi.

 Arabaya bindim, en yakın telefon kulübesine gittim, numarayı aradım, adamla konuştum.

 Bana soruşturmayı anlattı, arama izinleri çıkardıklarını söyledi.

 ARAMA İZNİ Çiftliğe dair ne kadar harita varsa getirmemi istedi.

 Çiftliğin fiziksel tasarımı, bazı binalarla ilgili planları istedi.

 Tüm bunları Madras’a götürdüm, orada FBI ve eyalet polisiyle buluştum.

 Bu çizimlerin üzerinde biraz çalışıldı, hangi binaların hangisi olduğu ortaya çıkarıldı, ne için kullanıldıklarını öğrendik, kısa bir süre sonra da baskın gerçekleşti.

 Federal ve eyalet polisleri, arama izinleriyle Rajneeshpuram’a girdi.

 Öğlen ikiyi geçerken, polis harekete geçti.

 Çiftliğe yapılan baskını, çok dikkatlice gerçekleştirdiler.

 Federal ve eyalet yetkililerinden oluşan bir konvoyla yolda ilerlediler.

 Etrafa yayıldılar.

 50 kadar FBI ajanı, eyalet polisi ve yerel polis, çiftliğe akın etti.

 Rajneesh tıp kliniği, arama izni alınan yedi bina arasındaydı.

 Komplo, cinayete teşebbüs, birinci, üçüncü ve dördüncü derece saldırılar  Arama izni çıkartabildiler   ve Bhagwan’a karşı kapıyı açan bu oldu.

 Yiyeceğe üşüşmek gibiydi.

 “Şimdi onu yakaladık!” diyorlardı.

 Işığı yüzümden çekin lütfen.

 Beni engelliyorsunuz, tamam mı?

 Biraz yer açın.

 Teşekkürler.

 Eyalet yetkilileri, pencerelerden tırmanıp, kapıları tekmeleyerek onlara vermediğimiz belgeleri alıyordu.

 Bize suçluymuşuz gibi davrandılar.

 Yetkilileri arayıp, gelip araştırmalarını söyleyen bizdik.

 Onlar gerçek suçluları bulmakla değil, topluluğu rahatsız edip yok etmekle ilgileniyorlardı.

 Bu soruşturmanın yönetilmesinde, tek bir ABD savcısı veya Başsavcılık’tan bir savcı etkili değil.

 50 adam ortalıkta koşturup polisçilik oynuyor, neler olduğunu, birilerinin verdiği arama izinlerini kullanıyorlar   ne aradıklarını bilmeden.

 El bombasıyla balık avlamaya balıkçılık denir mi bilmiyorum.

 Asıl soru, bu soruşturman neyle ilgili?

 Osho’yu ele geçirebilirlerse, topluluğun yok olacağını biliyorlardı.

 Bu yüzden, daima Osho’ya odaklanıyorlardı.

 Rajneeshpuram Belediye Başkanı, bu soruşturmanın Rajneesh ve müritlerini kovma çabasının paravanı olduğunu söylüyor.

 Sheela’nın suçlarına onun da karıştığına dair ellerinde hiçbir kanıt yoktu.

 Hiçbir kanıtları yoktu.

 Bhagwan’ı sürmek için bir dava mı yaratıyorlar?

 Kesinlikle.

 Buradan ayrılmamızı istiyorlarsa, onu yok etmeleri gerek ve bununla birlikte, demokrasi maskelerini yok etmeliler  Bireylere saygıyı   Anayasa’daki ifade özgürlüğünü de yok etmeleri gerek.

 Hepsi Rajneeshpuram’la birlikte kanalizasyona dökülecek.

 Bu noktada, cezai soruşturma yapanlarla karşı karşıya gelmeniz kaçınılmaz görünüyor.

 Müritlerinize, önce sizinle konuşmadan kimseyle konuşmamasını söylüyorsunuz.

 Bu doğru mu?

 Ben sadece, bu insanların komünü yok etmek için bir komplo kurmaya çalıştıklarını söylüyorum.

 Kimsenin komünü yok etmesine izin vermeyeceğim.

 Sannyasin’lerime şunu söylemek istiyorum, “Artık kimse işbirliği yapmayacak.

 Kimse bir şey bildirmeyecek.

 İşbirliğimiz sona erdi.

 Artık cehenneme gidebilirler.”

 Rajneesh’in ifadelerine rağmen, Sannyasin’ler, FBI ve Oregon eyalet polisi ve Wasco Bölgesi yetkilileri tarafından bu çiftlik evinde sorgulanıyor.

 Onlardan kopmuş bir Sannyasin’in, Bhagwan’a karşı ifade vermesini istiyorduk.

 Savcılar, içerideki bu tanıklarla bir anlaşma yapmak istiyordu.

 Bu, soruşturmayı hayli hızlandırıp güvenilir bilgiler sağlayacaktı.

 Birinci elden bilgileri olan biri varsa, “Salata barlarını zehirleme kararı verildiğinde oradaydım.”

 diyecek birisi, bu sizi güvenilir bir tanık yapar.

 Kimse.

 Neredeyse hiçbiri bizimle konuşmak istemiyordu.

 Sheela’dan nefret ediyor, onun yönettiği kontrol grubundaki bazılarından nefret ediyor olabilirlerdi, ancak Bhagwan’a hâlâ sadık ve adanmışlardı.

 Bazen şanslı olmak, iyi olmaktan daha iyidir.

 -Bugün salona dönmek nasıldı?

 -Burada olmak güzel.

 Neredeydiniz?

 Etraflardaydım.

 Ayrıldığım günün ertesinde gazetelerin yazdığı gibi Zürih’e gitmedim.

 Bhagwan daha önce, Los Angeles’ta saklanıp savcılarla anlaşma yaptığınızı söyledi.

 Ben hiç  Hayır.

 Sheela’nın işlediği suçlar  Yeminli ifadede yazana göre  Dokunulmazlık almak için yetkililerle görüştüğünüzü söylüyorlar.

 Yetkililerle konuşmadınız mı?

 Söyleyebileceğim bir şey yok.

 Bu konuda söyleyeceğim bir şey yok.

 K.D. Rajneeshpuram belediye başkanıydı.

 Sheela’nın kendisini öne çıkararak ona verdiği güçten hoşlanıyordu.

 K.D. art arda toplantılara katıldı, kendisi bu şeyin içerisindeydi.

 Sheela onu yakın çevresine aldı   ve onu baştan çıkardı.

 Fiziksel olarak değil, onu gücüyle baştan çıkardı.

 Ona karşı çok tacizkâr davranıyordu.

 Ona vuruyor, pısırık diyor, gerçekten fiziksel olarak ona vuruyordu.

 Sheela’ya karşı çıkamıyordu.

 Sheela gittikten sonra, hapse girebileceğini fark etti.

 Ona bir avukat tutacağımızı, parasını bizim ödeyeceğimizi söyledim.

 Ama o federal hükûmete gidip anlaşma yaptı.

 Başsavcı Dave Frohnmayer bugün, anlaşmanın soruşturmada önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi.

 Bay Knapp, devam eden soruşturmanın  DAVE FROHNMAYER BAŞSAVCI  konusu olan yasa dışı organizasyonun en üst katmanındaydı.

 Devlete kanıtları teslim edip bu yasa dışı organizasyonun en üst seviyesine dair şaşırtıcı bilgiler ve detaylar vermeyi kabul etti.

 Bu önemli bir dönüm noktasıydı.

 K.D.’den Rajneeshee’ler hakkında duyduğum bazı şeyler, beklediğimden bile daha kötüydü.

 İnsanlar baskı altındayken, içten içe kim oldukları ortaya çıkar.

 Bu savaşta olur, her türlü durumda olur.

 Politikada olur.

 İnsanlar baskı altındayken   pek çok kişi korkuyla cevap verir  Ve sonra kendilerini korumaya çalışırlar.

 Tamam, ilk olarak, eski belediye başkanının suçlamalar karşısında suçunu itiraf etmesi ve devletle yaptığı anlaşma hakkında ne düşünüyorsunuz?

 Bir şeyler yapmalıydı.

 Anladığım kadarıyla, daha ciddi suçlardan yargılanmaktan kaçmak için çok sayıda adli suçlamayı kabul etti.

 Ve bu  İşin gerçeği bu.

 Bu K.D. hakkındaki düşüncelerinizi nasıl etkiliyor?

 Onu uzun süredir tanıyordunuz.

 Bu benimle K.D. arasında.

 Bence K.D. bir korkaktı.

 Başka hiçbir insanı bu kadar aşağılık görmüyorum.

 Bunu iğrenç buluyorum.

 Ama o herkesi satardı.

 Kendisini bile satardı.

 Sattı da.

 Kendisini sattı.

 Başsavcı, güvenlik endişeleri nedeniyle, Krishna Deva’ya Federal Tanık Koruma Yasasınca koruma verileceğini açıkladı.

 Cinayete teşebbüsten göçmenlikte dolandırıcılığa kadar pek çok suçlama oluşturuldu.

 ABD yasalarını ihlal eden bu geniş komplonun oluşturulmasında ve yönetilmesinde payı olan herkesi sorumlu tutacaktık.

 Bu yüzden her biri için tutuklama emri çıkarttık.

 Gizli belge, Bhagwan ve yedi müridini ABD’de 35 ayrı dolandırıcılık eylemi ve yabancıları saklamak için yalan beyanda bulunmakla suçluyor.

 BİRLEŞİK DEVLETLER BÖLGE MAHKEMESİ Davadaki bir numaralı hedefimiz olan Bhagwan’ı aynı anda tutuklamak zorundaydık.

 Çiftlikteki diğer kişiler, Sheela ve diğer hedefler, artık Almanya’daydı.

 Bunu bam-bam, art arda yapmalıydık.

 Sheela, İsviçre sınırının sadece 80 km.

 yakınında kalıyordu.

 Sınırı geçerse, onu geri almak mümkün olmayacaktı.

 Bhagwan ve Sheela’yı bir an önce yakalamak gerekiyordu.

 Resmi ithamnameyi aldıktan sonra, dava ajanım Joe Greene’e, Washington DC’deki merkezden, bu izni kullanmasının yasaklandığı söylendi.

 Pek çok vakada, beklediğiniz şey budur, asıl adamı kelepçeleyerek göz altına almak.

 Biz de son dakikada gidip polis şefinden ağır silahlı olan bu yerde tutuklamaları gerçekleştirmesini istedik  Karar vermek için acele etmeyecekler.

 Şiddetle karşılaşmamak için bir plan yapacaklar.

 Rajneeshpuram’ın kutu gibi bir kanyonun içerisinde yer alması, onu yasal işlem sırasında zorlu hale getiriyordu.

 Yasal bir süreçte bu işi yaparken, oradaki insanların güvenliği lojistik bir kâbus olabilirdi.

 İnsanların cesaretlenip, meseleyi kendi elilerine almak istemesi olasıydı.

 İşler gitgide kızışıyordu.

 İçinde yiyecek, yatak, tüfekler ve cephane bulunan bir mağaraya kamp kurduk.

 Aceleyle ayrılmamız gerekirse diye, arabaları şehrin dışına çevirip anahtarları üzerinde bıraktık.

 Eyalet polisi, güçleri az olduğu ve bunu bildikleri için oraya gitmeye korkuyordu.

 Bizden daha fazla ateş güçleri vardı.

 Federal yetkililer, 17 binden fazla mermi, satın alınan 20 yarı otomatik Uzi tüfek, 96 Rus yapımı AK-47 tüfek ve bir milyon AK-47 mermisi olduğuna dair uyarıldı.

 Bu, Oregon’daki tüm polis güçlerinin sahip olduğundan fazla otomatik silah demekti.

 Rajneesh’lerin savunmaya karar vermesi halinde, Rajneesh Güvenlik Güçleri kaç adet yarı otomatik silahları olduğunu değil, sadece yeterince olduğunu söylüyorlar.

 Birisi Bhagwan’ı tutuklamaya, kelepçelemeye çalışırsa, bu inananlar, silahlılar, onu savunmayı kendilerine bir görev bilebilirdi.

 Onlara nefsi müdafaa silahları diyorum, sadece ölümcül tehlikede, topluluğu korumak için kullanılacaklar.

 İçeri ateş ederek girerlerse, karşılık vereceğiz.

 İnsanların korktuğunu anlamalısınız.

 Gazetelerimiz ve televizyonlarımız vardı, bir istila olacağından korkuyorlardı.

 İnsanlar Osho’yu korumak için canlarını verirdi.

 Topluluğa karşı tam çaplı bir saldırı yapmak zorunda kalmayı bekliyorduk.

 Redmond’dan, Oregon Ulusal Muhafızları’ndan iki subay geldi.

 İçeri zorla girmek zorunda kalabileceklerini düşünüyorlardı.

 Nehri geçmek için uygun planı arıyorlardı.

 Benim arazimin ucunda, ayağınızı neredeyse ıslatmadan bile nehri geçebiliyorsunuz.

 “Burası geçmek için ideal yer.”

 dedim.

 “Gerçekten de oraya girip çocuklarınızı öldürtecek misiniz?

 Siz her ay bir hafta sonu buluşuyorsunuz.

 Onların her gün atış alanında çalıştıklarını duyuyorum.”

 dedim.

 Valiye verilen bilgiye göre, 300 kadar ulusal muhafız ihtiyaç duyulmasına karşı konuşlanacak.

 Verilen raporda, en kötüsünün yaşanmasına karşı helikopterlerin hazır olması için, eğitim takviminin düzenleneceği söyleniyor.

 Oregon Ulusal Muhafızları, Ordu Muhafızları  GORDON WAITE ULUSAL GÜVENLİK HALKLA İLİŞKİLER  ve Havacı Muhafızlar, akla gelen her çatışmaya hazır.

 Orada hazır olduğunuz için minnettar olduğumuzu söyleyelim ama umarız size ihtiyaç kalmaz.

 Ulusal Muhafızlar Rajneeshpuram çevresinde harekete geçirildi, Vali Atiyeh’nin emrini bekliyorlardı.

 Sakince gelmeyeceklerini söylüyorlardı.

 Gecenin bir vakti, çok ağır bir saldırıyla geleceklerdi.

 Bu adamlar, Jonestown tarikatı gibi bir yere geldiklerini düşünüyorlardı, onların cinayete teşebbüs ettiğini biliyorlardı.

 San Fransisco’dan bu baskına yardım etmesi için FBI SWAT ekibi getirilmesini unutmayacağım.

 Hemen yanımdaki odadalardı.

 Konuşmalarını hatırlıyorum.

 Bu gerçek inananlar, polis geldiği anda ateş açacaklar diye endişelilerdi.

 Rajneeshee’ler bizim onları almaya geldiğimizi anlamıştı.

 Niren bize, Bhagwan’ı tutuklayıp tutuklamayacağımızı sordu.

 Söylemeyi reddettik.

 Bir çatışma olmaması için, gönüllü olarak teslim olmayı konuşmaya çalıştık.

 Turner, “Bir iddianame olduğunu doğrulayamam ve gönüllü teslim olmayı tartışmayacağım.”

 dedi.

 Bu adamları tanımıyorduk.

 Sabıka kayıtları yoktu, onlara güvenmiyorduk.

 Bhagwan’ı teslim edeceklerine inanmıyordum.

 Çünkü onu kontrol etmiyorlardı.

 Bu yüzden hayır, bir an bile bu teklifi kabul etmeyi düşünmedik.

 Karar verildi.

 Harekete geçildi.

 Ulusal Muhafızlar harekete geçecekti, herhangi bir çatışma yaşanmaması için, topluluktan birisinin işbirliği yapmasına izin verilmeyecekti.

 İthamnameleri vardı, izinleri vardı.

 Her şeyleri vardı.

 Ertesi gün tutuklamaya hazırdılar.

 Evet  Tutuklama için tehlikeli bir durum yaratıp yaratmadığımızı mı soruyorsunuz?

 Bence evet.

 Bir gece önce yatağa girdiğimde, olacaklardan hayli korkuyordum.

 Orada silahlı çatışma yaşanacağını düşünüyorum.

 Toplu bir ölüm durumu olacağına dair  BILL DRIVER YEREL MUHABİR  hiçbir şüphem yok.

 Bir saldırı yaklaşıyordu.

 Göçmen bürosunda çalışan Tom Casey, orada yaşayan bizlere, sıra dışı bir şey görürsek aramamızı söyledi.

 At sırtında, ineklerle birlikte yolda yürüyordum.

 İki Learjet, Rajneesh çiftliğine indi.

 Tom’u aradım ve ona “45 dakika kadar önce iki Learjet geldi ve az önce ayrıldılar.”

 dedim.

 Isabel aradı.

 “Neler oluyor?

 Neler oluyor?”

 dedi.

 “Ne?”

 diye sordum.

 “Bana yalan söyleme.”

 dedi.

 “Isabel, neler oluyor?

 Neden söz ettiğini bilmiyorum.”

 dedim.

 Larry LaDage aradı, Gümrük Hizmetleri’nde çalışan özel ajan.

 Çiftlikte bir muhbiri vardı.

 İki Learjet iniş pistine gelip, yolcu alıp hemen kalkmıştı.

 Muhbir emin olmasa da, binenlerden birinin Rajneesh olduğundan şüpheleniyordu.

 “Osho piste geldi, bir uçağa bindi ve çiftlikten ayrıldı.”

 dedi.

 Ben de “Lanet olsun.

 İyi fikir değil.”

 dedim.

 Şaşırdım ama sonra bir fırsat gördüm.

 Alt yazı çevirmeni: Uğur Çakıroğlu||

6. BÖLÜM

Her ikisi de Oregon’dan gelen Rajneesh’leri taşıyor.

 Kötü adamları taşıyor.

 Tecrübeli suçluları.

 Uçuş rotasından saparsa, başkana güvenliğe ulaşan açık bir hat olduğunu bildirin.

 Tamam.

 Bu gece ülkenin tüm kuzeybatısında Bhagwan aranıyor.

 Göçmenlik Bürosu’nun, tutuklama emrini gerçekleştireceği herkesin bilgisi dahilinde.

 Bhagwan Shree Rajneesh, şüphesiz Oregon’daki en tartışmalı figür, bu akşam kontrol etmediği bir tartışmanın ortasında.

 Onun havada ve kaçıyor olduğunu duyduğumuzda, adrenalin devreye girdi.

 Onu yakalamalıydık  Bulup ele geçirmeli ve kelepçelemeliydik.

 HAVA TRAFİK KONTROL OPERASYONLARI Sahil Güvenlik ve Federal Havacılık Dairesi, bugün 17.

30’da Rajneeshpuram’dan ayrılan iki kişinin izinde.

 Telefonlara sarıldık, uçağı arayarak geri dönmelerini söyledik.

 Bir şekilde, federal kurumlar uçakla iletişimi bloke ediyordu.

 Dört saatten fazla süre boyunca  MA PREM HASYA  uçakla temasa geçmeye çalıştık.

 Ancak hiçbir arama gelmiyordu.

 Akşam boyunca haberleri izledim, Birleşik Devletler Savcılığı’ndan duruma dair gelişmeleri düzenli olarak aldım.

 Frohnmayer, Beyaz Saray ve Adalet Bakanlığı görevlilerini bilgilendirmek istedi.

 Bu iyi bir gelişme  DAVE FROHNMAYER BAŞSAVCI  ama tahmin edilebilir bir şey.

 Uçakla kaçmaya çalışması, beklenmedik değildi.

 FEDERAL HAVACILIK DAİRESİ Federal Havacılık Dairesi’nden bilgi istedik.

 Bermuda’ya gittiklerini belirledik.

 Bermuda’ya gitmelerinin bir, belki de iki nedeni vardı.

 Güneşli, hoş hava.

 İkinci olarak, Bermuda’dan suçlu iadesi yoktu.

 Orada yargılanmaktan başarıyla kaçabilirdi.

 İlginç bir akşamdı.

 Kimsenin nasıl biteceğini bildiğini sanmıyorum.

 Bir uçak, Pueblo, Colorado’da, diğer uçaksa Salt Lake’te yakıt alacaktı.

 Büyük olasılıkla Charlotte’a gideceklerini belirledik.

 SALT LAKE CITY PUEBLO CHARLOTTE Orta Oregon’da tutuklama beklentisi, bir Chicago Tribune muhabirinin, Bhagwan ve bazı müritlerinin jete bindiğini görmesiyle arttı.

 Saat 17.

30’dan biraz önceydi.

 OJ Simpson’ın düşük hızdaki kovalamacası gibiydi.

 Bu hikâyenin makul bir sonucu olamaz gibi görünüyordu.

 Yere eğildim, haritaya bakarak Charlotte civarında kaç havaalanı olduğuna baktım.

 Özel Ajan LaDage, başka bir ajanla konuştu.

 Charlotte Havaalanı’nda beklediler.

 Evde, telefonda sahadaki ajanlarla konuşuyordum.

 Uçaktakilerin ağır silahlı olmasını bekliyorlardı, gümrük memurları ve Charlotte polisi oraya ulaştığında en az Rajneeshee’ler kadar ateş güçleri vardı.

 Pozisyon alıp güvenli bir yere geçtiler  Kuleye, uçak indiğinde kendilerine ayrılan yere gelmelerini söylemesini bildirdiler.

 Ancak uçaklar bunu yapmadı.

 Rajneesh ve on müridini taşıyan iki Learjet, Charlotte Havaalanı’na saat 02.00’de indi.

 ABD Polis Şefi Ray Abrams, ABD gümrük memurları, yerel ve havaalanı polisleri guruyu bekliyordu.

 Uçaklar birer birer indi, ajanlar pist boyunca hızla ilerledi.

 Uçaklara girdiler.

 Etraflarını sarıp silahlarını çektiler.

 Pilotların ellerini cama koymasını istediler.

 Çok sayıda araç yaklaştı, insanlar güçlü silahlarla araçlardan indi ve bu silahları bize doğrulttu.

 Polisler, pompalı ve tüfekler, tabancalar her yerdeydi.

 Uçaklardan inip ellerini başlarının üstüne koymalarını söylediler.

 Ellerimi kokpite koydum.

 O anda başımızın belada olduğunu anladım.

 Ajanlar tek bir el ateş etmeden herkesi uçaktan indirdi.

 Rajneesh koltuğun arkasında saklanıyordu, Ron Taylor onu koltuğun arkasında buldu ve uçaktan inmeye ikna etti.

 Rajneesh şu an Charlotte, North Carolina’da ABD Federal Kolluk Kuvvetleri’nde gözaltında.

 Kara Orman’daki tatil evimizde oturmuş televizyon izliyorduk.

 Bhagwan’ın, North Carolina’da kelepçeli olarak pistte yürüdüğünü gördük.

 Buna inanamadık.

 55 bin dolar nakit para, silahlar, mücevher kutuları ve tahtı ile, Bhagwan ve birkaç müridi çiftlik komününden kaçtı.

 Charlotte, North Carolina’ya kadar geldiler, ABD Kolluk Kuvvetleri Rajneesh ve 12 arkadaşını tutukladı.

 O sırada dairemizin kapısı çaldı.

 Aniden kaldığımız yere FBI ve Alman gizli polisi baskın yaptı.

 Polis memurları, Ma Anand Sheela, Ma Shanti Bhadra ve Ma Prem Puja için tutuklama emirleri olduğunu söyledi.

 Bhagwan’ın doktorunu öldürmeye teşebbüsle suçlanıyorlardı.

 Dizlerimin bağı çözüldü.

 İki FBI ajanı Sheela’nın kişisel eşyalarını inceledi.

 Birleşik Devletler’e iadesini beklerken kanıt aradılar.

 Sheela ve iki arkadaşına karşı suçlamalar, cinayete teşebbüs, komplo ve saldırı idi.

 Amerikalı yetkililer, yargılamak için Bhagwan ve Sheela’yı hızla birlikte Oregon’a getirmeye çalışıyor.

 İkisi de bir araya gelmek istemez.

 ALTINCI BÖLÜM Tamam, diyeceğim tek şey var.

 Diyebileceğim tek şey, Bhagwan Shree Rajneesh’in, federal bir suçlama nedeniyle Charlotte, North Carolina’da gözaltında olduğu.

 Bu bölgenin ABD Savcısı Charles Turner, onun bu bölgeden ayrılmasını istiyor.

 Böylece iddianame işleme konacak.

 İddianame gizli.

 Mahkeme emrine kadar gizli kalacak.

 -Hepsi bu.

 -Neyle suçlanıyor?

 Söyleyemem.

 Kaç kişinin iddianamede adı var?

 İddianameden haberi var mıydı?

 Suçlamalar nedeniyle mi, kaçmaya çalıştığı için mi tutuklandı?

 Suçlamalardan tutuklandı.

 -Üzgünüm, hepsi bu.

 -Biliyor muydu?

 -Biliyor mu  -Üzgünüm, hepsi bu.

 Mikrofona dikkat.

 Sırada ne var?

 İlgileneceğiz.

 Seçeneklerimizi değerlendireceğiz ve mümkün olan yasal adımları atacağız.

 Çalışmaya ne zaman başlayacaksınız?

 Şimdi.

 ABD POSTA HİZMETLERİ VE ADLİYESİ Charlotte’a gittim.

 Ortam biraz sirk gibiydi.

 Bhagwan’ın Charlotte’ta tutuklandığının şarkısı radyodaydı.

 Adliye önünde tişörtler satılıyordu.

 En çok satan pembe, onu herkes seviyor.

 BHAGWAN’I YAKALADIK Rajneesh, önümüzdeki iki günü Charlotte’ta hapishanede geçirecek.

 Aniden ilk sayfa haberlerinde çıkar oldu.

 GURU CHARLOTTE’TA YAKALANIP SUÇLANDI Sanırım serveti benzersiz.

 Birinin 90 adet Rolls Royce’ı olmasını aklım almıyor.

 Bu kadar mıydı?

 İki de Learjet.

 Bu gerçekten etkileyici.

 Burası özgür bir ülke.

 Yasaları çiğniyorsa, bir şey yapılmalı.

 Çiğnemiyorsa, onu rahat bıraksınlar.

 Mecklenburg Bölge Cezaevinde, ofislerden biri çiçekçi dükkânı gibi.

 Bhagwan geldiğinden beri buraya çiçek yağıyor.

 Bazılarını Bhagwan müritleri Bhagwan’a iyi davranıldığı için şerife göndermiş.

 Bhagwan, üçüncü kattaki revir bölümünde.

 Altı müridiyle bu kapının ardında.

 Gardiyanlar çok az hareket ettiğini   gürültüyle başa çıkmak için kulak tıkacıı taktığını söylüyor.

 Vejetaryen besleniyor ve hücresinde 24 saat hemşirelerin tıbbi bakımı altında.

 Bhagwan çok iyi bir tutuklu.

 Bize karşı çok sabırlıydı.

 Tüm tedavilerimize iyi yanıt verdi.

 Sizin için alışılmadık bir tutuklu mu?

 Hiç alışılmadık.

 Ağırladığımız en ünlü isimlerden sanırım.

 İçeri girip bir Sannyasin’le tek konuşabilen bendim çünkü onun avukatıydım.

 Onunla her gün saatler geçirdim.

 Bu adam, dünyadaki en inanılmaz varlığa sahip kişi.

 FEDERAL MECKLENBURG BÖLGE CEZAEVİ CHARLOTTE, NORTH CAROLINA İşte hapiste.

 Hapiste.

 Onu oradan çıkarmalıyım.

 Bu benim işim.

 Bu normalde giyindiğinizden farklı.

 Sizin için garip veya utanç verici mi?

 Kesinlikle garip ve utanç verici çünkü tamamen suçsuzum.

 Hiçbir suç işlemedim.

 Önce savaşıp davayı bitireceğim çünkü hâlâ Amerika Anayasası’nı dünyadaki en değerli anayasalardan biri olarak görüyorum.

 Beni ve komünümü destekleyecek.

 Kazanacağımdan eminim.

 İşte avukat görüşme odasındayım, o sandalyede, bense yerde oturuyordum.

 O  O zincirsizdi.

 Hapishane odasında otururken, 10 bin kişi önünde otururken olduğu gibiydi.

 Orada oturup onun varlığını hissettim ve yenilendim  Sonra dışarı çıkıp işe döndüm.

 Geçen hafta Bhagwan, göçmen sahtekârlığıyla suçlandı.

 Yetkililer burada sürekli kalma niyeti hakkında yalan söylediği ve müritleri için sahte evlilikler düzenlediğini söylüyor.

 Teknik bir göçmen yasası ihlali, evlilik sahtekârlığı ile suçlandı.

 İddianame neredeyse tamamen Sheela’yla ilgiliydi.

 Osho hakkında bir şey yoktu.

 Ellerindeki sadece buydu.

 Yalnızca buydu.

 O bir guru değil de herhangi biri olsaydı, az bir kefalet bedeli karşılığında gitmesine izin verirlerdi.

 Ruhani lider kendisine yöneltilen tüm suçlamalardan hüküm giyerse, 175 yıl hapis ve 350 bin dolara kadar para cezasıyla karşı karşıya.

 İşin gerçeği, ona yöneltilen suçlamalar asla adli kovuşturma gerekçesi olmamıştır.

 Bu suçlamalar nedeniyle onu hapse atmak, istatistiksel olarak benzeri görülmeyen bir şey.

 Burada politik bir durumla karşı karşıyayız.

 Elimizde çok sayıda suça karışan, ABD’den kaçan, ayrıca tüm müritlerini bırakan biri var.

 Suçlamanın farkındaydı ve yakalanmadan önce ABD’den ayrılıyordu.

 En iyi önlem onu tutuklamak, Oregon’a geri götürmek ve yargılamaya başlamaktı.

 Buna hazırlanıyorduk.

 Sizce davanızın en güçlü yanı ne?

 En güçlü yanı, büyük jürinin iddianameyi onaylamasından üç gün sonra, dört yıldır ayrılmadığı çiftlikten ilk kez ayrılması ve gecenin bir yarısı ülkenin diğer ucuna uçması.

 Kolay bir duruşma bekliyorduk, gerekenden fazla kanıtımız vardı.

 ALMANYA Tutuklandım, en yakın hapishaneye götürüldük.

 Üçümüz hep birlikte aynı odaya konduk, ben, Puja, ve Shanti Bhadra.

 Hapishane etrafında çok gazeteci vardı.

 Alman polisi fotoğraflarımı uzatıyordu ve onları imzalamalıydım.

 SHEELA Tuhaftı.

 Alman yetkililer odayı terk ettiği anda kelepçeler takılıyordu.

 Ayak zincirleri takılıyordu.

 Alman polisi bizi Amerika’ya götürmeleri için Amerikan yetkililere teslim etti.

 Shanti Bhadra, Chicago’dan uçakla geldi ve geceyi Adalet Merkezi’nde geçirecek.

 Bhagwan’ın özel sekreteri Anand Sheela da bu gece gelecek.

 Karanlık ve puslu Portland Havaalanı’na geldiğinde kelepçeliydi ama yine de fotoğrafçılar için gülümsemeyi başardı.

 Pekâlâ.

 -Birazdan görüşürüz.

 -Kendine dikkat et.

 -Tamam.

 -Güle güle.

 Bu, Portland’daki en iyi avukat.

 Jon, bugün pek gülümsüyordu.

 Yeniden göz önünde olmaktan hoşlanıyor mu?

 Bugün mahkeme salonuna girerken yüzündeki tebessümü gördün.

 Sheela’nın durumundaki kimse mutlu olamazdı.

 Savcılar onu Oregon’a geri getirdi çünkü orada seneler boyunca hapiste kalacağını düşünüyorlar.

 Bugün the Dalles’ta 38 yaşındaki Ma Anand Puja ve 40 yaşındaki Shanti Bhadra’nın gelişi için sıkı güvenlik vardı.

 Cinayete teşebbüs suçlamaları ile Wasco Bölgesi mahkemesine götürüldüler.

 Günaydın.

 -Teşekkürler.

 -Çok güzel.

 Spor ayakkabı giyeceğimi söyledim mi?

 Sheela’yla oturup konuştuğumda, federal ajanlar da oradaydı.

 Onu getirdiler, bir öğleden sonrayı onunla geçirdim.

 Bu kadar küçük ve gösterişsiz olmasına şaşırdım çünkü zamanında Oregon’da hayli büyük bir figürdü, benim hayatımda da öyle.

 Tamamen açık konuştu, tüm sorularımı yanıtladı.

 Dürüstçe yanıtladığına inanıyorum, en ufak bir utanç veya pişmanlık göstermedi.

 Bu kişinin   empati duygusu olmadığını düşünerek ayrıldım.

 Açıkçası, bu grubun liderlerinin yasaların üzerinde olduğuna, yasalarmızdan hızlı hareket ettiğine ve yasaları kullanarak veya çiğneyerek bizimle oynadıklarına ikna oldum.

 Küstahlıkları adeta nefes kesiyordu.

 Olanların çoğu çok ciddiydi.

 Sheela hayatının geri kalanını hapiste geçirecek olsaydı, bu bile aşırı bir ceza olmazdı.

 CHARLOTTE, NORTH CAROLINA Destek yok mu?

 Tamam, destek.

 Charlotte’ta cezaevinde.

 Charlotte’tan Portland’a bir sonraki uçakla gideceği söylendi.

 Rajneesh’in Oregon’a zikzaklı yolculuğu burada Pazartesi akşamı 28 Ekim’de altı müridiyle tutuklandığı aynı havaalanında başladı.

 Bhagwan, Kolluk Kuvvetleri jetine bindirildi.

 Rajneesh, Charlotte, North Carolina’dan dün öğlen ayrıldı.

 Oklahoma City’den önce Missouri’de durdu.

 Yetkililer Oklahoma City’de açıklanmayan bir yerde bir gece daha geçirdiğini söylüyor.

 Salı ve çarşamba gecelerini El Reno Cezaevi’nde geçirdi.

 Dokuz günde üçüncü hapishanesi.

 Bhagwan Shree Rajneesh için bir sonraki adım ne?

 Dediğin gibi, tüm hafta yetkili ve muhabirler arasında kedi-fare oyunu gibi geçti.

 Yetkililer kasten varış zamanı ve yerini açıklamıyorlar.

 Onu yasal olarak olabildiğince uzun süre tesisten tesise götürüp oyaladılar.

 Bu, onlara iki hafta boyunca onu ülkede oradan oraya sürükleme fırsatı verdi.

 Bu ülke için  SWAMI PREM NIREN RAJNEESH’İN AVUKATI  bu masum ve güzel adamın, bu ülkenin hapishanelerinde   oradan oraya götürülmesi bir trajedi.

 Bu ülke Vahşi Batı’dan pek de farklı değil, değil mi?

 Suçlanan birisini pes ettirmek için ellerindeki tüm imkânları kullanıyorlar.

 Suçluyu yürütmek için gönüllü teslim olmayı reddediyorlar.

 İnsanları tutuklayıp kelepçeleyerek ve ışıklar altında yürüterek onları suçlu göstermek istiyorlar.

 Kimseyi incitmemiş bir adamın psikopat bir katil gibi zincirlenmesi bana   ABD hükûmetinin bu adamdan çok korktuğunu gösteriyor.

 Bhagwan’a yanlış davranıldığı ve bunun onu fiziksel olarak hasta ettiğinde ısrarcılar.

 Sözcü Prem Isabel, bunu hükûmet gözetiminde adam kaçırma olarak tanımladı.

 Tek korktuğum Bhagwan’ın sağlığı.

 Hapiste ölmesini istemiyorum.

 Böyle zarif ve güzel bir adama böyle davranılması, bunu anlamıyorum.

 STUAT ERNEST ABD POLİS ŞEFİ Ona kesinlikle özel bir muamele, kırmızı halıyla karşılama yapılmıyor.

 Otobüse binmekten hoşlanmayacağını düşündük.

 Hücre arkadaşlarından hoşlanmayacaktı.

 Bulaşıcı herpes teşhisi konmuş bir bireyle aynı hücreye yerleştirildi.

 Herpes.

 Bence bu kabul edilemez.

 Kötü muamele suçlamaları.

 Yerel cezaevi görevlilerinin üç çıplak arama gerçekleştirdiği iddia ediliyor.

 Bu sabah saat 6.

30’da, Bhagwan uçağa geri götürüldü.

 Tucson’dan Vandenberg Hava Üssüne götürüldü.

 Oradan da öğleden sonra Sacramento’ya indi.

 Bir yere gideceği her seferde, ona Portland’a gideceğini söylediler.

 Hiçbir seferinde bu doğru çıkmadı.

 Richard, ABD Kolluk Kuvvetleri bize uçağın Seattle’da Boeing Field’a indiğini söylüyor.

 Bu birkaç dakika önce oldu.

 O büyük uçaktan küçük bir uçağa aktarılarak, Portland hava üssüne götürüleceğine dair bilgi var.

 Charlotte’ta tutuklanmasıyla Portland’a getirilmesi arasında yaklaşık üç hafta geçti.

 Bu durumun bir sonucu olarak, teslim olmaya hazırdı.

 Bhagwan’ın eski özel sekreteri Sheela, cinayete teşebbüs, birinci derece saldırı ve cinayet komplosu suçlamasıyla Oregon’da.

 Bu sefer, Rajneeshee destekçileri burada değildi.

 Sheela, Portland’daki ABD Adliyesine sıkı koruma altında geldi.

 SHEELA ZEHİR KOMPLOSUYLA SUÇLANIYOR İki Wasco Bölgesi temsilcisini zehirleyip Bölge Planlama Ofisi’ni yakmaya çalıştığı söyleniyor.

 Sheela tüm bunları yaptıysa, Osho’nun aleyhinde ifade verebilir diye düşündüm   kendisi cezadan kurtulmak için  Osho da böylece cezai kovuşturmaya maruz kalabilirdi.

 Bhagwan veya başkasına karşı ifade vermek aklımın ucundan bile geçmedi, cezamdan kaçmak için.

 ABD ADLİYE BİNASI Kendi özgürlüğünüz için insanlara ihanet edemezsiniz.

 Bu akşam bazı gelişmeler oldu.

 Ma Anand Sheela federal mahkemeye çıkarak suçunu itiraf etti.

 Sheela bu sabah geldi.

 Toplu zehirleme ve telefon dinleme suçlamalarını kabul etti.

 Dört buçuk sene hapis cezası çekecek.

 469 bin dolar ceza ödeyecek.

 Serbest kalınca ABD’yi terk etmeyi kabul etti.

 Eski komün lideri Ma Shanti Bhadra, doktoru öldürmeye çalıştığını itiraf etti.

 Hapiste on sene geçirecek.

 Sheela ve benim cezamızı federal hapishanede geçirmemize karar verildi.

 Yetkililer, kendi güvenliğim için Oregon’da olmamam gerektiğini düşünüyordu.

 Bu yüzden ben de federal hapishaneye götürüldüm.

 Ne yazık ki bu daha iyi olmadı.

 Kapatıldığım yer bir akıl hastanesi gibiydi.

 İnsanlar çığlık atıyor, metal kapılara vuruyordu.

 Tam bir kargaşaydı.

 Tüm bunlar sırasında, oğlum Peter hâlâ Rajneeshpuram’da yaşıyordu.

 Ben hapisteyken, Peter beni ziyarete geldi.

 Bu beni değiştirdi.

 Rajneeshpuram’da olanlardan, Bhagwan’ın saldırılarından sonra, Peter bana ne olduğunu sordu.

 Terk edilmek, onun için korkunçtu  Bir camın arkasında oturup oğlumun gözlerindeki kafa karışıklığını ve acıyı görmek çok zordu.

 İlk tohum o zaman atıldı, beni Bhagwan’dan uzaklaştıracak tohum.

 Bu, büyünün bozulduğu   çok uzun bir yolculuğun başlangıcıydı.

 Rajneesh bugünü mahkemede geçirecek.

 Richard Draper, avukatların tarih tartışmalarını dinledi, Rajneesh davası hâkim karşısına çıkabilir.

 Richard, bu duruşma yaşanacakların habercisi mi?

 Kesinlikle öyle, Mark.

 Yasal olarak, avukatlar için karmaşık bir ağ olacak gibi.

 Osho, Portland’a döndükten sonra   ben ve diğer avukatlar, göçmen davası konusunda onunla konuşmaya gittik.

 “Bu avukatlar bu alanda uzmanlar.

 Neden onları dinlemiyoruz?”

 dedim.

 Hepsi aynı şeyi söyledi.

 “Bu, gördüğüm en zayıf davalardan biri, bu kadar az kanıtla yasal işlem başlatılan başka bir dava daha görmedim.”

 Osho bana baktı ve “Niren, ne düşünüyorsun?”

 dedi.

 Ben de dedim ki  “Birincisi, bununla savaşırsan, her gün, tüm gününü altı hafta boyunca federal mahkemede geçireceksin.

 Sonra da kazanacaksın.

 Ancak kazansan bile, ABD hükûmeti seni ve bu topluluğu ele geçirmek için her şeyi yapmaya hazır, durmayacaklar.

 Seni ele geçirene dek peşinden gelecekler.

 Bu yüzden buradan ayrılman için anlaşma yapmamıza izin vermeni öneririm.”

 dedim.

 Osho her zamanki gibi arkasına yaslandı.

 Birkaç dakika oturup boşluğa baktı.

 “Savaşacaklarsa   adilce savaşsalardı, Yüksek Mahkeme’ye giderdim.

 Ancak vücudum bunu kaldıramaz.

 Vücudum bunu, bundan önce yaşadıklarımı kaldıramaz.

 Anlaşma yap, gideceğim.”

 dedi.

 Bugün yaşanan çarpıcı bir gelişme: Bhagwan öğleden sonra Portland’a, doğruca adliyeye gitti.

 Dört avukatı eşlik etti.

 O günlerde, mahkeme ressamları resim çizerdi.

 Odada çok güçlü bir karanlık aura hissi vardı.

 Mahkeme salonunu dolduran Rajneeshee’ler, tüylerimi diken diken ediyordu.

 Bittiğinde, mahkeme ressamı bana orada hissettiği ürpertici hisse yakın tek bir deneyim yaşadığını, onu da Ayetullah Humeyni’nin yanında hissettiğini söyledi.

 Bugün yerel haberlerde pek çok sürpriz var.

 En büyüğü, birkaç saat önce, Portland’da federal mahkemedeydi.

 Rajneesh, göçmen dolandırıcılığı suçunu itiraf etti.

 Ülkeden ayrılmayı kabul etti.

 Mike ve Shirley, mahkemede önemli bir an yaşandı.

 ABD Savcısı Charles Turner, anlaşma konusunda gazetecilerin sorularını yanıtlıyor.

 Bu öğleden sonra Hâkim Edward Levy’yle görüşme oldu.

 Bhagwan “Bir daha ABD’ye dönmek istemiyorum.”

 dedi.

 Savcı Charles Turner’a yaklaşıyoruz.

 Bu öğleden sonraki görüşmenin sonuçları üzerine konuşuyor.

 Kaçırdık, yeniden söyler misiniz?

 -Şaka yapıyor olmalısınız.

 -Ciddiyim.

 Dava sonucundan çok memnunum çünkü kamu yararına olduğunu düşünüyorum.

 Bu büronun yürüttüğü soruşturma başarıyla sonuçlandı ve Rajneesh açıkça suçunu itiraf etti.

 CHARLES TURNER ABD SAVCISI Bunun, mahkemede sonuçlanmasını isteyen halktan çok sayıda kişi vardı.

 Sanık bunu istemedi.

 İtiraf etmek isteyen bir sanığı zorla yargılayamayız.

 Göreve katılan herkes, en az dört sene bu operasyonu gerçekleştirdi.

 Bu çok tatmin edici ve başarılı bir sonuç oldu.

 Kathy, bir sorum var.

 Hâlâ orada mı?

 -Evet.

 -Peki.

 Bay Turner, şunu sorayım.

 Bhagwan’ın ülkeden ayrılmasını istiyordunuz, neden iki hafta önce pazar gecesi kaçmasına izin vermediniz?

 Sistemimiz öyle işlemiyor.

 Buraya gelen ve Bhagwan Shree Rajneesh’inki gibi suçlar işleyen birinin kaçak olarak eden ayrılmasına izin verip, sorumluluklarımızı yerine getirmemek büromuzun yeminine uymazdı.

 Bunu yapamazdık.

 Buna asla izin vermezdim.

 Yasalarımız, herkesin katıldığı demokratik bir süreçte oluşturulur.

 Bu yasalarda yakalanmadan önce kaçacak kadar kurnaz olanlara yönelik istisnalar yoktur.

 Bu ülkenin vatandaşları, hükûmetin onu, herkes gibi bu yasalardan sorumlu tutacağını görmeliydi.

 Mesafe yeterli.

 Yer açın lütfen.

 Kimsiniz?

 -Yer açın, lütfen.

 -Kimsiniz, hanımefendi?

 O gece bir jete bindi ve ABD’den ayrıldı.

 Hiçbir Sannyasin bize nereye gittiğini söylemeyecek.

 O uçakta 10-12 Sannyasin olmalı.

 Uçağı çok sayıda valiz ve kutuyla doldurdular.

 Uçağa binmeden önce el salladı, ellerini geleneksel şekilde birleştirip gülümsedi, sonra dönüp uçağa bindi.

 Şu anda uçağın nereye gittiğini bilmiyoruz.

 Bhagwan’ın ülkeden ayrıldığını duyduk.

 Dün gece geç saatte, tahtından indirildin, Gece uçuşuyla Güle güle, Bhagwan.

 En son Rolls Royce’una kadar sattın Kefaretin için, seçim şansın yoktu, Güle güle, Bhagwan ANTELOPE Her iki tarafın da birbirini kabulleneceğini ve o yöne gideceğimizi düşünüyordum.

 Ancak bir sabah uyandım, her şey bitmişti ve ayrılıyorlardı.

 -Gitmeleri rahatlattı.

 -Rahatladık.

 -Biraz  -Evet.

 Bitti.

 Çok mutluyum.

 Gerçekten.

 Gittiği için mutluyum.

 Umarım dönmez.

 Tüm bu insanların da onunla gitmesini umarım.

 RAJNEESH İKİ SUÇUNU VE ÜLKEYİ DERHAL TERK ETMEYİ KABUL ETTİ Bunu duyduğumda, rahat bir nefes aldım.

 Yorulmuştuk.

 Bu olabilecek en iyi şey.

 Bence bu harika.

 Umarım tüm kamp ya da her neyse, Rajneeshpuram şehri toplanır ve gider, tek istediğim bu.

 Onlardan hoşlanmıyorum.

 İnsanlar korkmuştu.

 Dürüst değildi, yalancılığını kabul etti, kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırıp gitti.

 Zamanı gelmişti ve çok uygun bir zamanda oldu, Şükran Günü’nde.

 Çok memnunuz.

 Tüm bunların ardında ilahi bir güç olduğuna inanıyorum.

 Amerika bu insanlara göre bir yer değil.

 KIŞ 1985 Azar azar, ayrılmaya başlıyorlar.

 Arabalar eşyalarla dolu.

 Varış noktaları belirsiz.

 Ayrıldığınız için nasıl hissediyorsunuz?

 Özleyecek misiniz?

 Onu şimdiden özlüyorum.

 SENİ SEVİYORUM HOŞÇA KAL DEVA Çok ani oldu.

 Hızlı.

 Korkutucu.

 İnsanlar başta panikledi mi?

 Evet, tüm köklerinizi keserlerse  Zor.

 Bol şans.

 Müritlere çiftliğin kapatılacağı söylendi.

 Unut gitsin.

 Sonuna dek burada kalacağım.

 Bu yer yasal olarak satılıp, herkes “Tamam, hadi gidelim.”

 diyene kadar asla gitmiyorum.

 O kadar.

 Hiçbir yere kıpırdamayacağım.

 Kalıyorum.

 Herkes gitmeye hazır olana dek kalıyorum.

 Bir yıl önce Washington DC sokaklarını bırakıp Rajneeshpuram’a gelen Spencer Williams otobüsteydi.

 Burayı özleyeceğim.

 SPENCER WILLIAMS ESKİ EVSİZ Buradaki insanları da özleyeceğim.

 Lanet olsun.

 Burayı seviyorum.

 Belediye başkanıydım, yasal süreci olabildiğince iyi atlatmaktan sorumluydum.

 Kritik bir noktaya gelmiştik.

 Önceki kaynaklar olmadan tüm bu mücadeleleri vermek çok stresliydi.

 Kısaca, burası bitti  Bhagwan ayrıldığı için.

 Eyalet ve federal hükûmetin bu topluluk üzerinde gerçekleştirdiği yasal saldırıların etkisi, artık ekonomik, duygusal, ruhani veya mantıki olarak sürdürülemez bir durum yarattı.

 Isabel ve ben, dağlardaki bir kulübeye gittik.

 Isabel bana gitmesi gerektiğini söyledi.

 Bhagwan ayrıldığından beri, burada devam edemeyeceğimizi düşünüyordum.

 Bizler savaşçı değiliz.

 İstenmediğimiz bir toprak üzerinde kalıyoruz.

 “Tamam, seninle geleceğim.”

 dedim.

 Ayrıldık.

 İşte böyle oldu.

 Çiftlikte, tamamen sevildiğimi ve kabul edildiğimi hissettim.

 Tamamen.

 Hayatımda ilk defa.

 Şunu söylemeliyim ki, buna değerdi.

 Büyük bir keder duydum.

 Yanlış anlaşıldığımı hissettim.

 Ben  “Ne oldu böyle?”

 dedim.

 Bu mücadele ile o kadar meşguldük ki, ancak daha sonra bunu düşünebilecek bir anımız oldu.

 Çünkü çok toyduk ve bu bir patlama gibiydi.

 Bahçelerden, evlerden  ayrılmak  inşa ettiğimiz göllerden ayrılmak  Hatırlıyorum da   herkes daima iyi bir ruh halindeydi  Pek çok kahkaha vardı.

 Dünya üzerinde olmanın inanılmaz bir hediye olduğunu fark ediyordum  Bu bir şehirdi.

 Biz yapmıştık, bu inanılmaz şehri, neşe dolu şehri biz kurmuştuk.

 Gerçek insanların gerçek hayatlarıyla doluydu.

 Kışın ortasında oradan uzaklaşırken, buranın bir hayalet şehire dönüşeceğini biliyordum  İnanılmaz gerçeküstü bir andı  Hayatım boyunca sürecek derin etkileri oldu.

 Herkes kameraya baksın.

 Evet.

 Tamam.

 Bu sırada küçük Antelope’tan ayrılmaları, rahatlama ve keyifle izleniyor.

 ANTELOPE NEWS 8 Antelope, Rajneesh şehri olmuştu.

 ŞEHİR HOŞ GELDİN Hoş geldiniz tabelaları boyanıyor.

 ANTELOPE’A GİRİYORSUNUZ NÜFUS 115 Yeniden Antelope.

 Sökeceklerini anladıkları için olmalı.

 KABIR MEVLANA BHAGWAN Antelope’ta bugün yıkım ve yeniden inşa zamanı.

 ANA CADDE Onlar ayrıldığında, sanırım herkes çok rahatladı.

 İnsanlar kasabalarını geri aldıklarını hissediyordu  Aldılar da.

 İki saniye sonra canlı yayın.

 -Phil, buraya gel.

 -Hadi, Phil.

 ” ANTELOPE ESİRLERİ ” SONUNDA ÖZGÜR! Gel buraya.

 Kutlamaya hazırdık.

 -Ondan kurtulmuştuk.

 -Evet.

 -Kurtulduk.

 -Büyük bir parti.

 Bunun gerçek olduğunu anlamak bile zor.

 Bunun ne kadar olağanüstü olduğunu anlamak biraz zaman alacak.

 The Dalles’tan gelen 40’tan fazla destekçi yeni belediye başkanının görevi almasını izlemeye geldi.

 Amerika Birleşik Devletleri Anayasası’nı destekleyeceğim.

 Birkaç sene önce, böyle küçük bir topluluğun başına böyle bir şey gelebileceğini hayal bile edemezdik.

 Ancak geçmişte yaşayamayız.

 Rajneeshee’ler yüzünden yaşadığımız onca şey, bir futbol ya da basketbol maçına benziyor.

 Birisi kaybedecek, birisi kazanacaktı.

 Her şey sona erdiğinde, sezon bittiğinde   şampiyon belli olur.

 Tabii ki biz kazandık.

 Postanenin hemen dışında bir bayrak direği ve küçük bir antilop heykeli var.

 Dayandığımız bu baskı onuruna, bu topluluğa hediye edildi.

 1981-85 RAJNEESH İŞGALİ BOYUNCA KALAN, DİRENEN VE HATIRLAYAN BU TOPLULUĞA ADANMIŞTIR Edmund Burke’ün sözü, “Kötülüğün zaferi için gereken tek şey, iyilerin bir şey yapmamasıdır.”

 Antelope’u geri aldığımızı sonsuza dek hatırlatacak, neredeyse kaybettiğimizi hatırlamamız gerekiyor.

 Gelip o bayrak direğini görene dek, Rajneesh’leri hatırlamayacağım günü iple çekiyorum.

 Ben, heyecanı biraz özlüyorum.

 Neden bilmiyorum ama mücadeleyi seviyorum! Antelope bir daha eskisi gibi olmadı.

 ANTELOPE CAFE Çok kişi ayrıldı.

 Eski haline dönmeyecek.

 Artık bir arada değil.

 Eskisi gibi bir topluluk değil.

 Kafe ve dükkân kapalı.

 Tüm bu karmaşadan önce burada bir okul vardı.

 Zaman ilerliyor.

 Hayatımın çok nahoş bir bölümüydü.

 Bitsin istedim ve daha fazla konuşmak istemedim.

 İnsanların gelip “Evet, adını hatırlıyorum.”

 veya “Sen de mi onlarlaydın?”

 demesini istemiyorum.

 Buna layık olduklarını sanmıyorum.

 Hayır.

 PLEASONTON FEDERAL HAPİSHANESİ Bu ilk röportajın.

 Oregonlulara bir şey deme fırsatın var.

 Bana meydan mı okuyorsun?

 Kameraya bakıp mesaj ver  Bunun için meydan mı okuyorsun?

 Sadece buradaki bir seneden sonra geçmişte olanlara bakmanı istiyorum.

 Bugün o deneyimi düşün.

 Tamam.

 Tüm Oregonlulara, Bhagwan’ı anlamadığınızı, öğretilerini de, Sheela’yı da anlamadığınızı söylüyorum.

 Rajneeshee fırsatını, iş fırsatlarını, zekâsını kaçırdınız  Çok özel bir kutlama ve kahkaha becerisini kaçırdınız.

 “Sheela’nın hapiste olmasından mutluyuz.”

 diyenlerden daha çok ben Oregonlulara gülüyorum.

 Hayır.

 Oregon’da olanlardan, hastalanan insanlardan, zarar gören insanlardan dolayı üzgün müsünüz?

 Pişman mısınız?

 Tüm dünyada insanlar her gün hasta oluyor.

 Neden pişmanlık duyayım?

 Oregonlular aynı hatayı yaptığı için kötü hissediyorum.

 Siyahilere, Amerikan yerlilerine, Mormon, Katolik ve diğer azınlıklara kötü davranarak aynısını yaptılar.

 Bunun için kötü hissediyorum.

 Ama insanlığı değiştireceğimi iddia etmedim.

 Hâlâ etmiyorum.

 Hapishanede geçirdiğim zamanla ilgili çok şey söylemeyeceğim.

 Unutmayın, tam cezamı çektim  Amerikan hukuk sistemi uyarınca.

 İsviçre’de, Avrupa’da, cezasını çeken ve tamamlayan insanlar, artık suçlu kabul edilmezler.

 Rajneesh, Hindistan’da yaşamayı planladığını açıkladı.

 Yeni Delhi Havaalanındaki karşılama orada hâlâ müritleri olduğuna işaret.

 Müritlerine “Bana zarar verdilerse, size de verebilirler.”

 dedi.

 Bhagwan, Rajneeshpuram’ı başarısız olmuş güzel bir deney olarak tanımladı.

 Hindistan’a döndü.

 BHAGWAN O Poona’ya döndükten sonra, insanlar yeniden Hindistan’a gitmeye başladılar.

 Ben de Hindistan’a gittim çünkü hâlâ etrafında olmak istiyordum, onun yanı harika bir yerdi.

 Bir noktada şöyle dedi: “Ben o değilim.

 Ben o Bhagwan değilim.

 Kimse değilim.”

 İnsanlar ona yazdı ve “Sana bir isimle seslenmeliyiz” dedi.

 “Prens” mi?

 Önerilen isimlerden biri “Osho”ydu.

 OSHO CHIYONO Osho Japoncadır.

 Onur verici bir ad.

 Öğretmeninize, ustanıza Osho dersiniz.

 O her zaman narindi ama bu sefer cildi şeffaf gibiydi.

 Sanki orada değildi.

 Konuşmayı yeniden kesti.

 Artık konuşmalar yapmıyordu.

 Dışarı çıkıp insanları   selamlıyordu.

 Platformda yürüyüp yüzünü insanlara dönerek onları kutsuyordu.

 O zaman üç sıra geride oturuyordum, o biraz sendelemeye başladı.

 Bir keresinde, ayak parmağının platformun dışına takıldığını gördüm.

 Onun hayatta kalmasını istiyordum, yaşam enerjimi ona vermeye çalışıyordum.

 Ve ertesi gün   herkes Buddha Salonuna çağrıldı.

 Dün sabah, Osho’nun bedenini terk ettiğini fark ettim.

 Yatak ucunda oturduk, bize son sözlerini söyledi.

 “Rüyamı size bırakıyorum.”

 dedi.

 Sonra sessizce uzandı, yanına oturup nabzını tuttum.

 Yavaş yavaş azaldı.

 Neredeyse hissedemeyince, “Osho, sanırım zamanı geldi.”

 dedim.

 Nazikçe kafasını salladı ve gözlerini son kez yumdu.

 Naaşı  Buddha Salonuna getirildi ve platforma yerleştirildi.

 Daha pek çok şey söyledi, size anlatacağız ancak ölürken onun tam da umduğunuz gibi olduğunu söylememe izin verin.

 İnanılmazdı.

 Sonra yakılma alanına götürüldü.

 Naaşını taşıyan dev bir kalabalık vardı.

 Orada durdum ve vücudunun yanmasını izledim.

 O büyük bir hediyeydi  Büyük bir hediye.

 Bhagwan’ın, o zamanki adıyla Osho’nun öldüğünü duyduğumda   garip şekilde kayıtsızdım.

 OSHO NE DOĞDU NE ÖLDÜ DÜNYAYI 11 ARALIK 1931 – 19 OCAK 1990 ARASINDA YALNIZCA ZİYARET ETTİ Sanki arkamda kalmış bir şeydi.

 Bir hapishanedeydim ve artık eve dönüyordum.

 43 yaşındaydım ama bir çocuktum.

 Annemle babam bana kollarını açtı  Bana sarıldılar  Beni eve götürdüler.

 Kısa süre sonra, Almanya’da Saftladen adında bir meyve suyu barı işletmeye başladım.

 Kocam George’la bu barda tanıştık.

 Yavaş yavaş, dünya gezegenine geri dönmeye başladım.

 Bu sırada, Almanya dışında, benim için hâlâ bir uluslararası tutuklama emri vardı.

 Bay Turner’ın cinayet davası kapanmamıştı.

 Kadınların, eski savcı Turner cinayetini planladığını söyledi.

 RAJNEESHEE CİNAYET KOMPLOSU Suçlu bulunmaları halinde ABD’de müebbet hapis cezası verilebilir.

 ABD SAVCISI CHARLES TURNER Aynı zamanda, daha önce hiç sahip olmadığım bir düzenim vardı.

 Almanya’da kaldığım sürece, Amerika’daki tutuklama emrinden uzak durabilirdim.

 Bir gün   gecenin bir vakti, telefon çaldı.

 Gelinimdi.

 “Jane,” dedi “Peter hastanede.”

 Oğlumda beyin tümörü olduğunu   ve ölebileceğini ilk kez duyuyordum.

 Tamamen şok oldum.

 Tutuklama emri, Avustralya’da ölmekte olan pğlumu görmeye gidemeyeceğim demekti.

 Amerika’ya gitmeliydim.

 Hiçbir garanti olmadan, kendimi mahkemenin merhametine bırakmalıydım.

 Özgür olmak istiyordum, böyle bir zamanda gidip çocuklarımı görmek istiyordum.

 George’la Frankfurt’taki havaalanına gittik ve Portland’a giden bir uçağa bindik.

 Birlikte federal mahkeme salonuna yürüdük.

 O sabah yağmur yağıyordu.

 Çok odaklanmıştım.

 Mahkeme beni müebbet hapse mahkûm edebilirdi ama ne yapılması gerektiğini biliyordum.

 Duruşmalar başlayınca, önce savcı konuştu ve hâkimden beni uygun cezaya çarptırmasını istedi.

 Sonra konuşma sırası bendeydi.

 Yapılması gerekeni yapmam gerektiğini hissettim.

 İfademi okudum.

 Cezamın açıklanacağı zaman geldi.

 Yargıç Marsh adaletin bazen merhametten güçlü olduğunu ve bunun iyi olduğunu söyledi.

 Ancak bazen merhamet adalete üstün gelir.

 Bugün karşımızda böyle bir dava var.

 Bu nedenle, daha önce çektiğim cezanın yeterli olduğunu söyledi.

 Özgürdüm.

 Özgürdüm.

 Gözyaşlarımla mahkeme salonundaki herkesin benim için mutlu olduğunu gördüm.

 FBI ajanları yanıma geldi, elimi sıkıp “Tebrikler, Bayan Stork.

 Bunu hak ettiniz.”

 dedi.

 O anda, artık bir suçlu değildim.

 Özgür bir kadındım, ölmekte olan bir oğlum vardı.

 Her şey çok insani bir biçimde   sonuçlandı.

 Bugün bile bunu düşününce   ağlamaya başlıyorum.

 Bu inanılmaz bir deneyimdi.

 O gün etrafımdaki pek çok insanın, oğlumun yanına gidip o ölürken yanında olabileceğim için memnun olduklarını gördüm.

 Hapishaneden sonra, kendi ayaklarım üzerinde durmalıydım.

 Hayatta kalmanın bir yolunu bulmalıydım.

 Bhagwan’dan ayrıldığımda, Sannyasin topluluğunu da terk etmiştim.

 İkiyüzlülüğü terk etmiştim.

 Bhagwan’ın Sannyasin’lerinin gözlerini açıp Bhagwan’a neler olduğunu görmesinin vakti gelmişti.

 Bhagwan doğal yollarla ölmedi.

 OSHO’NUN ÖLÜMÜNÜN ARDINDAKİ GİZEM Doktor ölüm belgesinde  DOKTOR OSHO’NUN ÖLÜMÜNE SUİKAST DEDİ  aşırı dozda uyuşturucudan şüphelenmişti.

 OSHO’NUN VASİYETİ TARTIŞMALI MİRAS Dokuz ay kadar önce, Osho sayısı 20’yi bulan bir grup Sannyasin’den oluşan bir üst kurul oluşturdu.

 Bu üst kurul, onun halefi olacaktı.

 ENDİŞE, ENTRİKA, AÇGÖZLÜLÜK.

 Bunlar ona uyuşturucu verenlerdi  OSHO VAKFI YÖNETİCİLERİ SAHTECİLİK SUÇLAMALARI  aynı zamanda onun servetini yağmalayanlardı.

 POLİS PUNE AŞRAMINDA OSHO’NUN “ORİJİNAL VASİYET”İNİ ARIYOR Bhagwan’a bakmak sizin sorumluluğunuzdu.

 Benim zamanımda en azından güvendeydi.

 Ancak Sannyasin topluluğu, geçmişimde kaldı.

 Dünya ne düşünürse düşünsün, oradan ben galip ayrıldım.

 Şizofreniden bunamaya, Parkinson’dan Alzheimer’a, genç ve yaşlı hastalarla çalışıyorum.

 Yaşlıların terk edilmesini istemiyorum.

 Bhagwan’dan ne öğrendim?

 Onun öğretilerini gerçek hayatta nasıl uygulayabilirim?

 Bu topluluk   Bhagwan’dan öğrendiğim işte bu.

 Birlikte yiyoruz.

 Şarkı söyleyip dans ediyoruz  Bu evde birlikte rahatça uyuyoruz.

 Benim evimde yaşlanıp son anlarına dek burada kalabilirler.

 Bu, var oluşunuza teşekkür etmek için   harika bir yol.

 Biz Sannyasin’ler olarak, tüm dünyadaki insanların bilincine ışık tutmalıyız.

 Osho’nun vizyonunun meyve verdiğini görebilirsiniz.

 Hâlâ ona ve öğretilerine adanmış topluluklar var.

 Güney Amerika’da  Avrupa’da   ve Asya’da.

 Yayınları ciddi biçimde çoğaldı.

 50 farklı dilde basıldı.

 Geçen sene bin yeni kitap anlaşması imzalandı.

 HEMEN SATIN ALIN Günümüzde Pune’a akın eden gençler var  Gidip onun meditasyonlarını öğrenip   Buddha Salonunda dans ediyorlar.

 Burada tüm günlük meditasyon programları mevcut, her gün, sabahtan akşama dek.

 ÇOCUKLUK DEKONDİSYON SÜRECİ Yani onun çalışmaları, öğretileri yaşayacak.

 Bana bir dalavere gibi geliyor.

 İlk günden beri dolandırıcılık olduğunu düşünüyorum.

 Benim için yaşlı bir dolandırıcıydı.

 Orada Hindistan’da oturup, etrafta dolaşıp Tanrı’yı arayan genç, zengin Avrupalıları görüyorlar.

 Bu kişilerin çok parası olduğunu çözmüşler.

 Bir dükkân açıp Bhagwan’ı yarattılar   ve onları yolmanın hayli kolay olduğunu gördüler.

 İnsanlar inanmak, ait olmak istiyor.

 Düşünmek istiyorlar, tüm gün seks yapmanın onları cennete götüreceğini düşünüyorlar.

 “TEHDİT EDİLDİM” Bu benim düşüncem.

 Rajneeshee’ler ayrıldıktan sonra, Montanalı bir milyarder  Dennis Washington.

 Montanalı bir milyarder.

 Çiftliği satın aldı ve onu Young Life’a hediye etti.

 YOUNGLIFE Hristiyan gençlik organizasyonu.

 Buna kamp diyorlar.

 Bence daha çok tatil köyü.

 Serbest seks yapan Rajneeshee’lerden, hiç seks olmayan Young Life’a geçtik.

 Bekâret odaklı bir gençlik organizasyonu.

 O da bir tarikat gibi.

 Kusursuz değiller.

 Ama Rajneeshee’lerden çok daha iyi komşular.

 Yüzünüze AK-47 tutmuyorlar.

 Korkulardan faydalandılar.

 Bir grubu korku ve nefret üzerine tanımladılar.

 Kim olduğunuzu tamamen yanlış yorumluyorlar.

 Bence ABD başarısız oldu.

 Birleşik Devletler, gördüğüm en güzel adamı tanımada başarısız oldu.

 Bence Birleşik Devletler, onun bu ülke ve dünyaya sunabileceklerini görmekte başarısız oldu.

 Bence bu bir trajedi.

 Yasal ve politik tarafına bakacak olursak, bunu paylaşabilecek kadar derin bilgiye sahip olan tek ben varım.

 Osho’ya ABD’de olanlar hakkında konuşmak zor ve acı verici.

 Onu çok seviyordum, topluluğa bağlıydım.

 Onun gezegeni değiştirme vizyonunu gerçekleştirmek için çok çalışmaya kararlıydık.

 O ölmeden önce  “Seninle konuşmak istiyor.”

 dediler.

 İçeri girdim, “Bir kitap yazıp, gerçekte olanları anlat.

 Amerika’da adımı temize çıkar.”

 dedi.

 Ve  Bu uzun zaman aldı, bazı iniş çıkışlar oldu, ama şu anda bunu yapıyorum.

 Şimdi o kitabı bitiriyorum.

 İnsanlara, bir yolculuğa çıkmalarını söylüyorum.

 Gerçek içinizde.

 O hâlâ ustaların ustası.

 Yolculuğa başlayın.

 Hayatınızı değiştirecek.

 Bhagwan bir Zen ustasına dair bir hikâye anlatırdı.

 Bir müridinin aydınlanmaya hazır olduğunu görünce, sopasıyla vurup onu öldürürmüş.

 Ölümünden hemen önceki anda, aydınlanmış olurmuş.

 Kendime tekrar tekrar sordum, “Ustanın darbesini kaçırdım mı?

 Bana aydınlanma getirecek darbeyi yemeyi beklemedim mi?”

 Başarısız olduğuma dair bu şüpheden   kurtulmak yıllarımı aldı.

 Bunu söylerken, zihnimde kozadaki bir tırtıl görüntüsü var.

 Kozasından çıkan güzel bir kelebeği izlediyseniz, bu uzun ve zor bir süreçtir.

 Sıkışık halde hareket eder.

 Koza, güvenin bedenine tutunur.

 Son bir kez çırpınıp, son itişler kendisini çıkarana kadar.

 Şimdi nasıl, farklı şekilde mi bakıyorsunuz?

 TARİKATTAKİ HAYATIM Şu anda, ailenin ne kadar önemli olduğunun bilincindeyim.

 Ailem her koşulda destek olup beni sevdi.

 Kocam bana destek oldu, çocuklarım büyük bir cesaret gösterdi ve tüm bundan güç kazandılar.

 Sonunda harika birer yetişkin oldular.

 Kendimle yaşamak zorundayım.

 Kendimle yaşarken, kendi içime bakmalıyım.

 Ben kimim?

 Ben neyim?

 Neden benim?

 Bu iyi veya kötü, doğru veya yanlış, siyah veya beyaz değil.

 Tabii ki, ölünce cennete veya cehenneme mi gideceğimi bilmiyorum.

 Bu önemli değil.

 Nereye gidersem gideyim, kendi cennetimi yaratacağım.

 Gücümü seviyorum.

 Neden sevmeyeyim?

 Bhagwan bana gücü öğretti.

 Gücümü boşa harcayacağımı mı düşünüyorsunuz?

 Sannyasin topluluğu  Onu Bhagwan’ın biyografisinden çıkararak tüm Oregon deneyimini hükümsüz kıldığınızı söylemek istiyorum.

 Onun büyük hayali yeni bir komündü.

 Yıllarca yaşadığımız güzel bir topluluk kurduk.

 Buna odaklanıp   bu skandaldan utanarak  onu öldürmeyin.

 Unutmayın, her birimiz o skandalın bir parçasıydık.

 Bitti mi?

 Bu hiç bitmeyecek sanıyordum! Hepimizin kesinlikle bir içkiye ihtiyacı var.

 Tamam.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

....

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.