HOSTAGE TO THE DEVİL (2016) Şeytanın Rehinesi

 

Süre: 90 dk

Yönetmen: Marty Stalker

Senaryo: Rachel Lysaght, Marty Stalker

Tür: Belgesel, Biyografi, Tarihi, Korku, Gizem

Vizyon Tarihi:26 Ağustos 2016

Müzik: Andrew Simon McAllister

Kelimeler: katolik, şeytan çıkarma, din

Nam-ı Diğer: Hostage to the Devil

Oyuncular: John Zaffis, Art Bell, Ralph Sarchie, Pope John Paul II ,Ali Lyons

Alt yazı çevirmeni: Nazik Ulcen Arican

Özet:

İnancını kaybetmiş bir peder olan Malachi Martin, şeytanların bazı ruhları ele geçirdiğine inanmakta ve ürkütücü şeytan çıkarma ayinleri düzenlemektedir.

Filmden

O hayatım boyunca tanıştığım en büyüleyici kişiydi.

   O, Malachi Martin’di.

 Tek bir Malachi Martin vardır.

   Aklınızı çelerdi.

  Çok, çok çekiciydi.

   Bir savaşçıdır.

   Tanrı’nın bir savaşçısıydı ve hala Tanrı’nın savaşçısı.

   Feci bir yalan söyleme hastalığı vardı.

  Aslında bir yalancı, kötü bir adam ve bir dolandırıcıydı.

  İyi akşamlar.

 Bu gece özel bir konuğumuz var  ve onunla tanışmak benim için gerçek bir onur ve zevktir.

  Vatikan’da dünyadaki en bilgili uzmanlardan biri  olarak düşünülüyor.

  O her şeyden önce çok seçkin bir ilahiyatçıdır.

  Katolik Kilisesi uzmanı, eski Cizvit  ve Vatikan’ın Papa’ya Ait İncil Enstitüsü’nde profesördür.

  Ulusal çapta en çok satan Vatican, The Final Conclave,  Hostage To The Devil ve The Jesuits kitaplarının yazarı.

  Ayrıca bir şeytan çıkarıcı.

  Şeytan çıkarma bir iyileştirmedir.

  Çok zor bir iyileştirmedir, ama iyileştirir.

  Çünkü içeride cehennemi yaşıyorlar.

  Canlı bir cehennem.

 **

 Adın ne?

  Gerçek şu ki  bundan hoşlansak da hoşlanmasak da  şeytan var.

  O oralarda.

  O bizim düşmanımız.

  Ve bizden nefret ediyor.

  Amacı, ruhlarımızı yok etmek.

  Bu var olan bir gerçektir.

  Herkesin başına gelmese de  gerçek vakalar var.

 İşte bu yüzden şeytan çıkarma ayinleri var.

 Eğer kilise ona inanmazsa, yapmaz.

 Bu konuda endişe bile etmez.

  Sözlerin öğrettiğine inanmıyorum.

  Sözler öğretmez.

  Deneyim öğretir.

  Ve bence insanların kendi deneyimleri olmalı.

 Ve birilerinin şeytanın varlığına rastlandığını da biliyorum, onlar da biliyorlar, neyin var olduğunu neyin olmadığını biliyorlar.

 @DominieStemp Malachi

Martin’e dikkat et – o İsa dostu değildi:  İnternet’te Malachi hakkında pek çok küfür dolu bilgi var.

 Malachi Martin’i çok ilginç bulsam da onu dikkatle tedavi etmeyi öneriyorum.

  Öncelikli olarak onu, karakterini ve kişiliğini kötülüyorlardı.

  Ve bu yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmanın bir parçasıdır.

 Arkadaşım olmasının yanı sıra, iyi ve kutsal bir adamdı.

 Ve o konuda yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak istiyorum.

  Sonuncusu dışında şeytan çıkarmaları hakkında  çok fazla konuşmamıştık.

  Ondan bunu yapmamasını isteyip durdum.

  Ve o da,  “Ben sadece yardımcı olmak için gideceğim.”

 deyip durmuştu.

 Pek şansı yoktu.

  Bir şeytan çıkarıcı, çok kutsal bir rahip olmalı.

  Kilisenin inayetiyle korunmalıdır.

 Bence yine, müdahil olduğu  o son şeytan çıkarmada,  ben hala Malachi’nin hedef olduğuna inanıyorum.

  Hedef olan o küçük kız değildi.

 O yemdi.

  Bu, çoğumuzun Exorcist’te görmüş olduğu gibi mi?

   O tamamen kurgusal bir hikayedir, hiçbir gerçeğe dayanmaz.

   Ben hiç 180 derece dönmüş bir kafa görmedim.

  Belki de şöyle başlayabiliriz,  biraz kendinizden,  geçmişinizden  ve şu anda uğraştığınız aktivitelerden bahsedebilirsiniz.

  Sanırım sizi sıkacağım  ancak bu kaydı dinleyen biri hakkımda pek fazla şey bilmiyor,  bu yüzden ana hatlarıyla bilgi vermeliyiz.

  Ben 70 yıl önce İrlanda, Kerry’de doğdum.

  Ve  70 yıl önce.

  70’i unutmayın, yedi-sıfır.

  İrlanda’da okudum ve savaş başlamadan hemen önce  yine İrlanda’daki Cizvitlere katıldım.

  Savaştan sonra,  felsefemi yerine getirirken, çalışmalarım için beni Belçika’ya gönderdiler.

  Ve Louvain’de işim bittiğinde,  beni Roma’ya Papa’ya Ait İncil Enstitüsü’ne gönderdiler.

  Vatikan’da kutsal kitap profesörleri yetiştiren bir enstitüdür.

  Öğretileriyle ilgili başı derttedir.

  1955’te Amerikalı bir Katolik olsaydınız,  dünya sizin için olağanüstü görünürdü.

 Çok sayıda inancını değiştiren kimse kiliseye akıyordu.

 Kiliseler büyük oranlarda inşa ediliyordu.

  Daha sonra, zaten çok büyüyen  kiliseyi yenilemek ve canlandırmak için  Vatikan Konsey’i oluşturuldu.

  Ve bom, birkaç yıl içinde, her şey çok yanlış gidiyor.

  Peder Katolik Rahibi ve Yorumcu  Kiliseler kapanıyor.

 Rahibeler ve rahipler  kiliseden kaçıyorlar.

 Dini emirler giderek yavaşlıyor.

 Katolik Kilisesi’nin önceden çözdüğünü düşündüğü her sosyal sorun  onu yenmek için geri döndü.

  Konsey, bir erkek izci toplantısı değildi.

  Eski Cizvit Rahibi ve Yazar  Bu, kilisenin geleceği için  gerçek bir savaşa karışan bir insan topluluğuydu.

  Kiliseyi daha insani yapmaktan  bahsediyorlardı.

  Daha çağdaş.

  Daha modern.

 Daha zamane.

  Dünyaya hakim olmak yerine, onun hizmetinde.

 Bu yüzden o, kilise tarihinde çok ilginç bir dönemdi.

 Ve Malachi Martin, bunun olmasını sağlayacak o insanlardan bazılarını keşfetmemde bana yardımcı oldu.

 Köklü değişikliğin olmasını sağlayacak.

  – Bu Vatikan İki miydi?

 – Vatikan İki.

  1962’den 1965’e kadar, söz konusu papalar tarafından teşvik edilmiştir.

  Ve de kardinaller tarafından.

  Aralarındaki ruh, “Her ne pahasına olursa olsun,  her şekilde, dünyayla buluşalım.

  Soyutlanmıştık.

  Şimdi her şeyi modernize edelim.”

 idi.

  Bunu yapmak için,  Vatikan Konsey’inde, Katolik Kilisesi’ndeki  ilk yüzyıldan, ilk papaların zamanından beri  hep var olan gelenekleri,  yani kutsal gelenekleri attılar.

  O İrlanda’dan gelmişti.

  O   Birçok çoluk çocuğun arasından geldi.

 Bildiğim kadarıyla, sadece bir kız kardeşi vardı.

 Yanılıyor da olabilirim.

  Malachi Martin’in Arkadaşı  Fakat birkaç tane de erkek kardeşi vardı,  hepsi de kendi adlarına oldukça tanınmış dindar, Katolik-dindar oldular.

 Martin kardeşler.

 Ve Malachi de boş durmadı.

 Kardeşlerinin geleneğini takip ediyordu.

  O sanki Orta Doğu’daki mağaraları tarayan  genç rahip Indiana Jones gibiydi.

  Ölü Deniz Tomarları’nı çözmeye çalışanlardan biriydi.

  Birçok dil konuşurdu.

  Fakat biz her zaman sadık bir Katolik’tik.

  Papalığa sadık.

 Meryem’e sadık.

  Bu onun inanç sistemini çekirdeğine kadar oluşturdu.

  Kesinlikle çok seksi görünüyordu.

  Partilerde anlattığı açık saçık fıkralarla  partinin ilgi odağı olurdu.

  Aslında, TIME dergisi için iyi bir muhabir olduğumdan, iyi bir dedektif oldum.

 Ve her şeyin kökenine inerdim.

  Tüm bu hikayeleri vardı,  ki bazıları   Hatta bazılarının doğru olduğu ortaya çıktı.

 Kaiser, İkinci Vatikan Konsey’i döneminde  TIME dergisi için muhabirlik yaptı.

  Kaiser, Cizvitlerle çok derinden ilgileniyordu.

  Ve Cizvitler her zaman  Malachi ayrıldığı zaman   Martin’in Telif Temsilcisi ve Arkadaşı   herkesle ilgili bildiklerini ortaya dökeceğinden korkmuşlardı  çünkü Roma’daki herkesi tanıyordu.

  Bu yüzden, bence o onların canına okumadan önce  onun canına okumaya karar verdiler.

  Ve bunların hepsi, Kaiser’in kinini ifade edebildiği ve Malachi’ye yapabileceğini düşündüğü kadar çok zarar verdiği araçlarını beslemek için bir araya geldi.

  Malachi Martin’in karakterini derinlemesine araştırdım.

  Ve böylece bu kitabı yazdım.

  Clerical Error adındaki.

  Ve gerçek olacak kadar canlı olmamasındaki hata,  yalnızca onun değil, benim de hatamdı.

 Bunun kaçırılmayacak kadar iyi bir hikaye olduğuna ve bunu yalnızca benim anlatabileceğime karar verdim, çünkü hikayenin tamamı sadece bendeydi.

 Sadece hikayenin nedenini deşme ve oradan çıkarma isteğim vardı.

 Ve böylece  iyi bir film bile yapılabileceğini düşündüm.

 Muhtemelen iyi bir belgesel yapılırdı.

 Çünkü bu büyüleyici bir hikaye.

  Doğru ya da yanlış.

  Özellikle Cizvit emrini bırakmasının sebebinin  1960’lı yıllarda Cizvitlerin yanı sıra birçok başka kuruluşun  o dönemde keskin sola dönüş yapması olduğunu  açıkça belirtti.

 Ve ona, “İkinci Vatikan Konseyi’nin ardından Cizvitler sol alanda mıydı?”

 diye sordum.

 Gülümsedi ve dedi ki, “Hayır, sol alanda değillerdi. Stadyumunun dışındalardı.”

  Papa John, Malachi’nin Roma’yı terk etmesi gerektiğini düşündüğünü söyledi.

  Rahipliği olmasa da Roma’yı terk etmesi.

  Çünkü, dedi ki, “Eğer kalırsan ” Bunu kameraya söylüyorum ama her neyse  “Eğer kalırsan, Roma’nın dışında başka bir metresle yaşayan başka bir şişko kardinal haline geleceksin.”

  Ve o da kendi bakış açısından  bunu düzeltmenin en iyi yolunun, Papa Paul VI’dan Latince’de ferman dediği bir belge almak olduğunu düşündü.

 Ve o belge ile, bir rahip olarak üç yemininin ikisinden serbest bırakıldı.

 Bu onu itaat yemininden serbest bıraktı, böylece Cizvit emrinden ayrılabildi.

 Ve onu mahrumiyet yemininden de serbest bıraktı, çünkü böylece Batı’da bir yazar olarak laik bir yaşam tarzı izlemeye devam edebilecekti.

 Ölene dek tuttuğu ve devam ettirdiği tek yemini bekaret yeminiydi.

 Ve ölene kadar devam ettirdi.

  Rahipler her şeyden önce insanlardır.

  Ve insanlar hayatları boyunca  her türlü ruhsal değişimden geçerler.

 Mahremiyet ve birinin mahremiyetine saygı kesinlikle çok önemlidir.

 Çünkü bir rahip ile onun üstü arasındaki ilişkinin her türlü özel bilgiyi içerdiğini biliyorum.

 Ve rahiplere sıklıkla özel izinler verildiğini biliyorum.

  Şahsen onun üç yemininin ikisinden  serbest bırakıldığına dair daha fazla kanıt görmek istiyorum.

  Ben yalnızca onun üçünden değil de  ikisinden serbest bırakılmasını olağandışı buluyorum.

  Ve 1964’te Amerika’ya geldim ve bir Amerikan vatandaşı oldum.

  New York’a yerleştim, burada kitaplar yazdım,  TV ve radyo programları yaptım.

  Şimdi, birçok kitap yazdınız  ve kitaplar özellikle Roma Katolikliği,  Vatikan ve bu tür şeylerle ilgili.

  Aynen öyle.

  İlk geldiğinde, tabii ki ne parası ne başka bir şeyi vardı.

  Elinden gelen yollarla para kazandı.

  Bulaşık yıkadı, taksi şoförlüğü yaptı  ve yaşamak için elinden geleni yaptı.

   Encyclopædia Britannica’da çalıştı, ama o işi sevmedi,   çünkü bunun sadece başka birinin bilgisini alarak bir kitaba doldurmak olduğunu söyledi.

 Ve o işi yapmak istemedi.

 Kendi işini yapmak istiyordu.

 Yani, bu onun için uygun değildi.

 Onunla tanıştığımda, yazar olma planı yoktu.

 Ben onunla yazarlık mesleği hakkında konuşmaya başladım.

 Ve bana biraz zaman verirse, onu başarılı bir yazar yapacağımı söyledim.

 Ama bunu yapmak zaman alır.

  Sonrasında 30 yıl birlikte çalıştık.

  Arkadaş olarak ve   Önce onun editörü ve yapımcısıydım  ve sonra temsilci olmak için yayıncılıktan ayrıldığımda  müşterim oldu.

  Her sabah ayin düzenlerim.

 Ben bir rahibim.

  Dua kitabındakileri ve her zamanki şeyleri söylerim.

  Bu, hepsinin toplamı ile ilgili.

  15 kitap yayınladım.

  Ve 16.’yı hazırlıyorum.

   Hayat hikayem hakkında.

 Çok sorunsuz, ama benim hayatım bu.

  Olan biteni çok net analiz eden bir adam.

  Birkaç yıl öncesine kadar Katolikliğin Amerika’nın resmi dini olacağını iddia ederek hatırlamasına izin veren bu kusursuz, muazzam kilisenin görünür patlamasında insanların rahatsızlık duygusu üzerine sözler yazıyor.

  İşte Malachi Martin geliyor, tüm becerileri,  analizleri, zekası ve etkili konuşması,  verdiği cevaplarla işte bu yüzden böylesine büyük bir etki yaptı.

 Bu yüzden birçok kişi onu doğal bir lider olarak gördü.

  Neye inanmaları gerektiğini bilmeyen yeni bir nesil var.

  Katolik Kilisesi’nin tek gücü birlikti.

  Birlik.

  O da gitti.

  Önce, insanlar Malachi Martin’le birlikte olmak için öldürürlerdi  çünkü o bir sürü insan için çok fazla anlam ifade ediyordu.

  Onlara inanç getirdi.

  Peder Martin’le ilk karşılaşmamız ikimizin de New York’taki Saint Agnes Kilisesi’nden tanıdığımız bir papaz sayesinde oldu.

 Bir akşam sohbet ediyorduk.

 

 “Malachi ile tanışmak ister misin?

  Onu tanıyorum. Onunla bir yemeği paylaşabilirsin.”

 dedi.

  Ve o akşam yemeği boyunca birbirimizi oldukça iyi tanımış olduk.

  Doğrusu, çok geçe kalmıştık, gece 23:30 civarı kibarca bize restoran personelinin artık eve gitmek istediğini, o nedenle restorandan ayrılmamızı istemişlerdi.

 O tür bir hikaye anlatıcıydı.

  Çok kibar, yumuşak başlı bir kişiydi.

  Katolik Yazar ve Konuşmacı  Beni inanılmaz derecede büyüleyen bir İrlandalı aksanı vardı.

  Onu hiç dengim gibi görmedim.

  Benim için, bir akıl hocası, bir yol gösterici,  manevi bir yönlendiriciydi,  hayranlık duyduğum biriydi.

 Ama  aynı seviyede bir dost, meslektaş değildi.

  Bir arkadaş, bir dost ve bir can dostuydu.

  Gerçek şu ki kızım öldüğünde yanımızdaydı.

  Yeni doğmuştu.

 Sadece iki hafta yaşadı.

 Peder Martin yanımda olmasaydı, bunu atlatamazdım, sanırım.

  Bunu yapmak zorunda değildi.

 Gecenin bir yarısıydı.

  Malachi Martin’in Arkadaşı  Taksiye atladığı gibi şehir merkezine geldi,  bizimle olmak için ve  Ve yanımızda olmak için, kızımın son anlarını geçirirken ve o  gittiğinde.

  Bu gece biraz farklı bir açıdan gitmek ve bir şeytan çıkarıcı olarak  geçmiş deneyimlerinizden bahsetmek istiyorum.

  Evet, bu çok enteresan bir şey  ve birçok insana daima enteresan gelir.

  Onlara önceden şunu söylemeliyiz, Michael,  şeytan çıkarmanın kendisi ve şeytan girmesi keyifli bir şey değildir,  mutlu bir şey değildir.

  Şeytan girmesi, çirkin,  zararlı, sağlıksız, pis ve tatsız bir durumdur,  yaşadığınız zaman.

  Fakat şu anlamda bir kötülük var ki  içindeki insanlarla karşılaştığımızda onunla uğraşmak zorundayız.

  Onunla bir öğleden sonra karşılaştığımda alnında yeni bir kesik vardı ve ben de ona ne olduğunu sormuştum.

 Bana bir şeytan çıkarmada olduğunu ve bir taburenin havadan uçarak gelip kafasına çarptığını söylemişti.

 Aslında bana pahalıya mal oluyor.

 İki kırık bacağa ve  neredeyse kırık diz kapaklarına mal oldu.

 Ve  bu  Hayatımı birkaç kez tehlikeye attı.

 Ve  Ama görünüşe göre, ölmemem gerekiyormuş.

 Henüz değil.

 Ve  Bana pek çok nefrete mal oldu.

 Bir sürü dostum bana sırtlarını döndü.

 Derler ya, artık benimle yürümek istemediler.

 Bir daha asla geri alamayacağın şeyleri veriyorsun.

 Bir kısmınız, her şeytan çıkarmayla birlikte ölür.

 Yaptığı her şeyle, bir kısmı tükenir ve gider, nereye gittiğini bilmiyorum.

 Tanrı sizin için saklamış ve nihayet yeniden birleşmişsinizdir, ancak kaybedersiniz ve sonunda tükenirsiniz.

 Tükenirsiniz.

 Ve her şey biter.

 Bildiğim kadarıyla, bu hayatta yaptığınız her şey için bir bedel ödersiniz.

 Ve bunu geri alamazsınız.

 Onun tarafından yüceltildiniz ve onun tarafından güçlendirildiniz ve onun tarafından daha insan yapıldınız ve daha asil ama onu geri alamazsınız.

  İkinci Vatikan Konsey’inden sonra, birçok kişi, bebeğin banyo suyuyla dışarı atıldığına inanıyordu.

 İnancın bütünleyici merkezinden endişe duyuldu, Malachi de onlardan biriydi.

 Çünkü bir sürü “saçma sapan” dediği şeylerden görmüştü.

 Ayrıca bu genel olarak, insanların kötü şeylere ve şeytanın varlığı da dahil olmak üzere,  belli başlı şeylere inançlarında bir düşüşe yol açtı.

  Çünkü 1960’taki tüm değişimlerin ardından, insanlar çiçek aşkına, affedilmeye, güneş ışığındaki köpek yavrularına falan odaklanmak istediler.

 Bu ülkedeki piskoposların çoğunluğunun şeytana inanmadığını, şeytan çıkarmaya inanmadığını, bu fikirden vazgeçtiklerini öğrendik.

 Bu yüzden, gizli olarak yapacağımızı söyledik, ülke genelinde gizli şeytan çıkarmalar yaptık.

 Ve  Biz  Ben de işte böyle karıştım buna.

  Artık onları bazı piskoposlara göndermeyi bıraktım.

  Onları dinlenip ilaç alsınlar diye, yerel psikiyatrlara ya da eve gönderiyorlar.

  Ve bu işi daha da kötü hale getiriyor.

  Daha kötü yapıyor.

 Ve bu çok kötü bir durum.

  Tanrı ve şeytan bir arada yaşayamaz.

 Yani, yapamazsınız  Her ikisine de tapamazsınız.

 Seçmek zorundasınız.

 Malachi, sık sık şeytan ve İsa’nın dünyayı kendi aralarında böldüklerini söylerdi.

 Kilisenin kim olduğunu ve neyi ifade ettiğini çok net açıklaması gerekir.

  “Kilise, Hz. İsa adına halka açık   ve yetkili bir şekilde bir şahsın veya nesnenin   Katolik Kilisesi’nin İlmihali   kötülüğün gücüne karşı korunmasını ve hakimiyetinden kurtulmasını  istediğinde buna ‘şeytan çıkarma’ denir.

  Şeytan çıkarma, İsa’nın kilisesine emanet ettiği  manevi yetkiyle,  iblislerin atılmasına  ya da şeytan girmesinden kurtarmaya yönelik yapılır.”

  Katolik vaftiz töreninde, bir şeytan çıkarma eylemi gerçekleştiriyoruz.

 Bu bir tür şeytan çıkarma veya bir tür kutsama değil.

 Bu bir şeytan çıkarmadır.

 Çünkü Katolik Kilisesi’nde iki tür şeytan çıkarma vardır.

 Her vaftizde gerçekleştirdiğimiz ve hakkında pek konuşmadığımız tür.

Paranormal Araştırmacı     Bize çocukken Tanrı’nın ve şeytanın var olduğu  Tanrı’nın şeytandan daha güçlü olduğu öğretildi.

 Biliyorum ki  bizimle olduğu kadar samimi olamıyor, çünkü kasetler ve video var, ama çok açık olacak.

  Ed ve Lorraine Warren ile  derslere gidiyordum ve Lorraine dedi ki,  “Malachi Martin bizimle konuşmaya geliyor.”

  Paranormal Araştırmacı 

Kim olduğunu bilmiyordum.

 Onun bir şeytan çıkarıcı olduğunu söyledi.

  “Bu şimdiye kadarki en havalı şey, sabırsızlanıyorum.”

 diye düşündüm.

  Özellikle odanın arkasında oturmayı seçtim, çünkü önde dikkatler üzerimde olsun istemedim.

  Ve bir buçuk saat falan konuştu.

  Sonunda, çoğumuz kitaplarımızı imzalatmak ya da merhaba demek için sıraya girdik.

 O hemen  Bana doğru bakıp durdu.

 Ve  Bense “Dostum.”

 diyordum.

 Ve nihayet bana geldiğinde, bana işaret etti ve devam etti, “Siz, o arka köşede mi oturuyordunuz?”

 Ben de evet dedim.

 Devam etti, “Başından beri ilgimi dağıtıyordun.”

 “Ne?”

 dedim.

 Dedi ki, “Senin etrafında bir parıltı var.

 Daha önce hiç görmediğim şekilde ışıldıyorsun.”

 “Şu an bu odada en sevdiğim kişi sensin.

 Seninle tanışmak bir şereftir.”

 dedi.

 Benimle tanışmak bir şeref.

  O gün beni o kadar özel hissettirdi ki  ne dediğini hala hatırlıyorum ve bunu her zaman düşünüyorum.

  Onlar  Ona ünlü muamelesi yaptılar.

  Onu ABD’deki çeşitli kiliselere götürüp,  ona güzel ders ücreti ödediler.

 Ona bu komik kitapları yazmak için sözleşme imzalattılar.

 Komik değillerdi.

 Sadece gariplerdi.

 Bunlar insanlara duymak istediklerini anlatan kitaplar.

 Fakat o bunu kar amaçlı kullandı.

  Adım Ralph Sarchie.

  Ben emekli bir New York polis çavuşum  ve ayrıca bir demonoloğum.

  Peder Malachi Martin, “iş” dediğim işe  ilk başladığımda akıl hocamdı.

 Ben bir dini demonoloğum,  yani bu alana dini açıdan yaklaşıyorum.

  Dini Demonolog  Şeytan çıkarmaya yardımcı oluyorum.

  Ve şeytani faaliyet ve şeytan girmesi  olaylarını araştırıyorum.

 Genellikle orada gerçek bir vaka olup olmadığını görmek için ilk içeri giren ben olurum.

 Ve öyleyse de o zaman bir şeytan çıkarma düzenleriz.

  Kariyerim boyunca, bir sürü çılgınca şeyler gördüm.

  Ancak beni demonoloji alanına sokan  bir polis olarak yaşadığım deneyim değildi.

  Bu, sadece kitap okumaktan çok daha ileri giden  bir meraktan fazlasıydı.

  Buna fiilen dahil oldum  ve bu alanda olduğum noktaya gelmek için  tüm doğru insanlarla bir araya geldim.

 Davalarıma duygusal olarak dahil olmamaya çalışıyorum.

 Bu olduğunda hatalar yapabilirim.

 Yani, insanlarla duygusal olarak belirli bir derecede ilgileniyorum, çünkü, Peder Martin’in de dediği gibi, onun yaptığı çalışmalarda bile, gerçek şeytan girme vakaları veya gerçek ev istilası vakaları olan bu insanlar arasında ortak bir payda yok.

 Bütün bu insanlar arasında ortak bir payda yok, tek bir şey dışında: Hepsi acı çekiyor.

 Ve zor olan acı, çünkü  bir dava aldığımda, bazen oraya ulaşmam birkaç ay sürüyor.

  Bu yüzden   Bu   İş yerindeki polislerden biri bu adamı tutukladı.

  Ve adam onu tehdit ediyordu.

  – Bu evi bulmuş ve  – Orada daha fazla kahve var mı?

  Ben buna şu şekilde bakıyorum:  Tanrı insanları yolunuza, ihtiyaçlarına göre, size öğretmek, sizi yönlendirmek ve isteğini düzgün bir şekilde  yerine getirmeniz için koyar.

  Ve Peder Martin de o yeri almıştı.

  Esas itibariyle, benim tarafımdan bencillik vardı,  onun fiili şoförü haline gelmiştim, çünkü mükemmel bir şekilde çalışan bir Jeep’im olduğunu ve ne zaman bir araya gelsek konuşurken, sohbet ederken bir burger veya pizza paylaşırken harika zaman geçirdiğimizi biliyordu.

 Şunu bilmesini sağlamıştım, “Mal, herhangi bir yere gitmen gerekirse, arayacağın ilk numaranın benimki olmasını istiyorum, çünkü ben telefonu açacağım ve cevabım da hep ‘evet’ olacak.”

  Peder Martin’le yıllar önce  çocuklar hakkında konuşmuştuk.

  Ve bana anlattığı şeyler  Tanrı, ebeveynlere yönelik ceza için çocuklara şeytan girmesine daha fazla izin verecektir, gerçekten şeytan girmiş olacaktır.

 Ve dedi ki, “Bunu görmeye başladığında, bu bir dönüm noktası olacak.”

 Bu yüzden, izliyordum ve aslında birkaç yıl içinde  çocuğa şeytan girmesini gördüm.

  Çocukların içine şeytan girmesi  diye yeni bir olgu var.

  Çocukların içine şeytan girmesi mi?

  Üç, dört, beş, altı.

  – Aman Tanrım.

 – Çok korkutucu.

  O sabah, Peder Malachi’den bir telefon aldığımda aslında, birkaç hafta içinde gerçekleşecek olan doğum günü öğle yemeğimizi onaylamak için aradığını düşünmüştüm.

 Onun yerine bana onu Connecticut’taki Dr. Coomaraswamy’ye götürmeye razı olur muyum diye sordu.

 Ben zaten yolu biliyordum, birkaç kez oraya gitmiştim.

 Bu yüzden ben de, “Elbette, mutlu olurum.”

 dedim.

 Oraya doğru giderken dedim ki, “Bugün buraya gelmemizin asıl sebebi ne?”

 O da “Sen beni bırakacaksın, çünkü beni bıraktıktan iki saat sonra,  bir aile gelecek  küçük kızlarıyla birlikte  ve görünüşe göre küçük kız çok ciddi bir şekilde  ailesinin şeytan girmesi olduğunu düşündükleri bir şeyden muzdarip.”

  Ben de, “O zaman, seni iki saat  öncesinde bırakmam iyi bir şey,  çünkü onun yakınında bulunmak istemem.”

 dedim.

  Benim için oraya yardımcı olmak için gitmek,  öncelikli olarak, ruhuma bir sakinlik getirmek içindi,  başka bir şey varsa, o da  Connecticut’a vardıktan sonraki olayların neler olacağını bilmememdi.

  Muhtemelen iyi bir fikri vardı,  ancak bana enine boyuna anlatmadı.

  Şeytan hakkında çok az gerçek var.

  Kiliseden ve kutsal kitaptan bildiğimiz,  şeytanın, baş meleklerin en görkemli ve en zekilerinden biri olduğuydu.

  Ve başkaldırmıştı.

  Görünüşe göre, baş melek Mikail’in önderliğindeki iyi meleklerle  ışık taşıyıcısı, şafağın oğlu şeytan arasında  büyük bir savaş olmuştu.

  Yenilmiş ve cehennem dediğimiz yere mahkum edilmişti.

  Bildiğimiz kadarıyla,  Tanrı saflığı sever.

  Merhameti sever.

 Güzelliği sever.

  Doğada yarattığı güzel şeylere bir bakın.

  Ancak Tanrı tüm o şeyleri kirletir, onun büyük bir tercihi vardır.

  Tövbe.

  Merhamet göstermeyi sever.

  Peki, baştan çıkarılmış insanlar olmasaydı ve onları affetmek zorunda  kalmasaydı bunu nasıl yapabilirdi?

 O mükemmel bir dünya istemiyordu.

 ACI 

O merhamet gösterdiği bir dünya istedi.

  O yüzden şeytana baştan çıkartıcı bir insanın gücünü verdi.

  Bana şeytanın var olduğu anlatıldı.

  İncil de öyle diyor.

 İsa da öyle.

 Papa, çoğu kez şeytandan gerçek bir kişi olarak bahsetmişti.

 Papa Francis’e olan tüm sevgim adına, ben öyle olduğunu söyleyemem.

 Ancak onun hatalı, benim haklı olduğumu söylemeye de hazır değilim.

 Öğreneceğim.

 Sabırsızlıkla bekliyorum  çok yakında yeni bir maceraya atılacağım günlerimi, tüm hayatım boyunca sahip olduğum ve cevaplarını bilmediğim sorularıma cevap bularak.

  Şeytanı inkar ederseniz,  şeytanın varlığını inkar ederseniz,  günahın, cehennemin, ebedi cezanın varlığını  inkar ederseniz,  otomatik olarak İsa’nın kurtuluşunu da inkar edersiniz.

  Gerçek şu ki,  kaçınılmaz olarak kurtarıcımız İsa’nın tanrısallığını ve işleyişini  inkar etmeksizin, şeytanın varlığını inkar edemezsiniz.

  İsa’nın gelmesindeki amaç ne?

  Güzel bir dünya yapıp, bize mutlu hayatlar vermesi mi?

  Hayır.

 Bizi günahtan kurtarmaya geldi.

  G-Ü-N-A-H 

BİR ŞEY GÖRÜYORSAN, BİR ŞEY SÖYLE Kilise gerçek ihtiyaçlara cevap vermek için vardır.

 Bu ihtiyaçlar cevaplanmazsa, insanlar uzaklaşır ve aradığı cevapları bulur.

 New York’ta 1970’lerin atmosferinde, o ihtiyaçların ifade edildiği, eski batıl günlerden vazgeçtiğimiz söylenerek insanların rahipler tarafından uzaklaştırıldığı bir durumu hayal edebiliyorum.

  Yine de halk bu acı duygusundan vazgeçmedi.

  Eğer o insanlardan biri bile Malachi Martin’e kendisini sunsaydı,  bir papaz olarak cevap vereceğine hiç şüphem yok.

  Bir insanın içine şeytan girdiğinde,  bir bireyin  içine girmesinin amacı nedir?

  O bireyin ruhunun, cehennemi boylayacağı   bir noktaya kadar tahrip edilmesidir.

  Herkesin Tanrı, şeytan ve maneviyata dair kişisel inançları vardır.

  Psikoterapist ve Hukuki Danışman 

Ancak birini ikna etmeye geldiğinde, kimseyi ikna etmede başarılı olamayacağımızı düşünüyorum, çünkü hala kesin bir kanıt yok.

 “Şeytan orada.”

 diyemeyiz.

 Elimizde hiç resmi yok.

 Ve sanırım o resmi görene kadar da  insanlar şüpheci olacaklar.

  Ve bunda sorun yok.

 Şüphecilik sağlıklı bir şeydir.

  Ben bunu destekliyorum.

 Hiçbir şeyi göründüğü gibi kabul etmeyin.

  Soru, soru, soru.

 Bazen konuşkan biri olurdu.

 Bazense içine dönerdi ve sessizleşirdi.

 Ve yakınlaştıkça, aramızda konuşulmayan bir gerginlik oluştu.

 Bir şeye yaklaştığımızı hissedebiliyorduk.

 Ve  yaklaşık yarım saat önce itirafımı, tam itirafımı duymuştu, bu nedenle vicdanımı tartan bir şey yoktu.

 Fakat yine de her ikimiz arasında gerçekten kötü bir şey olacağına dair bir önsezi duygusu vardı.

  Ve nedenini açıklayamadım.

 Adım Matt Baglio.

  The Rite: The Making Of A Modern Exorcist kitabının yazarıyım.

  Roma gerçekten de birçok açıdan şeytan çıkarmanın başkentidir.

 Şeytan çıkarma dersini duyduğumda   The Rite ve Argo’nun Yazarı   beni şeytan çıkarma konusuna getiren şey bu oldu.

  Kitaba başlamadan önce, şeytan çıkarma hakkında hiçbir şey bilmiyordum.

  Ve İtalya’da öğrendiğim  bir sürü şeye çok şaşırdım.

  Şu anda Roma’da muhtemelen şeytan çıkarma yapılan  20 kişi var.

  Roma’daki üniversitemizdeki  bu şeytan çıkarma dersi,  ruhani sınıftan olmayan biri tarafından bulunmuş.

  Ve bu bana ayrıca   Şeytan Çıkarıcı   ünlü bir   En azından İtalya’da ünlü bir şeytan çıkarıcı olan Peder Gabriele Amorth ile çalışma fırsatı verdi.

  Şeytan çıkarmaya genel bir bakış açısı getirmeye çalışıyoruz.

  Bu yüzden, ayin üzerine konuşuyoruz  ve bu, komünyona ait bir bölümdür.

  Bununla birlikte, rahiplerin şizofreni ile gerçek şeytan girmesi arasındaki farkı anlamasına yardımcı olmak için tıbbi yönleri üzerine de konuşuyoruz.

 Uyuşturucu veya depresyona maruz kalmış bir kişi ile gerçek şeytan girmesi arasında.

  Bugün, bu dersi, bir kısmı destekleyen  ve bir kısmı da desteklemeyen kilise hiyerarşisi, bence daha temkinli bir yaklaşım istiyor.

 Modern tıp ve modern bilimleri kucaklamak istiyorlar, ama aynı zamanda, geçmişlerini dikkate almamazlık yapmıyorlar ve bazı ender durumlarda, şeytan çıkarmanın gerekli olduğuna dair  kendi inançları var.

   Bu dersin konularından biri de rahiplere şeytan gibi bir konuyu   Katolik Kilisesi’nin  geleneksel öğretilerine göre yeniden tanıtmaktı.

  Pek çok Katolik rahip, şeytan çıkarmaya inanmıyor.

  Bunu çok şaşırtıcı bulmuştum.

  Şeytana, kişisel bir varlık olarak inanmıyorlar.

 Çünkü Hollywood filmleri ve benzeri şeyleri düşünüyorlardı.

 Buna gülüp, “Ben de inanmıyorum.”

 demek çok kolay.

  Rahiplere, bunun kilisenin inandığı ve İncil’e kadar uzanan  bir şey olduğunu hatırlatmaya çalışıyorlardı.

 İsa’nın ilk şeytan çıkarıcı olduğunu görüyoruz.

 Şeytanın ele geçirdiği kişilerle çok kez karşılaşmış.

 Bunu kutsal kitapta okuyabiliriz.

 Ve iblisleri kovabilmiş.

 Sonra da bu gücü müritlerine vermiş.

  Müritler de iblisleri kovabilmişler.

  “Hiç kimse, yerel yetkili makamların özel ve açık izni olmaksızın,   şeytan çıkarma yapamaz.”

  KİLİSE HUKUKU KANUNU  

İsa, şeytan çıkarma eylemleri yaptı   ve kilise, ondan şeytan çıkarma gücü ve yetkisini devraldı.

  Asıl şeytan çıkarma denilen dinsel şeytan çıkarma,  yalnızca bir rahip tarafından ve piskoposun izniyle yapılabilir.

  Rahip, kilisenin kurallarını  titizlikle gözlemleyerek ihtiyatlı davranmalıdır.

  Hastalık, özellikle psikolojik hastalık  çok farklı bir konudur.

  Bunu tedavi etmek, tıp bilimini ilgilendirir.

  Dolayısıyla, şeytan çıkarma yapılmadan önce  “İÇİNE ŞEYTAN GİRMİŞ”

ÇOCUK BABASI TARAFINDAN BIÇAKLANDI 

uğraşılan şeyin bir hastalık değil,  şeytanın varlığı olduğunu tespit etmek önemlidir.

  Anneliese Michel, 23 yaşında açlıktan öldü.

  Garip seslerle konuşan dindar bir öğrenci.

  Doktorlar epilepsi olduğunu söylemişlerdi.

  Ama o, bunun şeytan olduğunu düşündü.

  Ve sesleri kaydeden rahipler heyeti de öyle düşündü.

  Bu 17. yüzyıl ritüelini takip eden rahipler  bunun işe yaradığına inandılar.

  Anneliese öldüğünde ruhsal olarak iyileşmişti.

  Fakat bir Bavyera savcısı, şeytan çıkarma izni veren  bu piskoposun,  bunu yapan rahiplerin ve buna izin veren ebeveynlerin,  açlıktan ölmekte olan kadın için tıbbi yardım sağlamamak suçundan  ağır suç oluşturan ihmal suçlamalarıyla karşı karşıya kalabileceklerini söylüyor.

  Bilimle beraber, açık bir tabletle başlarsınız.

 Boş bir sayfa.

 Her şey dahil edilir ve siz sadece birlikte hareket edersiniz, mümkün olduğunca farklı değişkenleri hariç tutarsınız.

  Her biri çok farklıydı.

  Her biri çok spesifik ve bireye özgüydü.

  Bu yüzden, akıl hastalığını elemeye çalışırım.

  Ve sadece farklı faktörleri elerim.

  Bilişsel işlevsellik.

 Herhangi bir psikotropik ilaç.

 Yaşadıkları hastalığın yan etkileri de olabilir.

 Şüphecilerden korkmuyorum, çünkü kendim de şüpheciyim.

 Hiç inanmam  Gelen biri, “İçime şeytan girdi.”

 Hayır, hayır.

 Ben çok şüpheciyimdir.

 Ve normal bir rahibin gerçek anlamda çok şüpheci olması gerekir.

 Gerçekten ne olduğunu kavrayabilmesi için.

 Şunu söyleyebilirim ki bir şeytan çıkarıcı olarak deneyimlerime göre, şeytanla ilgili sorunlar yaşadıklarını söyleyerek bana gelen kişilerin yüzde 90’ından fazlasının, şeytanla hiçbir sorunu yok.

 İnsanlar içlerine şeytan girdiğini söylerler.

 Bu öyle demek değildir.

 Onu elemek zorundasınız.

 Ya da katmak.

  Sonra içine şeytan girmiş,  kör ve dilsiz biri getirildi.

  Onu iyileştirdi, o kadar ki,  o kör ve dilsiz, hem konuştu hem de gördü.

  Bütün insanlar şaşkına döndüler ve dediler ki:  “Bu Davut’un oğlu değil mi?”

  Ama Ferisiler bunu duyduğunda,  “Bu iblisleri değil,  iblislerin prensi şeytanı kovar.”

 dediler.

  İsa onların düşüncelerini biliyordu ve onlara şöyle dedi:  “Kendi içinde bölünmüş olan her krallık yok olmaya sürüklenir.

  Bölünmüş olan her şehir veya ev ayakta da kalamaz.

  Ve şeytan, şeytanı kovarsa,  kendi içinde bölünür.

  O zaman onun krallığı nasıl olacak?

  Ve eğer ben, şeytanı geçerek iblisleri kovarsam,  çocuklarınız kim tarafından çevrelerinden uzaklaştırılır?

  Bu nedenle, onlar hakimlerinizdir.”

 dedi.

  Artık çocukları iki yaşındayken  programlayan,   yediyken güçlendiren, sonunda 14 ve 21’de tasdikleyen insanlar olduğunu biliyoruz.

   Programladıkları şey  şeytana tapmak.

 Şeytana tapanlar haline geliyorlar.

  Ve her yıl binlercesi tarafından üretiliyorlar.

  Kimin yaptığını, kimlerin yaptığını, nerede yaptıklarını biliyoruz, ama bununla ilgili hiçbir şey yapamıyoruz.

 Burası özgür bir ülke.

 Ve  Çeşitli yollarla geliyor.

  Televizyonun onunla çok ilgisi var.

  Müziğin onunla çok ilgisi var.

  Şeytan girdiğini bildiğimiz kişilerin istatistiksel bir taramasını yaptık  ve onlardan bir sürü var.

  Yok   Etnik bir etmen yok.

  Dini bir etmen yok.

 Cinsiyet yok.

 Hiçbir entelektüel, ekonomik etmen yok.

  Kural yok.

  İçinde garip bir simya var.

  Çünkü size yavaş yavaş hissettirmeden geliyor.

 Şeytan bir listeyle ortaya çıkıp, “Ruhunuzu bana satarsanız, bu şeylere sahip olursunuz.” demez.

 İblis, şeytan.

 Öyle değil.

 Bu basit bir şey, yavaş ama emin.

  Ve içinize şeytan girer  böylece bir anda,  iradenizi azar azar alan  bir şeyin emri altında olursunuz.

 Bu yavaş bir süreçtir, ta ki bir gün hayır diyemezsiniz ve içinize şeytan girmiştir.

  Artık seçme özgürlüğünüz yoktur.

 İçine şeytan girmiş birini nasıl tanırsınız?

 Bu belirli bir cevaba yönelten bir soru.

 Bir anlamda cevaplamak için çok kolay bir soru.

 Bu  İşte test.

 Testler var.

 Bazılarını bileceksiniz, tamam mı?

 Onlarla bir araya bile geleceksiniz.

 Onunla yatabilirsin bile.

 Onunla birlikte ofiste çalışıyorsun, onu sosyal olarak tanıyorsun.

 Ve onu tanıdığınızı düşünürken, ta ki bir gün, bir şey olur ve  bir anda hiç tanımadığın birini görürsün.

 Anlıktır.

 Kameranın penceresi gerçekliğe açılır, onu görürsün ve sonra yine kapanır.

  Böyle bilirsiniz.

 Yoksa onlar   Onlar iyi babalar olabilirler.

 Onlar iyi devlet adamları olabilirler.

  İyi bankacılar olabilirler.

 Namuslu olabilirler.

  Her şey.

 Ama içlerine şeytan girmiştir.

 Tamamen şeytana teslim olmuşlardır.

 Malachi bana pek çok kez söylemişti.

  Bir toplum olarak, Batı’nın ve dünyanın  bir tür taşma noktasına doğru ilerlediğini düşündüğünü söylemişti.

  Tam olarak, muhtemelen ömrü boyunca ya da sonrasında,  “bir arp çaldıktan sonra” dediği şey olan  bildiğimiz Katolik devrinin sonunu tanımlayacak  bir tür olayla karşılaşacağımızı  bekliyordu.

 Ve bunun sonucu olarak, çeşitli olaylar olabileceğini söylemişti.

 Ve şeytan girmeleri, ele geçirmeler gibi şeyler de doğal olarak artacaktı.

  Hepiniz, Tevrat’ın beşinci Kitabında geçen şu pasajı okumuşsunuzdur, Tanrı’nın  “Bu gün, size açık iki ders var  ve hangisini izleyeceğinizi söylüyorum.” dediği.

  Bir yandan, hayatı ve iyiliği seçebilirsiniz.

  Diğer yandan, ölümü ve kötülüğü seçebilirsiniz.

 Şu anda gördüğüm şeylere, duyduğum her şeyle, okuduğum her şeyle gerçekten inanıyorum, bu tam da fırtına öncesi durgunluk.

 Çünkü Peder Martin’in aslında tarif ettiği yöne çekildiğimizi görüyorum ve olanlar hiç hoşuma gitmiyor.

  Genel olarak ve her yerde,  günümüzde yaklaşık beş milyar olan uluslar topluluğumuzda,  başta yasallaştırılmış kürtaj olmak üzere doğum kontrolü,  ötanazi, yeni doğmuş bebeği öldürme,  kasıtlı olarak iç savaş çıkarılması,  endemik açlık,  mülteci selleri gibi  insanlık tarihinde daha önce  hiç bu kadar vahşice, bu kadar acımasızca  kan dökülmemişti  Günümüzde olduğu kadar.

  Bugün kitlelerin ölümünde, bir uluslar topluluğu olarak uzmanlaşmaktayız  ve ister istemez de olsa, bu topluluğa bağlıyız.

  Bu yüzden, hayat karşıtı, elbette, o biziz.

  Biz hayat karşıtıyız.

  Ve kana bulanmış suçlularız, tabii ki.

  Her 24 saatte, insan kanından koyu kırmızı havuzu genişletiyoruz.

  Yapıyoruz.

  Yapıyoruz.

  Bunda gizli bir şey yok.

  Görmelisiniz.

  Eğer inancınız ve maneviyatınız yoksa,  göremeyeceksiniz.

  Doğaüstü tüm mucizeleri kaçıracaksınız.

 Ve olağandışı tüm ters mucizeleri de kaçıracaksınız.

 Ve  Gözlerinizi açın.

 Tanrı’yı bulun, göreceksiniz.

  Şeytan, en iyi reklamını yaptı.

 Var olmadığına dair.

  Savaştığımız İkinci Dünya Savaşı’nın  sorumlusu asla bilinmedi.

  O yaptı, bu yüzden yok.

  Film sektörü, başlığı, “Şeytan, mafyayı deviriyor.”

 diye okuyabilir.

  22 Amerika ve Kanada şehrinde, eski gişe hasılatı şampiyonu  Baba, şeytan çıkarma hakkındaki  The Exorcist filmi tarafından eziliyor.

  The Exorcist isimli  William Blatty’nin kitabından uyarlanan,  şeytan çıkarma konusunda tamamen yanıltıcı çok komik bir film vardı.

  Bu sahte bir şeytan çıkarmadır,  çünkü şeytan çıkarmayı Frankenstein ve Drakula’nın  bir çeşit birleşimi, bir sürü yeşil yapışkan madde  ve pencerelerin kırılması ile uçan cesetler olarak gösterir.

  Bundan çok daha korkunç ve ölümcüldür.

  The Exorcist’te gördüğünüz her şey yaşanabilir.

  Ama bu bir şeytan çıkarıcıda ömür boyu olabilir.

  Peder  Liturji Profesörü ve İlahiyat Dekanı Regina Apostolorum Üniversitesi  Tek bir vakada, tek bir kişide görüleceği neredeyse duyulmamış olurdu.

 Dolayısıyla, filmler bir sürü fenomene yoğunlaşma eğilimindedir.

  Bir şeytan çıkarıcı olarak, 20 yıl içinde sadece bir kez  havaya yükselme gördüğünü söyleyen bir şeytan çıkarıcı tanıyorum.

 Değil mi?

 Ama bunu görmüş.

 Değil mi?

 Bir çocuğun yerden yükseldiğini görmüş.

   Hostage To The Devil’ı yayımladığımızda,   Tony, Peter Blatty’nin çok iyi bir arkadaşı olduğundan,  orada biraz zorluk çekmiştik.

  Malachi’den papadan bir mektup almasını istediler,  olduğu kişi olduğunu ve şeytan çıkarmanın söylediği gibi olduğunu söyleyen.

 Malachi, Paul VI’dan bir mektup aldı.

  Ve Peter Blatty, bunu duyduğunda,  çılgına döndü.

 O sadece  Şeytan çıkarma onundu.

  Ve sadece kitap için tanıtıcı yazı yazmamakla kalmadı,  Los Angeles Times’da, ilk satırı,  “Bu kitaptan nefret ediyorum.”

 olan kitabın bir incelemesini yazdı.

  1975’te o kitabı yazdığımda,  onu tek bir sebepten yazmıştım.

  Onu yazdım çünkü  Amerika, Kanada, Avustralya ve İrlanda’daki akranlarımın  tüm bunların ne hakkında olduğunu unuttuklarını keşfettim.

  Artık var olduğunu bilmiyorlardı.

 Bu yüzden,  o alanda olduğumdan, pek çok çalışma yaparak  izinle, beş ile on şeytan çıkarmanın deşifre metnini alıp  bir önsözle bunları yayınlamaya karar verdim.

 Bu yüzden, Malachi Martin’in kitabını erkenden okudum.

 Ve kesinlikle üzerimde bir etki bıraktı.

  Yani, şeytan çıkarma hikayesini dramatik bir biçimde canlandırıyor.

  Bu konuda hiç şüphe yok.

 Burada, Katolik bir rahip,  birçok insanın bilmediği bir konu hakkında yazıyordu  ve Hostage To The Devil hakkında ne isterseniz söyleyin ama  o, kesinlikle bugün bile dikkat çekici bir kitaptır.

  İsmim John Zaffis.

  Paranormal araştırmacı ve demonoloğum.

  Ben 42 yıldır bu alanda,  pek çok farklı türde dadanma iddiaları  ve şeytan girme ihtimalini araştırıyorum.

 Yıllar önce, insanlar sabırsızlıkla  oturup, kitap okumayı beklerlerdi.

  Demonolog   Ve Hostage To The Devil muhtemelen  bu işin bir kısmına istinaden okuduğum ilk kitaplardan biridir.

 Sonunda o küçük bir etkinlikte konuşurken onunla tanışma fırsatı buldum.

  Pek çok manevi insanda fark ettiğiniz bu bakışa sahipti.

  Sizi anlamaya çalışırlar.

  Bu alanla ilgilendiğinizde, şunu unutmamalısınız, ortak çalışma yürüttüğünüz insanlardan korunabilmeniz ve dikkatli olmanız çok önemlidir.

 Sizi yıkabilmek için hiç düşünmeden peşinizden gelirler.

 O giderek daha fazla mitlerden oluşan aşağı doğru bir sarmal üzerindeydi.

  Hostage To The Devil, onun  içine şeytan giren  çeşitli insanlardan  şeytanı kovmak için gösterdiği  çabaların bir hikayesiydi.

 Ve tüm kritik anlatımlarla  Hatayla dolu, ıvır zıvırla dolu  hikayesi gerçekten sağlam kalmadı.

 Yakın tarihli Amerikan edebiyatında eşi benzeri olmayan bayağılık ve ağzı bozukluk tespit edildiğini bildirmekten mutluluk duyarım Malachi Martin, açıkça söylemek gerekirse, yeryüzündeki trollerden başka bir iblis tanımıyor.

  Kitap son derece başarılı olmuştu.

  Ve zaman geçtikçe, The Exorcist’ten daha çok sattı, hala kitapçılarda satılıyor ve şu ana kadar bir milyondan fazla sattı.

 Anlatacak romantik bir hikayeye sahip olan romantik doğasına başvurdu.

 Ve çok da iyi başardı.

 Birkaç kitap daha sattı.

 Birkaçtan biraz fazla.

  Bir yandan,  onun daima uydurabileceği en sansasyonel hikayeyle  ilgilendiğini söyleyebilirdiniz.

 Diğer yandan, Malachi Martin’in kendisinin bir şekilde şeytanın elinde olduğunu düşünenler var.

 Ve iblisleri kovan birinin rolünde kendisini göstermesi gerçekten iyi bir hünerdi.

  – Hiç içinize şeytan girdi mi?

 – Hayır.

 Tanrı’ya şükür.

  Eleştirmenlerden bazıları, belki bu kitabı yazarken öyle olduğunuzu düşünüyor.

  Eğer girmişse de Tanrı bana şifa versin.

  Girdiğinden şüpheliyim.

  İnsanların anlaması gereken bir şey var.

  O bir çığır açtı.

 Halka açıldı.

 Bu konuyla ilgili konuştuğu TV ve radyo programları yapmaya başladı.

 Demonoloji.

 Şeytan girmesi.

 Bu şeyler varlar.

 Bu şeyler yaşanıyor.

 O aslında sahnelerin arkasında çarmıha gerildi, kilise ve insanlar onunla alay ediyorlardı.

  “Yalan beyanda bulunma, sahtelik ve hayal gücü,  belirli bir tezin detaylandırılması ve savunulmasında tümüyle çılgına döndü.”

  Ben Jonson’ın ne dediğini biliyorsun,  birisi benzer kelimeler yazdığında  Veya işi hakkında benzer sözler söylediğinde?

  Dedi ki, “Bir beyefendi bana çamur attığında,  atabileceği yalnızca çamuru olduğunu biliyorum.”

  Eleştirmenlere cevap vermiyorum.

 Eleştirmenlerin ne söyleyecekleri gerçekten umurumda değil.

 Ve Peder Martin’in de aynı şekilde hissettiğine inanıyorum.

 Biz dostumuzdan daha çok, Tanrı’yı hoşnut etmekle ilgileniyoruz.

  Tanrı’dan ve İsa’dan bahsetmek isterseniz, sizi yuhalamak istiyorlar.

  Bağlılık Yemini’nden çıkarmak istiyorlar.

 On Emir ve hepsi.

 Ama ne biliyor musunuz, tuhaftır ki, “Tanrı’ya güveniyoruz” yazıyor paramızda.

 Onu atan kimseyi görmüyorum.

 Bu yüzden, ne biliyor musunuz?

 Tanrı’ya inanmıyorsanız ve kaldırmak istiyorsanız hepsini  O halde sahip olduğunuz her kuruşu alın ve elinizden çıkarın.

 Hemen şimdi.

 Beklemeyin.

 Elinizden çıkarın.

 Çünkü Tanrı’nın adı paranın üzerinde.

 O zaman iki yüzlüsünüz.

 İcraata geçin.

Şahsen onunla tanışmadım, ama radyoda sayısız saat boyunca  onunla konuştum.

  Radyo Spikeri ve Yazar  Çok şanslıydım.

 Ve yakın arkadaş olduk.

  Ve Malachi’yi dinleyip, öyle ya da böyle güçlü bir görüşe sahip olamayacağınızı sanmıyorum.

  Bir sürü faks geliyor  Bir sürü değil.

 Birkaçı öfkeli, çok öfkeli faks.

  Eminim vardır.

 Eminim.

  “Ne cüretle, Art, dinleyiciyi maruz bırakırsın bu eski moda,  onların ödünü koparacak cehennem, cehennem azabı gibi şeylere?

  İnsanlar çok öfkeli.

  Öyleler.

 Çok kızgın olduklarını biliyorum.

  Ama dediğim gibi, gerçekten çok öfkeli olanları okudum,  bu onların hayat tarzlarını rahatsız etmiş.

  Bu bir zayıflık tezahür ediyor.

  Bu, yaşadıkları yol hakkındaki gerçeği anlatıyor  ve onlar bunun hatırlatılmasından hoşlanmıyorlar.

  O kesinlikle zorluklara rağmen başardı.

  Bu kitapları yazarken çok para kazandı,  radyo ve televizyona çok kez çıktı.

 Ancak, tüm bunların ne kadar katkısı oldu?

 Sonunda onun ne olduğunu görenlerin büyük hayal kırıklığı.

  Peder Martin, size nereye yazabilirim?

  Söylüyorum.

 Not alın.

  217 Doğu 66.

 Cadde, New York, New York.

 Kişisel bilgilerini vermişti çünkü insanlara yardım etmek istiyordu.

 Bunun iyi bir fikir olduğunu düşünüyor muyum?

 Hayır.

 Ve onu çok dikkatli bir şekilde bunun iyi bir fikir olmayabileceğine dair uyardım.

 Ve bunu her gün aldığım binlerce e-posta yüzünden yaptım.

 Yani, başına kötü bir şey gelmek üzere olduğunu biliyordum.

  Telefon acı acı çalıyordu ve neden cevap vermediğini merak ederek  telesekretere baktım.

  99 diyordu.

 Mesajları dinlemeye başladım ve tabii ki hepsi  içlerine şeytan girdiğini düşünen ve onunla konuşmak isteyenlerdi.

 Malachi’yi arayıp neler olup bittiğini sordum ve dedi ki  özür diledi ve dedi ki, “Kendi numaramı vermek istemedim, bu yüzden seninkini verdim.

 Bir daha asla vermeyeceğime söz veriyorum.”

 Hiç böyle güçlü bir karizması olan biriyle tanıştığımı sanmıyorum.

 Aklınızı çelerdi.

 Çok, çok çekiciydi.

  Çok zekiydi.

  Hem dünyevi hem de ruhsal alanda  pek çok konuda tecrübeliydi.

  Ben bunu diğer taraftan duydum, ilişkiye bir anlamda son verdiği için kesinlikle harap olan birkaç kişiden haber aldım.

  Bu yüzden, insanlara ne kadar zarar verdiğini biliyorum.

 Sonra, tabii ki bunun benim başıma gelebileceğinden de korktum.

 Yani, başka ne diyebilirim bilmiyorum, ama bu doğru, evet.

 İnsanlar belli ki fazlasıyla sahiplenici olmuş olmalı.

 Ve nedenini anlayabiliyorum, çünkü kesinlikle boş umutlar uyandırıyordu.

  Çok muzip hikayeler anlatan çok çekici biriydi.

  Hatta bazıları oldukça müstehcendi.

 Ve bu kadar sıra dışı olduğu için, çoğumuz, yemek masalarımızın çevresinde,  ona bir pas verirdik.

  “Malachi, işte.

 Malachilik yapıyor.”

 derdik.

 Ne yazık ki erkekler erkektir, Malachi Martin de bir erkek, Malachi Martin karıma “aşık olmuş” en azından öyle olduğunu söyledi.

 Ve böylece, bir ilişkiye başladılar.

  Karımla bir ilişkisi olduğunu düşünmek istemiyordum.

 Bu nedenle, uzun bir süre inkar ettim.

 Bu yüzden  bir yalancıydı, kötü bir adamdı ve bir dolandırıcıydı.

 İsa tarafından yargılanacağım için mutluyum, çünkü herhangi bir erkek tarafından yargılanmak istemem.

 Herhangi iyi bir insan tarafından cehenneme mahkum edilirdim, çünkü ben pis domuzum.

 Hayatım boyunca öyleydim.

 Evet, kendimi tanıyorum.

 Kendimi herkesten daha iyi tanıyorum.

 Ve biliyorum ki lanet şeyi hak etmiyorum.

  Ben hiç ego görmedim ve birlikte arabada gidiyorduk  ve ona dedim ki, “Peder, kutsallığınıza ulaşmak istiyorum.”

 Bana dedi ki, “Ben Tanrı’nın gözünde berbat bir domuzum.”

 Neredeyse kaza yapıyordum, çünkü “Sen berbat bir domuzsan, o zaman benim işim bitti.”

 dedim.

 Bilirsiniz, ben hiç  Cennete ulaşmamın bir yolu yok.

 Aslına bakarsanız, bunu biliyorum.

 Ama o bir savaşçıdır.

 O Tanrı’nın bir savaşçısıydı ve hala Tanrı’nın bir savaşçısıdır.

  1984’te Katolik üniversitesinden derece ile mezun olduğumda  ilginç bir şekilde Sovyet çalışmalarına başladım.

  Oradan, ABD hükümeti için çalışmaya başladım.

 Amerika Birleşik Devletleri

Merkezi Haber Alma Teşkilatı’nda.

   Ve ’97 yılına kadar orada kaldım.

   İşin çoğu oldukça gizliydi,   bu yüzden, bu konuda konuşmak için fazla özgür değilim.

 Çok garip, fakat yıllardır buraya gelmemiştim.

 Şu anda o duyguların bir kısmını hissediyorum.

 Yani  Bunlar çok karışık duygular.

 Korku hissi.

 Hep onu korumak için yapabileceğim şeylerin sınırlı olduğunu düşündüm.

 Çünkü bir süre sonra, mücadele ettiği şeye karşı bir devlet rozeti ya da bir silahın yapacağı hiçbir şey olmadığını anlamaya başlamıştım.

 Devlet sizi her çeşit işi yapmanız için eğitebilir.

 Fakat dünyada göremediğimiz şeyler için, sizi bunun için eğitmezler.

 O hep şeytan çıkarmada polisin varlığının sapmış bir şey olduğundan bahsederdi.

 Sadece boşboğaz birisinin  New York Daily News ya da New York Post’a gidip, New York Polis Departmanı’nın şeytanları insanlardan çıkarmasına yardım ettiklerini iddia etmesini göze alamadığı içindi.

 Böylece, New York Polis Departmanı ile olan ilişkisi muhtemelen Ralph Sarchie gibi insanlarla ilişkilerine benzer olurdu.

 Ancak NYPD’nin bir şeytan çıkarıcı çağırması asla resmi bir politika olmadı.

 OYNAT  Tüm bunlar, benim notlarım.

  Bu neyle ilgili olduğu.

  Bazen zor, ama çoğu zaman biliyorsunuz, kişinin davranış biçimi yüzünden.

 Zihinsel olarak hasta olmadıklarını biliyorsunuz.

 Başka bir şey var.

 Ve iyi bir şeytan çıkarıcı ile iyi bir araştırmacı bunun asıl nedenini bulur.

 Bu zaman alabilir, ancak yapılabilir de.

  Bir rahip olmalı ve bir piskopos yetki vermiş olmalı.

  Piskoposları tanıyorum ve onlara giderek şunları söylemiştik,  “Bakın, John bilmem ne ya da Mary bilmem ne sokağın hemen aşağısında,  şeytan çıkarılmasına ihtiyaç duyuyorlar, sayın piskopos, ekselansları.”

  Fakat bunun birçoğu şeytan çıkarıcıya bırakılıyor,  çünkü bir anda dönüp  içine şeytan girmiş kişiye “Sen kimsin?”

 diye sormalıyım.

  Bir şeytan çıkarıcı, asla içine şeytan girmiş kişinin sorusunu cevaplamaz.

  Buna devam edersiniz ve isimlerini bulursunuz.

 Bütün isimleri.

  Çirkin isimler.

  Uğursuz isimler.

 Alaycı isimler.

  Ve bunu yaptıktan sonra, onları mıhlarsınız.

  Çünkü sonra o isme itaat etmek zorunda kalırlar.

 O ismin tavsiyesine uyarlar.

  Ve sonra onları kimin gönderdiğini öğrenmeye başlarsınız,  buraya ne zaman gelmişler, ne zaman, senin uzmanlığın ne, ne yapıyorsun?

  Ve bu bir köpek gibi, senden kurtulmaya çalışıyor.

  Ve onun peşinden gidersiniz.

 Bu bir köpek gibi.

  Elini ısırır.

 Dikkatli olmazsan, ölümcül şekilde ısırır.

  İnsanların, sadede geldiğinde,  doğaüstü şeylerle karşı karşıya kaldığında bu kadar zayıf olmaları çok şaşırtıcı.

  Çünkü bir kez doğaüstü şeyler kendilerini gösterdiğinde  güçlü erkeklerin gözyaşlarına boğulduğunu gördüm.

  Bu çok fazla.

  Bu çok fazla.

 Çok korkutucu.

  Eğer zekalarını, onun zekasıyla karşılaştırırlarsa,  esir alınacaklar.

  Malachi Martin’in Dr.

 Coomaraswamy ile kişisel ve manevi düzeyde derin bir ilişkisi vardı.

 Ve Coomaraswamy’nin onu hiçbir konuda asla kandırmayacağını biliyordu, bu yüzden  Rama Coomaraswamy onu çağırıp Malachi’den gelip bu genç kızla tanışmasını istediğinde  Malachi tereddüt etmedi.

 Özellikle burada bir çocuk tehlikede olduğu için.

 Çünkü genç bir çocuk, iradenin tam rızası ile kötülüğü seçemez.

 Bunu yapamazsınız.

 Öyle küçük bir çocuğu zihninizde canlandırın.

 Öyle bir seçim yapamaz.

 Ve bu arada, öyle bir çocuğun asla mükemmel bir şekilde ele geçirilemeyişinin diğer nedeni de budur.

 Mükemmel bir şekilde ele geçirilmesi için, Malachi’nin söylediği gibi, iradenin tüm rızasını vermek zorundasınızdır.

  O macera aramıyordu.

 Tehlikeleri biliyordu.

 Riskleri biliyordu.

 Fakat şeytan çıkarmayı, fiziksel ve ruhsal olarak  yapacak bir halde değildi, belki de yeterli koruması yoktu.

  Ama kendini riske attı, tehlikeye attı, çünkü küçük bir kız vardı ve ailenin başka yardım kaynağı yoktu ya da olduğunu düşünmemişlerdi.

  İlk hissettiğim duygu korkuydu.

 Ve büyüyen bir korkuydu.

 Nedenini açıklayamıyorum.

 Bahsettiğim gibi oldu.

 Bunu biliyordum, Katolik Kilisesi’nin söylediği gibi kendimi Tanrı’ya emanet etmiştim.

 Gerçekten endişelenecek bir şeyim yoktu.

 Ama yine de, sanırım hepimiz kemirici bir huzursuzluk hissettiğimiz  öyle durumlarda bulunmuşuzdur.

 Ama büyümeye devam ediyordu.

 Devamlı büyüyor, büyüyordu.

  Bu iradenin gücüdür.

 Sabah kalkıp,  “Güzel, içime şeytan girmiş.”

 demezsiniz.

  Kabul etmeniz daima yavaş bir süreçtir.

 Kalbinizi şeytana açarsanız, o da bu daveti kabul edecektir.

 Bu  Reddetmeyecektir.

 Ve birisi onun girmesine izin verecekse, o da onu alacaktır.

 Fırsatı kaçırmayacaktır.

 İNCİL  Müritlerinizden onu kovmasını istedim ama beceremediler.

  Ve o da onlara cevap verdi,  “İnançsız nesil, ben daha ne kadar sizinle birlikte olacağım?

  Size daha ne kadar dayanacağım?

  Bana onu getirin.”

  Ve oğlanı ona getirdiler ve ruh onu gördüğünde,  hemen oğlanı şiddetle sarstı.

  Oğlan yere düştü ve ağzı köpürerek yuvarlandı.

  İsa, babasına, “Ne kadar zamandır o böyle?”

 diye sordu.

  O da “Çocukluğundan beri.”

 dedi.

 17 yıl.

 17 yıl ve şimdi şu anda, sanki dün olmuş gibi hissettiriyor.

 Ve işte geldik.

  Garip bir şekilde, eve yaklaşırken göğsüm sıkışıyor.

 Ayrıca bunun hüzünle karışık olduğunu da biliyorum.

 Yani, çok gerçek bir insanlık seviyesinde, uzun yıllardır tanıdığım bir adam hakkında konuşuyoruz, 11, 12 yıl, o benim için bir aileydi.

 Aileydi.

 Ve şimdi hiçbirimizin karşılaşmadığı sonuç olarak onun hayatını alan şeyle yüz yüze geldiği noktaya yaklaşıyorum.

 Bu yüzden, ona olanlara üzüntüyle endişe karışımı, korku ve öfke hissediyorum.

 Dostumu aldı.

 En yakın arkadaşımı aldı.

 O benim en iyi arkadaşımdı.

 Tanrım.

 Komik olan şey, sadece daha sakin olacağımı düşünmüştüm.

 Kalbim kahrolası bir davul gibi atıyor.

 Arabayla buraya geldik.

 Onların kamyoneti de tam oradaydı.

 Aslında, bir Ford Explorer’dı.

 Arabayı sürdük ve Malachi’ye dedim ki  “Bunlar onlar mı?”

 Oyalanıyorlardı.

 “Burada olmamaları gerekiyordu.”

 dedim.

 Hiçbir şey söylemedi ve o noktada, yüzündeki ifadeyi biliyordum  onlardı.

  Gitti.

  Bir saniyeliğine şu sandalyeye oturabilir misin?

  – Neden?

 – Çünkü istediğim   Odaklanmak.

  Perili evleri araştıran bir gruptaydım.

  Neredeyse tüm uzmanlıklarımız vardı.

 Bir doktor, hemşire ve psikoloğumuz vardı.

  Ben daha çok bir video yapımcısıydım ve ben   Bilirsiniz, fotoğraf ve video çekerdim.

  Zapt etmeye yardım edin.

 ABC’den bir yapımcı İnternet sitemize rastlamıştı.

 Üzerinde çalıştığımız olası bir şeytan girme vakasıyla ilgili özellikli bir makalemiz vardı.

 Ve en çok izlenen saatlerde bir program yapmakla ilgilenir miyiz diye sordular, biz de “Elbette, ilgileniriz.”

 dedik.

  Bu, yaklaşık 20, 25 yıl önceydi ve TV’de programlar yoktu.

  Bunların hepsi paranormal araştırmacılardan önceydi.

 Sanırım biz öncülerdik, ancak araştırmaların, incelemelerin ve insanların değerlendirmelerinin yapılmasında bile bunun için bir rol modelim yoktu.

 Bilirsiniz, açıp okuyabileceğiniz bir ders kitabı yoktu.

 Farklı vakalarla, farklı ailelerle ve katılan farklı insanlarla  tecrübeler aracılığıyla  ilerleyerek öğrendim.

  Ve grupta, bize gelen tüm şeytan girme vakalarını  hisseden bazı insanlar vardı.

 Ben şahsen o şekilde hissetmemiştim.

 Benim o noktadaki kişisel ve mesleki görüşüm, o vakaların önemli bir kısmını elemişti.

 Ve eğer bir oran istiyorsanız, muhtemelen  üçte ikisine yakınını elediğimi söylerim.

  Bu, bizim dahil olduğumuz ilk şeytan çıkarmaydı.

  Aslında eve gittik.

 Kilisede olmadı.

 Ve ne olacağını bilmiyorduk.

 Kız içine şeytan girdiğine inanmıyordu.

 Biz de emin değildik.

 “Muhtemelen herhangi bir tepki göstermeyeceğim.”

 dedi.

  Ama o sabah, o odada çok öfkeli bir hava vardı,  sadece çok soğuktu, odanın sıcaklığı birçok kez düştü.

 Yukarı ve aşağı, yukarı ve aşağı değişti.

  Ve rahip, azizler ayini yapmaya başlar başlamaz,  sandalyesinde dolaşmaya başladı, çığlık atıyordu, bağlarından kurtuluyordu ve böyle ayağa kalktı  her kısıtlamadan kurtuldu ve rahibe doğru gitti.

 Ve kendi gözlerini oymaya çalışıyordu.

  Ve o sırada ellerini tutmak için uğraştım.

  Beni ısırdı.

 Aynı anda arabadan çıktık.

 Yanına gittim ve o dedi ki, “Bir tanışalım, sonra sen gidebilirsin.”

 Çıktık ve oldukları yere kadar yürüdük.

 Tanıştık.

 Ve sonra bu küçük çocuk, Malachi’ye doğru yürüyor, tam buraya.

 Ona baktı ve dedi ki, “Sen Peder Malachi’sin ve o kıza yardım edeceğini sanıyorsun.”

 O noktada, hiç eğitilmediğim bir şeyle karşılaştığımı biliyordum.

 Ve Malachi sadece  o mükemmel normal küçük bir kızmış gibi davranmaya devam etti.

 Bir şeyin ters olduğunu biliyordum.

 Kızın ele geçirildiğini biliyor muydum?

 Hayır.

 Ama bir şeyler normal değildi.

 Dört yaşında bir çocuktan bahsediyoruz.

 Masumiyetin ta kendisiydi.

 Bu çocuğun bu şekilde tutulması için hiçbir neden yoktu.

 Malachi, bana bir tür “bakış” attı, “Artık burası benim çöplüğüm, Bob.

 Burada olmana gerek yok.

 Burada olmamalısın.”

 dedi.

  Orada olmak benim işim değildi.

  Bir kişinin içine şeytan girip girmediğini anlamak için  ihtiyaç duyduğunuz gerçeklerden veya özelliklerden biri işaretlerden biridir, dört işarete ihtiyacınız vardır.

  Olağanüstü bir güç.

  Eski dillerin bilgisi.

  Kutsal şeylerden korkmak.

  Ve gizli veya çok uzak şeylerin bilgisi.

 Bence ilk üçü uydurulabilir.

 Olağanüstü bir gücün taklidini yapabilirim.

 Sizinle Latince ve Yunanca konuşabilirim çünkü okuldan hatırlıyorum.

 Haçtan korkuyormuş gibi yapabilirim.

 Taklit yapabilirim.

 Ama uyduramayacağım veya taklit edemeyeceğim şey, hayatınızda gerçekten olan şeyleri bilmektir, benim için kesinlikle imkansız olanları.

  Her zaman sağduyulu hareket edersiniz.

  “Belki de konuşmalarımıza kulak misafiri oldu.

 Ya da sohbetimizi duydu.

 Ya da belki de annesi hakkımızda bildiği bir şeyi yanlışlıkla ağzından kaçırdı.

 Belki hakkımızda bir şeyleri İnternet’te, İnternet sitesinde okudu.”

 Bir şeylere sağduyulu yaklaşmaya çalışırsın.

 Fakat bazen bunu bilmelerine imkan olmadığını biliyorsundur.

 Ailelerimizle ilgili çok kişisel şeyler, yaşanmış kişisel olaylar gibi, söyledi, o sabah.

 İmkanı yok.

 Arkadaşlarımla bile konuşmadığım bir şey.

 Bunu nasıl bileceklerdi ki?

 Bunu açıklayamam.

 Bunun, çok nadir durumlarda, basit hurafe veya aktif hayal gücünün ötesinde bir şey olduğuna beni ikna eden şeylerden biri de açıklayamadıkları kendi deneyimleri olan, Katolik rahipler olmayan, şüpheci insanlar, bilim insanları ile görüşme yapabilmemdi.

 Şeytan çıkarıcıların söyledikleriyle örtüşüyorlardı, kendilerini görüyorlardı.

  Ele geçirilmenizde zarar veren  gerçek korku, gerçek acı  şeytanın varlığıdır.

  Ve bir şeytan çıkarmaya başladığımızda,  ilk 20 dakika içinde  gerçek olup olmadığını anlarız.

  Aniden belirginleşirse.

  Nasıl belli olur   Tıpkı kaçamadığınız görünmeyen bir hayvan pençeleriyle siz tırnaklıyormuş gibidir.

  Fiziksel belirtiler de vardır, sıcaklık değişimi,  kokular, pis kokular,  etrafta uçan nesneler  ve sonra içine şeytan girmiş kişinin üzerinden şiddet vardır.

  Boyun eğdirilmeleri gerekmektedir.

  Bu yüzden korkmayan asistanlarınız olur.

  Çünkü birçok insan,  ilk şeytan çıkarmalarına girdikleri an,  korkarlar.

  Bu, katılabileceğiniz en sağlıksız, zararlı,  pis, çirkin, insanlık dışı eylemdir,  ama insanları kurtarmak için yapmamız gerekiyor.

  Şeytan çıkarıcı, asistanları ve ele geçirilmiş kişi olarak,  daha önce hiç bu kadar nefret edilmiş hissetmediğimiz  bir şekilde bizden nefret eden bir şeyin varlığıyla karşı karşıyayız.

  Sansasyonel olmanın ötesine geçtiğinizde, benim bu şeytan çıkarmaları izlerken yaptığım gibi, zihninizde, çok belirgin olan şeylerden biri, bu insanların acı çektiği oluyor.

 Ve siz  insani bir seviyeden,  iyileşmelerine yardım etmek istiyorsunuz.

  Elbette, bazen test ediliriz.

  Ve o sabah da farklı değildi.

  O şeytan çıkarma birkaç saat sürdü, sanırım.

  Ancak daha sonra odada öyle bir değişiklik oldu ki.

  Kesinlikle güzelleşti.

  Ben  Kelimeler değişimi tarif edemez.

  Bize ilk yaklaştıklarında, sanırım televizyonda olmaktan daha heyecanlıydık.

 

 “ŞEYTAN” KIZDAN TV’DE ÇIKARILDI! 

Ve ortaya çıktıktan sonra, yarattığı etkiye, ülke genelinde kaç kişinin ihtiyacı olduğunu gördük ve bölgelerinde yardım bulamadıklarını söylediler.

  Acı çeken gerçek insanlardan bahsediyoruz.

  Şifa isteyen gerçek insanlardan.

 O insanlar huzuru hak ediyorlar.

 O insanlar, bu tehlikeli durumdayken sadece kilisenin verebileceği huzur için yalvarıyorlar.

  İki saat sonra onun için geri döndüm.

  O sırada güzel bir yaz günüydü.

 Garaj yolunda Jeep’imden indim.

 Ford Explorer’ı hatırlıyorum.

 Taba rengi bir araçtı.

 Hemen buraya park edilmişti, çapraz köşesi arka planda o eve bakıyordu.

 Herkes çoktan çıkmıştı, vedalaşıyorlardı ya da vedalaşmaya yeni başlamışlardı.

 Onların arkada evden çıktıklarını gördüm.

 Ve tam burada durdum.

 Malachi’nin önce aileyle konuştuğunu duydum ve gördüm.

 Ve sonra aile araya biniyordu, küçük çocuğun arabaya binip, arka koltuğa oturmasına yardım ediyorlardı ve anne camı indirdi ve Malachi, aileye veda ettikten sonra, hoşça kal demek için çocuğa doğru yürüdü ve camın indiği zamanı hatırlıyorum, onun pencereye geldiğini, camın indiğini ve kızın pencereyle çerçevelenmiş yüzünü hatırlıyorum.

  Ve sadece ona öpücük vermişti.

  İğrençti, şehvetliydi.

  Sanki o anda bir şey masumiyeti kirletiyor gibiydi.

 Şöyle hayal edebilirsiniz, bir fahişe 100 dolar ödemiş müşteriye bir öpücük veriyor gibiydi.

 Öyleydi.

 Ve Malachi tamamen şaşkına dönmüştü.

  Dört yaşında bir çocuğun  o yaşta zihinsel hastalığı olması çok nadir görülür.

 Bu vakanın ayrıntılarını bilmiyorum, ancak dört yaşındayken cinsel açıdan kışkırtıcıysa, bu, cinsel istismar yoluyla öğrenilmiş bir davranış olabilir.

 Ama yine de dört yaşında, o yaştaki bir çocuk için bunun zihinsel hastalıkla açıklanması çok nadirdir.

 Ya da madde bağımlılığıyla.

 Madde kaynaklı psikoz.

 Şizofreni.

 Bu şeylerin doğası.

 Şüpheciler için, o gün karşılaştığım insanların, her yönden, sıradan bir Amerikan ailesine benzediğini söyleyebilirim.

 Böyle bir şeyi gösterecek hiçbir şey yoktu.

  Evin içindeki konuşmalarda,  Katolik Kilisesi’nin kıdemli bir şeytan çıkarıcısı ile gerçek bir tıbbi psikiyatrist olan Dr.

 Rama Coomaraswamy’yi ikna eden bir şey vardı, bu kızın başına bela olan, bu dünyadan olmayan ve modern tıp bilimi tarafından açıklanamayan bir şeydi.

  Yola çıktık ve dedim ki, “Peki, bu gerçek mi?

  Sence bu gerçek bir şeytan girme vakası mı, Mal?”

  Ve o da, “Şüphem yok.

 Ama bu zor olacak.”

 dedi.

  Ona şunu söylediğimi hatırlıyorum,  “Çetin bir mücadele olacak, öyle mi?

 “Evet.”

 dedi.

  Sonra başını salladı.

 Sonra da arabayla giderken  bir süre sessiz kaldı.

 İnsanlar, rehinenin, şeytan giren kişi olduğunu düşünürler.

 Aslında hayır, rehine şeytan çıkarma işini yapan rahiptir.

 Malachi için birkaç kalp ameliyatı konu olmuştu.

 Her zaman çok sağlam izlenimi bırakmaya çalışırdı.

 Ama bu şeyler, şeytan çıkarma falan, büyük zarar vermiş olmalılar.

 Bunun sadece  burada bir gerçeklikle uğraştığınızı fark ettikten sonra, ödenmesi gereken bir bedel olduğunu fark edersiniz ve her şeytan çıkarma, hayatından küçük bir parça aldı.

 Ve Malachi için, kendi sağlığı onu hiçbir zaman ilgilendirmedi.

 Etrafındaki insanlara büyük önem verirdi.

  Doktor, fazla yorulmamasını  ve yaptıklarının çoğunu kesmesi söyledi.

 Ama gerçek bir rahibin,  başka bir Mesih olması gerekiyor, onun için ona böyle deniliyor.

  Hayatınızı tehlikeye atmanız için.

  İnsanlara ne kadar çok yardım ettiyse, o kadar çok hedef oldu.

 Bu, özel hayatlarını etkiler, onlar hakkındaki her şeyi etkiler.

 Ve bu çok izole bir dünyadır.

  O sabah telefon çaldı  ve telefonun diğer ucunda Malachi’nin sesi vardı,  çok gergin, zayıf bir sesle konuşuyordu.

  Tam olarak, “Bob, ben biraz tepetaklak gittim.”

 dedi.

 Ben de “Ne demek istiyorsun?”

 dedim.

 “Kafamı çarptım.

 Çalışma odamda, tabureye çıkıp bir kitaba uzanıyordum ve taburem altımda devrildi.”

 dedi.

  “Yani, seni üstünden mi attı?”

 dedim.

 O da “Görünüşe göre, şeytan Connecticut’ta en son yaptığımız şeyden hoşlanmadı.”

 dedi.

 Bazı insanların, birisinin onu ittiğini iddia ettiğini söylediğini biliyorum.

 Elbette bu konuda belirsiz olan şey, kötü bir ruh mu yoksa bir insan mu olduğuydu.

 Bazıları merdivenden itildiğini söyledi.

 Ve  Ve işi bitti, çünkü arkasında korkunç bir geçmişi vardı.

 Onu susturmak istediler.

  Bunun korkunç olduğunu biliyorum.

  Aslında düşmediğini, onun bir düşme olmadığını  bilmem gerektiğini söyledi.

 Bu varlık onu bileğinden yakalamış  ve düşmesine neden olmuş.

  Hastaneye gittiğinde,  komaya girmişti.

  Ve insanların odasına girmesini kısıtlıyorlardı.

  Lenox Hill Hastanesi’nde yarı-özel bir odaydı.

  Ve söylemekten utanmıyorum, küçük bir çocuk gibi zırlıyordum,  çünkü burada komadaki en yakın arkadaşımdı.

  Ve beni kulaklarıyla duymadığını biliyordum.

  Umarım beni ruhundan duyuyordu.

  Bu odada, komaya girmesine rağmen bir mücadelenin devam ettiği konusunda muazzam bir his vardı.

 İşte bu yüzden yaptığımız ve onu korumak için gönderdiğimiz dualar çok önemliydi.

  Yaklaşık bir buçuk gün sonra, sanırım temsilcisi Lila’dan bir telefon geldi, Malachi hayatını kaybetmişti.

 Ve ben sadece  Sadece telefonu kapatıp,  evdeki çalışma odama girdiğimi  ve ruhunun ebedi istirahati için hemen tespihi alıp dua ettiğimi hatırlıyorum.

 Tanrı’yı görmek istemek istiyoruz.

 İsa da önemli mi?

 Ona verirsen   Onun nihai mükafatına geçtiğini duyduğumda,  onun yaptığı buydu,  onu gittiğini görmek beni çok üzdü  ve biraz da korkuttu, çünkü artık akıl hocalarımdan birini kaybetmiştim.

 Bu yüzden, bu sanki  Ya bilmediğim bir şeyle karşılaşırsam şimdi ne yapacağım?

 Ama onu özlüyorum ve onunla konuşmak istiyorum, ama bilirsiniz  Yine de onunla konuşuyorum.

 Tamam, peder.

 Sanırım pazar günü ayininizde yaklaşık 20 kişi olacak.

  Bence o ne yaptığını biliyordu, riskleri biliyordu ve yine de bunu tercih etti.

 Şahsen, bunun düşmanın büyük bir zaferi olduğunu düşünüyorum.

  Bence çok erken alındı ve zamansız.

 Ve  Düşman için tam isabet oldu.

 Yani, bu büyük bir trajediydi.

  Peder Martin bana bu vakadan bahsetmişti.

  O zamanlar kız dört yaşındaydı.

  Sekiz yaşına geldiğinde, dört yıl sonra, ondan şeytan çıkarılmasına yardım ettim.

  Bu kız yıllarca içindeki şeytanın çıkarılmasına ihtiyaç duymuştu.

  Hiç şüphe yoktu.

 Bir iblisle uğraşmıyorduk.

 Burada şeytanla uğraşıyorduk ve o çok, çok güçlüydü.

  Şeytan çıkarma sırasında kız akıcı bir şekilde Latince konuşuyordu.

  Akıcı bir şekilde Latince konuşabilen sekiz yaşında çocuklar gösterebilirim,  ancak onlar yöresel olur,  birinci sınıftan beri Latince konuşma konusunda eğitim almışlardır.

  Bu özel kızın bu geçmişe sahip olmadığını biliyorum.

  Aslında, o acemi biriydi.

  – Bunu sana kim öğretti?

 – Hiç kimse.

  – Hiç kimse mi?

 – Hiç kimse.

  – Baban ya da herhangi biri değil mi?

 – Hayır.

  Bunu nereden biliyorsun, o zaman?

  Sadece biliyorum işte.

 Kişinin daha önce bilmediği bir dilde konuşması içine şeytan girmiş olduğunun kesin bir işaretidir.

  Şeytan çıkarma sırasında gördüğüm kadarıyla,  o kanıtı, Katolik ayininin oyun kitabından çıkardık.

  Bu özel vaka kesinlikle farklı bir seviyedeydi.

  Ve umuyorum ki aradığı rahatlamayı bulmuştur.

  Ve en önemlisi, umarım şu an ruhu Tanrı’ya aittir.

  Fiziksel durumu ne olursa olsun, umarım ruhu Tanrı’ya aittir.

  Sana yalvarıyorum, şeytan.

  – Benim de söylememi mi istiyorsun?

 – Evet.

  Sana yalvarıyorum, şeytan.

  – Gitmen için.

 – Gitmen için.

  – Ve beni rahat bırak.

 – Ve beni rahat bırak.

  – Şimdi ve sonsuza dek.

 – Şimdi ve sonsuza dek.

  – Senden nefret ediyorum.

 – Senden nefret ediyorum.

  – Ve sen bir şeytansın.

 – Ve sen bir şeytansın.

  Amin.

  Roma’daki Cizvitlerin merkeziyle, Vatikan’ın gölgesindeki  büyük bir bina olan Cizvitler Mahkemesi’yle iletişime geçerseniz,  herhangi bir bilgi vermeyi kabul ederlerse  size birtakım gerçekler verecektirler.

 Malachi Martin’in bir Cizvit rahibi olduğunu söyleyecekler.

 Size belirli tarihler arasında Roma’da olduğunu söyleyecekler, ancak rolünden veya sahip olduğu yetkiden emin değiller.

 Ölü Deniz Tomarları incelemesinde çalıştığını anlatacaklar.

  Cizvitlere göre, Malachi Martin 1965’te Roma’yı terk ettiğinde,  artık bir rahip değildi.

  Malachi Martin, meşru bir şekilde, yerel piskoposun açık izni olmadan,  şeytan çıkarma eylemleri gerçekleştirme hakkına sahip değildi.

  Bazı karakterlerin sahneden inmesi zordur.

 Ama sahneden ne zaman inmeniz gerektiğini biliyorsanız, izleyicinin kafasında bazı sorular bırakmaya devam ederseniz, oldukça başarılısınız demektir.

 Ama kocamın perili evleri çizdiğini gördüm.

  Cizvitlere göre, Peder Martin, ’65’te onlardan ayrılınca  artık rahip değilmiş.

 Esas olarak, bir kez rahip olduğunuzda, her zaman bir rahipsinizdir.

 Peder Martin, yeminlerinden asla vazgeçmedi.

 Aslına bakarsanız, muhtemelen onları Tanrı’nın onu istediği yerden yani kilisenin dışından güçlendirdi.

 Ve onlar hoşlanmıyorlar, ama gerçek bu.

  Bence hepimiz sezgi ve içgüdüyle kutsanmışız.

  Bir odaya girdiğinizde  ve o odada rahatsız biri varsa,  anlarsınız, hissedersiniz, görürsünüz ve bazen  daha kişiyi görmeden, daha odaya girmeden bilirsiniz.

  Bazen eve giderken bilirsiniz.

 Bu içgüdüsel bir duygudur.

 Ve inanıyorum ki içimizdeki kaynak olmak için olmayan kaynağa yanıt vermeliyiz.

  Bu muhtemelen istediğiniz cevap değil, ama halka sunmaya çalıştığım tüm kanıtlarda fark ettim ki ya inanacaklar ya da inanmayacaklardır.

 Birinin inançlarını değiştirmek çok zordur.

  Ama sadece mesajı yaymak, yapabileceğin tek şeydir.

  Ve yol boyunca birilerine yardımcı olabiliyorsanız, bu harika.

 Ben bunu 20 yıldır yapıyorum.

 Gerçekten şeytan girmiş bir kişiye yardım ettiysem, hepsi buna değer.

  Bunlar bize zarar vermek için var olan  çok karmaşık ruhlar.

  Ve gerçekler.

   Fark ettiğim bir şey, ölümünden beri  10 Eylül 2015  eserlerine ve ona ilginin gerçekten azalmadığıdır.

  Söylediği her şeyde kesinlikle emindi.

  Ve mesajı iletmek için elinin altındaki medya gibi  araçları kullandı.

  Yani, seni gerçekten etkileyen  onun kendine güveniydi.

  Ve belirli bir gizem unsuru var.

  O büyüleyici bir adamdı.

  Bana özel olarak çok şey söyledi.

  Çok konuşurduk.

 Sizinle veya başka biriyle paylaşamayacağım bazı şeyler paylaştı, çünkü  Çünkü söz vermiştim.

 Şöyle demişti, ürpertici bir şey istiyorsan,  hayal edebileceğin en kötü şeyi hayal et demişti  ve sonra ben sana bundan daha kötü olacağını söyleyeceğim.

  Şöyle bir bakarsak, bu kasetlerde  şeytanın son çırpınışlarında olduğuna dair   şimdi sahip olduğumuz kanıtlara değinebiliriz.

  Bu onun yolunun sonu ve çok fazla öldürecek,  yok edecek, yakıp yıkma politikası.

  Mikail’in onu zincirlediği cehenneme tekrar sürülmeden önce  mümkün olduğu kadar yok edecek.

  Malachi Martin’in kendi yalanlarına inanmaya başladığına inanıyorum.

  Çok inandırıcıydı.

  Bazı insanlar, ondan nefret etmiyordu, onun için üzülüyorlardı, çünkü o aklını oynatmıştı.

 Sanırım karizma gerçekti.

 Çünkü bu gerçekten  onun ne  Onun mesajı buydu.

 Mesajı gerçekti.

 Ve   herkes bu kararı vermek zorunda kaldı.

  Kime inanıyorsun?

 Bu adam gerçeği söylüyor.

 Sen kime inanıyorsun?

  Birçok bakımdan, hayatı bir savaştı.

 Bu bir savaş hikayesi, ancak İsa’nın, bu dünyadan olmayan güçlere ve prensliğe karşı olduğunu söylediği savaşa karşı bir savaş.

  Ve kendisinin yüzde 150’sini adamıştı.

  O, hayatımda tanıştığım en büyüleyici kişiydi.

  Şüphesiz.

 İşte bu.

  Umut var.

  Umudun ötesinde.

 Güvencemiz var.

  Her şeyin her zamankinden daha ideal  ve daha iyi olacağından eminiz.

  Fakat aynı zamanda, İsa’nın üçüncü günde  tekrar cennete yükselip sonsuza kadar egemen olacağını  bildiği zaman sahip olduğu güvenceye de sahibiz.

  O biliyordu, biz biliyoruz,  şu anki başarılı şüpheciliğimiz ve sefaletimizin sonucunun  son derece acı verici olacağını.

  Bunu tarihten biliyoruz, bunu kutsal kitaptan biliyoruz,  Fatima’dan biliyoruz,  en kötüsü henüz gelmedi.

  İçine daldığımız çok ciddi bir durum hakkında yorum yapıyoruz.

  Tanrı tarafından değil, insan hataları,  papa hataları, piskopos hataları,  papaz hataları, rahibe hataları  ve vasıfsız insanların hataları.

 Herkesin payı var.

  Fakat Tanrı’nın usulü, günah işleyen azınlık için  bütün insanlığı cezalandırmasıdır.

  Şeytan hakkında  hatırlamamız gereken bir şey daha var:  Bizim ona karşı  hiçbir korumamız yok.

  Bu dünyadaki hiç kimse  onunla boy ölçüşemez.

  Kimse.

  – Çok üzgünüm – Çok üzgünüm   -seni rahatsız ettiğim için.

 – Seni rahatsız ettiğim için.

   -Ve günahlarımdan nefret ediyorum – Ve günahlarımdan nefret ediyorum  -diğer her kötülükten daha fazla.

 – Diğer her kötülükten daha fazla.

  – Çünkü seni rahatsız ediyorlar, Tanrım.

 – Çünkü seni rahatsız ediyorlar, Tanrım.

  – Ve ben kutsal lütufla – Ve ben kutsal lütufla – kararlı bir şekilde çözüyorum – kararlı bir şekilde çözüyorum  – hem seni artık rahatsız etmemek için, – hem seni artık rahatsız etmemek için,  – hem de hayatımı düzeltmek için.

 Amin.

 – Hem de hayatımı düzeltmek için.

 Amin.

  Diz çökebilenler, diz çöksün.

 Dostlarım, bu kutsanmış kutsal varlıktır.

 Bunu daima yanımda taşırım.

 Bu aslında var.

 O bütün bu zaman boyunca bizimleydi.

 – Amin.

 – Amin.

 – Peki.

 – Teşekkür ederim.

 Bunu bilmiyordum.

 Bunca zaman onun bizimle olduğunu bilmiyordum.

 Peder Martin, büyük silahlar taşıyor, Lorraine.

 ||

 

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

....

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.